Zirveden Sonra

Büyük zirveye(!?) NATO’ya üye olmayan Avustralya, Azerbaycan, Bahreyn, Japonya, Kuveyt, Yeni Zelanda, Bahreyn, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) katıldı. Şimdi, Nasrettin Hocanın fıkrası misali durduğumuz yer Dünya’nın merkezidir görüşüyle bakılırsa pek de bu görüşü doğrulayan bir katılım çeşitliliği olmadığı rahatlıkla görülür. Zira Avustralya niree Azerbaycan niree, BAE nire? Bir başka deyişle Dünyanın dört bir yanından devlet ve hükümet başkanları yahut onların temsilcileri geldi bu zirveye.

Katılımın coğrafi genişliği ve çeşitliliği NATO’nun alan dışılık yaklaşımını oldukça genişlettiğinin bir işareti. Varşova Paktı yıkılınca NATO’nun dağılacağına dair görüşler, alan dışılık yaklaşımı ile boşa çıkmıştı. Bunun en somut örnekleri Kosova ve Bosna’da görüldü. Bu yaklaşımın aynı zamanda küresel çapta karşılık gördüğü de artık belirginleşmiş bir durumda.

Bu şartlar altında Arap Yarımadası devletlerine ayrı bir yer ayırmak gerekiyor. Örneğin Katar; ABD ve İngiltere’nin çok ama çok önemli bir müttefiki. Uzun yıllar İngiltere’nin askeri ve ticari himayesi altında varlığını sürdürdü. Yani bağımsız bir devlet değildi ta ki 1971 yılına kadar. Katar bu bağlılığını halen İngiltere Kraliyeti himayesinde gerçekleştirilen Royal Ascot at yarışlarında şeyhlerinin melon şapka ve frakla arz-ı endam eylemesi ile gösterir. Yani sınırları içinde başka, sınırları dışında başka. Benzeri bir davranış biçimi Suudlar için de geçerlidir ama konumuz o değil.

Diğer Arap Yarımadası devletleri için de bu bağlılık durumu Katar’ınkinden farklı değil. Dolayısıyla Arap Yarımadası devletlerinin NATO ve özellikle ABD’ye olan taahhütleri bölgesel güvenlik için ödevlerini tam anlamıyla yaptıklarını gösteriyor. Bu yüzden de NATO üyesi olmadan NATO zirvesine katıldılar.

NATO’nun “eski Avrupa” devletlerini oluşturan müttefikleri ise tüm muhalif söylemlerine rağmen ittifakın şartlarına uyum sağlama konusunda gayet istekli bir tutumdalar. Yani burada mesele kim nerede koşu yaptı, hangi lider nasıl giyindiden ziyade taahhütler nasıl yerine getirildi konusu. Son görüşmeler de göstermektedir ki; bu taahhütler yerine getirilirken fazla bir sorun yaşanmıyor. Tüm“bizimle değilsin” içerikli kılık kıyafet eleştirilerini ise uluslararası politikada dedikodu nedir kısmına bırakalım, benim alanım değil bu konular.

Sonuç olarak; NATO üyesi devletler, askeri harcama ve kapasitelerini genişletme taahhüdü etrafında birleşti. Bunun yanı sıra NATO harici devletler de ittifaka “seçkin katkı sağlama” taahhütlerini yerine getireceklerini binlerce kilometre öteden gelerek gösterdiler. Yani NATO kapasitesini genişleterek ABD’nin yönlendiriciliğinde yoluna devam ediyor. Diğer üyeler de mevzii hususlarda, belli sınırlar dahilinde, kendine yardım ilkesi çerçevesinde çıkarlarını koruma ve güç kapasitelerini artırma arayışına devam ediyor. Mesele bundan ibaret… Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları…

