Kategori arşivi: Kültür-Sanat

Çocukluk ve Muradiye Mevlevihanesi

“….Şevket Süreyya Aydemir’in anıları, çocukluğunun Edirne’sinden sembolizmi hayli güçlü iki manzara tasviri ile; uzaktaki bir köy yangını ve bir kalabalık cenaze anlatımı ile başlar. İlk çocukluk hatırası olan şehrin doğusundaki yangının nerede olduğu bilinmez ama cenaze, üzerine türkü çıkartılan, büyük çiftlik sahibi Dertli Musta Bey’in oğlu Hacı Nuri Bey’in cenazesidir.
Musta Beyin tek oğlu Hacı Nuri Bey (1879 -1901) 20-25 yaşlarındayken Bulgar komitacılar tarafından 17 Temmuz 1901 tarihinde fidye için kaçırılır ve olayın gelişimi hakkında bugün farklı anlatımlar olsa da sonunda eve ölüsü gelir. Musta Beyin Halk arasında “Dertli” diye anılması da bu acı olaya bağlanır.
Şevket Süreyya’nın babası, Bulgaristan’ın Deliorman Bölgesinden (Tırnova) Türkiye’ye göç eden, Çakır Hüseyin’in oğlu Çiçekçi Mehmet Ağa (1852-1920) Edirne’de bugünkü Asker Hastanesi kalıntılarının arkasına düşen Eğribük Mevkii ve Tunca ovasındaki Açık Cezaevi arazisinden Bulgaristan sınırına kadar uzanan büyük toprakların sahibi olan bu Dertli Musta Bey’in konağında (bugünkü Zorlutuna Konağı) yıllarca çalışmış olup, Şevket Süreyya’nın o cenaze anısı bu vesileyledir.”


ÖLÜMÜNE YAKILAN AĞITTA NURİ BEYİN AİLESİNE SİTEMİ
Ahmet Gökhan Demirer, hayatı boyunca aradığı suyu(!) bulmak için her manada çok yol kat eden akrabası Şevket Süreyya ve kendi ailesi arasındaki bağlara da yen verdiği kitabında, yazarın ‘Suyu Arayan Adam” eserinin başlangıç noktasına sadık kalıyor. Kitap Şevket Süreyya’nın çocukluğuna dair hayal meyal hatırladığı acı olaylarla başlıyor. Ahmet Gökhan Demirer de dönemin en zengin Edirnelisinin tek oğlunun kaçırılıp öldürülmesi üzerine yakılan ağıta, annesi Talia Yaveroğlu Demirer’in “Edirne Ağzı” kitabından alıntı ile yer veriyor.
Edirne’nin zenginlerinden Dertli Musta Bey’in oğlu Nuri Beyi Bulgar çeteleri mandacılarının yardımı ile çiftliğin bahçesinde armut yerken kaçırıp babasından para isterler. Edirne Valisi razı olmaz. Asker çıkarılır. Çeteler Nuri Bey’i öne sürerler; aralarındaki çarpışmada yaralanır ölür. Bu türkü ona çıkarılmıştır.


