Kategori arşivi: Siyaset

Keşan – Enez yolunda kağnı hızı!


Edirne Milletvekili Ediz Ün, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yıllardır tamamlanamayan KeşanEnez yoluyla ilgili soru önergesi verdi. Ün, Türkiye’nin 2025 yılında 1 trilyon 950 milyar TL faiz ödemesi yapacağını ve 2024 yılında kamu özel işbirliği modeliyle işletilen köprü ve otoyollara 60 milyar TL ödendiğini hatırlatarak, halkın can güvenliğini ilgilendiren projelerin ihmal edildiğini belirtti.
2018’de başlandı, 2021’de bitecekti 2025’te hâlâ bitmedi
KeşanEnez yolunun 2017’de yatırım programına alındığını ve 2018’de yapımına başlandığını hatırlatan Ediz Ün, yolun 2021’de tamamlanmasının planlandığını ancak aradan geçen yıllara rağmen çalışmaların sürüncemede kaldığını ifade etti. Ün, “Yol kağnı hızında ilerliyor, yaz aylarında yüz binlerce vatandaşımız can tehlikesi altında seyahat ediyor” diyerek durumu özetledi.


Soru Önergesi Meclis Gündeminde
Milletvekili Ediz Ün, konuyla ilgili olarak Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun yanıtlaması istemiyle Meclis’e yazılı soru önergesi sundu. Önergede şu sorular yer aldı:
“KeşanEnez yolunun hâlâ tamamlanamamasının nedeni nedir? Hangi tarihte bitirilecektir?
Bakanlık yatırım programlarını hangi kriterlere göre yapmaktadır? Bu projedeki gecikmenin gerekçesi nedir?
Yatırım programlarında yer almasına rağmen Genel Müdürlüğünüz döneminde tamamlanamayan KeşanEnez yolu, Bakanlığınız döneminde tamamlanacak mıdır?
Artan yaz trafiği göz önüne alındığında, yolun bölünmüş yol haline getirilmesi planlanmakta mıdır?
20202025 yılları arasında yaz aylarında bu yolu kullanan araç sayısı nedir?
Yıllardır devam eden gecikmeler ve kazalar bölge halkının da tepkisine neden oluyor. Saros Körfezi’ne ulaşım sağlayan bu güzergâh, özellikle yaz aylarında yoğun olarak kullanılıyor. Ancak yolun fiziksel yetersizlikleri hem trafik güvenliğini hem de turizm potansiyelini olumsuz etkiliyor.”
KAĞNI HIZI
Milletvekili Ediz Ün, “Milletvekili olarak ilk verdiğimiz soru önergesi Keşan Enez yolunun durumuydu. Biz hala sormaya devam ediyoruz. Onlar da bir türlü yolu yapmamaya devam ediyorlar. Kağnı yolundan hallice bir yol kağnı hızıyla yapılmaya, vatandaşlarımız can ve mal kaybı yaşamaya devam ediyor ” ifadelerini kullandı.

‘Hangi yıl bitecek bu yol?’


İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, Enez ve çevresine dair verdiği yazılı soru önergesine gelen yanıtlara sert tepki gösterdi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın verdiği cevapların, bölge halkının yaşadığı yapısal sorunları çözmekten uzak ve geçiştirici olduğunu belirten Akalın, “Kırsal kalkınma, vatandaşın can güvenliği ve bölgesel turizm göz ardı ediliyor” dedi.
Akalın, Enez ilçesi ve köylerinde faaliyet gösteren birçok işyerinin, karayollarının köy içinden geçmesi nedeniyle mevcut yönetmelik uyarınca ruhsat alamadığını hatırlatarak, bu durumun hem ekonomik hem sosyal hayata darbe vurduğunu söyledi.


