Kategori arşivi: Siyaset

YRP’den vatandaşa tohumlu kalem


Yeniden Refah Partisi Edirne İl Başkanlığı’nca vatandaşlarla bir araya gelmek ve çevre bilincine dikkat çekmek amacıyla kent merkezinde stant çalışması gerçekleştirildi.
Yeniden Refah Partisi Edirne İl Başkanı Hakan Çalışkan, çalışma kapsamında partinin çevre politikaları hakkında bilgilendirme yapılırken, doğaya katkı sunacak anlamlı bir hediye olarak vatandaşlara fidan tohumlu kalemler dağıttıklarını belirterek şunları söyledi:


“Bu sembolik ama etkili adım ile yeşil bir gelecek idealimize bir kez daha vurgu yaptık.
Son günlerde ülkemizin çeşitli bölgelerinde çıkan orman yangınları hepimizin içini yakmıştır. Bu felaketlerde hayatını kaybeden orman kahramanlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.
Yanan her ağacın, her karış toprağın acısını derinden hissediyor; bir fidanın, bir damla suyun değerini daha iyi anlıyoruz.
Yeniden Refah Partisi olarak çevreye duyarlı, üretken, milli ve manevi değerlere bağlı bir Türkiye için çalışmaya devam ediyoruz.
Stant çalışmamıza ilgi gösteren tüm hemşehrilerimize teşekkür ediyorum.”

‘İhmalin bedelini doğa ve insanımız ödüyor’


Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Türkiye’nin yaz aylarında artan orman yangınları tehdidine hazırlıklı olmak zorunda olduğuna dikkat çekerek, “İktidarı bu konuda bir kez daha sert bir şekilde uyarıyoruz; ihmallerin bedelini hem doğamız hem de insanlarımız ödemektedir” dedi.
CHP’li Baran Yazgan, Edirne’de ve Türkiye genelinde peş peşe meydana gelen orman yangınlarıyla ilgili açıklama yaptı.

Yazgan, açıklamada şunları kaydetti:
“Edirne ilimizde son aylarda peş peşe orman yangınları meydana gelmiştir. Haziran ve Temmuz aylarında farklı ilçelerde çıkan bu yangınlar, kurak hava ve rüzgârın etkisiyle hızla büyümüş, ekiplerin havadan ve karadan yoğun çabası sayesinde kontrol altına alınabilmiştir. Örneğin 26 Haziran’da Lalapaşa ilçemize bağlı Ömeroba Köyü’nde çıkan yangın, 20 saat sonra kontrol altına alınabilmiştir. 5 Temmuz’da Enez ilçemize bağlı Büyükevren Köyü’nde çıkan yangın saatler sonra söndürülebilmiştir. 13 Temmuz’da Keşan ilçemizde Susamdere Mevkisi’nde biçilmiş buğday tarlasında başlayıp ormana sıçrayan yangın, karadan ve havadan yapılan müdahaleler ile kontrol altına alınmıştır. Bu süreçte irili ufaklı yangınlar da meydana gelmiştir.
Yangınlar Edirne’de yaralanmalara yol açmakla birlikte ormanlık alanlara da büyük zarar vermiştir. Bu yangınlar sırasında bazı köyler tehdit altında kalmış, yetkililer tedbir amaçlı tahliye ve hasat yasakları gibi önlemler almak zorunda kalmıştır. Ancak ne yazık ki Eskişehir ilimizde benzer bir orman yangını çok daha acı bir kayıpla sonuçlanmış ve 11 orman görevlisi ve sivil toplum gönüllüsü yaşamını yitirmiştir. Bu acı olaydan günler önce İzmir’de meydana gelen yangınlarda çok sayıda köy ve mahalle boşaltılmıştı. Birçok ilimizde, mevsim normallerinin üstünde seyreden hava sıcaklıkları da yangınlara neden olmaktadır.
Hepimizi derinden üzen bu yangınlar, orman yangınlarıyla mücadelede görev yapan emekçilerimizin hangi tehlikelerle karşı karşıya olduğunu acı bir şekilde göstermiştir. Ancak ihmaller, bizi “kolay ölümler ülkesi” eleştirilerine götürmektedir. Gelişmiş ülkelerde orman yangınıyla mücadelede böyle can kayıpları yaşanmamaktadır. Sorumsuzluk ve kötü yönetimin hesabı verilmelidir. Yaşananlar, orman yangınlarına karşı alınan önlemlerin ve sağlanan imkânların yetersizliğini gözler önüne sermektedir. Yangına müdahale eden ekiplerin güvenliği konusunda daha etkili adımlar atılmalı, böyle büyük kayıpların bir daha yaşanmaması için gereken tüm dersler çıkarılmalıdır. Zira ormanlarımızı korumak isterken insanlarımızı kaybetmek asla kabul edilemez.
Türkiye, yaz aylarında artan orman yangınları tehdidine hazırlıklı olmak zorundadır. İktidarı bu konuda bir kez daha sert bir şekilde uyarıyoruz; ihmallerin bedelini hem doğamız hem de insanlarımız ödemektedir. Yangınla mücadele kapasitesi artırılmalı, kurumsal eşgüdüm ve erken uyarı için gerekli adımlar atılmalı, işçi güvenliği ve eğitime daha fazla önem verilmelidir. Unutulmamalıdır ki ormanlar milletimizin ortak hazinesidir ve orman yangınlarıyla mücadele siyasi veya maddi hesaplara kurban edilemeyecek kadar ciddi bir iştir.”

