Kategori arşivi: Ekonomi

Süte 8 ay sonra 1,20 TL artış


Ulusal Süt Konseyi 8 ay sonra nihayet toplandı ve çiğ inek sütü tavsiye fiyatının destek hariç 17,15 TL’den 18,35 TL’ye çıkarılmasına karar verdi.
Edirne Merkez ilçe ve Süloğlu Süt Üreticileri Birliği (SÜTÜB) başta olmak üzere geniş tarım kesiminin 8 ay önce revize edilen süt fiyatlarının sürekli güncellenmesi gerektiğine dikkat çektiği çiğ inek sütü tavsiye fiyatı Ulusal Süt Konseyi tarafından 18,35 TL olarak açıklandı.
Ulusal Süt Konseyi’nden yapılan yazılı açıklamaya göre, kurulun 16 Temmuz 2025 tarihinde yaptığı Yönetim Kurulu Toplantısında; 1 Ağustos 2025 tarihinden itibaren geçerli olan çiğ süt tavsiye fiyatı ; yüzde 3,6 yağ ve yüzde 3,2 protein içeriğine sahip çiğ inek sütü tavsiye satış fiyatı üreticinin eline litre başına net geçecek şekilde (çiğ süt desteği hariç) 17,15 TL’den 18,35 TL olarak uygulanmasına karar verildi.

Sanış’tan fiyat tarifesi uyarısı

Olgay GÜLER
Edirne’de tarihi Alipaşa Çarşısı esnaf dernekleri başkanı Yılmaz Sanış, tatillerini geçirmek üzere Türkiye’ye gelişleri süren gurbetçi vatandaşların, özellikle Yunan ve Bulgar ziyaretçilerin azaldığı günlerde esnafa faydası olduğunu belirterek, uyarıda bulundu.
Dernek Başkanı Sanış, Yunan ve Bulgar ziyaretçilerinin azaldığı kentteki turizm hareketliliğin, yerini tatil süresi başlayan gurbetçilere bırakmasını değerlendirdi. Özellikle günü birlik veya konaklama için Edirne’ye uğrayan gurbetçi vatandaşların esnafa faydası olduğunu belirten Sanış, bu noktada esnafın da davranışlarına dikkat etmeleri gerektiğini söyledi.
‘FİYAT TARİFELERİNE VE DAVRANIŞLARA DİKKAT EDİLMELİ’
Sanış, gurbetçilerin gelişlerinin başlamasıyla birlikte, esnafta da az da olsa hareketlilik olduğunu belirterek, “Her sene olduğu gibi yaz ayı gurbetçiler Türkiye’ye tatillerini geçirmek için geliyorlar. Geldiklerinde de Edirne’de mola veriyorlar çünkü burası Türkiye’ye gelişte ilk nokta, vatan toprağı Edirne. Kimisi yemek yiyor, kimisi yolu daha uzunsa burada konaklama yaparak mola veriyor. Tabi bunun bazı Edirne esnafına faydası oluyor. Malumunuz son 1-2 yıldan beri fiyatlar yüksek olduğundan dolayı alışveriş noktasında düşükler ama hediyelik eşya, hizmet sektörü gibi alışverişlerinden bir şekilde Edirne de faydalanıyor. Burada her zaman söylediğimiz gibi esnafımızın fiyat tarifelerinin, davranışlarına dikkat etmeleri gerekiyor. Onların bizim ziyaretçimiz olduğunu, evimize bir ziyaretçi geldiğinde nasıl davranıyorsak onlara da o şekilde davranmamız gerektiğini belirtiyoruz hep. Bu sadece ziyaretçiler için değil hem yerli müşterilerimiz için de bu şekilde özen gösterilmesi gerektiğini istiyoruz. Bu şekilde gerekli çalışmaları biz de yapıyoruz. Zaman zaman bu konularda uyarıyoruz. Onlara da vatanlarına tekrar hoş geldin diyoruz” dedi.
‘YUNANİSTAN VE BULGARİSTAN’DAN GELENLERDE EYLÜL BAŞINDA HAREKETLENME OLUR’
Kentteki azalan Yunan ve Bulgar ziyaretçi trafiğine de değinen Sanış, “Bunu sadece Bulgaristan, Yunanistan ve Balkan ülkeleri olarak değerlendirmemek lazım. Şöyle bir yanılgı var; yaz geldiği zaman herkes deniz kenarına tatile gidiyor. Onlar da mutlaka o şekilde farklı yerlere tatillerini geçirmek için gidiyorlar. O nedenle yaz aylarında, Balkan ülkelerinden gelen misafirlerimizde sayı olarak biraz düşüş var. Bu, yıllardan beri böyledir. Burada hareketlilik Ağustos’un sonu, Eylül ayıyla beraber tekrar bir hareketlenme olacağını düşünüyorum” diye konuştu.

