Kategori arşivi: Ekonomi

ETSO’da girişimcilik buluşması

T.C. Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB), Trakya Kalkınma Ajansı, Trakya Teknopark ve Edirne Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) iş birliğinde organize edilen “Girişimcilik Destek Programı Bilgilendirme Toplantısı”, KOSGEB Girişimcilik Daire Başkanı Ali Urhan ve KOSGEB Başkan Yardımcısı Bilal Kendirci’nin katılımlarıyla ETSO’nun Toplantı Salonu’nda gerçekleşti.
İmalat, telekomünikasyon, bilgisayar programlama, danışmanlık ve ilgili faaliyetler, bilgi hizmet faaliyetleri, bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetleri sektörlerinde faaliyet gösteren işletme temsilcileri, Genç Girişimciler, ilgili meslek komiteleri ve Oda üyelerinin iştirak ettiği toplantı, Girişimcilik Daire Başkanı Ali Urhan ve Başkan Yardımcısı Bilal Kendirci’nin sunumlarıyla başladı.


Toplantıda girişimcilik desteklerinde yapılan güncellemeler ele alındı ve katılımcılara başvuru süreci detaylı bir şekilde aktarıldı.
Girişimci Destek Programı’nın, “İş Kurma Desteği” ve “İş Geliştirme Desteği” olarak iki başlık altında uygulandığını vurgulayan KOSGEB Girişimcilik Daire Başkanı Ali Urhan, destek üst limitinin 2 Milyon TL’ye yükseltildiğini ve son 3 yıl içerisinde kurulmuş işletmelerin de bu destek programına başvuru yapabileceklerini belirtti.
Toplantı, katılımcılardan gelen soruların cevaplanmasıyla sona erdi.

TÜ öğrencilerine Migros’ta iş

Migros Yönetici Yetiştirme Programına katılan ve programı başarı ile tamamlayan Trakya Üniversitesi’nden 11 öğrenciye, Migros’ta mezuniyet sonrası iş teklifinde bulunuldu.
Trakya Üniversitesi Kariyer Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Migros A.Ş. işbirliği protokolüne istinaden yürütülen faaliyetler kapsamında Migros Batı Marmara Trakya İnsan Kaynakları Müdürü Gürkan Süzen Trakya Üniversitesi’ne ziyarette bulundu.
Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Ahmet Hamdi Zafer, Trakya Üniversitesi Kariyer Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Kenan Terzioğlu, Öğr. Gör. Ayşe Çelik ve Öğr. Gör. Necla Sevinir Bakla’nın katılım sağladığı görüşmede, Üniversite öğrencilerinin yer aldığı Migros Yönetici Yetiştirme Programı ele alındı ve ileriki dönemlerde yapılabilecek işbirliklerine dair görüş alış verişinde bulunuldu.
Perakende sektöründe liderlik ve yönetim becerilerini geliştirmek amacıyla oluşturulmuş bir eğitim programı olan Migros Yönetici Yetiştirme Programına katılan ve programı başarı ile tamamlayan 11 öğrenciye, Süzen tarafından Migros’ta mezuniyet sonrası iş teklifinde bulunuldu.
Görüşme, Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Ahmet Hamdi Zafer’in, Migros A.Ş. adına Gürkan Süzen’e teşekkür belgesi takdim etmesi ile son buldu.

Konut satışında düşüş!

Türkiye genelinde Haziran ayında 79 bin 313 konut satılırken, Edirne’de ise konut satışları geçen yılın Haziran ayına göre düşüş kaydetti ve 374 satış gerçekleşti.
Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) 2024 Haziran Türkiye genelinde 79 bin 313 konut satıldığını açıkladı. Türkiye genelinde konut satışları Haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %5,2 azalarak 79 bin 313 oldu. Konut satış sayısının en fazla olduğu iller sırasıyla 13 bin 25 ile İstanbul, 6 bin 866 ile Ankara ve 4 bin 361 ile İzmir olurken, en az olduğu iller sırasıyla 34 ile Ardahan, 40 ile Hakkari, 44 ile Tunceli ve Bayburt oldu.
Konut satışları Ocak-Haziran döneminde %3,7 azaldı
TUİK konut satış istatistikleri ile ilgili şu değerlendirmeyi yayınladı: Konut satışları Ocak-Haziran döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre %3,7 azalışla 545 bin 74 olarak gerçekleşti.
İpotekli konut satışları 6 bin 813 olarak gerçekleşti
Türkiye genelinde ipotekli konut satışları Haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %49,4 azalış göstererek 6 bin 813 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı %8,6 olarak gerçekleşti. Ocak-Haziran döneminde gerçekleşen ipotekli konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre %57,7 azalışla 51 bin 415 oldu.
Haziran ayındaki ipotekli satışların, bin 547’si; Ocak-Haziran dönemindeki ipotekli satışların ise 12 bin 176’sı ilk el satış olarak gerçekleşti.


Diğer satış türleri sonucunda 72 bin 500 konut el değiştirdi
Türkiye genelinde diğer konut satışları Haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %3,3 artarak 72 bin 500 oldu. Toplam konut satışları içinde diğer satışların payı %91,4 olarak gerçekleşti. Ocak-Haziran döneminde gerçekleşen diğer konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre %11,1 artışla 493 bin 659 oldu.
İlk el konut satış sayısı 25 bin 425 olarak gerçekleşti
Türkiye genelinde ilk el konut satış sayısı Haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %1,8 azalarak 25 bin 425 oldu. Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışının payı %32,1 oldu. İlk el konut satışları Ocak-Haziran döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre %1,3 artışla 173 bin 324 olarak gerçekleşti.
İkinci el konut satışlarında 53 bin 888 konut el değiştirdi
Türkiye genelinde ikinci el konut satışları Haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %6,7 azalış göstererek 53 bin 888 oldu. Toplam konut satışları içinde ikinci el konut satışının payı %67,9 oldu. İkinci el konut satışları Ocak-Haziran döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre %5,8 azalışla 371 bin 750 olarak gerçekleşti.
Yabancılara Haziran ayında bin 440 konut satışı gerçekleşti
Yabancılara yapılan konut satışları Haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %45,1 azalarak bin 440 oldu. Haziran ayında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı %1,8 olarak gerçekleşti. Yabancılara yapılan konut satış sayısının en fazla olduğu iller sırasıyla 593 ile Antalya, 478 ile İstanbul ve 116 ile Mersin oldu.
Yabancılara yapılan konut satışları Ocak-Haziran döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre %45,7 azalarak 10 bin 461 oldu.
Ülke uyruklarına göre en çok konut satışı Rusya Federasyonu vatandaşlarına yapıldı
Haziran ayında ülke uyruklarına göre en fazla konut satışı sırasıyla 332 ile Rusya Federasyonu, 156 ile İran ve 102 ile Ukrayna vatandaşlarına yapıldı.
TRAKYA’DA KONUT SATIŞINDA DÜŞÜŞ
Edirne’de Haziran ayında toplam 374 konut satışı gerçekleşti. Konutlardan 29’u ipotekli, 345’i de diğer yollarla satıldı. Edirne’de geçen yılın Haziran ayına göre konut satışlarında düşüş yaşandı. 2023 Haziran ayında Edirne’de 57’si ipotekli ve 441’i diğer yöntemlerle olmak üzere toplan 498 konut satılmıştı.
Kırklareli’nde Haziran ayında 338, Tekirdağ’da ise 1725 konut satışı gerçekleşti. Geçtiğimiz yıl Haziran ayında Kırklareli’nde 370, Tekirdağ’da ise 2043 satılmıştı.

