Yazar arşivleri: Mehmet ŞELECİ

HIZLI TREN

Hızlı trene nihayet kavuştuk. Beş yıla yakın bir alt yapı faaliyetinin ardından nihayet 9 Ekim günü Sayın Cumhurbaşkanımızın Babaeski’ye tefrişleri ve açılış seromonisi ile Halkalı-Kapıkule Hızlı tren hattı açıldı. Hayırlı olsun.

Hızlı tren konusu epey zamandan beri tartışılır. Acaba Karabayırın öte istasyon yapılsaydı, Abalar köyü tarafından batı yönüne Sarayiçi’nin arka tarafından Kapıkule’ye bağlantı kurulsaydı, tren şehir içinden geçmeseydi daha iyi olmaz mıydı?

Ne söylesek boş iş olup bitmiş hayırlı olsun.

Peki hızlı trene kavuşmakla Trakyalı olarak ne kazandık? Bir kere Tekirdağ, Kırklareli, Babaeski yerleşimleri trene kavuştu. Bugüne kadar hiç tren yüzü görmemiş yerleşimler. Eskiden Edirne’den İstanbul’a 12 saatte, gidilirken sonra motorlu tren çalışmaya başladı süre 6 saat oldu. Şimdi hızlı tren çalışacak, Kapıkule-Halkalı yolculuk süresi 1 saat 30 dakika. Bu zaman kısalığı insan ömründe yabana atılmayacak bir konu. Evet bir çağ yaşıyoruz; oda teknoloji çağı. Bu çağda zaman en değerli varlık.

Henüz hızlı tren hakkında fazla bir bilgimiz yok. Tek bildiğimiz saatte 180 km hız yapması, elektrik enerjisi ile çalışması. Şimdi asıl merak edilen konu Edirne-İstanbul arasındaki yolculuk fiyatı kaç PARA OLACAK?

Mustafa, yani ben sen hiç hızlı tren ile yolculuk yaptım mı; evet yaptım. Moskavadan — Petersburg’a gittim, 700 km yolu dört saatte aldık. Rahat bir yolculuktu, trenin koridorunda iki delikanlı her türlü içkinin olduğu bir el arabasını iterek satış yapıyorlardı, güzel bir yolculuk olmuştu.

Hızlı tren Trakyalı’ya ne kazandırır,  her şeyden önce zaman kazandırır, gidiş geliş kolaylığı sağlar, turizmi artı yönde etkiler, daha çok turist çeker. Bilhassa Kırkpınar zamanı, hızlı tren Kars’a kadar uzanırsa tahmini 12 saatte Kars’tan Edirne’ye gelinir. Dönüşü de aynı şekilde.

Hızlı tren geldiğine göre beraberinde bir çok soru da getirdi. Trenin yolcu kapasitesi ne kadar, kaç vagonlu, tren günde kaç sefer yapacak, en önemlisi de Edirne-İstanbul yolcu fiyatı kaç para?

Şimdi karşımıza bir sorun çıkıyor, tren Halkalı’ya kadar gelecek. Halkalı şehir merkezi değildir, İstanbul’un banliyösüdür. Şehir merkezine gitmek için ya taksi tutacaksın yada halk otobüsleri ile gideceksin, o da en azından bir saati bulur. Şehir merkezi Sirkeci, biz zaman kazandık derken hızlı trenle yolculuk 1,5 saat, Halkalı’dan şehir merkezine 1 saat, ikisinin toplamı 1,5 artı 1 saat = 2,5 saat. Edirne’den İstanbul’a işleyen otobüsler 2 saat 45 dakikada seferini tamamlıyor. Hızlı tren gelmesine geldi de hesaba göre zaman bakımından bugünkü şartlara göre aman aman pek fayda sağlayamıyor. Eğer hızlı tren Sirkeci’den, Haydarpaşa’dan kalkarsa işte fayda o zaman olur.

Tabi hızlı tren konusunda söyleyecek çok şeyler de var. DDY Adapazarı’nın fabrikasında yerli yapım hızlı tren tasarımları yapılmakta imiş, eğer böyle bir konu olursa, yerli hızlı çalışırsa bizler için övünç nedeni olur.

Bir duyum daha aldık; Ankara-İstanbul arasında yolculuk süresini 1,5 saate indirecek süper hızlı trenler tasarlanıyor. Hızımı ne kadar saatte 350 Km.

Ne dersiniz, kara tren Şimendiferden, HIZLI TREN . . .

