Kategori arşivi: Kültür-Sanat

El Kaldırma Gönül Al

Edirne Devlet Türk Müziği ve Rumeli Müzikleri Topluluğu 28 Kasım bu akşam Topluluk salonunda ‘Kadına Şiddete Hayır Farkındalık Konseri’ ile musiki dostlarıyla birlikte olacak. “El Kaldırma Gönül Al” konseptli konser bu akşam saat 20.00’de başlayacak ve ücretsiz olacak.
Konserde sanatçılar Gökçe Bahar Ercan, Müzeyyen Çağlar, Yıldıray Öztürk ve Efe Çakmak, solo eserler seslendirecek. Sanatsever Edirne halkının bu anlamlı konsere de büyük ilgi göstermeleri bekleniyor.

Karaağaç’ta ‘Bocuk’ Figürlü Kabak Boyama Yarışması

Edirne Tanıtım ve Turizm Derneği, yaklaşan Bocuk Gecesi öncesinde Plastik Sanatlar Topluluğu Derneği iş birliğiyle “Bocuk Figürlü Kabak Boyama Yarışması’ düzenlendi.
Edirne’nin tarih kokan Karaağaç Mahallesi değişik bir etkinliğe sahne oldu. Edirne Tanıtım ve Turizm Derneği ile Plastik Sanatlar Topluluğu Derneği, Bocuk Gecesi geleneğini daha geniş kitlelere tanıtmak amacıyla bir sanat etkinliği düzenledi.


Bocuk Gecesi ve Kabak Tatlısı: Asırlık Bir Gelenek
Edirne Tanıtım ve Turizm Derneği Başkanı Bülent Bacıoğlu, Bocuk Gecesi’nin önemine değinerek şunları söyledi:
“Bocuk Gecesi, Edirne ve çevresindeki köylerin en köklü geleneklerinden biridir. Keşan Çamlıca ve Havsa Naip Yusuf köylerinde hâlâ yaşatılmaya çalışılan bu gelenek, yılın en soğuk gecesinde kutlanır. O gece her evde mutlaka kabak pişirilir. Geleneğe göre, kabak işirilmeyen evlere ‘Bocuk’ adı verilen korkutucu bir figür uğrar. Ancak kabak pişirilen ve tatlısı yapılan evlerin kötülükten korunduğuna inanılır. Bu inanç, kabağın hem lezzetini hem de manevi değerini artırmıştır. Unutulmaya yüz tutmuş bu geleneği canlandırmak ve geliştirmek, şehrimizin turizm geleceği için büyük bir önem taşıyor.”


Sanat ve Geleneklerin Buluşması: Bocuk Figürlü Kabak Yarışması
Plastik Sanatlar Topluluğu Derneği adına konuşan Prof. Kerem İşcanoğlu, etkinlik hakkında şu bilgileri verdi:
“Bocuk Gecesi’nin geleneksel ruhunu koruyarak, sanatla yeniden yorumlamak istedik. Etkinlik kapsamında 12 genç sanatçı, Karaağaç’ın meşhur kabaklarını tuval olarak kullandı ve Bocuk ile korku figürlerini yaratıcı bir şekilde resmetti. Bu eserler jüri tarafından değerlendirilecek ve kazananlara sembolik ödüller verilecek. Ancak burada durmak istemiyoruz. Sadece birkaç sanatçının ya da figüranın katıldığı, ticari bir etkinlikten öteye geçmeliyiz. Avrupa’da toplumun geniş katılımıyla gerçekleşen festivallere benzer etkinlikler düşlüyoruz. Edirnelilerin evlerinin önüne boyalı kabaklar koyduğu, yüzlerce kişinin kabakları resimlediği şenlikler hayal ediyoruz.”


Bocuk Gecesi Coşkusu Sanat ve Lezzetle Taçlanıyor
Sanatla yeniden hayat bulan kabaklar, yılın en soğuk gecesinde geleneksel yöntemlerle kabak tatlısına dönüştürülecek. Etkinlik katılımcıları, bu özel lezzeti paylaşırken Karaağaç’ın doğasının ve kültürel mirasının tadını çıkaracak. Bu anlamlı organizasyon, hem yerel üreticilere destek olmayı hem de unutulmaya yüz tutmuş gelenekleri yeni nesillere aktarmayı hedefliyor.
Edirne’nin tarih kokan Karaağaç Mahallesi Arda ve Meriç nehirlerinin bereketli alüvyonlarıyla şekillenmiş, eşsiz verimli topraklara sahiptir. Yüzyıllardır İstanbul dahil bölgenin sebze ihtiyacını karşılayan bu topraklar, özellikle kış sebzeleri ve kestane kabağıyla tanınır. Günümüzde Karaağaç’ın bu değerli ürünleri, binlerce yıllık bir gelenek olan Bocuk Gecesi ile birleşerek unutulmaz bir kültürel ve gastronomik deneyim sunmaya hazırlanıyor.

