Kategori arşivi: Güncel

Tarihi Kaleiçi Romantik Tekliflerin Yeni Gözdesi

Tarihi Kaleiçi semti geçtiğimiz günlerde romantik bir evlilik teklifine sahne oldu. Doğum gününü kutlayacağını düşünerek gelen Deniz Dilara, kendisini bambaşka bir sürprizin beklediğinden habersizdi. İnşaat Teknikeri Çoşkun Muş, Kaleiçi’nin tarihi bir konağında, Edirne kırmızısı temasıyla hazırlanan romantik bir ortamda kız arkadaşına evlilik teklif etti. Hem duygusal anlara hem de görsel bir şölene sahne olan bu teklif, Kaleiçi’nin böylesi anlar için sunduğu eşsiz atmosferi bir kez daha ortaya koydu.

Bir zamanlar Osmanlı Devleti’ne başkentlik yapan Edirne’nin kalbinde yer alan Kaleiçi, kentin en köklü tarihi dokusunu bugüne taşıyan semtlerin başında geliyor. Kökleri Roma İmparatoru Hadrianus’un kurduğu Hadrianopolis’e kadar uzanan bölge, yüzyıllar boyunca surlarla çevrili bir yerleşim olma özelliğini korudu. Birbirini dik kesen ızgara planlı sokakları, ahşap cumbalı geleneksel evleri ve taş dokusuyla Kaleiçi, ziyaretçilerine adeta geçmişe açılan bir kapı sunuyor. Semtin simgelerinden Makedonya Kulesi ve çevresindeki tarihi yapılar, bölgenin binlerce yıllık geçmişine tanıklık ediyor.

Kaleiçi yalnızca mimarisiyle değil, farklı kültürlerin bir arada yaşadığı çok katmanlı geçmişiyle de öne çıkıyor. Yüzyıllar boyunca çeşitli toplulukların yaşadığı semt, bu zengin kültürel mirasın izlerini sokak dokusundan yapılarına kadar birçok noktada bugüne taşıyor. Son yıllarda hayata geçirilen restorasyon ve sokak sağlıklaştırma çalışmalarıyla yeniden canlanan Kaleiçi, bugün kafeleri, restoranları ve butik mekânlarıyla hem yerli halkın hem de turistlerin gözde buluşma noktalarından biri haline geldi. Tarihi atmosferi ile modern yaşamı bir araya getiren bu eşsiz doku, semti özel anların yaşandığı bir mekâna dönüştürüyor.

Aşkın Rengi: Edirne Kırmızısı

Edirne kırmızısı, kentin yüzyıllara uzanan kültürel birikiminin en çarpıcı simgelerinden biri olarak kabul ediliyor. Kökleri Osmanlı döneminin köklü boyacılık ve el sanatları geleneğine dayanan bu özel renk, zamanla Edirne’nin adeta imza rengine dönüştü. Canlı, sıcak ve iddialı tonuyla Edirne kırmızısı; tarihi konakların cephelerinden geleneksel el işlerine, kent estetiğinden yerel ürünlere kadar geniş bir alanda kentin kimliğini yansıtıyor. Bugün Edirne kırmızısı yalnızca bir renk değil, kentin geçmişini bugüne bağlayan ve şehre özgü bir marka değeri taşıyan kültürel bir sembol olarak öne çıkıyor.

Son dönemde bu köklü renk, yalnızca kültürel ve tarihi mekânlarda değil, özel anların tasarımında da öne çıkan bir konsept haline geldi. Kaleiçi’nde gerçekleşen bu romantik evlilik teklifinde de sahnenin ana temasını Edirne kırmızısı oluşturdu; konağın kırmızıya boyalı cephesinden masadaki gül yapraklarına, kalp figürlerinden dekorun her ayrıntısına kadar bu renk teklife eşsiz bir atmosfer kattı. Bu tercihin arkasındaki düşünceyi Çoşkun Muş şöyle anlatıyor: “Hayatımın en özel anını, yaşadığımız şehre değer katan bir sembolle taçlandırmak istedim. Edirne kırmızısı bizim için sadece bir renk değil, bu şehrin ruhunu ve sıcaklığını yansıtan bir kimlik. Mekânı da bu yüzden özellikle Edirne kırmızısıyla bezenmiş bir konaktan seçtim; süslemelerin, çiçeklerin, her detayın bu konseptte olmasını istedim. Çünkü teklifimin hem aşkımızı hem de bu şehre olan bağlılığımızı anlatmasını arzu ettim.”

Kaleiçi ve Edirne Kırmızısı, Edirne’yi Dünya Sahnesine Taşıyacak

Muş, Kaleiçi ve Edirne kırmızısının kent için taşıdığı öneme de dikkat çekti. “Edirne, tarihiyle ve kültürel değerleriyle dünyanın sayılı şehirlerinden biri” diyen Muş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Vali Sayın Yunus Sezer, göreve geldiği ilk günden itibaren Kaleiçi’ne ve Edirne kırmızısına büyük önem verdi. Kaleiçi’nde yürütülen restorasyon ve sokak sağlıklaştırma çalışmaları sayesinde bu tarihi semt yeniden hayat buldu. Aynı şekilde Edirne kırmızısının yeniden canlandırılması ve şehrimizin imza değeri haline getirilmesi için gösterilen çabalar da takdire şayan. İnanıyorum ki biz kendi değerlerimize ne kadar çok sahip çıkarsak, onları ne kadar özenle yaşatır ve tanıtırsak, Edirne de o kadar ileriye gidecek. Tıpkı Roma, Floransa ya da Prag gibi tarihini geleceğe taşıyan dünya şehirleriyle aynı klasmanda anılmayı hak ediyor bu şehir. Kaleiçi’nde yaşadığımız bu özel anın da böyle güzel bir atmosferde mümkün olması, bu değerlere verilen emeğin bir sonucu. Bu vesileyle şehrimize ve değerlerimize sahip çıkan Sayın Valimiz Yunus Sezer’e gönülden teşekkür ediyorum.”