AĞITTA BABAYA VE ÜVEY ANNEYE SİTEM VAR
“Baba beni armutluktan aldılar / Aldılar da kollarımı sardılar / Baban seni nişan verdi dediler / Pek yazık oldu Hacı Nuri beye / Çare bulan olmadı bu yareye
Çiftliğimin saçları örümcek / Paran mı yoktu beybaba verecek / Nazlı yâri kim teselli edecek / Pek yazık oldu Hacı Nuri beye / Çare bulan olmadı bu yareye
Çiftliğimin arkasından yol gider / Nuri beye beş bin atlı kol gider / Nuri beyin iççezinden kan gider / Pek yazık oldu Hacı Nuri beye / Çare bulan olmadı bu yareye
Tabutumu sarı çamdan oysunlar / Oysunlar da Nuri beyi koysunlar / Mezarımı Beylerbeye kazsınlar / Pek yazık oldu Hacı Nuri beye / Çare bulan olmadı bu yareye
Çiftliğimin lambaları parlıyor / Cerrah gelmiş yaraları bağlıyor / Babası baş ucunda ağlıyor / Pek yazık oldu Hacı Nuri beye / Çare bulan olmadı bu yareye
Müşür paşa çekti atın başını / Üvey annem yedi benim başımı / Çevresine silsin gözünün yaşını / Pek yazık oldu Hacı Nuri beye / Çare bulan olmadı bu yareye
Mezarımı Beylerbeye kazsınlar / Tarihimi baş ucuma yazsınlar / Gelen geçen Nuri bey ölmüş desinler / Pek yazık oldu Hacı Nuri beye / Çare bulan olmadı bu yareye
Edirne Vali Vekili Müşir Arif Paşa’nın İçişleri Bakanlığı’na düzenli olarak gönderdiği telgraflarda önce Nuri Bey’in “çatışma sırasında kendisine isabet eden mermilerle iki yerinden hafifçe yaralı ve sağ olarak kurtarıldığı” anlatılıp bu sonuç Osmanlı saltanatının bir başarısı olarak övülür ve gururla, “bu hususta cansiperane hizmetleri görülenlerin isimleri ayrıca arz edilecektir” denilirken bir gün sonra Hacı Nuri’nin aldığı ağır yaralar neticesinde öldüğü rapor ediliyor.
Özetle bu araştırmacılar, halk arasındaki Dertli Musta Bey anlatısını “ilmî” yaklaşımları ile” yıkmak” isterlerken dayandıkları resmi Osmanlı kayıtlarındaki bu çok manidar çelişkiyi her halde “devlet ile ters düşmemek adına” tamamen görmezden geliyorlar ve Hacı Nuri Bey’in nasıl vurulduğu meselesi yine karanlıkta kalıyor. Daha doğrusu, halk arasında yaygın olan Hacı Nuri Bey’in iki ateş arasında kaldığı anlatısı yine güçlü bir olasılık olarak doğrulanmış oluyor. Konu üzerine farklı anlatılar da var; bu çalışmamı bitirmeme yakın, Nuri Bey’in, zamanının paramiliter milisi “Bulgar Sadık”ın acul bir operasyonu yüzünden fidyeciler tarafından öldürüldüğünü Prof.Dr. Engin Beksaç’tan dinledim. Kendisine teşekkür ederim.
….İmzasını “Emekli Hakim” diye atan merhum araştırmacı Erdoğan Gökçe’nin 1901’de yaşanmış bu olayı bir terör savcısının iddianamesi “tadında” anlatmış olmasına araştırmacıların “bambaşka bir olaylar silsilesi, daha doğru bir ifadeyle gayr-i tarihi bir kurgu inşa etmiş” demelerine ise hak veriyorum.
….Aynı araştırmacılar, merhum Erdoğan Gökçe tarafından Yöre dergisinin 2003 Mart sayısında yayımlanan ve burada yer verdiğim Hacı Nuri Bey fotoğrafının, Erdoğan Gökçe’nin olaya dair kuşkulu bilgileri ve yorumlarından hareketle ona ait olduğunun şüpheli olduğunu söyleseler de ben yine de kitaba koymaya değer buldum.
Şevket Süreyya o günler için, uzaklar karışık ilen yakınların da daha iyi olmadığını, çetelerin, komitacıların, yolları, geçitleri tutmakla kalmadıklarını, kasabaları, şehirleri bile haraca kestikleri haberlerinin duyulduğunu; “Hatta ben çok daha küçükken bir aralık, Edirne’de ordunun, bir Bulgar isyanının peşinden adeta cepheye gider gibi, büyük kuvvetlerle harekete geçtiğini az çok hatırlarım (1905) diye anlatıyor.”
1897 Makedon İsyanından sonra Makedonya, gerilla eylemlerinin, “komitacı”lar arası kanlı çatışmaların sahnesi olmuştur. 1902-1903 yıllarında doruk noktasına varan şiddet, Şevket Süreyya’nın çocukluğunda da iz bırakmıştır.