Bakanlık tarafından verilen yanıtta “mevzuat çalışmaları sürüyor” ifadelerinin yer aldığını ancak somut bir çözüm ya da takvim bulunmadığını vurgulayan Akalın, “Vatandaşımıza ‘bekleyin’ demek çözüm değil. İnsanlar üretmek, yatırım yapmak, ayakta kalmak istiyor. Bu iş günü kurtarmakla olmaz” dedi.
Akalın ayrıca, İpsala-Enez karayolu çevresindeki açık su kanallarına dikkat çektiği önergesinde, bu bölgelerde yaşanan ölümlü kazalar nedeniyle koruma şeritlerinin yapılmasını talep etmişti. Bakanlığın cevabında genel trafik işaretlemeleri ve kurallardan söz edildiğini, ancak açık su kanalları gibi hayati risk taşıyan detaylara özel bir güvenlik planı sunulmadığını belirten Akalın, “Rutin bakımın adı var, ama çözüm yok. Her yaz yeni bir acı haber almadan bu kanalların güvenliği sağlanmalı” ifadelerini kullandı.
Enez-Keşan yolu ile ilgili olarak da kamuoyunun yanıltıldığını savunan Akalın, 58 kilometrelik yolun sadece 6,5 kilometresinin tamamlandığını, o kısmın da kalitesiz işçilik nedeniyle sürekli onarımla ayakta tutulduğunu söyledi.
Akalın, “Soru önergemizde yolun neden bitmediğini ve yeniden başlatılması için bir takvim olup olmadığını sorduk. Ne bir gerekçe var ne de bir takvim. İş programına göre devam ediyormuş. Hangi iş programı? Hangi yıl bitecek bu yol?” diyerek tepki gösterdi.
Özellikle yaz aylarında Enez ve çevresine yüzbinlerce insanın geldiğini hatırlatan Akalın, turizm ve ulaşım açısından stratejik öneme sahip bu yolun önemine dair herhangi bir değerlendirme yapılmamış olmasını da eleştirerek sözlerini şöyle tamamladı:
“Enez, 30 köyüyle, sahil kasabalarıyla, tarımıyla, turizmiyle bu ülkenin köşeye itilmiş bir ilçesi değildir. Bu sorunlar yerel değil, ulusal kalkınma meselesidir. Biz sorularımızı samimiyetle soruyoruz, cevaplar ise klasik ezberle veriliyor. Bu anlayış değişmedikçe Edirne değil, siz kaybedersiniz.”
AKALIN’IN SORU ÖNERGESİ
“Edirne ilimize bağlı Enez ilçesi ve köylerinde faaliyet gösteren birçok işyeri, mevcut karayollarının değişmemesi ve bu yolların köy içlerinden geçmesi nedeniyle mevzuattaki 25 metre mesafeye ilişkin şartı sağlayamamaktadır. Bu durum, Edirne İl Özel İdaresi tarafından ruhsat verilmesinin önünde engel teşkil etmekte, bölgedeki ticari hayatı ve kırsal kalkınmayı olumsuz etkilemektedir.
Öte yandan, İpsala-Enez Karayolu çevresindeki çeltik tarlaları nedeniyle her iki tarafinda açık su kanalları bulunmaktadır. En ufak bir trafik kazasında araçların bu kanallara düşmesi can kayıplarına yol açmakta, yolun fiziksel güvenlik eksikliği nedeniyle ölümlü kazalar yaşanmaktadır. Bu hayati tehlike nedeniyle söz konusu güzergaha acilen koruma şeritleri yapılması elzemdir.
Enez-Keşan yolu ise yıllardır çözülemeyen bir sorun olmaya devam etmektedir. Yaz aylarında ilçe merkezi, 30 köy ve 8 sahil bölgesine hizmet veren bu yol, yüzbinlerce insan tarafından kullanılmaktadır. Ancak, yapımına başlanmasına rağmen yalnızca 2 kilometrelik kısmı tamamlanmış, o kısımda dahi ciddi kalite sorunları yaşanmış, yol yeniden tamiratlarla geçici olarak kullanılabilir hale getirilmiştir. Şu an itibarıyla yol, özellikle yaklaşan turizm sezonu öncesinde büyük bir trafik ve can güvenliği riski oluşturmaktadır. Bu yolun acilen tamamlanması ve güvenli hale getirilmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda;