‘Memleketin Kısmeti’ Edirne’de

Ankara merkezli Ankara Ekin Tiyatrosu 35. yılını kutladığı 2024 yılında Memleketin Kısmeti adlı oyunu ile ülke turnesine çıktı. Ülkemizin değişik yerellerinde sergiledikleri oyunu 2 Aralık 2024 Pazartesi günü saat 20.00’de Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde sergileyecek.
Oyunun tanıtımında; “Türkiye çağdaşlaşma tarihinin önemli isimlerinden olan Aziz Nesin’in 100. yılı anısına bir vefa ve minnet borcu niteliğinde sahnelenen oyunda, ustanın öykülerinden yapılmış bir uyarlamadan öte, eğer Aziz Nesin bugün hayatta olsa, kendi gözünden memleketin bugünkü durumuna dair düşünceleri ve duyguları izleyici ile paylaşılacak. ‘Neye niyet ettiğini unutan memleketler, kısmetlerine düşenlerden şikâyet etmemelidir’ anlayışı ile Haluk Işık tarafından kaleme alınan oyunu, Murat Atak yönetmekte olup Türkiye’nin usta tiyatro sanatçıları yorumlamakta” ifadelerine yer veriliyor.
Oyuncular ülkemizin çok değerli sanatçıları: Şahap Sayılgan, Koray Ergun, Şekip Taşpınar, Işıl Poyraz, Bülent Ateşoğlu, Suat Ülhan, Burcu Özcan, Edip Tüfekçi ve Recep Sarı.
Tiyatronun kurucusu ve sahibi Faruk Güvenç tanıtım broşüründe şöyle diyor:
“Daha iyi bir dünya, daha yaşanır bir ülke mümkündür inancıyla yürürken, bireysel ve toplumsal hayatımızdan kovulmaya çalışılan sanatı savunmak kolay olmazdı, olmadı. Bütün bunlara rağmen sanatın hayata müdahale etme gücünü koruyarak nitelikli sözü ve özü olan işlerle sanatın doğasındaki muhalif duruşu sahneye taşımak Ankara Ekin Tiyatrosu’nun onur duyulacak kimliğini ve duruşunu oluşturdu.”
Oyunun Yönetmeni Murat Atak oyunu anlatırken şunları aktarıyor:
“Aziz Nesin deyince genellikle akla önce komedi gelmesine rağmen oyunun yaşayan karakterler ve olaylarla acıtıcı ve düşündürücü yanı olması. Bu yolculuk kuşkusuz bizden başlayıp yine bize ulaşan yolculuktur. Memleketin Kısmeti bireysel ve toplumsal ahvalimize ayna tutarak yalnızca izlemekle yetinemeyeceğimizi, anlatılanların birer parçası olduğumuzu, tiyatronun o büyülü atmosferinde anımsatmayı amaçlıyor.”
Oyunun yazarı Haluk Işık ise “Hepimiz Memleketin Kısmetiyiz” başlıklı tanıtımında usta Aziz Nesin’i ve oyunun kısmetini şöyle açıklıyor:
“Bu ülkenin büyük kısmetlerinden olan Usta, ömrü boyunca bu ülkeye dayatılan kısmetlere direnirken yakalanması ve yaratılması gereken kısmeti eşine az rastlanır çalışkanlık ve ödünsüz bir aydın duruşuyla anlatmaya çalışmış, önderlik yapmış, benzersiz yapıtlarıyla anıtlaşmıştır.
İşimiz, makamımız, dünya görüşümüz, cinsiyetimiz ya da tıynetimiz ne olursa olsun… Hepimiz memleketin kısmetiyiz ve ne yaşananların ne de oyunda anlatılanların bir parçası olduğumuz gerçeğini reddedemeyiz.”
Oyunun Edirne’de oynanması sürecinde ilişkileri kuran Ziya Gökerküçük; “Geçmişte oyunlarını izlediğimiz Ankara Ekin Tiyatrosu bu yıl Edirne’de olmak istedi. Belediye AKM Salonu’nun da olması bize güven verdi. Kurumlarımızın tek başına bu yükün altına giremeyeceği öngörüsü ile tümünün birlikte katkı sunacağı bir şekil düşündük. Her kurum karşılıksız katkı sunmaktadır.
Edirne’mizde iyi bir tiyatro seyircisi var. Bunu biletleri dijital ortamda satılan ve AKM’de oynanan oyunları izleyen herkes görebiliyor. Bu oyundaki fark biletler pahalı olmasın diye elden satılıyor olmasıdır. Herkesi Memleketin Kısmeti adlı oyunu 2 Aralık Pazartesi günü akşamı saat 20.00’de bekliyoruz.” dedi.
Bilet fiyatının 250 lira olduğu oyunu izlemek isteyenlerin biletlerini dernek, sendika, oda gibi kentin demokratik kitle örgütlerinden ve Ziya Gökerküçük’ten sağlayabilecekleri belirtildi.

