Kategori arşivi: Ekonomi

Belediye’den satılık – kiralık taşınmaz

Edirne Belediyesi’ne ait 5 mahallede bulunan 4 büfe, 2 büfe ve kafeterya ve 1 Büfe ve Çay Bahçesi 5 Eylül 2024 Perşembe günü Açık Teklif (Artırma) Usulü ile kiraya verilirken, Kocasinan Mahallesi’nde 3, Barutluk Mahallesi’nde 2 olmak üzere 5 arsa da 10 Eylül 2024 Salı günü Açık Teklif (Artırma) Usulü ile satılacak.
SATILIK ARSALAR
En büyüğü 3 bin 218 metrekare, en küçüğü 884 metrekare olan 5 arsanın toplam tahmini satış fiyatı 89 milyon lirayı bulan arsaların satışı saat 14.15’te başlayacak. 15’er dakika ara ile gerçekleşecek satışlar saat 15.15’te sona erecek.
Edirne Belediyesi’nde satışı gerçekleştirilecek 5 arsaya ilişkin özet bilgiler şöyle:
KOCASİNAN MAHALLESİ
1-3218,00 m² – Ençok 6 Kat Ticaret Turizm Konut Alanı Tahmini satış fiyatı: 40 milyon TL – Geçici teminatı: 1 milyon 200 bin TL – Saat: 14.15
2-1.655,95 m² – Ençok 6 Kat T1 Ticaret Alanı – Tahmini satış fiyatı: 18 milyon 500 bin TL – Geçici teminatı: 555 bin TL – Saat: 14:30
3-884,00 m² – Ençok 6 Kat Ticaret Turizm Alanı – Tahmini satış fiyatı: 12.500.000,00 TL – Geçici teminatı: 375.000,00 TL – Saat: 14:45
BARUTLUK MAHALLESİ
1-1335,71 m² – Ençok 3 Kat T1 Ticaret Alanı – Tahmini satış fiyatı: 9 milyon 500 bin TL – Geçici teminatı: 285 bin TL – Saat: 15:00
2-1699,37 m² – Ençok 5 Kat Özel Eğitim Alanı – Tahmini satış fiyatı: 8 milyon 500 bin TL – Geçici teminatı: 255 bin TL – Saat: 15:15
KİRALIK İŞYERLERİ
Edirne Belediyesi’nce 5 mahallede bulunan 4 büfe, 2 büfe ve kafeterya ve 1 Büfe ve Çay Bahçesi de 5 Eylül 2024 Perşembe günü Açık Teklif (Artırma) Usulü ile kiraya verilecek.
Edirne Belediyesi’nde kiralanacak taşınmazlara ilişkin özet bilgiler şöyle:
1-Talatpaşa Mahallesi Kırmızı Gül Caddesi No:54/1 – 43,15 m² – Büfe – Tahmini Aylık Kira Bedeli (KDV hariç) 10 bin TL. Geçici Teminat: 36 bin – Saat: 10.10
2-Sabuni Mahallesi Atatürk Bulvarı No:337 – 10,00 m² – Tahmini Aylık Kira Bedeli (KDV hariç) 17 bin 500 TL – Geçici Teminat: 63 bin TL. -.Saat: 10.30
3-Sabuni Mahallesi Saraçlar Caddesi No:13 – 15,00 m² – Büfe -Tahmini Aylık Kira Bedeli (KDV hariç) 25bin TL. – Geçici Teminat: 90 bin TL – Saat: 10.50
4-Sabuni Mahallesi Atatürk Bulvarı No:301 – 30,93 m² – Büfe – Tahmini Aylık Kira Bedeli (KDV hariç) 5 bin TL -Geçici Teminat: 18 bin TL – Saat: 11.10
5-Atatürk Mahallesi Zübeyde Hanım Caddesi No:1/4 – 137,50 m² – Büfe ve Kafeterya – Tahmini Aylık Kira Bedeli (KDV hariç) 17 bin TL -/ Geçici Teminat: 61 bin 200 TL. – Saat: 11.30
6-Yancıkçışahin Mahallesi Talatpaşa Caddesi No:1 – 70,13 m² – Büfe ve Kafeterya – Tahmini Aylık Kira Bedeli (KDV hariç )10 bin TL – Geçici Teminat: 36 bin TL – Saat: 11.50
7-Abdurrahman Mahallesi Eski İstanbul Caddesi No:121 – 1.092,01 m² – Büfe ve Çay Bahçesi – Tahmini Aylık Kira Bedeli (KDV hariç) 7 bin 500 TL Geçici Teminat: 27 bin TL – Saat: 12.10

‘Enflasyon Muhasebesi Uygulaması durdurulmalı’

