
Kategori arşivi: Sağlık

Nöbetçi Eczaneler
On kişiden biri KOAH
Türk Toraks Derneği Trakya Şubesi ve Türk Tabipleri Birliği Edirne Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Celal Karlıkaya, teması ‘Havamızı Koruyalım, KOAH’sız Yaşayalım’ olarak belirlenen 20 Kasım 2024 Dünya KOAH Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, KOAH’nın dünya genelinde ölüm nedenleri sıralamasında 6. olduğunu, 2030 yılında 3. en önemli ölüm nedeni olabileceğinin bildirildiğine dikkat çekti.
Dr. Karlıkaya, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı’nın (KOAH), nefes darlığı, öksürük, balgam gibi süregen solunumsal rahatsızlıklara yol açan dünya genelinde en öldürücü hastalıklardan birisi olarak 2023 yılında 3 milyondan fazla insanın ölümünden sorumlu olduğunu belirterek şunları söyledi:
SİNSİCE SEYREDİYOR
“Dünya KOAH Günü organizasyonu, DSÖ’nün GARD ve Türkiye’de Sağlık Bakanlığı, başta Türk Toraks Dermeği olmak üzere Ulusal Solunum Tıbbı dernekleri tarafından her yıl Kasım ayının 3. haftasının Çarşamba günü anılmaktadır: KOAH’ı önleme, erken tanı, tedavi ve esenlendirme (rehabilitasyon)amaçlarına dönük; başta hekimler olmak üzere sağlık meslek mensupları ve halkımıza yönelik bilinç yaratmayı amaçlamaktadır.
KOAH dünya genelinde ölüm nedenleri sıralamasında 6. sıradadır ve 2030 yılında 3. en önemli ölüm nedeni olabileceği bildirilmektedir. Yapılan çalışmalara göre dünyadaki her on yetişkinden biri KOAH hastasıdır. Oysa KOAH önlenebilir ve tedavi edilebilir bir akciğer hastalığıdır. Halk arasında bilinen adıyla TIKNEFES olmak hastalığın ancak ilerlemiş dönemlerinde ortaya çıkar ve nefes darlığının erkenden farkına varılmaması teşhisin gecikmesine yol açar. Dünya genelinde KOAH hastalarının ortalama %60-85’inde hastalığın başlamış olduğunun farkında olmadığı saptanmaktadır. 2023 yılında yapılan çalışmaya göre ülkemizde bir doktor tarafından tanı konmuş KOAH sıklığı 45 yaş üstü bireylerde ortalama yüzde 8.8’dir.Bu veriler hastalığın ne kadar sinsice seyrettiğini göstermektedir.
RİSK FAKTÖRLERİYLE MÜCADELE
Hem KOAH’ın önlenmesinde hem de hastalığın toplumsal yükünün azaltılmasında ilk ve en önemli müdahale basamağı risk faktörleriyle mücadele edilmesi, yani hastalığın önlenmesidir.Tütün ve tütün ürünlerinin kullanımı, çarpık kentleşme ve sanayileşme nedeniyle artan hava kirliliğine maruziyet, iç ve dış ortamda odun ve kömür gibi fosil yakıtlar ile bitki sapları ve tezek gibi biyokütle yakıtlarının dumanının solunması, özellikle çocuk ve gençlerimizde salgına dönüşen elektronik sigara KOAH hastalığına neden olan önemli risk faktörleridir. Aynı risk faktörleri başta kanserler olmak üzere birçok öldürücü hastalığa da risk oluşturmaktadır. Küresel iklim değişikliği nedeniyle ortaya çıkan anormal hava olayları, hava kirliliği ve çöl tozlarının binlerce kilometre ötelere bile gidebilmesi, orman yangınları, sanayi kaynaklı büyük yangın ve patlamalar, hatta savaşlara bağlı hava kirlilikleri KOAH görülme sıklığını artıracağı, hastalığın seyrini olumsuz etkileyeceği, alevlendireceği ve erken ölümlere neden olacağı değerlendirilmektedir. Bütün bu risk faktörleri yanında çalışmalar, KOAH hastası olan kişilerin yüzde 80’inin sigara içtiğini, tütün ve tütün ürünlerinin KOAH’ın başlıca (%50-80) nedeni olduğunu ortaya koymaktadır. Yetersiz beslenme, özellikle çocuklukta geçirilen akciğer enfeksiyonları, iç ve dış ortam kirleticilerine pasif maruziyete bağlı olarak akciğer gelişiminin geri kalması da KOAH’a yol açabilir.