‘Bir yıllık emek bir kıvılcımla kül olmasın’

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, anız yakmakla toprağı işlemek kolay-laşırken toprağın gücünün kaybolduğuna dikkat çekerek, çiftçilerin daha fazla gübre kullanmasına sebep olduğunu bildirdi.
Bayraktar,son dönemde artan anız yangınlarıyla ilgili basın açıklaması yaptı. “Rutin bir tarımsal uygulama gibi yapılan ve toprak verimliliğine uzun vadede ciddi zararlar veren anız yakma, tarım arazilerinde verimliliğin kaybol-masına neden oluyor” diyen Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü;
“Kontrolden çıkan anız yangını çiftçilerimizin emeklerinin yok olmasına sebep oluyor ve topraklarımızın geleceğini tehlikeye atıyor. Bir yıl boyunca gözü gibi bakıp, büyüttüğü ürününü hasat etmek isteyen üreticilerimizin bütün emekleri bir kıvılcımla kül oluyor.
Gıdaya olan ihtiyacımızın her zamankinden daha fazla olduğu günümüzde, tarımsal üretimi tehlikeye atma lüksümüz yoktur. Bu bilinçle hem vatandaşlarımız hem çiftçilerimiz toprağımızı koruma konusunda daha duyarlı olmalıdır.”


“Anız yakmanın sağlayacağı fayda toprağa ve çevreye vereceği zararın yanında çok küçüktür”
“Üreticilerimiz, hasat sonrası aynı araziye diğer bir ürünün ekimini yapacaksa mibzerin istenilen bir şekilde ekim yapmasını sağlamak, yakıt tasarrufu ve daha iyi tohum yatağı hazırlamak adına anız yakıyor. Anız yakmak yabancı ot ve haşereleri yok etmenin yanı sıra ekin saplarının mibzer gözlerinin tıkanmasını engellese de, toprağa zarar veriyor. Anız yakmanın sağ-layacağı fayda toprağa ve çevreye vereceği zararın yanında çok küçük kalıyor. Hasat sonrası tarla yüzeyinde kalan bitkisel artıklar toprağı tavında tutuyor ve meyilli arazilerde verimli toprağın su ve rüzgâr erozyonuyla kaybolmasına engel oluyor.
Anız yakmak, doğal ve tarımsal ekosistemin tahrip olmasına, zaten organik maddece yetersiz olan topraklarımızın iyice fakirleşmesine ve toprağın su tutma kapasitesinin azalmasına neden oluyor.Anız, yağışların şiddetle toprağa düşmesini engeller; yüzey akış hızını azaltır ve toprağa sızmasını sağlar.
Organik maddesi çok düşük ve erozyona çok açık olan topraklarda anız sürülerek veya parçalanarak toprağa yeniden kazandırılmalıdır. Omurgalı ve omurgasız canlıların yok olmasına kısacası doğanın ölümüne neden olan anız yangınları hasadın bitmesiyle sezon bitmeden birçok bölgede maalesef kendini gösteriyor. Diğer taraftan anız yangınları iklim değişikliğinin de etkisiyle artan hava sıcaklıklarıyla beraber sigara izmaritleri veya elektrik tellerinden çıkan kıvılcımlarla da oluşabiliyor.
Tüm bu nedenlerle anız yangınlarında başta yerel yönetimler ve itfaiye olmak üzere ilgili tüm kurumlar tedbirlerini almalıdır.”
“Çiftçilerimiz anız yakmak yerine alternatif uygulamaları tercih etmelidir”
“Toprağın verimini genel olarak topraktaki mineral, gübre ve biyolojik canlılar belirler. Bunlar yakıldığı zaman çiftçilerimiz daha çok gübre atmak zorunda kalıyor.Oysa anız toprağa kazandırıldığı zaman toprağın daha az gübreye ihtiyacı olur ve verimde artış yaşanır.
Anız yakmakla toprağı işlemek kolaylaşıyor fakat toprağın gücü kayboluyor. Çiftçilerimiz bunun farkında olmalıdır. Toprağa kazandırılmayarak yakılan her anız, çiftçilerimizin daha fazla gübre kullanmasına dolayısıyla maliyetinin artmasına sebep oluyor. Unutulmamalı ki; organik maddece zengin toprağın su tutma kapasitesi artar.
Kişi başı yıllık su tüketiminin bin 313 metreküp olduğu ve su stresi yaşayan ülkemizde organik madde kaybına yol açacak uygulamalardan kaçınılmalıdır.”
“Son 5 yıldaki orman yangınlarının yüzde 5,6’sı anızdan”
“Ülkemizde meydana gelen yangınların bazıları anız kaynaklıdır.Bu yangınlarda ormanlarımızın kıyısında olan buğday ve arpa tarlaları büyük riskler taşıyor. Son 5 yılda 13 bin 619 orman yangını çıktı. Söz konusu orman yangınlarının yüzde 5,6’sı yani 763’ü anız yangınları sebebiyle gerçekleşti. Geçtiğimiz yıl ülkemizde meydana gelen 2 bin 579 orman yangının yüzde 5,3’ü yani 137’si anız yangınıydı.
Milli servetlerimize sebebi ne olursa olsun kimsenin zarar vermeye hakkı yoktur. Dinimiz, canlıların yakılmasını öldürülmesini haram kılmıştır. Anız yangını nedeniyle binlerce canlının yok edilmesiyle sokakta bir hayvanın diri diri öldürülmesinin hiçbir farkı yoktur. Anız yangınlarını engellemek ve çiftçilerimizi bu konuda bilinçlendirmek amacıyla eğitim faaliyetlerinin yanı sıra Cuma Hutbelerinde anız yakmanın doğru olmadığı yönünde fetvalar verilmelidir.
Doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilir tarım için anız yakma gibi çağdışı uygulamalara son verilmeli, çiftçiye yeni öneriler sunulmalı, doğrudan ekim teknolojisi gibi var olan faydalı uygulamaların yaygınlaştırılması sağlanmalıdır.”