Saadet Partisi Edirne İl Başkanı ve Genel İdare Kurulu Üyesi Av. Sinan Tekin, enflasyon muhasebesi uygulamasında ısrar edilmesi halinde ortada ne vergi ödeyecek esnaf ne de defter tutacak bir Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bulunamayacağını söyledi.
Saadet Partisi İl Başkanı Av. Tekin, “Bu Açıklama Bir ‘İmdat’ Çağrısıdır” başlığı altındaki açıklamasında,“Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek son dönemde ‘yeni vergi konulmayacak’ ifadesini defalarca beyan etmesine rağmen Kara Deliğe dönüşen bütçe açıklarını kapatmak için KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergileri arttırmış, Ek Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) uygulaması getirmiş ve Vergi Cezalarıyla iş dünyası ve esnafımızın nefes alması zorlaştırılmıştır. Bunlar yetmezmiş gibi uygulamaya konulan yeni vergi uygulamalarından biri de Enflasyon Muhasebesi Uygulamasıdır. İlgili meslek birliklerinin ve Saadet Partimizin itirazları neticesinde yapılan son düzenlemeyle 1,5 milyon mükellef bu akıl dışı uygulamanın kapsamı dışına çıkarılmıştır. Ancak yine de tebliğde eksikler söz konusudur, sorunların büyük kısmı sadece ertelenmiştir ve tepeden inmeci yaklaşım kendisini göstermeye devam etmektedir” dedi.
Büyük İslam Düşünürü İbn-i Haldun’un vergilemede hasılatı arttırmanın yolunun vergi oranlarını düşürmek ve vergi sistemini basitleştirmek olduğunu, yüksek vergi oranlarında ve yanlış vergi uygulamalarında ısrarın belli bir düzeyden sonra vergi hasılatını arttırmayacağını, hatta daha da azaltacağını çağlar öncesinden haber verdiğine işaret eden Tekin; “Modern maliye teorileri de İbn-i Haldun’u destekleyerek vergilerin basit, anlaşılır, yaygın ve sürdürülebilir olmasının vergi hasılatını arttıracağını vurgulamaktadır.Bu açıdan enflasyon muhasebesi uygulamasının akla, mantığa ve bilime uygun hiçbir yanı yoktur, yangına körükle gitmekten başka bir şey değildir. Bu yanlıştan acil olarak dönülmesi gerekmektedir” ifadesini kullandı.
Tekin açıklamasına devamla çözüm önerilerini şu şekilde sıraladı:
“1.Akla, mantığa, vicdana ve bilime uymayan ve yapısal sorunları tetikleyecek olan yürürlükteki Enflasyon Muhasebesi Uygulaması durdurulmalıdır.
2.Enflasyon muhasebesi matraha etki etmemeli ve vergi oluşmamalıdır.
3.İsraf ve yolsuzlukla etkin mücadele edilmeli ve bütçe açıklarının temel nedeni olan verimsiz kamu harcamaları dizginlenmelidir.
4.Enflasyonla üretim seferberliği ilan edilerek mücadele edilmeli ve piyasaların aksaklıkları giderilmelidir.
5.Maliye politikalarında “yaptım oldu” anlayışı terk edilmeli, öngörülebilirlik sağlanmalıdır.
6.Vergide adalet öncelenmeli, gelir dağılımında adaleti bozacak uygulamalardan kaçınılmalıdır.
7.Enflasyonla etkin mücadele için vergi yükü azaltılmalı, maliyet enflasyonuna etki eden doğrudan ve dolaylı vergiler ile sosyal güvenlik oranları en aza indirilmelidir.
8.Vergi mevzuatı sadeleştirilmeli, istisna ve muafiyetler kurala bağlanmalıdır.
9.Kanun, tebliğ, sirküler, uygulama kılavuzu, web sayfasından duyuru metinleri ile vergi mevzuatının yönlendirilmesine son verilmelidir.
10.Ceza! Ceza! Ceza! sloganıyla çıkılan yaygın denetimler yerine mali açıdan etkinlik odaklı ve yönlendirici denetimlere ağırlık verilmelidir.
11.Enflasyonun ortaya çıkardığı sorunlara yönelik adımlar planlanırken Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odaları, Ticaret Odaları, İş İnsanları gibi paydaşların katılımı sağlanmalıdır.
12.Yapılacak değişiklikler hakkında kamuoyu ve meslek camiası muhatap alınmalı, “bürokratik yaklaşım” ve “ben yaptım oldu” dayatmasından vazgeçilmelidir.
13.Gelir İdaresi Başkanlığı sistemleri acilen revize edilmeli ve altyapıları güçlendirilmelidir. E-fatura, e-arşiv fatura, 5000-30000TL gibi portallar birleşti-rilerek süreç akışları aynı portal üzerinden yapılabilmelidir.
14.Geçici vergi beyanname-sinde bilanço eklenmesi talebinden vazgeçilmeli, bilanço düzenlemesi yılda bir defa olacak şekilde yıl sonunda yapılmalıdır.
15.Kağıt üstünde var olan ama uygulamada meslek mensupları için anlamı olmayan mali tatil, gerçek bir tatil olarak uygulan-malıdır.”

‘Ayağınıza sıkmayın!’

Olgay GÜLER
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye ayçiçeği üretiminde ilk sırada yer alan, bu yıl kuraklıktan en çok etkilenen bölgeler arasında bulunan Edirne’de ayçiçek hasadında, hükümete ‘kuraklık desteği’ çağrısında bulundu.
TZOB Başkanı Bayraktar, Edirne Ziraat Odası’nın merkeze bağlı Büyükdöllük Köyü’nde gerçekleştirdiği ayçiçek hasat törenine katıldı. Törene, Edirne merkez ve ilçelerine bağlı köylerden çok sayıda üretici traktörleriyle katıldı. Törende konuşan Bayraktar, Edirne’de yaşanan kuraklığa dikkat çekip hükümete ‘kuraklık desteği’ çağrısında bulundu.


‘ÜRETİCİ MAĞDUR OLACAK’
Birlik Başkanı Bayraktar, geride kalan üretim sezonunda çiftçinin bir taraftan doğal afetler, diğer taraftan ise artan girdi maliyeti yüküyle boğuştuğunu söyledi. Trakya Birliğin açıkladığı ayçiçek alım fiyatının çiftçinin emeğinin karşılığı olmadığını belirten Bayraktar, “Trakya Birlik ayçiçeği alım fiyatını açıkladı. Yüzde 44 yağ için 20 lira fiyat açıklandı. Ancak bu rakam üreticimizin, yeterli gelir sağlayacağı, emeklerinin karşılığı olacak bir seviye değildir. Açıklanan fiyat, üzülerek ifade ediyorum maliyet seviyesinde kalmıştır. Yağ oranı düşük olduğu için üreticilerimiz 20 liranın altında bir fiyatla ürünlerini satmak zorunda kalacaklar ve mağdur olacaklardır. Üreticilerimiz, yüksek girdi fiyatlarıyla üretimlerini devam ettirmek istiyor. Buna rağmen üreticilerimiz, ektiği ürünlerde yeterli geliri elde edemiyor. Ürün tarlasında kalıyor. Ürünlerini elden çıkarmak zorunda olduğu için yok pahasına satıyor, hatta bazı ürünlerde ürününü hiç hasat dahi edemiyor” dedi.


‘VERİM KAYBININ TELAFİSİ İÇİN KURAKLIK DESTEĞİ ÖNEMLİ’
Trakya’da 2 yıldır kuraklık etkili olduğuna dikkat çeken Bayraktar, “Yaz aylarında sıcaklıklar mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşti. Haziran ayı son 53 yılın en sıcak Haziran ayı oldu. Bu yıl artan aşırı sıcaklıklar, çoğu üründe olduğu gibi ayçiçeğinde de üründe azalmaya sebep oldu. Bu nedenle çiftçilerimiz ayçiçeğinde beklediği verimi alamıyor. Hatta bazı verimi düşük arazilerde üreticilerimiz ürün ekmeyip tarlasını nadasa bıraktı. Edirne ilinin Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre ortalama ayçiçeği verimi 200 kilogramdır ancak bu sene üreticiler dekara ortalama 100-150 kilogram alabilmektedir. 10 kilo alan da var, 50 kilo alan da var, hiç alamayan da var. Verimde yüzde 25-50 oranında azalma olduğunu görüyoruz. Verim düşük olduğu için üreticinin ürününden sağlayacağı geliri de düşük olacak. Bölgede gelir kaybının telafisi için kuraklık desteği verilmesi son derece önemlidir. Kuraklık desteğini hükümetimizden bekliyoruz” diye konuştu.