Tarihin, kültürün ve aşkın buluştuğu bu özel akşam, Kaleiçi’nin özel anlara nasıl eşsiz bir atmosfer sunduğunu bir kez daha gösterdi. Deniz Dilara ile Çoşkun Muş’un “evet”le taçlanan bu mutlu anı, Edirne kırmızısının sıcak dokusuyla bezenmiş tarihi bir konağın bahçesinde unutulmaz bir hatıraya dönüştü. Muş, bu anlamlı anın gerçekleşmesinde emeği geçenlere teşekkür etmeyi de ihmal etmedi: “Yakında hizmete girmeye hazırlanan Komşu Konak’a, yoğun hazırlık dönemlerinde ricamızı kırmayıp bize bu imkânı sundukları için ayrıca teşekkür ederim” dedi. Restore edilen tarihi konaklarıyla yeniden hayat bulan Kaleiçi, geçmişin izlerini bugünün en güzel anlarıyla birleştirerek geleceğe taşımaya devam ediyor.

TÜRKİYE’DE TİYATRONUN ORTAYA ÇIKIŞI

Salih Hakan COŞKUNTUNA

Nisan 2026

Türk Edebiyatı ve Türk Tiyatrosunda Batılı anlamda yazılan ilk tiyatro eseri/oyunu Şair Evlenmesi çeşitli gerekçelerle sahnelenememiş, Tercüman-ı Ahval gazetesinde (1868) tefrika edilmiş ve yayımlanarak kamusallaşmıştır (And, 1976, s. 97). Bu dönemde 1873 yılında sahnelenen ilk Türkçe eser olan Namık Kemal’in yazdığı Vatan Yahut Silistre (1872) adlı oyunu, tiyatro sanatının didaktik işlevini somut bir toplumsal etkiye dönüştürmüştür. Oyunun anlatım gücü, seyirci psikolojisini harekete geçirmiş; izleyicilerde o güne dek tecrübe edilmemiş bir coşku ve ortak tepki uyandırmıştır (Banarlı, 1983, s. 850). Uyanış, Osmanlı modernleşme sürecindeki “kolektif kimlik” inşasının ilk somut adımı olarak değerlendirilebilir. Oyunun kurgusal düzleminde “vatan” kavramı, soyut bir terim olmaktan çıkarak, sosyolojik temelle “milli” heyecanın bütünlüğü içerisinde fiziksel bir mevcudiyete bürünmüştür. Nutku’nun (2013, s. 163) ifadesiyle etkileşim, düşüncenin yaşanmışlık nedeniyle vücut bulmasını betimleyen yaratıcı bir dramatik süreci yansıtır. Eserin izleyici üzerinde yarattığı haz; dramatik çatışma ve duygusal salınım ile birleşerek, baskılanan hürriyet ve özgürlük taleplerini kahramanlık vurguları üzerinden toplumsal bir uyanış aksiyonuna dönüştürmüştür (Banarlı, 1983, s. 850-855). 1858-1893 döneminde Türk tiyatro evrimi, batılılaşmanın unsurlarını içermektedir. Vatan Yahut Silistre eseri, geleneksel yapının sorgulanmasına yol açmıştır. Şener’in vurguladığı üzere, “Tiyatro düşüncesinde geleneksel anlayışın aşılması, tiyatronun edebi ve görsel yanı ile değer kazanmasını sağlamıştır.” (Şener, 2012, s. 237).
Tanzimat tiyatrosunun diğer belirgin özelliği, siyasal ve toplumsal bir içerik taşımasıdır. Namık Kemal ve dönem yazarları, tiyatroyu fikir ve mücadele alanı olarak değerlendirmiş ve sahneyi kamusal tartışmanın bir parçası haline getirmişlerdir. Bu ilerlemeci vizyonun kurumsal ilk adımı, Osmanlı’nın son döneminde ortaya çıkmıştır. Türkiye Cumhuriyeti tiyatrosu ve tiyatro sanatının erken dönemlerinde “Gelecekçilik” (Fütürizm) ekolü, Muhsin Ertuğrul (1892-1978) ve Nazım Hikmet’in (1902-1963) yazdıkları ve sahneledikleri oyunlarda dikkat çekici şekilde belirginleşmiştir (Nutku, 2018, s. 54, 107, 112). Gelecekçilik akımı ile Osmanlı son dönem tiyatrosu; yeni bir kurumsallaşma gerçekleşecektir: Darülbedayi. 1914 yılında Op. Dr. Cemil Paşa (Topuzlu -1866-1958- dönemin İstanbul Belediye Başkanı), Fransa’da Doğalcı Tiyatro’nun kurucusu André Antoine’ı (1858-1943) İstanbul’a davet ederek, “Güzellikler Evi” anlamındaki Darülbedayi’nin kuruluşuna öncülük etmiştir (Nutku, 2018, s. 154). Darülbedayi’nin kuruluş amacı tiyatro sanatını geliştirmek ve Fransız tiyatrosu ile kurumsal eşdeğerlik sağlamaktır. Antoine’ın hazırladığı kuruluş programına göre bu yapı; tiyatro oyuncusu yetiştirmek ve müzik eğitimi verecek şekilde bir sanat okulu olması planlanan bir eğitim-öğretim kurumu olacaktı. Ancak I. Dünya Savaşı’nın başlaması ile, Antoine, otuz üç günlük çalışmanın ardından Fransa’ya dönmek zorunda kalmıştır. Antoine, İstanbul günlerini Georges Ancey’e yazdığı mektupta (28 Temmuz 1918) şöyle ifade edecektir:
“Bu saf kişiler benden bizim ‘Comédie-Française’ örneğinde bir ulusal oyunculuk okulu kurmamı istiyorlardı. Elbette ne oyuncuları, ne öğretmenleri, ne öğrencileri, ne dekorcuları ne de tiyatroları var. Bütün bunları 1 Ekim’de hazır edecek şekilde çalışıyorum.” (Nutku, 2018, s. 54).
Ancak gerçek, Antonie’nin belirttiği gibi değildir. Şener, Darülbedayi kadrosunu şöyle ifade eder:
“Müzik ve Tiyatro bölümü olan okula giriş için sınav açılır, öğrenci alınır, öğretmenler ve okutulacak dersler belirlenir. Yönetici kadro, genel yönetici Antonie, yardımcısı ve temsil konu yöneticisi Reşat Rıdvan (Tiyatrocu-Yazar), müzik bölümü başkanı Ali Rıfat’tan (Çağatay) oluşmuştur. Müzik bölümü Türk Müziği ve Batı Müziği olarak ikiye ayrılmıştır. Öğretmenleri Zekaizade Ahmet Efendi, Rauf Yekta Bey, Leon Hancıyan, Doktor Suphi, Şevket Geray, Zeki, Ahmet Kemali, Saadettin, Hafız Yusuf, İsmail Hakkı Beylerdir. Tiyatro bölümü öğretmenleri ise Mınıkyan, Burhanettin (kısa bir süre için), Ahmet Fehim, Rıza Tevfik, Şahap Rıza, Salih Fuat, Rioti Efendi, Sadık, Arif Hikmet, Kemal Emin; yardımcı öğretmenler Muhsin Ertuğrul, Halit Fahri Ozansoy, Celal Tahsin. Tiyatro bölümünde okutulacak dersler; 1.Kıraat-telaffuz-tecrit; 2,İnşat-takrir-aruz; 3,Tarih-edebiyat ve edebiyat tarihi; 4. Haile; 5. Dram; 6. Muhdike; 7. Raks-adab-ı muaşeret-eskrim-işmizaz(mimik) olarak belirlenmiştir.” (1999, s.37).
Bu noktada şu da ifade edilmeli ki: Antonie The New York Tımes’a 06 Ocak 1915’te yayınlanan röportajda şunları söylemiştir;
“Türk Hükümetinin çağrısı üzerine Fransız usulünde ve özellikle Fransız oyunları oynayacak ödenekli bir konservatuar ve tiyatro kurdum” (Nutku, 2018, 54).
(SÜRECEK)