Sosyal Bilimler Lisesi’nde harika gece

Edirne Sosyal Bilimler Lisesi Oda Müziği Konseri Büyük Beğeni topladı

Edirne Sosyal Bilimler Lisesi’nde gerçekleşen Oda Müziği Konseri büyük beğeni topladı. Okulun konferans salonunda gerçekleşen etkinliğe  onur konuğu  Özbekistan Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Prof. Dr. Aminbay Sapayev, Okul Müdürü Kamil Andıç, Müdür yardımcıları, Okul Aile Birliği Başkanı Ayşen Nilay Engin ve Yönetimi, Okul öğretmenleri ve çok sayıda davetli katılım sağladı.

1. Keman: Erdem Günay, Özgecan İşbilen, Ezgi Karabacak,  2. Keman Elif Sakızlı, Pınar Haybal;  Viyola: Fethiye Uysal, Esin Keser;  Viyolonsel: Aslı Günay;  Kontrbas: Asal Altay;  Flüt: Aylin Sain Günaydın gibi birbirinden değerli müzisyenlerin  eşliğinde gerçekleşen Oda Müziği programında; J.S. Bach / Air,  A.Corelli / ConcertoGrosso, W.A.Mozart / Türk Marşı,  , W.A.Mozart / Küçük bir gece müziği, J.Haydn / Senfoni No:27, W.A.Mozart / Senfoni No:25   çalınan eserler salonu dolduran davetlilere unutulmaz bir gece yaşattı.

Etkinlik sonunda konuşan Müzik Öğretmeni Erdem Günay tüm öğretmenlerin, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutlayarak bu anlamlı gecede davetliler de eşlik ederek hep birlikte Öğretmen Marşı söyledi.

Birbirinden özel eserlerle davetlilerin adeta kulaklarının pasının silindiği gecede konuşan Okul Müdürü Kamil Andıç; “Biz kapısına kilit vurulmuş  bir müzik odasından bugün içerisine piyano mu alırız? Nasıl daha öğrencilerimizin hayatına katkı sağlarız diye Müzik öğretmenimiz Erdem beyle dertleşme noktasından bugüne geldik. Biz Erdem hocamla kafa kafaya verdik  ve ‘Ne yapabiliriz?’ dedik. Yapabileceğimiz buydu. Güzel bir gece yaşadık. Harika bir etkinlik oldu. Ben tüm müzisyen arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum” dedi.

Gecenin sonunda, Oda Müziği konserini düzenleyen müzisyenlere ve Müzik Öğretmeni Erdem Günay’a teşekkür plaketlerini gecenin onur konuğu Prof. Dr. AminbaySapayev takdim etti.

Edirne’de klasik bir akşam

Gökalp TOPYAN
Edirne Devlet Türk Müziği ve Rumeli Müzikleri Topluluğu başarılı bir konsere daha imza attı. Verdiği konserlerle Edirne’de Türk Müziği severleri kısa aralıklarla çatısı altında buluşturan topluluk dün akşam Klasik Türk Müziğinin Suzidil (Gönül Yakan) makamındaki eserleriyle gönülleri yaktı.


Her konserinde olduğu gibi 21 Kasım Perşembe akşamı da topluluk salonu protokole ayrılan bölüm dışında hınca hınç doluydu. Topluluk Müdürü Gökçe Bahar Ercan ve sanatçılar konukları kapıda karşılayarak ‘hoşgeldiniz’ dedi. Sanatçılarla müzikseverlerin kaynaştığı bir ortam haline gelen topluluk salonundaki konser Yıldıray Öztürk’ün sanat yönetmenliğinde, Tanburi Ali Efendi’nin Suzidil Peşrevi ile başladı. Suzidil Ağır Semai, Suzidil Yörük Semai’den sonra solist Ceylan Resuloğlu, ‘Durmadan Aylar Geçer’, Solist M. Fadıl Atik, ‘Sevda Elinin Bülbülü Uçmuş’ isimli eserleri seslendirdi. Konserin ilk bölümü koronun seslendirdiği üç Suzidil şarkı ile tamamlandı.


Konserin ikinci bölümünde ise sanatçılar Gökçe Bahar Ercan ve Halil Erseven solo eserler seslendirdi. Gökçe Bahar Ercan’ın Acemaşiran makamında seslendirdiği üç eserden sonra, Sanatçı Halil Erseven de Muhayyerkirdi makamında üç eser seslendirdi.
Yıldıray Öztürk’ün sanat yönetmenliğini yaptığı toplulukta Sanat Kurulu Yıldıray Öztürk, Halil Erseven, Müzeyyen Çağlar, Orçun Çabuk ve Topluluk Müdürü Gökçe Bahar Ercan’dan oluştu. Konserde Ses Sanatçıları: Gülsemin Gonce, Müzeyyen Çağlar, Yeşim Birgin, Gülferi Ateş, Yürük, Dilek Sıla Bağdatlı, Elif Ceylan Resuloğlu, Ayhan Bal, Bülent Akkoyun, M. Fadıl Atik, Sebati Balkan, Orçun Çabuk, Efe Çakmak; Saz Sanatçıları; Serhat Ellek, Ali Karali, Ahmet Batırlı, Anıl Yırgal, Serkan Kamacı, Merih Dağdeviren, Emre Usta, Çınar Kaba, Mustafa Gençer, Ahmet Kuşgöz, Onur Nar, Kaan Taşdelen sesleri ve sazlarıyla Edirne’de klasik bir akşam yaşattı.