SARAÇHANE KÖPRÜSÜNDE SİLAH ÇATAN ASKERLER
“Bu hareketlerin ardı arkası bir türlü kesilmiyordu. Zaten öyle anlaşılıyordu ki, orduda pek intizam yoktu. Çünkü kışlalarla şehrin arasından geçen Tunca Nehri’nin üstündeki Saraçhane Köprüsü’nün başına, kışladaki askerler ikide birde silah çatarlardı. Yani bu köprüyü kesip, sabah kışlalara geçecek olan zabitlerini, kumandanlarını veya ordu kumandanını geçirmezlerdi. Bunun manası terhis istemek demekti.”
(Saraçhane Köprüsü’nde Askerler; kartpostal; Ahmet Gökhan Demirer koleksiyonundan)

İSGD’den Edirne’de Yeni Yıl Konseri


İstanbul Sanat Gezginleri Derneği’nin Edirne Yılbaşı Konseri 5 Ocak 2025 Pazar günü akşamı Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek.
İstanbul Sanat Gezginleri Derneği’nin web sayfasından gerçekleştirilen paylaşımda, “Daha önce Kırıkkale ve Bursa da konser vererek sanatseverlerin gönlünde yer edinen İstanbul Sanat Gezginleri Derneği Korosu’nun şimdide Sultanlar şehri şehirler sultanı kadim kentimiz edirnede konser vermeye hazırlanıyor” denilerek şunlara yer verildi:


“Şefliğini Türk Halk Müziği Korosu’nda Erkan Akpala, Türk Sanat Müzi-ği’nde ise Eskişehir in deneyimli şeflerinden biri olan akademik kariyerini kitabı ile taçlandıran Cem Aksu ve İstanbul da deneyimli bir şef Şükrü Öztaş ile ritm hocası Murat Balkan yönetimindeki koro Edir-neli sanatseverler ile buluşmaya hazırlanıyor
Konserin 1. bölümünde Trakya.Rumeli ve Manisa yörelerinden seçkin türkülerin yer alacağı repertuvar Şef Erkan Akpala ve öğrencileri tarafından seslendirilirken, konserin 2. bölümünde İstanbul Sanat Gezginleri Derneği Türk Sanat Müziği Cem Aksu Sanat Yönetmenliğinde Türk Musikimizin en nadide Makamlarının yer aldığı birbirinden güzel eserler Sanat severlerin huzurunda olacak
Konserin 2. bölümünün son kısmında ise Şef Şükrü Öztaş yönetimindeki değerli koro sanatseverlerin huzurunda olacak bu bölümde de Türk Sanat Müziğinin en güzel örnekleri yer alacak
Konserin son bölümünde ritm hocası Murat Balkan yönetiminde İstanbul Sanat Gezginleri Derneği Ritim Grubu tarafından icra edilecek eserler ile son bulacak
İstanbul Sanat Gezginleri Derneği Edirne Yeni Yıl Konseri 5 Ocak 2025 tarihinde saat 19.00 da Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi ve Konservatuvar salonunda yapılacaktır
Sultanlar şehri şehirler sultanı Edirnemizin böylesine güzel bir etkinliğe ev sahipliği yapmasında katkıları olan herkese teşekkür ederiz.

Çocuk Orkestrası’ndan 2025 konseri

Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müzik ve Bale Ortaokulu ile Sahne Sanatları Lisesi öğrencilerinden oluşan Çocuk Orkestrası yeni yıl konseri verdi.


Devlet Konservatuvarı Sanat, Eğitim ve Gösteri Merkezinde gerçekleştirilen konsere, Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Eylem Bayır, Devlet Konservatuvarı Müdürü Doç. Tanju Araboğlu ve çok sayıda izleyici katıldı.


Düzenli çalışmalara 2024 yılı itibariyle başlayan, 13 ayrı enstrüman ve 10-16 yaş aralığında 65 öğrenciden oluşan Dr. Öğretim Üyesi Ümit Çavuş’un yönetimindeki Çocuk Orkestrası yeni yıl konserinde valslerden, marşlara uzanan geniş bir repertuvar sundu.


Sahnenin ve enstrümanların süslenmesi renkli görüntüler oluştururken, özellikle Joseph Haydn’ın Toy Symphony adlı eserinde, çocukların oyuncak enstrümanlar kullanarak sahnede yer almaları büyük ilgi çekti. Konser, Dmitri Shostakovich’in Jazz Suite No.2 numaralı eseriyle son bulurken seyirciler, Trakya Üniversitesi Çocuk Orkestrası’nı dakikalarca ayakta alkışladı.