‘Ekonomik krizin faturası halka’


Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, faiz indirimi ve ÖTV zammı gibi kararların iktidarın Türkiye’yi getirdiği ekonomik darboğazın sonucu olduğunu belirterek, artık yapılan her müdahalenin sistemi düzeltmeyi değil, çöküşü geciktirmeyi amaçladığını bildirdi.
Zafer Partisi Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, ‘Faiz kararı ve ÖTV zammı: Yönetilemeyen ekonominin itirafı’ başlıklı açıklamasında, “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 24 Temmuz 2025 tarihli Para Politikası Kurulu kararıyla politika faizinin 300 baz puan indirilerek %46’dan %43’e çekilmesi ve aynı saatlerde Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın “cari açığı azaltma” gerekçesiyle, motor silindir hacmi, elektrikli menzil ve batarya kapasiteleri üzerinden yaptığı ÖTV artışına gitmesi, artık ekonomik karar alma süreçlerinin rasyonellikten tamamen koptuğunun ve kamu otoritesinin sorumluluğu halkın sırtına yıkma anlayışının kurumsallaştığının açık göstergesidir” diyerek şunları paylaştı:.
EKONOMİK KRİZİN FATURASI HALKA, RANTI YANDAŞA
Bu politikaların temelinde yatan mantığı açıkça teşhir ediyoruz: Bir yanda sözde dezenflasyon programı diyerek faizi aylarca yüksek tutan ekonomi bürokrasisi, şimdi birdenbire “faiz indirimiyle büyüme” şarkılarına başlamış; diğer yanda “cari açığı kapatacağız” bahanesiyle motor silindir hacmi, menzil batarya kapasitelerini göstererek alınan vergiyi artırarak bütün tüketim zincirine yeni bir enflasyon dalgası salmıştır. Bu çelişkili uygulamalar, ekonomik planlamanın değil, günü kurtarmaya dönük emir-komuta zinciriyle alınan kararların ürünüdür. Ve bu kararlar, üretmeyen, tasarruf etmeyen, dışa bağımlı ekonomi modelinin çöküşünün kaçınılmaz sonuçlarıdır.
FAİZ İNDİRİMİ: RANT SERMAYESİNE, SPEKÜLATÖRE DAVETİYE
Faiz indirimi, enflasyonun bu denli yüksek seyrindeyken ve planlanan sözüm ona ekonomi politiği bu denli başarısızken bu hamle, sıcak para çevrelerine “gelin, yüksek getiri elde edin” çağrısıdır. Bu faiz kararı; kredi genişlemesi yoluyla iç talebi körükleyecek, dövizi baskılayacak rezerv satışı ihtiyacını büyütecek, Türk lirasının reel değerini daha da aşındıracaktır. Bu, yoksulluğun kurumsallaştırılması, asgari ücretindaha da anlamsızlaşması, memur ve emeklilerin alım gücünün dibe vurması demektir.
ÖTV ZAMMI: VERGİ DEVLETİ, SOSYAL DEVLETİ YUTUYOR
Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın, “cari açığı azaltmak” bahanesiyle yaptığı ÖTV zammı, doğrudan ve dolaylı olarak halkın cebine uzanan ve yine iktidarın başarısız ekonomi politikalarının bir başka uygulamasıdır. Üstelik Bakanlık, bu artışın yıllık net enflasyon etkisinin 0,0019 puan olacağını iddia ederek, milletin aklıyla alay etmektedir. Bu hesap matematiksel değil, politik manipülasyondur.
ZAFER PARTİSİ’NİN EKONOMİK VİZYONU BU SİSTEMLE TERS DÜŞMEKTEDİR
Zafer Partisi, ekonomiye sadece “piyasa” ve “vergi” penceresinden bakan bu çarpık anlayışı kesin olarak reddeder. Bizim ekonomik yaklaşımımız: Bağımsız para politikası, Planlı ve kamucu bir sanayi hamlesi, Tarımsal üretimde millîleşme, Yüksek katma değerli üretim ve teknoloji transferi, Devletin stratejik yatırımlarda öncü rol oynaması, Sosyal devletin yeniden inşası ilkelerine dayanmaktadır.
Vergi gelirleriyle bütçeyi döndürmeye çalışan değil, üretim gücüyle büyüyen bir ekonomi kurmak mümkündür. Ama bunun için önce faizcilere, ithalat lobilerine ve neoliberal ezberlere karşı cesur bir kırılma şarttır.
SONUÇ: HALKA ZAM, SERMAYEYE FAİZ, DEVLETE BORÇ BU DÜZEN BİTECEK
Faiz indirimi ve ÖTV zammı gibi kararlar, bu iktidarın Türkiye’yi getirdiği ekonomik darboğazın sonucudur. Artık yapılan her müdahale, sistemi düzeltmeyi değil, çöküşü geciktirmeyi amaçlamaktadır.
Zafer Partisi, bu düzeni değiştirmeye; milli, kamucu, üretim odaklı, halkçı bir ekonomi inşa etmeye kararlıdır.
Türk Milleti, vergilerle değil üretimle büyümeyi hak etmektedir.Türk Milleti, sıcak para değil, millî sermaye birikimiyle kalkınmayı hak etmektedir. Türk Milleti, faize ve zamma dayalı bu bozuk düzeni değiştirecek iradeye sahiptir.”