ÇYDD’den duygusal konser

İsmail DEMİRAY
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) tarafından “Çağ-daşlaşma Yolunda Cumhuriyet’in 101.Yılında Çocuğa, Kadına ve Aşka Dair” konser Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçek-leştirildi.
Edirnelilerin yoğun ilgi gösterdiği konserde konser öncesi ve esnasında ÇYDD’nin kurucusu Türkan Saylan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün görüntüleri nedeniyle duygusal anlar yaşandı.


Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Cenk Ergüden, ÇYDD Edirne Şube Başkanı Ayten Durmuş ve yönetim kurulu üyeleri de konseri izleyenler arasında yerlerini aldı.


ZerefşanYılmaz’ın sahne aldığı konserde üç yıldır Edirne’de yaşamını sürdüren Uğur Küçükkaplan piyonada, Adnan Birol kemanda, Murat Kabak akordiyonda, Alperen Çokal davulda, Emre Anık’ta bas gitarda sanatçıya eşlik etti.
Konser öncesi Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Gazi Mutafa Kemal Atatürk ve şehitler için bir dakikalık saygı duruşunun ardından İstiklal Marşı okundu.
Konser Türkan Saylan için sanatçının bestelediği “Adı Türkan” isimli video gösterimi ile başladı. Gösterimin ardından sahneye çıkan sanatçılar sırasıyla;Adı Türkan, Begonvil, Deli Mavi, Küçüğüm, Ünzile, Firuze ve Gözlerinin Hapsindeyim isimli parçalarından sonra konsere 10 dakika ara verildi.
Konserin ikinci bölümünde Yoksun Sen, Adını Sen Koy, Jovano Jovanko, Vazgeçilmezim, Mavilim, La La La isimli parçalardan sonra konser sona erdi.


Konserde sahne alan ZerefşanYılmaz’ın biyografisi;
Sanatçı İstanbul Üsküdar doğumlu. Dokuz Eylül Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği mezunu.
Çağdaş Türk Edebiyatı’na ismini yazdıran önemli şahsiyetlerin eserlerini bestelemiş aynı zamanda kendi yazdığı şiirleri ve günümüz şairlerinin eserlerini müziklendirerek hem Türk Sanat Müziği alanında eserlerin bir çoğu toplumda farkındalık yaratma adına sosyal sorumluluk bilinciyle yapımlı olup Adı Türkan adıl eser de bunlardan birisidir.


İstanbul Yeşilkent Türk Sanat Müziği, Urla Belediyesi Konservatuarı Pop & Rock grupları gibi pek çok sosyal sorumluluk projelerinde solist olarak yer alır.
2024 yılında ilk ve tekli çalışması “Vazgeçilmezim”i çıkarmıştır. Halen kadın müzisyenler için dayanışma, savunuculuk, birlikte gelişim ve kolektif üretim platformu olan Sisters Music Chain isimli grubun üyesi olup grupun ilk sosyal sorumluluk projesi ”Küçücük Bir Hayat” isimli dünyada savaş mağduru çocuklar için yazılılmış şarkıyı seslendiren vokallerden birisidir.

Topluluktan Gönül Yakan Şarkılar


Edirne Devlet Türk Müziği ve Rumeli Müzikleri Topluluğu bu akşam Suzidil (Gönül Yakan) Makamında eserlerden oluşan bir konserle musiki severlerin karşısında olacak. Klasik Akşamlar temalı ve Yıldıray Öztürk’ün sanat yönetmenliğinde gerçekleştirilecek olan konserde solist olarak sanatçılar Halil Erseven ile aynı zamanda Topluluk Müdürü Gökçe Bahar Ercan eserleri seslendirecek.
Kaleiçi’ndeki Topluluk Salonunda 21 Kasım Perşembe (bu akşam) akşamı saat 20.00’de başlayacak konserde topluluk saz ve ses sanatçıları sahnede olacak. Suzidil Makamında sevilen eserlerin seslendirileceği konserin biletleri, Topluluk gişesinden temin edilebileceği gibi, ‘biletinial.com’ ve ‘SANAT cepte’ uygulamalarından da temin edilebiliyor.

