Kategori arşivi: Sağlık

Hekim başına düşen kişi sayısı en az Edirne’de


Edirne hekim başına düşen kişi sayısı 280, hemşire başına düşen kişi sayısı 248 ile Trakya’daki diğer iller Tekirdağ ve Kırklareli’ne göre oldukça düşük bulunurken, sağlık kurumlarında yatak başına düşen kişi sayısının da bu iki ile göre yine daha az olması dikkat çekiyor.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Edirne Bölge Müdürlüğü’nün “Sayılarla Türkiye TR21 Tekirdağ, Edirne, Kırklareli Haziran 2025” sunumunda yer alan “Sağlık personeli başına düşen kişi sayısı, 2023” istatistiklerine göre, Türkiye genelinde hekim başına düşen kişi sayısı 418, hemşire başına düşen kişi sayısı 344 iken, bu rakam Edirne’de hekim başına düşen kişi sayısı 280, hemşire başına düşen kişi sayısı 248 olarak belirlendi. Söz konusu istatistiklere göre, Kırklareli’nde hekim başına düşen kişi sayısı 571, hemşire başına düşen kişi sayısı 382, Tekirdağ’da ise hekim başına düşen kişi sayısı 605, hemşire başına düşen kişi sayısı 429 olarak ortaya çıktı.
Türkiye genelinde sağlık kurumlarında yatak başına düşen kişi sayısı 2023 itibariyle 320, Edirne’de 216, Kırklareli’nde 371, Tekirdağ’da 361 olarak belirlendi.
Söz konusu sunumda ölüm nedenleri istatistikleri 2024 yılı itibariyle şöyle paylaşıldı:
TÜRKİYE
Dolaşım sistemi hastalıkları: Yüzde 36,0
İyi huylu ve kötü huylu tümörler: Yüzde 16,3
Solunum sistemi hastalıkları: Yüzde 15,0
Diğer: Yüzde 14,2
Bilinmeyen: Yüzde 6,3
İç salgı bezi (endokrin), beslenme hastalıklar: Yüzde 4,8
Dışsal yaralanma nedenleri ve zehirlenmeler: Yüzde 3,9
Sinir sistemi ve duyu organları hastalıkları; Yüzde 3,4
Covid-19; Yüzde 0,0
EDİRNE
Dolaşım sistemi hastalıkları: Yüzde 39,8
İyi huylu ve kötü huylu tümörler: Yüzde 14,8
Solunum sistemi hastalıkları: Yüzde 21,9
Diğer: Yüzde 11,8
Bilinmeyen: Yüzde 3,7
İç salgı bezi (endokrin), beslenme hastalıklar: Yüzde 3,2
Dışsal yaralanma nedenleri ve zehirlenmeler: Yüzde 3,1
Sinir sistemi ve duyu organları hastalıkları: Yüzde 1,5
Covid-19; Yüzde 0,0
KIRKLARELİ
Dolaşım sistemi hastalıkları: Yüzde 36,8
İyi huylu ve kötü huylu tümörler: Yüzde 16,8
Solunum sistemi hastalıkları: Yüzde 17,6
Diğer: Yüzde 11,3
Bilinmeyen: Yüzde 6,5
İç salgı bezi (endokrin), beslenme hastalıklar: Yüzde 5,8
Dışsal yaralanma nedenleri ve zehirlenmeler: Yüzde 2,5
Sinir sistemi ve duyu organları hastalıkları:Yüzde 2,6
Covid-19; Yüzde 0,0
TEKİRDAĞ
Dolaşım sistemi hastalıkları: Yüzde 34,1
İyi huylu ve kötü huylu tümörler: 18,7
Solunum sistemi hastalıkları: Yüzde 14,9
Diğer: Yüzde 13,5
Bilinmeyen: Yüzde 6,8
İç salgı bezi (endokrin), beslenme hastalıklar: Yüzde 3,7
Dışsal yaralanma nedenleri ve zehirlenmeler: Yüzde 4,8
Sinir sistemi ve duyu organları hastalıkları: Yüzde 3,5
Covid-19: Yüzde 0,0

Tabip Odası’ndan ‘sıcak’ uyarısı!