Milli Emlak’tan tarla satışı

Edirne’nin Süloğlu ilçesinde 32’si tarla olmak üzere 36 adet hazine arazisi 23-24 Temmuz 2024 tarihlerinde açık artırma ile satışa sunulacak.
Satışa sunulacak hazine arazilerinden tarla vasıflı olan 1’i Sülecik, 1’i Tatarlar ve 30’u Geçkinli, köy içi arsa vasıflı olan 4’ü Tatarlar Köyü’nde yer alıyor. Satış işlemi Süloğlu Kaymakamlığı Milli Emlak Şefliğinde teşekkül edecek komisyon huzurunda, Süloğlu Kaymakamlığı toplantı salonunda yapılacak. Süloğlu Kaymakamlığı Milli Emlak Şefliği’nden yapılan duyuruya göre, satışı yapılacak hazine arazilerinin yüzölçümleri ile satışa sunulacak tarih ve saatleri şöyle:
Geçkinli – Tarla – 12.160,45 m2 – 23.07.2022 – 15:00
Geçkinli Tarla – 41.464,95 m2 – 23.07.2024 – 15:45
Geçkinli Tarla – 12.896,82 m2 – 24.07.2024 – 10:00
Geçkinli – Tarla – 14.951,78 m2 – 24.07.2024 – 10:15
Geçkinli Tarla – 14.298,50 m2 – 24.07.2024 – 10:30
Geçkinli Tarla – 14.326,16 m2 – 24.07.2024 – 10:45
Tatarlar Arsa (Köyiçi) – 7.313,74 m2 – 24.07.2024 – 13:30
Tatarlar Arsa (Köyiçi) – 5.392,67m2 – 24.07.2024 – 13:45
Geçkinli Tarla – 4.252,77 m2 – 23.07.2024 – 10:00
Geçkinli Tarla – 2.879,55 m2 – 23.07.2024 – 10:15
Geçkinli Tarla -5.273,08m2 – 23.07.2024 – 10:30
Geçkinli Tarla 5.129,00m2 – 23.07.2024 – 10:45
Geçkinli – Tarla 4.705,91m2 – 23.07.2024 – 11:00
Geçkinli – Tarla – 2.870,89 m2 -23.07.2024 – 11:15
Geçkinli – Tarla – 3.818,97 m2 – 23.07.2024 – 11:30
Geçkinli – Tarla – 3.610,64 m2 – 23.07.2024 – 11:45
Geçkinli Tarla – 5.024,45 m2 – 23.07.2024 -13:45
Geçkinli – Tarla – 5.287,96 m2 – 23.07.2024 -14:00
Geçkinli Tarla – 4.175,50 m2. 23.07.2024 – 14:15
Geçkinli Tarla – 5.726,51 m2 -.2024 – 14:45
Geçkinli – Tarla – 12.160,45 m2 – 23.07.2024 – 15:00
Geçkinli Tarla – 6.678,45 m2 – 23.07.2024 – 15:15
Geçkinli – Tarla – 9.252,15 m2 – 23.07.2024 – 15:30
Geçkinli Tarla – 41.464,95 m2 – 23.07.2024 – 15:45
Geçkinli Tarla – 5.622,13 m2 – 23.07.2024 – 16:00
Geçkinli – Tarla – 12.896,82 m2 – 24.07.2024 – 10:00
Geçkinli – 14.951,78 m2 – 24.07.2024 – 10:15
Geçkinli- Tarla 14.298,50 m2 – 24.07.2024 – 10:30
Geçkinli Tarla – 14.326,16 m2 – 24.07.2024- 10:45
Geçkinli – Tarla – 10.920,07 m2 – 24.07.2024 -11:00
Geçkinli – Tarla – 8.775,62 m2 – 24.07.2024 – 11:15
Geçkinli – Tarla – 10.071,51 m2 – 24.07.2024 – 11:30
Sülecik Tarla – 7.328,12 m2 – 24.07.2024 – 11:45
Tatarlar Arsa (Köyiçi) – 7.313,74 m2 – 24.07.2024 – 13:30
Tatarlar Arsa (Köyiçi) – 5.392,67 m2 – 24.07.2024 – 13:45
Tatarlar – Tarla- 7.150,86 m2 – 24.07.2024 – 14:00

Çiğ süte ‘kuraklık’ darbesi!

IRAK’TA ORTAYA CIKMASININ ARDINDAN TURKIYE2NIN BAZI BOLGELERINDE DE GORULEN, SAT-2 SEROTIPI SAP HASTALIGIYLA MUCADELE ICIN TARIM VE ORMAN BAKANLIGI TARAFINDAN ASILAMA CALISMALARI, ULKE GENELINDE OLDUGU GIBI EDIRNE’DE DE BASLATILDI. KENT GENELINDE YAKLASIK 155 BIN BUYUKBAS HAYVANA ASI YAPILARAK HASTALIK BULASININ ONLENMESI HEDEFLENIYOR. (FOTO: ALI CAN ZERAY / EDIRNE, DHA)

Olgay GÜLER
Yurt genelinde devam eden aşırı sıcaklar, tarımda olduğu kadar hayvancılık sektörünü de etkiliyor.
Haziran ayı boyunca mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıkları, halen devam ederken, tarım sektörü kadar hayvancılık da kötü yönde etkilenmeye başladı. Özellikle süt üreticileri, meraların kurumasından dolayı hayvanlarını otlatamayınca, üretimde verim kaybı yaşanmaya başladı. Edirne Merkez İlçe ve Süloğlu Süt Üreticileri Birliği Başkanı Mustafa Suiçmez, süt üretiminde yüzde 15’in üzerinde verim kaybı yaşandığını söyledi.