CHP’li Anıl Çakır’dan sert eleştiri


Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, Keşan Belediyesi’nin sürdürdüğü altyapı ve üstyapı çalışmalarına yönelik eleştiriler üzerine kapsamlı bir açıklama yaptı. Açıklamasında hem hizmet anlayışını savunan hem de muhalefeti sert bir dille eleştiren Çakır, “Bu işler konforla değil cesaretle yapılır” ifadelerini kullandı.
“Yılların Sorunlarına Neşter Vuruyoruz”
Çakır, Keşan Belediyesi’nin altyapı ve şehir estetiği projelerinde kararlılıkla ilerlediğini belirterek, “Öncelikle şunu söyleyelim: Keşan Belediyesi çalışıyor. Hatta öyle çalışıyor ki, yıllardır göz ardı edilen, üstü örtülen, seçim öncelerinde süslenen ama bir türlü çözülemeyen sorunlara neşter vuruyor. Elbette altyapı işi, kaldırım boyamak gibi, plastik çiçek dikmek gibi değil; zahmetli, sabır isteyen, ama sonunda Keşan’ı geleceğe taşıyacak bir iştir. Biz Keşan’ın kronik meselelerini kökten çözmeye kararlıyız. Bu yolda yapımı sürerken bazı zahmetler çekilecek ama Keşan’ı rahatlatacak adımlar atıyoruz.”
“Bu işler tatil konforuyla yapılmaz”
Adalet ve Kalkınma Partisi İlçe Başkanı Savaş Pekdemir’den gelen zamanlama eleştirilerine yanıt veren Çakır, “Sayın Pekdemir, “keşke bu zamanda yapılmasaydı” demiş. Kusura bakmayın ama bu işler ‘yaz gelsin, deniz serinlesin, trafiğe çıkmayalım, kimse rahatsız olmasın’ konforuyla yapılacak işler değil. Yıllar içerisinde oluşan sorunları çözüyorsak, zamanlamayı değil cesareti konuşmak gerekir. Siz konuşmaya devam edin, biz çalışmaya devam edeceğiz.”
“Yepyeni Bir Şehir Dokusu Kuruluyor”
Alt yapı bitmişti eleştirisine de İlçe Başkanı Çakır, şunları söyledi: “Evet, Keşan’da altyapının ana iskeleti 2019’da tamamlandı ama siz iktidardayken her şeyi ‘çeyrek işler’ diye bırakmaya alışmışsınız. Şimdi üstyapı ve ikinci etap düzenlemeleriyle yepyeni bir şehir dokusu kuruluyor.”
“Arıtmayı Bile İşletmediniz”
CHP’li Çakır, önceki dönem AK Parti Belediyesinin yönetimini hedef alarak, “Sizin döneminizde bırakın arıtmayı çalıştırmayı, tabelasını bile zor buluyorduk. Şimdi ise tesislerin gerçek sorunlarını çözmek için çalışıyoruz. Devlet kurumlarıyla iş birliği içinde süreci ilerletiyoruz. Arıtmaya gittiğimizde milyonlarca liralık yatırımın sizin yüzünüzden nasıl âtıl hale getirildiğini, sizin iş bilmezliğinizi cümle alem gördü. Belediye başkanımızın kilide vurduğu balyoz aslında AKP’nin beceriksiz zihniyetine vurulmuş bir balyozdu.” dedi.
“Doğalgaz Bürosunu Müjde Diye Anlatmak Acizliktir”
Doğalgaz firması tarafından açılan ofise ilişkin açıklamaları da eleştiren Çakır, “Doğalgaz ofisi açılıyor diyorsunuz… İyi de siz iktidar partisisiniz. Bir doğalgaz firmasının büro açmasını “başarı” diye sunmanız, sizin çıtanızın ne kadar düşük olduğunu gösteriyor. Biz belediye olarak şehrin altyapısını döşüyoruz, siz bir ofis kiralandı diye müjde veriyorsunuz. Bu açıklamanız bile vizyonunuzu, çapınızı ortaya koyuyor. Yerelde sizin gibi muhalefeti Allah başımızdan eksik etmesin(!)” ifadeleriyle tepkisini gösterdi.
Hastane klimalarının tamiriyle ilgili yapılan paylaşımlara da değinen İlçe Başkanı Çakır, “Klima arızasını bile ‘yoğun çabayla tamir ettiriyoruz’ diye açıklamanız üzücü değil, düşündürücü. Sağlık Bakanlığı sizde, Valilik sizde, Müdürlük sizde. Arızalı klimanın tamiriyle uğraşıp bunu da basına servis etmek, aslında merkezi yönetimin Keşan’a ne kadar az değer verdiğini anlatıyor. Sizin söylemeniz gereken, ‘bu bir daha yaşanmayacak’ demekti. Ama siz hâlâ tamirat bekliyorsunuz. Tekel Meydanındaki çalışmalar için zamanı uygun bulmayanlar, klimaların tamiratı için hangi zamanı bekliyorlar? Kar yağmasını mı? Uçuyoruz, kaçıyoruz, uzaya çıkıyoruz.’ diye şişirdiğiniz Türkiye yüzyılınız bu mu? İcraat diye bunları mı anlatıyorsunuz?” dedi.
İhale Süreci ve Altyapı Vurgusu
İkinci etap ihalesine ilişkin eleştirileri de yanıtlayan Çakır, “İhale yapıldı, süreçler şeffaf ilerledi. Ama sizin ‘kamyonlar belediyenin, çalışanlar belediyeden’ gibi tespitleriniz bizi şaşırtmadı. İhale süreci de kamuya açıktır. Açıklamaları okumakla yetinmeyin, isterseniz belediyeye buyurun, çayımızı için, belgeleri görün. Kendi hükümetinizin kurumlarında göremediğiniz şeffaflığı burada göreceğinizden eminiz. Yapılan işlem sadece bir asfalt serme işlemi değil. Bunlar yapılmadan önce alt yapıyla ilgili sorunlar gideriliyor. Kanalizasyon, elektrik, telefon hattı gibi çalışmalar da aynı anda ilerliyor. Bir yandan park ve bahçeler müdürlüğü ekipleri koordineli olarak çalışmalar yürütüyorlar. Büyük bir iş birliği içerisinde gerçekten bir ekip çalışmasıyla sizin tahayyül edemeyeceğiniz çalışmalar yapılıyor. Senin anlayacağın dilden söyleyeyim.” diye konuştu.