2025 tarımda afet yılı!

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, şap hastalığının ülke genelinde etkili olduğuna dikkat çekerken, don, dolu, kuraklık gibi doğal afetler nedeniyle 2025’in tarım sektörü açısından bir afet yılına dönüştüğünü bildirdi.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, ülke genelinde etkili olan şap hastalığına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. 2025 yılının tarım sektörü açısından bir afet yılına dönüştüğünü belirten Bayraktar, hastalığın hayvancılık üzerinde yarattığı tahribata dikkat çekerek şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu yıl görülen şap virüsü daha ölümcül ve tehlikeli boyutta seyrediyor
Henüz ilk yarısında tarım sektörü için bir afet yılı haline gelen 2025 yılı üreticilerimizi zorlamaya devam ediyor. Bu yıl yaşanan don, dolu, kuraklık gibi doğal afetlerin yanında son dönemde hızla yayılan şap hastalığı nedeniyle 81 ilde hayvan pazarları kapatıldı ve hastalık olan bölgelerde hayvan hareketleri durduruldu.


Bu yıl Kurban Bayramında artan hayvan hareketleri hastalık mihraklarında artışa neden oldu. Sığırlarda ateş, iştahsızlık, depresyon, et ve süt veriminde azalma gibi ilk bulguları olan şap hastalığı koyun ve keçilerde daha hafif seyrediyor. Genellikle hastalığın ölüm oranı düşük olmakla birlikte bulaşma oranı yüksektir. Ancak Ziraat Odalarımızdan aldığımız bilgilere göre bu yıl görülen şap virüsü daha ölümcül ve tehlikeli boyutta seyrediyor. Hastalık sonucunda bazı bölgelerde üreticilerimiz hayvan kayıpları yaşıyor. Bunun yanında et ve süt verimlerindeki hızlı düşüşe bağlı üreticilerimiz ekonomik kayıplarla karşı karşıyadır.
Kaçakçılıkla topyekün mücadele edilmesi konusunda taviz verilmemelidir
Şap hastalığının en önemli nedeni sınırlarımızdan ülkemize yapılan kaçak canlı hayvan ve et girişleridir. Canlı hayvan ve etin kaçak yollarla ülkemize girmesi hem insan hem de hayvan sağlığı için son derece tehlikelidir. Kaçakçılıkla topyekün mücadele edilmesi konusunda taviz verilmemelidir. Aksi takdirde hem insan hem de hayvan sağlığını tehdit eden bu risk ortadan kaldırılamaz, olası ekonomik kayıplarının önüne geçilemez.
Şap hastalığı ile mücadelede karantina ve aşı tedbirlerinin rolü çok önemlidir. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan açıklamayla; bu yeni hastalık tipinin yayılmaması için hızlı şekilde tedbir alındığı, hastalık çıkan bölgelerde yeterli miktarda aşı stoku mevcut olduğu ve sevkiyatın planlı bir şekilde sürdürüldüğü belirtilmiştir.