  1. Enez ve köylerindeki işyerlerinin, karayolu güzergahı değişmediği sürece ruhsat alamamalarına neden olan “karayolundan 25 metre mesafe” şartına ilişkin bir düzenleme yapılması planlanmakta mıdır?
  2. İpsala-Enez Karayolu çevresindeki açık su kanalları nedeniyle yaşanan trafik kazalarında can kayıplarının önüne geçilmesi amacıyla, bu güzergahta koruma şeritlerinin yapılması planlanmakta mıdır?
  3. Enez-Keşan yolu yapımının tamamlanamama gerekçesi nedir? Bu yolun yapımının yeniden ve kalıcı şekilde başlatılması için bir takvim belirlenmiş midir?
  4. Enez ilçesinin yaz aylarında büyük bir nüfus hareketine sahne olduğu göz önüne alındığında, bu yolun stratejik önemi hakkında Bakanlığınızın bir değerlendirmesi bulunmakta midir?”
    BAKAN URALOĞLU’NUN YANITI
    “İpsala-Enez il yolu; 35 km uzunluğunda bitümlü sıcak karışım kaplamalı tek yol standardında trafiğe hizmet vermektedir. Bahse konu il yolunda gereken yol bakım onarım çalışmaları rutin olarak yapılmakta olup yatay ve düşey trafik işaretlemeleri mevcuttur. Yatay kurplarda savrulma yönünde otokorkuluk bulunmakta olup; “Otokorkuluk Uygulama Kriterleri’ni karşılayan kesimlerde, iş programı dahilinde imalatları değerlendirilmektedir.
    Keşan-Enez il yolu; 58 km uzunluğunda tek yol standardındadır. Onaylı projesi bulunan yol yatırım programında yer almaktadır. Keşan ayrımından itibaren toplam 16 km’lik kesimde ihaleli olarak yürütülen rehabilitasyon çalışılmaları kapsamında 6,5 km’lik kesim bitümlü sıcak karışım kaplamalı tek yol olarak tamamlanmıştır. Kalan kesimlerde ise yapım çalışmaları iş programına göre devam etmektedir.
    Diğer yandan; “Karayolları Kenarında Yapılacak ve Açılacak Tesisler Hakkında Yönetmelik”in 26’inci maddesine istinaden, ticari amaçlı yapılar için geri çekme mesafesi 25 metre olarak uygulanmaktadır. Söz konusu yönetmeliğin günümüz koşullarına göre revize edilmesine ilişkin mevzuat çalışmalarına ilgili Kurum ve Kuruluşlarla birlikte devam edilmektedir.”

‘Güçlü şehir, güçlü Türkiye’


Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Sinan Tekin, Antalya’da düzenlenen “Ortak Akıl, Güçlü Şehir Çalıştayı”nda yaptığı konuşmada, Antalya’nın geleceğini ortak akılla inşa etmenin önemine dikkat çekerek bu anlayışın, tüm Türkiye’de ortak akıl ve istişare kültürünü güçlendirmek için sürdürülen bir çalışma olduğunu vurguladı.
Tekin konuşmasında, Antalya’nın sadece turizmin değil, emeğin, tarımın ve üretimin de başkenti olduğuna vurgu yaptı. Plansız büyümeden kaynaklanan sorunlara işaret eden Tekin, Antalya’nın bereketli topraklarının korunması, gençlerin başka şehirlere göç etmek zorunda kalmaması ve refahın şehrin her köşesine yayılması gerektiğini ifade etti.


“Antalya’da ortaya koyduğumuz bu vizyon, Türkiye’nin dört bir yanında ortak akıl ve istişare kültürünü güçlendirmeyi hedeflemektedir.” diyen Tekin, güçlü şehirler olmadan güçlü bir Türkiye’nin mümkün olmayacağını belirtti.
Çalıştayda tarımdan turizme, şehircilikten sosyal adalete kadar pek çok başlıkta somut çözüm önerileri ele alındı. Katılımcıların fikirlerinin raporlanarak ilgili kurumlara iletileceğive sürecin takipçisi olunacağı belirtildi.
Ortak Akıl, Güçlü Şehir çalıştaylarıyla, Türkiye’nin her bölgesinde halkın katılımıyla sorunların tespit edilerek, çözüm yollarını istişareyle geliştirmek, adaletli kalkınma vizyonunu yaymanın amaçlandığı kaydedildi.

CHP’den suç duyurusu

Cumhuriyet Halk Partisi Edirne Örgütü, Ak Parti eski Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı hakkında suç duyurusunda bulunacak. CHP’liler bugün saat 15.00’te Edirne Adalet Sarayı önünde buluşacaklar.


CHP’den yapılan duyuruda “Eski Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı’nın X hesabından ve diğer sosyal medya hesaplarından paylaştığı “Kanlı 1923 darbesi” yorumu açıkça Cumhuriyetimize ve Atamıza saldırıdır onun için susmuyoruz! Bu gün saat 15:00 da Edirne Adalet Sarayı önünde buluşuyoruz ve suç duyurusunda bulunuyoruz. Atatürk’e uzanan dili de, Cumhuriyet’e saldırıyı da affetmeyeceğiz! 9 Temmuz Çarşamba (Bugün) 15.00’te Edirne Adalet Sarayı Önünde olacağız” denildi.


CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin dün yapılan grup toplantısında Çamlı’ya yönelik ağır eleştirilerde bulunmuştu. Özel, CHP’nin vekilleri ve 81 il başkanları ile birlikte Çamlı hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını duyurmuştu.

