Kategori arşivi: Kültür-Sanat

‘Sözüm ona 2024 Emekliler Yılı Konseri’

İsmail DEMİRAY
Tüm Emeklilerin Sendikası Edirne Temsilciliği üye ve üye olmayan bütün emekliler için “Sözüm ona 2024 Emekliler Yılı Konseri” düzenledi.
14 Aralık Cumartesi günü saat 20.00’de Edirne TAKSAV binasında düzenlenen konsere gösterilen büyük ilgi nedeniyle salonun tamamı doldu. Konsere Edirne merkezden olduğu gibi Edirne’nin ilçelerinden ve köylerinden de gelen katılımcılar eşlik ettiler.
Konser esnasında emeklilere çay, kuruyemiş, kokteyl ikramı yapıldı, katılım gösteren emekliler konseri büyük bir ilgi, neşe ile izlediler, çalınan parçalara eşlik ettiler.


Konser başlangıcı öncesinde söz alan Tüm Emeklilerin Sendikası Edirne Temsilcisi Fevzi Genç yaptığı konuşmada; “Hepinize hoş geldiniz diyorum. Emekli, emekçi dostlarımı selamlıyorum. Sözde emekliler yılı olan 2024’ü hiç olmazsa moralli olarak gönderebilmek için bu konseri düzenledik. Hepinize iyi eğlenceler diliyorum” dedi.
Sahnede Mustafa Salih Özkadıoğlu ve Seçkin İnceoğlu sazları ve sözleriyle, Serdar Kara’da bendiriyle katıldığı konserde memleketin her yöresinden türküler söylediler.
Salonu dolduran emekliler ve emekçiler konser boyunca sanatçı dostlara katılım gösterdiler, birlikte söylediler, eğlendiler.
Üç saat boyu süren konserde hep bir ağızdan söylenen türkülerle konser sona erdi.

‘Kaanuni’ Edirne yolunda!


Olgay GÜLER
Edirne Belediyesi’nde, bir dönem Ulaştırma Müdürlüğü binası olarak da kullanılan, tarihi başkanlık binası arkasındaki konak, antika müzik enstrümanları ve dokümanlarından oluşan koleksiyona ev sahipliği yapacak.
Edime Belediye Başkanlığı ile koleksiyoner Zeki Bülent Ağcabay arasında, Ağcabay’a ait koleksiyon değeri olan, antika müzik enstrümanları, müzik ile ilgili alet, edevat ve dokümanların tarihi belediye binası arkasındaki konakta sergilenmesi için ön protokol imzalandı. Halen İstanbul Üsküdar’daki evinde sergilediği bine yakın, ‘Kaanuni’ adını verdiği antika enstrüman koleksiyonunun bir bölümünden oluşan sergi için hazırlıklar başlatılırken, haber Edirne kamuoyunda da heyecan yarattı.


EDİRNE’YE MİNNET BORCU
Üniversite eğitimini Trakya Üniversitesi’nde tamamlayan ve bir süre Edirne’de yaşayan Ağcabay’ın, okuyup meslek sahibi olduğu şehre minnet göstergesi olarak, koleksiyonu bağışladığı belirtildi. Öte yandan Ağcabay’ın geçtiğimiz günlerde Edirne’ye gelerek, müze haline getirilecek konağı gezdiği öğrenildi.


ZEKİ BÜLENT AĞCABAY KİMDİR?
Bir çocuk babası, emekli mimar Zeki Bülent Ağcabay (67), mesleğinde yaşadığı stres nedeniyle terapi amaçlı müziğe yöneldi. Müzik aletlerine olan ilgisini, Türkiye ve dünyaya özgü telli çalgıların da içerisinde bulunduğu ‘Kaanuni’ isimli koleksiyona dönüştürdü. Bin parçayı aşkın telli, üflemeli, vurmalı çalgılardan ve antika piyanolardan oluşan koleksiyonunu evinin her köşesinde sergileyen ve 30 yıldır koleksiyonerlik yapan Ağcabay bin parçayı aşkın müzik aletine ev sahipliği yapıyor.