Olgay GÜLER
Edirne Tabip Odası tarafından, iklim değişikliğiyle birlikte hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerine çıkarak oluşturduğu sıcak hava dalgalarına karşı kişisel ve toplumsal bazda alınması gereken önlemlere yönelik açıklama yayınlandı.
Dünya genelinde görülen iklim değişikliğiyle birlikte Türkiye’de de özellikle yaz aylarının daha sıcak ve kurak geçmesi, insan sağlığını da tehdit etmeye devam ediyor. Konuyla ilgili Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan açıklamalarda, kişilerin alması gereken önlemlere dikkat çekilirken, Türk Tabipler Birliği de vatandaşları uyarmaya devam ediyor. Son olarak Edirne Tabip Odası tarafından yapılan açıklamada, sıcak hava dalgalarına karşı kişisel ve toplumsal bazda alınması gereken önlemlere dikkat çekildi.
‘SICAK HAVA DALGALARI SIKLIĞI ARTACAĞI ÖNGÖRÜLÜYOR’
Açıklamada, son günlerde ülkenin hemen her bölgesinde artan sıcaklıkların yanı sıra sıcak hava dalgalar ile karşı karşıya olunduğuna dikkat çekilerek, “İklim krizinin neden olduğu aşırı hava olayları kapsamında karşılaştığımız bu meteorolojik koşullar sağlığımızı doğrudan ve dolaylı yollardan etkilemektedir. Küresel ısınma ile ülkemizde ve dünyada sıcak hava dalgalarının sıklığının, süresinin ve şiddetinin artacağı öngörülmektedir. Türkiye gibi Akdeniz iklim kuşağında yer alan ülkeler için bu risk, iklim değişikliği ve artan kentleşme ile daha da büyümektedir.


‘ÖLÜME VARAN ŞİDDETTE ÇEŞİTLİ ETKİLERİ VAR’
Aşırı sıcağa maruz kalmanın, insan sağlığı üzerinde sıcak çarpmasından ölüme varan şiddette çok çeşitli etkilere sahiptir. Aşırı sıcaklıkların ve sıcak dalgalarının sağlık etkileri doğrudan ve dolaylı etkiler olarak incelenebilir. Doğrudan sağlık etkileri arasında; sıcak çarpması, ısı krampları, ısı yorgunluğu, ısıya bağlı baygınlık, ısıya bağlı ciltte döküntüler gibi sıcaklıkla ilişkili hastalıkların yani sıra, kalp-dolaşım sistemi, böbrek, sinir sistemi, solunum sistemi hastalıkları, uyku ve ruh sağlığı üzerine etkiler bulunmaktadır. Ayrıca özellikle yaşlılar ve kronik hastalığı olan kişilerde ölümlere yol açmaktadır. Sıcak hava dalgasının dolaylı etkileri arasında, var olan zihinsel ve fiziksel rahatsızlıkların şiddetlenmesi, sağlık hizmetlerine özellikle acillere olan talebin artması, iş kazalarına yol açması sayılabilir. Sıcak dalgaları herkesi etkileyebilmekle birlikte, bazı insanlar diğerlerinden daha savunmasızdır. Kronik hastalığa sahip olanlar, küçük çocuklar, 65 yaş ve üstü insanlar, engelli kişiler, yoksulluk veya sosyal izolasyon içinde yasayanlar, dışarıda uzun saatler boyunca çalışanlar ve evsizler, bir toplumda yasayan diğer insanlardan çok daha yüksek ısıya bağlı sağlık sorunları riskine sahiptir” ifadeleri kullanıldı.
‘METEOROLOJİK OLAY DEĞİL, SAĞLIK SORUNU OLARAK ELE ALINMALI’
Sıcak hava dalgalarından sağlığın korunması için hem bireysel hem de toplumsal düzeyde alınması gereken önlemler bulunduğunun belirtildiği açıklamada; sıcaktan uzak durulması. Vücudun serin tutulup bol sıvı tüketilmesi, hafif ve bol giysilerin giyilmesi, evlerin serin tutulması ve savunmasız ve kırılgan kişilerle ilgilenilmesi gerektiğine dikkat çekildi. Sıcak hava dalgalarının meteorolojik bir olay olarak değil, sağlık sorunu olarak ele alınması gerektiğine yer verilen açıklamada, buna göre toplum tabanlı, eşitlikçi ve hak temelli bir müdahale sistemi kurulması gerektiğine dikkat çekildi.
Toplumsal bazda yapılması gerekenlerin sıralandığı açıklamada şöyle denildi:
“1. Sorumlu bir yapı kurulması
Türkiye Afet Risk Azaltma Planı (TARAP) ve Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) belgelerine sıcak hava dalgalarına karşı alınacak önlemlere ilişkin bir başlık eklenmelidir.
Bakanlık, il, ilçe ve mahalle gibi tüm düzeylerde ilgili kurumların görev ve sorumlulukları net bir şekilde belirlenmeli, “Kim ne zaman, ne yapacak?” sorularının yanıtlandığı ayrıntılı yönergeler yazılmalıdır.

