
Kategori arşivi: Sağlık

Nöbetçi Eczaneler
Nöbetçi Eczaneler
Nöbetçi Eczaneler
Nöbetçi Eczaneler
Nöbetçi Eczaneler
Online Psikolog Dijital Dönemin Ruh Sağlığına Katkısı
Günümüzde, teknolojinin hızla ilerlemesiyle birlikte birçok alanda önemli değişiklikler yaşanmaktadır. Sağlık sektörü de bu değişikliklerden etkilenen alanlardan biridir ve online psikologlar gibi dijital sağlık hizmetleri, psikolojik destek sağlama konusunda önemli bir rol oynamaktadır. Bu makalede, online psikologların avantajları, etkileri ve yaygın kullanımı hakkında daha fazla bilgi edineceksiniz.
Online psikologlar, bireylerin psikolojik sorunlarına çevrimiçi platformlar aracılığıyla profesyonel destek sağlayan lisanslı psikologlardır. Bu platformlar, video konferans, metin mesajları veya sesli görüşme gibi çeşitli iletişim yöntemlerini kullanarak bireylerle iletişim kurarlar. Online psikologlar, insanların kendi rahatlık alanlarında ve kendi zamanlarında terapi alabilmelerini sağlar, bu da terapötik sürece daha fazla erişim ve esneklik sunar.
Online Psikolog Avantajları Nelerdir?
Erişilebilirlik: Online psikologlar, coğrafi sınırlamalardan etkilenmeden, dünya genelindeki bireylere hizmet verebilirler. Bu, psikolojik yardıma ihtiyaç duyan kişilere daha fazla erişim sağlar.
Esneklik: Çevrimiçi terapi, bireylerin kendi programlarına uygun olarak terapi oturumlarını planlamalarına olanak tanır. Bu da iş, okul veya aile taahhütleri nedeniyle terapiye gitmekte zorlanan kişiler için büyük bir avantajdır.
Gizlilik: Online terapi, bazı insanlar için yüz yüze terapiye göre daha rahat bir ortam sunabilir. Bireyler, evlerinde veya herhangi bir güvendikleri yerde terapi alabilirler.
Daha Geniş Ulaşılabilirlik: Bazı insanlar için sosyal anksiyete veya fiziksel engeller, geleneksel terapiye gitmeyi zorlaştırabilir. Online psikolog bu tür zorlukları aşmalarına yardımcı olabilir.
Online Psikolog ve Ruh Sağlığı
Online psikologlar, bir dizi psikolojik sorunun tedavisine katkıda bulunabilir. Depresyon, anksiyete, stres, ilişki sorunları, travma sonrası stres bozukluğu ve bağımlılık gibi konularda yardımcı olabilirler. Ayrıca, psikolojik danışmanlık ve destek gerektiren önleyici tedbirler alarak ruh sağlığını korumak isteyen kişilere de hizmet verebilirler.
Online psikologlar, dijital dönemin getirdiği olanakları kullanarak ruh sağlığına destek sunan önemli bir kaynaktır. Erişilebilirlikleri, esneklikleri ve gizlilikleri sayesinde birçok kişiye psikolojik yardım sağlamaktadırlar. Ancak, her bireyin ihtiyaçları farklıdır, bu nedenle terapi seçeneklerini değerlendirmeden önce bir uzmana danışmak her zaman önemlidir. Dijital sağlık hizmetlerinin bu alandaki büyümesi, ruh sağlığına destek sunma yöntemlerinin çeşitlenmesine katkıda bulunmaktadır ve bu da daha fazla insanın sağlıklı bir zihinsel yaşam sürdürmelerine yardımcı olabilir. Online psikolog süreçleri ile ilgili daha detaylı bilgiler için https://dunyadanismamerkezi.com/online-psikolog/ internet sitesini ziyaret edebilirsiniz.
Neden Çabuk Sinirleniriz? Nasıl Sinirimiz Geçer?
Klinik Psikolog Selin Erekli bir kişinin öfkeyi diğerlerinden daha kolay yaşamasının çeşitli nedenleri olabileceğini söyledi.
