
Kategori arşivi: Sağlık

Nöbetçi Eczaneler
Nöbetçi Eczaneler
Edirne ASKF’den ilk yardım kursu
Edirne Belediyesi işbirliğinde Edirne Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu’nca (ASKF) üye kulüp sporcu, antrenör ve yöneticileri için 22-24 Ekim tarihleri arasında 5. Grup ilk yardım kursu gerçekleştirilecek.
Edirne ASKF’den yapılan açıklamada, Edirne Belediyesi Engelsiz Yaşam Merkezi’nde yapılacak ve 3 gün boyunca devam edecek kursa spor kulüplerinden antrenör, kulüp yöneticisi, sporcular ve il hakemlerinin katılabileceği belirtilerek şunlara yer verildi:
EĞİTİM PLANI
“22 Ekim (8 Saat Eğitim) 09.30-17.30
23 Ekim (8 Saat Eğitim) 09.30-17.30
24 Ekim 2025 (Tüm grup için 3 saat pratik ve uygulama sınavı) olmak üzere 3 gün boyunca teorik ve uygulama eğitimlerinden ve sınavdan oluşan bir eğitimdir. “
BAŞVURU ŞARTLARI
“Eğitim sürecine tam katılacağını beyan etmek ve sonrasında sınava tam dahil olmak
Üye spor kulüplerimizden ve ilimiz spor kulüplerimizden her branştan antrenör, kulüp yöneticisi, takım yöneticisi, sporcular ve ilimiz hakemleri
İlkyardım kursu 14 kişilik gruplar halinde olacaktır. Başvuran ve kesin kayıt yaptıran ilk 14 kişi çağrılacaktır. (Kurslar tekrarlanacaktır )
Sağlık Müdürlüğü tarafından kurs sonunda sınav yapılacaktır. Belge almak için sınavda olmak gerekmektedir.
Eğitim/ Kurs ücretsizdir ama 250-350 TL arası (24 TL sınav ücreti ve 288,58 TL sınav gözetmen ücreti) ilk yardımcı belge/sınav/kart bedeli ilgili kuruluş tarafından banka yolu ile alınmaktadır.
Son müracaat tarihi:19Ekim 2025 saat 15.00’tir.”
Nöbetçi Eczaneler
Kulak kirine ‘taşınabilir’ çözüm
Olgay GÜLER
Edirne’de Ar-Ge firması kurucusu, kimya uzmanı Ümit Demir (39), her yıl yaklaşık 10 milyon kişinin hastaneye başvurduğu buşon rahatsızlığına (kulak kiri) çözüm amaçlı, taşınabilen temizlik kiti geliştirdi.
Kentte, Ar-Ge sektöründe çalışan Ümit Demir, Trakya Üniversitesi Ayşekadın Yerleşkesi’ndeki Teknopark bünyesinde kurduğu firmada, halk arasında sıkça rastlanan buşona çözüm amaçlı ürün geliştirdi. Bir süredir ürün üzerinde çalışıp son halini verdiğini anlatan Demir, hastaların doktora gidip işlem yaptırmak yerine bu sayede evlerinde veya istediği yerde ürünü kullanabileceğini söyledi.
‘HEKİMLERİN İŞ YÜKÜNÜ ARTTIRIYOR’
Ülke genelinde yaklaşık 10 milyon kişinin kulak kirine bağlı rahatsızlıklar nedeniyle doktora başvurduğunu dile getiren Demir, “Bilimsel adıyla buşon veya serumen, halk tabiriyleyse kulak kiri dediğimiz temel bir halk sağlığı sorunu rahatsızlığı vardır. Ülkemizde yaklaşık 10 milyon birey bu rahatsızlık nedeniyle kulak burun boğaz hekimlerine başvurmaktadırlar. Bu da ciddi bir polikliniklerde yoğunluk ve hekimlerin iş yükünü arttıracak bir rahatsızlık olarak karşımıza çıkmaktadır. Kulak kiri rahatsızlığı sosyoekonomik ve her yaş grubunda homojen olarak görülen temel bir halk sağlığı sorunudur. Çevresel etmenler, epital doku artıkları, vücut salgılarının bir arada birleşerek katılaşması sonucunda kulak içerisinde olan kitlesel bir yapıdır. Bu kitle kulağımızda biriktiği sürece duyma yani işitme yetimizde azalmaya neden oluyor. Bu da temel bir gündelik hayatın aksamasına neden oluyor” dedi.