TÜ’de ‘arkeoloji’ buluşmaları


Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılı sebebiyle başlatılan Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü çalışmalarının ikincisi düzenlendi.
Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümünün yeni bir geleneği olma yolunda ilerleyen Arkeoloji Bölümü Çalışmaları Eczacılık Fakültesi Gazi Mustafa Kemal Atatürk Konferans Salonunda, Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Müberra Gürgendereli, Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Elvan Bakar, Arkeoloji Bölümü öğretim elemanları ve öğrencilerin katılımıyla gerçekleşti.


Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Müberra Gürgendereli ile Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Daniş Baykan’ın açılış konuşmaları ve Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Ergün Karaca’nın “Edirne Yüzey Araştırmaları 2024” başlıklı sunumunun ardından başlayan toplantılar 4 oturum halinde gerçekleştirildi.
Toplantının ilk oturumu Doç. Dr. Ergün Karaca’nın başkan-lığında yapıldı. Bu oturumda Prof. Dr. Özlem Çevik ve Yüksek Lisans Öğrencisi Mine Uçmazoğlu tarafından “2024 Yılı Ulucak Höyük Çalışmaları” başlıklı sunum yapıldı. Ardından Prof. Dr. Başak Boz “Neolitik Çatalhöyük Sakinlerinin Hayat ve Ölüm Algısının Yeniden Değerlendirilmesi” başlıklı çalışmasının sunumu gerçekleştirdi.
Öğleden sonra başlayan ikinci oturum Prof. Dr. Özlem Çevik tarafından yürütüldü. Bu oturuma Prof. Dr. Daniş Baykan “2024 Yılı Arkeoloji Çalışmaları”, Doç. Dr. İlkan Hasdağlı “2024 Yılı Seramik Araştırmaları” ve Dr. Öğr. Üyesi Fuat Yılmaz “Efes Kazısı 2024 Çalışmaları” başlıklı sunumlarıyla katıldılar.


Arkeoloji Bölüm Çalışmaları toplantısının üçüncü oturumu Prof. Dr. Başak Boz’un başkanlığında gerçekleştirildi. Oturumun ilk konuşmacısı Doç. Dr. Melike Zeren Hasdağlı “Eski Smyrna Arkaik Dönem Büyük Boyutlu Seramik Çalışmaları”, Öğr. Gör. Dr. Baki Demirtaş “Magnesia 2024 Yılı Kazıları”, Yüksek Lisans öğrencisi Nazan Çisem Ergün ise “2024 Çalışmaları Ekşi Höyük İskeletleri” başlıklı sunumlarıyla katılım sağladı.
Toplantı, Prof. Dr. Daniş Baykan’ın 2025 yılında Arkeoloji Bölümünün gerçekleştireceği çalışmalar hakkında bilgi vermesi ve toplantının genel değerlendirmesini yapması ile sona erdi.
Bölüm öğretim elemanlarının üniversite dışında gerçekleştirdikleri çalışmaların görünür kılınması ve öğrencilerin bilimsel çalışmalara katılımının teşvik edilmesi amacıyla düzenlenen toplantıda, ilerleyen süreçlerde öğrencilerin çalışma sunumlarının artması hedefleniyor.

‘Edirneli Şevket Süreyya Aydemir’

Değerini bilemediğimiz hemşerimizin kitabını Gökhan Demirer yazdı

Ahmet Gökhan Demirer
1960’ta Edir-ne’de doğdu. Dokuz Eylül Üniversitesi’nde iktisat okudu. Merkez Bankası İdare Merkezi’nde 29 yıl ça-lıştı. Emekli Merkez Bankası Uzmanıdır. Fotoğraf da Gökhan Demirer’in 40 yılı aşkın uğraşı oldu.
Ankara Fo-toğraf Sanatçıları Derneği AFSAD’ta yönetim kurulu üyeliği ve başkanlık, TFSF Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu’nda yönetim kurulu üyeliği yaptı. Fotoğraf değerlendirme kurullarında ve danışma kurullarında çalıştı. Dernek seminerlerinde ve atölye çalışmalarında eğitmenlik yaptı. Güncel sanat fotoğrafı seminerleri verdi.