Erekli şunları söyledi:
Bazı kişilerin genetik veya beyin kimyası gibi biyolojik faktörler nedeniyle öfke eşiği daha düşük olabilir. Hormonal dengesizlikler veya bazı tıbbi durumlar da duyguların yükselmesine katkıda bulunur. Geçmişte yaşanan travmatik olaylar veya çözülmemiş sorunlar, çözülmemiş öfke duygularına yol açar. Geçmişteki istismar, ihmal veya diğer duygusal sıkıntı deneyimleri, bir kişinin şu andaki durumlara nasıl tepki vereceğini etkilenir.
İş, ilişkiler veya diğer yaşam zorluklarından kaynaklanan yüksek düzeyde stres, duyguları etkili bir şekilde yönetmeyi zorlaştırır. Stres, hayal kırıklığına karşı toleransınızı azaltabilir ve durumlara öfkeyle tepki verme olasılığını arttırır. Yüksek düzeyde rekabetçilik, mükemmeliyetçilik veya dürtüsellik eğilimi ile karakterize edilenler gibi bazı kişilik tipleri öfkeye daha yatkın olur. Hayal kırıklığı veya öfkeyle başa çıkmak için sağlıklı başa çıkma mekanizmaları geliştirmediyseniz, duygularınızı etkili bir şekilde düzenlemeyi zor bulabilirsiniz. Öfkenin sıkça ifade edildiği veya çatışma çözümünün zayıf olduğu bir ortamda büyümek, benzer davranış kalıplarını benimsemeye katkıda bulunur.
Daha kolay öfkelenme eğiliminizin altında yatan nedenleri anlamak, duygularınızı daha iyi yönetmenize yardımcı olur. Farkındalık, derin nefes alma, bilişsel yeniden yapılandırma ve öfke yönetimi egzersizleri gibi teknikler, öfkeyi yapıcı bir şekilde kontrol etmeyi ve ifade etmeyi öğrenmede faydalı olur.
Çabuk sinirlenme eğilimini durdurmak veya azaltmak için aşağıdaki stratejileri deneyebilirsiniz:
*Duygularınızı Tanıyın: Öfkenin nedenlerini ve tetikleyicilerini belirlemek önemlidir. Hangi durumlar veya olaylar sizi sinirlendiriyor? Hangi duygular hızlı sinirlenmenize yol açıyor?
*Derin Nefes Alın: Sinirlendiğinizde derin nefes almak sakinleşmenize yardımcı olabilir. Derin ve yavaş nefesler alarak vücudunuzun rahatlamasını sağlayabilirsiniz.
*Zaman Kazanın: Sinirlendiğinizde hemen tepki vermek yerine, biraz zaman kazanın. Birkaç dakika ayrılın, sakinleşmek için o anı uzaklaşarak geçirin.
*Duygularınızı İfade Edin: Sinirli olduğunuzda duygularınızı ifade etmek önemlidir, ancak bunu yaparken sakin bir şekilde iletişim kurmaya çalışın. Duygularınızı ifade etmek için “Ben hissediyorum…” ifadelerini kullanın.
*Empati Kurun: Diğer insanların bakış açısını anlamak ve empati göstermek, sinirlenme eğilimini azaltabilir. Başkalarının nedenlerini anlamaya çalışarak daha anlayışlı olabilirsiniz.
*Sağlıklı Yaşam Tarzı Değişiklikleri: Düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek, yeterince uyumak ve stresi azaltacak aktivitelerle zaman geçirmek, genel duygusal dengeyi destekleyebilir.
Sinirlilik hissi, birçok insanın karşılaştığı bir durumdur. Ancak, bu duyguları kontrol etmek ve yönetmek mümkündür. Yeni stratejiler ve yöntemler deneyerek, zamanla sinirlilik hissinizi azaltabilir ve daha sağlıklı bir duygusal denge elde edebilirsiniz.
PANKREAS KANSERİNİN TEDAVİSİNDECERRAHİNİN VE GİRİŞİMSEL RADYOLOJİNİN ROLÜ
En sık görülen kanserlerin ilk on sırasında yer almasa da en sık ölüme yol açan dördüncü kanser olan pankreas kanseri, uzun süre belirti vermiyor ve tanı aşamasına gelindiğinde çoğunlukla metastaz ile karşılaşılıyor.