Batı Trakya’nın romanı

Yunanca’dan Türkçeye’ye çevrilen ve Batı Trakya’nın tarihine ışık tutan “Oikade: Eve Dönüş” isimli eserin tanıtım etkinliği bugün Osman İnci Müzesinde 16.00 ve 18.00 saatleri arasında gerçekleşecek. Tanıtım etkinliğine kitabın yazarı Teodoros Ordubozanis,1996 Yılı Abdi İpekçi Ödülü sahibi Gazeteci Yannis Laskarakis ile Kitabın Çevirmeni Sema Sandalcı katılacak.

Karaağaç – Osman İnci Müzesi’nde gerçekleştirilecek kitap tanıtım etkinliği ve yazarı Teodoros Ordubozanis ve Yunanistan’ın ünlü gazetecilerinden Yannis Laskarakis’in yer alacağı sohbet toplantısı, özellikle yakın geçmişin gerçeklerine ilgi duyan kitapseverler tarafından büyük ilgi görmesi bekleniyor.
“Oikade: Eve Dönüş” isimli roman, 1900-1980 yılları arasında yaşanan savaşlar, göçler, aşklar ve mücadeleler ekseninde, Batı Trakya’nın tarihine de ışık tutarak bir ailenin hikâyesini anlatıyor. Katılımcılar bu özel etkinlikte, kitabın yazarları ve çevirmeniyle bir araya gelip eser hakkında derinlemesine bir sohbet fırsatı bulacak.

Şimşek: Asgari ücret 30 bin TL olmalı

21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, asgari ücretin 30 bin TL olması gerektiğini söyledi.
2025 yılı asgari ücret belirleme toplantılarının 10 Aralık tarihinde başlayacağını kaydeden Şimşek, Türkiye’de yoksulluğun derinleştiğini söyledi. 21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek açıklmasında şunlara yer verdi:
Ülkemizde git gide derinleşen ekonomik krizde insanlarımız yaşamlarını sürdürmek zorunda kalmıştır. Zengin çok zengin, fakir çok fakir, orta direk kalmamıştır. Yoksulluk derinleşmekte, her geçen gün sosyal ve kültürel dengeler bozulmaktadır. İnsanlarımızın psikolojisi bozulmakta, antidepresan ilaç kullanım sayısı her geçen gün artmaktadır.
Yoksulluk geleceğimiz olan çocuklarımızın beslenmesi başta olmak üzere, sağlık ve eğitimlerini de etkilemektedir.
Bütçenin gelir kalemine baktığımızda toplanan vergilerin; %88 i İşçi ve Emekçimizin maaşlarından kesilen vergi ile tüketicilerin ödediği dolaylı vergilerden oluşmaktadır. Şirketlerin ödediği vergiler geri kalanı oluşturmaktadır.
İşçinin, emekçinin hakkını savunmakta olan Türk-İş başta olmak üzere sendikalarımızın başkanlarından talep edilen Asgari Ücret tutarı ile ilgili bir açıklama yapılmamaktadır. İşçi ve emekçi kaderine terk edilmiştir.
Ülkemizde açlık sınırının altında yaklaşık 43 milyon kişi yaşam mücadelesi vermektedir. Sosyal yardımlaşmadan faydalanan hane sayısı 2002 yılında 980 bin iken bugün yaklaşık 7 milyon haneye gelmiştir.
Ülkemizde Asgari ücret ve Emekli aylık hesaplamaları geçim endeksleri baz alınarak yapılmamaktadır. Uygulanan ekonomik politikalarına sosyal adalet ilkesi yoktur. Ülkemizde 16 milyon SSK 4/A kapsamında çalışan kişinin, 7,5 milyonu Asgari ücret almaktadır. Emekli olarak ise 4 milyon kişi en düşük emekli aylığı olan 12.500,00 TL ve altını almaktadır.
Ekonomik programın gözden geçirilerek Emekli maaşı ve Asgari Ücret hesaplamalarının 2002 yılında olduğu gibi yapılması gerekmektedir.
İşçi ve emekçi kardeşlerimizin maaşlarından kesilen işsizlik fonu adı altında toplanan vergilerin İşçi ve emekçi kardeşlerimize kullanılması gerekir. İşverene destek ve bütçe açığının kapatılması için kullanılmaması gerekir.
Bugün Asgari Ücret hesaplamalarını yaptığımızda işçi ve emekçi kardeşimizin alması gereken aylık 33 bin TL olması gerekir. En düşük emekli aylığının ise 30 bin TL olarak verilmelidir.