‘BU YIL VERİM KAYBI DAHA FAZLA’
Sıcaklardan herkes gibi hayvanların da etkilendiğini anlatan Suiçmez, “Bu işin uzmanlarına göre; 2024 yılını bu zamana kadarki en sıcak yıl ilan edecekler, görünen o ki. Bu yıl, gerçekten de geçtiğimiz yıldan daha kurak ve daha sıcak ki beklenmeyen hava olaylarıyla da karşı karşıyayız. Bazı bölgelerimizde dolu da yağdı. Birden geliyor. Bu anlamda da üreticilerimizin zararları oldu. Sigor-tası olan var, olmayan var bunlar tespit ediliyor. Bizim daha önceki yıllarda dökülen sütlerden gözlemlediğimiz kadarıyla, yüzde 10-15 gibi verim kaybı oluyordu. Bu yıl daha fazla. Şu anda 37-38 derece sıcak var. Bu sıcaklık daha da artacak gibi duruyor. Hayvanlar nefes almakta zorlanıyor. Havalandırması olmayan işletmelerde veya açıkta olan yerlerde. Mera hayvancılığı yapılan yerlerde ayrı bir dert, bu sıcakta hayvan gelip giderken sıkıntı oluyor. Onlarda daha da yüksek verim kaybı var. Soğutma sistemleri olan düzgün işletmelerde verim kaybı biraz daha düşük ama hayvan daha fazla su tüketiyor, bu sıcakta hayvan yem yiyemiyor” dedi.
‘MERALARIMIZI BİLİNÇLİ KULLANMALIYIZ’
İklim değişikliği kaynaklı hava sıcaklığının birçok alanı kötü etkilediğini belirten Suiçmez; “Bu her yıl yaşadığımız bir olay ama bu yıl daha ciddi oranda sıkıntı var. Bu sıcaklar Allah’tan diyoruz ama bize düşen görevler de var. Birincisi; meralarımızı, ormanlarımızı, yeşilliklerimizi düzgün kullanmak, hoyratça kullanmamak. İçme sularımızı veyahut tarımda kullandığımız suları daha bilinçli kullanmamız gerekiyor. Her geçen yıl geriye bakıldığında iklimlerde gözle görülür bir değişiklik var. Hayvancılığın haricinde bazı bölgelerimizde, benim bölgem de dahil buğdaylarda geçtiğimiz yıllara oranla yüzde 60’a yakın verim kaybı oldu. Ayçiçeği de ona keza. Çiçek açamayan yerlerimiz var. Her gün muhtarlarımız buraya geliyor, onlardan aldığımız bilgiye göre ayçiçeklerinde çok ciddi bir verim kaybı, hatta biçilmeyecek tarlalar da var. Bu, iklim değişikliğinden kaynaklı olan hava sıcaklığından dolayı oluyor. Bütün canlıları etkiliyor” diye konuştu.
‘İÇME SUYUNU DAHA BİLİNÇLİ KULLANMALIYIZ’
Önceki yıllarda Ağustos ayının 15’ine kadar yeşilliğini koruyabilen meraların, şimdi Haziran ayının 15’inde yüzde 80’inin kuruduğunu dile getiren Suiçmez, “Yağış olmadığından dolayı meralar kuruyor, hayvanlarımız da bu meralardan faydalanamıyor. Faydalanamayınca işletmede kalıyor, hazırı yemeye çalışıyor, hazır yemi yerken sıcaklar bastırıyor ve verdiğin kadar verim alamıyorsun. Bu da doğal olarak üreticinin maliyetlerini yükseliyor. Asıl olan bizim tedbir almamız lazım. Tedbirle meralarımızı ormanlarımızı daha bilinçli kullanmak, özellikle akarsuyu ve kendimizle hayvanlarımızın kullandığı içme suyunu daha bilinçli kullanmalıyız. Vahşi sulamaya yönelik devlet de ciddi önlemler alıyor, bunlar iyi şeyler. Ama biz de vatandaş olarak, üreticiler olarak daha dikkatli olmalıyız” ifadelerini kullandı.
‘SU HAYVANIN ÖNÜNDEN EKSİK OLMAMALI’
Hayvanların mümkün mertebe güneşten kaçınarak, gölgede tutulması gerektiğinin altını çizen Suiçmez, “Küçük aile işletmeleri için bizim önerimiz, hayvanların bu sıcaklarda mümkün mertebe meraya gönderilmemesi yönünde. Mutlaka evinin önünde bir ağaç gölgesi vardır. Evin veya ahırın oralarına gölgelik alanlar oluşturulmalı. Mümkün mertebe hayvanların gölgede tutulması lazım. Sıcak havalarda hayvanların araziye gitmesi çok faydalı değil. Duran sulara dikkat etmeleri lazım. Meralarda küçük göller var, uzak durulması lazım. Akarı olmayan sular tehlikelidir. Çok ısınıyor; ısındığı zaman da yosun yapıyor, pislik yapıyor, su zehir oluyor. Hayvan da susadığında içmek zorunda kalıyor. Bundan dolayı çeşitli rahatsızlıklar da çıkabiliyor. Suya çok dikkat edecekler. Su mutlaka hayvanın önünden eksik olmamalı. Eğer imkan varsa, evinde sabit su veriyorsa, o suyu günde birkaç kez yenilemeleri lazım. En azından Ağustos ayının sonuna kadar bunlara dikkat edilmesi lazım” şeklinde konuştu.