BUNLAR YOKTU

Şimdiki nesiller eskiyi bilmezler, “Böyle gelmiş böyle gidiyor” sanırlar. Yüz yıl, 60, 70 yıl öncesine kadar böyle hastalıklar binde bir olurdu. Şimdi, ölen ölene; sebepleri de besbelli!..
Ateş düştüğü yeri yakıyor, ama yüzmilyonda bir iki, istisnalardan başka kimsenin umurunda değil!..
Kanserin ne adı bilinirdi, ne de kanserden öleni görürdük!..
YÜZ YILDIR, SÜT TOZU, KISIR TOHUMLAR, KİMYASAL TARIM, TRANS YAĞLAR, RAFİNE TUZ, TİTANLI BEYAZ ŞEKER, BEYAZ EKMEK, TÜKETİMİ İLE BAŞLAYAN SAĞLIK ŞİMDİ NE DURUMDA ACABA?..
TÜRKİYE’ DE HER YIL ARTARAK, GEÇEN YIL KANSERDEN ÖLENLERİN SAYISI: 75.OOO İLE 80.000 KİŞİ ARASINDA…
Seksen tane 1000 kişi!..
Kanserden ölenlerin oranı, % 16. Türkiye dünyada ilk sırada!..
HER YIL ARTA ARTA!..
TÜRKİYE’ DE KALP VE DAMAR HASTALIKLARINDAN ÖLENLERİN, ARTA ARTA, SON YILLIK SAYISI: Toplam ölümlerin % 36′ sı.
Yaklaşık, 180. OOO kişi ÖLÜYOR.
180 TANE, BİN KİŞİ, HER GÜN ARTA ARTA…
Dünyada ilklerde!..
TÜRKİYE’ DE, TAM 12 MİLYON DİABET HASTASI VAR. DÜNYADA İLK SIRADA!..
TÜRKİYE’DE, DİABET HASTALIĞINDAN, HER GÜN… HER GÜN… HER GÜN… 87 KİŞİ ÖLÜYOR. YILDA, 32. OOO KİŞİ… 32 tane, 1000 KİŞİ ÖLÜYOR!..
HER GÜN ARTA ARTA!..
TÜRKİYE DE OBOZİTE, DÜNYADA İLK SIRADA. YETİŞKİNLERİN % 57’Sİ OBEZ!..
Oboziteden ölenlerin sayısı, her organın iflasından olduğu için, kesin bulunamıyor.
HER GÜN ARTA ARTA!..
Türkiye’de terafik ve iş kazalarından sakat kalanları ve ölenlerin sayısı da dudak uçuklatır!…
DÜNYADA İLK SIRALARDA…
HER YIL MİLYONLAR ÖLÜYOR, BİZİM MİLLET İSE, HALÂ ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞININ NE ZAMAN ÇIKACAĞINI MERAK EDİYOR!..
SAVAŞLARIN HALÂ KILIÇ KALKANLA YAPILACAĞINI SANIYOR!..
NE DİYELİM, ALLAH BEYİN VERMİŞ, AMA…

BEYİN OMUZ ALTINDA KİRADA OLUNCA, OLAN TABLO BU!..

Kuran’ı Kerim. Sure 47/ayet 28:
Bu halin sebebi şudur ki: Onlar Allah’ın hışmına bais olacak şeye tabi oldular. Allah’ı hoşnud edecek şeyi istemediler. Bundan dolayı Allah onların amellerini beyhude kılmıştır.

TÜ de Akademik Yükseltme töreni


Trakya Üniversitesinde akademik yükseltme almaya hak kazanan öğretim üyeleri, Balkan Kongre Merkezinde düzenlenen 2025-2026 Akademik Yükseltme Töreni’nde cübbelerini giyerek belgelerini aldı.


Tören, saz ve ses sanatçısı Emre Çam ile saz sanatçısı arkadaşlarının sunduğu müzik dinletisiyle başladı.
Rektör Prof. Dr. Mustafa Hatipler, törende yaptığı konuşmada, salonda bulunan akademisyenlerin ortak bir hikâyeyi paylaştığını belirterek akademisyenliğin sabır ve azim gerektiren bir meslek olduğuna dikkat çekti.