Üreticilerimizin de bu hastalığa karşı alacağı önlemler büyük önem taşımaktadır
Üreticilerimizin de bu hastalığa karşı hem öncesinde hem de hastalık sırasında alacağı önlemler büyük önem taşımaktadır.
Üreticilerimizin hastalık çıkmadan alması gereken bazı önlemleri arasında;
Ahırlarda şap hastalığına karşı etkili dezenfektanlar bulundurulmalı,
Ahırlara hayvan bakıcılarından başka kimse sokulmamalı, bakıcılar da günlük kıyafetlerinin dışında farklı kıyafet ve ayakkabı ile ahıra girmeli,
Damızlık hayvanlarda sağım öncesinde ellerin ve otomatik sağım makinelerinin temizliğine özen gösterilmeli,
Yeni satın alınan hayvanlar 21 gün süre ile karantinaya alınmalı ve süre sonunda hastalık yok ise diğer hayvanların yanına alınmalı,
Enfekte bölgelerden ot, saman vb. alınmamalıdır.
Hastalık çıktıktan sonra üreticilerimizin alacağı bazı önlemler arasında;
Hasta hayvanlar ile sağlıklı hayvanlar hemen birbirinden ayrılmalı,
Hasta hayvanların bulunduğu yerin dezenfeksiyonu sağlanmalı,
Hasta hayvanların altlıkları yakılmalı,
En hızlı şekilde veteriner hekimin haberdar edilmesi gerekmektedir.
Hayvan pazarlarının ülke genelinde kapalı olması dolayısıyla hayvan satışının yapılamaması üreticilerimizin Tarım Kredi Kooperatiflerine ve Ziraat Bankasına olan borçlarını ödemesini zorlaştırıyor. Bu nedenle üreticilerimizin Tarım Kredi Kooperatiflerine ve Ziraat Bankasına olan borçları faizsiz olarak en az 1 yıl ertelenmelidir.
Son olarak şap hastalığından zarar gören üreticilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.”

‘Çiftçi göz göre göre iflas’


Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, mısır ithalatında gümrük oranının sıfırlanmasına “Çiftçi ölsün mü istiyorsunuz? Amacınız nedir?” sözleriyle sert tepki göstererek, Tarım ve Orman Bakanlı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na yazılı soru önergesi sundu.
14 Temmuz 2025’te Resmî Gazete’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan karar ile 31 Temmuz 2025’e kadar 500 bin ton mısırın sıfır gümrükle ithal edilebilmesine olanak tanındı. CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, konuyu Meclis gündemine taşırken, karara sert tepki gösterdi. 10 Ekim 2024’ten bu yana 4 farklı karar ile toplam 3,5 milyon ton mısır ithalatına izin verildiğini söyleyen Yazgan, şunları kaydetti:
“Tarlada emek döken, alın teriyle mısır üreten çiftçilerimize bu karar açıkça ‘üretme’ demektir. Maliyetlerin arttığı, gübre ve mazot fiyatlarının tavan yaptığı bir dönemde, çiftçinin ürününü tarlada bırakıp dışarıdan mısır ithal etmek ne demektir? Bu yıl mısır üretimi kuraklıkla, yüksek maliyetle, düşük taban fiyatla mücadele etti. Üretici zarar ederken yaparken bakanlık ithalat kapılarını ardına kadar açtı. Üstelik yeniden gümrük sıfırlandı. Soruyoruz; kim için ithalat yapılıyor, kimin cebini doldurmak için çiftçi göz göre göre iflasa sürükleniyor, kimin toprağına ihanet ediliyor?
Susuzluğun da aşırı şekilde etkilediği Edirne’de mısır ekim alanları her geçen yıl daralıyor. TÜİK verilerine göre Edirne’de mısır ekim alanları düşüş gösteriyor. Çünkü üretici kazanamıyor. Çünkü ithalat politikaları üreticiyi bitiriyor. Buradan açıkça sesleniyorum; sıfır gümrükle mısır ithalatı kararı, çiftçinin alın terine, emeğine, toprağına ihanettir. Bu karar iptal edilmelidir. Çiftçi üretimden çekilirse, Türkiye gıda krizine sürüklenir. Siz çiftçiye değil ithalat lobilerine çalışıyorsunuz. Amacınız ne? Çiftçi ölsün mü istiyorsunuz?
Her zaman üreticinin, toprağın, emeğin yanındayız. Bu ithalat kararının takipçisi olacağız. Edirne’nin ve Türkiye’nin çiftçisini kimseye ezdirmeyeceğiz.”
‘Kararın amacı nedir?’
Yazgan, Tarım ve Orman Bakanlı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na sunduğu yazılı soru önergesinde ise şu soruları yöneltti:
“Mısır ithalatında gümrük oranının sıfırlanmasının amacı nedir?
Bu karar sırasında üreticilere, birliklere, tarım sektörünün bileşenlerine danışılmış mıdır?
Bu kararın yerli mısıra olası etkileri incelenmiş midir?
İthalat konusunda hızla karar alan bakanlık, üreticilere destek noktasında neden hızlı davranmamaktadır?
Sıfır gümrükle ithalata karşın yem sanayinde yem fiyatlarının düşmediği göz önüne alındığında bu ithalat kimler tarafından ve ne için yapılmaktadır?
Son 10 yılda mısır ithalatına harcanan tutar nedir?”