‘PRİM DESTEĞİ DÜŞÜK KALACAK’
Geçtiğimiz günlerde açıklanan prim destek fiyatlarının da, verim kaybı göz önüne alındığında düşük kalacağının altını çizen Bayraktar, “Geçtiğimiz günlerde 2024 yılı destekleri açıklandı. Yağlık ayçiçeği için prim destek miktarı arttırıldı. Bu önemli adım ton başına bölge için 1500 lira olan prim desteği 2500 liraya yükseltildi ancak kuraklık nedeniyle verimdeki kayıp dikkate alındığında alınacak prim destek miktarı düşük kalacaktır. Bu noktada gelir kaybının önlenmesi ve üretimin devam etmesi için kuraklık desteği verilmesi gerekiyor. Fiyatlar açıklanırken, Trakya Birlik, Karadeniz Birlik, Çuko Birlik, Konya Şeker Fabrikaları, üreticilerin maliyetlerini göz önünde bulundurmalıdır. Trakya Birliğin açıkladığı avans fiyatını yukarı çekmesini, üreticiye daha fazla sahip çıkmalarını bekliyoruz. Bunu beklemek de çiftçimizin hakkıdır” şeklinde konuştu.


‘SON PİŞMANLIK FAYDA ETMEZ, ÜRETİCİNİN KIYMETİNİ BİLELİM’
Ayçiçeği üretiminde halen dışa bağımlılığın devam ettiğine dikkat çeken Bayraktar, “Ayçiçeğinde uygulanan vergi oranları yerli üretimi korumalıdır. Düşük vergi ile ithalat yapılmasına izin verilmemelidir. Ülke içi üretimin korunması ve arttırılması için ayçiçeği ürünlerinde gümrük vergi oranları yıl boyunca yüksek tutulmalıdır. Ayçiçeğinde dışa bağımlılığımızı azaltmak için üretimi arttırmaktan başka çaremiz yoktur. Ülkemizde ayçiçeği üretimini arttırmak ve halkın temel tüketim maddesinde ithalata bağlılığı azaltmak için çiftçilerimiz üretmek istemektedir. Yeter ki çiftçilerimiz ürettiği ayçiçeğinde yeterli geliri elde edebilsin. Üreticilerimize yeterli fiyat ve kuraklık desteği verilmezse, üreticilerimiz ayçiçeği üretiminden uzaklaşacaktır. Üretimden uzaklaşan üreticilerimizi bir daha üretime döndüremeyiz. Son pişmanlık fayda etmez, üreticilerimizin kıymetini bilelim” ifadelerini kullandı.


‘ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE SÜT ARAR HALE GELECEKSİNİZ’
Hayvansal üretimde de girdilerin hızla arttığını, buna rağmen süt ve et fiyatlarının aynı oranda artmadığını kaydeden Bayraktar, “Hayvansal üretimde girdilerin hızla artmasına karşı üreticiden alınan süt ve et fiyatları aynı oranda artmıyor, üreticilerimiz üretimden çekiliyor. Üretimde yıllardır uygulanan süt-yem paritesi 1 litre süt – 1.5 kilo yem uygulanmalı ve süt fiyatı ona göre belirlenmelidir. Sütün değerinde satılması, dişi hayvan varlığının artmasını ve et probleminin de kendiliğinden çözülmesini sağlayacaktır. Sanayicilerimize buradan sesleniyorum; fiyatları aşağıya düşürerek kendi ayağınıza sıkmayın, kaynağı kurutmayın. Üreticimize vefa borcunuz var. Süt hayvanları kesime gidiyor, önümüzdeki dönemde süt arar hale geleceksiniz. Süt ürünleri fiyatları yükselecek, tüketicimize de yazık olacaktır. Bir an önce herkes aklı selim hareket etmeli, son pişmanlık fayda etmez” dedi.


‘FİYATLARI BASKILAYARAK ENFLASYONU ÖNLEYEMEZSİNİZ’
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e de seslenen Bayraktar, “Buradan maliye bakanımıza sesleniyorum; süt fiyatlarını, et fiyatlarını, meyve, sebze, hububat, ayçiçeği, çeltik, mısır, pamuk ve diğer ürünlerin fiyatlarını baskılayarak enflasyonu önleyemezsiniz. Böyle yaparsanız, önümüzdeki dönem gıda fiyatlarını patlatırsınız. Tüketicilerimizi de bu ürünlere ulaşamaz hale getirirsiniz. Yoksulluk içerisinde yaşayan çiftçilerimize fiyat vermeyerek ücretli kesime, memura, işçiye, emekliye yeterli zam yapmayarak, enflasyonu düşürmeye çalışırsanız toplumda huzuru yok edersiniz, insanları daha fazla mutsuz edersiniz. Enflasyonu önlemek istiyorsanız; kayıt dışı yollarla servetlerini katlayan, lüks yaşantılarını çekinmeden sergileyen, vergisini ödemeyen bu kesimleri servet beyanı getirmek suretiyle yakalayıp vergilendirin. Ülkede vergi adaleti sağladığınızda hem enflasyonu önler, hem de toplumu sıkıntıya sokmaz, huzurunu bozmazsınız” diye konuştu.

TZOB’den ayçiçeği buluşması

Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nce ayçiçeği fiyatının açıklanmasının ardından üreticilerin sesini duyurmak amacıyla “Traktörün ile birlikte sen de gel diyerek” çağrıda bulunduğu Ayçiçeği Hasat Töreni yarın merkez Büyükdöllük Köyü’nde gerçekleştirilecek…
Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nce hazırlanan çağrı paylaşımında, hasat törenine Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’ın de katılacağı belirtilerek şöyle denildi:
“Sesimizi duyurmak ve geleceğimiz için tüm çiftçilerimiz ile birlikte sahaya iniyoruz. Traktörün ile birlikte sen de gel. Unutma birlikte daha güçlüyüz ve bugün sesimizi duyurma günü…”
Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin yarın Büyükdöllük Köyü’nde gerçekleştireceği Ayçiçeği Hasat Töreni sat 15.00’te başlayacak.