Bir akademisyenin makalenin yazımından hakem değerlendirme sürecine, yayımlanmasından projelerin sonuçlanmasına kadar pek çok aşamada sabırla beklemeyi öğrenmesi gerektiğini ifade eden Hatipler, içinde yaşadığımız çağın her şeyin anında gerçekleşmesini istemesine karşın bilimin aceleye gelmeyeceğini vurguladı.


Bilimsel üretimin sabır ve zaman gerektirdiğini vurgulayan Hatipler, bilimin aceleye gelmeyeceğini ifade etti. Hatipler, akademik yükseltmelerin yalnızca bir unvan değil, yıllar süren emeğin ve bir fikrin peşinden kararlılıkla gitmenin karşılığı olduğunu belirtti.


Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Tan ise akademik kariyerin yıllar süren emek, sabır ve özverinin birikimi olduğunu ifade etti. Akademik yükseltmelerin uzun yıllara yayılan bilimsel emek ve özverinin sonucu olduğunu belirten Tan, bu süreçte büyük fedakârlık gösteren akademisyenleri tebrik ederek emeği geçen herkese teşekkür etti.


Açılış konuşmalarının ardından akademik yükseltme almaya hak kazanan öğretim üyelerine cübbeleri giydirilerek belgeleri takdim edildi. Tören, toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.


Törene Belediye Başkan Yardımcısı Cenk Ergüden, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, Prof. Dr. Eylem Bayır ve Prof. Dr. Sedat Üstündağ, Genel Sekreter Hüseyin Türkel, Genel Sekreter Yardımcıları Doç. Dr. Ali İhsan Meşe ve Nurdan Cankaya, 2003-2023 yılları arasında Kırcaali Belediye Başkanlığı görevinde bulunan Doç. Dr. Hasan Azis, dekanlar, okul müdürleri, daire başkanları ve akademisyenler katıldı.

EGD’den Gencan’a Kırkpınar teşekkürü

Edirne Gazeteciler Derneği (EGD) Başkanı Gökhan Tuzladan, Başkan Yardımcısı Mehmet Şenol ve Genel Sekreter Necmi Engin ile birlikte Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan’ı makamında ziyaret etti. Ziyarette, 665. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşlerinin başarılı organizasyonu ve basın mensuplarına sağlanan destekler dolayısıyla Başkan Gencan’a teşekkür edildi.

Samimi bir atmosferde gerçekleşen ziyarette konuşan EGD Başkanı Gökhan Tuzladan, bu yıl düzenlenen Kırkpınar’ın organizasyon kalitesi ve basın mensuplarına sunulan imkanlarla önceki yıllardan farklı bir başarıya imza attığını söyledi.

Basın mensuplarının organizasyon boyunca rahat ve verimli bir çalışma ortamına kavuşmasının önemli olduğunu vurgulayan Tuzladan, şunları kaydetti:

“Bu yıl 665’incisi gerçekleştirilen Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde gerçekten farklı ve çok başarılı bir organizasyon yaşadık. Özellikle sahada görev yapan basın mensuplarımıza sağladığınız kolaylıklar ve çalışma imkânları için sizlere teşekkür ediyoruz. Bu büyük organizasyonun başarıyla tamamlanmasında başta siz olmak üzere emeği geçen tüm ekibinizi gönülden kutluyoruz.”

Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan ise basının, Kırkpınar’ın ulusal ve uluslararası tanıtımındaki en önemli güçlerden biri olduğunu belirtti.

Basın emekçilerinin büyük fedakârlıkla görev yaptığını ifade eden Gencan, şu değerlendirmede bulundu:

“Basın bizim sesimiz, gözümüz ve kulağımızdır. Ata sporumuz Kırkpınar’ın tüm dünyaya duyurulmasında sizlerin emeği çok büyük. Günlerce sıcak havaya rağmen sahada büyük özveriyle çalışan tüm basın emekçilerimizi yürekten kutluyor, emekleri için teşekkür ediyorum.”

Ziyarette ayrıca, Kırkpınar’ın gelecek yıllarda daha da geliştirilmesi, kentin tanıtımına katkı sağlayacak ortak çalışmalar ve basınla iş birliğinin güçlendirilmesi konusunda görüş alışverişinde bulunuldu.