OİM’de 25 Kasım onuruna sergi


Edirne’nin düşman işgalinden kurtuluşunun 102. yılı onuruna Os-man İnci Müzesi Sanat Galerisi’nde ”Türk Özgün Baskıresim Sanatının Genç Sanatçıları Müze Kolleksiyon Sergisi”düzenlenecek.
Serginin açılışı 25 Kasım 2024 Pazartesi günü saat 18.00’de gerçekleştirilecek.
Karaağaç Mahallesi Beyazıt Şansı Sokak’taki Osman İnci Mü-zesi’ndeki sergi 15 Aralık 2024Pazar gününe kadar açık kalacak.

Yaraş’tan ses getiren konferans dizisi

Trakya Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ahmet Yaraş’ın moderatörlüğünü yaptığı ‘Trakya’da Arkeoloji’ konferans dizisi devam ediyor.
Trakya Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ahmet Yaraş’ın moderatörlüğündeki 41. Trakya’da Arkeoloji Konferansı 26 Kasım 2024 Salı günü gerçekleştirilecek. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi Arkeoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Zeynep Koçel Erdem, “Doğu Trakya’da Kültler ve Kült Alanları” konusunu paylaşacak.
Prof. Dr. Ahmet Yaraş, Gazete Duvar’dan Nuray Pehlivan’ın kendisi ile yaptığı söyleşide “Trakya’da Arkeoloji konferans dizisini, geleceğe bıraktığımız bir miras olarak görüyorum” dedi. “Amatör bir düşünceyle başladı, ‘geleceğe miras’ bıraktı: Trakya’da Arkeoloji” başlıklı söyleşi şöyşle:’
“Trakya’da arkeolojik çalışma yapan bilim insanları ve müze müdürleri ile çeşitli başlıklarda gerçekleştirilen sunumlarda bölge arkeolojisine katkı sunulması hedeflenirken, bugüne kadar ihmal edilen Trakya arkeolojisine dair bilgiler de bilim dünyası ile paylaşılıyor.
Allianoi Antik Sağlık Merkezi sular altında kalmasın diye verdiği haklı mücadele ile bilinen eski kazı başkanı Prof. Dr. Ahmet Yaraş, Türkiye’nin pek çok kentinde yapılan arkeolojik kazı ve araştırma projelerinde farklı konumlarda görev yaptı. Çok sayıda yurtdışı deneyimi ve yayın çalışmaları bulunan Yaraş, Türkiye arkeolojisinin özellikle son 40 yılını müzelerde ve üniversitelerde bizzat deneyimlemiş bir bilim insanı.
Trakya Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Yaraş ile baraj sularının altında kalan Allionai Antik Kenti ile ilgili verdiği mücadeleyi ve Trakya’da Arkeoloji serüvenini konuştuk.