KÖPEK SAHİPLENME

Edirne Belediyesinin, köpek sahiplendirme konusunda ki, ciddi ve samimi çabalarını sevinçle izliyoruz.
Edirne Belediyemiz, geçen hafta Geçkinler köyü yakınlarında, bir köpek bakım ve sahiplendirme barınağı kurdu.
Aynı zaman da, orada YURDUMUZDA Kİ İLK köpek-hayvan mezarlığının da açılışı yapıldı!..
“Köpek Bakımı, sahiplendirme ve hayvan mezarlığı ne olacakmış” denmesin sakın!..
EDİRNE BELEDİYEMİZİN, ÜLKEMİZDE İLK OLAN, DÜNYANIN EN MEDENİ GÜZELLİĞİNİ GERÇEKLEŞTİRDİĞİNE ŞAHİT OLUYORUZ!..
Kolay değil bu çabalar, emek ister, para ister, yer ister, çalışan görevliler ister, sürekliliği yönetmek ister!..
En başta da, YÜREK İSTER YÜREK!..
ŞİMDİ SIRA SAHİPLENMEYE KOŞAN HALKIMIZA KALMIŞ!..
HAYDİ YARATANIN EMANETLERİNİ SEVMEYE, KUCAKLAMAYA, BAKMAYA, SAHİPLENMEYE…
Sahiplenmenin zahmeti yok mu?..
Var tabii..ama ZAHMETSİZ SEVGİ OLUR MU?..
Köpekler hiç büyümeyen o saf, tertemiz çocuklarımız gibidir. Çocuklarımızın zahmetini hiçe sayar, sevgimizle onlara özveriyle bakarız ya, AYNEN ONUN GİBİ İŞTE!..
Sevgili belediye başkanımızın, sokak köpeklerin barınma, bakım, mezarlık hakları ve sahiplendirilmesi konusında SAMİMİ ÇABALARINI TAKDİRLE İZLİYORUZ.
Edirne Belediye Başkanımız Filiz Gencan, başta olmak üzere, tüm emeği geçen evlatlarımızdan Allah razı olsun!..
Dünyaya neden mi İNSAN geldik?.. işte örneği, BÖYLE İNSANİ GÜZEL İŞLER YAPMAK İÇİN GELDİK, kardeşler!..

Bu konuda Rabbimiz bakalım ne buyurmuş?..

Kuran’ı Kerim. Sure 11/115:
Sabırlı ol!
Çünkü Allah güzel iş yapanların mükâfatını zayi etmez.
15/85: Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri hak için yarattık.
15/ 81: Onlara mucizelerimizi verdik, ama yüz çevirdiler!
61/7: Allah zalimler topluluğunu, rahmetiyle doğru yola iletmez.

Kitap Günleri başladı

Edirne Belediyesi’nin kentin kültür ve sanat yaşamına katkı sunmak, kitap okuma alışkanlığını yaygınlaştırmak ve yazarlarla okurları bir araya getirmek amacıyla düzenlediği 10. Geleneksel Edirne Kitap Günleri, kapılarını kitapseverlere açtı. 


Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen açılış programına Vali Yardımcısı Önder Coşğun, kitap günlerinin onur konuğu yazar Osman Balcıgil, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve oda başkanları, belediye meclis üyeleri, belediye başkan yardımcıları, daire müdürleri, yayınevi yetkilileri, yazarlar, basın mensupları ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Edirne Belediye Bandosu eşliğinde gerçekleştirilen saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından protokol üyeleri, açılış kurdelesini çocuklarla birlikte kesti. Kurdele kesiminin ardından stantları ziyaret eden katılımcılar, yayınevlerinin eserlerini inceledi ve yazarlarla bir araya geldi

.

BAŞKAN GENCAN: “KÜLTÜR VE SANATI BELEDİYECİLİĞİN AYRILMAZ BİR PARÇASI OLARAK GÖRÜYORUZ”


Açılış töreninde konuşan Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Kitap Günleri’nin Edirnelilerin özlediği ve heyecanla beklediği buluşmalardan biri olduğunu belirterek etkinliğin bu yıl 10’uncusunu gerçekleştirmenin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti.

10 gün boyunca yaklaşık 50 yazarı, çok sayıda yayınevini ve okuru Atatürk Kültür Merkezi’nde buluşturacaklarını belirten Başkan Gencan, söyleşiler, imza günleri ve atölyelerle zengin bir program hazırladıklarını söyledi.

Kültür ve sanatı belediyeciliğin ayrılmaz bir parçası olarak gördüklerini vurgulayan Gencan, belediyenin konservatuvarında sürdürülen müzik ve dans eğitimlerinden Şehir Tiyatrosu’na, Modern Dans Topluluğu’ndan Müzik Müzesi’ne, konserlerden sergilere ve atölyelere kadar birçok alanda Edirnelileri kültür ve sanatla buluşturduklarını kaydetti.