Görüşme, günün anısına çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi.

Tavukların arasında 526 kilo uyuşturucu!

Olgay GÜLER

Edirne’de Bulgaristan’a açılan Kapıkule Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yapan TIR’da yapılan aramada, dondurulmuş tavuk kolileri arasına gizlenmiş 526 kilo 327 gram uyuşturucu ele geçirildi, sürücü tutuklandı.

Edirne Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekipleri, Türkiye’ye giriş yapmak üzere Kapıkule’ye gelen TIR, risk analizinin ardından x-ray taramasına sevk edildi. Taramada şüpheli yoğunluk tespit edilen TIR, detaylı arama için hangara alındı.

Eğitimli köpeklerin tepki vermesi ile açılan dorsede, yasal yükün dondurulmuş tavuk olduğu ve yükün aralarında karton koliler bulunduğu belirlendi. Aramada 450 paket içinde 526 kilo 327 gram uyuşturucu ele geçirildi.

Gözaltına alınan TIR sürücüsü, çıkarıldığı mahkemede tutuklandı.

TÜ’de hastane tekstili üretimi

Trakya Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu, eğitim ile üretimi buluşturan örnek bir projeyi hayata geçiriyor. Yüksekokul bünyesindeki tekstil üretim atölyesinde bir araya gelen öğrenciler hem mesleki becerilerini geliştiriyor hem de üniversite hastanesinin tekstil ihtiyaçlarını karşılayarak toplumsal katkı sağlıyor.

Uygulamalı eğitim anlayışını bir adım ileriye taşıyan model kapsamında öğrenciler, üretim sürecinin her aşamasında aktif rol alıyor. Tekstil üretim atölyesinde yürütülen çalışmalarla öğrenciler; kumaş seçiminden dikim tekniklerine, makine bakımından kalıp hazırlamaya kadar pek çok alanda deneyim kazanıyor. Aynı zamanda ekip çalışması ve üretim disiplini gibi mesleki yetkinlikler de pekiştiriliyor.

“ÖĞREN” VE “ÜRET” TEMELLİ EĞİTİM MODELİ

Tekstil, Giyim, Ayakkabı ve Deri Bölümü Başkanı Doç. Dr. Nilgün Becenen, projenin iki aşamalı bir eğitim modeliyle yürütüldüğünü belirtti. İlk aşamada öğrencilerin kumaş seçimi, dikim teknikleri, makine bakımı ve kalıp hazırlama gibi temel becerileri edindiğini ifade eden Becenen, ikinci aşamada ise bu bilgilerin öğretim elemanlarının rehberliğinde hastane tekstilleri üretiminde uygulamaya dönüştürüldüğünü söyledi.

Modelin yalnızca teknik beceri kazandırmayı hedeflemediğine dikkat çeken Becenen, bu yaklaşımın öğrencilerin çok yönlü gelişimine katkı sunduğunu ifade etti.

Becenen, üretim sürecine aktif katılımın öğrencilerin özgüvenini ve mesleki motivasyonunu artırdığını belirterek, “Amacımız öğrencilerimize mesleki yetkinlik kazandırırken toplumsal katkı bilinci, kurumsal aidiyet ve sürdürülebilir üretim farkındalığı oluşturmak; birlikte üretmenin gücüyle psikolojik iyi oluşlarını da desteklemek.” dedi.

AKADEMİK REHBERLİK VE SEKTÖREL HAZIRLIK

Üretim sürecinde öğrencilere rehberlik eden Dr. Öğr. Üyesi İsmail Yüce ve Dr. Öğr. Üyesi Hayri Şen ise bu tür uygulamaların öğrencilerin sektöre hazır hale gelmesi açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Akademik bilgi ile pratik deneyimi bir araya getiren bu modelin sürdürülebilirliği, öğrencilerin mesleki gelişimi ve istihdam olanakları açısından kritik bir rol üstlendiğini ifade ettiler.