AKP Dönemini Hatırlatma
Anıl Çakır, geçmiş dönem AKP’li belediyeciliği hedef alarak, Muhtar Ali Çevikel ve Rasim Ergene Caddeleri’nde yapılan ve başarısızlıkla sonuçlanan projeleri hatırlattı. Çakır, şunları söyledi: “Bilmem hatırlar mısın? Senin partinin belediye başkanı Muhtar Ali Çevikel Caddesine üç kere asfalt atmıştı hani. 23 Temmuz 2020’de açılışını yaptınız, 24 Ağustos 2020’de sökmeye başladınız. 19 Kasım 2021’de Rasim Ergene Caddesinin sözde açılışını yaptınız. Tam 4 gün sonra Rasim Ergene Caddesi sular altında kaldı. İşte bunlar hep bize ders oldu. Bu milletin bir delikli kuruşunu heba etmemek adına ince eleyip sık dokuyoruz. Siz bunları anlamazsınız çünkü sizin partinizin fıtratında israf var, iş bilmezlik var, şov var. Sizin döneminizde yalap şap işlerle vakit öldürdüğünüz için böyle projelerin yapım süreci size garip geliyor, Fransız kalıyorsunuz.”
“İnsanlar Ormanın İçinde Kayboldular”
Tekel Meydanı’ndaki çalışmanın zamanına yapılan eleştiriyi de yanıtlayan İlçe Başkanı Çakır, “Hani zamanı beğenmiyorsunuz ya? Şabanmera yolunu ne zamandır bitiremediniz? Uygun zaman tam şimdi miydi? Deniz sezonunun en hareketli olduğu zaman mıydı? İnsanlar Yayla’yaDanişment’e ulaşacağım diye ormanın içinde kayboldular. Bütün bürokratlarınızla fotoğraf çekilmeyi biliyorsunuz ama 3 kilometrelik yola 25 gündür asfalt atamıyorsunuz. Enez yolundan hiç bahsetmiyorum bile!” dedi.
Fenomen Hatırlatması
Önceki dönem AK Partili Keşan Belediye Başkanının fenomenle proje yaptığı günleri hatırlatan İlçe Başkanı Çakır,“Sayın Pekdemir, sizi çok iyi anlıyorum. AKP’li belediye başkanınız Keşan için büyük bir proje üretemediği için garip geliyor. Biz bunları ivedilikle bitirmeye çalışırken sizinki bu zamanlarda Kırklareli’den sosyal medya fenomeni getirip onunla ayna karşısında sakal tıraşı oluyordu. Dolayısıyla böyle büyük işleri hafsalanız almıyor.”
Toz ve çamur nedeniyle esnafın zor durumda kaldığını belirten açıklamalara da yanıt veren Çakır, “Esnafın tozdan, çamurdan kapısını açamadığını söylemişsiniz. Esnafın önündeki toz, çamur kısa süre sonra bitecek. Dükkânı daha da değerlenecek, daha güzel bir kent merkezine kavuşacak. Lakin acı olan ve sizin görmediğiniz bir şey var. Esnafın kapısını uzun süredir müşteri açmıyor. Esnaf kan ağlıyor. Sizin ekonomi politikalarınız esnafı bitirdi. Siz halktan kopuk yaşadığınız için bunu bilmiyorsunuz. Toz pembe tablo çizmeye devam ediyorsunuz. Daha önce çiftçilerin durumu iyi dediniz, gel tarlada bir çiftçiyle birlikte açıklama yap bunları söyle dedim oralı olmadınız. Şimdi yine sana çağrıda bulunuyorum. Gel esnafı birlikte gezelim seninle bakalım esnaf kimden dertli. Siyaset er meydanında yapılır, hodri meydan!” diyerek AK Parti’li isimlere hodri meydan dedi.
Keşan Belediyesi Atatürk Stadyumu yapım süreciyle ilgili de eleştirilerde bulunan Çakır, “Spor Bakanlığınla sizin bir de stadyum yapma maceranız var o gene dillere destan. İhalenin bitim süresi bitti, sizin stat yapım işiniz bitmedi. Stadın bitmesine yakın soyunma odalarını alakasız bir yere yaptınız. O dönem basın ‘Soyunma odaları unutuldu mu?’ diye haber yaptı. Stadyum yapılmadan önce stadyumun görsellerini paylaştınız. Ama o görsellere benzemeyen alakasız bir stadyum yaptınız. Daha çok var buna benzer icraatlarınız. Bir dahaki açıklamanızda onlara değiniriz.
“Keşan’ın Geleceği CHP Kadrolarına Emanet”
Son olarak, Keşan’da büyük ve kalıcı projelere imza atanların her zaman CHP’li kadrolar olduğunu vurgulayan CHP Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, “Daha önce Keşan’ın geleceğine yönelik büyük ve kalıcı projeleri yapmak Cumhuriyet Halk Partili Belediye Başkanı Mehmet Özcan’a ve Cumhuriyet Halk Partili kadrolara nasip olmuştu; şimdi yine büyük projeler Cumhuriyet Halk Partisinin Belediye Başkanı Mehmet Özcan’a ve Cumhuriyet Halk Partili kadrolara nasip oldu. Siz ne yaparsınız yapın çalışmamızı, üretmemizi, başarılı olmamızı engelleyemeyeceksiniz. Çalışmalar kısa sürede tamamlanacak ve ne kadar değerli bir iş yapıldığı o zaman ortaya çıkacak. Bu büyük çalışmada emeği geçen başta belediye başkanımız olmak üzere, başkan yardımcılarımıza, birim amirlerimize ve emekçilerimize Keşan halkı adına şükranlarımı sunuyorum” ifadeleriyle açıklamasını noktaladı.