Pankreas kanserinin, tüm kanserler arasında beş yıl sonunda hayatta kalma olasılığının en düşük kanser olduğuna dikkat çeken Türkiye İş Bankası grup şirketlerinden Bayındır Sağlık Grubu, Bayındır Söğütözü Hastanesi Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gökhan Moray ve Bayındır Söğütözü Hastanesi Radyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Okan Akhan, pankreas kanserine ilişkin önemli bilgiler aktardı.
Pankreas, salgıladığı sıvı ve enzimlerle gıdaların sindirilmesinde önemli bir yere sahip… Bunun yanında salgıladığı hormonlarla da vücutta çeşitli metabolik olayları düzenliyor. Çoğu pankreas kanseri, sindirim sıvıları salgılayan hücrelerden köken alan adenokanser şeklinde oluşuyor. Hormon salgılayan hücrelerden köken alanlar ise pankreasın nöroendokrin tümörü olarak adlandırılıyor.
Pankreas kanseri en çok 70 yaş civarı erkeklerde görülürken, sigara kullanımı pankreas kanserinin en önemli risk faktörünü oluşturuyor. Ek olarak diyabetiklerde, obezlerde, alkole bağlı kronik pankreatiti olanlarda ve pankreas kisti olanlarda daha sık görülüyor.
PANKREAS KANSERİ BELİRTİLERİ GEÇ ORTAYA ÇIKIYOR
Pankreas kanseri belirtilerinin genellikle geç ortaya çıktığını belirten Bayındır Söğütözü Hastanesi Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gökhan Moray, sözlerine şu şekilde devam etti: “Hastadaki belirtiler pankreas kanserinin türüne bağlı olarak değişiklik gösteriyor. Adenokanserler, komşu organ ve dokulara sirayet ederek veya uzak organlara atlayarak belirti verirken; nöroendokrin tümörleri kanserin hangi hormonu, ne miktarda salgıladığı ile ilgili belirti veriyor”
PANKREAS KANSERİ ŞANS ESERİ SAPTANIYOR
Pankreas kanseri tanısının ya şikayetler değerlendirilirken ya da başka bir sorun incelenirken şans eseri saptandığının altını çizen Prof. Dr. Gökhan Moray, “Tanı genellikle radyolojik görüntüleme yöntemleri ile konuluyor. Ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans görüntüleme (MR ve MRKP), PET, endoskopik yöntemler (ERCP, EUS) ile hastalığın tanısının konulması ve cerrahi işleme uygunluğunun saptanması mümkün oluyor. Pankreas kanserlerinin çoğunda kitleden biyopsi almadan karar verilebiliyor. Pankreas kitlelerinde biyopsi gereği nadiren doğuyor ve hekimler çeşitli nedenlere bağlı olarak doğru tanı konma olasılığının düşük olduğunu bilerek karar veriyor” dedi.
