
Yazar arşivleri: Mehmet ŞELECİ

THK 101 yaşında
Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Yönetim Kurulu, Türk Hava Kurumu’nun 101. Kuruluş yıldönümünü kutladı.
ADD Edirne Şubesi’nden yıldönümü dolayısıyla yapılan açıklamada, Cumhuriyet’in ilanından 16 ay sonra 16 Şubat 1925’de Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Türk Hava Kurumu’nun (Türk Tayyare Cemiyeti) kurulduğu hatırlatılarak şöyle denildi:
“Cemiyet’in kuruluş amacı; Türkiye’de havacılık sanayisini kurmak havacılığın askeri, ekonomik, sosyal ve siyasal önemini anlatmak; askeri, sivil, sportif ve turistik havacılığın gelişmesini sağlamak; bütün bunlar için gerekli araç ve gereci hazırlamak; personeli yetiştirmek ve “Uçan Bir Türk Gençliği” yaratmaktır.
23 Nisan 1926’da Türk Havacılığının gereksinimi olan teknik personelin eğitilmesi amacıyla “Tayyare Makinist Mektebi” hizmete açılmıştır.
Türk Hava Kurumu, uzun süren bir Kurtuluş Savaşı’ndan yeni çıkmış, yorgun ve yoksul bir halkın, Türk Halkı’nın inanılmaz büyüklükteki maddi-manevi desteğiyle hayatbulmuştur. Bu destekle ilk 10 yıl içinde 351 uçak Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bağışlamıştır.
Türk Hava Kurumu, 1929 yılında havacılık faaliyetlerinin dünya çapında gelişmesini sağlayan ve sportif havacılık konusunda uluslararası boyutta en üst düzeyde organ olan Uluslararası Havacılık Federasyonu’na (FAI) üye olmuştur. Kurum, o günden beri ülkemizi hava sporları konusunda, yurt içinde ve yurt dışında başarıyla temsil etmektedir.
Pilot Vecihi Hürkuş kendi atölyesinde ürettiği uçakla Ankara’dan havalanarak küçük bir Türkiye turu yapmayı başarmıştır. 1932 yılında Cemiyet’in yurt dışında eğittiği mühendislerden Selahattin Reşit Bey ve ekibi motor ve pervanesi dışında tüm parçaları Türk malı olan ilk ulusal tipteki uçağımızın (MMV-1) prototipini üretmiştir.
3 Mayıs 1935’de Türkkuşu kurulmuştur. Kurum, Vatan göklerine aralarında Atatürk’ün manevi kızı ve dünyanın ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen’in de bulunduğu, birçok değerli eleman yetiştirmiştir.
Peş peşe açılan paraşüt, planör, motorlu uçuş ve model uçak okulları, 10 Temmuz 1936’da hizmete giren İnönü Planör Kampı, 1937′ de açılan Etimesgut Motorlu Uçuş Kampı ve aynı yıl yapılan Ankara ve İzmir Paraşüt kuleleri, binlerce gencimizi bir araya getirmiştir. Bu dönemde Türkkuşu Öğretmenlerinden pilot Ali Yıldız, 12 Haziran 1938 günü 14 saat 20 dakika süren bir planör uçuşuyla dünya rekoru kırmıştır. Öğrencisi Ziya Aydoğan isimli pilotumuz THK’nın İnönü Eğitim Merkezi’nden Kayseri’ye kadar, 466 km’lik bir mesafeyi planörle uçuş gerçekleştirmiştir.
Bu yıllarda THK’nun planör eğitimleri için gerekli olan planörler, Türk Hava Kurumunun Akköprü Atölyesi’nden sağlanıyordu. Bu atölyede 1940 yılına kadar yüzlerce planör üretimi, motor ve planör onarımları yapıldı. 1940 yılı sonlarında ise Akköprü’ de sınırlı bir kadroyla çalışan atölye fabrika haline getirildi ve burada Miles Magister eğitim uçaklarının seri montajına başlandı.
1939-1941 yılları arasında 2. Dünya Savaşı öncesinde Genelkurmay Başkanlığı’nın da isteğiyle Etimesgut Uçak Fabrikası kurulmuştur. 1944 yılında üretime başlayan ve çok geniş kapsamlı bir girişim olan Etimesgut Uçak Fabrikası’nda, Magister uçaklarının yanı sıra, THK-1, 3, 4, 7, 9, 13 planörleri ile THK-2, 5 ve 10 tiplerinde eğitim, sağlık ve nakliye uçakları üretilmiştir.
Ülkemizde ilk motor fabrikası THK tarafından Gazi Orman Çiftliği’nde kurulmuştur. Fabrikanın çalışmaları 1951 yılına kadar sürmüş olup, aynı yıl Makina ve Kimya Endüstrisi’ne devredilmiştir. Bu fabrika 1952’de tamamen kapatılarak Traktör Fabrikasına dönüştürülmüştür.
Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Yönetim Kurulu olarak, ‘İstikbal Göklerdedir’ diyen Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk Ulusuna Egemenliğini vermesinin 106. yılında, Türk Hava Kurumunun 101. Kuruluş yıldönümünün Ulusumuza kutlu olmasını diliyoruz.”
Arda ve Meriç’te ‘sarı’ kod!
Balkanlar’da aşırı yağışlar nedeniyle debileri önemli ölçüde artarak Şubat ayının ilk haftasında yer yer taşkınlara neden olan, ancak geçtiğimiz hafta ortasında su miktarları yarı yarıya azaldığı gözlenen nehirler yeniden yükselişe geçerek Arda ve Meriç’in Kirişhane mevkii için “Sarı” kod uyarısı verildi.
7 Şubat Cumartesi günü debisi bin 251 metreküp/saniyeye çıkan Meriç’te 11 Şubat Çarşamba günü yapılan ölçümlerde su miktarının yarı yarıya azaldığının gözlenmesinin ardından dünkü ölçülerde bu miktar Kirişhane mevkiinde 908 metreküp olarak ölçülürken, Arda’nın da 342 metreküpe ulaştığı belirlendi.
DSİ’nin bölgedeki istasyonlarında dün 06.00 – 08.00 – 10.00 – 12.00 ve 14.00 saatlerinde yapılan ölçümlerde elde edilen değerler şöyle:
ARDA
İvaylovgrad 347-347-347-346-342
TUNCA:
Elhova 20-20-20-21-21
Suakacağı 52-52-50-48-44
MERİÇ:
Harmanlı 328-316-306-299-296
Svilengrad 358-349-346-336-324
Kirişhane 896-905-907-907-908
İpsala 850-847-847-847-844
ERGENE
İnanlı 7-7-7-7-7
Lüleburgaz 6-6-6-6-6
Yenicegörece 12-12-12-12-12
YAĞIŞLI HAVA DEVAM
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 5 günlük hava tahmin raporuna göre Edirne’nin yeni haftaya da yağışlı bir günle başlaması, 5 günün 3’ünde yağışlı havanın etkili olması bekleniyor.
Son tahminlere göre Edirne’de bugün yağmurlu bir havayla birlikte en düşük sıcaklık 8°C, en yüksek 13°C, nem (%) 65-95, rüzgar (km/sa) güneyden 10
Yarın kuvvetli sağanak yağışlı bir havayla birlikte en düşük sıcaklık 7°C, en yüksek 12°C, nem (%) 83-96, rüzgar güneyden 14
18 Şubat 2026 Çarşamba günü çok bulutlu bir havayla birlikte en düşük sıcaklık 4°C, en yüksek 11°C, nem (%) 53-81, rüzgar kuzeybatıdan 26
19 Şubat 2026 Perşembe günü parçalı bulutlu bir havayla birlikte en düşük sıcaklık 6°C, en yüksek 16°C, nem (%) 44-88, rüzgar güneybatıdan 23
10 Şubat 2026 Cuma yağmurlu bir havayla birlikte en düşük sıcaklık 12°C, en yüksek 17°C, nem (%) 59-91, rüzgar güneybatıdan 33 kilometre olarak ölçülmesi bekleniyor.
Nöbetçi Eczaneler
Edirnespor’dan bir yıldız kaydı
Edirnespor’dan bir yıldız kaydı. Sarı kırmızılı camianın sevilen isimlerinden ve kulübün başarılı dönemlerinde takım kaptanlığı yapan Erol Kara (Küçük Erol) 81 yaşında vefat etti.
Türkan Kara’nın eşi, Arzu Onar, Gökhan Kara ve Duygu Kara’nın babaları olan Edirnespor’un yıldız isimlerinden Erol Kara tedavi gördüğü hastanede yaşama veda etti. Merhum, dün Eski Camide öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.
HAKAN ÇAYLI VEFAT ETTİ
Merhum Rasim ve merhume Ürfet Çaylı’nın oğulları, Nazan Çaylı’nın eşi, Fikret, Murat, Handan, Soydan ve Dilek’in ağabeyleri, Nazar ve Deniz’in babaları, Yıldırım semti esnaflarından Tüpçü Hakan Çaylı 53 yaşında vefat etti. Merhume; dün Yıldırım Beyazıt Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazı sonrası Yıldırım Mezarlığında toprağa verildi.