CHP’den Keşan’da ‘Çiftçi Yürüyüşü’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Keşan İlçe Başkanlığı, çeşitli Sivil Toplum Kuruluşu (STK) ve siyasi partilerin destek verdiği ‘Büyük Çiftçi Yürüyüşü’ düzenliyor. Yürüyüş programına göre 3 Eylül 2024 Salı günü saat 12.00’de Yeni Mahalle KYK (Kredi Yurtlar Kurumu) önünde toplanılacak, Hastane Caddesi’nden Cumhuriyet Meydanı’na doğru traktörlerle gidilecek. Büyük Çiftçi Yürüyüşü’ne Keşan Ziraat Odası ve SOL Parti destek verirken; CHP Keşan İlçe Başkanlığı tarafından çiftçiler ‘Büyük Çiftçi Yürüyüşü’ne davet edildi.
İLÇE BAŞKANI ÇAKIR: UNUTMAYALIM BİRLİKTE GÜÇLÜYÜZ!
CHP Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, Büyük Çiftçi Yürüyüşü’ne tüm çiftçileri davet ederken yürüyüş ile ilgili olarak şu açıklamalarda bulundu:
“Değerli çiftçilerimiz ve kıy-metli vatandaşlarımız, Ülkemizin her bir karış toprağını alın teriyle sulayan çiftçilerimiz, maalesef iktidarın yanlış tarım politikaları nedeniyle her geçen gün daha da zorlanmaktadır. Artan mazot fiyatları, girdi maliyetleri, yetersiz destekler ve ithalat politikaları yüzünden çiftçilerimizin emeği karşılıksız kalmaktadır. Üreticimiz kazanmıyor, köylümüz geçinemiyor, tarımımız her geçen gün daha da bitiyor!
Çiftçilerimizin sesi olmak, haklarını aramak ve alın terinin karşılığını almak için Büyük Çiftçi Yürüyüşü’nü düzenliyoruz. Traktörlerimizle meydanlara inerek, hakkımız olanı talep edeceğiz. Bizler bu ülkenin temel taşıyız ve üretim olmazsa hiçbir şey olmaz! İktidarın tarımı bitiren politikalarına karşı omuz omuza durarak sesimizi duyuracağız.
Gelin, hep birlikte sesimizi yükseltelim! Haklarımızı almak için meydanlara iniyoruz. Traktörlerimizle, direncimizle, kararlılığımızla büyük bir yürüyüş gerçekleştireceğiz. Çiftçilerimizin sesi duyulana, hakları verilene kadar mücadele edeceğiz. Sizleri de bu büyük yürüyüşe katılmaya davet ediyoruz. Unutmayalım, birlikte güçlüyüz!”

Yumurta fiyatı ‘uçtu’!

Olgay GÜLER
Türkiye genelinde yaşanan arz-talep dengesizliği, az yumurtlayan tavukların kesime gitmesi ve ihracatın artmasıyla, yumurta fiyatları 1 haftalık süreçte yüzde 50’ye varan oranda zamlandı.
Vatandaşların en önemli protein kaynaklarından olan yumurtanın fiyatında son 1 haftada yaşanan artış vatandaşın cebini yakmaya başladı. Türkiye’nin önemli yumurta üretim merkezlerinden Afyonkarahisar ve Kayseri’de toptancı piyasalarında yumurta fiyatları 35 kuruş arttı. Afyonkarahisar’a bağlı Başmakçı ilçesinde geçen hafta tanesi 2,75 TL olan duble yumurta 3,10 TL’ye çıkarken; kılavuz yumurtanın fiyatı da 1,55 TL’den 1,90 TL’ye çıktı. Kayseri’de ise duble yumurtanın tanesi 2,66 TL’den 3,01 TL’ye, kılavuz yumurta ise 1,70 TL’den 2,05 TL’ye yükseldi. Üretim merkezlerinde artan yumurta fiyatları Edirne’deki market ve şarküterilerdeki fiyatları da etkiledi. Kentte geçen hafta 15’li paketi 30 ile 35 lira arasında değişen yumurtanın fiyatı, market ve şarküterilerde 55 lirayı gördü.


‘ŞU ANDAKİ PARALAR ÜRETİCİYİ ANCA YAŞATIR’
Edirne’nin Keşan ilçesinde gıda toptancılığı yapan, uzun süre kendisi de yumurta üreten Feridun Tümer, yumurta fiyatlarının aslında geçen sene Eylül ayında şimdikinin üstünde olduğunu hatırlattı. Fiyat değişkenliğine dikkat çeken Tümer, “Bugün bir yumurtanın maliyeti yaklaşık 200 gram yemdir. Yemin kilosundan hesap yaptığınızda şu andaki paralar anca yaşatır. Tabii şunu da göz ardı etmemek lazım; siz marketten alıyorsunuz o fiyatı, o fiyatın içinde en az iki tane nakliye var. Yumurtanın nakliyesi çok zordur, hiçbir şeye benzemez. Özel araçlarla nakledilir, bilen adam indirir bindirir. Bir de ambalajı koyduğunuzda hemen hemen 30 yumurtanın yüzde 25’i gibi bir para ambalaj ve nakliyeye gitmektedir. Yani şu an 50 liraya aldığınız yumurtanın 10 lirası ambalaj ve nakliyedir, 40 Liraya düşer. 40 liranın içinde o nihai satıcının karı, aracının karı, hepsi içinde. Onu da düştüğünüzde üreticinin eline 50 liraya satılan bir malda 30 lira para geçer 15’li pakette” dedi.