Prof. Dr. Okan Akhan da perkütan biyopsiye hangi durumlarda başvurulduğunu şu şekilde açıkladı: “Pankreas kanserli hasta doğrudan ameliyat edilecekse, biyopsiye gerek yoktur. Ancak cerrahi hariç diğer tedavi alternatiflerinin hepsi için biyopsi ihtiyacı ortaya çıkar. Ultrasonografi ve bilgisayarlı tomografi kılavuzluğu kullanılarak hastalardan biyopsi alınır. Eğer kitle sadece pankreasta ise ince iğne aspirasyon biyopsisi veya kalın iğne parça biyopsisi yapılabilir. Her iki teknik ile doğru sonuç alma oranı %90’ların üstündedir”
CERRAHİDE EN ÖNEMLİ FAKTÖRLERDEN BİRİ CERRAHİ EKİBİN DENEYİMİ
Ameliyatın şeklini kanserin tipinin, yerinin ve büyüklüğünün belirlediğini söyleyen Prof. Dr. Gökhan Moray açıklamalarına şöyle devam etti: “Ameliyat kararında hastanın genel sağlık durumu da belirleyici oluyor. Seçilecek cerrahi stratejide en önemli faktörlerden biri de cerrahi ekibin bu konudaki deneyimi… Yapılan ameliyatlar; pankreasın başı -oniki parmak bağırsağı- safra kesesi ve safra yollarının çıkartıldığı baş kısmını ilgilendiren ameliyatlar, gövde ve kuyruktaki kitleleri çıkartmak için yapılan distal pankreatektomiler, tüm pankreasın çıkarılmak zorunda kalındığı total pankreatektomiler, seçilmiş az sayıdaki vakada uygulanabilen orta segment rezeksiyonları ve küçük nöroendokrin tümörlerde uygulanan doğurtma ameliyatları olarak ayrılıyor. Günümüzde bu ameliyatların bazılarını kısmen veya tamamen laparaskopik veya robotik yöntemlerle gerçekleştirmek mümkün olabiliyor. Cerrahi ile pankreas kanserinin tamamen iyileştirilme olasılığı yoksa ameliyat sadece kanama veya tıkanma gibi durumlarda girişimsel radyoloji başarısız kaldığı taktirde uygulanıyor. Nadiren tanı anında cerrahiye uygun olmayan bazı hastalar kemoterapi, radyoterapi ya da özel girişimsel radyoloji uygulamalarından sonra ameliyatlık hale geçebiliyorlar.
GİRİŞİMSEL RADYOLOJİ, PANKREAS KANSERİNİN TANI VE TEDAVİSİNDE ÖNEMLİ BİR YERE SAHİP
Bayındır Söğütözü Hastanesi Radyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Okan Akhan ise pankreas kanseri tedavisinde girişimsel radyolojinin rolünü anlattı: “Cerrahi tedavi hastaların ancak yüzde 15-20’sinde mümkün oluyor ve cerrahiye bağlı komplikasyonlar yüzde 30 ile 50 arasında değişiyor. Bu nedenle, girişimsel radyoloji pankreas kanserinin palyasyonunda önemli bir yer tutuyor. Pankreas kanserine bağlı olmak üzere hastalarda ortaya çıkan sarılık tablosu ciddi bir problem olduğundan, bu hastalarda perkütan transhepatik bilier drenaj işlemi yapılarak, safra enfeksiyonu ve sarılık ile mücadele ediliyor. Bir sonraki aşamada ise safra yollarına stent yerleştirme işlemi gerçekleştirilebiliyor. Pankreas kanserine bağlı oniki parmak bağırsağında bir tıkanıklık söz konusu ise bu bölgeye metalik stent yerleştirilebiliyor. Ayrıca pankreas kanserli hastalarda ortaya çıkan çok şiddetli ağrılar ile savaşmak için çölyak ganglion blokajına başvurulabiliyor. Bu yolla hastaların hissettiği ağrı önemli ölçüde azaltılıyor ya da tamamen ortadan kaldırılıyor.”
PANKREAS KANSERİNDE EN ETKİLİ LOKAL TEDAVİ: GERİ DÖNÜŞÜMSÜZ ELEKTROPORASYON (IRE)
Prof. Dr. Okan Akhan, pankreas tümör ablasyonuna ilişkin de açıklamalar yaparak, “Pankreas tümörünün ameliyat edilemeyecek bir durumda olduğu ancak metastaz yapmadığı hasta grubunda lokal tedavi yapılabiliyor. Günümüzde en etkili kabul edilen lokal tedavi alternatifini irreversible electroporation oluşturuyor ve bu teknoloji ile damar duvarına yapışan tümör hücreleri öldürülüyor. Bu teknoloji ile hastalarda daha uzun bir sağ kalım sağlandığı da gösteriliyor. Ayrıca literatürde radyofrekans ablasyon, mikrodalga ablasyon gibi termal ablasyon tekniklerinin kullanıldığı vaka serileri de bulunuyor ancak bunlarda komplikasyon oranları yüksek olduğundan artık kullanımları çok tercih edilmiyor. Son olarak, karaciğer metastazları olan pankreas kanserli hastalarda metastazların sayısı özellikle beş ve daha altı ise ablasyon ya da transarterial radyoembolizasyon gibi tedavi seçenekleri bulunuyor.”