Edirne Belediyesi Müzik Müzesi, Collection Dergisi’nde

“Geçmişin Değerlerini Geleceğe Taşıyanların Dergisi” sloganıyla yayımlanan ve sanat dünyasının saygın yayınlarından olan Collection Dergisi, son sayısında Edirne Belediyesi Müzik Müzesi’ni sayfalarına taşıdı.

Koleksiyon kültürünü, kültürel mirası ve müzeciliği konu alan yayınlarıyla öne çıkan Collection Dergisi’nde, Edirne Belediyesi tarafından hayata geçirilen ve yaklaşık 500 enstrümandan oluşan zengin koleksiyonuyla ziyaretçilerini ağırlayan Müzik Müzesi’ne yer verildi.

Müzenin açılış törenine de katılan Collection Club yönetimi, Edirne Belediyesi Müzik Müzesi’nin koleksiyonculuk kültürüne ve kültürel mirasın korunmasına sunduğu katkının önemine dikkat çekti. Açılışta müzeyi yakından inceleyen heyet, böylesine nitelikli bir kültür yatırımının Türkiye’de örnek gösterilecek projeler arasında yer aldığını ifade etti.

Edirne Belediyesi, kentin kültür ve sanat yaşamını zenginleştiren projeleri hayata geçirmeye devam ederken, Müzik Müzesi’nin ulusal ölçekte saygın yayınlarda yer bulması da bu çalışmaların gördüğü değeri bir kez daha ortaya koydu.

Arı Tarım’dan Konya’ya dev yatırım! Tuzlukcu’da 300 dönümlük jeotermal sera kurulacak

Arı Tarım A.Ş., Konya Tuzlukcu ilçesinde toplam 300 dönümlük jeotermal sera yatırımı yapmaya hazırlanıyor.

Firma sahibi Özer Urak, her biri 50 dönüm büyüklüğünde 6 modern sera kurulacağını belirterek, şirketin Türkiye genelindeki sera sayısının da hızla arttığını söyledi.

Arı Tarım A.Ş., jeotermal enerjiyle modern sera üretimine yönelik önemli bir yatırım kararı aldı.

Firma sahibi Özer Urak, Konya Tuzlukcu ilçesinde her biri 50 dönüm büyüklüğünde 6 adet jeotermal sera kurulacağını açıkladı. Toplam 300 dönümlük yatırımın, bölgedeki örtü altı üretim kapasitesine önemli katkı sağlaması bekleniyor.

Türkiye genelinde 11 serası bulunuyor

Urak, şirketin halen Türkiye’nin farklı bölgelerinde faaliyet gösteren 11 modern seraya sahip olduğunu belirtti.

Buna göre şirketin;

Antalya’da 6,

Adana’da 2,

Mersin’de 3

olmak üzere toplam 11 serası bulunuyor.

Seraların Antalya’nın Kumluca, Finike, Demre, Serik, Manavgat ve Elmalı, Adana’nın Karataş ve Seyhan, Mersin’in Anamur, Bozyazı ve Silifke ilçelerinde faaliyet gösterdiğini belirten Urak, Sandıklı yatırımının da bu üretim ağına ekleneceğini ifade etti.

Modern üretim teknikleri uygulanıyor

Özer Urak, seralarda ağırlıklı olarak sebze ve tarla bitkileri üretimi gerçekleştirildiğini belirterek, başta domates, biber, salatalık, patlıcan, kabak, karpuz ve kavun olmak üzere farklı bölgelerin iklim koşullarına uygun ürünlerin yetiştirildiğini söyledi.

Üretim süreçlerinde modern tarım teknikleri, kontrollü sulama sistemleri ve bitki besleme uygulamalarının kullanıldığını ifade eden Urak, amaçlarının yüksek verim ile kaliteli üretimi birlikte sağlamak olduğunu dile getirdi.

İhracata yönelik üretim hedefleniyor

Urak, Türkiye’nin farklı iklim bölgelerinde üretim yapabilmelerinin yıl boyunca kesintisiz ürün arzı sağladığını belirterek, modern sera yatırımları sayesinde hem iç pazara hem de ihracata yönelik güvenilir ve kaliteli ürün üretimini sürdürdüklerini kaydetti.