‘Kurtuluş yok tek başına’

Olağanüstü kurultayla birlikte kapanma kararı alınan Memleket Partisi’nin Edirne İl Başkanı Süheyl Tunçyürek, bundan sonraki siyasi mücadelelerini, Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında sürdürerek, vatan savunmasını hep birlikte daha da güçlendireceklerini bildirdi.
Tunçyürek, yaptığı açıklamada şunlara yer verdi:
“Ben, bu partinin Edirne İl Başkanı olarak; bize gönül veren, destek olan, sesimize ses katan tüm kardeşlerime, abilerime, ablalarıma ve yol arkadaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum. Hepinizin emeği, varlığı ve desteği benim için çok kıymetli. Bu partide görev aldığım süre boyunca il başkanlığı yapmak, hayatımın en büyük onur ve gururlarından biri oldu.
Seçim çalışmalarımıza Anıtkabir’de, Atamızın yolunda başlayarak yola çıkmıştık. Şimdi ise Memleket Partisi’ne veda ederken, yine aynı inançla Anıtkabir’de Atamızı ziyaret ettim. Bu bir veda değil; yeni bir başlangıç için yine Atamın huzurundaydım ve bu ülkenin aydınlık yarınları için ona bir kez daha elimden geleni yapacağıma söz verdim.
Bundan sonraki siyasi mücadelemizi, Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında sürdürerek, vatan savunmasını hep birlikte daha da güçlendireceğiz. Bu ülkeyi karanlıktan aydınlığa çıkarmak için kendi adıma gereken mücadelenin en iyisini vereceğim. Gençlerimizin geleceğe umutla baktığı, yurttaşlarımızın ‘yarın ne olacak’ korkusu yaşamadan hayatlarını sürdürebildiği bağımsız bir Türkiye yaratmak bizim görevimizdir.
Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz…”
UÇAK’TAN VEDA
Memleket Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Zekeriya Uçak da paylaştığı veda mesajında şunlara yer verdi:
“Dün Memleket Partisi olarak tarihi bir kurultayı geride bıraktık. Önümüzdeki günlerden itibaren siyasi mücadelemize, ülkemizin aydınlık yarınları için Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyorum.
Bu bir veda değil; bu, aklın ve vicdanın buluştuğu yepyeni bir başlangıçtır. Gün birlik günüdür, gün memleket için omuz omuza verme günüdür.
Buradan tüm yol arkadaşlarıma, yolda yürüdüğüm tüm Memleket Partililere sesleniyorum:
Siz yoksanız biz eksiğiz!
Gelin, bir olalım; güçlerimizi, inancımızı ve umudumuzu birleştirelim.
Bu süreçte bana güvenen, destek olan herkese sonsuz teşekkür ediyorum. Mücadelemiz bitmedi, sadece yön değiştirdi. Hedef aynı: bağımsız, demokratik ve çağdaş bir Türkiye.”

‘BOP tıkır tıkır işliyor’

Olgay GÜLER

İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof.Dr. Mehmet Akalın, Türkiye’de etnik kimlik üzerinden yapılan siyasetle Sevr anlaşmasının dayatılmaya çalışıldığını belirterek, “Türkiye Lübnan’laşıyor. Etnik kimlik üzerinden Türkiye’nin oluşmasını isteyenler, Sevr Antlaşmasını dayatıyorlar. Ülkemiz bölünmeye doğru gidiyor. Bu emperyalizmin ve siyonizmin Türkiye’de kurmuş olduğu düzen, kurmaya çalıştığı düzen, Büyük Ortadoğu Projesi tıkır tıkır işliyor” dedi.

İYİ Parti’li Akalın, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) tatile girmesiyle birlikte Edirne’ye gelerek, ülke gündemine yönelik açıklamalarda bulundu. Açıklamalarında, TBMM’de geride kalan yasama dönemindeki çalışmalarına da yer veren Akalın, özellikle son dönemde etnik kimlik üzerinden yapılan siyaseti sert dille eleştirdi.

‘EKONOMİ KAN AĞLIYOR’

Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun sebeplerinden birisinin ekonomide yapılan hatalar olduğunu ifade eden Akalın, “Biliyorsunuz ne demişlerdi? ‘Faiz sebep enflasyon sonuç.’ İki yıl üç yıl, ekonomimize kan ağlattılar. Enflasyon girdabına girmemizin sebebi o oldu. Biliyorsunuz yine 18 Mart’ta Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla birlikte aşağı yukarı 60 milyar dolar kaybetti Türkiye hazinesi. Bu hepimizin parası. Geldiğimiz noktada aşağı yukarı 4-5 ay oldu. Bunun sadece yaklaşık yarısını, yüzde 60’ını ancak toparlayabildiler. İşte bu sebep bunlar. Sonuç ne? Bu ülkenin yüzde 50’sine yakını, daha bile fazlası şu anda açlık sınırının altında yaşıyor. Açlık sınırı 26 bin lira, asgari ücret 22 bin lira. Yani asgari ücret açlık sınırının altında kalmış. Emekli maaşlarına bakıyorsunuz 2003 yılında asgari ücretin yüzde 60-70 üzerindeyken şimdi asgari ücretin çok çok altında. Yani yapmış oldukları hatalar neticesinde ekonomide hepimiz, bu ülkenin bütün vatandaşları kan ağlıyor” dedi. 

‘ÜLKE BÖLÜNMEYE DOĞRU GİDİYOR’

Son dönemde tartışılan, Cumhurbaşkanı yardımcılarından birinin Alevi, birinin Kürt kökenli olması önerisine değinen Akalın, “Ülke şu anda bölünme aşamasında. Bize Lozan’ı konuşturmaya başladılar bildiğiniz gibi. Lozan’ı sorgulamaya başladılar. Şu anda konuştuğumuz; Sevr’i konuşuyoruz. Bakın bu ülkede şu anda Sevr’i konuşuyoruz. Bunu bize konuşturan da bu ülkenin en milliyetçi partisi. Türkiye Lübnan’laşıyor. Bakın çok net söylüyorum. Yani etnik kimlik üzerinden siyasete başladılar. Lozan’ı konuşturdular. Şimdi de etnik kimlik üzerinden Türkiye’nin oluşmasını isteyen Sevr Antlaşmasını dayatıyorlar. Sevr’in 72’nci maddesine bakarsanız sayın Bahçeli’nin söylediği şeyi görürsünüz orada. Dedi ya hani ‘Cumhurbaşkanı Yardımcılarından bir tanesi Kürt olsun, bir tanesi de Alevi olsun.’ Sevr’de yazıyor zaten. Dolayısıyla ülkemiz bölünmeye doğru gidiyor. Bu emperyalizmin ve siyonizmin Türkiye’de kurmuş olduğu düzen, kurmaya çalıştığı düzen, Büyük Ortadoğu Projesi tıkır tıkır işliyor” diye konuştu. 