‘FİYATLAR 100 LİRAYI GÖRÜR’
Geçen sene eylül ayında 15’li yumurtayı 75 liradan sattıklarını hatırlatan Tümer, “Biz 75 liralara kadar 15’li yumurta sattık geçen sene perakende. Şu anda 50-60 lira civarında. O da en büyüğü, kırmızısı gibi. Daha çok artacak çünkü 6 ay boyunca çok bedava paralara gitti. Yani şu anda 15’lisi 35 lira ama bunun 30’lusu 35 liraları gördü. Yani 17.5 – 20 liralara 15’li satıldı. Yaşlı hayvanların birçoğu kesildi. Tavuk dediğiniz şey de bugün koydunuz yarın yumurtlamıyor. En az rantabıl yumurtaya girmesi 180 gün ve bir yıl yumurtluyor. Fiyatlar çok bozukken 200-240 günlük hayvanlar daha bir sene yumurtlayacakken kesime gitti. İhracat da durdu o sürede. Şimdi iç piyasa talebi bu fiyatları buraya çekiyor. İhracat da başlarsa yani fiyatlar bence 15’li paket 90-100 liralar görür” diye konuştu.
‘ASLINDA HALA GEÇEN SENEKİ FİYATLARA ULAŞMADI’
Yumurta fiyatlarındaki değişkenliğin başka hiçbir üründe yaşanmadığını anlatan Tümer, “Mesela bir yağ, bir un. Üstüne koyduğunda fiyatı düşmüyor, duruyor. Yumurta öyle değil. Yumurta 120 lirayı gördü geçen Eylül’de döndü 40 liraya düştü. Böyle bir şey Türkiye’de hiçbir üründe yok. Sonra ne oldu? 30’lusu 40 lirayken şimdi 100 lira olunca diyoruz ki; ‘Yüzde 130 artmış’. Geçen eylülde 120 liraydı bu mal. Yani 40 liraya düşerken biz yüzde 200 düşmüş demedik. Ha bu piyasaya yansıdı mı? Yansımadı tabii ki. Onun için yumurta fiyatı hızlı artmış gibi düşünüyorsunuz ama düştüğü için geçen seneye bakarsak hala geçen seneki fiyatlara ulaşmadı yumurta” şeklinde konuştu.


‘ÜRETİCİYE DESTEK YOK’
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Öğretim Üyesi, CHP önceki dönem milletvekili Doç.Dr. Okan Gaytancıoğlu da, yumurtanın temel besin maddesi olduğunu belirtip, fiyatların artmasıyla halkın ulaşamamaya başladığını dile getirdi. Gaytancıoğlu, “Yumurta temel besin maddesi. Yumurta fiyatlarının ucuz olması gerekir. Gerekirse sübvansiyon da yapılması gerekir. Son zamanlarda halkımızın gelir düzeyi çok düştü. Temel gıda maddelerinde birtakım desteklemeler yapılarak halkın yumurta tüketimi, hayvansal proteine ulaşılması sağlanmalı. Öyle bir piyasada maalesef yokuz ve yumurta üretiminde üreticiye destek de yok. Üretici piyasa koşullarında mücadele ediyor. Türkiye’de yumurta üretimi çok yüksek hatta ihracat yapıyoruz. Ama ihracat yaptığımız zaman iç piyasada fiyatlar yükseliyor. Çünkü talep zaten sabit. Bir de yaz aylarındayız, turistlerle birlikte talep daha da artıyor” ifadelerini kullandı.
‘TALEBİN VE İHRACATIN ARTMASIYLA FİYATLAR YÜKSELDİ’
Yem, soya ve mısırın fiyatlarıyla birlikte talebin ve ihracatın da artmasıyla fiyatların yükseldiğini söyleyen Gaytancıoğlu, “Yem fiyatlarının artması, soya fiyatlarının, mısır fiyatlarının artmasıyla bir de talebin de, ihracatın da artmasıyla fiyatlar yükseldi. Zaman içerisinde kafes tavukçuluğu olsun, yumurta tavukçuluğu olsun, gezen tavukçuluk olsun, organik tavukçuluk olsun çok teşvikler verildi ama bu işletmelerin çoğu battı. Neden battı? Çünkü yem fiyatları çok yüksek üreticiler yem fiyatlarının yüksekliğinden dolayı piyasadaki rekabete dayanamadı. Çünkü büyük aktörler de var bu işin içerisinde. Küçük üreticiler hep aralarında ezildi. Dolayısıyla bugün siz yumurta fiyatlarının yüksekliğinden bahsedersiniz yarın yumurta fiyatlarının düşüklüğünden bahsedersiniz. Halbuki bir denge olması lazım. Her şeyin sabit olması lazım çünkü enflasyonda bir hedefiniz varsa, gıda enflasyonunu durdurmak istiyorsanız üretim artarak durur. Üretim azalarak olmaz. Eğer ihracatta şu an para kazanılıyorsa tamam kazanılması önemli ama ihracatın gerekirse sınırlandırılması lazım, iç piyasanın dengelenmesi lazım. Yani bunlar uygulanması lazım ama bunların yapılmadığını görüyoruz. Bu da iyi bir şey değil” dedi.


YUMURTAYI DAHA AZ ALIR HALE GELDİK’
Yumurta fiyatlarının özellikle son dönemde çok arttığını söyleyen Ayşe Yılmaz, “Yumurtanın fiyatı gerçekten çok arttı. Geçen hafta bu zamanlarda 15’linin fiyatı 25-30 TL civarındayken, şimdi neredeyse 50 TL’yi buluyor. Bu artış bizim bütçemizi ciddi şekilde etkiliyor. Özellikle sabah kahvaltılarında yumurta kullanmayı seven bir aile olarak, bu durum bizi zor durumda bırakıyor. Yumurtayı daha az alır hale geldik. Eski alışkanlıklarımızı değiştirmek zorunda kaldık. Artık yumurta yerine diğer protein kaynaklarına yöneliyoruz. Ama bu da bütçeyi dengeleme açısından sıkıntı yaratıyor. Aynı parayla çok daha az ürün alabiliyoruz” dedi.
‘FİYATLAR ENDİŞE VERİCİ’
Emekli Ahmet Demir de, yumurta gibi temel gıda maddelerinde fiyatların yükselmesinin endişe verici olduğunu anlattı. Demir, “Yumurta gibi temel gıdaların fiyatlarının bu kadar yükselmesi gerçekten endişe verici. Herkesin kolayca ulaşabileceği, sağlıklı beslenmesini sürdürebileceği fiyatlarda ürünlerin olması gerekiyor. Umarım bu konuda bir çözüm bulunur ve fiyatlar daha makul seviyelere çekilir. Çiftçilik maliyetlerinin artması, enerji fiyatlarının yükselmesi gibi sebepler bu artışın nedeni olabilir. Ama aynı zamanda piyasada spekülasyon yapıldığını da düşünüyorum. Bazen fiyatların bu kadar hızlı artmasının arkasında gerçek nedenlerden çok piyasa manipülasyonları olabiliyor. Ekonomik koşullar düzelmedikçe ve maliyetler yüksek kaldıkça bu tür fiyat artışları devam edecektir gibi görünüyor. Umarım devlet yetkilileri bu duruma bir çözüm bulur ve fiyatları dengeleyici önlemler alır” diye konuştu.