Fotoğrafya, Işıkla Çizenler, Kontrast gibi yayınlarda yazıları ve söyleşileri yayımlandı ve yayımlanıyor. AFSAD fotoğraf sempozyumlarının düzenleme kurullarında yer aldı. Çok sayıda fotoğraf gösterisi ile ‘Hayatın Dışından’, ‘Paris Fotoğrafları’ ve ‘İzler/Traces’ kişisel sergilerini sunmuş, pek çok karma sergiye ka-tılmıştır. Aynı zamanda EFOD (Edirne Fotoğ-raf Sanatı Derneği) üyesidir. Geride bırak-tığı fotoğraf yarışma-larından çok sayıda ödülü bulunmaktadır.
Ankara’daki çalış-ma yıllarından izler taşıyan ‘Evden İşe’ fotoğraf kitabı ile anne ve babasının anılarını derlediği ‘Edirneli İki Harp Çocuğunun Memleket Anıları’ kitabını yayımladı. Annesi Talia Yaver-oğlu’nun ‘Edirne Ağzı’ çalışmasını kitap-laştırdı.
Eski Edirne kart-postal ve fotoğrafları koleksiyoneridir
…………………………………………


NEDEN BU KİTABI HAZIRLADIM
Rahmetli anne ve babamın anıları ve aile albümünden oluşan Edirneli İki Harp Çocuğunun Memleket Anıları kitabımda çeşitli vesilelerle anılan ve bir kaç fotoğrafı yer alan, ailemin hayatında epey yakın olduğu ve rahmetli annemin hep gururla andığı “akrabamız” Şevket Süreyya Aydemir’in ayrı bir kitap olarak anlatılmasının yerinde olacağı düşüncesi yukarıda bahsettiğim anılar kitabına gelen olumlu geri dönüşler ile olgunlaştı. Edirne Hudut Gazetesi’nden sevgili Gönül Uyanıktır’ın, anılar kitabı üzerine yayımladığı yazı dizisinde annemler ile Şevket Süreyya’nın akrabalık ilişkisine başlı başına bir bölüm ayırması bir Şevket Süreyya kitabı için zaten ilk ilham olmuştu.
2023 Edirne Kitap Günleri’nde yaptığım Edirneli Şevket Süreyya konulu sunum sonrasında Ceren Yayıncılık sahibi Şeref Kurtiş’in bu sunumu bir kitap yapma önerisi üzerine de hevesle çalışmaya koyuldum. Bir sunumun kısıtlı süresi içinde bazılarına kısaca değinebildiğim, bazılarına ise hiç yer veremediğim pek çok konuyu bir kitap hacmi içinde değerlendirmenin çok daha yerinde olacağını çalışma geliştikçe daha iyi gördüm.


BEKLENTİM NEDİR?
Şevket Süreyya Aydemir’in müthiş hayatı defalarca anlatılmıştır. Ben, Şevket Süreyya’nın tüm ülkeye mal olmuş bir birey, bir düşün insanı olma yolunda yaşadıklarını onun bir Edirneli olarak hayatı ekseninde, anne tarafım ile akrabalığı üzerinden ilk kez bu kitapta yer alan bazı bilgi, fotoğraf ve evrak ile birlikte anlatarak hakkındaki geniş külliyata bir katkım olursa mutlu olacağım.
Öte yandan, bu ülkenin çok önemli bir entelektüeli olan Şevket Süreyya Aydemir, bu güne dek on binlerce basılmış olan çok sevilen ve sevilmeyi hak eden hayat hikayesi Suyu Arayan Adam’da doğduğu ve büyüdüğü şehir Edirne’ye doğal olarak çok büyük yer ayırmış ve zamanının içinde, göğe yükselen minarelerinin manevi iklimi kadar, kendi yoksul mahallesini çok ayrıntılı tasvir etmiş, Edirne tarihine önemli notlar düşmüştür. Hal böyle iken, Edirneli “önemli” şahsiyetler kitapları ve antolojilerinin çoğunda Şevket Süreyya Aydemir yoktur. Yolu bir biçimde Edirne’den geçmiş siyasetçi, partici ve benzerleri makbul görülür, adları şehrin cadde ve sokaklarında yaşatılırken, hayatında ve eserlerinde Edirne’nin yeri çok büyük olan Edirneli Şevket Süreyya Aydemir’in adı bu şehrin herhangi bir tenha sokağında dahi yoktur.
Dilerim ki, geçtiğimiz 2023 yılı Edirne Kitap Günleri’nin Edirne Belediyesince onun anısına düzenlenmiş olması ve bu kitap, hemşerilerinin ona karşı büyük kayıtsızlığının düzelmesine bir nebze olsun olumlu katkı yapar.