‘TOPLUMDA YÜKSEK MİKTARDA GÖRÜLEN BİR RAHATSIZLIK’
Kulak kiri kaynaklı rahatsızlıklarda hekimlerin klasik yöntemlere başvurduklarını anlatan Demir, “Bu rahatsızlığın tedavisi ve klasik bir yöntem olarak hekimlerin uygulamış olduğu lavaj, aspirasyon ve kürek aracılığıyla çıkarma işlemleridir. Bunlar hekimler için iş gücü ve zaman kaybına neden olur. Aynı zamanda hastalar için de bu sorun teşkil etmektedir. Ciddi bir sağlık sistemine de eş olarak yük bindirmekte. Her yıl 10 milyon birey bu rahatsızlıktan dolayı hastanelere başvurmaktadır. Ülkemizde olduğu gibi yurt dışında da bu rahatsızlık yüksek miktarda toplumlarda görülen bir rahatsızlıktır. Ortalama olarak toplumda yüzde 10 ve 12 civarında görülen bir epidemolojik bir rahatsızlıktır. Temel kronik bir rahatsızlıktır. Bizim geliştirmiş olduğumuz ürün patentli ve muadili olmayan ve bu alanda temel bir altın standart haline gelebilecek bir üründür. Bu alanda yapmış olduğumuz buluşla temel halk sağlığı sorununa etkin, güvenli ve sürdürülebilir tedavi ürünü sunmanın haklı gururunu yaşamaktayız” diye konuştu.
Vatandaşların, temizlik kitini istediği zaman, istediği yerde kullanabileceğini dile getiren Demir, “Bu kapsamda hekimlerimizin iş yükünü azaltan ve tedavi protokollerini güçlendiren bir ürün geliştirdik. Aynı zamanda insanların temel yaşam fonksiyonlarının daha kaliteli bir şekilde sürdürmesini, kolay pratik bir sağlık hizmetine ulaşabilmesini sağlayacak bir ürün geliştirerek patentini aldık. Aynı zamanda piyasada ürünümüzü online sistemler üzerinden, herkesin kolay ve istediği zaman satın alabileceği şekilde takdim etmiş bulunmaktayız. Bireyler bunu istediği zaman, istediği yerde rahatlıkla, kolayca kullanılabilir. Yapmaları gereken tek şey basit bir lavabo veya banyo ortamında kulaklarını kolayca temizleyebilme ve güvenli bir şekilde sürdürülebilir tedavi hizmetine ulaşmalarıdır” ifadelerini kullandı.
Ürünün doktorların iş yükünü de azalttığını belirten Demir, “Hekimlerin klasik tedavi uygulamalarının yaratmış olduğu onlara iş gücü ve zaman kaybını ortadan kaldırıp, bu alandaki yenilikçi bir tedavi ürünü olarak hizmete sunmayı hedeflemekteyiz. Bu alanda yeni bir tedavi altın standardı oluşturmakta. Hekime başvuru sürecinde yaşanan ekonomik kaybı da ortadan kaldırmaktadır. Çünkü hekime başvurmak için iş yerinden çalışan insanlar izin alması gerekir. Veya ek damlalar kullanması gerekir. Bunlar ikinci, üçüncül masraflara neden olmakta” dedi.
Nöbetçi Eczaneler
Meme Kanserinden Korunmak Mümkün mü?
Türkiye’de Her Yıl 25 Bin Yeni Vaka Son 20 yılda dünyada meme kanseri vakalarının %40’a yakın arttığı bildirilmektedir. Türkiye’de ise her yıl yaklaşık 25 bin kadına meme kanseri teşhisi konulmaktadır. Meme kanseri 40 yaşından sonra daha sık görülse de her 5 meme kanseri hastasından 1’i 40 yaşın altındadır. Korunmanın Birinci Adımı: Risk Faktörlerini Bilmek Meme kanserinin risk faktörleri iki grupta değerlendiriliyor: • Değiştirilemeyen riskler: Genetik, yaş, ailede meme kanseri öyküsü, bazı iyi huylu meme hastalıkları, ilk adet yaşı ve menopoz yaşı. • Değiştirilebilen riskler: İlk doğum yaşı, emzirme süresi, doğum kontrol hapı kullanımı, menopoz sonrası hormon tedavisi, beslenme şekli, alkol ve tütün ürünleri kullanımı. Sigara içen kadınların meme kanserine yakalanma riski, içmeyenlere göre yaklaşık %20 daha fazladır.Riskleri bilmek, korunmanın ilk adımıdır. Bazı faktörler değiştirilemez; ancak yaşam tarzımız üzerindeki kontrollerimiz, riski önemli ölçüde azaltabilir. Meme Kanseri Önlenebilir Mi? Bilimsel verilere göre kanserlerin yaklaşık %90’ı çevresel, yalnızca %10’u genetik faktörlerden kaynaklanıyor. Bu da bize aslında kanserin büyük oranda önlenebilir olduğunu gösteriyor. Tütün ve mamullerinin kullanımı, yanlış beslenme ve hareketsiz yaşama bağlı obezite ve bazı enfeksiyonlar en önemli çevresel riskler arasındadır. Bunlara “dur” diyebilirsek, sadece meme kanserine karşı değil birçok kanser türüne ve hatta birçok farklı hastalığa karşı da kendimizi korumuş oluruz. En Önemli Nokta: Taramalar Kanserle mücadelede en kritik adım, gerekli taramaları düzenli yaptırmaktır. Meme kanserinde her ay kendi kendine yapılan muayene ile düzenli ultrason ve mamografi taramaları büyük önem taşır. Erken evrede yakalanan meme kanserinde 5 yıllık sağ kalım oranı %90’ın üzerindedir; çünkü erken teşhis hayat kurtarır. Meme Kanseri Sadece Kadının Değil, Ailenin ve Toplumun Sorunudur Kadın sağlığı sadece o kadının hayatını değil; ailesini, sevdiklerini, hatta toplumu da etkiler. Çünkü bir kadın sağlıklı olduğunda, çevresindekiler de güç bulur. Meme kanserinde erken tanı, sadece kendimizi değil, sevdiklerimizi korumak demektir. Düzenli kontroller onlara da güvence sağlar. Unutmayalım: meme kanseri bireysel bir mücadele değil; farkındalık, erken tanı ve birlikte hareketle aşabileceğimiz bir sınavdır. |
‘Damar tıkanıklığının bedeli büyük’
Olgay GÜLER
Edirne’de gerçekleştirilen sempozyumda konuşan Tromboz, Hemostaz ve Anjioloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Kaan Kavaklı, kanda aşırı pıhtılaşma kaynaklı damar tıkanıklıklarının ciddi rahatsızlıklara neden olduğunu belirterek, “Mesela kalp damarları tıkandığı zaman, kalp krizi olarak karşımıza çıkıyor. Beyin damarları tıkandığı zaman inme şeklinde karşımıza çıkıyor. Oldukça büyük bir bedeli var” dedi.