Sendikalar asgari ücrete zam istedi

TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan ortak açıklama yaparak asgari ücrete ara zamı yapılmasını istedi.
TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay tarafından okunan açıklamada sendikalar şu isteklerini dile getirdi:
Hayat pahalılığı ve yüksek enflasyon, gelir dağılımında ve vergide adaletsizlik, işsizlik, güvencesiz ve kayıt dışı istihdam, iş kazaları ve meslek hastalıkları gibi kronik sorunlar başta işçiler olmak üzere toplumun tüm kesimlerinin yaşam şartlarını daha da ağırlaştırmaktadır. Ücretlerden vergilere, sendikal haklardan iş güvencesine, kıdem tazminatından iş sağlığı ve iş güvenliğine, toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinden sendikal örgütlenmenin önündeki engellere,
sosyal güvenlikten halen uygulanmakta olan ekonomi politikalarına kadar çalışanlar tam bir
çıkmaz içindedir.
Son yıllarda giderek büyüyen gelir ve servet eşitsizliği, toplumsal sorunlarımızın da temel
nedenini oluşturmaktadır. Mevcut ekonomik ortamda emekçilerin alım gücü her geçen gün
daha da zayıflamaktadır. Ücretleri enflasyonun sebebi gören yaklaşım kabul edilemez. Ücretli çalışanlar enflasyonun nedeni değil mağdurudur.
Üç İşçi Konfederasyonu olarak “insan onuruna yaraşır bir yaşam ve adil paylaşım” için
hükümetten taleplerimizi ve önerilerimizi bir kez daha yineliyoruz:
1-Vergide Adalet İstiyoruz
Ücretlerin vergilendirilmesinde mevcut tarife ve artan oranlar çalışanları mağdur etmektedir.
Ücretliler için düzenlenen gelir vergisi tarifesinin ilk dilimi 2024 yılı için 110 bin TL olarak
belirlenmiştir. 2002 yılında brüt asgari ücret 222-TL ve gelir vergisi tarifesinin ilk basamağı
3.800-TL iken; gelir vergisi tarifesinin ilk basamağı asgari ücretin 17 katıydı. Bu oran 2010
yılında 12 katına, günümüzde ise 5,5 katına kadar gerilemiştir. Geçmiş yıllarda yılın son
aylarına kadar ikinci vergi dilimine girmeyen birçok işçi, günümüzde Mart ayında ikinci vergi
dilimine girmekte, yılda bir buçuk aylık ücretini vergi olarak ödemektedir.
Vergi dilimleri başlangıcının düşük ve sonrasında tarife aralığının dar olması nedeniyle, bu
durum işçinin eline geçen net tutarın ve satın alma gücünün azalmasına, refahının düşmesine neden olmaktadır. Bu sistem adil değildir. Hayat pahalılığının dar ve sabit gelirli kesimleri daha da zorladığı bu şartlarda sürdürülebilir de değildir. Az kazanandan az çok kazanandan çok vergi alınmalıdır. Vergi sistemi, gelir adaleti dikkate alınarak yeniden düzenlenmeli, aile yükümlülükleri esas alınarak farklılaştırılmalıdır.
Gelir vergisi tarifesinin ilk basamağının, geçmiş yıllarda olduğu gibi, yıllık asgari ücret brüt
tutarı toplamının (fazla mesai, yol, yemek, yakacak yardımları gibi ek menfaatler de dikkate
alınarak) bir miktar üzerinde tespit edilmesi, diğer vergi tarifesi oranlarının da ilk dilim esas
alınarak çalışan lehine güncellenmesi gerekmektedir. Asgari ücret istisnası vergiden değil,
matrahtan indirim yöntemiyle uygulanmalıdır. Mevcut uygulamada asgari ücret vergi dışı
bırakılmasına rağmen ücretliler aleyhine sonuca yol açmıştır.
Vergi matrahı -eskiden olduğu gibi- ücretli çalışanların lehine farklılaşmalı asgari ücret sonrası ilk vergi basamağı için uygulanacak oran da yüzde 10 olmalıdır.
İşçiler hem kaynaktan kesilen doğrudan vergiler hem de harcamalar yoluyla dolaylı vergi
ödemeleri nedeniyle çifte vergilendirmeye tabi tutulmaktadır. Bu kapsamda, çalışanlar
üzerindeki doğrudan ve dolaylı vergiler azaltılmalıdır. Bu kapsamda, ailesiyle birlikte yaşamını sürdürmesi için yaptığı temel ve zorunlu harcamaları (eğitim, sağlık, kira, ulaşım vb.) ödenen gelir vergisinden istisna tutulmalıdır. Harcamalarında ağırlıklı yer kaplayan doğalgaz, elektrik, su, ulaşım ve iletişim hizmetleri tüketiminden alınan KDV yüzde 1’e düşürülmelidir. Temel tüketim mallarından alınan KDV sıfırlanmalıdır.
Öte yandan, işverenin sosyal güvenlik primi düşürülmüş ve buradan doğan milyarlarca liralık
gelir kaybı Hazine tarafından karşılanmaktadır. Ancak işçilerin sosyal güvenlik priminde bir
indirim yapılmamıştır. Sosyal devletin koruyucu vasfı öncelikle düşük gelirli olan ücretli
çalışanlar için olmalıdır. İşverenlere sağlanan sosyal güvenlik prim desteğinin benzeri bir
destek işçilere de verilmeli ve işçilerin sosyal güvenlik haklarında bir kayıp yaratmayacak
şekilde işçi SGK prim payının 5 puanı bütçeden karşılanmalıdır.
Böylece işçilerin milli gelirden hak ettikleri payı almaları sağlanmalıdır.
2-Enflasyonla Mücadele Ücretleri Düşük Tutarak Sağlanamaz.
TÜİK, Haziran ayı enflasyon oranını yüzde 1,64, altı aylık enflasyonu da yüzde 24,7 olarak
açıklamıştır. İşçi, memur ve emekli maaşları bu zam oranları dikkate alınarak artırılmaktadır.
Ancak bu kesimlerden önemli bir bölümü bu açıklanan oranları dahi alamamaktadır.
Kaldı ki; açıklanan enflasyon ile yaşanan enflasyon arasında büyük bir fark vardır. İşçinin elde
ettiği gelirle zorunlu temel ihtiyaçlarını karşılamasının mümkün olmadığı bu dönemde,
emekçilerin başta gıda olmak üzere temel harcama kalemlerindeki artış oranları ile TÜİK
enflasyon oranı arasında ciddi bir fark ortaya çıkmaktadır.
Açıklanan enflasyon rakamlarına göre söz konusu zam oranları henüz ücretlere ve maaşlara
yansımamışken elektrik fiyatına yüzde 38 zam yapılmıştır. Elektrik fiyatına yapılan zammı
akaryakıt zammı takip etmiştir. Akaryakıt fiyatlarında yaşanan artışın akabinde hammadde ve nakliye maliyetlerinde yaşanacak artışa bağlı olarak birçok temel tüketim maddesi fiyatlarının da artması beklenmektedir.
Dar ve sabit gelirli henüz zamlı maaşını alamadan, yaşamını sürdürmek için yapması zorunlu
olan tüm harcama kalemlerine zam gelmektedir. Diğer bir ifadeyle, dar ve sabit gelirlinin
alacağı zam daha cebine girmeden satın alma gücünü yitirmiş olmaktadır.
Bu nedenle, ücretleri enflasyonunun temel nedeni olarak gören yaklaşım terk edilmeli, bilimin ışığında enflasyonla mücadele edilerek fiyat artışlarının önüne geçilmesi sağlanmalıdır. Çalışan kesimin yoksullaşması pahasına bir ekonomi politikası sürdürülmemelidir.