Genç Kart Ödülleri sahiplerini buluyor

Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından gençlerin kültürel, sanatsal ve sportif etkinliklere daha kolay erişimini sağlamak amacıyla hayata geçirilen Genç Kart Projesi kapsamında Edirne’de yarın ödül dağıtım töreni düzenlenecek.

Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak’ın katılımıyla gerçekleştirilecek program, 5 Temmuz Pazar günü saat 12.00’de Edirne Spor Salonu’nda yapılacak.

Edirne Valiliği ile Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün organizasyonunda gerçekleştirilecek törende, Genç Kart uygulaması kapsamında çeşitli ödüller sahiplerine takdim edilecek.

Gençlere kültür ve sanatın kapıları açılıyor

Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı iş birliğiyle hayata geçirilen Genç Kart Projesi, gençlerin kültür, sanat ve spor faaliyetlerine daha aktif katılımını hedefliyor.

Proje sayesinde gençler, bir yıl boyunca Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı müze ve ören yerlerine ücretsiz giriş yapabiliyor. Ayrıca Devlet Tiyatroları, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü etkinlikleri, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası konserleri ile Atatürk Kültür Merkezi’ndeki birçok etkinlikten ücretsiz veya indirimli olarak yararlanabiliyor.

Başvurular e-Devlet üzerinden

18 yaşını dolduran ve 18-30 yaş aralığında bulunan gençler, Genç Kart başvurularını e-Devlet üzerinden yapabiliyor. Kart, başvuru şartlarını sağlayan gençlere bir yıl süreyle çeşitli kültürel ve sanatsal etkinliklerden faydalanma imkânı sunuyor.

Yetkililer, Edirne’de gerçekleştirilecek ödül törenine tüm davetlileri ve gençleri katılmaya davet etti.

665’inci randevu başladı!

Olgay GÜLER
Edirne’de bu yıl 665’incisi düzenlenen Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin açılış seremonisi Sarayiçi Er Meydanı’nda yapıldı.
Edirne Belediye Başkanlığı tarafından organizasyonun açılış töreni Sarayiçi Er Meydanı’nda saat 18.30’da gerçekleştirildi. Törene Edirne Valisi Yunus Sezer, Kosova Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Fikrim Damka, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu Başkanı İbrahim Türkiş, 665’inci Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri Ağası Ufuk Özünlü, kamu kurum ve kuruluş temsilcileri, Kırkpınar eski ağaları, davetli topluluğu ve vatandaşlar katıldı.
Tören, Edirne Belediye bandosu eşliğinde bir dakikalık saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlarken; Türk bayrağını göndere Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri Başpehlivanı Orhan Okulu çekti. İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Beyazıt Sansı’nın söz ve bestesi olan Kırkpınar Marşı, Edirne Belediye Bandosu’nun eşliğinde söylendi.