CHP’li il başkanlarından ortak tepki

CHP’nin 81 İl Başkanı seçilmiş belediye yöneticilerine yönelik operasyonlara tepki gösterdi.

CHP Edirne İl Başkanı Harika Taybıllı’nın da katıldığı ve Genel Başkanı Özgür Özel’in başkanlığında yapılan İl Başkanları toplantısı sonrasında gerçekleştirilen ortak açıklamada şunlara yer verildi:

Öncelikle sınır ötesi yapılan pençe kilit operasyonunda şehit olan 12 Askerimize Allahtan rahmet yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Ulusumuzun başı sağolsun.
81 İl Başkanı olarak bugün Genel Başkanımız Özgür ÖZEL’in katılımıyla yapmış olduğumuz İl Başkanları toplantısı ile ilgili sonuç bildirgesidir.
Türkiye, tarihinin en ağır demokrasi krizlerinden birinden geçiyor. Seçilmiş belediye başkanlarımızın, İzmir il başkanımızın ve Parti Meclisi üyemizin birer birer gözaltına alınması ve tutuklanması adaletin veya hukukun cinayetidir. Saray iradesi ve siyasi emirlerin ürünü bu karar vicdanları yaralamıştır.
31 Mart seçimleri sonucunda partimizin 1’inci parti olmasının ardından iktidarı kaybedeceğini gören saray ve cumhur ittifakı önce belediye başkanlarımıza saldırıp ardından partimizin kurumsal kimliğine karşı bir saldırıya başladı.
Bu operasyonlarla neyi amaçladığınızı çok iyi biliyoruz:
Seçimde yenemediğiniz Cumhuriyet Halk Partisi’ni yargı sopasıyla ezmeye, örgütümüzü dağıtmaya, halkın iradesini gasp etmeye çalışıyorsunuz.
Fakat yanlış yere saldırdınız. Partimizin tarihi mücadelelerin tarihidir.
Kurtuluş savaşı günlerinden gelen, Köklerini Kuva-i Milliye’ den alan ve bugüne kadar da ülkemizin demokrasi mücadelesinde en sert kavgaların içinden geçen partidir Cumhuriyet Halk Partisi.
Bizi kimse teslim alamadı, alamayacak. Hele Saray asla teslim alamaz.
Hepimizi biliyoruz herkes biliyor ki yapılan tutuklamalar göz altıların hiç biri hukuki değildir.
Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’nu tutuklayarak kendilerini güvende hissediyorlar yanıldıklarını görecekler.
Genel Başkamıza soruşturma açarak Genel Başkanımızı susturacaklarını düşünüyorlar yanıldıklarını görecekler.
Bizim bir görevimiz var. Bu görev Cumhuriyet Halk Partisini ve Türkiye Cumhuriyetini kuran Mustafa Kemal Atatürk tarafından verilmiştir. Bu görev her şeyin ve herkesin üstündedir.
Atatürk’ün bize miras bıraktığı partimize ve Türkiye Cumhuriyetimize sonsuza kadar sahip çıkacağız.
Herkes biliyor ki;
Tutuklanan tüm Belediye Başkanlarımız halkçı belediyecilik anlayışının en güzel örneklerini göstermişlerdir. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu, adaletin ve hukukun egemen olduğu insanların huzur içinde yaşadığı gençlerin geleceğe güvenle bakacağı bir ülkeyi kurmak için yola çıktığı ve seçimi kazanacağı için tutuklanmıştır.
Belediye başkanlarımızı tutuklayarak halkın iradesine ipotek koydunuz.
Söylenen her yalan yalan söyleyenlerin üzerinde yapışmaktadır.
12 Eylül’den bu güne kadar Partimizin ilk defa yöneticileri gözaltına alınmış tutuklanmıştır. Bu tutuklamaların hepsi siyasidir.
Buradan sesleniyoruz İzmir İl Başkanımız Şenol ASLANOĞLU’nun Ankara’da İl Başkanları toplantısının ardından tüm il başkanlarının kaldığı otelde sabaha karşı gözaltına alınması ve ardından mahkemece tutuklanması 81 İl Başkanına verilen bir gözdağıdır.
Biz bunu unutmuyoruz. Unutmayacağız da.
Parti Meclisi Üyemizi tutukladınız partimizin en üst organına saldırdınız bunu da unutmayacağız.
Bu mesajlarınızı kabul ediyoruz. Hodri Meydan…
Güveniyorsanız kendinize kurun sandığı
Bu ülkenin adalet sistemini, muhalefeti susturmak için kullananlara bir kez daha İl Başkanları olarak diyoruz ki;
Cumhuriyet Halk Partisi’ni ne mahkeme salonlarında yargılayabilirsiniz, ne de siyasi kumpaslarla durdurabilirsiniz.
23 yıldır iktidardasınız herkesi kendiniz gibi görebilirsiniz. Biz siz değiliz. Bizi kendiniz gibi görmeyin.
Biz onurlu bir mücadelenin yılmayan yıldırılamayan insanlarıyız.
Genel Başkanımızdan, İl ve İlçe Başkanlarımızdan, Milletvekillerimizden, Belediye başkanlarımızdan, tüm üyelerimize kadar Atatürk’ün kurduğu Bağımsız Demokratik Laik Türkiye Cumhuriyetini sonsuza kadar yaşatma kararlılığında olan insanlarız.
Biz bu ülkenin kurucu partisiyiz. Bugün 81 ilde, binlerce belediyede, milyonların yüreğinde CHP var.
Bu örgüt, korkmaz! Bu örgüt, eğilmez! Bu örgüt, asla teslim olmaz!
Örgütümüzü hedef alarak bir korku rejimi inşa etmeye çalışanlar, karşısında çelikten bir irade bulacaktır.
Ne yaparsanız yapın Cumhuriyet Halk Partisi İktidar,
Ekrem İmamoğlu Cumhurbaşkanı olacaktır.