Ayçiçeğinde kritik günler


Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, içinde bulunduğumuz hasat döneminde çiftçilerin kuraklıkla nedeniyle yüzde 85’lere varan verim düşüklüğüyle yüzleştiğini, önümüzdeki dönemde hasadı başlayacak ayçiçeği üzerinde de kuraklık tehdidi bulunduğuna dikkat çekti. Trakya’nın ayçiçeği üretiminin yüzde 35’ini karşılayan önemli bir bölge olduğunu belirten Bayraktar, “Ziraat Odalarımızdan aldığımız bilgilere göre yağış azlığıyla birlikte aşırı sıcaklıkların ayçiçeği bitkisini strese soktuğu ve bunun verimde düşüşe sebep olmasından endişe duyulduğu bildirilmiştir” dedi.
TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, içinde bulunduğumuz hasat döneminde yaşanan tarımsal kuraklıkla ilgili açıklama-larda bulundu. Bayraktar, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:


“İçinde bulunduğumuz hasat döneminde çiftçilerimiz tarımsal kuraklığın sonuçlarıyla karşı karşıya kalmışlardır. Hasat başlamadan önce Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere birçok bölgede kuraklık yaşanabileceğini ifade etmiştim. Nitekim içinde bulunduğumuz hasat döneminde çiftçilerimiz kuraklıkla nedeniyle %85’lere varan oranda verim düşüklüğüyle yüzleşmiştir. Kuru tarım yapılan tahıl alanlarında verimler dekara 50 kilogramlara kadar düşmüştür. Güneydoğu Anadolu ve İç Anadolu başta olmak üzere birçok bölgemizde çiftçilerimiz maliyetini kurtarmayacağından tarlasına biçerdöver sokamamaktadır. Yalnızca kuru tarım alanlarında değil, sulanabilen alanlarda da verimler önemli ölçüde düşmüştür.
Önümüzdeki dönemde hasadı başlayacak ayçiçeği üzerinde de kuraklık tehdidi bulunmaktadır. Trakya bölgesi, Türkiye ayçiçeği ekim alanlarının %46’sını, ayçiçeği üretiminin ise %35’ini karşılayan önemli bir bölgemizdir. 1 Ekim 2024 – 30 Haziran 2025 dönemini kapsayan 2025 tarım yılı yağışları Marmara Bölgesi’nde %29 oranında azalmıştır. Haziran ayında Marmara Bölgesi son 54 yılın en düşük yağışını almıştır.
Kuraklıkla ilgili bir diğer önemli gösterge de sıcaklıklardır. 2025 yılı haziran ayı ülkemizde son 55 yılın en sıcak 4’üncü haziran ayı olmuştur. Marmara Bölgesi’nde ise ortalama sıcaklıklar Haziran ayında normalinin 1,5 derece üzerinde seyretmiştir.
Önümüzdeki dönem ayçiçeği için kritiktir. Ziraat Odalarımızdan aldığımız bilgilere göre yağış azlığıyla birlikte aşırı sıcaklıkların ayçiçeği bitkisini strese soktuğu ve bunun verimde düşüşe sebep olmasından endişe duyulduğu bildirilmiştir. Yağışın olmadığı durumda ayçiçeğinde de verim kayıpları yaşanabilecektir.
Nisan ayındaki zirai don meyve üretimimize, kuraklık ise buğday, arpa ve mercimek gibi stratejik ürünlerimize zarar vermiştir. Yani 2025 yılı tarım sektörü açısından şimdiden doğal afet yılı haline gelmiştir. Bu durum çiftçilerimizin gelirlerine yansımaktadır. Ülkemizin gıda arzının sürdürülebilirliği adına, doğal afetlerden zarar gören çiftçilerimizin Ziraat Bankası’na ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarının faizsiz olarak en az 1 yıl ertelenmesini talep ediyoruz. Ayrıca nisan ayında yaşanan zirai don olayından zarar gören çiftçilere sigortaları olmasa da yapılacak olan yardımın kuraklıktan zarar gören çiftçilerimize de yapılmasını istiyoruz.”

Aysan; Edirne’nin zirvesinde!