‘KURUMA DÖNDÜĞÜMDE ELİME SARI ZARFI TUTUŞTURDULAR’
Üzerinden uzun yıllar geçse de Allianoi Gönüllüleri ile birlikte bütün süreçleri birlikte omuzladığınız günler hiçbir zaman unutulmadı. Allianoi Antik Kenti sular altında kalmasın diye verdiğiniz bu mücadele sırasında görev yaptığınız kurumlar da dahil neler yaşadınız?
İstanbul’da öğrenciliğimden bu yana Çemberlitaş Otopark projesi ile birlikte korumacı aktivist biri olarak tanındım. Bunda Mimarlar Odası’nın ve Sevgili Oktay Ekinci’nin büyük katkısı olduğunu düşünüyorum. Öğrenciliğimde İstanbul Tarihi Yarımada’nın korunması için, mesleki yaşantımda ise başta 9 yıl boyunca emek verdiğim Allianoi ve paralelinde Hasankeyf gibi mücadele deneyimlerini yaşadım. Bu mücadeleden dolayı görev yaptığım kurumlarda mobbinge uğradım, onlarca soruşturmadan geçtim ve her soruşturmadan aklanarak çıktım.
Bugün gülümseyerek hatırladıklarımdan biri; 1998-2006 yıllarında Allianoi’un korunması için verdiğimiz mücadeleden dolayı, 2012 Mart ayında Europa Nostra’nın kültürel mirasın korunmasında ‘Toplumun duyarlılığının artırılması’ kategorisindeki ödülün bana verilmesi kararlaştırılmıştı. AB’nin bir sivil NGO’su olan Europa Nostra’nın davetlisi olarak Portekiz’in başkenti Lizbon’a davet edildim. Ancak görev yaptığım üniversitedeki baskılardan dolayı bir türlü izin alamıyordum. Çok uzun zorlu uğraşlardan sonra nihayet 12 Mayıs 2012’de Üniversite Senatosu’ndan oy çokluğu ile resmi izin alıp Lizbon’a gittim. Dünyanın en önemli tenoru Europa Nostra’nın o dönem başkanı olan Placido Domingo’nun elinden ödül aldım. O süreçte, “Demek ki evrensel değerdeki kültürel mirasın korunması konusunda haklı mücadelemizi yurtdışında da takdir edenler var” diye mutlu olmuştum. Ancak ertesi hafta görev yaptığım kuruma döndüğümde elime sarı zarfı tutuşturdular. Klasik Türkiye gerçeğini bir kez daha yaşadım…
‘BU KONFERANS DİZİSİ GELECEĞE BIRAKTIĞIMIZ BİR MİRAS’
Trakya’da Arkeoloji serüveninize gelelim. Böyle önemli ve güncel verilerin sunulduğu bir video serisi hazırlama fikri nasıl oluştu?
Trakya Üniversitesi’nde görev yaptığım için bölgenin arkeolojisiyle her daim ilgiliydim. Ancak bir bölge üniversitesi olarak kurulduğundan bu yana tam 40 yıldır değişik nedenlerle bölgede arkeolojik kazı ve araştırma yapamıyorduk. 2022’de yaşanan pandemi bizi zorunlu olarak uzaktan eğitimle tanıştırdı. Bir süre bu yeni gelişmeye adapte olmaya çalıştık. O dönemde bazı kurumların desteği ile Türkiye genelinde bu tür projeler yapılmaya da başlanmıştı. Onlardan ilham alarak, “Acaba bölüm başkanlığı olarak sadece Trakya arkeolojisine dair böyle uzaktan bir eğitim yapabilir miyiz?” diye düşündüm. Ve proje, 2022 yılında amatör ve idealist bir düşünceyle başladı.
Trakya Üniversitesi’nin 40’ıncı yılında, Trakya arkeolojisine emek vermiş insanları bir araya getirmek, onların çalışmalarını meraklıları ile paylaşmak, ortak bir terminoloji ve kronolojik değer yaratacak konferanslar tek hedefim oldu. Türkiye Trakya’sında çalışan ve daha önce bölümde ve Arkeoloji Kulübü’nde fiziki olarak konferanslara davet ettiğim ancak öğretim üyeleri ve öğrencilerle sınırlı kalan katılımcıların yerine artık online olarak daha geniş kesimlerle buluşturacaktım. Böylece bölge arkeolojisi ve tarihine meraklı insanlarla uzmanları evlerindeki ekranlarında hep beraber konuk etmeye başladık.
Pandemi sonrasında yaşadığımız korku süreci, etkinliklerin bir süre daha devam etmesini zorunlu kılmıştı. Hatta bunu neredeyse biz öğretim üyelerine dayatmıştı. Bir akademisyen olarak, bölgede her yıl ortaya çıkan yeni buluntuları ve bunlardan doğan sonuçları bilmek, öğrenmek zorundaydık. İşte böyle bir süreçte bunu sadece çalışma arkadaşlarımızla, öğrencilerimizle değil, bölge hatta Trakya ile ilgilenen herkesle daha rahat bir ortamda internet üzerinden bir konferansla paylaşmak istedik. Bu şekilde dünyanın değişik yerlerinde halen yaşayan uzmanların interaktif bir şekilde programa katkı sunabilmeleri de sağlanmış olacaktı.
Bir süre sonra aynı adı taşıyan bir YouTube sitesi oluşturarak programı canlı izleyemeyenlerin de daha sonra izleyebileceği bir noktaya taşımak istedik. Cumhuriyet’le çağdaş Trakya arkeolojisini işin uzmanlarının tartıştığı bir platform olarak herkesin her yerden, her an ulaşabileceği bir arşiv oluşturmayı hedeflemiştik. Bu konferans dizisini konunun alandaki uzmanları ve zengin görselleriyle geleceğe bıraktığımız bir miras olarak görüyorum. Elbette bunda en büyük pay, Trakya arkeolojisine gönül vermiş büyük özverilerle bu çalışmaları kararlılıkla sürdüren başta hocam Prof. Dr. Mehmet Özdoğan olmak üzere farklı üniversitelerde 35’in üzerinde görev yapan akademisyen meslektaşlarımındır.