‘BURADA SADECE PEHLİVANLAR DEĞİL, AZİZ MİLLETİN RUHU GÜREŞİR’
Törenin açılış konuşmasını Kırkpınar Yağlı Güreşleri Ağası Ufuk Özünlü yaptı. Özünlü, Kırkpınar’ın uluslararası olması için geleneğin korunarak, geleceğe aktarılması gerektiğine dikkat çekerek, “Kırkpınar, sadece bir yağlı güreş olarak adlandırılamaz. Kırkpınar bir Er meydanıdır, bunun çok ötesindedir. Kırkpınar’ı anlamak için önce er meydanını anlamak lazım. Er Meydanı nefse hakim olmaktır, Kırkpınar’da elif gibi dik durmak, vav gibi tevazu olmaktır. Burada sadece pehlivanlar güreşmez, bu aziz milletin ruhu güreşir. 665’inci Kırkpınar’ın bugüne kadar iz bıraktığı gibi, bu yıl da iz bırakacak bir yıl olacağını ümit ediyorum” dedi.


‘KIRKPINAR GÜZEL NOKTALARA GİDİYOR’
Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu Başkanı İbrahim Türkiş de, yağlı güreş ligini kurarken aldıkları bütün kararların gençlerin geleceğini kurtarmak için olduğunu belirterek, “Ne mutlu bize ki bir Kırkpınar açılışına daha gelmek nasip oldu. 2022 yılından itibaren Kırkpınar’la ilgili yeni hedefler koyduk. Bu yıldan itibaren TGGF olarak Kırkpınar’la yeni bir düzenlemelere gittik. 2024 yılından itibaren tarihi Kırkpınar yeni bir düzen üzerine kuruldu ve adım adım gidiyor. 2022’de Kırkpınar’a katılan pehlivan sayısı 3800’e gelmişti. Bunun yüzde 80’i hiç iddiası olmayan, ara sıra güreşen, sırf buraya gezi için gelen pehlivanlardı. Biz 2021 yılında Kırkpınar her şeyimizdir, değerimizdir dedik. Bu nedenle Kırkpınar’da oluşması gereken, gerçek mücadeleyi sağlamamız lazım. Bunun için de Kırkpınar’a sadece elit sporcuları alıyoruz. Sadece elit sporcuların katıldığı bir organizasyon haline geldi. İnanıyorum ki Kırkpınar bu sene daha güzel hale geçecek. Her geçen yıl daha da güzel geçerek tüm dünyaya örnek olacak. Cumartesi günleri, Cuma günleri Kırkpınar açıldığında tribünler bomboş olurdu. Burada canlı yayın olmasına rağmen, tribünler güreşlerden devam ederken yüzde 80’i doluydu. Kırkpınar kötüye gidiyor diyen insanlar inşallah ellerini başlarının arasına alıp düşünürler. Kırkpınar güzel noktalara gidiyor. Bunda ekip çalışmasının çok büyük etkisi var” şeklinde konuştu.


‘6 BUÇUK ASIRLIK BİR GELENEK’
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan ise Edirne’nin ilk kadın belediye başkanı olarak Kırkpınar gibi bir mirasa sahip çıkmanın gururunu, sorumluluğunu ve tarifsiz heyecanını yaşadığını belirtti. Gencan, “Kırkpınar Edirne’nin en büyük değerlerinden birisi. Ben de Kırkpınar’ı yalnızca izleyerek değil, yaşayarak öğrendim. Bu nedenle Kırkpınar denildiğinde aklıma sadece güreşler değil, şehrin hafızası, mertlik, saygı ve büyük bir emanet geliyor. Bu yıl 665’incisini gerçekleştiriyoruz. 6 buçuk asırdır yaşatılan bir gelenekten bahsediyoruz. Kırkpınar yalnızca Edirne’nin değil kültürümüzün ve insanlığın ortak mirasıdır. Bu kutsal çayır Kel Aliço’lar, Adalı Halil’ler, Koca Yusuf’lar ve nice büyük başpehlivanları yetiştirdi. Bugün Er meydanına çıkacak pehlivanlarımız da aynı büyük geleneğin yeni temsilcisi olacaklar. Belki yeni bir başpehlivan çıkacak, yeni bir destan yazılacak ama değişmeyecek olan alın teri, centilmenliktir. Edirne’nin ilk kadın belediye başkanı olarak böylesine büyük bir mirasa hizmet etmek benim için büyük bir onur ve gururdur” ifadelerini kullandı.


‘BU MEYDAN TÜRK MİLLETİNİN SARSILMAZ GÜCÜNÜ GÖSTERMEKTEDİR’
Edirne Valisi Yunus Sezer de, Kırkpınar geleneğini tekrardan yaşamının heyecanı içinde olduklarını söyleyerek, “Dualı çayıra çıkan her pehlivanımız sırtını bu toprağın şanlı tarihine dayamakta, göğsünde bu milletin inancını taşımaktadır. Çekilen her peşrev bizi biz yapılan kardeşliğin temsilcisidir. Bu meydan güç ahlakla anlam kazanır. Rekabet kardeşlikle güzelleşir. Dile kolay tam 665 yıldır bu topraklarda davullar yiğitlik için vurmakta, cazgırlar mertlik için haykırmakta. Bu meydan, bu köklü gelenek aziz milletimizin sarsılmaz gücünü göstermektedir. Bu vesileyle sadece Türkiye’miz için değil, tüm dünyada önemli olan bu muazzam destana katkı veren başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Gençlik ve Spor Bakanlığı’mıza, Belediyelerimize, federasyonumuza, ağamıza, ülkenin dört bir yanından gelen tüm güreşçilerimize ve güreş severlerimize en kalbi şükranlarımı sunuyorum” dedi.