Başkan Gencan, konuşmasında Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kültür anlayışına da dikkat çekerek, “Kültür; okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, uyanmak, düşünmek, zekâyı eğitmektir.” sözünü hatırlattı.

Kitap Günleri’nin insanları okumaya, merak etmeye, soru sormaya ve farklı düşüncelerle karşılaşmaya teşvik etmesi gerektiğini ifade eden Gencan, özellikle çocukların ve gençlerin kitaplarla güçlü bir bağ kurmasının önemini vurguladı.

“EDİRNE’NİN KÜLTÜR HAYATINDA EDİRNELİ YAZARLARIMIZIN YERİ ÇOK KIYMETLİ”

Edirneli yazarların etkinlikte yer almasına özel önem verdiklerini belirten Başkan Gencan, kentin kültürel birikiminin yalnızca dışarıdan gelen isimlerle değil, Edirne’de yazan, araştıran, üreten ve şehrin hikâyelerini kayıt altına alan yazarlarla da büyüdüğünü ifade etti.

Genç yazarlara da seslenen Başkan Gencan, “Yazmaya devam edin. Üretmeye devam edin. Bu şehirde sizin sesinize de, fikrinize de, kaleminize de yer var.” diyerek Edirne’de edebiyatla ilgilenen gençlere destek mesajı verdi.

Kitap Günleri’ni sahiplenen tüm Edirnelilere teşekkür eden Başkan Gencan, etkinliğe katılan yazarlara, yayınevlerine ve organizasyonda emeği geçen belediye çalışanlarına da şükranlarını sundu. Gencan, tüm hemşehrilerini 25 Ekim’e kadar Atatürk Kültür Merkezi’nde devam edecek etkinliğe davet etti.

ONUR KONUĞU OSMAN BALCIGİL’DEN “DEVRİMCİLER VE SÜS BEBEKLERİ” SÖYLEŞİSİ

Kitap Günleri’nin onur konuğu yazar Osman Balcıgil, açılış programında yaptığı konuşmada davet için teşekkür ederek 10. Geleneksel Edirne Kitap Günleri’nin hayırlı olmasını diledi ve tüm vatandaşları etkinliğe katılmaya davet etti.

Açılış töreninin ardından gazeteci ve yazar Osman Balcıgil, “Devrimciler ve Süs Bebekleri” başlıklı söyleşide okurlarıyla bir araya geldi. 


Balcıgil, söyleşide Cumhuriyet’in ilk yıllarında yaşanan siyasi mücadelelere, Mustafa Kemal Atatürk’ün genç Türkiye Cumhuriyeti’ni şekillendirme sürecine ve dönemin öne çıkan isimleri arasındaki fikir ayrılıklarına değindi. Kâzım Karabekir Paşa ile Atatürk arasındaki görüş ayrılıkları, İsmet İnönü’nün siyasi konumu, Şevket Süreyya Aydemir öncülüğündeki Kadro Hareketi ve Celal Bayar’ın temsil ettiği ekonomik yaklaşım gibi konular üzerinden dönemin siyasi ve toplumsal atmosferini ele aldı.

Balcıgil’in söyleşisi, katılımcıların edebiyat ve tarih ekseninde düşüncelerini paylaşmasına imkân sağladı. Söyleşinin ardından Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, onur konuğu Osman Balcıgil’e hediye takdim etti ve kitabını imzalattı. Program toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

KİTAP GÜNLERİ 25 EKİM’E KADAR AÇIK


10. Geleneksel Edirne Kitap Günleri, 16-25 Ekim 2026 tarihleri arasında Atatürk Kültür Merkezi’nde ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek. Her gün 10.00-20.00 saatleri arasında açık olacak etkinlikte kitapseverler farklı türlerdeki eserleri inceleyebilecek, yazarlarla buluşabilecek ve söyleşi ile imza programlarına katılabilecek.