GÖRKEM DEMİRKİLİT VEFAT ETTİ
Çavuşbey Mahallesi sakinlerinden Sebahattin ve Selime’nin oğulları, Gülen Demirkilit’in eşi, Gökmen ve Giray Demirkilit’in babaları, Metin Mesut, Meliha ve merhum Elif Demirkilit’in yeğenleri, Hikmet Demirkilit’in kardeşi Görkem Demirkilit 36 yaşında vefat etti. Merhum, dün Şah Melek Camisiinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazı sonrası Bademlik Mezarlığında toprağa verildi.
SEVİM KORUYAN VEFAT ETTİ
Taşlık Mahallesi sakinlerinden Marangoz merhum Rıfat Koruyan’ın eşi, İsmail Koruyan ve Burcu Artam’ın annesi Sevim Koruyan 72 yaşında vefat etti. Merhume; dün Havsa Sokullu Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Havsa İlçe Mezarlığında toprağa verildi.
SÜLEYMAN ERDURAN VEFAT ETTİ
Eski TOKİ sakinlerinden Süleyman Erduran 26 yaşında vefat etti. Merhum; dün Eski TOKİ Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.
ALİ ŞİNİK VEFAT ETTİ
Balık Pazarı esnaflarından Ali Baba Kebap’ın sahibi Ali Şinik 80 yaşında vefat etti. Nurten Şinik’in eşi, Mehmet Ali Şinik ve Sevim Kuyuncu’nun babaları, Fatma Şinik ve Hakan Kuyuncu’nun kayınpederleri, Aytaç Yasin’in eniştesi olan merhum; 14 Şubat Cumartesi günü Eski Camide öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.
HÜSEYİN AK VEFAT ETTİ
Küçük Döllük Köyü sakinlerinden merhume Firdevs Ak’ın eşi, Mukaddes Kara, Şahin, Serkan ve Erkan Ak’ın babaları Hüseyin Ak 78 yaşında vefat etti. Merhum Cumartesi günü Küçük Döllük Köyü Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından köy mezarlığında toprağa verildi.
REFİYE OCAK VEFAT ETTİ
Merhum Bahattin Akman’ın eşi, Taner, Figen ve Filiz’in anneleri Refiye Ocak 75 yaşında vefat etti. Merhume; Cumartesi günü Muradiye Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Acı Çeşme Mezarlığında toprağa verildi.
Doğa yoksa yaşam yoktur!
Trakya Platformu, bölgede gelecek kuşakları riske sokan, canlılara, yaşam alanlarına, çevreye ve doğaya zarar veren her türlü yıkım projesine karşı mücadelesini kararlılıkla sürdürürken, Türkiye Çevre Platformu; Fırat’ın, Dicle’nin ve coğrafyadaki tüm yaşam alanlarının korunması için mücadelelerini büyütmeye kararlı olduklarını, yeni İliçler yaşanmaması için susmayacaklarını duyurdu.
Türkiye Çevre Platformu’nun “Fırat’ta ve Coğrafyamızda Yeni İliçler Yaşanmasın!” başlıklı bildirisinde “Erzincan’ın İliç ilçesinde meydana gelen ve milyonlarca ton siyanürlü maden atığının doğaya karışmasına yol açan büyük felaketin üzerinden iki yıl geçti. Ancak geçen süre ne doğanın yaralarını sarabilmiş ne de kamuoyunun vicdanındaki soruları dindirebilmiştir” denilerek şunlara yer verildi:.
“İliç’te yaşananlar yalnızca bir “maden kazası” değildir. Bu olay; doğayı, insan sağlığını ve gelecek kuşakların yaşam hakkını hiçe sayan bir kalkınma anlayışının kaçınılmaz sonucudur. Bu felaket bir kader değil, açık bir tercihin sonucudur.
Fırat Havzası Hâlâ Risk Altındadır
Çöken liç yığınlarıyla birlikte siyanür, arsenik ve ağır metallerin Fırat Havzası’na yayılma riski ortaya çıkmıştır. Fırat Nehri yalnızca bir su kaynağı değildir; yaşamdır, üretimdir, tarih ve kültürdür.
Havzanın sınır aşan niteliği nedeniyle buradaki her kirlenme yalnızca Türkiye’yi değil, tüm bölgeyi etkileyen bir ekolojik güvenlik sorunudur. Bu yönüyle yaşananlar açık bir ekolojik yıkım niteliğindedir.
Bugün dahi bilimsel veriler kamuoyuyla tam şeffaflık içinde paylaşılmamış; bölge halkının karşı karşıya olduğu sağlık riskleri bütün yönleriyle ortaya konulmamıştır. Oysa bu tür felaketler, etkileri yıllara yayılan “sessiz zehirlenme” süreçleri yaratmaktadır.
İliç Bir Uyarıdır: Yeni Felaketler Kapıdadır
Türkiye Çevre Platformu olarak uzun süredir siyanürlü altın madenciliğinin yarattığı risklere dikkat çekiyoruz.