TÜ Devlet Konservatuvarı’ndan yeni başarı

Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuvarı öğretim üyesi ve öğrencileri bu başarılarına bir yenisini daha ekledi.
Kurulduğu günden bu yana alanında birçok başarıya imza atan Konservatuvarın Yaylı Çalgılar Anasanat Dalı Viyolonsel Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Tanju Araboğlu’nun öğrencileri, bu yıl on sekizincisi Çekya’nın Prag şehrinde düzenlenen Uluslararası Jan Vychytil Viyolonsel Yarışması’ndan ikincilik ve üçüncülük ödülüyle döndüler.

  1. Sınıf öğrencisi Asya Araboğlu 2. yaş kategorisinde 2.’lik elde ederken, lisans 1. sınıf öğrencisi Azra Liznak ise 7. yaş kategorisi grubunda 3. olma başarısı gösterdi.

Aile anıları ve fotoğrafların dili

Gönül UYANIKTIR
Edebiyat öğretmeni Talia Yaveroğlu Demirer ile Emekli Hakim Sırrı Doğan Demirer’in kayıt altına aldıkları anılarını derleyip kitaplaştıran oğulları Ahmet Gökhan Demirer, kitabın ikinci baskısının mutluluğunu yaşıyor. İlk baskısı Ekim 2001’de gerçekleşen “Edirneli İki Harp Çocuğunun Memleket Anıları”, bazı fotoğraflarda teknik iyileştirmeler, ek bilgiler ve aile soyağaçları ile zenginleştirilerek Ağustos 2024’te ikinci basımı yapıldı.