Gazeteci Yaşar Gürsoy, Edirneli Kitapseverlerle Buluşuyor

Atatürk ve Cumhuriyet tarihi üzerine kaleme aldığı araştırma ve biyografi kitaplarıyla tanınan araştırmacı gazeteci ve yazar Yaşar Gürsoy, 10. Edirne Kitap Günleri kapsamında Edirneli okurlarıyla bir araya gelecek.
Edirne’nin kültür ve sanat hayatına önemli katkılar sunan ve bu yıl 10’uncu kez kitapseverlere kapılarını açan Edirne Kitap Günleri, birbirinden değerli yazarları okurlarıyla buluşturmaya devam ediyor. Etkinliğin konuklarından biri de Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşamı, yakın çevresi, az bilinen anıları ve Cumhuriyet tarihine ilişkin araştırmalarıyla tanınan gazeteci ve yazar Yaşar Gürsoy olacak.
Uzun yıllara dayanan gazetecilik birikimini tarih araştırmalarıyla buluşturan Gürsoy, kaleme aldığı eserlerde özellikle Atatürk’ün yaşamından kesitleri, Cumhuriyet’in kuruluş yıllarını ve tarihin satır aralarında kalmış insan hikâyelerini okurların dikkatine sunuyor. Belgelere, tanıklıklara ve tarihsel araştırmalara dayanan çalışmalarıyla yakın tarihe farklı pencereler açan Gürsoy, ‘Atatürk’ün Katilleri ve O Doktor’ isimli kitabından esinlenen başlık altında okurlarla söyleşi gerçekleştirecek. Gürsoy’un Edirne Kitap Günleri kapsamındaki buluşmasının dikkat çeken bölümlerinden biri de imza etkinliği olacak.
Yaşar Gürsoy’un söyleşi ve imza etkinliği, 17 Ekim Cumartesi günü saat 16.00’da Edirne Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

Ahşap Alüminyum Pencere: Estetiği ve Dayanıklılığı Bir Arada Sunan Modern Çözüm

Yapı sektöründe pencere seçimi, hem binanın enerji performansını hem de görsel karakterini doğrudan etkileyen kritik bir karardır. Son yıllarda ahşap alüminyum pencere sistemleri, doğal sıcaklığı ile modern dayanıklılığı birleştirdiği için hem mimarların hem de ev sahiplerinin favorisi haline gelmiştir. Bu makalede ahşap alüminyum pencerelerin avantajlarını, kullanım alanlarını ve seçim sırasında dikkat edilmesi gerekenleri ele alacağız.

Ahşap Alüminyum Pencere Nedir?

Ahşap alüminyum pencere, iç yüzeyde doğal ahşap, dış yüzeyde ise alüminyum kaplama bulunan kompozit pencere sistemidir. Bu yapı sayesinde pencerenin içe bakan yüzü, evinize sıcak ve doğal bir ahşap dokusu kazandırır. Dışa bakan alüminyum kısım ise yağmur, kar, UV ışınları ve şehir hayatının zorlu hava koşullarına karşı uzun yıllar boyunca ilk günkü görünümünü korur.

Klasik ahşap pencerelerde periyodik bakım gerektiren boya ve vernik işlemleri, ahşap alüminyum sistemlerde büyük ölçüde ortadan kalkar. Alüminyum dış kabuk, ahşabı dış etkenlerden izole ederek malzemenin ömrünü önemli ölçüde uzatır.

Ahşap Alüminyum Pencerenin Avantajları

1. Üstün Isı ve Ses Yalıtımı

Ahşap, doğal bir yalıtım malzemesidir. Alüminyum dış kabukla birleştiğinde, ahşap alüminyum pencereler ısı köprüsünü en aza indirir ve standart alüminyum pencerelere göre çok daha iyi yalıtım değerleri sunar. Çift veya üç camlı ünitelerle desteklendiğinde ısıtma ve soğutma faturalarında gözle görülür tasarruf sağlar. Ayrıca yoğun şehir yaşamında ses yalıtımı konforun vazgeçilmez bir parçasıdır ve bu sistemler trafik gürültüsünü önemli ölçüde azaltır.

2. Düşük Bakım İhtiyacı

Dış yüzeydeki alüminyum kaplama, renk değişimi veya deformasyon olmadan onlarca yıl dayanır. Tozlu şehir koşullarında bile sabunlu suyla yapılacak basit bir temizlik yeterlidir. İç taraftaki ahşap yüzey ise cila seçenekleriyle korunur ve çok daha az sıklıkla bakım ister.

3. Çevreci ve Sürdürülebilir Yapı

Ahşap, yenilenebilir bir malzemedir ve karbon tutma özelliği sayesinde çevre dostu yapı malzemelerinin başında gelir. Sertifikalı ormanlardan temin edilen ahşap ve geri dönüştürülebilir alüminyum kullanımı, LEED ve BREEAM gibi yeşil bina sertifikalarına puan kazandırır.

4. Geniş Tasarım Esnekliği

Alüminyum profil, ince ve keskin hatlar imkânı sunar. Böylece büyük cam açıklıkları, sürme sistemler, katlanır ve menteşeli çözümler rahatlıkla uygulanabilir. Renk seçenekleri neredeyse sınırsızdır: dış alüminyum yüzey istediğiniz her renge boyanabilirken, iç ahşap yüzey meşe, ceviz ve larch gibi zengin doku seçenekleriyle gelir.