Şevket Süreyya Aydemir üzerine çok sayıda çalışma yapılmıştır. Bu çalışmaların önemli bir bölümünün Türkiye solunun tarihi çalışmaları içerisinde hayatında onun yakınında olmuş değerli bilim insanı Prof. Dr. Mete Tunçay tarafından yapıldığını gördüm; ondan epey yararlandım. Şevket Süreyya, Kadro Hareketi kapsamında da epey çalışılmıştır. Onun Komünizm ve Kemalizm ile ilişkisi çoğu zaman saygın bir düşün insanı oluşu çerçevesinde ele alınmış olsa da, az sayıda ama etkisi kırıcı bir “döneklik” söyleminin hayatında ve şimdi de döndürüldüğünü biliyorum. Bu konuya da kitapta ayrı ve geniş bir bölüm ayırdım.
Bu kitabı hazırlarken başta Suyu Arayan Adam olmak üzere çok sayıda kaynak kullandım ve bunları dipnot olarak ve bazen de metin içinde belirttim. Araştırmam sırasında karşılaştığım ve çok önemli bulduğum bazı mektup ve metinleri ruhunu korumak için olduğu gibi aldım. Kitapta bazı, gerek sayfa düzeni gerekse metnin akışını bozmamak adına kaynağının aşikar olduğunu düşündüğüm ve tırnak içine aldığım ancak kaynak belirtmediğim alıntılar da var; onlar da Suyu Arayan Adam’dandır.
Bu kitabın oluşmasındaki değerli yardımları için Teyzem Mu-kadder Topyan, dayım Yener Ya-veroğlu, oğlum Enis Demirer, Selim Ay-aç, Kudret Topyan, Nedim Topyan, Musa Öncel, Cengiz Bulut, Kahraman Zorlutuna, Melih Özbek, Ender Bilar, Şeref Kurtiş ve Gönül Uyanıktır’a çok teşekkür ederim.
Bu kitabın kapağından iç sayfalarına kadar tasarımını da ben yaptım. Elimden geldiğince kusursuz olması için uğraştım; lâkin hatalarım için de bağışlan-mayı dilerim. İyi okumalar!
Ahmet Gökhan Demirer / Edirne -Ankara, Mayıs 2024

Sanat tarihinden 27 reprodüksiyon

Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi ve Güzel Sanatlar Fakültesi iş birliğiyle, Sanat Tarihi Bölümü tarafından düzenlenen “Sanat Tarihinden Başyapıtlar Reprodüksiyon Sergisi” Edebiyat Fakültesi İlhan Koman Sergi Alanı’nda sanatseverlerle buluştu.


Serginin açılışına Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Müberra Gürgendereli, Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Baybora Temel, Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gülgün Yılmaz, Resim Bölümü Başkanı Prof. Ruken Aslan, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı.


Devlet Konservatuvarı öğrencilerinin müzik dinletisiyle başlayan etkinliğin açılışında birer konuşma yapan Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gülgün Yılmaz, Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Baybora Temel ve Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Müberra Gürgendereli, Trakya Üniversitesi olarak sanatın gelişmesi ve yaygınlaşması için gereken önemi vermeye devam edeceklerini belirterek serginin gerçekleşmesinde emeği geçen öğrenci ve akademisyenlere teşekkür ettiler.


Sergide, Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü öğrencilerinin yaptığı; natürmort, portre, manzara vb. temalardaki 27 adet reprodüksiyon eser bulunuyor. Güzel Sanatlar Fakültesi mezun ve öğrencileri A. Alperen Şahinoğlu, Barış Yener, Ceren Güncan Altay, Ceren Gökduman, Elif Pumay, Else Krasniqi, Eren Altuntop, Fatmanur Kahraman, Gülşen Aydemir, İrem Demirtürk, İzlem Ekim, Melis Üstün, Özlem Kırmızıkarlı, Pelin Cansu Gürol, Pelin Daraman, Seher Meral, Semanur Bulut ve Şeyma Akyıldız’ın eserlerinden oluşan sergide 15. yüzyıldan 21. yüzyıla uzanan bir süreçte Batı sanatının büyük ustalarının eserlerinin kopyaları yer alıyorr.