Sezer’in konuşmasının ardından pehlivanlar, cazgırlar, hakem heyeti, saha görevlileri, Edirne Belediyesi Bandosu ve Kırkpınar davul-zurna ekibinden oluşan kortejin geçit töreni gerçekleştirildi. Kortejde Türk bayrağını ise geçen yılın başpehlivanı Orhan Okulu taşıdı.

BAŞPEHLİVANLIKTA İLK GÜN SONUÇLARI

İlk gün başpehlivanlık kategorisinde son 32’ye kalma mücadelelerinde, çekilen kuralar sonucunda eşleşmeler şu şekilde oluştu:
Recep Kara – Hazan Güzeller
İsmail Balaban – Serhat Elvan
Fatih Atlı – Süleyman Başer
Ertuğrul Dağdeviren – Onur Susuz
Serhat Balcı – Tanju Gemici
Mustafa Batu – Ali Yanatma
Hamza Köseoğlu – Ünal Karaman
Hamza Özkaradeniz – Tolga Turan
Müsabakalar sonunda son 32’ye kalan 8 isim şu şekilde oluştu:
Onur Susuz, Hasan Güzeller, Tolga Turan, Ünal Karaman, Fatih Atlı, İsmail Balaban, Mustafa Batu, Tanju Gemici

Anıt Park & Kafe açıldı

Edirne Belediyesi, uzun yıllardır kentin en önemli buluşma noktalarından biri olan sosyal yaşam alanını baştan aşağı yeniledi. Kent merkezinde, tarihi Atatürk Anıtı’nın hemen yanı başında yer alan düzenlenen törenle “Anıt Park & Kafe” adıyla kapılarını yeniden Edirnelilere açtı.

Yapılan modernizasyon çalışmaları kapsamında alanın yeşil dokusuna dokunulmazken; açık kullanım alanları, oturma bölümleri, yürüyüş aksları ve kafe bölümüyle sil baştan düzenlendi. Daha estetik, konforlu ve işlevsel hale getirilen Anıt Park & Kafe’nin, hem Edirne halkı hem de kenti ziyaret eden yerli ve yabancı turistler için cazibe merkezi olması hedeflendi.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşıyla başlayan ve il protokolünün katılım sağladığı açılış töreninde konuşan Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, projenin sadece fiziksel bir yenilenmeden ibaret olmadığını, kentin tarihi misyonuna sadık kaldıklarını belirtti. Kırkpınar haftasının coşkusuna vurgu yapan Başkan Gencan, şu ifadeleri kullandı: “Eskiler anlatır; Kırkpınar’ın heyecanı yalnızca er meydanında yaşanmazmış. Güreşlerin ardından pehlivanlar bu güzergâhtan geçerek hamamlara gider, onları görmek isteyen insanlar bu meydanda toplanıp alkışlarla karşılar ve uğurlarmış. İşte bu yüzden burası sadece bir buluşma noktası değil; Kırkpınar geleneğinin kent hafızasında yaşayan en kıymetli mekânlarından biridir. Bugün bu alanı düzenlerken bu kıymetli mirası da geleceğe taşımayı amaçladık.”

“İLHAMIMIZ CUMHURİYET VE ATATÜRK”

Parkın yeni kimliğinde Cumhuriyet değerlerinin rol oynadığını belirten Gencan, Heykeltıraş Kenan Yontunç tarafından yapılan 23 Nisan 1931’de açılan ve Cumhuriyet tarihinin ilk Atatürk anıtlarından biri olan Edirne Atatürk Anıtı’nın hemen yanında olmanın gururunu yaşadıklarını söyledi.

Başkan Gencan, belediyecilik vizyonunu şu sözlerle özetledi: “Cumhuriyet bizim için yalnızca geçmişte kazanılmış büyük bir değer değildir. Cumhuriyet; ortak yaşamı güçlendirmek, kamusal alanlara sahip çıkmak ve herkes için eşit şehirler kurmaktır. Anıt ismi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e duyduğumuz saygının ve bu şehrin ortak hafızasına gösterdiğimiz özenin bir ifadesidir. İnanıyorum ki burası insanların ‘Anıt’ta buluşalım’ diyerek keyifle vakit geçireceği, yaşayan bir merkez olacak.”

Konuşmasının sonunda, alanda geçmiş yıllarda hizmet veren eski işletmecilere ve projede emeği geçen tüm belediye çalışanlarına teşekkür eden Belediye Başkanı Filiz Gencan, Edirne Valisi Yunus Sezer, Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu Başkanı İbrahim Türkiş, 664- 665. Kırkpınar Ağası Ufuk Özünlü, İlçe ve belde Belediye Başkanları Meclis Üyeleri, muhtarlar, siyasi parti yetkilileri ve vatandaşlar birlikte açılış kurdelesini kesti.

Törende konuşan Edirne Milletvekili Ahmat Baran Yazgan ise yenilenen yüzüyle hizmete kazandırılan Anıt Park Kafe’nin hayırlı ve uğurlu olmasını diledi. Törenin ardından il protokolü Kafe Park alanını gezdi.

Sarayiçi’nde Emir Can İğrek rüzgarı

Edirne Belediyesi tarafından bu yıl 665.’si düzenlenen Kırkpınar Yağlı Güreşleri Festivali, coşkulu etkinliklerle başladı. Festivalin ilk konserinde sahne alan ünlü sanatçı Emir Can İğrek ve Trakya’nın enerjisini sahneye taşıyan ritim grupları, Edirnelilere ve kente gelen misafirlere unutulmaz bir gece yaşattı.