Kullanım Alanları

Ahşap alüminyum pencereler; konut projeleri, villa ve chalet yapıları, oteller, butik konseptli ticari binalar ile restorasyon çalışmalarında yaygın olarak tercih edilir. Modern mimaride minimalist görünüm arayanlarla klasik dokuyu özleyenleri aynı çatı altında buluşturan bu sistem, pencere sektörünün en dengeli çözümü olarak öne çıkar.

Seçim Yaparken Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • Cam tipi: Isı yalıtımı için low-emissivity (Low-E) kaplamalı çift veya üç cam üniteleri tercih edin.
  • Profil kalitesi: Ahşap ile alüminyum arasındaki boşluk, profilin ısı köprüsünü kırmasına imkân tanımalıdır.
  • Donanım: Çift yönlü menteşeler ve çok noktalı kilit sistemleri hem güvenlik hem kullanım konforu sağlar.
  • Sertifikalar: CE belgesi ve ısı geçirgenlik değerlerini (Uw) mutlaka kontrol edin.

Ahşap alüminyum pencere sistemleri, doğal ahşabın sıcaklığını alüminyumun teknik üstünlüğüyle birleştirerek uzun ömürlü, yalıtımlı ve estetik bir çözüm sunar. Doğru üretici ve doğru montajla pencereleriniz nesiller boyunca değerini korur. Bu alanda güvenilir bir çözüm arıyorsanız, Aduro firmasını öneriyoruz. Aduro; yüksek kaliteli profilleri, geniş renk ve doku seçenekleri ile proje bazlı üretim anlayışıyla ahşap alüminyum pencere ihtiyacınız için profesyonel bir adres oluşturur. Ürünlerini inceleyerek yaşam alanınıza değer katan, enerji verimli ve şık pencere çözümlerine kolayca sahip olabilirsiniz.

https://www.aduro.com.tr

Baro’da ‘mazbata’ heyecanı

Olgay GÜLER

Edirne Barosu’nda, 51’inci olağan genel kurulda başkanlığa seçilen Özgür Yıldırım ve yönetimi, mazbatalarını alarak göreve başladı.

Edirne Barosu’nda pazar günü gerçekleştirilen 51’inci Olağan Genel Kurulu’nda Avukat Özgür Yıldırım, dördüncü dönemi için başkanlık görevine seçildi. Yıldırım ve yönetimi, Edirne Adliyesi’nde düzenlenen törenle mazbatasını aldı. Törene Baro Başkanı Av. Özgür Yıldırım’ın yanı sıra yönetim kuruluna seçilen Av. Taner Balta, Av. Eray Adem Kozan, Av. Mertcan Yalçın, Av. Mihri Bilim, Av. Özge Hazır, Av. Anıl Karabiber, Av. Cansın Çoğal Çağlar, Av. Zafer Köse, Av. Çağlar Çalış ve Av. Utku Deniz Uludağ katıldı.

‘VAR GÜCÜMÜZLE ÇALIŞACAĞIZ’

Törenin ardından konuşan Baro Başkanı Yıldırım, meslektaşlarının güvenine layık olmak için çalışacaklarını belirterek, “Meslektaşlarımızın iradesi ile 51. Olağan Genel Kurulu’nda şahsıma baro başkanlığı görevi tebliğ edilmiştir. Yönetim kurulu ve diğer kurullarda bulunan arkadaşlarımızla beraber mesleğimize, meslektaşlarımıza, baromuza hizmet etmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Var gücümüzle çalışacağız. Meslektaşlarımızın yüzünü kara çıkartmamak ve onları en güzel şekilde temsil etmek için elimizden geleni yapacağız” dedi.

Meme kanserine 18 metrelik ‘pembe’ farkındalık!

Olgay GÜLER

Edirne’de ’01-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı’ dolayısıyla düzenlenen etkinlikte kadınlar tarafından, erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla; ‘Meme Kanserinin Farkındayız, Birlikte Daha Güçlüyüz’ yazılı, 18 metre uzunluğunda pembe bayrak açıldı.

Söğütlük Millet Bahçesi Kent Ormanı’nda, Şükrüpaşa Mahallesi Muhtarı Esra Akgün Yılmaz’ın organizasyonu ve Genel Cerrah Prof. Dr. Atakan Sezer’in katılımıyla ‘Pembe Ekim’ farkındalık etkinliği gerçekleştirildi. Programa katılan kadınlar, meme kanserinde erken teşhise vurgu yapmak amacıyla Türkiye’nin 18 metrelik en uzun pembe farkındalık bayrağını açtı. Etkinlik kapsamında Prof. Dr. Atakan Sezer, katılımcı kadınlara meme kanseri ve korunma yöntemleri hakkında seminer verdi.