Soyyiğit Group Aysan Yağları, ISO İkinci 500’de 175. sırada yeraldı.
Türkiye’nin önde gelen gıda ve yağ sanayi firmalarından Soyyiğit Group bünyesinde faaliyet gösteren Aysan Yağları, İstanbul Sanayi Odası’nın (ISO) açıkladığı 2024 yılı İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesinde 175. sırada yer aldı. Şirket ISO ikinci 500 sıralamasında 1. olarak Edirne’nin en büyük sanayi kuruluşu olma başarısını da elde etti.
Gıda sektöründe yarım asra yaklaşan tecrübesiyle bilinen Soyyiğit Group, bu yeni başarısıyla hem ulusal hem de bölgesel ölçekte dikkatleri üzerine çekti. Aysan Yağları’nın Edirne’deki üretim tesisi, özellikle son yıllarda yaptığı yatırımlar ve ihracat performansıyla büyümesini sürdürüyor.
BÖLGE EKONOMİSİNE KATKI
Edirne Tayakadın’dayer alan Aysan Entegre Yağ tesisi, istihdamdan ihracata kadar pek çok alanda bölge ekonomisine katkı sağlıyor. Ayçiçek yağı, bitkisel sıvı yağ ve margarin üretiminde uzmanlaşan firma, sadece yurt içi pazarda değil, 100’ün üzerinde ülkeye gerçekleştirdiği ihracatla da global bir oyuncu konumuna ulaştı.
Aysan Yağları, entegre üretim tesi-sinde sadece likit yağ üretimiyle değil, ay-nı zamanda margarin üretimiyle de büyü-mesini sürdürüyor. Likit yağların yanında margarin üretim tesisini de kurarak üretim kapasitesini ve ürün çeşitliliğini önemli ölçüde artıran firma, bölgedeki sanayi yapılanmasına değer katıyor.
“BU BAŞARI HEPİMİZİN”
Soyyiğit Group yetkilileri tarafından yapılan açıklamada, “Bu başarı, sadece şirketimizin değil, bizimle birlikte yol alan tüm çalışanlarımızın, iş ortaklarımızın ve bölgemizin başarısıdır. Edirne’nin adını sanayide en üst sıralara taşımaktan gurur duyuyoruz” ifadelerine yer verildi.
Şirketin önümüzdeki dönemde teknolojiye, sürdürülebilir üretime ve ihracata dayalı büyüme stratejisini sürdürmesi bekleniyor.
YATIRIMLARLA BÜYÜYEN ENTEGRE YAPI VE ÇEVRE DOSTU ADIMLAR
Tesisin büyümesiyle birlikte ortaya çıkan yeni ihtiyaçlara da çözüm sunan Aysan Yağları, yaklaşık 500 bin Euro’luk ek yatırımla mevcut arıtma tesisini de büyütme kararı aldı. Bu yatırım sayesinde firma, sadece üretimde değil, çevresel sürdürülebilirlikte de örnek bir duruş sergileyerek çevre dostu bir üretim anlayışına geçiş sürecini başlatmış oldu.Yapımı devam eden bu yeni tesisin 2025 yılı sonuna kadar tamamlanması hedefleniyor.

Genel Tarım Sayımı için son hazırlıklar

Edirne İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde, Genel Tarım Sayımı öncesinde görev alacak personele bilgilendirme toplantısı düzenlendi.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından her on yılda bir yapılması öngörülen “Tarım Sayımı”nın, 2024-2025 yıllarını kapsayan dönem içerisinde yürütülmesine yönelik protokol Türkiye İstatistik Kurumu ve Tarım ve Orman Bakanlığı arasında imzalanmıştı.
Tarım Sayımı”nın iki aşamada yürütülmesi planlanırken birinci aşamada sayımda kapsanacak kitlenin tespitine yönelik altlık çalışmaları tamamlanacak. İkinci aşamada ise sayıma ilişkin değişkenler için veri derlenecek.
Tarımsal işletmelere ilişkin arazi ve hayvan varlığı gibi temel konularda tam sayımla; işgücü, sulama, tarımsal alet ve makine gibi diğer konularda ise örnekleme yoluyla veri derlenmesi planlanıyor.
Tarım Sayımı ile alt idari birim düzeyinde detaylı veri derlenmesi, cari tarım istatistikleri için karşılaştırma imkânı sunulması ve ara yıllarda yapılacak tarımsal araştırmalar için çerçeve oluşturulması hedeflenmeiyor.