Ahmet Gökhan DEMİRER


İlk basımından daha önce söz ettiğimiz kitabın kahramanları; Talia Yaveroğlu ve Sırrı Doğan Demirer çiftini bu kez de oğulları Ahmet Gökhan Demirer ile kuzeni Kudret Topyan’ın anılarından okumak gerek diye düşünüyorum. Ayrıca kitabın ikinci basımı anıları ve görselleriyle hem Edirne’nin hem de ülkemizin son 80-90 yılının bir panoraması gibi… İlk basımını kaçıranlar için, kitabın ikinci basımını bir fırsat olarak görüyorum. Bulabildiğiniz yerde Sunuş ve Önsöz yazılarından başlayarak okumanızı öneririm. Ben sizleri, sunuş ve önsöz yazarlarının anıları ve tarihi roman tadında bir dönemi, onların kaleminden dökülenlerle baş başa bırakacağım…
Kitapta; Yeniimaretli Muhsine ve Mehmet Yaveroğlu’nun üç çocuğunun büyüğü, Talia Yaveroğlu Demirer ile eşi Emekli Hakim Sırrı Doğan Demirer’in tuttukları anı defterleri ve fotoğraf albümleri okurla paylaşılıp geçmişten geleceğe aktarılıyor. Anne babasının ‘1939’lardan 2000’lere Edirne ve Anadolu’dan İzlenimler Fotoğraflar’ eksenindeki aile ve kültür mirasına ikinci baskıda önemli dokunuşlarda bulunan A. Gökhan Demirer, “Kitabın ikinci baskısına ulaşmış olmasından dolayı mutluyum” diyor. Aile fotoğrafları ve anıların giderek daha fazla inceleme konusu haline geldiğini vurgulayan Demirer, “Evet anılar kayıt altına alınmalı, aile fotoğrafları dillendirilmeli” diyor. Gökhan Demirer, ikinci baskı için yazdığı sunuş yazısına da aile büyüklerini ve birlikte geçirdikleri zamanları anarak şöyle başlıyor.
“Bu kitaptaki çok sayıdaki fotoğrafı çeken Sükûti Arıer’in, 60’larda büyük bantlı Grundig bir teybi vardı. Ben belki daha ilkokulda bile değilken beni de konuşturup kayıtlar yapmış; bana Anadolu izlenimlerimi anlattırıyor ve sonrasında da ‘Seninle Bir Sonbahar Mevsimiydi Tanıştık’ şarkısını söylüyorum! Bu kayıt işini sonra da bizler, teyze oğlu Kudret Topyan, ben, oğlum Enis Demirer sürdürdük. İyi ki de yapmışız.
DAHA KİŞİSEL HİKAYELER DE KENDİNE BİR ALAN BULUYOR
Modernizmin ardından gelen, büyük anlatıların yerini küçük ve parçalı hikayelerin alması süreci yaşanıyor bugün. Artık daha kişisel olanlar, yani büyük harfle yazılan tarihin dışında kalan hikâyeler de kendine ait bir alan buluyor. Modernizmin gelecek tahayyüllerinin erimesi, insanlığın gelecek ufkunun silikleşmesinin bir sonucu olarak, özellikle 90’ların sonlarından itibaren bir memory boom-hafıza patlaması yaşanıyor. Bu süreçte, kişisel/özel hikayelerin toplumsal, tarihi ve siyasi süreçlerle kesiştiği ve onlardan ayrı düşünülemez olduğu ortaya çıktı. Yine bu süreçte fotoğrafın, görsel ve tanıdık bir dil olarak hem kişisel tarihlerin, hafızaların taşıyıcısı, hem de bunu kitlelerle buluşturmanın kolay ve çok etkili bir yolu olarak çok önemli bir yer tuttuğu anlaşıldı. Dolayısı ile, aile albümlerini “nemli, çürümüş kart kokusu-geçmişin kokusu” nu taşıyan bu maddi nesneleri inceleyerek elde edilecek çok şey var.
…. Bu kitaptaki anıların, dijitalleştirerek sunduğum fotoğrafların hangi duyularımızı harekete geçirmesini umabiliriz? Aile fotoğraflarından, anılarından, kendimizin veya başkalarının fotoğraflarından ne öğrenebiliriz? Neden aile fotoğraflarımızı evlerimize asıyoruz? Bu fotoğraflar ne demek istiyorlar? Bize ne söylüyorlar?
…. Öte yandan, dijital üretim ve depolama, fotoğrafın somut bir nesne olarak modası geçmiş ve bir dereceye kadar değersiz görünmesine de neden olduğundan, bugün arşivler, aile albümleri ve kültürel anıların kolaylıkla bit pazarına veya çöp kutusuna atılabildiği de bir gerçektir.
…. 1888 yılında Kodak, “Siz düğmeye basın, gerisini biz hallederiz” sloganıyla kamerayı sıradan ve evsel alana soktu. Fotoğraf kısa sürede ailenin kendini tanıma ve temsil etme aracı haline geldi; aile hafızası daha kolay kayıt altına alınır oldu.
…. Aile fotoğrafları “hiç olmadığımız halimize” dair sahte bir nostaljiye aracı olma ihtimalini barındırabilirler. Zira aile albümleri oto sansür içeren anlatılardır. Milan Kundera: “Hatırlamak unutmanın tersi değildir. Hatırlamak bir tür unutmadır” diyor. Galiba tarih, kolektif hafızanın büyük bir kısmı, büyük ölçekte unutmayı da içeriyor. Gülümseyen çocuklar, gülen ebeveynler, mutlu zamanlar. Bu görüntüler esasen hep birlikte aile yaşamının bütün bir görünümünü vermiyorlar. Hatta bir nevi yalan söylüyorlar. Bu elbette ki kötü niyetle söylenmiş bir yalan değildir.
Aile albümü, galiba “hayat” dediğimiz şeyin iyi gittiğini kanıtlamanın da bir yoludur. Behçet Necatigil, Çağın Tanığı Olmak şiirinde şöyle söylüyor: Çocukluk, gene ancak çocukluk/ Gerçi o da acı/ Ama iyi ki var/Yerine hangi mutlu yaşantı? (…) İçindeyim, diretiyorum çağa/ Size ne miyim ben, siz bana nesiniz?/Bir hayal, bir masal mı eski/Ama ben görmüşümdür./Fırlat at uzağa/Döner gelir bumerang. Bugünden bakan bizler için, galiba şimdiki/sonraki yaşantılarımızı mutlu kılmaya çalıştığımızın da belgeleri bu fotoğraflar.
Buradaki fotoğraflarda bu baskı için yeni bazı iyileştirmeler yaptım. Fotoğraf ile uğraşan biri olarak, bu iyileştirmeleri fotoğrafın doğasına bir müdahale olarak görmediğimi söyleyeyim.
Zira günümüzün Adobe Photoshop programı, fotografik rötuş ve manüplasyonun bir zamanlar zanaatkârlara ait olan dünyasını popüler hale getirmiş, iyi veya kötü, sterilize etmiştir.
Kitabın bu ikinci baskısına, okuyucuya kolaylık sağlamak üzere ailelerin soyağaçlarını hazırlayıp ekledim. Bu önerisi için arkadaşım Nihal Kale’ye ve kitabı okuyup geri dönüş yapan arkadaşlarıma teşekkür ederim.
Kitabın her aşamasında, akademik uğraşı Kültürel Çalışmalar olan sevgili oğlum Enis Demirer sayesinde aile tarihleri, toplumsal hafıza, aile fotoğrafları hakkındaki geniş İngilizce literatürden haberdar oldum. Ondan öğrendiklerim ile bu çalışmayı ortaya çıkarma ve iyileştirme cesaretim arttı. Enis, iyi ki varsın.
…. Kitapta, bazı küçük düzeltmeler ve bir iki fotoğraf değişikliği de yaptım. Kapak ve iç sayfa tasarımı bu defa benim. Bu baskının hatasız olması için epeyce uğraştım; olabilecek kusurlar için bağışlanmayı dilerim.
Pierre Nora, “Hafıza ile Tarih Arasında” başlıklı makalesinde şöyle yazıyor: “Hafızadan çok sık bahsediyoruz çünkü hafıza adına elimizde çok az şey kaldı.”
İyi okumalar.
Ahmet Gökhan Demirer, Temmuz 2024, Ankara
(SÜRECEK)