Ayrıca Trakya’da Arkeoloji konferans dizisini matbu hale dönüştürmek istedik. 2023’de ilk cildi Trakgroup’un desteği ile Ege Yayıncılık’ta yayınlandı. Geçen yıl Trakya’da Arkeoloji II için yeni bilimsel makaleler toplandı, kitabın redaksiyonu yapıldı. Ancak bu çalışmayı henüz bastıramadık. Mayıs 2023’de Trakya’da Arkeoloji başlıklı web sayfasının açılışını yaptık. Böylece yakın gelecekte Trakya arkeolojisine dair yayınlanmış tüm yazılı ve görsel belgeleri bir araya getirmeyi hedefliyoruz. Bu, çok daha uzun soluklu, emek içeren bir proje ancak zaman ve kaynak yetersizliğinden dolayı bunu halen hayata geçiremedik.
‘TRAKYA, EN ÇOK GÖZ ARDI EDİLEN BÖLGELERDEN BİRİSİ DURUMUNDA’
Kıtaları birbirine bağlayan bir konumda olmasına karşılık, Trakya yakın döneme kadar arkeolojik bakımdan çok ihmal edilmiş olan bir bölge. Peki, 1940’lı yıllarda Ord. Prof. Dr. Arif Müfid Mansel ile başlayan Trakya’daki arkeolojik çalışmalar bugün nasıl bir ivme kazandı?
Bütün Anadolu topraklarında olduğu gibi Trakya’nın da Cumhuriyet öncesi işgal ve talanla karşı karşıya olduğunu biliyoruz. Bu süreçte çok sayıda eser, Trakya’dan İngiltere, Rusya ve Bulgaristan’a götürüldü. Cumhuriyet kurulduktan sonra M. Kemal Atatürk’ün emriyle daha 1925 yılında Edirne Arkeoloji Müzesi açılırken, ilk kazılar da Trakya’da gerçekleştirilmiş. Atatürk bu arkeolojik kazılarla yakından ilgilenip, desteklemiş. Hocaların hocası Ord. Prof. Dr. A. Müfid Mansel’i 1930’lu yıllarda görevlendirmiş. Ancak Mansel’in ölümüyle birlikte bölgedeki bilimsel çalışmalar sanki bıçakla kesilmiş gibi duruyor. Bu süreçte birkaç arkeolojik kazı ve araştırma yapılıyor olsa da bu kadar önemli bir uygarlığın köprüsü olarak işlev gören Trakya, neredeyse tarihi eser kaçakçılarının, definecilerin cirit attığı bir yere dönüşmüş. Bu gerçeği arkeoloji bilimi ile uğraşan herkes kabul eder. Diğer taraftan Doğu Trakya kentlerindeki müzelerin fiziki durumlarına bakıldığında da neredeyse atıl durumda olduğunu söyleyebiliriz.
Altı buçuk milyon nüfusu olan Bulgaristan’da son yıllarda yapılan arkeolojik kazılar ve müzecilik, Türkiye Trakya’sındaki arkeoloji ile kıyaslanamayacak kadar gelişmiş durumda. Yunanistan’ı söylememize bile gerek yok. Dolayısıyla bugün Türkiye arkeolojisinde Trakya, en çok göz ardı edilen bölgelerden birisi durumunda. Bir diğer acı gerçek de bölgenin sosyo-ekonomik yapısından dolayı Trakya’da arkeolojik kazı ve araştırma yapmanın gerçekten çok ama çok zor olması…
‘TRAK KAVİMLERİNE DAİR DOĞRU DÜRÜST VERİ NE YAZIK Kİ YOK’
Anlattıklarınızdan yola çıkarak; Trakya arkeolojisini diğer bölgelerden ayıran özellikler konusunda neler söylersiniz?
Trakya, Avrupa ile Asya arasında boğazlar üzerinden geçiş güzergahında olduğundan tarih sahnesinde her daim önemli olmuştur. Neolitik dönemden günümüze kadar bütün savaş, göç ve işgalleri yaşamış bir coğrafyadır. Ancak bu kadar önemli olmasına karşın Trakya’da halen bir elin parmakları kadar arkeolojik kazı ve araştırma projesi var. Arkeolojik açıdan pek çok problematik konu başlığı yanıt bekliyor. Doğu Trak kültürüne bölgede yaşayan, bilinen Trak kavimlerine dair doğru dürüst veri ne yazık ki yok. Ancak bölgedeki pek çok tümülüs, höyük, dolmen günden güne tahrip oluyor. Bunları koruyacak müzelerin fiziki koşulları ise son derece yetersiz.
‘TRAKYA KÜLTÜRLERİNİ KAPSAYAN BİR TRAKYA MÜZESİ NEDEN OLMASIN!’
Trakya’da Arkeoloji konferanslarına dönecek olursak, önümüzdeki süreçte devam etmeyi düşünüyor musunuz? Gelecek planlarınız neler?
Trakya’da arkeolojik bilimsel çalışmalar devam ettiği ve talep geldiği sürece konferans dizisinin devam etmesini istiyorum. Benden sonra da genç arkadaşlarımın devam edeceğini düşünüyorum. Üniversitelerimizin arkeoloji bölümlerinden veya Trakya’da bulunan Kırklareli, Edirne, Tekirdağ, İstanbul Arkeoloji Müzeleri ile Troia Müzesi’nin Trakya’da yaptığı kurtarma kazılarını bilim dünyası ve meraklılarıyla paylaşmak istiyoruz. Trakya arkeolojisinin bilim dünyasındaki günceli yakalamasını, idealize ettiğimiz bir noktaya gelmesini sağlamayı hedefliyoruz. Önümüzdeki günlerde Trakya’da Arkeoloji konferans dizisine devam edeceğiz.
Yunanistan ve Bulgaristan sınırları içinde kalan Trakya yerleşimlerine dair kültür varlıklarını tanıtmak ve Türkçe paylaşmak istiyoruz. Özellikle Batı Trakya bir yana, Bulgaristan Trakya’sında çalışan bilim insanları kendi dillerinde yazıp çizdikleri için Bulgaristan Trakya’sının arkeolojisi hakkında bilgi sahibi olmak, ortak paydada buluşmak, buluntuları değerlendirmek istiyoruz. Trakya arkeolojisi için belki ortak bilimsel yayınlar, tematik sempozyumlar yapılması gerektiğine inanıyorum. Bölgedeki ilk üniversite olan Trakya Üniversitesi, Trakya arkeolojisinde de öncülük yapabilmeli. Son zamanlarda jeopolitik açıdan Bulgaristan ve Yunanistan ile iyi ilişkileri olan Türkiye’nin öncülüğünde -belki Edirne’de- bütün Trakya kültürlerini kapsayacak, Trakya Müzesi kurulması için ön ayak da olabilir. Neden olmasın!”