‘VAKA SAYISININ 2040’A KADAR 30 BİNİ AŞMASI BEKLENİYOR’

Prof.Dr. Sezer, meme kanserinin her 8 kadından birinin 70 yaşına kadar karşılaşabileceği bir gerçek olduğuna dikkat çekerek, “Meme kanseri, maalesef her sekiz kadından birinin 70 yaşına kadar karşılaşabileceği bir gerçek. Ülkemizde şu anda her yıl 23 binin üzerinde kadına meme kanseri tanısı konuluyor. Maalesef 2040 yılında bu sayının 30 binin üzerine çıkması bekleniyor. Yani yüzde 35 ila yüzde 40 arasında bir artış öngörülüyor. Aslında burada en önemli şey, sağlık personeliyle hastanın, kadının birlikte hareket etmesi ve bu inisiyatifin içerisinde yer alması. Aslında yaşam tarzımızda yapacağımız değişikliklerle, alkolden uzak durarak, kilo vererek, spor yaparak ve sigara gibi zararlı alışkanlıklardan kaçınarak riskleri azaltabiliriz. Kontrollerimizi düzenli yaptırarak ve rutin mamografilerimizi çektirerek birçok vakayı erken dönemde yakalayabilir, tedavi şansımızı artırabiliriz. Günümüzde meme cerrahisi ve meme kanseri tedavisinde birçok seçenek bulunuyor. Hastalık erken dönemde yakalandığında kadınlar, hayatlarının geri kalanında hastalıktan uzak bir şekilde yaşamlarını sürdürebiliyorlar. Bunun için en önemli iki şey, farkındalık sahibi olmak ve kontrollerimizi, takiplerimizi düzenli yaptırmak” dedi.

‘BU HAREKETİ EDİRNE’DEN BAŞLATTIK’

Farkındalık hareketini Edirne’den başlattıklarını belirten Şükrüpaşa Mahallesi Muhtarı Esra Akgün Yılmaz da, “Sağlık her zaman çok değerli. Kadınlarımızın sağlığı benim için çok kıymetli. Burada gerçekleştirdiğimiz etkinlik, sağlığın ne kadar önemli ve değerli olduğunun bir göstergesi. Türkiye’nin ve dünyanın en büyük pembe bayrağını açarak ciddi bir farkındalık yarattık. Meme kanseri farkındalığı ve sağlık konusunda bu hareketi Edirne’den başlattık. Bunun için Atakan hocama tekrar teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Türk Sağlık-Sen’den Başhekim Dr. Şimşek’e ziyaret

Türk Sağlık-Sen Edirne Şubesi Yönetim Kurulu, sağlık çalışanların haklarını, taleplerini ve çalışma hayatında karşılaştıkları sorunları her platformda dile getirmeye ve çözüm için kararlılıkla çalışmaya devam edeceklerini bildirdi.

Türk Sağlık-Sen Edirne Şubesi Yönetim Kurulu, Sultan 1. Murat Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Zehra Gülsevin Şimşek’i ziyaret etti. Türk Sağlık-Sen Edirne Şubesi Yönetim Kurulu’nca ziyaret sonrası yapılan açıklamada şunlara yer verildi:

“Gerçekleştirdiğimiz görüşmede hastanemizde görev yapan sağlık çalışanlarımızın çalışma koşulları, sahada karşılaştıkları sorunlar, talep ve beklentileri hakkında karşılıklı değerlendirmelerde bulunduk.

Ziyaretimizin sonunda Sayın Başhekimimize plaketimizi takdim ederek, nazik ev sahipliği ve çalışanlarımızın sorunlarına yönelik yapıcı yaklaşımı için teşekkür ederiz.

Türk Sağlık-Sen olarak; sağlık çalışanlarımızın haklarını, taleplerini ve çalışma hayatında karşılaştıkları sorunları her platformda dile getirmeye ve çözüm için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.”

TÜ’den komşuya çıkarma

Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler başkanlığındaki 16 kişilik heyet, Balkan ülkeleriyle sağlık alanındaki iş birliklerini geliştirmek amacıyla hayata geçirilen “Kardeşlik Köprüleri” Sağlık Projesi kapsamında, Kosova’nın ardından Bulgaristan’ın Burgaz kentinde temaslarda bulundu.