EDİRNE’DE BİLGİLENDİRMETOPLANTISI
Türkiye’nin tarımsal varlık envanterinin çıkarılarak; tarım politikalarının daha sağlıklı planlanması ve kırsal kalkınma stratejilerinin güçlendirilmesinin hedeflendiği Genel Tarım Sayımı ile ilgili hazırlıklar sürüyor.
Genel Tarım Sayımında sahada görev alacak personel ve anketörlere yönelik bilgilendirme toplantısı düzenlendi.
Toplantıya; İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt, TÜİK Edirne Bölge Müdürü Hasan Akdemir, Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, İl/İlçe Müdürlüğü personeli ile TÜİK personeli katıldı.
Toplantıda; sayım sürecinin amacı, yöntemi ve uygulama esasları detaylı şekilde ele alındı.
Katılımcılara; tarımsal üretim verilerinin nasıl toplanacağı, kullanılacak dijital sistemler, veri güvenliği, etik kurallar ve sahada dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında kapsamlı sunumlar yapıldı.
Gerçekleştirilecek olan Genel Tarım Sayımı ile Türkiye’nin tarımsal varlık envanteri çıkarılacak; bu sayede tarım politikalarının daha sağlıklı planlanması ve kırsal kalkınma stratejilerinin güçlendirilmesi hedefleniyor.

Ulusal Süt Konseyi’ne fiyat çağrısı!


Edirne Milletvekili Ediz Ün, artan üretim maliyetleri nedeniyle süt üreticileri zor günler geçirirken, 1 Temmuz 2025 itibarıyla geçerli olacak çiğ süt referans fiyatının hâlâ açıklanmadığına dikkat çekerek, Ulusal Süt Konseyi’ni gecikmeden fiyat açıklamaya çağırdı.
Ediz Ün, yaptığı yazılı açıklamada, süt üreticisinin girdi maliyetleri karşısında zararına üretim yapmak zorunda kaldığını belirterek, “Süt üreticisi ayakta kalmakta zorlanıyor. Üretimin sürdürülebilirliği için çiğ süt referans fiyatının en az 21 TL/Litre + hizmet bedeli olacak şekilde acilen belirlenmesi gerekiyor” dedi.


“VERİLER ENDİŞE VERİCİ BOYUTTA”
Ediz Ün, son beş yılda yem fiyatlarının %660’ün üzerinde arttığını, üreticini zarar ettiğini ifade etti. Ün, çiftçilerin ahırlarını boşaltmak zorunda kaldığını ve damızlık inek kesimlerinin arttığını belirtti.
“BU YALNIZCA EKONOMİK BİR KRİZ DEĞİL”
Süt üretiminin sekteye uğramasının yalnızca ekonomik bir kriz değil, aynı zamanda bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çeken Ün, “Süt, çocukların ve gençlerin fiziksel ve zihinsel gelişimi açısından temel bir besindir. Üretim sürdürülemez hâle gelirse, ailelerin sağlıklı süte ulaşımı da zorlaşacaktır” dedi.
Yetersiz süt tüketiminin büyüme geriliği, bağışıklık sistemi sorunları ve bilişsel gelişim eksikliklerine neden olabileceğini hatırlatan Ün, bu durumun ülke genelinde çocukların sağlığını tehdit ettiğini vurguladı.
“REFERANS FİYAT GECİKMEDEN AÇIKLANMALI”
Ulusal Süt Konseyi’ne çağrıda bulunan Edirne Milletvekili Ediz Ün, çiğ süt referans fiyatının gecikmeden açıklanması gerektiğini belirterek şu uyarıda bulundu:
“Süt üretimi daha da düşecek, gıda enflasyonu artacak, çocuklarımızın sağlıklı beslenme hakkı tehlikeye girecek, Türkiye hayvancılığı ciddi bir krizle karşı karşıya kalacaktır. Süt üreticisi çökerse, hepimiz altında kalırız. Enflasyonu üretici ezerek düşüremezsiniz aksine üreticiyi destekleyerek çözersiniz. İktidar üreticiyi ezerek enflasyonu düşüreceği yanılgısından yıllardır kurtulamadı.”