‘TÜRKİYE BİR ULUS DEVLETİDİR’

Türkiye Cumhuriyeti bir ulus devlet olduğunu belirten Akalın, “Bunu anlamamak istiyorlar. Türkiye Cumhuriyeti farklı etnik kökenden gelen kişilerin kurduğu bir cumhuriyettir, ulus devletidir. Burada etnik köken aranmaz. Bu kurucu unsura Türk milleti denmiştir. Türk milleti ırki manada bir terim değildir, bu milletin adıdır. Türk milletinin içinde Kürt’ü de vardır, Arnavut’u da vardır, Boşnak’ı da vardır, Türkmen’i de vardır, Yörük’ü de vardır. Bunlar onların etnik aidiyetleridir ama milletin adı, ulusun adı Türk milletidir. Türk diye bir ırk arayamazsınız. Irki manada söylenen bir terim değildir. Bunu herkes biliyor ama maalesef bizden başka da ulus devleti savunan kimse kalmadı. Ulus devletlerde liyakat esas alınır. Yani biri Cumhurbaşkanı Yardımcısı olacaksa, biri bakan olacaksa liyakatiyle oraya gelir. Şimdi siz ne yapacaksınız? Sevr’i uygulamakla bir cumhurbaşkanı yardımcısını atayacaksınız Kürt birisini veyahut da işte Alevi birini veya işte başka etnik kökende ararsanız. O liyakat esasıyla oraya gelmiş olmayacak. Sadece etnik aidiyetinden dolayı Cumhurbaşkanı Yardımcısı olacak. Bu ülkeyi nasıl yöneteceksiniz? Lübnan’ın yönetilmediği gibi, Türkiye’de yönetilemeyecek ve ardından da bu ülkeyi maalesef bölme yoluna sokacaklar” şeklinde konuştu.

‘MECLİSTE ÇOK ENTERESAN ŞEYLER OLUYOR’

İYİ Parti olarak, sürecin bir parçası olmayacaklarını dile getiren Akalın, “Biz bu oyunun parçası olmayacağız. Gerekirse milletimize döneceğiz, milletimize anlatacağız. Kahve kahve gidip anlatacağız bunları. Köy köy anlatacağız. Bu ülkeyi bölüyorlar. Bunu da en milliyetçi kanat üzerinden yapıyorlar. Bakın mecliste çok enteresan şeyler oluyor. Bunları ben size anlatmak zorundayım. Bunların hepsi de doğrudur. Abdullah Öcalan’ın bildirisi okunuyor. Milliyetçi Hareket Partililer alkışlıyor. Böyle şey olmaz, böyle milliyetçilik olmaz. Bu adam katildir, bu adam canidir, bu adam bebek katilidir, 50 bin kişinin kanı vardır bu adamın elinde. Türkiye Cumhuriyeti bu kadar ufaldı mı ki bu katillerle oturup masada görüşme yapacak. Soruyorum size; bizim aklımıza ne oldu? Kimse sesini çıkarmıyor. Ülkede Sevr Anlaşması konuşuluyor ve kimse sesini çıkarmıyor maalesef” ifadelerini kullandı. 

Açıklamasında, TBMM çatısı altında yer aldığı komisyonlardaki çalışmaları ve verdiği önergeleri anlatarak devam eden Akalın, “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Edirne milletvekili olarak, belki de Trakya genelinde en fazla soru önergesi veren, araştırma önergeleri veren ve en çok bu kanun teklifleriyle ilgili veya komisyonlarda yapılan çalışmalarda söz alıp konuşan milletvekili olduk. Geçen dönem de aynı şekildeydi, en fazla kanun teklifi olsun, araştırma önergesi, soru önergesi olsun, veren vekildik. Bu dönemde o özelliğimizi kaybetmemiş olduk” dedi.

‘Basın özgürlüğü, milli güç için gereklidir’


Yerli ve Milli Parti Edirne İl Başkanı Mesut Ağırbasan, 24 Temmuz Basın Bayramı dolayı-sıyla yayımladığı mesajda, basının milletin doğru ve tarafsız bilgiye ulaşmasında kritik rol oynadığını vurgulayarak, “Basın, milli iradenin ve kamuoyunun en güvenilir temsilcisidir” dedi.
Gerçeği Cesurca Yazan Basın Mensuplarına Teşekkür
Toplumun haber alma hakkını savunan, ilkeli ve cesur haberciliği benimseyen gazetecilere teşekkür eden Mesut Ağırbasan, “Hakikatin peşinden giden, milli değerlerimize saygılı tüm basın emekçilerini yürekten selamlıyorum” ifadelerini kullandı.
Edirne Basınına Değer Veriyoruz
Edirne’de görev yapan basın mensuplarının şehrin sesi olduğunu ifade eden Ağırbasan, “Yerel basının güçlendirilmesi, milli ve yerel meselelerin doğru yansıtılması açısından büyük önem taşımaktadır” dedi.
Basın Özgürlüğü, Milli Güç İçin Gereklidir
Ağırbasan, özgür ve bağımsız basının milli değerlerin korunması ve toplumsal birliğin güçlenmesi için vazgeçilmez olduğunu belirterek, “Basın özgürlüğü milli güçle beraber yürümelidir” dedi.
Basın Emekçilerinin Bayramını Kutladı
Yerli ve Milli Parti Edirne İl Başkanı Mesut Ağırbasan, mesajını şöyle tamamladı:
“Doğruyu yazan, milletin çıkarlarını gözeten tüm gazeteci-lerimizin 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı’nı kutluyor; başarı, sağlık ve esenlikler diliyorum.”