Yaşasın Cumhuriyet Halk Partisi
Yaşasın Tam Bağımsız Demokratik Laik Türkiye Cumhuriyeti.

Taybıllı’dan operasyon tepkisi

CHP İl Başkanı Av. Harika Taybıllı, CHP li belediyelere yönelik operasyonlara tepki gösterdi. Taybıllı, ‘Cumhuriyet Halk Partisi’ni hedef alan bu alçakça saldırılar karşısında asla susmayacağız’ dedi.

Ak Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal’ı da paylaşımı nedeniyle eleştiren Başkan Taybıllı, ‘Görüyoruz ki AKP, çaresizliğini ve tükenmiş siyaset anlayışlarını örtbas etmek için yine kirli ve algı operasyonlarına dayalı bir yol seçmiştir. Son olarak, Edirne AKP Milletvekili, partimizin logosunu kullanarak “kutu kutu rüşvet” gibi aşağılık ifadelerle CHP’yi hedef alan görsel paylaşımlar yapmaktadırdedi.

Taybıllı paylaşımında şunlara yer verdi:

Bu tür paylaşımlar yalnızca siyasi ahlaksızlık değil, aynı zamanda kamuoyunu yanıltmaya ve halkı kutuplaştırmaya dönük organize bir kara propaganda çalışmasıdır.
Partimizin itibarına ve kurumsal kimliğine dönük bu kasıtlı saldırılarla ilgili olarak hukuk birimlerimiz, sorumlular hakkında yasal süreçleri başlatmak üzere harekete geçmiştir.
Gerekli tüm hukuki ve idari girişimler, bu iftira kampanyasının sahipleri ve yaygınlaştırıcıları hakkında tek tek yürütülecektir.

Cumhuriyet Halk Partisi, bu ülkenin kurucu partisidir. Temiz siyasetin, halkçı belediyeciliğin, şeffaf yönetimin adıdır. AKP’nin son dönemde ortaya saçılan belediye yolsuzlukları, ihale usulsüzlükleri, bir gecede sıfırlanan paralar, bavullarla taşınan rüşvetler ve bunlara göz yuman iktidar kadroları ortadayken; CHP’yi hedef alan bu seviyesiz ve çaresiz saldırılar halkın vicdanında hükümsüzdür.

🔴 Bizim ne yandaş müteahhitlerimiz var, ne saraylarımız, ne de sıfırlanacak kasalarımız.
🔴 Bizim hesabını veremeyeceğimiz tek bir kuruşumuz yok!
🔴 Bizim vicdanımız da, belediyelerimiz de halkın emanetidir.

Gerçek rüşvetin, gerçek çürümenin, gerçek kutuların kimlerin elinde olduğunu bu millet çok iyi biliyor.

Ayrıca son dönemde CHP’li belediyelere yönelik artan baskılar, sabaha karşı yapılan şafak operasyonları, hukuksuz gözaltılar ve siyasi talimatlarla yürütülen yargı süreçleri bu iftira siyasetinin bir başka boyutudur.