Festival kapsamında kurulan ana sahnenin ilk konuğu, gençlerin sevgilisi Emir Can İğrek oldu. Konser sırasında aniden bastıran yoğun yağışa rağmen alanı dolduran binlerce müziksever yerinden ayrılmadı. Kendisini memleketinde gibi hissettiğini dile getiren ünlü sanatçı, şarkı aralarında dinleyicilerine Trakya şivesiyle hitap ederek büyük alkış topladı. Alanı dolduran kalabalığın tüm şarkılarına hep bir ağızdan eşlik ettiği Emir Can İğrek, performansıyla dinleyicilerden tam not aldı.

Başkan Gencan: “Edirne, Konser Vermeni Çok İstedi”

Konser sırasında sanatçıya tebrik çiçeği takdim etmek üzere sahneye çıkan Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Emir Can İğrek’i Edirne’de ağırlamaktan duydukları mutluluğu dile getirdi. Alanı dolduran coşkulu kalabalığa seslenen Başkan Gencan şu ifadeleri kullandı:

“Sevgili Emir Can, öncelikle memleketine hoş geldin demek istiyoruz. Bu coşkulu kalabalık gerçekten özellikle senin Edirne’de konser vermeni bizden çok talep etti. Dolayısıyla bugün tabii bizim için özel de bir gün; 665.sini düzenlediğimiz Kırkpınar Yağlı Güreşleri Festivalimizin ilk konserini seninle gerçekleştiriyoruz. Ve burada sadece Edirneli hemşehrilerimiz değil, Türkiye’nin birçok şehrinden misafirlerimiz var. Öncelikle tüm misafirlerimize de hoş geldiniz diyorum. Umarım bu gece çok keyifli bir gece olacak. Tüm ekip arkadaşlarınızla beraber tekrardan teşekkür ediyoruz. Sağ olun. Herkes bu arada muhteşem gözüküyor. İyi eğlenceler diliyorum hepinize.”

İkinci Sahnede Ritim Şov

Festival coşkusu sadece ana sahneyle sınırlı kalmadı. Etkinlikler kapsamında kurulan ikinci sahnede ise bölgenin en sevilen ritim grupları 9/8’lik ritimleriyle dinleyicileri eğlendirdi. Sahnede; Hür Kadınlar Ritim 39,  Uzunköprü Belediyesi Ritim Grubu, Sevgili Günebakanlar Ritim Grubu ve Edirne Belediyesi Meriç Ritim Grubu performanslarını sergiledi.

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, ritim gruplarının performanslarını yerinde izleyerek sanatçılara destek verdi. Gösteriler sırasında vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaşan Başkan Gencan, Edirnelilerle bol bol sohbet ederek hatıra fotoğrafı çektirdi.

Dolandırıcılara 1 ayda 45 operasyon

Edirne’nin de aralarında bulunduğu 23 ilde nitelikli dolandırıcılık ve mal varlığı değerlerini aklama suçlarına yönelik operasyonlarda 307 şüpheli yakalandı

Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde; İl Emniyet Müdürlükleri Asayiş Şube Müdürlüklerince nitelikli dolandırıcılık ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlarına yönelik 23 ilde son 1 ayda 45 ayrı operasyon düzenlendi.

Adana, Afyonkarahisar, Ankara, Antalya, Bursa, Çanakkale, Diyarbakır, Edirne, Elâzığ, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Isparta, İzmir, Mersin, İstanbul, Nevşehir, Sakarya, Samsun, Tekirdağ, Tokat, Van ve Osmaniye’de gerçekleştirilen operasyonlarda 307 şüpheli yakalandı.

Şüphelilerin banka hesaplarında 5 milyar 388 milyon TL işlem hacmi bulunduğu tespit edildi.

Operasyonlar sonucu; çok sayıda iletişim ve bilişim ekipmanı ile dijital materyal, suçtan elde edildiği değerlendirilen bir miktar döviz, altın, ruhsatsız silah ve mühimmat ele geçirildi.

İçişleri Bakanlığı’nın konuya ilişkin paylaşımında, “Kahraman Polislerimizi, Asayiş Daire Başkanlığımızı, Cumhuriyet Başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz” ifadelerine yer verildi..

Ağa’ya görkemli karşılama

Olgay GÜLER

Edirne’de bu yıl 665’incisi düzenlenen Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde, geleneksel ‘ağa karşılama’ töreni gerçekleştirildi.

Edirne’de Sarayiçi Er Meydanı’nda, dün saat 14.00’de, minik boyda pehlivanların çayıra çıkmasıyla başlayan 665’inci Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde, gelenek haline gelen ‘ağa karşılama’ töreni yapıldı.

UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ndeki tarihi Selimiye Camisi Meydanı önünde kurulan stantta, 665’inci Kırkpınar Ağası Ufuk Özünlü’yü, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan ve Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu (TGGF) Başkanı İbrahim Türkiş karşıladı.

Heyete, Kırkpınar’ın 4 altın kemerli ağası Seyfettin Selim de eşlik etti. Kırkpınar’ın baş cazgırı Emin Ger’in anons ettiği Başkan Gencan, Türkiş ile birlikte Kırkpınar Ağası Özünlü’yü kurulan stantta selamlayıp altın kemeri taktı, çiçek verdi.