Ece Vardar ‘Yeniden Başlar’

İTÜ Türk Müziği Konservatuarı mezunu sanatçı eğitimciliğin yanında müzik çalışmalarını İsveç ve Türkiye’de sürdürüyor

Gökalp TOPYAN
Edirneli Vardar Ailesi’nin kızları eğitimci, müzisyen, besteci, söz yazarı Ece Vardar bugünlerde yeni şarkılarının ve ‘Yeniden Başlar’ isimli albümünün heyecanını yaşıyor. İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Konservatuarı’nda Temel Bilimler eğitimi alan Ece Vardar, Anadolu’nun çeşitli yerlerinde 15 yıl, hayatına bir müzik eğitimcisi olarak devam etmiş. Yaşamını eğitimci ve müzisyen olarak İsveç’te sürdüren Ece, müziğin çocuk yaşlarından bu yana hep hayatının içinde olduğunu belirtiyor.
Merhum Şeref ile Hatice Vardar’ın kızları, Edirne’de ilkokul çağındayken düzenlenen ses yarışmalarında çok sayıda birincilikleri bulunan Ece; kendisini anlatırken 7 yaşından bu yana müziğin hep hayatında olduğunu belirtiyor. “Her ortamda şarkı söylemeye daima hazır, şenlikli bir çocuk oldum. Daha sonraları koro ve dernekler bünyesindeki ses topluluklarında koristlik ve solistlik yaptım” diyen Ece, müzik yolculuğunu şöyle anlatıyor.

Yedi yaşından bu yana müzikle yaşamaya başlayan Ece Vardar : Şarkı söylemeye her zaman hazır şenlikli bir çocuktum…


“Süreç, beni İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Konservatuarı Temel Bilimler bölümüne taşıdı. Türk Sanat Müziği alanında çok değerli öğretmenlerim Yavuz Özüstün, Selahattin İçli, Erol Sayan, Tülin Yakarçelik hocalarımla çalışma fırsatı buldum. Türk Halk Müziği alanında sayın Nida Tüfekçi ve Neriman Tüfekçi’den çok şey öğrendim, ilhamlar aldım; Taşkın Doğan Işık, Can Etili, Ali Yılmaz ve daha bir çok duayen ismin öğrencisi oldum. Batı müziğini sayın Eli Eral, Serdar Öztürk, Nail Yavuzoğlu, Demirhan Altun hocalarımdan öğrendim. 90’lı yılların müziğe ciddi damgalar vurduğu aynı jenerasyonun bir üyesiyim aslında. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde ve neredeyse 15 küsur yıl hayatıma bir müzik eğitimcisi olarak devam ettim. Pırıl pırıl yıllardı ve çok yetenekli çocuklarla birebir çalışma fırsatım oldu.
“KAHVE DE NEYMİŞ” DEN SONRA “YENİDEN BAŞLAR”
Bugün Amerika’da kompozitör orkestra şefi, öğretim görevlisi, sanat yönetmeni Egemen Kesikli’nin beni kabuğumdan çıkarıp çekmesiyle birlikte ilk albüm çalışmamızı gerçekleştirdik 2022 yılında. ‘Kahve de neymiş?’ adını verdiğimiz albümümüzde tüm söz ve müzikleri bana ait, düzenlemeleri Egemen’e ait 12 şarkının doğumunu gerçekleştirdik birlikte ve dinleyicisiyle buluşturduk.
Bugün, Ada Müzik Yapımcılığın desteğiyle 11 şarkımızı daha yola çıkarıyoruz. Bu kez hem aranjörlüğümü hem prodüksiyonumu üstlenen harika çocuk Rubar Dindar’la yol alıyoruz. Artık yeniden dinleyiciyle buluşacağımız günleri saydığımız bir noktadayız. Umarım her şey güzel olur. Yanımda olan, bana inanan ve destekleyen herkese çok teşekkür ediyorum.”