Orijinallerinin dünyanın farklı müzelerinde yer aldığı eserlerin kopyalarını görmek isteyenler için Sergi, 30 Ocak 2025 tarihine kadar hafta içi mesai saatlerinde ziyarete açık olacak.

‘Ben değil Edirne’


Edirne Belediyesi CHP Meclis Üyesi Ömer Kutlu, iktidarın yolunun CHP’nin belediyelerde başarılı işler yapmasından geçtiğini, buna sadece Belediye başkanının başarılı işler yapmasının yetmeyeceğine dikkat çekerken, Belediye, il ve ilçe yönetimlerinin iyi çalışmasının gerektiğini de vurguladı.
Edirne Belediyesi CHP Meclis Üyesi Kutlu, yaptığı yazılı açıklamada, “Ben değil Edirne’ diyerek çalışmanın zamanıdır” ifadesini kullandı açıklamasında şunlara yer verdi:
“Edirne’de 31 Mart Seçimini CHP’nin sağ duyulu seçmeni, Filiz Gencan Akın ve ekibinin üstün gayretleri ve halkın tevecühü sonucunda, seçime katılanların %46,67 sini (46.260) oyunu alarak Belediye Baş-kanlığı alınmıştır. Seçim öncesi ve seçim sürecinde yaşanan her türlü engellemelere rağmen verilen vaatler ve yapılması gereken işler büyük bir gayretle yerine getirilmektedir. Bu süreçte verilen vaatlerin yapıl-ması sürecinde günün ekonomik, sosyal ve hukuki durumunu dikkatte alarak doğru eleştiriler yapmak gerekir.
Edirne’nin sorunları yıllarca ihmal edilmiş,sanki yeni seçilenlerin ellinde bir sihirli değnek varmış gibi lanse edilerek haksızlık yapmamak gerekir. Bu sorunların her birinin çözümü şehrimize ve halkımıza ciddi bir katkı sağlayacaktır. Bu bilinçle sen ben kavgasına girmeden kişisel hırsları bir tarafa bırakarak ben bu olmalıyım demeden kısaca ‘ben değil Edirne’ diyerek çalışmanın zamanıdır. Edirne Belediyesi’nin iyi işler yapması demek CHP’nin iktidara bir adım daha yaklaşması demektir. Yani iktidarın yolu CHP’nin belediyelerde başarılı işler yapmasından geçiyor. Sadece Belediye başkanının başarılı işler yapması yetmiyor, İl ve ilçe örgütünün tüm CHP’lileri kucaklayarak seçimlere gitmesini sağlaması gerekiyor. Bugünden gelecek seçimlerde hedefleri olan arkadaşlar, bunları bir tarafa bırakmalı CHP’yi 2028’de nasıl iktidar yaparız bunun çalışmasını yapmalı, iktidara gidebilmenin yolu sadece ekonomik göstergelerden geçmiyor. Belediye, il ve ilçe yönetimlerinin iyi çalışmasından geçiyor. Ya hep beraber iktidara hazırlanacağız ya da hayallerimizle avunmak zorunda kalacağız.”

Eski Yıla Veda Konseri

Edirne Devlet Türk Müziği ve Rumeli Müzikleri Topluluğu 24 Aralık Salı akşamı Fasl-ı Muhabbet Yıl Sonu Konseri ile 2024 yılının son konserini verecek. Konser, Yıldıray Öztürk’ün sanat yönetmenliğinde, topluluk konser salonunda saat 20.00’de başlayacak.
Geride bırakmaya hazırlandığımız yıl içinde belli bir program dahilinde çok sayıda başarılı konsere imza atan topluluk, Edirneli Türk Müziği tutkunları için vazgeçilmez hale geldi. Her konserlerini dolu bir salona veren topluluk kentin kültür ve sanat yaşamına da bir renklilik getirdi.


Yaz konserlerini açık havada ve topluluk bahçesinde veren sanatçılar, sonbahar ve kış ayları boyunca da topluluk salonunda dinleyicilere hitap ediyor. Topluluk Müdürü Gökçe Bahar Ercan, Fasl-ı Muhabbet temalı yıl sonu konserine tüm musiki dostlarının davetli olduğunu belirterek, “Eski yılı birlikte uğurlamak için konserimize bekliyoruz” dedi.
Konserin biletleri Topluluk Gişesinden, biletini al ve Sanat Cepte uygulamalarından temin edilebiliyor.

‘Konservatuvar Kampüste’ konseri


Trakya Üniversitesi’nde, müziğin ve sanatın birleştirici gücüyle fakülteler arası etkileşimi artırmayı ve kampüs yaşamını daha zengin hale getirmeyi amaçlayan “Konservatuvar Kampüste” etkinliğinin ilk konseri gerçekleştirildi.


Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuvarı tarafından ilk kez gerçekleşen “Konservatuvar Kampüste” konseri İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinin Prof. Dr. Fehmi Yıldız Konferans Salonu’nda düzenlendi.
Konsere, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adil Oğuzhan, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Konservatuvar Müdürü Doç. Tanju Araboğlu’nun konuşmasıyla başlayan konserde, konservatuvar öğrencilerinin çeşitli branşlarda seslendirdiği eserler sunuldu.
Etkinlik her ay üniversitenin farklı birimlerinde uygulanmaya devam edecek.

Atatürk Edirne’de Anlatılı Gölge Oyunu

Edirne Belediyesi bir ilke daha imza atıyor. Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan Akın’ın talimatları doğrultusunda Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Edirne’ye gelişinin 94. yılını kutlamak amacıyla “Atatürk Edirne’de Anlatılı Gölge Oyunu” sahnelenecek.

Edirne Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun etkileyici anlatıları, gölge gösterisinin büyüleyici görselliği ve Kent Orkestrası’nın eşsiz ezgileriyle sahnelenecek bu özel etkinlik, 21 Aralık Cumartesi günü saat 19.30’da Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi ve Belediye Konservatuvarı’nda gerçekleşecek. Gösteri, Atatürk’ün Edirne’de geçirdiği 4 günü ve bu süreçteki tarihi detayları tüm gerçekliğiyle sahneye taşıyacak.

Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan Akın, etkinlikle ilgili yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“94 yıl önce, bu toprakların gördüğü en büyük lider, Edirne’mizi onurlandırdı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ayak bastığı bu topraklarda o gün bir tarih yazıldı. Edirne halkı, Atamızın ışığını, sevgisini ve mücadele ruhunu tam 94 yıldır yüreğinde taşıyor. Atatürk’ün bu kente bıraktığı değerler bizim için yalnızca bir miras değil, aynı zamanda bir gelecek rehberidir.

Edirne’nin ilk kadın belediye başkanı olarak, bu koltukta sadece bir görev değil, büyük bir sorumluluk taşıyorum. O sorumluluk, Atatürk’ün bize emanet ettiği Cumhuriyet’e ve bu kentin hak ettiği değerlere sahip çıkmaktır. Bugün bir kez daha söz veriyorum: Gelişinle onurlandırdığın Edirne’yi, bu güzel kenti en iyi şekilde temsil edecek; hizmet, eşitlik ve adalet anlayışını yaşatmaya devam edeceğim.

Atatürk, bu şehirden asla gitmedi. O’nun, Edirne’ye olan sevgisini ve bu şehirde yaşanan o unutulmaz günleri bir sanat eseriyle anacağız. 7’den 70’e tüm Edirnelileri, Atamızın bu kente gelişini anmak, o coşkuyu yeniden hissetmek için bu anlamlı geceye davet ediyorum. Onun izinden yürümeye devam edecek, bu şehri onun iz bıraktığı değerlerle aydınlatacağız. Edirne, Atatürk’ün şehridir ve sonsuza kadar öyle kalacak.” ifadelerini kullanarak tüm Edirnelileri 21 Aralık Cumartesi günü saat 19.30’da Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi ve Belediye Konservatuvarı’nda gerçekleştirilecek etkinliğe davet etti.