3-Asgari Ücret Acilen Artırılmalıdır
Ülkemizde kayıtlı çalışanların yarısına yakını asgari ücret seviyesinde gelir elde etmektedir.
Asgari ücrete yapılacak artış diğer bütün ücret seviyelerine yapılacak zam oranlarını da
etkilediğinden bütün işçileri doğrudan ilgilendirmektedir. İstisnai olması gereken asgari ücret
artık ortalama ücret haline gelmiştir.
Enflasyonu yükselteceği iddia edilerek asgari ücrete zam yapılmamasını işçilerin kabul etmesi mümkün değildir.
Ülkedeki yüksek enflasyonun sebebi dar ve sabit gelirli işçiler değildir. Yüksek enflasyonun
sebebi, hızla artan döviz kuru, dışa bağımlı üretim gibi nedenler başta olmak üzere sermayenin bitmek bilmeyen kâr hırsıdır. Enflasyonun yükselmesinde hiçbir sorumluluğu olmayan işçilerin enflasyonu düşürmek için fedakârlık etmesi beklenmemelidir. İşçiler enflasyonun nedeni değil, mağdurudur.
Açlık sınırı altında kalan asgari ücrete Temmuz ayından geçerli olmak üzere zam yapılması
gerekmektedir.
4-Kamuda Ücret Dengesizliği Sona Erdirilmelidir
Nitelikli ve kıdemli işçiler asgari ücretin çok az üzerinde ücret alır hale gelmiştir. Özellikle
kamuda ücret farklılığı had safhadadır. Bu kapsamda oluşan ücret dengesizliği sona
erdirilmelidir.
5-En Düşük Emekli Aylığı Asgari Ücret Tutarında Olmalıdır
Ülkemizde hem emekli olabilmek hem de emekli olarak insanca bir yaşam sürmek giderek
zorlaşmaktadır. Milyonlarca emekli ve hak sahibi asgari ücretin çok altında aylık ve gelir elde
etmektedir.
Geçmiş yıllarda sosyal güvenlik mevzuatında yapılan değişikliklerle yaşlılık aylığının
hesaplanmasına ilişkin hükümler yeniden düzenlenmiştir. Yaşlılık aylığı bağlama oranları
düşürülmüş ve güncelleme katsayısı azaltılmıştır. En düşük emekli aylığının hazine desteği ile
10 bin lira olması bu durumun vahametini göstermektedir.
En düşük emekli aylığının asgari ücret seviyesinde olması gerekmektedir. Emekli aylıkları
arasındaki dengesizliğin giderilmesi için intibak düzenlemesi yapılmalı, aylık bağlama oranları
eski düzeyine çekilmeli, emekli aylıkları hesaplanırken ve arıtılırken büyümenin tümü hesaba
katılmalıdır.
6-Sendikal Örgütlenmenin Önündeki Engeller Kaldırılmalıdır
Sendikal hakların kullanımının önündeki engeller varlığını sürdürmektedir. Mevzuatımızda yer alan düzenlemelere rağmen sendika üyeliğinden dolayı işçilerin kitlesel olarak işten
çıkarılmasının önüne geçilememektedir. Toplu iş sözleşmesi sürecinin etkin işlememesi, yetki davaların uzun sürmesi, işverenlerinin yetki itirazlarının yetki tespitinde bekletici sebep
sayılması nedeniyle işçilerin toplu iş sözleşmesine kavuşmaları gecikmekte; hatta bazı
durumlarda mümkün olmamaktadır. Grev hakkı özgürce kullanılamamaktadır.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) normlarına uygun bir çalışma mevzuatına ihtiyaç her geçen
gün artmaktadır. Bu konuda sosyal tarafların beklentilerini karşılayacak bir düzenleme hayati
önemdedir.
Ülkemiz çalışma hayatının en önemli sorunlarının başında sendikalaşma oranlarının düşük
seviyelerde olması gelmektedir. Sendikal örgütlenmenin önünde yasal ve idari engellemeler
bulunmaktadır. Son yayımlanan istatistiklere göre yaklaşık 17 milyon sigortalı işçinin sadece
yüzde 15’i sendikalıdır. Ayrıca toplu sözleşmeden yararlanma oranı da giderek düşmekte ve
kayıtlı işçilerin yalnızca yüzde 10’u toplu iş sözleşmesinden yararlanmaktadır. Özel sektörde
bu oran yüzde 5’lere kadar gerilemektedir. Emekçilerin haklarının güçlendirilmesi için
sendikalaşma önündeki engellerin kaldırılmasını talep ediyoruz.
Kayıtdışı istihdamla mücadele etmenin en etkin yolu sendikal örgütlenmenin artırılmasıdır.
Çalışanların sendikal haklarını işten atılma ve mobbing endişesinden uzak bir şekilde özgürce
kullanabilecekleri hukuki düzenlemelerin yapılması zorunludur. Güçlü bir iş güvencesi sistemi ülkemizde sendikalaşma oranını artıracak ve sendikal hakların kullanılmasını
kolaylaştıracaktır. Neticesi tazminata bağlı olan iş güvencesi yerine, iş ilişkisini ayakta tutmayı önceleyen mutlak bir iş güvencesi talebimizi yineliyoruz.
Sendikal nedenler ve farklı gerekçelerle işten çıkarmalar ve baskılar son bulmalıdır.
7- 696 Sayılı KHK kapsamı dışında bırakılan Kamu Taşeron İşçileri Daimi Kadroya
Geçirilsin
696 sayılı KHK’nın kapsam dışında tuttuğu işçiler ile 696 sayılı KHK’nın yürürlüğe girmesinin
ardından taşeron firmalarda istihdam edilmeye başlamış olan işçilerin de sürekli işçi kadrosuna geçirilmesi ve bu yolla kamuda taşeron uygulamasına tamamıyla son verilmesi, yerel yönetimlerde işçilerin de hiçbir ayrım olmadan kamu işçisi statüsüne geçirilmesi için gerekli mevzuat değişikliklerinin gerçekleştirilmesini talep ediyoruz.
8-Tasarruf Tedbirleri Gerekçesiyle Çalışanların Hakları Aşındırılmasın
Kamu kaynaklarının israf edilmemesi, hukuksuz, usulsüz ve kamu yararına olmayan harcamaların sona erdirilmesi doğru olsa da tasarruf adı altında işçinin emeğinin karşılığı olarak hak ettiği ücreti ve sosyal hakları yönünden bir sınırlandırmaya gidilmesi kabul edilemez.
9- İş Kazaları ve Meslek Hastalıkları
İnsan onuruna yakışır iş için, çalışma ortam ve koşullarını iyileştiren, ölümlü iş kazalarını ve
meslek hastalıklarını azaltan ve süreç içinde ortadan kaldırmayı hedefleyen bir yaklaşım esas
alınmalıdır. Bunun için kamusal bir işçi sağlığı ve iş güvenliği alanı yaratmak için bütünlüklü
bir sistem gerekmektedir.
10-Çalışma Hayatında Ayrımcılık Son Bulmalıdır
ILO’nun 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi ülkemiz tarafından da onaylanmalı ve etkin bir
biçimde uygulanmalıdır.
İşçi sınıfının önündeki bu engellere ve işçilerin yaşadığı bu sorunlara karşı üç işçi
konfederasyonu olarak bizlerin ortak tutum alması ve geçmişte olduğu gibi birlikte hareket
etmesi hem bir sorumluluk hem de üyelerimize karşı bir görevdir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Yeni mahsul süpürge teli Borsa’da