‘Dekar bazlı destek şart’

Olgay GÜLER
CHP Edirne Milletvekili Baran Yazgan, sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde seyrettiği Trakya’da tarladaki ayçiçekleri kavrulan üretici için hükümetin bir an önce harekete geçerek, dekar bazlı destekleme yapılması gerektiğinin altını çizdi.


Milletvekili Yazgan, Edirne Ziraat Odası’nı ziyaret ederek, üretici sorunları hakkında görüş alışverişinde bulundu. Oda Başkanı Hüseyin Arabacı’yla görüşen Yazgan, özellikle son dönemde Trakyalı üreticinin en büyük problemi haline gelen ayçiçeğindeki verim düşüklüğüne dikkat çekti. Hükümetin mutlaka konuyla ilgili üreticiye desteklemede bulunması gerektiğine vurgu yapan Yazgan, kilo bazlı değil dekar bazlı destekleme uygulanması gerektiğinin altını çizdi.


‘ALAN BAZLI DESTEK GEREKİYOR’
Saha gezilerinde, üreticinin mutsuz olduğunu gözlemlediklerini anlatan Yazgan, “Biz sahada çiftçilerimizle, ziraat odamızla ve konunun paydaşlarıyla yapmış olduğumuz görüşmelerde çiftçinin zaten mutsuzluğuna birebir şahidiz. Çiftçi yeri geliyor tarlasını biçmeyi bırak ürünü tarlada bırakmaktan söz ediyor. O derece kuraklık ve ürünün yanmasıyla ilgili sorunlar var. Fiyat konusunda zaten maliyet analizleri fiyatın yeterli olmadığını gösteriyor. Bir de bunun dışında rekolte de çok düşük olduğu için zaten eldeki fiyatlar hiçbir şekilde çiftçiyi kurtarmıyor. Masrafı kurtarmıyor yani. Bir an evvel bununla ilgili bir plan yapılıp acilen devlet desteklerini arttırarak bu kuraklıkla ilgili alan bazlı desteklerin oluşturulması gerekiyor. Yani kuraklık yaşayan her dönüme bir bedel belirlenip çiftçinin ayakta kalmasına bir nebze olsun yardımcı olmak gerekiyor” dedi.
‘BİLİM İNSANLARININ SAHAYA İNMESİ LAZIM’
Hükümetin, konunun uzmanı bilim adamlarıyla sahaya inip planlama yapması gerektiğini ifade eden Yazgan, “Bu sorun devam edecek. Yani bu sorun üç günlük bir sorun değil. Bugün çiftçiyi kurtaralım ama yarın da devam edecek. Çiftçinin üretmeye devam etmesi lazım. Yani söylediğim gibi ulusal bir sorun bu. Yarın üretecek adam bulamazsak tüketemeyeceğiz anlamına gelir dolayısıyla ülkemizin dışa bağımlılığı, farklı ülkelere bağımlılığı noktasında da inanılmaz yara alırız. O yüzden bir an evvel hükümetin ve devletin sahaya inip bilim adamlarını bu konuyla ilgili görevlendirmesi lazım. Bilim adamları çıkarması lazım sahaya, her yere. Ne zaman üreteceğiz, ne üreteceğiz? Ne şekilde üreteceğiz? Bir planlama gerekiyor. Başkanımızla da konuşuyoruz, tartışıyoruz; ‘Nasıl çiftçiyi daha fazla iyi noktaya getirebiliriz? Nasıl onları rahat ettirebiliriz?’ diye ama açıkçası önümüzde bir karanlık yol var gibi gözüküyor. Bu yolda devlet desteği olmadan kesinlikle bir şey olmaz ve siyaset üstü bir konudur bu” şeklinde konuştu.
‘GAYRİ SAFİ MİLL HASILANIN YÜZDE 1’İ ÜRETİCİYE DAĞITILMALI’
Tarım Kanunu’ndaki 21-B maddesi gereğince, gayri safi milli hasılanın yüzde 1’inin üreticiye destek olarak dağıtılması gerektiğinin de altını çizen Yazgan, “Bir an evvel Tarım Kanunu’ndaki 21B maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyeti’nin gayri safi milli hasılasının yüzde birinin en az çiftçiye destek olarak dağıtılmasının uygulanmasını istiyoruz. Zaten bunu uygularsa hükümet ki bugüne kadar uygulamadı bütün sorunlar ortadan kalkacak, üretim de devam edecektir. Ama böyle giderse maalesef ki ülkenin tarım politikasındaki en önemli şeylerden olan, en önemli üretilen madde Edirne’mizde pirinç, ayçiçek ve buğday noktasında üretici sürekli zarar edecek ve sürekli bununla ilgili zarar etmeye devam edeceğini öngördüğü için belki de ekmeği bırakacak. Belki de artık yatırım yapmayı bırakacak işine ve gitgide daha fazla üretim düşecek. Bu da topyekun bir yıkıma sebep olacak” ifadelerini kullandı.