SÜTÜB BAŞKANI DA ÇAĞRI YAPTI
Edirne Merkez İlçe ve Süloğlu Süt Üreticileri Birliği (SÜTÜB) Başkanı Mustafa Suiçmez de Ulusal Süt Konseyi’ne çağrıda bulunarak süt fiyatının 21 TL olarak açıklanmasını istedi.
Sosyal medya hesabından duyuru yayınlayan Başkan Suiçmez, “Ulusal Süt Konsey, daha neyi bekliyorsunuz? Üreticinin hakkını verin. yazıktır, günahtır, hayvancılığa büyük zarar veriyorsunuz. Acilen süt fiyatı 21 TL olarak açıklanmalı” dedi.

Bakkal amcanın cebini elektrik çarptı!

Olgay GÜLER
Sayısı gittikçe artan zincir market ve alışveriş merkezleri nedeniyle gözden düşen vatandaşın ‘bakkal amcası’, kavurucu sıcaklarda soğuk zincir ürünlerini koruyabilmek için 24 saat kullanmak zorunda kaldığı enerji maliyetleriyle de mücadele ediyor.
Ülke genelinde son yıllarda her köşe başında açılan zincir marketler ve alışveriş merkezlerinin popülerliğini arttırması, geçmişin vazgeçilmesi bakkalların unutulmasına neden oldu. Hali hazırda ürün çeşitliliği azaltıp ayakta durmaya çalışan bakkal esnafı, son yıllardaki kavurucu sıcaklarla birlikte artan enerji maliyetleriyle de mücadele ediyor. Soğuk zincir ürünleri korumak için 24 saat elektrik kullanan bakkallar, ay sonunda gelen faturayı ödemek için zorlanıyor. Konuyla ilgili konuşan Edirne Bakkallar ve Tekel Bayileri Esnaf Odası Başkanı Süleyman Yaşagör, yetkililerden enerji konusunda küçük esnafın destelenmesini talep etti.
‘ENERJİ, KİRAYI KATLAR HALE GELDİ’
Küçük esnafın enerji maliyetlerinin artık kira bedellerini bile katladığını belirten Yaşagör, “Sıcakların bastırmasıyla birlikte yaz sezonunda genellikle üyelerimizin soğuk ürün satmaları, halkımızın talebine cevap verebilmeleri için 24 saat bilfiil dolaplarını çalıştırmak zorundalar. Dolayısıyla halkımızın bu soğuk içecek ihtiyacının karşılanabilmesi için biz de dolaplarımızı 24 saat çalıştırıyoruz. Bu konuda enerji maliyetleri bize çok pahalıya mal oluyor, dolayısıyla karımızın büyük kısmını enerjiye ödemek zorunda kalıyoruz. Bugün baktığınızda enerji fiyatları daha önceki yıllarda ödediğimiz kira bedelinin altında olurken, son yıllarda bu kira bedellerini de katlar duruma geldi. Dolayısıyla en büyük gider kalemlerimizden bir tanesi de enerji maliyetleri oldu. Bu anlamda biz de genel başkanımız Bendevi Palandöken de bir çalışma yapmıştı. Küçük esnaflarımızın bu enerji giderleriyle ilgili daha uygun fiyatlı yansıtılması bakımından bir önerisi vardı fakat buna bir cevap alamadık. Dolayısıyla bu anlamda halen yetkililerden enerji konusunda özellikle esnafın desteklenmesini bekliyoruz ki biz de devamlı soğuk ürün satabilelim” dedi.
‘ESKİ YILLARDAKİ BAKKALLAR YOK’
Bakkalların sayısının giderek azaldığını da dile getiren Yaşagör, “Daha önceki yıllarda her kişinin bir bakkal amcası vardı. Hepimizin mahallesinde muhakkak bir bakkaldan alışveriş yapma gibi anıları vardı. Tabi artık alışveriş merkezlerinin açılmasıyla beraber de bakkallık mesleği insanların hayatından, gündeminden biraz daha çıkmış oldu. Şu anda da bakkallarımız var ama genelde baktığımızda eski yıllardaki gibi bakkallarımız yok. Eski bakkallarımızla, bugünkü bakkallar arasındaki fark; eskiden temizlik grubu da satılıyordu, şarküteri grubu da satılıyordu, çocuk bezi, çocuk maması satılıyordu. Şu anda bakkallarda ağırlıklı tekel ürünleri, ekmek ve içecek grubu, dondurma, atıştırmalık satıp ekmeğini çıkarmaya çalışıyor. Ondan dolayıdır ki son yıllarda bakkallık geçici biraz geçici duruma geldi. Yani 3-5 yıl çalışıp, devredip başkasına geçiyor işletme. Edirne’de çok eski bakkal olarak çalışanlar var ama bunlar da bir elin parmağını geçmeyecek sayıda kaldı. Dolayısıyla baktığımızda son yıllarda devirler çok olmaya başladı. Bu tabi insanların bir arayış içerisinde olduğunu gösteriyor, ekonomik olarak halkımız da zor durumda. Bugünkü ekonomik şartlarda insanlar daha da ucuzunu arama, daha iyi olanaklarla alışveriş yapma imkanını araştırıyor. Dolayısıyla küçük esnafımızın son günlerde ayakta kalabilmesi hakikaten çok zor. Bu anlamda da kredilerle küçük esnafın desteklenmesini bekliyoruz” diye konuştu.