  1. Sıcaklık eşiğine dayalı uyarı sistemlerinin sağlık sistemine entegre edilmesi
    Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün sıcaklık verileri, halk sağlığı uyarı eşikleriyle (örneğin üç gün üst üste 35°C üstü sıcaklıklarda uyarma gibi) birlikte tanımlanmalıdır.
    Bu eşikler üzerinden SMS, mobil uygulama ve medya aracılığıyla halkın anlık olarak bilgilendirilmesi sağlanmalıdır.
  2. DSÖ çerçevesine uyumlu kurumsal eşgüdüm ağı kurulması
    Sağlık Bakanlığı liderliğinde ve ilgili diğer bakanlıkların (Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği; İçişleri; Çalışma ve Sosyal Güvenlik) katılımıyla kurumsal bir eşgüdüm işleyişi oluşturulmalıdır.
  3. Kırılgan nüfusun tanımlanması ve izlenmesi
    Yalnız yaşayan yaşlılar, kronik hastalığı olan bireyler, evsizler ve engelliler gibi kırılgan gruplar sistematik olarak belirlenmeli ve takip edilmelidir.
    Yerel yönetimler, aile sağlığı merkezleri ve sosyal hizmet birimleri bu tarama ve takip sürecinde aktif rol almalıdır.
    Kırılgan gruplar belirlenerek doğrudan evlerinde ziyaret edilmeli ve gerekli destekler sağlanmalıdır.
  4. Açık havada çalışanlara yönelik düzenlemelerin geliştirilmesi
    Mevsimlik tarım işçileri, park-bahçe personeli, temizlik işçileri, inşaat işçileri ve kuryeler gibi açık alanda çalışanlar için sıcak hava dalgalarında özel koruma önlemleri alınmalı ve çalışma saatleri yeniden düzenlenmelidir.
    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı öncülüğünde, sıcaklık eşiklerine dayalı bir “çalışma saatleri esnekleştirme ve mola zorunluluğu” sistemi geliştirilmelidir.
  5. Kamusal serinleme alanlarının oluşturulması ve kent planlamasının uyumlaştırılması
    Büyük kentlerde halkın sığınabileceği “klimalı serinleme alanları” (kütüphaneler, kültür merkezleri, camiler, sosyal tesisler vb.) belediyeler tarafından düzenlenmeli ve duyurulmalıdır.
    Kentsel ısı adası etkisini azaltmaya yönelik daha fazla yeşil ve mavi alan oluşturulması, gölgelik alanların artırılması ve su kaynaklarının etkin kullanımı gibi “pasif soğutma stratejileri” uygulanmalıdır.
    Özellikle şehir peyzajında az su isteyen, iklime dayanıklı endemik bitki türlerinin kullanımı yaygınlaştırılmalıdır. Kentsel ısı adası etkisi, şehirlerdeki sıcaklıkları kırsal alanlara kıyasla daha yüksek hale getirir ve özellikle gece can kaybı riskini artırır.
  6. Sağlık çalışanlarının bilgilendirilmesi ve eğitimleri
    Aile hekimleri, acil servislerde görevli hekimler ve diğer sağlık çalışanları sıcak dalgaları ve etkileri konusunda bilgilendirilmelidir.
    İl sağlık müdürlükleri, halk sağlığı başkanlıkları, ısı dalgalarının sağlık etkilerini önlemeye yönelik programlar geliştirmeli ve uygulamalıdır.
  7. Genel mesajlaşma, medya ve iletişim stratejileri
    Sıcak dalgalarının sağlık etkileri ile ilgili toplumun düzenli olarak bilgilendirilmesi sağlanmalıdır.
  8. Sıcaklığa bağlı ölüm ve morbidite verilerinin sistematik takibi
    Türkiye’deki bu büyük eksiklik giderilmeli, ICD-10 tanı kodları gözden geçirilerek sıcak çarpması, sıvı kaybı, kardiyovasküler tetiklenme gibi durumların sıcaklıkla ilişkisi kurulmalıdır.
    Veri eksikliği, politikaların geliştirilmesini engellediğinden, ölçülemeyen bir sorunun yönetilemeyeceği unutulmamalıdır.
  9. Sağlık sistemine karbon salımını azaltacak müdahalelerin entegre edilmesi
    DSÖ’nün 2023 yılında önerdiği “düşük karbonlu ve iklime dirençli sağlık sistemleri” çerçevesine uyum sağlamak amacıyla, hastane binalarında enerji verimliliği artırılmalı, sağlık hizmetlerinde yenilenebilir enerji kullanımı desteklenmeli ve ilaç ile malzeme tedarik zincirinde karbon ayak izi ölçüm mekanizmaları oluşturulmalıdır.
    Sağlık sistemleri, yoğun enerji gereksinimleri nedeniyle küresel emisyonların yaklaşık %5’inden sorumludur. DSÖ, sağlık sistemlerinin birinci basamak, temel sağlık hizmetlerine doğru radikal bir şekilde yeniden yönlendirilmesini önermektedir çünkü ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetleri daha fazla karbon emisyonuna neden olmaktadır.”