‘YİĞİTÇE, MERTÇE GÜREŞLER İZLEMEYİ ARZU EDİYORUZ’

Gencan, ağa karşılamanın Kırkpınar’ın en güzel seremonilerinden olduğunu belirterek, “665’inci Kırkpınar yağlı güreşleri festivalimizin en özel anlarından birini yaşıyoruz. Her zaman şunu söylüyoruz; Kırkpınar gibi önemli bir organizasyonun en önemli anlarından bir tanesi ağa karşılama törenimiz. Ağalık sadece bir unvan değil Kırkpınar’ın yaşatılması, büyütülmesi, gelecek kuşaklara aktarılması için bütün ağlarımız omuzlarına o kocaman sorumlulukları alıyorlar. Ben buradan Ufuk ağamıza teşekkür etmek istiyorum, ağa seçildiği günden itibaren hem şehrimize, hem Kırkpınar’ımıza yapmış olduğu desteklerden dolayı. Diğer taraftan bugüne kadar ağalık yapmış ağalarımıza, çevre sunmuş oldukları hizmetlerden, Kırkpınar’ımıza, ata sporumuza sunmuş olduğu desteklerden dolayı da çok teşekkür ediyorum. Buradan yiğit pehlivanlarımıza başarılar dilemek istiyorum. Güreş gerçekten büyük bir disiplin gerektiren, büyük bir özveri gerektiren bir spor. Bütün pehlivanlarımız tüm sene boyunca dualı çayırda, er meydanında mücadele etmek için çalışıyorlar. Hepsine sonsuz saygı duyuyorum, başarılar diliyorum. Yiğitçe, mertçe güreşler, müsabakalar izlemeyi arzu ediyoruz onlardan da” dedi.

‘BİRLİKTE YÜRÜYECEĞİMİZ ÇOK GÜZEL YOLLAR VAR’

TGGF Başkanı İbrahim Türkiş de Kırkpınar Ağası Özünlü’yü karşılamaktan mutluluk duyduklarını belirterek, “Buraya dört sene önce geldiğimde ilk ağa karşılamasını yaptığımızda aynı duygularla aynı heyecanla yapmıştık. O zaman sevgili Seyfettin Ağa’mla bu güzellikleri birlikte yaşamıştık. Son iki yıldır da gerçekten muazzam işler yapan, gerek güreşimize, gerek Edirne’mize, gerek bütün yağlı güreşe büyük katkı sunan değerli kardeşim Ufuk Özünlü’ye buradan bir kere daha teşekkür ediyorum yaptığı hizmetlerden dolayı. İnşallah bugün de üç gün sonra yapılacak olan ağalık ihalesini alıp bu güzelliğin devam etmesini temenni ediyorum. Birlikte yürüyeceğimiz daha çok güzel yollar var. İnşallah Edirne’nin, Kırkpınar’ın şanını bütün dünyaya bir kere daha hep birlikte, ortaya koyarak güzellikleri devam ettireceğiz diyorum” diye konuştu.

‘KIRKPINAR TÜRKİYE’DİR’

665’inci Kırkpınar Ağası Ufuk Özünlü, Kırkpınar gibi kadim bir geleneğin parçası olmaktan onur ve gurur duyduğunu söyledi. Özünlü, “Bu tören benim için bir ağa karşılamasından ziyade 665 yıldır bu meydanlara iz bırakan, gelmiş geçmiş bundan sonra gelecek herkese bir selamlama merasimidir. Buradan herkese selam olsun. Allah bize de bu meydanlarda, tıpkı bir parmak izi gibi eşsiz, benzersiz izler bırakmayı nasip etsin. Geçen yıl çok güzel bir Kırkpınar geçirdik. Bu yıl inşallah hep birlikte daha güzel bir Kırkpınar geçireceğiz. Bu geleneği geleceğe taşımak istiyoruz. Bunun için de çok mücadele ediyoruz. Günlerdir çok ciddi Kırkpınar’ın protesto edilmesi yönünde haberler çıkıyor. Hepsi asılsızdır. Bu haberi üreten nifak tohumu yapay zekaya o kadar zeki olmadığını hatırlatıyorum. 665’inci Kırkpınar hayırlı, uğurlu olsun. Bu millet birdir, beraberdir, kardeştir. Kırkpınar Türkiye’dir” ifadelerini kullandı.

Konuşmaların ardından heyet, kent merkezindeki Atatürk Anıtı’na geçti. Burada korteje Edirne Valisi Yunus Sezer de katıldı. Saygı duruşunda bulunulup, İstiklal Marşı’nın okunduğu törende heyet, anıta çelenk koydu. Söz ve müziği Beyazıt Sansı’ya ait Kırkpınar Marşı’nın okunduğu törenin ardından kortej, Pehlivanlar Mezarlığı’nı ziyaret etti.

Vali Sezer, Belediye Başkanı Gencan, Federasyon Başkanı Türkiş ve Kırkpınar Ağası Özünlü, burada Kırkpınar efsanesi Adalı Halil ve Kara Emin pehlivanların mezarına karanfil bıraktı. Tören, duaların ardından sona erdi.

Vur davulcu!

Olgay GÜLER

Yağlı güreşin olimpiyatı, kesintisiz devam eden en eski spor organizasyonlarından Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde 665’inci randevu, bugün Kırkpınar Ağası Ufuk Özünlü’nün karşılanmasıyla başlayacak.

665’inci Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde bugün özlem sona eriyor. Büyük organizasyonda, Kırkpınar Ağası Ufuk Özünlü, saat 10.00’da Selimiye Meydanı’nda karşılanacak. Atatürk Anıtı’nda düzenlenecek törenin ardından heyet, Pehlivanlar Mezarlığı’na gidip dua edecek. 665’inci Kırkpınar Yağlı Güreşleri’yse, Selimiye Camisi’nde kılınacak Cuma namazının ardından, minik-1 boyunda pehlivanların çayıra salınmasıyla başlayacak. Aynı gün, baş boyunda 16 pehlivan, son 32’ye kalabilmek için mücadele edecek.