‘BU RAKAMLARLA MALİYETİ KARŞILAMAMIZ İMKANSIZ, DESTEK ŞART’
Ziyarette konuşan Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı da, ayçiçeğine verilen fiyatın yetersiz olduğuna dikkat çekip, “Fiyat iyileşse bile bugünkü şartlarda bu yıl bu verimle kar etmemiz mümkün değil. O yüzden biz il müdürümüz olsun, tarımsal eğitim genel müdürü olsun, vekillerimize, il başkanımıza hepsine bu durumun hangi aşamada olduğunu, maliyet tablomuzun neler olduğunu tek tek açıkladık. Bununla ilgili bilgilendirmeler yaptık. Sağ olsun onlar da geldi, bölgede inceleme yaptı. Evet bölgede sıkıntı olduğunu onlar da dile getirdi. Ama maalesef ki bu açıklanan rakamlarla bizim dekara yaptığımız maliyeti karşılamamız şu anki şartlarda imkansız. O yüzden de biz alan bazlı destek istedik. Ben inanıyorum ki bakanlığımıza bu bizim tablomuzu görüp üreticilerin tarımın sürdürebilirliği açısından destek verme amaçlı önümüzdeki günlerde sesimizi duyacağını düşünüyorum. İnşallah üreticilerimizi destekleyeceğine inanıyorum. İnşallah bölgemiz için, üreticilerimiz için hayırlısı olur” dedi.
‘ÜRETİCİLERİMİZLE TARLADA BULUŞACAĞIZ’
Pazar günü Edirne’nin Büyükdöllük Köyü’nde, Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’ın da katılımıyla hasat günü yapılacağını hatırlatan Arabacı, “Bu anlamda biliyorsunuz ki pazar günü Genel Başkanımız Şemsi Bayraktar Edirne’ye geliyor. Genel başkanımız da burada üreticilerimizle bir araya gelip hem sorunlarını dinleyecek, hem de tarlada beraber bir hasat töreni gibi bir program düzenledik. Üreticimizle birlikte hasat edip buradaki sorunları paylaşıp ve gerekli açıklamaları da yapacaktır zaten genel başkanımız. İnşallah bunun hepimiz için, bölgemiz için, ülkemiz için hayırlı olmasını ve gelecek günlerde de bakanlığımızın sesimizi duyup üreticilerimizin mağduriyetini giderecek şekilde bir alan bazlı destek tablosu açıklamasını bekliyoruz” diye konuştu.

‘Destekleme samimi değil’

Olgay GÜLER
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın dün Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren yeni destekleme modelini değerlendiren Edirne Genç Çiftçiler Derneği Başkanı Egemen Ilgın, dekar başına açıklanan 244 liralık destek fiyatının çok yetersiz olduğunu ve samimi bulmadığını belirtti.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın “2025-2027 Yıllarında Yapılacak Bitkisel Üretime Yönelik Desteklemeler ile Diğer Bazı Tarımsal Desteklemelere İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı”, dün Resmi Gazete’de yayımlandı. Tarım ürünlerinde yeni destekleme modeli getiren düzenlemede, üretim maliyetine göre ürünler kategorilere ayrıldı. Her kategori için destek katsayısı belirlendi. 2025 üretim yılı için destek katsayı değeri dekarda 244 lira oldu. İkinci kategoride yer alan arpa, buğday üreten çiftçiler dekara 317,2 lira, üçüncü kategoride yer alan ayçiçeği, fındık, soya, kuru fasulye, çay üreten çiftçiler dekara 366 lira, dördüncü kategoride yer alan pamuk ve çeltik üreten çiftçiler dekara 549 lira temel destek alacak. Uygulama 3 yıl boyunca geçerli olacak.
‘İLK KEZ ÜRÜN EKİLMEDEN DESTEK AÇIKLANDI’
Söz konusu uygulamayı değerlendiren Edirne Genç Çiftçiler Derneği Başkanı Egemen Ilgın, destekleme sisteminin tamamen değiştirildiğini belirtip, “Bu sistem 2025 yılından sonra geçerli olacak. Ürün bazlı katsayı hesabı geçerli olacak. Daha önce bildiğiniz gibi mazot, gübre ve prim desteği vardı. Bu destekleme bu başlık altından kaldırılmış oldu. Artık bu tür bir destekleme başlığı yok. Bunun yerine kat sayı sistemi var. Belli ürünlerin belli kat sayısı olacak. O katsayı dönüm sayısıyla çarpılacak, destek katsayısı ilk etapta 244 lira olarak belirlenmiş. 10 dönüm tarlanız varsa 244’le çarpıp ona göre destek alacaksınız. Sertifikalı ürün kullanırsan ayriyeten bir desteği var. Yerli tohum kullanırsan ayriyeten bir desteği var. Bu şekilde bir sisteme geçildi. İlk defa ürün ekilmeden önce desteğin miktarı açıklanmış oldu. Üç yıllık olarak açıklandı. Yeniliklerin bazısı bu” dedi.
‘ÇİFTÇİNİN BEKLENTİSİ BU DEĞİLDİ’
Uygulamanın, çiftçinin beklentisini karşılamadığını değerlendiren Ilgın, “ÇKS’ye kayıtlı olan tüm çiftçiler yararlanabiliyor ama çiftçinin beklentisi böyle bir şey değildi. Ben artık bunu da şeye benzetmeye başladım. Milli Eğitim’de nasıl sürekli sistem değişiyor? Yok dört artı dört oluyor, beş artı üç oluyor veya işte farklı bir sistem oluyor ama Türkiye eğitimde istediği başarıyı bir türlü yakalayamıyor. Bizim tarım sistemi de bu noktaya geldi. Bakan değiştikçe, genel müdür değiştikçe destekleme sistemleri, tarım politikası değişmeye başladı. Ve bu değişiklikler kafa karıştırıyor. Bizim çiftçimiz zaten yaş ortalaması çok yüksek oldu. Yani 50 yaşın üstünde bir çiftçi potansiyelinden söz ederken bu katsayı sistemi, puanlama sistemi falan çiftçinin çok böyle hassasiyet göstereceği, hakkını arayacağı bir sistem değil. Az önce konuştuğumuz gibi zaten toplulaştırmada adamın 13 dönüm toprağı eksiliyor veya memnun olmuyor. Bunun için bile hakkını aramak için yargıya başvurmuyor. Böyle bir kesimden söz ediyoruz. Sessiz, her şeyi kabullenen bir kesim haline geldi çiftçiler” diye konuştu.
‘DAHA FARKLI ŞEKİLDE DESTEKLENEBİLİRDİ’
Uygulamanın işe yarayıp yaramayacağının 2026’da belli olacağını ifade eden Ilgın, “Bana göre daha farklı şekilde çiftçinin desteklenmesi gerekirdi. Tabii ki her türlü destek anlamlıdır. Yani hani bir destek verilmesi düşüncesi bile güzeldir ama bizim temel sorunlarımız var. Ne diyoruz? Son nesil çiftçilik yapıyor. Genç nesilleri çekebilmemiz için bana göre belirli bir yaşa kadar, 40 yaşına kadar çiftçilik yapan kişinin SGK prim desteği devlet tarafından karşılansa veya yüzde ellisi karşılansa, kadın çiftçilerin SGK prim desteğine indirim yapılsa yüzde ellisi yatırılsa bana göre üretim daha fazla artar. Bunun yanı sıra köylerin altyapısı güçlendirilse, köyden şehre göçü önleyici çalışmalar yapılsa, miras hukuku kaynaklı toprak bölünmelerinin önüne geçilse bence, bunlar daha iyi destekler olurdu. Çünkü çok bölünmeye başladık. 1950 yılında, 2000 dönüm, 1500 dönüm arazisi olan bir kişinin şu an torunlarının çocukları 70-80 dönüm alanda tarım ve çiftçilik yapmaya çalışıyor. Bununla da geçinmesi mümkün değil” şeklinde konuştu.
‘SAMİMİ BİR DESTEKLEME DEĞİL’
Türk tarımında plansızlığın hakim olduğunu da dile getiren Ilgın, “Bu destek miktarının yarından itibaren değerinin düşmeye başlayacağını düşünüyorum. Yani bir yıl sonra çiftçinin alacağı mazot miktarı düşecek, alacağı gübre miktarı düşecek. Yani şu an TL’nin değer kaybettiği bir ekonomik sistemde çok düşük bir rakam açıklanmış. Bunun yerine mazotun fiyatına endeksli olarak, gübrenin fiyatına endeksli olarak fiyat açıklansaydı veya ona göre şekillenseydi 2025 yılında daha farklı olurdu. Devletin çeşitli imkanları var. Tarım Kredi elinde petrol satan, mazot satan bir kuruluş tarım kredi kooperatifi. Belirli oranda görev zararı yapabilen bir kuruluşta. Yani illaki bu para olarak da çiftçiler beklemiyor bunu. Yani sen yüzde 40 indirimli mazotu üreten çiftçine verebilirsin. Ne kadar mazot ihtiyacı varsa hesaplayıp, para da istemez gider yüzde 40 indirimli bir şekilde mazotunu alır. Çiftçinin derdi ‘bakanlıktan biz destek alalım, hesabımıza para yatsın’ değil ki. Yani çiftçinin derdi, mazotunu alabilmek, traktörünü çalıştırabilmek, tarlasını işleyebilmek. Dolayısıyla destek konusunda samimiyet çok önemli. Samimi bir destekleme değil” ifadelerini kullandı.