Adaletin olmadığı yerde iktidar zorbalıktır.
Sandıkta kaybettikçe şafakta kapı çalanlar, halkın iradesine pusu kuranlardır.
Bilinmelidir ki, halkın seçtiği belediyelere yapılan bu saldırılar yalnızca CHP’ye değil, doğrudan milletin iradesine yöneliktir.

🔴 Cumhuriyet Halk Partisi’ni hedef alan bu alçakça saldırılar karşısında asla susmayacağız!
Yalanlarınıza, iftiralarınıza ve siyasi kumpaslarınıza pabuç bırakmayacağız.

İklim Değişikliği Kanunu’na ‘çevre dostu’ tepkisi


Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen İklim Değişikliği Kanunu’nun kamuoyunda ve medya organlarında ‘çevre dostu’ bir gelişme olarak servis edildiğini, ancak Zafer Partisi olarak bu kanunun içeriğinde milli çıkarları, üreticileri ve sanayicileri tehdit eden unsurlar olduğunu açıkça belirtmek zorunda olduklarını bildirdi.
Zafer Partisi Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, “İklim Değişikliği Kanunu ve Meclisteki Sessizlik” baylıklı yazılı açıklamasında şunları kaydetti:
“Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen İklim Değişikliği Kanunu, kamuoyunda ve medya organlarında ‘çevre dostu’ bir gelişme olarak servis edilmiştir. Ancak Zafer Partisi olarak bu kanunun içeriğinde milli çıkarlarımızı, üreticilerimizi ve sanayicilerimizi tehdit eden unsurlar olduğunu açıkça belirtmek zorundayız. İklim değişikliği elbette çağımızın en önemli meselelerinden biridir. Fakat bu mücadele uluslararası sermaye gruplarının dayattığı, yerli üretimi kısıtlayan, enerji bağımsızlığımızı zayıflatan ve Türk çiftçisini, sanayicisini dışa bağımlı hale getiren maddelerle değil; bilimsel, yerli ve milli bir stratejiyle yürütülmelidir.
Mecliste oylanan bu kanun tasarısı karbon emisyonu bahanesiyle yerli kömür santrallerimizin işlevsizleştirilmesini, tarımda, mazotta ve gübre kullanımı gibi kritik girdilere ek vergiler getirilmesini, sanayicimizin üretim maliyetlerini arttıran ‘yeşil sertifikasyon’ ve ’emisyon vergisi’ gibi Avrupa menşeili uygulamaların dayatılmasını ve uluslararası çevre fonlarına sınırsız yetki verilerek, milli egemenliğimizin finansal yollarla zayıflatılmasını öngörmektedir.
En dikkat çekici ve üzücü olan ise; bu kanun oylamasında iktidar partisi mensuplarının ‘oy çokluğu’ ile yasayı geçirmesini sağlayan sessizliktir. Özellikle bazı muhalefet partilerinin milletvekilleri doğrudan bu kanuna destek vermemiş olsalar dahi oylamaya katılmayarak siyasi ve ahlaki bir sorumsuzluk örneği sergilemişlerdir. Milletin vekili olmak, sadece seçim dönemlerinde meydanlarda nutuk atmakla değil; kritik yasal düzenlemelerde milletin çıkarları için Meclis’te olup ‘hayır’ oyu kullanmakla olur. Sessiz kalmak, oylamaya katılmamak, iradesizliğin ve siyaseten konforculuğun göstergesidir. Zafer Partisi olarak biz, bu tavrı milletin iradesine saygısızlık olarak görüyoruz.
Zafer Partisi’nin çevreye ve doğaya bakışı nettir: Biz çevreyi, Türk milletinin hayat alanı ve vatanın ayrılmaz bir parçası olarak görürüz. Ancak doğayı korumak adı altında, uluslararası çevre lobilerinin ve finans gruplarının taşeronu haline gelmeyi asla kabul etmeyiz. Bizim iklim politikamız, ‘ekolojik emperyalizme hayır, milli kalkınmaya ‘evet’ ilkesiyle yürütülecektir. Tüm kamuoyunu, sivil toplum kuruluşlarını ve duyarlı vatandaşlarımızı bu yasanın getireceği sonuçlara karşı dikkatli olmaya, Meclis’teki vekillerin tavırlarını sorgulamaya davet ediyoruz.”

Şap önergesine iktidardan ret!


İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, Türkiye’de her yıl yeniden nükseden şap hastalığı ve bu sorunun ardındaki sürdürülemez hayvancılık politikalarına dikkat çekerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne kapsamlı bir araştırma önergesi sundu. Ancak önerge, AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.
TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Akalın, Türkiye’nin hayvan ithalatına bağımlı ve denetimsiz yapısının artık sadece üreticiyi değil, halk sağlığını ve ulusal tarım güvenliğini de tehdit ettiğini vurguladı. Kurban Bayramı sonrası birçok ilde artan şap hastalığı vakaları nedeniyle Tarım ve Orman Bakanlığı’nın hayvan pazarlarını süresiz kapatma kararını hatırlatan Akalın, “Bu karar hayvancılık ekonomisi ve halk sağlığı açısından ciddi sonuçlar doğurmuştur” dedi.
Almanya’da 35 yıl sonra ilk kez bu yıl sınırlı bir şap vakası bildirilirken Türkiye’de onlarca ilde aynı anda salgın yaşandığını belirten Akalın, “Bu tablo, ülkemizin hastalık kontrol kapasitesinin ne kadar zayıfladığını gözler önüne sermektedir” ifadelerini kullandı.


Araştırma önergesinde, 2018-2023 yılları arasında ithal edilen yaklaşık 3 milyon hayvanla birlikte farklı şap virüsü alt tiplerinin ülkeye taşındığına dikkat çekildi. Mevcut aşıların bu virüslere karşı etkisiz kaldığını belirten Akalın, “SAT-1 suşu şu anki aşılarda yok, hayvanlarımız savunmasız. Yeni 5’li aşı üretimine başlandı ama haftalık üretim yalnızca 1,5 milyon doz. Üstelik normalde iki doz yapılması gerekirken sadece bir doz uygulanabiliyor. Bu da korumayı zayıflatıyor” dedi.
Veterinerlik hizmetlerinde hem personel eksikliği hem de dağınık teşkilat yapısı nedeniyle sahada etkisiz kalındığını söyleyen Akalın, “Hayvan hareketleri hâlâ dijital sistemlerle izlenemiyor. Bu çağda bu ihmalkârlık kabul edilemez” diyerek sert çıktı.
Şap hastalığının sadece teknik bir veterinerlik meselesi olmadığını, aynı zamanda halk sağlığı, gıda güvenliği ve milli tarım politikası açısından kritik bir tehdit oluşturduğunu dile getiren Akalın, “Et ve süt ürünlerinde artan maliyet doğrudan tüketiciye zam olarak yansıyor. Yerli üretici ise hem yetersiz destekler hem de ithalat baskısıyla rekabet edemez hâlde” diye konuştu.
Verilen önergeyle; Türkiye’deki aşılama ve karantina uygulamaları, veteriner hizmetlerinin durumu, ithalat politikalarının hayvan sağlığına etkileri ve Avrupa’daki örnek uygulamaların Türkiye’ye adaptasyonu gibi başlıkların Meclis tarafından araştırılması talep edildi.
Ancak Prof. Dr. Akalın’ın sunduğu bu araştırma önergesi, AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.
Konuyla ilgili değerlendirmesinde Akalın, “Bu mesele artık sadece üreticinin değil, toplumun ve çocuklarımızın geleceğini ilgilendiren bir millî güvenlik sorunudur. Meclis bu sorumluluktan kaçamaz, ama bugün ne yazık ki kaçtı” ifadelerini kullandı.

‘Yangınlar rantçı siyasetin sonucu’