2024 hasat sezonunun ilk ürünü olan yeni mahsul Süpürge Teli satışa arz edilmek üzere Edirne Ticaret Borsası’na (ETB) getirildi.

Borsa üyelerinin katılımlarıyla gerçekleştirilen salon satışı neticesinde, Uzunköprü’den Umut Orkun Ercan’a ait 125 kg süpürge teli, ETB üyesi Sedat Serinyayla tarafından 77,85 TL/Kg fiyat üzerinden satın alındı.

ETB Meclis Başkanı Ferudun Çatalçekiç, üretici Umut Orkun Ercan’ı kutlayarak günün anısına plaket ile 100 litre mazot hediye etti.

Yeni hasat sezonunun tüm Üyelerimize ve Üreticilerimize hayırlı ve bereketli olmasını diliyoruz.

Buğday veriminde yüzde 8-10 düşüş

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, hububatın suya en çok ihtiyaç duyduğu dönemlerdeki Mart-Nisan ve Mayıs aylarında düzensiz yağışlar tarımsal üretim üzerinde tehdit oluşturduğuna dikkat çekerek, yağışların normaline göre yüzde 19 azaldığı Marmara Bölgesi’nde çiftçilerin verimde umduğunu bulamadığını söyledi.
Bayraktar, buğday ile arpada rekolte tahminini ve çiftçilerin destek beklentisini yaptığı basın açıklamasıyla değerlendirdi.
“2023-2024 üretim sezonunda özellikle bahar aylarında yağışların düzensiz ve geç gelmesi, akabinde sıcaklıkların aniden yükselmesi bazı bölgelerde bitkide dane oluşumunu olumsuz etkiledi. Ani sıcaklık değişimleri bitkiyi strese soktu” diyen Bayraktar açıklamasını şöyle sürdürdü;
“Sıcaklık değişikliklerine uyumlu bitki çeşitlerinin geliştirilmesiyle sıcaklık stresinin etkisi ve verimdeki düşmeler önlenebilir. Sıcaklıklardaki aşırı yükselişler bitkinin suya olan ihtiyacını artırdığı için sulamaya olan talepte dolaylı olarak artıyor. Bu da üretim maliyetini önemli ölçüde artırıyor. “
“Düzensiz yağışlar tarımsal üretim üzerinde tehdit oluşturuyor”
“Nisan ayı yağışları normaline göre Karadeniz Bölgesi’nde yüzde70, Akdeniz Bölgesi’nde yüzde 57, Ege Bölgesi’nde yüzde 54, İç Anadolu Bölgesi’nde yüzde53, Doğu Anadolu Bölgesi’nde yüzde 46, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yüzde30 ve Marmara Bölgesi’nde yüzde 24 oranında azaldı.
Mayıs ayında ise ülke genelinde normaline göre yüzde 33 ve geçen yıl Mayıs ayı yağışlarına göre yüzde 5 artış meydana geldi. Mayıs ayında normaline göre Karadeniz ve Akdeniz Bölgesi’nde yüzde 48, İç Anadolu Bölgesi’nde yüzde 49, Doğu Anadolu Bölgesi’ndeyüzde 44, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yüzde 25 artış gerçekleşti. Marmara Bölgesi’nde ise yağışlar normaline göre yüzde 19, Ege bölgesinde yüzde 30 oranında azaldı.
Hububatın suya en çok ihtiyaç duyduğu dönemlerdeki Mart-Nisan ve Mayıs aylarında düzensiz yağışlar tarımsal üretim üzerinde tehdit oluşturuyor.”
“Arpada yüzde 15, buğdayda yüzde 8-10 azalma bekliyoruz”
“İklimsel nedenlerle hasat bu yıl erken başladı ve ülke genelinde hasadın neredeyse yarısı tamamlandı. Başta Adana olmak üzere Çukurova’da hasat tamamlandı. Çukurova’da verimde geçen yıla göre artış görülüyor.Ancak hasadın bazı illerde devam edip bazı illerde sona yaklaştığı ve buğday ekilişinin yüzde 11’ini oluşturan Marmara Bölgesi ile hasadın hızla devam ettiği buğday ekilişinin yüzde 37’sini oluşturan İç Anadolu Bölgesi’nde çiftçilerimiz verimde de umduğunu bulamadı.
İlkbaharda oluşan olumsuz iklim şartları nedeniyle özellikle arpa rekoltesinde geçtiğimiz yıla göre önemli oranda düşüş bekliyoruz.
Ziraat Odalarımızdan aldığımız bilgiler doğrultusunda hasadı devam eden arpada rekoltenin geçen yıla yaklaşık oranla yüzde 15 azalarak 9,2 milyon tondan 7,8 milyon tona, buğday rekoltesinin ise yüzde 8-10 seviyesinde azalarak 22 milyon tondan yaklaşık 20 milyon tona düşeceğini tahmin ediyoruz.”
“Serbest piyasada fiyatlar, müdahale alım fiyatının altında gerçekleşiyor”
“Açıklanan müdahale alım fiyatında olduğu gibibazı bölgelerde verimde de umduğunu bulamayan çiftçilerimiz bir sonraki sezona hazırlık yapmak için tedirgindir. Serbest piyasada arpa fiyatları müdahale alım fiyatı açıklanmadan önceki fiyatlara göre yüzde 7,7, buğday fiyatları ise yüzde 6 oranında geriledi.
Geçtiğimiz hafta arpa fiyatları ortalama ton başına 7.070 lira, ekmeklik buğday fiyatları ton başına 9.008 lira, makarnalık buğday fiyatları ise ton başına 9.607 lira seviyelerine kadar düştü. Ekmeklik buğday fiyatlarında müdahale alım fiyatı açıklandıktan sonraki dönemlerde borsalarda yüzde5 ile yüzde 13,4 oranlarında, arpada ise yüzde 10,7 ile yüzde 14,8 oranlarında düşüş oldu.
Buğday fiyatlarındaki gerilemede her ne kadar arz artışı ve kalite düşüklüğünün etkisi olsa da ürününü borsada satma imkânı olmayan ve borcundan ötürü bir an önce satmak isteyen özellikle küçük aile işletmesine sahip üreticilerimiz ürününü müdahale alım fiyatının oldukça altında tüccara satmak zorunda kalıyor.
Bu olumsuz tablonun ortadan kaldırılması ve rekoltenin düşeceği göz önünde bulundurularak acilen açıklanan müdahale alım fiyatlarının revize edilerek, buğday için ton başına 1.750 lira, arpa için ton başına 750 lira fark ödemesi desteğinin artırılması gerekiyor.
Türk çiftçisi her türlü olumsuzluğa rağmen fedakâr bir şekilde üretime devam etse de onlara verilecek en büyük destek doğru hazırlanmış, ülke ve çiftçi menfaatleri doğrultusunda saha gerçekleriyle örtüşen uzun vadeli tarım politikalarıdır.”