‘Emekçilerin kıdem tazminatı yok sayıldı’


Edirne Milletvekili Ediz Üh, TBMM’ye sunduğu iki ayrı soru önergesiyle, Sağlık Bakanlığı’na bağlı 182 Çağrı Merkezi çalışanlarının yaşadığı ciddi hak kayıplarını gündeme taşıdı. Yaklaşık 2.500 çalışanın, taşeron firmanın değişmesiyle birlikte kıdem tazminatlarını alamadan yeni firmaya devredilmesi, Ediz Ün’ün hem Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na hem de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a yönelttiği sorularla Meclis’e taşındı.
İşçilerin Kıdem Tazminatı Yok Sayıldı
Soru önergelerinde belirtildi-ğine göre, 182 çalışanları yeni taşeron firma ile yapılan sözleş-melerde işsiz kalma korkusuyla baskı altında bırakıldı. Geçmiş hakları tanınmadan yeni firmada sıfırdan çalışmaya zorlanan işçile-rin SGK çıkış kodlarının “34 İş-veren feshi” olarak girildiği ve bu nedenle kıdem tazminatlarını da alamadıkları ifade edildi.
Bakanlıklara Sorular: “Neden Hakları Koruyacak Şart Koymadınız?”
Milletvekili Ediz Ün’ün yö-nelttiği sorular arasında şunlar dik-kat çekti:
“Yeni firma ile anlaşma yapılırken, işçilerin haklarını koruyacak hükümler neden sözleşmeye dâhil edilmedi?
Düşük ücretlerle ve güvencesiz koşullarda çalışan personelden kaliteli hizmet sunması nasıl bekleniyor?
Çalışanların kıdem tazminatlarını alabilmesi için yürütülen bir çalışma var mı?
182 çalışanlarının kamu kadrosuna geçirilmesi düşünülüyor mu?”
Emeğin Değeri Yitiriliyor, Krizin Faturası İşçiye Kesiliyor
Milletvekili Ediz Ün, açıklamasında ayrıca şunlara yer verdi:
“Söz konusu önergeler, yalnızca 182’deki durumu değil, son yıllarda emekçilerin karşı karşıya kaldığı genel tabloyu da gözler önüne seriyor. Türkiye’de taşeronlaşma, güvencesizlik, düşük ücret politikaları ve yetersiz denetimler artık sistematik bir hale gelmiş durumda. Çalışanlar hakları için mücadele ederken, çözüm süreçleri çoğu zaman işveren lehine şekilleniyor.
Ekonomik krizin derinleştiği, işsizliğin arttığı ve işçilerin her geçen gün daha da savunmasız bırakıldığı bu ortamda, kamu hizmeti veren personelin bile bu ölçüde mağdur edilmesi, mevcut yönetim anlayışının emekçiden yana olmadığını bir kez daha ortaya koyuyor.”

‘Tesadüf değil, bilinçli tercih’


Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanan 2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı takviminde, Kasım ayı ara tatilinin 10 Kasım’a denk getirilmesine sert tepki gösterdi. Eğitimci kimliğiyle ve siyasi sorumluluğuyla açıklama yapan İlçe Başkanı Çakır, bu kararın pedagojik gerekçelerle açıklanamayacağını belirterek, sistematik bir itibarsızlaştırma sürecinin parçası olduğunu vurguladı.
İlçe Başkanı Çakır, açıklama-sına şu ifadeler başladı:
“Millî Eğitim Bakanlığı tara-fından açıklanan 2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı takvimi incelendi-ğinde, Kasım ayı ara tatilinin 10 Kasım 2025 Pazartesi günü başlatı-lacağı görülmektedir. Eğitimci kimliğimle, yıllarını çocukları-mızın, gençlerimizin çağdaş bir eğitim anlayışıyla yetişmesine adamış bir yurttaş olarak ve aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi Keşan İlçe Başkanı sıfatımla bu planlamaya dair hem pedagojik hem de siyasal sorumluluğumla açıklama yapma zorunluluğu doğmuştur.Burada sadece bir tarih uyumsuzluğu yoktur. Burada, son yıllarda adım adım yürütülen, ustaca paketlenmiş ve sistematik biçimde uygulanan “Atatürk’ü toplumsal hafızadan silme girişimlerinin bir başka halkası ile karşı karşıyayız.”
“Tesadüf Değil, Bilinçli Tercih”
Çakır, 10 Kasım’ın Türkiye Cumhuriyeti tarihinde sıradan bir gün olmadığını ifade ederek, “Takvimi hazırlayan yetkililer, kamuoyundan gelen haklı tepkilere karşı bu kararı “takvimsel bir zorunluluk”, “eğitim yılı dengesi” gibi gerekçelerle savunabilir. Ancak unutulmamalıdır ki; 10 Kasım, bu ülkenin sadece bir tarih sayfası değil, bir milletin vicdanıdır. O gün saat 09.05’te akan zaman durur; öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz, yurttaşlarımız tek yürek olup Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı ve minnetle anar.”dedi.
“Sistematik Bir İtibarsızlaştırma Süreciyle Karşı Karşıyayız”
İlçe Başkanı Çakır, Andımız’ın kaldırılmasından ders kitaplarındaki Atatürk içeriklerinin azaltılmasına, Atatürk posterlerinin sınıflardan kaldırılmasına kadar birçok uygulamayı örnek göstererek şu ifadeleri kullandı: “Bugün bir tatil planlaması gibi sunulan bu karar, daha geniş bir bütünün parçası olarak ele alındığında, tesadüf olmaktan uzaktır. Son yıllarda yaşananlara baktığımızda karşımıza çıkan tablo açıkça şunu göstermektedir:
Andımız’ın kaldırılması, öğrencilerimize erken yaşta kazandırılan yurttaşlık ve Atatürk bilincine doğrudan bir darbedir.
Talim Terbiye Kurulu kararlarıyla ders kitaplarından Atatürk’ün adının sistematik biçimde azaltılması veya önemsizleştirilmesi, bilinçli ve uzun vadeli bir politikanın ürünüdür.
Atatürk posterlerinin sınıflardan kaldırılması, okullarda Nutuk’un okutulmasının bazı yöneticiler tarafından “gereksiz” veya “ideolojik” bulunması, kamu kurumlarında Atatürk’ün adı anılırken duyulan çekingenlik; hep aynı merkezden yönetilen zihinsel bir dönüşümün işaretleridir.
Son olarak, 10 Kasım’da eğitime ara verilmesi, bu çabanın artık sembolik bir noktaya ulaştığını gösteriyor.
İlçe Başkanı Çakır, açıklamasına şöyle devam etti:
“Tüm bu uygulamaların ortak noktası, Atatürk’ü sadece bir “tarihi figür” haline indirgeme; onun aydınlanmacı, halkçı, laik, çağdaş, eşitlikçi ve bağımsızlıkçı vizyonunu genç kuşaklardan uzaklaştırma çabasıdır.Ancak bu millet, tarihiyle bağını böyle kuru kararlarla koparmaz.”
“Türkiye’nin Geleceği, Atatürk’ün Gösterdiği Yoldadır”
Eğitim sisteminin Cumhuriyet’in aydınlanmacı mirasından uzaklaştırıldığını vurgulayan Çakır, “Eğitim, bir ülkenin geleceğini biçimlendirme aracıdır. Cumhuriyet’in eğitim anlayışı ise bireyi sadece bilgiyle donatmakla kalmaz; sorgulayan, düşünen, hak arayan, özgüvenli ve yurt sevgisiyle yoğrulmuş bireyler yetiştirir. Bugün bu anlayışın yerine ‘itaatkâr ve suskun kuşaklar’ inşa edilmek istenmektedir. Bu yüzden 10 Kasım gibi ortak hafızamızda kutsal bir yeri olan günlerin değersizleştirilmesi, eğitim sistemine sızdırılmış bu zihniyetin bir sonucudur.Ama bizler, eğitimciler, Atatürkçüler, Cumhuriyet sevdalıları olarak biliyoruz ki: ‘Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller’ yetişmeden hiçbir millet ileri gidemez”dedi.
“Bu Geri Adım Değildir: Geriye Götürme Çabasıdır”
“İktidarın yıllardır bilinçli bir şekilde uyguladığı ‘Cumhuriyet değerlerinden arındırılmış yeni bir Türkiye” hayaline karşı en büyük engel hâlâ Atatürk’tür.’ diyen İlçe Başkanı Çakır,açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Çünkü Atatürk; Bilimi esas alır. Dini siyasete alet etmez. Kadın-erkek eşitliğini savunur. Emekçinin hakkını korur.Eğitimi, liyakati, hukuku temel alır.
İşte bu yüzdendir ki, onu unutturmak için türlü yollar denenmektedir.
Ancak şu asla unutulmamalıdır: Bu topraklarda doğmuş her çocuk, Atatürk’ü bir gün mutlaka tanır. Bir gün mutlaka anlar. Çünkü Atatürk’ü tanımak, aynı zamanda kendini tanımaktır; bu milletin özünü, tarihini ve bağımsızlık mücadelesini anlamaktır.”
“Bir Çağrı: Geri Adım Atın, Tarihi Hatadan Dönün”
CHP Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, açıklamasını şu ifadelerle sonlandırdı:
“Buradan açıkça çağrıda bulunuyorum: Millî Eğitim Bakanlığı bu karardan derhal dönmelidir. Ara tatilin 10 Kasım tarihine denk gelmesi, bu milletin hafızasına saygısızlıktır. 10 Kasım, sıradan bir gün değildir ve öyleymiş gibi gösterilemez.Bizler Cumhuriyet Halk Partisi olarak Keşan’da da, Türkiye’nin her noktasında da, 10 Kasım sabahı çocuklarımızla birlikte Atatürk’e saygı duruşunda bulunacağız. Eğer okullar açılmamış olsa dahi, biz o gün sınıfları, meydanları, sokakları Ata’mıza olan sevgimizle dolduracağız.Çünkü biz bir eğitimci olarak da, bir siyasetçi olarak da biliyoruz ki:Atatürk’ü unutturmak isteyenler, sonunda bu milletin vicdanında silineceklerdir”