HASTALIĞIN TANISI
KOAH’da en sık görülen yakınmalar; öksürük, balgam, nefes darlığı ve bazı olgularda yorgunluk hissidir. Hastanın yakınmaları hastalığın ilerlemesi ile daha da artarak kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Hastalığın tanısı, sağlık kurum ve kuruluşlarında, basit ve zararsız bir test olan ‘nefes ölçüm testi’ ile kolayca konulabilir. KOAH teşhisi konulan kişilerin başta sigara/tütün dumanı ve hava kirliliği olmak üzere risk faktörlerinden uzak durmaları,sağlıklı beslenmeleri ve günlük egzersiz yapmaları çok önemlidir. KOAH hastalarının,yaşadıkları yerlerin hava kalitesini T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından kurulan Ulusal Hava Kalitesi İzleme Ağından takip etmeleri ve dış ortam aktivitelerini buna uygun olarak düzenlemeleri yararlı olacaktır.
KOAH’ın bireysel tedavisinde başta birinci basamak hekimlik hizmeti olarak grip ve zatürre aşılması hizmetleri yanında doğru ilaçların etkili bir şekilde kullanımının sağlanması gerekmektedir. Hastalık alevlenmelere yani belirtilerin aniden şiddetlenmesine yol açabilir hastane hatta entübe edilip yoğun bakım yatışı gerektirebilir.Süregen solunum yetmezliği gelişen hastalar, evde oksijen tedavisi ve/veya evde solunum cihazı tedavisi gibi tedavilere ihtiyaç duyabilir. Bunun yanı sıra solunumsal esenlendirme (rehabilitasyon) hizmetleri hastaların günlük yaşamlarının daha mutlu hale gelmesini sağlamaktadır.
‘HAVAMIZI KORUYALIM, KOAH’SIZ YAŞAYALIM’
Bu yıl gerçekleştirilen Dünya KOAH Gününün teması ‘Havamızı Koruyalım, KOAH’sız Yaşayalım’ olarak belirlenmiş olup iklim değişiminin etkilerini de içerecek şekilde temiz hava ve akciğer sağlığının öneminin vurgulanması amaçlanmıştır.
Akciğerlerinizi sağlıklı tutabilmeniz ve sağlıklı nefes alabilmeniz için; Tütün ve tütün ürünlerini kullanmayın. Rahatsızlık hissetmeseniz bile, özellikle risk faktörünüz varsa, 35 yaşından sonra her yıl nefesinizi ölçtürün. Soluduğunuz ortam (iç, dış) havasının temizliğinin farkında olun. Düzenli ve dengeli beslenin. Düzenli egzersiz yapın. Yaş grubunuza uygun koruyucu aşılama yaptırın. İklim değişimi ve hava kirliliği başta olmak üzere yaşadığınız bütün çevrenin (ekosistem) öneminin farkında olun.”
Nöbetçi Eczaneler
TRAKYAKA’dan Yalın Hastane Eğitimi
Trakya Kalkınma Ajansı koordinasyonunda, Trakya Sağlık Tu-rizmini Geliştirme Derneği tara-fından Yalın Hastane Eğitimi düzenlendi. İrmet Çerkezköy Hastanesi ev sahipliğinde düzenlenen eğitime dernek üyesi 10 sağlık tesisi ile Trakya Kalkınma Ajansı personelleri katıldı.
Eğitim programı, Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Başhekimi, Yalın Sağlık Enstitüsü ve Kalite Koordinatörü Prof. Dr. Aysun Yılmazlar ile Medicabil Yalın Sağlık Enstitüsü Eğitmeni Halime Ağaoğlu’nun liderliğinde gerçekleştirildi.
Program kapsamında, sağlık alanında yalın yönetim uygulama-ları ile kaynakların daha etkin ve verimli kullanımını sağlayarak sürekli iyileştirme ve standartlara ulaşma hedefi ele alındı. İsraf analizi, neden analizi, kök nedenlerin ortadan kaldırılması, değer akış haritalama ve sürekliliğin sağlanması gibi konulara odaklanılarak, yalın hastane uygulamalarının sürdürülebilirliği ve hasta tedavi ile bakım kalitesinin artırılması amaçlandı.
Trakya Sağlık Turizmini Geliştirme Derneği, Trakya Kalkınma Ajansı koordinasyonunda, Trakya bölgesinde yer alan ve sağlık turizmi konusunda devlet desteklerinden yararlanmak isteyen hastaneler, bu alanda faaliyet gösteren turizm firmaları ve aracı kuruluşların katılımıyla 2020 yılında kuruldu.