TALİA YAVEROĞLU (1928-2019):
Edirne’nin Yeniimaret semtinde 1928 yılında doğan Talia Yaveroğlu 1948’de Edirne Lisesi’nden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü 1953 yılında bitiren Yaveroğlu’nun Edirne Ağzı üzerine hazırladığı bitirme tezi günümüzde de bir başvuru kaynağıdır. Edirne Ticaret Lisesi’nde edebiyat öğretmeni olarak çalıştı. Edirne Lisesi’nden sınıf arkadaşı olan Sırrı Doğan Demirer ile evlendi. Şiran ve Gülşehir Ortaokullarında öğretmenlik ve müdürlük görevlerinde bulundu. İzmir Özel Türk Koleji’nde edebiyat öğretmeni ve müdür yardımcısı olarak görev yaptı. 1975 yılında emekli olduktan sonra, eşi Sırrı Doğan Demirer ile birlikte yaşamını İzmir, Ankara ve Edirne’de sürdürdü. Ahmet Gökhan Demirer ve Gül Demirer Demirhan isimli iki çocuk sahibidir. Eşi Sırrı Doğan Demirer ile, Edirne Yeniimaret Mezarlığı’nda yatmaktadır.


SIRRI DOĞAN DEMİRER (1930-2019) :
1930’un yılbaşı gecesi Edirne’de doğdu, 2019’un yılbaşı günü Edirne’de vefat etti. Edirne Lisesi 1947 mezunudur. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Edirne Adliyesindeki stajyer hakimliğinin ardından, Gümüşhane Şiran, Nevşehir Gülşehir, İzmir Kiraz ve İzmir Tire hakimi olarak görev yaptı. Son görevi Adalet Bakanlığı başmüfettişliğinden 1995 yılında emekli oldu. Emeklilik yıllarını, eşi Talia Yaveroğlu ile birlikte İzmir, Ankara ve Edirne’de geçirdi. Son yıllarında gözleri zor gören ve alzaymır olan eşi Talia Yaveroğlu’na her gün düzenli olarak kitap okudu, güncel olaylar hakkında bilgilendirdi. Vefat ettiğinde eşi ile altmış yıllık evliydiler.