‘İthalat çiftçiyi bitiriyor’

Cumhuriyet Halk Partisi Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan dış ticaret istatistikleri üzerinden tarım ithalatını eleştirdi.
Ün, Türkiye’nin her yıl bitkisel ve hayvansal tarım ithalatına milyarlarca dolar harcadığını vurgulayarak, çiftçilerin para kazanamamasının ana nedeninin ithalata dayalı bir tarım politikasının izlenmesi olduğunu söyledi. AKP iktidarı döneminde Türkiye’nin tarımda hiçbir zaman ihracatçı bir ülke olamadığını belirten Ün, “Ülkemizin döviz kaynakları, AKP tarafından yabancı şirketlere ve çiftçilere adeta peşkeş çekilmiştir. Çiftçilerin bugün eylem yapmasının temel nedeni, her yıl ortalama 13 milyar doların ithalata harcanmasıdır. Sadece bu yılın ilk yedi ayında, tarım ürünleri ithalatına 6,7 milyar dolar, yani 214 milyar lira ödenmiştir. Bu rakam, çiftçiye verilen desteğin tam 2,3 katıdır ve yıl sonuna kadar bu farkın üç katına çıkması muhtemeldir” dedi.
Ün, AKP iktidarı boyunca tarım ürünleri ithalatına 160 milyar dolar ödendiğini belirterek, “Türkiye gibi tarımsal üretim potansiyeli yüksek bir ülkede, 160 milyar dolar dövizin yurt dışına gitmesi kabul edilemez. Eğer bu para zamanında tarımsal altyapı yatırımlarına harcansaydı, bugün döviz ödeyen bir ülke yerine döviz kazanan bir ülke olurduk. Buğdaydan arpaya, mısırdan çeltiğe, ayçiçeğinden pamuğa kadar birçok tarımsal ürünü ithal etmek zorunda kalmazdık. 160 milyar doların bugünkü karşılığı 5,5 trilyon liradır. Bu kadar büyük bir meblağ, bugün çiftçilerimizin tüm giderlerini karşılayacak düzeydedir. Ancak bu ithalata dayalı politika, Türkiye’yi gıda enflasyonunda dünya sıralamasında dördüncü, Avrupa ve OECD ülkeleri arasında ise birinci sıraya taşıdı” ifadelerini kullandı.
Tarımda ithalata dayalı politikalardan derhal vazgeçilmesi gerektiğini vurgulayan Ün, “Küresel ısınma ve iklim değişikliği, günümüzün en büyük problemlerinden biridir. Bu sorunlarla başa çıkabilmek için su kaynaklarımızı koruyacak ve afetlere karşı önleyici tedbirleri hayata geçirecek altyapı yatırımlarını acilen yapmalıyız. AKP, ithalat politikasını sürdürürse, ülkemizin gıda güvenliği ve bağımsızlığı ciddi bir tehlike altına girecektir. İthalatı azaltmanın tek yolu, çiftçinin üretmesini sağlamak ve ürettiği ürünlerin değer kaybetmesini önlemektir. Bu konuda çözüm sunabilecek tek parti şu anda Cumhuriyet Halk Partisidir. İktidarımızda, üretenin kazandığı, vatandaşlarımızın sofrasında etinden sütüne kadar temel gıda ihtiyaçlarını karşılayabileceği üretime dayalı bir model oluşturacağız” dedi.

TZOB ayçiçeği için sahada

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) “Traktörün ile birlikte sen de gel diyerek” Birlik Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’ın da 1 Eylül Pazar günü Edirneli üreticilerin sesini duyurmak için katılacağı merkez Büyükdöllük Köyü’nde düzenlenecek Ayçiçeği Hasat Töreni için çağrıda bulundu.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nce hazırlanan çağrı paylaşımında, “Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’ın teşrifleriyle…
Sesimizi duyurmak ve geleceğimiz için tüm çiftçilerimiz ile birlikte sahaya iniyoruz.
Traktörün ile birlikte sen de gel.
Unutma birlikte daha güçlüyüz ve bugün sesimizi duyurma günü…
Tarih: 1 Eylül Pazar,saat 15.00. Büyükdöllük Köyü Edirne Merkez”