Konuya ilişkin açıklamada, “Dernek, Trakya Bölgesi’nde sağlık turizminin geliştirilmesi amacıyla sağlık tesisi, turizm acentesi, tur operatörleri ve otel gibi kurum ve kuruluşların iş birliği ile hareket etmesini ve rakip destinasyonlara karşı rekabette avantajlı hale gelmesini, sağlık turizmi alanında bölgenin sahip olduğu imkânları ve potansiyeli araştırma ve geliştirmeyi, hedef pazarlara yönelik yurtdışı ve yurtiçi tanıtım faaliyetleri gerçekleştirmeyi ve bölgede sunulan sağlık hizmetinin kalitesini artırmayı hedeflemektedir” ifadelerine yer verildi.
Nöbetçi Eczaneler
Nöbetçi Eczaneler
TÜ Hastanesi’nde Diyabet Günü
Trakya Üniversitesi Has-tanesi’nde 14 Kasım Diyabet Günü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte hastane personeli, diyabetin hızla arttığı günümüzde toplumda farkındalık yaratmak amacıyla stantlarda kan şekeri ölçümü yaptı.
Trakya Üniversitesi’nden yapılan açıklamada, insülini bularak diyabetin tedavisinde çığır açan ve milyonlarca insanın hayatını kurtaran Kanadalı Doktor Frederick Banting’in doğum günü olan 14 Kasım tarihinin 1921 yılından beri tüm dünyada Diyabet Günü olarak hatırlandığı belirtilerek şöyle denildi:
“Bugün nedeniyle Trakya Üniversitesi Hastanesi Erişkin Hasta Diyabet Biriminde diyabet konusunda halkı bilgilendirme etkinliği düzenlendi.
Tıp Fakültesi Endokrin Bilim Dalı tarafından diyabet farkındalığını artırmaya yönelik olarak yapılan ve hastane yöneticilerinin de katıldığı bu anlamlı bir etkinlikle bu önemli konuya dikkat çekildi.
Hastane personeli, diyabetin hızla arttığı günümüzde toplumda farkındalık yaratmak amacıyla stantlarda kan şekeri ölçümü yaptı. Etkinlikte, “Diyabetin Farkında Ol, Farklı Ol” mesajı ile diyabette erken tanı ve teşhisin önemine vurgu yapıldı.”
İşitme kaybında ‘gen tedavisi’ umudu!
Olgay GÜLER
Miami Üniversitesi Klinik Genetik Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Mustafa Tekin, işitme kaybı tedavisinde genetik yöntemin bu yıl ilk olumlu örneklerinin alındığını söyledi.
Prof.Dr. Tekin, ‘İç Kulak Hastalıklarında Preklinik, Klinik ve İnovatİf Yaklaşımlar Multidisipliner Sempozyumu’ için geldiği Edirne’de, gazetecilerin sorunlarını yanıtladı. Doğuştan işitme kayıplarının aşağı yukarı yarısından fazlasının genetik nedenlerden oluştuğunu söyleyen Tekin, bununla ilgili gen tedavisinin bu yıl ilk olumlu örneklerinin alındığını kaydetti.
‘İŞİTME KAYBINDA GEN TEDAVİSİ UMUT OLMAYA BAŞLADI’
Genetik tedavinin işitme kaybında umut olmaya başladığını anlatan Tekin, “Genetik tedavi umut olmaya başladı. Uzun zamandır çalışılıyordu, bu sene ilk olumlu örnekleri alındı. Henüz çok küçük bir hasta grubunda etkili. Otof denilen tek bir gende etkili o da bütün işitme kayıplarının aşağı yukarı yüzde 5’ine neden oluyor. Ama bu konuda çalışmalar ilerliyor. İlerleyen dönemlerde de diğer genlerdeki çalışmalar da başarılı olacak” dedi.
‘GEN BOZUK KULAK İÇİNE ENJEKTE EDİLİYOR’
Hastada bozuk olan genin, iç kulağa yenisinin enjekte edilerek tedavisinin yapıldığını ifade eden Tekin, “Gen tedavisinde en çok yapılan şeylerden bir tanesi bir hastada çalışmayan, bozuk olan geni bir virüsün içerisine yerleştirip kulağın içine, Koklea’ya yani işitme organına enjekte etmek ve daha sonra da bu gen iç kulakta Koklea’da çalışmaya başlıyor ve bozuk olan genin yerini alarak oradaki fonksiyonu yerine getiriyor. Bu konu üzerinde çok çalışma var ama henüz diğer genlerde insan çalışması henüz yok, tek bir gende var. Diğer çalışmaların çoğunluğu fare çalışmalarıyla sınırlı. Zaman içerisinde diğer genlerde de çalışmalar büyük ihtimalle insanda da yapılacak. Yani umutlu olmak için nedenler var” diye konuştu.