AHMET GÖKHAN DEMİRER :
1960 yılında Edirne’de doğdu. Dokuz Eylül Ünivesitesi İİBF İktisat Bölümü mezunudur. 2016 yılında emekli olduğu Merkez Bankası İdare Merkezi’nde 29 yıl çalıştı. Kırk yıldır fo- toğraf tutkunudur. Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği AFSAD’ta iki dönem başkanlık yaptı. Fotoğraf değerlendirme kurullarında ve danışma kurullarında yer aldı. Sergi düzenleyiciliği yaptı. Muhtelif yayınlarda yazıları ve söyleşileri yayımlandı. Fotoğraf gösterileri yaptı. Hayatın Dışından (2006), Paris Fotoğrafları (2006), İzler/Traces (2019) kişisel sergilerini sundu. Evden İşe/Commute (2019) fotoğraf albümünü yayımladı. Eski Edirne kartpostalları ve fotoğrafları kolleksiyoneridir.

Uzunköprü’de muhteşem gece


Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuarı Viyolonsel Öğrencileri ve Topluluğu, Uzunköprü Aziz İoannis Kilisesi’nde gerçekleştirdiği konserle unutulmaz bir gece yaşattı.
Uzunköprü Belediyesi Kültür ve Sanat Evi Aziz İoannis Kilisesi’nde yoğun katılımın yaşandığı etkinlik sonrası Belediye Başkanı Ediz Martin, topluluk elemanlarına çiçek ile birlikle Atatürk portresi de sundu.


Konser sonrası Uzunköprü Belediyesi’nin sosyal medya hesabından gerçekleştirilen paylaşımda, şunlara yer verildi:
“Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuarı Viyolonsel Öğrencileri ve Topluluğu’nun Kültür ve Sanat Evimizde (Aziz İoannis Kilisesi) düzenlemiş olduğu konseri halkımızla birlikte keyif ile dinledik.
Üç Kuşak Bir Konser isimli etkinliğin mimarları olan sanatçılarımıza bu muhteşem geceyi bizlere yaşattıkları için teşekkür ediyoruz.
Uzunköprü Belediyesi olarak halkımızı çeşitli etkinlikler ile sanatla buluşturmaya, sanatın büyüleyici dünyasının kapılarını halkımız için aralamaya devam ediyoruz.”

El Kaldırma Gönül Al

Edirne Devlet Türk Müziği ve Rumeli Müzikleri Topluluğu 28 Kasım bu akşam Topluluk salonunda ‘Kadına Şiddete Hayır Farkındalık Konseri’ ile musiki dostlarıyla birlikte olacak. “El Kaldırma Gönül Al” konseptli konser bu akşam saat 20.00’de başlayacak ve ücretsiz olacak.
Konserde sanatçılar Gökçe Bahar Ercan, Müzeyyen Çağlar, Yıldıray Öztürk ve Efe Çakmak, solo eserler seslendirecek. Sanatsever Edirne halkının bu anlamlı konsere de büyük ilgi göstermeleri bekleniyor.

Karaağaç’ta ‘Bocuk’ Figürlü Kabak Boyama Yarışması

Edirne Tanıtım ve Turizm Derneği, yaklaşan Bocuk Gecesi öncesinde Plastik Sanatlar Topluluğu Derneği iş birliğiyle “Bocuk Figürlü Kabak Boyama Yarışması’ düzenlendi.
Edirne’nin tarih kokan Karaağaç Mahallesi değişik bir etkinliğe sahne oldu. Edirne Tanıtım ve Turizm Derneği ile Plastik Sanatlar Topluluğu Derneği, Bocuk Gecesi geleneğini daha geniş kitlelere tanıtmak amacıyla bir sanat etkinliği düzenledi.