‘10 Kasım, sadece bir takvim günü değil’

CHP Edirne İl Gençlik Kolları Başkanı Özgür Hata, “10 Kasım’dan kaçan zihniyet, Cumhuriyetle ve Mustafa Kemal Atatürk’le hesaplaşma peşindedir” dedi.

CHP İl Gençlik Kolları Başkanı Özgür Hata, yaptığı açıklamada, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanan yeni eğitim öğretim yılı takvimine göre, okulların 10 Kasım 2025’te, yani Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 87. yılında kapalı olacağına dikkat çekerek, şunları kaydetti:

“Yani bu yıl, öğrenciler 10 Kasım günü okullarda olmayacak; anma programları yapılmayacak, sirenler çalmayacak, bayraklar önünde eğilen başlar olmayacak.

Bu karar, hiçbir şekilde “planlama” ya da “tatil takvimi” gerekçeleriyle açıklanamaz. Açıktır ki bu, yıllardır Atatürk ve Cumhuriyet değerlerine sistematik saldırılarla yürütülen bir siyasi ajandanın yeni bir parçasıdır.

10 Kasım, sadece bir takvim günü değildir.

10 Kasım, bu ülkenin bağımsızlık mücadelesini omuzlamış bir lideri anma günüdür.

10 Kasım, bu topraklarda özgürce eğitim gören her gencin vicdan borcudur.

10 Kasım’da okulları kapatmak;

Atatürk’ün hatırasını karanlığa gömmeye çalışmaktır.

Genç kuşakların hafızasından Cumhuriyet’i silme çabasıdır.

Cumhuriyetle, laiklikle ve kurucu değerlerle hesaplaşmaktır.

Bu milletin çocukları, 10 Kasım’da tatil yapmaz; Ata’sını anar.

Bu milletin gençliği, Cumhuriyet’e düşmanlık eden her anlayışın karşısında, her zaman dimdik durur.

Eğer bu ülkenin kurucusunu unutturmaya çalışıyorsanız; bilin ki ne unuturuz, ne unuttururuz.

Eğer yeni nesilleri Cumhuriyet’ten, Atatürk’ten uzak tutmaya çalışıyorsanız; bilin ki biz varız, biz buradayız, biz Atatürk gençliğiyiz.

Hiçbir tatil planı, hiçbir siyasi hesap, hiçbir karanlık takvim; Atatürk’ü bu topraklardan silemez.

10 Kasım’da okullar kapalı olmayacak!

10 Kasım’da biz sokakta, okulda, kürsüde, meydanda, her yerde olacağız.

Ve bir kez daha haykıracağız:

Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesillerin mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğiz!