Edirne Devlet Türk Müziği ve Rumeli Müzikleri Topluluğu fark yaratacak yeni bir çalışmaya imza atıyor. Yarın akşam (16 Ekim Perşembe) saat 20.00’de farklı iki bölgenin topluluklarının işbirliğinde düzenlenecek konser müzikseverleri, Karadeniz’den alıp Balkanlarla buluşturacak.
Edirne Topluluk Müdürü Gökçe Bahar Ercan, Samsun Devlet Klasik Türk Müziği Korosu ile birlikte düzenleyecekleri ‘Karadeniz’den Balkanlara’ konserinde Karadeniz ve Rumeli türküleri seslendireceklerini belirtti. Korolar arası işbirliği ve bölgeler arası müziklerin tanıtılıp icrasına yönelik projenin ilk adımı Edirne’de yarın akşam gerçekleşiyor. Konserleri konuk olan toplulukların şefleri yönetecek.
Projenin ikinci adımı ise 2026 yılı Mayıs ayında da Samsun’da düzenlenecek. Samsun’da gerçekleştirilecek konserde bu kez Türk Müziğinin güçlü icracıları ‘Balkanlardan Karadeniz’e ses verecek. Edirne’deki konseri Samsun Devlet Klasik Türk Müziği Koro Şefi Özge Altıntaş yönetecek Mayıs ayında Samsun’da gerçekleştirlecek konseri Edirne Devlet Türk Müziği Topluluğu Sanat Yönetmeni Yıldıray Öztürk yönetecek.
Edirne merkez Karaağaç’taki Osman İnci Müzesi’nde hafta sonu gerçekleştirilecek Kitap Etkinliği’nde 18 Ekim Cumartesi günü beş yazarın ortak ürünü “Karaağaç – Küçük Paris” isimli kitabın tanıtımı yapılırken, 19 Ekim Pazar günü de Can Karakaş ve Doç Dr. Selma Sandalcı kitaplarını imzalayacak.
Papirüs Yayınları tarafından basılan “Karaağaç – Küçük Paris” isimli kitap Prof. Dr. Osman İnci, Prof. Dr. Hasan Berke Dilan, Doç Dr. Selma Sandalcı, Öğr. Gör. Nilüfer Gökçe ve Yılmaz Akçaalan’ın imzalarını taşıyor. Editörlüğünü Prof. Dr. Osman İnci’nin yaptığı kitabın tanıtımı etkinlik kapsamında 18 Ekim Cumartesi günü saat 14.00’te gerçekleştirilecek. Etkinlikte ayrıca Türk Sanat Müziği Korusu tarafından “Nazende Fasıl” icra edilecek.
Osman İnci Müzesi’nde 19 Ekim Pazar günü saat 14.00’te Can Karakaş, Papirüs Yayınları tarafından çıkarılan “2 Ağaç Arasında”, saat 15.00’te de ve Doç Dr. Selma Sandalcı aynı yayınevi tarafından hazırlanan “Kyros’un Eğitimi” isimli kitabını imzalayacak.
KARAAĞAÇ
Editör: Prof. Dr. Osman İnci
Ülkemizdeki en büyük eksikliklerden birisi de yerleşim alanları konusunda çalışmaların halen gereken ciddiyette yapılmamış olmasıdır.
Gerçekleştirilen az sayıdaki çalışmada, özellikle tarih, doku ve sanat eserleri restorasyonunda, önyargıdan ve kişisel düşünceden uzak olunmadığına maalesef tanık olmaktayız.
Tarihin ve zamanın ruhunu anlayan, geçmişin izlerini doğru takip edebilen, yorumlayabilen değerlendirmeler bu çalışmaların esas belirleyicisidir.
Antik çağdan beri yerleşim alanı olduğu belgelenen, değişik kültürlerin somut ve somut olmayan izlerini taşıyan, üç nehrin buluştuğu Karaağaç, farklı din ve ırklardan insanların dostça yaşadığı bir Anıtsal yuttur. “Ağır ve edalı akar / dal dal söğütler öperek / Samur üç Belik gibi / üç koldan sular” diye tanımlamış şair Arda, Meriç ve Tunca’yı Bir zamanlar “Küçük Paris” olarak adlandırılmış. Kent Antik Grid (Izgara) planıdır. Koruma altındaki tarihi konutlar, Mimar Kemalettin’in tarihi Gar Binası, Lokomotif ve Restoran Vagon, Lozan Anıtı, Meydanı ve Fidanlığı, Müzeleri, verimli tarım toprakları, Kent Ormanları, Anıt Ağaçları ve sınır kenti Karaağaç…
Bu kitap; doğal, sanatsal ve kültürel değerleri dikkate alan, nicel özellikleri önemseyen yazarlarca kaleme alınmıştır.
Enez Kartopu Tiyatro Atölyesi yıllar sonra tekrar kollarını sıvayarak yeni ekibini oluşturmak amacıyla tiyatro gönüllülerini aralarına katılmayı bekliyor…
Kartopu Enez Gönüllüleri Derneği Başkanı Hasan Akkuş, konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada, öncelikle tiyatroya gönül verenlere yapılan bu çağrının ardından, ekibe katılmak isteyenlerin belirleneceğini belirterek daha sonra hep birlikte seçilecek bir tiyatro oyununun sahneleneceğini söyledi.
Hasan Akkuş “Yeni dönemimizde tiyatro çalışmaları Sayın Mehmet Koca’nın yönetiminde sürdürülecek” dedi ve seçilecek bu oyunun birkaç ay içerisinde gösterime girmesinin hedeflendiğini vurguladı
Ekibe katılmak isteyenlerin 15 Ekim 2025 tarihine kadar Sevim Karabınar’ın 0 532 655 66 49 numaralı whatsApp hattına isimlerini yazdırabileceklerini ve bu telefondan Karabınar’ı arayarak daha fazla bilgiye ulaşabileceklerini hatırlatan Akkuş, “Geçmişte olduğu gibi her yaştan, memur, işçi, ev kadını, öğrenci olan, katkı vermek, görev almak isteyen tüm tiyatro severleri ekibimizi oluşturmak için bekliyoruz” dedi.
Edirne’de Yaşayan Miras ve Topraktan Sofraya Edirne Gastronomi Festivalleri kapsamında sahne alan ünlü sanatçı Kıraç, sevilen şarkılarıyla hayranlarını coşturdu.
Söğütlük Millet Bahçesi’nde düzenlenen Yaşayan Miras ve Topraktan Sofraya Edirne Gastronomi Festivalleri kapsamında Cuma akşamı Kıraç sahne aldı. Sanatçı, sevilen şarkılarıyla hayranlarına unutulmaz bir gece yaşattı. Konsere Edirneliler yoğun ilgi gösterirken, alanı dolduran kalabalık şarkılara hep bir ağızdan eşlik etti.
Kıraç, konserin son bölümünde geçtiğimiz gün yaşamını yitiren şarkıcı Güllü’yü anmayı da ihmal etmedi. Duygusal anların yaşandığı bölümde sanatçı, “Dün aramızdan ayrılan Güllü için Allah rahmet eylesin diyorum. Gerçekten ilk çıktığında hatırlıyorum, çok sempatikti. Roman müziğini hakkıyla söylüyordu. Allah rahmet eylesin, sevenlerinin de başı sağ olsun” ifadelerini kullandı.
Festival konser serisinin en çok ilgi gören etkinliklerinden biri olan Kıraç konseri, hem Edirnelilere hem de kente gelen misafirlere müzik dolu bir akşam yaşattı.
Edirne Fotoğrafa Sanatı Derneği’nde (EFOD) kurulanServet Çınar Fotoğraf Atölyesi’nde 6 fotoğraf sanatçısının 8 aylık çalışmaları sonucu hazırlanan ‘Fotoğraf Her Yerde’ sergisi, Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde beğeniye sunuldu.
EFOD, yeni dönemine atölye çalışmalarıyla hızla devam ediyor. Çalışmalar kapsamında, fotoğraf sanatçısı Servet Çınar yönetiminde oluşturulan atölyede, Binnur Büyükşimşek, Gözde Beşer, Gülnur Ersöz, İsmail Büyükşimşek, Oskan Çokgezer ve Sabiha Tarçın’dan oluşan 6 fotoğraf sanatçısının 8 aylık çalışmalarından oluşan ‘Fotoğraf Her Yerde’ sergisi, beğeniye sunuldu.
Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen serginin açılışına Edirne Belediye Başkan Vekili Cenk Ergüden, Lalapaşa Belediye Başkanı Zafer Sezgin Geldi, Edirne Barosu Başkan Vekili Aygün Ulubey Ergüden, EFOD Başkanı Serdar İyiiz ve çok sayıda fotoğraf sever katıldı.
‘BİR HİKAYEYE TANIKLIK EDECEKSİNİZ’
Serginin açılışında konuşan atölye sorumlusu Servet Çınar, sanatçıların dikkatle işlenmiş bakış açılarının sergide yer aldığını söyleyerek, “Bugün burada, fotoğraf sanatının büyüsünü ve değerini paylaşmak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bu sergiyi gezerken, sadece fotoğraflara bakmakla kalmayacak, aynı zamanda fevkalade bir yaşama, bir hikâyeye de tanıklık edeceksiniz. Bu noktada, sergide yer alan eserlerin ortaya çıkış sürecine de kısaca değinmek istiyorum. Yaklaşık sekiz aylık yoğun bir çalışmanın ve değerli bir deneyim sürecinin ürünleriyle karşı karşıya olacaksınız. Altı değerli arkadaşım, her hafta sonu bir araya gelerek farklı mekânlarda gözlemler yaptı, çekimler gerçekleştirdi. Bununla yetinmeyip, haftanın bir akşamında da bir araya gelerek çektiğimiz fotoğrafları değerlendirdik, tartıştık, eleştirdik ve sonunda ortak bir sonuca ulaşmaya gayret ettik” diye konuştu.
EFOD Başkanı Serdar İyiiz de derneğin FIAP unvanlı sergi salonunda yılda 5 adet sergi gerçekleştireceklerini söyleyerek, “Geçen yıl, EFOD’un sergi salonu, Uluslararası Fotoğraf Sanatı Federasyonu’nun (FIAP) onayıyla ‘FIAP Sergi Salonu’ unvanını aldı. Bu kabul, oldukça uzun ve titiz bir sürecin sonucunda gerçekleşti. 2024 yılı Kasım ayında Hindistan’da düzenlenen Dünya Fotoğraf Kongresi’nde, EFOD olarak hazırlayıp gönderdiğimiz belgeler ve yürüttüğümüz çalışmalar kongrede değerlendirildi. Orada yapılan oylama sonucunda, oy birliğiyle kabul edilerek salonumuz bu unvanı kazandı. Altını özellikle çizmek isterim ki, dünyada 110 ülke FIAP’a üyedir. Türkiye’nin de dahil olduğu bu geniş konfederasyonda, yalnızca 33 sergi salonu FIAP tarafından kabul edilmiş durumda. Bunlardan biri de artık EFOD’un sergi salonudur. Bu unvanın gerekliliği olarak her yıl beş sergi açmak zorundayız. Çok yakında bu salonda da sergilerimizi siz değerli sanatseverlerle buluşturacağız” dedi.
‘FOTOĞRAF, SADECE BİR KARE DEĞİLDİR’
Edirne Belediye Başkan Vekili Cenk Ergüden de fotoğrafın hayatın her anına dokunan evrensel bir dil olduğunu kaydederek, “Fotoğraf yalnızca bir kare değildir. Bazen bir şehrin ruhunu, bazen bir insanın bakışındaki duyguyu, bazen de doğanın saklı güzelliklerini bizlere hatırlatır. Bu nedenle fotoğraf, hayatın her anına dokunan evrensel bir dil oluşturmaktadır. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bu sergi, bize aslında çevremizde güzelliklerin her yerde olduğunu ve sadece onları görmeyi bilmemiz gerektiğini hatırlatıyor. Edirne Belediyesi olarak bizler de her zaman bu tür güzel faaliyetlerin yanında olduğumuzu, sanatçının ve sanatın yanında durduğumuzu özellikle vurgulamak isterim” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından, atölyede yer alan fotoğraf sanatçılarına teşekkür belgeleri takdim edilirken, Atölye Sorumlusu Çınar’a da verildi.
Avrupa Müze Ödüllü Trakya Üniversitesi Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi, unutulmaz bir konsere daha ev sahipliği yaptı. Crisantem Quartet Grubu tarafından müzenin Medrese Bölümü avlusunda gerçekleştirilen “Zamanın Ötesinde Ses, Bilim ve Şifa” adlı konser, müzikseverlerin yoğun ilgisiyle karşılandı.
Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Dr. Öğretim Üyeleri Bahar Hoşcan Kaya ve Gülce Sevi Özsoy Döşlü (keman) ile Konservatuvar öğrencileri Leyla Osmanzade Erkin (viyola) ve Azra Liznak (viyolonsel)’tan oluşan Crisantem Quartet Grubu, konuk sanatçılar Ses Terapisti Esra Okur ve Nörobilim Uzmanı Cemre Hoşcan Gökber eşliğinde unutulmaz bir performans sundu.
Yaklaşık üç aydır gece müzeciliğine açık olan Sağlık Müzesi’ni ziyaret eden sanatseverler, hem böylesine anlamlı bir konserin keyfini yaşama hem de Medrese ve Darüşşifa’nın gece atmosferini deneyimleme fırsatı buldu.
Edirne merkez Karaağaç Ortaokulu’nda kursiyer öğrencilerin yaptığı resimlerden oluşan sergi, okulun koridorunda törenle açıldı.
Edirne Milli Eğitim Müdürlüğü, Halk Eğitim Müdürlüğü’nün Karaağaç Ortaokulu’nda düzenlediği Yaz Kursunda kursiyer öğrencilerin yaptığı resimlerden oluşan sergi açıldı.
Yaz boyunca Resim Öğretmeni Simge Akaret nezaretinde 12 kursiyer öğrencinin yaptığı 80 kara kalem ve yağlı boya eserden oluşan serginin açılışına Edirne İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Cemal Turan, Karaağaç Mahallesi Muhtarı Eniz Dirim, Karaağaç Ortaokulu Müdürü Cafer Ünel, okul öğretmenleri, öğrencileri, veliler ve davetliler katıldı.
Serginin açış konuşmasını Resim Öğretmeni Akaret yaptı. Açılış sırasında okulun müzik grubu davetlilere mini bir konser verdi.
Edirne İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Turan sergiyi okul müdürü Ünel ve kursiyer öğrencilerle birlikte gezdi.
Trakya Üniversitesi, sanat ile bilimi buluşturan özel bir etkinliğe ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. “Zamanın Ötesinde Ses, Bilim ve Şifa” başlıklı konser, 19 Eylül 2025 Cuma akşamı saat 20.00’de Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi’nde gerçekleştirilecek. Etkinlikte Crisantem Quartet, ses terapisti Esra Okur ve nörobilim uzmanı Cemre Hoşcan Gökber sahne alacak. Konserin, müzik ile bilimin iyileştirici gücünü bir araya getirerek izleyicilere farklı bir deneyim sunması hedefleniyor. SANATSEVERLERE DAVET Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuvarı iş birliğiyle düzenlenen etkinlik, hem sanatseverlere hem de bilimin sesin şifasıyla nasıl buluştuğunu merak edenlere açık olacak.
Osmanlı İmparatorluğu’na 88 yıl başkentlik yapan, önemli merkezlerden Edirne’de, 18’inci yüzyılda ordunun saray çevresindeki konuşlanmasını net şekilde gösteren gravür Avusturya Milli Kütüphanesi arşivlerinde bulundu.
Osmanlı’ya 88 yıl başkentlik yapan Edirne’de, uzun yıllar bu dönemlere ait araştırmalar yapan uzman sanat tarihçisi Altay Bayatlı, Osmanlı İmparatorluğu ordusunun Edirne’de nerede konakladığına dair son çalışma sonuçlarını paylaştı. Devletin de bir dönem yönetildiği Edirne Sarayı çevresinde ordunun konuşlandığını tam kanıtlayan bir kaynağa bugüne kadar rastlayamadıklarını belirten Bayatlı, Avusturya Milli Kütüphanesi arşivlerinde bunu gösteren gravür bulduklarını söyledi.
‘1740’DA ÇİZİLMİŞ’
Osmanlı’nın fetihlerini Edirne Sarayı’ndan başlattığını, geçmişteki kaynaklardan bildiklerini anlatan Bayatlı, “Bu araştırmalarda ordugahın nerede olduğunu ve sarayı nasıl koruduğunu hep merak etmiştik. Bununla ilgili birçok arşivde görsel kanıtlara ihtiyacımız vardı. Tabii ki yazılı kanıtlarda birçok bilgi elimize geçiyor ama görsel olarak bulduğumuz eserler bizler için, özellikle sanat tarihçileri için çok önem arz etmektedir. Bunlardan bir tanesine Avusturya Milli Kütüphanesi’nde rastladık. Baron Philipp Franz von Gudenus’un 1700’lü yıllarda çizdiği bir gravür, Edirne’ye doğu tarafından girişte çok ciddi bir alanı bize göstermektedir. Gravür çok özel bir gravür, tam 1740’lı yıllarda çizilmiş ama arşivde 1740 geçmesine rağmen biz ordugahın kurulması, Bostancıbaşı’nın sarayın etrafında yer almasından ve Belgrad Seferi’nin olduğu döneme rastlamasından dolayı gravürün 1739 yılında veya biraz daha öncesinde çizildiğini düşünmekteyiz” dedi.
‘BELGRAD SEFERİ DÖNEMİNE DENK GELMEKTEDİR’
Gravürün Edirne’nin doğu cephesini net şekilde gösterdiğini kaydeden Bayatlı, “Bu gravürün en büyük özelliği Edirne’yi doğu cephesinden, daha doğrusu tam olarak kuzeydoğu cephesinden net şekilde, geniş bir ekran gibi bize iletmesidir. Bu ilettiği bilgilerde sarayın konumu, Selimiye’nin konumu ve en önemlisi Osmanlı ordusunun sarayı koruyan Bostancıbaşıların ve Çuhadarların nerede olduğuna dair çok önemli bilgiler vermektedir. Tarihini incelediğimizde Edirne doğumlu olan Sultan 1’inci Mahmud Han’ın burada konuşlandığını ve sarayı koruduklarını bu gravürden görmekteyiz. Döneme baktığımızda tam Belgrad Seferi dönemine gelmektedir. Ve bu gravürle Belgrad Seferi’nde ordunun burada yerleştiğini, sarayı koruduğunu ve o anlaşmanın burada görüşüldüğünü düşünmekteyiz” diye konuştu.
Gravürün Baron Philipp Franz von Gudenus tarafından çizildiğini anlatan Bayatlı, “Bunlar Avusturyalı seyyahlardır, o dönemde ‘Turcia Europea’ adında bir atlas tasavvur ediyorlar ve bu görevlendirmelerle seyyahları aynı bizim Evliya Çelebi gibi imparatorluğun içine gönderiyorlar. Bunlar gezerek gittikleri bölgelerde araştırmalar yapıp haritalandırmalar yapıp aynı zamanda böyle gravürler çizerek o bölgeleri, bulundukları ülkelerdeki yöneticilere tanıtıyorlar ve böyle atlaslar yayınlıyorlar. Bu yönüyle çok önemli bir belgedir. Gelen seyyah, görselde görüldüğü şekilde hakim bir tepenin üzerinde Edirne’yi çok güzel resmediyor ve kendisini de oraya ekleyerek, ‘Bu görsel buradan çizildi’ diye not düşüyor. Bunlar daha sonra imparatorluklarda belli akademiler tarafından bastırılıyor, atlasa konuluyor. Yazmalar imparatorlara sunuluyor, ayrıca akademiler tarafından da belli kişilere satılıyor. Bu yolla da günümüze kadar arşivlerden ulaşabiliyor” ifadelerini kullandı.
‘ORDUNUN NEREDE DURDUĞU AÇIKLANMIŞ’
Bayatlı, gravürde en dikkat çekici kısmın ordunun konuşlanma şekli olduğunu belirterek, “Gravürde bizi en çok ilgilendiren kısım, ordunun nerede konuşlandığıydı. Özellikle çizen kişi bundan etkilenmiş ki ordunun, Bostancıbaşı’nın, süvari ağalarının konumlarını vermiş ve nerede durduklarını görselin altında iki ayrı maddeyle açıklamış. Edirne gibi bir yerde birçok özel cami ve mimari eser varken bu detaya odaklanması, aslında kendi ülkesiyle olan savaşla ilgili de olduğunu düşündürmektedir. Yazılı kaynaklarda sarayın etrafında olduğuna dair ya da obalarda, menzil adı verilen bölgelerde bulunduğuna dair bilgilerimiz vardı. Fakat çadırların nereye kurulduğunu görsel olarak ispatlayan bu belge, bizim için çok önemli bir kanıt oldu. Arka planda görülen tarlaların bulunduğu bölümler, büyük bir ordunun yerleşebileceği alanı kapsıyor. Bu bölgeye de “Saray Ovası” denmektedir. Çuhadarlar padişahla ilgilenen özel birim, Bostancıbaşılar ise dış korumaları üstlenen birimlerdi. Gravürde bu ayrım da Fransızca olarak belirtilmiş” dedi.
‘ORDUNUN BÜYÜKLÜĞÜNÜ KANITLAYAN ÖNEMLİ BİR BELGE’
1’inci Mahmud’un Edirne doğumlu olduğuna da dikkat çeken Bayatlı, “Gravürün çizildiği yıllarda Sultan 1’inci Mahmud Han saltanattaydı. Çocukluk yılları burada geçtiği için orduya moral olsun diye Belgrad Seferi’ni Edirne’den kontrol ettiğini düşünüyoruz. Gravür de bunu kanıtlıyor. Yaklaşık 1740 tarihli görünse de Belgrad Anlaşması’nın 1739 yılında yapıldığını biliyoruz. Seferin son dönemlerinde ya da hemen sonrasında çizilmiş olabileceğini değerlendiriyoruz. Osmanlı ordusunun nerede konakladığı uzun süredir merak edilen bir konuydu. Bu gravür, sarayın etrafında konuşlandıklarını ve ordunun büyüklüğünü kanıtlayan önemli bir belge niteliğinde” diye konuştu.
Edirne Belediye Bandosu İzmit’te bu yıl 13’üncüsü düzenlenen Pişmaniye, Müzik ve Dans Festivali’ne katıldı. Şef Süleyman Uysal yönetimindeki Edirne Belediye Bandosu katıldıkları her etkinlikte olduğu gibi İzmit’te de festivale renk katarak vatandaşları coşturdu. Edirne Kent Konseyi Kadın Meclisi Mor-İz Ritm Grubu da verdiği konser ve gösterilerle festivalde Edirne’yi temsil etti.
İzmit’in simgesi haline gelen pişmaniye, 13. Uluslararası İzmit Pişmaniye Müzik ve Dans Festivali ile müzik ve dansla buluştu. 5-6-7 Eylül 2025 tarihleri arasında düzenlenen festivalin açılış kortejine katılan Edirne Belediye Bandosu yürüyüşe renk kattı.
Yürüyüş Yolu’nda gerçekleşen etkinlikte Romanya’dan gelen Mesesul Dans Ekibi ve Edirne Belediye Bandosu, izleyicilere unutamayacakları bir gösteri sundu. Renkli kostümler ve ritmik performanslarla şenlenen alanı dolduran vatandaşlar, danslara eşlik ederek coşkuya ortak oldu.
Festival kapsamında İzmit’in simgesi olan pişmaniyenin çekimi gerçekleştirildi. Vatandaşlar geleneksel tatlıyı tatarak eğlenceli anlar da yaşadı.
ŞEF UYSAL’DAN BAŞKAN HÜRRİYET’E ZİYARET
Edirne Belediye Bandosu Şefi Süleyman Uysal, İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet’i ziyaret ederek, Edirne Belediye Başkanı Avukat Filiz Gencan’ın selamlarını iletti ve Edirne’yi simgeleyen hediye verdi.
MOR-İZ RİTİM GRUBU DA FESTİVALDE
Edirne Kent Konseyi Kadın Meclisi Mor-İz Ritm Grubu da 13. Uluslararası İzmit Pişmaniye Müzik ve Dans Festivali’nde sahne aldı. Verdikleri konser ve gösterilerle festivalde Edirne’yi temsil eden grubp üyeleri festivale katılanlardan büyük alkış aldı.