Bocuk Gecesi ve Kabak Tatlısı: Asırlık Bir Gelenek
Edirne Tanıtım ve Turizm Derneği Başkanı Bülent Bacıoğlu, Bocuk Gecesi’nin önemine değinerek şunları söyledi:
“Bocuk Gecesi, Edirne ve çevresindeki köylerin en köklü geleneklerinden biridir. Keşan Çamlıca ve Havsa Naip Yusuf köylerinde hâlâ yaşatılmaya çalışılan bu gelenek, yılın en soğuk gecesinde kutlanır. O gece her evde mutlaka kabak pişirilir. Geleneğe göre, kabak işirilmeyen evlere ‘Bocuk’ adı verilen korkutucu bir figür uğrar. Ancak kabak pişirilen ve tatlısı yapılan evlerin kötülükten korunduğuna inanılır. Bu inanç, kabağın hem lezzetini hem de manevi değerini artırmıştır. Unutulmaya yüz tutmuş bu geleneği canlandırmak ve geliştirmek, şehrimizin turizm geleceği için büyük bir önem taşıyor.”


Sanat ve Geleneklerin Buluşması: Bocuk Figürlü Kabak Yarışması
Plastik Sanatlar Topluluğu Derneği adına konuşan Prof. Kerem İşcanoğlu, etkinlik hakkında şu bilgileri verdi:
“Bocuk Gecesi’nin geleneksel ruhunu koruyarak, sanatla yeniden yorumlamak istedik. Etkinlik kapsamında 12 genç sanatçı, Karaağaç’ın meşhur kabaklarını tuval olarak kullandı ve Bocuk ile korku figürlerini yaratıcı bir şekilde resmetti. Bu eserler jüri tarafından değerlendirilecek ve kazananlara sembolik ödüller verilecek. Ancak burada durmak istemiyoruz. Sadece birkaç sanatçının ya da figüranın katıldığı, ticari bir etkinlikten öteye geçmeliyiz. Avrupa’da toplumun geniş katılımıyla gerçekleşen festivallere benzer etkinlikler düşlüyoruz. Edirnelilerin evlerinin önüne boyalı kabaklar koyduğu, yüzlerce kişinin kabakları resimlediği şenlikler hayal ediyoruz.”


Bocuk Gecesi Coşkusu Sanat ve Lezzetle Taçlanıyor
Sanatla yeniden hayat bulan kabaklar, yılın en soğuk gecesinde geleneksel yöntemlerle kabak tatlısına dönüştürülecek. Etkinlik katılımcıları, bu özel lezzeti paylaşırken Karaağaç’ın doğasının ve kültürel mirasının tadını çıkaracak. Bu anlamlı organizasyon, hem yerel üreticilere destek olmayı hem de unutulmaya yüz tutmuş gelenekleri yeni nesillere aktarmayı hedefliyor.
Edirne’nin tarih kokan Karaağaç Mahallesi Arda ve Meriç nehirlerinin bereketli alüvyonlarıyla şekillenmiş, eşsiz verimli topraklara sahiptir. Yüzyıllardır İstanbul dahil bölgenin sebze ihtiyacını karşılayan bu topraklar, özellikle kış sebzeleri ve kestane kabağıyla tanınır. Günümüzde Karaağaç’ın bu değerli ürünleri, binlerce yıllık bir gelenek olan Bocuk Gecesi ile birleşerek unutulmaz bir kültürel ve gastronomik deneyim sunmaya hazırlanıyor.