SOL Parti Edirne İl Örgütü, orman yangınlarına karşı mücadelenin ranttan arındırılmış kamusal bir planlama ile mümkün olduğunu bildirdi.
SOL Parti İl Sözcüsü Nazım Türkoğlu, “Yangınlar Kader Değil, Rantçı Siyasetin Sonucudur!” başlığı ile paylaştığı yazılı açıklamasında şunlara yer verdi:
“Her yıl olduğu gibi bu yaz da orman yangınlarıyla birlikte doğamız, canlılarımız ve yaşam alanlarımız yok oluyor. Yangınlara karşı hâlâ etkisiz, günü kurtarmaya dönük, şov amaçlı müdahalelerle yetinilmesi; ülkeyi ve ormanlarını yönetenlerin, halktan ve doğadan yana bir iradeye sahip olmadığını bir kez daha göstermiştir.
Bugün Türkiye’de orman yangınlarıyla mücadele, sadece havadan birkaç helikopterle su dökerek yapılan bir sahneye indirgenmiş durumda. Oysa yangınla mücadele, bütünlüklü bir afet yönetimi gerektirir: Ulaşılabilir yollar, bakım yapılmış orman içi hatlar, donanımlı kara araçları, eğitimli personel, doğru koordinasyon ve zamanında müdahale… Ama bunların hiçbirine yatırım yapılmıyor. Çünkü bu iktidar doğayı bir yaşam alanı olarak değil, satılacak, işletilecek ve tüketilecek bir meta olarak görüyor.
Yangına müdahale etmek için araç alabilirsiniz, ama o aracı ormana sokacak yolu yapmamışsanız bir işe yaramaz. Elinizde dozer olabilir, ama onu taşıyacak treyler yoksa kullanamazsınız. Onlarca hava aracı alabilirsiniz, ama aynı anda çalışacak koordinasyonu sağlayamazsanız sadece birbirine engel olurlar. Bugün yaşanan tam da budur: Bilimsellikten uzak, plansız, göstermelik ve rant odaklı bir sistemin yangın alanındaki yıkıcı sonucu.
Yaşanan yangınlarda can kaybı olmaması sevindiricidir, ancak bu durum yaşanan felaketi hafifletmemelidir. Ormanların ve içinde barınan binlerce canlının yok oluşu telafisi mümkün olmayan bir kayıptır. Zarar gören yurttaşlarımızın kayıpları derhal tespit edilmeli, maddi zararları eksiksiz karşılanmalıdır. Yangın yaşanan bölgeler derhal ‘tabii afet bölgesi’ ilan edilmeli ve tüm kamu kaynaklarıyla afet çalışmaları başlatılmalıdır. Halka geçmiş olsun demekle yetinmeyip, bu yıkımın siyasi sorumluluğunun da üstlenilmesi gerekmektedir.
Bu felaketler, ülkeyi ve ormanlarını yönetenlerin ormanları ve doğayı rant aracı gören anlayışının, ne toplumsal sorumluluk ne de çevresel duyarlılık taşıdığını açıkça göstermektedir.
Bu ihmaller zinciri sadece teknik bir sorun değil, doğrudan bir siyasi tercihtir. Ormanları koruyacak kurumsal yapılar zayıflatılmış, yerel bilgi ve deneyimler yok sayılmış, merkeziyetçi ve piyasa odaklı yönetim anlayışı ormanları savunmasız bırakmıştır. Her yıl tekrar eden bu felaket, doğaya düşman bir rejimin sürdüğünün en açık kanıtıdır.
SOL Parti olarak haykırıyoruz: Orman yangınlarına karşı mücadele, ranttan arındırılmış kamusal bir planlama ile mümkündür. Bilimsel bilgiye, yerel halkın deneyimine ve kamu çalışanlarının örgütlü emeğine dayanan bir afet yönetimi gereklidir. Ormanlar piyasanın değil, halkın ortak yaşam alanlarıdır. Korunması bir lütuf değil, kamusal sorumluluktur. Doğanın değil, bu düzenin değişmesi gerekiyor! Yangınlarla etkili mücadele, ancak bu rantçı düzenle hesaplaşarak mümkündür! SOL Parti olarak doğanın, emeğin ve halkın yanında olmaya devam edeceğiz

‘İnsanlık ve kardeşliğe karşı işlenmiş suç’


Yerli ve Milli Parti Edirne İl Başkanı Mesut Ağırbasan, 2 Temmuz 1994’te Madımak Oteli’nde yaşanan katliamın 31. yıl dönümünde yayımladığı mesajda, bu elim olayın Türkiye’nin tarihindeki karanlık sayfalardan biri olduğunu vurguladı.
“2 Temmuz, insanlık ve kardeşliğe karşı işlenmiş büyük bir suçtur”
Mesut Ağırbasan, Sivas Katliamı’nın farklı inançlara ve düşüncelere yönelik acı bir saldırı olduğunu belirterek, “Kaybettiğimiz canlar, bu ülkenin aydınlık geleceğinin temsilcileriydi” dedi.
“Toplumsal barış ve birliği güçlendirmek hepimizin görevidir”
Ağırbasan, bu acıdan alınacak en önemli dersin hoşgörü ve kardeşlik olduğunu ifade ederek, “Birlik içinde hareket ederek bu tür acıların bir daha yaşanmaması için çalışmalıyız” ifadelerini kullandı.
“Hayatını kaybedenleri rahmet ve minnetle anıyorum”
Yerli ve Milli Parti Edirne İl Başkanı mesajını şu sözlerle tamamladı:
“Sivas’ta hayatını kaybeden tüm canları saygı, rahmet ve minnetle anıyor, ailelerine ve milletimize sabır diliyorum.”