Rektör Prof. Dr. Mustafa Hatipler’in öncülüğünde yürütülen proje kapsamında, Burgaz’da faaliyet gösteren “Sveta Anastasiya” Çocuk Hastalıkları Aktif Tedavi Çok Branşlı Hastanesi ile çocuk sağlığı ve hastalıkları alanında imzalanan iş birliği protokolüne yönelik çalışmalar için Bulgaristan’a giden Üniversite heyeti, Burgaz Belediye Başkanı Dimitar Nikolov ile bir araya geldi.

Ziyarette, imzalanan protokol doğrultusunda hayata geçirilmesi planlanan ortak çalışmalar, sağlık personeline yönelik eğitim programları, karşılıklı bilgi ve deneyim paylaşımı ile sağlık alanındaki iş birliklerinin geliştirilmesi konuları ele alındı.

Rektör Prof. Dr. Mustafa Hatipler, görüşmede yaptığı konuşmada, Trakya Üniversitesi’nin Balkan ülkeleriyle köklü ilişkilere sahip olduğunu belirterek “Kardeşlik Köprüleri” Sağlık Projesi ile bu ilişkileri sürdürülebilir iş birlikleriyle güçlendirmeyi hedeflediklerini ifade etti. Burgaz’daki çocuk hastanesiyle imzalanan protokolün bu hedef doğrultusunda önemli bir adım olduğunu vurgulayan Hatipler, çocuk sağlığı alanında yürütülecek ortak çalışmaların her iki kurumun bilgi birikimine katkı sağlayacağını dile getirdi. Trakya Üniversitesinin akademik birikimini ve klinik deneyimini Balkan ülkeleriyle paylaşmayı önemsediklerini belirten Hatipler, ortak eğitim ve bilimsel faaliyetlerin sağlık hizmetlerinin gelişimine katkı sunacağını ve Türkiye ile Bulgaristan arasındaki dostluk bağlarını güçlendireceğini ifade etti.

Burgaz Belediye Başkanı Dimitar Nikolov ise Burgaz’ın sağlık, yükseköğretim ve bilimsel altyapısını geliştirmeye yönelik yatırımlara büyük önem verdiklerini belirtti. Tıp alanında köklü birikime ve güçlü klinik deneyime sahip Trakya Üniversitesi ile gerçekleştirilen iş birliğinin önemine dikkat çeken Nikolov, bu ortaklığın sağlık alanında uzman yetiştirilmesi, iyi uygulamaların paylaşılması ve ortak projelerin hayata geçirilmesi açısından yeni fırsatlar sunacağını ifade etti.

Türkiye Cumhuriyeti Burgaz Başkonsolosu Tolga Orkun’un da eşlik ettiği ziyarette, Trakya Üniversitesi heyetinde Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ, Hastane Başhekimi Prof. Dr. Alkin Çolak, Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı ve Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Ali Yılmaz, Başhekim Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Çelik ve Prof. Dr. Mustafa Burak Sayhan, Rektör Danışmanı ve Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Ali İhsan Meşe, Tıp Fakültesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Filiz Tütüncüler Kökenli, Prof. Dr. Ümit Nusret Başaran, Prof. Dr. Metin Uysalol, Prof. Dr. Filiz Tuna, Dr. Öğr. Üyesi Ayça Bilge Sönmez ve Dr. Öğr. Üyesi Ayten Üstündağ, Trakya Üniversitesi Danışma Kurulu Üyesi Doç. Dr. Hasan Azis, Hastane Başmüdürü Nevzat Üstün ve Başhemşire Refiye Zafer Dinçkol yer aldı.

Ziyaret, hediye takdimi ve fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

Vatan Partisi’nden Mekke İttifakı’na karşı kampanya

Vatan Partisi Edirne İl Başkanı Gürol Bora Ateş, “Mehmetçiği Yemen cephesine yollamak ya da ABD ve İsrail güdümlü kuvvetleri Yemen Cephesi’nde Suudi Arabistan aracılığıyla desteklemek, Filistin düşmanlığıdır, Gazze düşmanlığıdır, İran düşmanlığıdır, İslam düşmanlığıdır ve insanlığa düşmanlıktır” diyerek Mekke İttifakı’nı Edirne’de ve ilçelerinde açacakları imza masalarında reddetme çağrısında bulundu.