‘Memleketin Kısmeti’ Edirne’de

Ankara merkezli Ankara Ekin Tiyatrosu 35. yılını kutladığı 2024 yılında Memleketin Kısmeti adlı oyunu ile ülke turnesine çıktı. Ülkemizin değişik yerellerinde sergiledikleri oyunu 2 Aralık 2024 Pazartesi günü saat 20.00’de Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde sergileyecek.
Oyunun tanıtımında; “Türkiye çağdaşlaşma tarihinin önemli isimlerinden olan Aziz Nesin’in 100. yılı anısına bir vefa ve minnet borcu niteliğinde sahnelenen oyunda, ustanın öykülerinden yapılmış bir uyarlamadan öte, eğer Aziz Nesin bugün hayatta olsa, kendi gözünden memleketin bugünkü durumuna dair düşünceleri ve duyguları izleyici ile paylaşılacak. ‘Neye niyet ettiğini unutan memleketler, kısmetlerine düşenlerden şikâyet etmemelidir’ anlayışı ile Haluk Işık tarafından kaleme alınan oyunu, Murat Atak yönetmekte olup Türkiye’nin usta tiyatro sanatçıları yorumlamakta” ifadelerine yer veriliyor.
Oyuncular ülkemizin çok değerli sanatçıları: Şahap Sayılgan, Koray Ergun, Şekip Taşpınar, Işıl Poyraz, Bülent Ateşoğlu, Suat Ülhan, Burcu Özcan, Edip Tüfekçi ve Recep Sarı.
Tiyatronun kurucusu ve sahibi Faruk Güvenç tanıtım broşüründe şöyle diyor:
“Daha iyi bir dünya, daha yaşanır bir ülke mümkündür inancıyla yürürken, bireysel ve toplumsal hayatımızdan kovulmaya çalışılan sanatı savunmak kolay olmazdı, olmadı. Bütün bunlara rağmen sanatın hayata müdahale etme gücünü koruyarak nitelikli sözü ve özü olan işlerle sanatın doğasındaki muhalif duruşu sahneye taşımak Ankara Ekin Tiyatrosu’nun onur duyulacak kimliğini ve duruşunu oluşturdu.”
Oyunun Yönetmeni Murat Atak oyunu anlatırken şunları aktarıyor:
“Aziz Nesin deyince genellikle akla önce komedi gelmesine rağmen oyunun yaşayan karakterler ve olaylarla acıtıcı ve düşündürücü yanı olması. Bu yolculuk kuşkusuz bizden başlayıp yine bize ulaşan yolculuktur. Memleketin Kısmeti bireysel ve toplumsal ahvalimize ayna tutarak yalnızca izlemekle yetinemeyeceğimizi, anlatılanların birer parçası olduğumuzu, tiyatronun o büyülü atmosferinde anımsatmayı amaçlıyor.”
Oyunun yazarı Haluk Işık ise “Hepimiz Memleketin Kısmetiyiz” başlıklı tanıtımında usta Aziz Nesin’i ve oyunun kısmetini şöyle açıklıyor:
“Bu ülkenin büyük kısmetlerinden olan Usta, ömrü boyunca bu ülkeye dayatılan kısmetlere direnirken yakalanması ve yaratılması gereken kısmeti eşine az rastlanır çalışkanlık ve ödünsüz bir aydın duruşuyla anlatmaya çalışmış, önderlik yapmış, benzersiz yapıtlarıyla anıtlaşmıştır.
İşimiz, makamımız, dünya görüşümüz, cinsiyetimiz ya da tıynetimiz ne olursa olsun… Hepimiz memleketin kısmetiyiz ve ne yaşananların ne de oyunda anlatılanların bir parçası olduğumuz gerçeğini reddedemeyiz.”
Oyunun Edirne’de oynanması sürecinde ilişkileri kuran Ziya Gökerküçük; “Geçmişte oyunlarını izlediğimiz Ankara Ekin Tiyatrosu bu yıl Edirne’de olmak istedi. Belediye AKM Salonu’nun da olması bize güven verdi. Kurumlarımızın tek başına bu yükün altına giremeyeceği öngörüsü ile tümünün birlikte katkı sunacağı bir şekil düşündük. Her kurum karşılıksız katkı sunmaktadır.
Edirne’mizde iyi bir tiyatro seyircisi var. Bunu biletleri dijital ortamda satılan ve AKM’de oynanan oyunları izleyen herkes görebiliyor. Bu oyundaki fark biletler pahalı olmasın diye elden satılıyor olmasıdır. Herkesi Memleketin Kısmeti adlı oyunu 2 Aralık Pazartesi günü akşamı saat 20.00’de bekliyoruz.” dedi.
Bilet fiyatının 250 lira olduğu oyunu izlemek isteyenlerin biletlerini dernek, sendika, oda gibi kentin demokratik kitle örgütlerinden ve Ziya Gökerküçük’ten sağlayabilecekleri belirtildi.