Edirne’de Trakya Üniversitesi ile Tromboz, Hemostaz ve Anjioloji Derneği iş birliğinde, ‘Edirne Tromboz ve Hemostaz Sempozyumu’ gerçekleştirildi. Sultan 2’nci Bayezid Külliyesi’nde başlayan sempozyuma; Tromboz Hemostaz ve Anjiyoloji Derneği Prof. Dr. Kaan Kavaklı ile Türkiye’nin çeşitli illerinden konunun uzmanı çok akademisyen katıldı. Dernek Başkanı Kavaklı, buradaki konuşmasında, kanda aşırı pıhtılaşmanın neden olabileceği rahatsızlıklara ve korunma yöntemlerine değindi.
‘HER ZAMAN İNSAN SAĞLIĞINI TEHDİT EDEN BİR DURUM’
Kanda aşırı pıhtılaşmanın kalp krizine sebebiyet verdiğine dikkat çeken Kavaklı, “Tromboz hemostaz dediğimiz olay, kanama-pıhtılaşma bozuklukları. Oldukça insan sağlığı için önemli. Bu konuda deneyimli hocalarımız Ankara’dan, İstanbul’dan, Trabzon’dan, İzmir’den, Türkiye’nin değişik yerlerinden toplanarak Edirne’de buluştular. Muzaffer Demir hocamızın ev sahipliğinde bir araya geldik. Toplantının sahibi olan dernek, Tromboz, Hemostaz ve Anjiyoloji Derneği. Toplum sağlığı açısından önemini özetlemem gerekirse kanama, pıhtılaşma, aşırı pıhtılaşma her zaman insan sağlığını tehdit eden bir durum. Mesela kalp damarları tıkandığı zaman, kalp krizi olarak karşımıza çıkıyor. Beyin damarları tıkandığı zaman inme şeklinde karşımıza çıkıyor. Oldukça büyük bir bedeli var” dedi.
‘SÜREKLİ HAREKET ÖNERİYORUZ’
Tromboz ve hemostazın önlenmesi için düzenli egzersiz ve hareketli yaşamın önemine vurgu yapan Prof. Dr. Kavaklı, “Bu konuda topluma, egzersiz, obezitenin önlenmesi sürekli hareket önerebiliriz. En azından bir yürüyüş. Koşma olması şart değil. Her gün en azından 10, 15 dakika yürüyüşün faydalı olduğunu düşünüyoruz. Onun dışında beslenmeye, aşırı kilo almamaya çok dikkat etmemiz gerekiyor. Bunlar damar tıkanıklığı açısından önemli bir sağlık koruması prensibi olabilir. Onun dışında eğer böyle bir şey ortaya çıkmışsa da uygun ilaçların kullanılması tabii ki bu konudaki uzman hekimler aracılığı olacaktır. Bu toplantıda da bu konuları görüşüyoruz” diye konuştu.
‘BEYAZ ET İLE SEBZE VE MEYVEYE AĞIRLIK VERİLMELİ’
Prof. Dr. Kavaklı, Türkiye’de yaygın olarak sevilen kırmızı et ve hamur işi yiyeceklerin tromboz ve hemostaz kaynaklı tıkanıkları tetiklediğine dikkat çekerek, “Diyet olarak mesela kırmızı etten çok beyaz ete, tavuk eti, balık etine ağırlık verilmesi gerekir. Yeşil sebze ve meyve, mutlaka her yemekte salatanın ilave edilmesi gerekir. Karbonhidratlardan, börek, çörek, un, şeker gibi maddelerin azaltılmasına önem vermek gerekiyor. Biraz da lezzetten kaçmak gibi oluyor ama sağlığımız için bunları yapmamız lazım. Zeytinyağlı gıdaları ön planda ağırlık vermek gerekiyor. Ülke olarak kırmızı eti çok seviyoruz, ‘Et yemeden doymuyoruz’ diyoruz ama bunu azaltmamız lazım. Belki haftada biri geçirmezsek çok iyi olur” dedi.