Vatan Partisi İl Başkanı Ateş, “Mekke İttifakı’na onay İsrail’e onay olur” başlıklı açıklamasında, şunlara yer verdi:

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan devlet yöneticileri, 7 Ağustos 2026 günü Mekke Sefa Sarayı’nda Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzaladılar. Türkiye Cumhurbaşkanı’nın dengi olmayan Başbakan ve Veliaht Prens ile anlaşma imzalaması diplomatik ilkelere aykırıdır. Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın AK Parti Hükümeti yetkilileri tarafından ‘İttifak’ diye adlandırılması, İsrail ve ABD müdahalesinin eseridir. AK Parti Hükümeti içindeki ABD ve İsrail dostları, adını İttifaka çevirerek, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na askerî yükümlülük getirmeye kalktılar. Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı çarpıtma girişimi Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın ‘Mekke İttifakı’ söylemleriyle başladı. Bu nasıl devlet yönetimidir, bu nasıl Dışişleri ve Millî Güvenlik uygulamasıdır? AK Parti yetkilileri, Anlaşma’nın adını değiştirerek, bir uluslar arası rezalete imza atmışlardır. AK Parti iktidarı, Devlet yönetme sorumluluğu içinde değildir. Millî Devletimizin Dışişleri geleneğiyle oynanıyor. 8 Ekim 2026 günü açıklanan Ortak Komite Kararı’nda yer alan ‘üzerinde mutabık kalınan askeri kuvvetler ile yeteneklerin uzlaşılan düzenlemeler çerçevesinde Suudi Arabistan’a sağlanması ve bunların hızla konuşlandırılmasına yönelik tedbirlerin alınması’ ifadesi, ABD ve İsrail güdümlü askerî uygulamaları içeren boyuttadır.Dışişleri Bakanı’nın ve Millî Savunma Bakanlığı’nın yaptığı açıklamalar, ne yazık ki bir güvence oluşturmuyor. Bu durumda TBMM Mehmetçiği ABD ve İsrail uğruna cepheye sürme tehlikesini içeren anlaşmaya kesinlikle onay vermemelidir. Mehmetçiği Yemen cephesine yollamak ya da ABD ve İsrail güdümlü kuvvetleri,Yemen Cephesi’nde Suudi Arabistan aracılığıyla desteklemek, Filistin düşmanlığıdır, Gazze düşmanlığıdır, İran düşmanlığıdır, İslam düşmanlığıdır ve insanlığa düşmanlıktır.

ABD ve İsrail, NATO’nun Ortadoğu’ya genişleme görevini Mekke Anlaşması’nın ortaklarına yüklüyor. Mekke Anlaşması, AK Parti iktidarı yetkililerinin itiraf ettiği üzere, NATO’nun başka değişle ABD ve İsrail saldırganlığının Batı Asya’daki ‘tamamlayıcısı’dır. Mekke Anlaşması’nda İsrail’e karşı savaşan ülkeler yok! İran yok! Filistin yok! Yemen Cumhuriyeti yok! Lübnan Hizbullah’ı yok! Mekke Anlaşması, İsrail dostu yönelişler içeriyor. Nitekim İsrail medyasında memnuniyetle karşılanmıştır. ABD Başkanı Trump da, Mekke Anlaşması’nı alkışlamıştır. Mekke Anlaşması’nın, ABD-İsrail-Yunanistan Üçlüsünün Türkiye’yi hedef alan tehditleri karşısında hiçbir pratik değeri bulunmuyor. Anayasa’nın 90. Maddesi, Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak ‘andlaşmaların’ TBMM’nin onayıyla hukukî geçerlik kazanacağına hükmediyor. Edirne Milletvekillerimize sesleniyoruz: Ortak Komite Kararı’nda açıkça ifade edilen Yemen’e karşı ABD-İsrail güdümlü silahlı müdahalelere kapı açan tehlikelere kesinlikle izin verilemez. Mehmetçiği ABD ve İsrail güdümünde Yemen cephelerine sürmek, Türkiye için felaketten başka sonuçlar doğurmaz. Türkiye’mizin silahlı olanakları ABD-İsrail güdümüne sunulamaz.Mehmetçik, ABD ve İsrail askeri yapılamaz.

İMZA VER, MEHMETÇİĞE SAHİP ÇIK!

Edirne’de bulunan bütün siyasi partileri ve demokratik kitle örgütlerini hep beraber Mehmetçik’e sahip çıkmaya davet ediyoruz. Bu mesele Türkiye’nin meselesidir.Yemen bizim düşmanımız değildir. Yemen ABD ve İsrail’e karşı savaşıyor. Yemen ABD ve İsrail’in düşmanıdır, Türkiye’nin dostudur.Vatan Partisi olarak Edirne’de ve ilçelerimizde imza masaları açacağız tüm vatandaşlarımızı Mehmetçiğimizin ABD ve İsrail çıkarları için Yemen’de savaşa sürülmesine hayır demeye, TBMM’yi Mekke İttifakı’nı reddetmeye çağırıyoruz. Bu çağrıya katılın, imzanızla destek verin!”