AÇILIŞ SEREMONİSİ SAAT 18.30’DA

Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde ilk gün açılış seremonisi de yapılacak. Sarayiçi Er Meydanı’ndaki tören saat 18.30’da başlayacak. Törende, 664’üncü Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri Başpehlivanlık şampiyonu Orhan Okulu, Türk Bayrağı’nı göndere çekecek ve konuşmalar yapılacak. İlk günün ardından ikinci gün güreşler devam edecek.

SON GÜN HEYECAN DORUĞA ÇIKACAK

Kırkpınar’da son gün, heyecan doruğa çıkacak. Ağalık ihalesinin de yapılacağı büyük organizasyonda, baş kategorisinde final güreşi 17.30’da yapılacak. Tarihi organizasyon, 18.30’da gerçekleştirilecek ödül töreninin ardından sona erecek.

‘Üreticinin emeğini yok etmeyelim’

Olgay GÜLER

Trakya’da buğday hasat dönemi devam ederken, peş peşe çıkan yangınlar başta üreticiler olmak üzere ülke ekonomisini de zarar sokuyor.

Trakya’da iklim değişikliğiyle birlikte aşırı sıcaklıklar ve yağışsız hava, beraberinde kuraklığı da getirirken; son yıllarda artan yangınlar üreticiyi zarara soktu. Bölgede 2023 yılında 7 bin 248 dekar, 2024’teyse 37 bin 115 dekar tarım alanı yangınlarda zarar gördü. Özellikle buğday hasadı döneminde sıklaşan yangınlarda, 2025 yılında binlerce dekar tarım arazisi yandı. Bu sene de hasat devam ederken, özellikle Edirne ve Tekirdağ’da ekili alanlarda peş peşe yangınlar çıktı.

SİGARA İZMARİTİ UYARISI

Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, yangınlara karşı hem üreticilere hem de vatandaşlara uyarılarda bulundu. Bu yıl zamanında gelen yağışlarla buğday veriminin iyi olduğunu söyleyen Arabacı, geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da yangınların üreticiyi zorladığını kaydetti. Arabacı, “Maalesef ki yine önceki yıllarda yaşadığımız gibi, bu dönem geldiğinde buğday olgunlaştığında, çeşitli bölgelerden yangın haberleri geliyor. Gerek hiç biçilmemiş arazi gerek biçilmiş işte sapı bağlanmamış arazilerde ciddi zararlar var. Bugün bakıyoruz Lalapaşa bölgesinde var, Çanakkale bölgesinde var, her yerden yangın haberleri alıyoruz. Bunları görünce üzülüyoruz. Bir yıl boyunca emek vermiş üreticimiz, bir yıl boyunca para harcamış. Tam emeğinin karşılığını alacağı dönemde böyle yangınların olması, beklenmedik bir anda ürünün kül olup gitmesi, üreticimizi ciddi anlamda hem zora sokuyor hem üzüyor. O yüzden üreticilerimizin bu konuda çok dikkatli olması gerekiyor. Sigara izmariti atılmaması gerekiyor ya da cam şişe atmayalım. Çünkü bunlar güneşle buluştuğunda yangına dönebiliyor. O yüzden ben üreticilerimizden ve tüm halkımızdan önemle rica ediyorum” dedi.

‘ÜLKE EKONOMİSİNDE ZARAR, SONUÇTA MİLLİ SERVET’

Yangınların en az seviyeye düşürülmesi için vatandaşlardan duyarlı olmalarını isteyen Arabacı, “Bir sürü emek verilmiş, bir yıl boyunca emek verilmiş. Tam bu emeğin karşılığının alındığı dönemde dikkat edelim. Ürünümüzün telef olmasını, yanmasını engellemek için mücadele edelim. Cam şişeleri atmayalım, sigara izmaritlerini atmayalım. Dikkatli olalım ve emeğe saygı duyalım. Tabii bu yangınlar bitmeyecektir. Her gün farklı bölgeden yangın haberi alacağız. Ama bunları minimuma düşürmek için öncelikle halk olarak hepimizin duyarlı olması lazım. Duyarlı olursak, dikkat edersek inşallah bunları minimum seviyeye düşürürüz. Hem burada üreticilerimizin emeğinin karşılığını yok etmemiş oluruz. Bu durum ülke ekonomisine de zarar, sonuçta milli servet. Bu sadece üreticimizin kazancı değil, ülke ekonomisine katkı sağlayan bir ürün bu. O yüzden ben halkımızın duyarlı olmasını istiyorum. Emeğe saygı duymasını istiyorum. İnşallah daha az yangınların olduğu bir dönem yaşarız diye umuyorum” diye konuştu.

‘DUYARLI OLALIM’ ÇAĞRISI

Yangınların, yağışlara ve bölgeye göre sıklığının değiştiğini belirten Arabacı, “Buğday sapı olgunlaştıktan sonra bu yangınlar gittikçe çoğalıyor. Aşağı yukarı bu yağışlara göre değişiyor. Mesela buğday biçim dönemi de bazen bir hafta önce oluyor. Bazen bir hafta sonra oluyor. O yüzden, bu birkaç gün önce ya da sonra olması çok önemli değil. Önemli olan burada ürüne dikkat etmek, emeğe saygı duymak. Bunları yaparsak, inşallah daha az yangın haberleri duyarız. İnşallah daha az zarar ederiz. Hem üreticimiz az zarar eder hem ülke ekonomimiz az zarar eder. İnşallah bölgemiz için hayırlısı olur diye umuyorum. Tüm üreticilerimize, tüm halkımıza duyarlı olmasını temenni ediyorum” dedi.