TKDK’dan yüzde 75 hibeli destek!

Olgay GÜLER

Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından başvuru dönemi açılan ‘Çiftlik Faaliyetlerinin Çeşitlendirilmesi ve İş Geliştirme’ programı kapsamında, üreticiler bilgilendirildi.

TKDK tarafından 30 Haziran’da yedinci başvuru dönemi başladığı duyurulan IPARD 3 programı kapsamında, Edirne İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde bilgilendirme toplantısı yapıldı. Toplantıya Edirne Vali Yardımcısı Ercan Çiçek, İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt, TKDK Çanakkale İl Koordinatörü Ümit Oran ve üreticiler katıldı. Toplantıda tarımsal ya da hayvansal üretime yönelik işletmeler için hazırlanacak proje başvuruları hakkında bilgiler verildi. Program kapsamında yüzde 60 ile 75 oranında hibe desteği sağlanacak proje sahiplerinin KDV’den muaf olduğu kaydedildi

‘PROGRAMDAN HERKESİN FAYDALANMASINI HEDEFLİYORUZ’

IPARD 3 programı hakkında bilgi veren TKDK Çanakkale İl Koordinatörü Ümit Oran, 81 ilde proje sahiplerine destek verildiğini belirterek, “81 ilde hizmet veriliyor tabii ki, belli bir bütçe söz konusu olunca da ister istemez projeler yarışıyor. Bu yarışta da öne geçen ve desteklenmeye hak kazanan Edirne’den de bir tane projemiz var şu anda. Destek verdiğimiz proje; besi işletmesi yani kırmızı et üreten tarımsal işletmeyi inşallah yakın bir zamanda görmüş olacağız. Kırcasalih beldemizde orada bir besi işletmesi kurulmuş olacak. Temennimiz şu ki; sizlerin de yine bir faydalanıcı olarak eğer bahsedilen konularda bir niyetiniz, bir hedefiniz veya bir planınız varsa proje hazırlayıp, kurumumuza sunmanızı temenni ediyorum. Bu amaçla buradayız. Sizlere daha fazla bilgi sunmak istiyoruz. Kullandırdığımız fonlar Avrupa Birliği’nden sağlanan fonlar. Türkiye Cumhuriyeti katkısı daha önce yüzde 25’ti kullanıldırılan destekler, son IPA 3 dönemiyle birlikte yüzde 50 yüzde 50 oldu. Dolayısıyla bu fonlardan hepinizin proje, yatırım yaparak faydalanmasını temenni ediyoruz” dedi. 

DESTEKLENECEK YATIRIMLAR ANLATILDI

Toplantının devamında, Çiftlik Faaliyetlerinin Çeşitlendirilmesi ve İş Geliştirme programında desteklenecek yatırımın konuları anlatıldı. Buna göre programda, bitkisel üretimin çeşitlendirilmesi, ürünlerin işlenmesi ve pazarlanması, arıcılık ve arı ürünlerinin üretimi, işlenmesi ve pazarlanması, zanaatkârlık ve katma değerli ürün işletmeleri, kırsal turizm ve rekreasyon faaliyetleri, su ürünleri yetiştiriciliği, makine parkları ve yenilenebilir enerji konularında destek sağlanacağı belirtildi.

Programda online son başvuru tarihinin 18 Ağustos, fiziki son başvuru tarihinin de 1 Eylül olduğu kaydedildi.