Mevcut Durum Analizi ile Şirket Performansınızı Nasıl İyileştirir?

Mevcut durum analizi, bir işletmenin mevcut işleyişini, performansını ve organizasyonel yapısını kapsamlı bir şekilde değerlendirerek iyileştirme alanlarını belirleme sürecidir. Bu analiz, iş süreçlerinin etkinliğini artırmak ve rekabet avantajı sağlamak için kritik öneme sahiptir. Şirketler, mevcut durum analizini kullanarak operasyonel verimliliklerini artırabilir, maliyetleri düşürebilir ve müşteri memnuniyetini artırabilir.

Mevcut durum analizi, işletmelerin operasyonel sağlamlığını artırmak ve uzun vadeli başarılarını desteklemek için kritik bir araçtır. İş süreçlerinin ve organizasyonel yapının detaylı bir şekilde değerlendirilmesi, işletmenin güçlü ve zayıf yönlerini net bir şekilde ortaya koymasını sağlar.

Bu analiz sonuçları, işletmelerin stratejik kararlar alırken daha bilinçli ve veri odaklı bir yaklaşım benimsemelerine olanak tanır. Operasyonel verimliliğin artırılması, maliyetlerin düşürülmesi ve müşteri memnuniyetinin sağlanması açısından mevcut durum analizi, işletmelere önemli avantajlar sunmaktadır.

Orginsight ile Mevcut Durum Analizi

Orginsight, mevcut durum analizinde uzmanlaşmış bir firmadır ve işletmelerin performanslarını iyileştirmelerine yardımcı olur. Bu analizler, işletmelerin mevcut işleyişlerini ve performanslarını detaylı bir şekilde değerlendiren kapsamlı süreçlerdir.

Analiz hizmetleri, veri odaklı yaklaşımlar ve sektörel uzmanlıklarla desteklenir. Bu sayede işletmeler, güçlü ve zayıf yönlerini net bir şekilde görerek stratejik planlar geliştirebilirler.

Orginsight, mevcut durum analizlerinde veri odaklı yaklaşımlar kullanarak, işletmelerin performansını nesnel ve ölçülebilir verilerle değerlendirir. Bu süreç, işletmenin finansal performansı, operasyonel verimlilik, müşteri memnuniyeti ve çalışan performansı gibi çeşitli alanları kapsar.

Verilerin analizi, işletmenin mevcut durumu hakkında derinlemesine bir anlayış sağlar ve stratejik kararların daha bilinçli ve güvenilir bir şekilde alınmasına yardımcı olur. Örneğin, satış verileri analiz edilerek, hangi ürünlerin veya hizmetlerin daha başarılı olduğu belirlenebilir ve pazarlama stratejileri bu doğrultuda güncellenebilir.

Analiz Sürecinin Aşamaları

Mevcut durum analizi süreci genellikle birkaç adımdan oluşur:

  1. Veri Toplama: İşletmenin tüm iş süreçleri hakkında veri toplanır. Bu, finansal raporlar, performans göstergeleri ve çalışan geri bildirimlerini içerir.
  2. Veri Analizi: Toplanan veriler detaylı bir şekilde analiz edilerek iş süreçlerindeki aksaklıklar ve iyileştirme alanları belirlenir.
  3. Raporlama ve Tavsiyeler: Analiz sonuçları raporlanır ve iyileştirme önerileri sunulur. Bu rapor, yönetim kadrosuna stratejik kararlar almada rehberlik eder.
  4. Uygulama ve İzleme: Tavsiyeler uygulamaya konur ve bu süreç sürekli olarak izlenir ve gerektiğinde ayarlamalar yapılır.

Mevcut Durum Analizinin Faydaları

Mevcut durum analizi birçok fayda sağlar. İlk olarak, iş süreçlerinin etkinliğini artırarak maliyetleri düşürür. Ayrıca, müşteri memnuniyetini artırabilir ve çalışanların verimliliğini artırarak genel iş performansını iyileştirebilir. Bu analiz, şirketlerin uzun vadeli stratejik hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olur ve rekabet avantajı sağlar.

Mevcut durum analizi ile işletmenizin performansını zirveye taşıyabilirsiniz. Bu süreç, iş süreçlerinizi optimize etmenize, maliyetleri düşürmenize ve müşteri memnuniyetini artırmanıza yardımcı olur. Orginsight’ın uzmanlığından faydalanarak, işletmenizin güçlü ve zayıf yönlerini belirleyebilir ve stratejik planlarınızı daha etkili bir şekilde hayata geçirebilirsiniz. Detaylı bilgi için https://orginsight.co/hizmetler/mevcut-durum-analizisayfasını ziyaret edebilirsiniz.