Geçtiğimiz yıl Diyadin’de planlanan projelere karşı ekoloji örgütleriyle birlikte yürüttüğümüz çalışmalar, yalnızca yerel bir itiraz değil, ülke genelinde yükselen bir çevre uyarısıdır.
Bu yıl ise Muş ve Ağrı’da bilim insanlarının katılımıyla gerçekleştireceğimiz etkinliklerde, Fırat Nehri ve Dicle Nehri havzalarındaki kirlilik tehdidini kapsamlı biçimde ele alacağız.
Çünkü biliyoruz ki; Fırat ve Dicle üzerinde kontrolsüz madencilik ve kirletici faaliyetler sürdükçe yeni İliçlerin yaşanması kaçınılmazdır.
Gerçek Kalkınma Doğayıla Barışık Olmakla Olur
‘Kalkınma’ adı altında yürütülen mevcut model, doğayı tüketilecek bir kaynak; yaşam alanlarını ise feda edilebilir bölgeler olarak görmektedir. Oysa gerçek kalkınma:
Temiz suyla,
Sağlıklı toprakla,
Güvenli gıdayla,
Yaşanabilir bir çevreyle mümkündür.
Ekolojik yıkım pahasına elde edilen hiçbir ekonomik kazanç, toplumun yaşam hakkından daha değerli değildir.
Yetkililere ve Kamuoyuna Çağrımızdır
İliç’teki ekolojik ve sağlık riskleri, bağımsız bilim insanlarının katılımıyla şeffaf biçimde açıklanmalıdır.
Fırat ve Dicle havzalarında siyanürlü madencilik faaliyetleri durdurulmalı; yeni projeler iptal edilmelidir.
Bölge halkı için uzun vadeli ve sistematik sağlık izleme programları oluşturulmalıdır.
Doğa ve toplum yararını esas alan yeni bir çevre politikası hayata geçirilmelidir.
Unutmayacağız, Mücadeleden Vazgeçmeyeceğiz
İliç bize bir gerçeği açık biçimde göstermiştir:
Doğa yoksa yaşam yoktur.
Türkiye Çevre Platformu olarak; Fırat’ın, Dicle’nin ve coğrafyamızdaki tüm yaşam alanlarının korunması için mücadelemizi büyütmeye kararlıyız.
Yeni İliçler yaşanmaması için susmayacağız.”
DÜN — BUGÜN — YARIN
Sayın okurlar dünyaya gelmişiz yaşamak için, ne bırakırsak bizden sonrakiler için kardır. En iyi bırakacağımız şey başımızdan geçen olayların yorumu ve nedeni olur. Bizden sonra gelenler bu konularda ibret alıp, aynı hataları işlemesinler. En iyi analiz, Dün neydi, Bugün ne, Yarın ne olacak? İşte bütün mesele burada. Sizleri bilmem ama benim yaşım doksan oldu, bu zaman dilimini üçe ayırıyorum. 1936-1980 birinci 45 yıl DÜN, 1980-2025 ikinci 45 yıl BUGÜN. 2025’ten sonrası YARIN dan sonrası. Bu yıllar nasıldı ? İşte bu yılların objektif bir görüşle analizini yapıp yorumlayalım.
-DÜN-
Kendimi bildiğimde yaşım 3—4 yaş arası. İyi kötü ihtiyaçlarımı karşılayabiliyordum. Güzel bir evimiz vardı. Tek noksanımız babasızlık. Bu nedenle normal bir gelirimiz olmadığı için geçim sıkıntısı çekiyorduk. Gelirimiz oturduğunuz evin alt iki odasını kiraya vermiştik. Bir de küçük babadan kalma dükkanın kirası vardı. Bunlarla kıt kanaat geçinmek. Zaten o günler Türkiye’nin geneli fakirlik ortamında yaşıyordu. Zengin çok azdı çünkü genç Cumhuriyet, Osmanlı’nın külleri üzerine kurulmuştu. Nüfusumuz 15 milyon, Edirne’nin nüfusu 40 bin, şehirde zengin olan bir kaç Yahudi tüccar, bir de toprak sahibi kimseler. O günlerde iş olarak yapılan ağırlıkta çiftçilik, esnaflık, memurluk, sanayi olmadığı için işçi zümresi pek yoktu.
Geldik kırklı yıllara, Edirne’de motorlu araç olarak Askeriyenin, resmi bir iki otomobil, şahsa ait otomobil toplasan onu geçmez, atlı araba, yedi tanede kamyon, kalanı at, öküz arabası. Edirne’de aydınlatma sokaklar ve evlerin bazıları elektrikle, diğerleri gaz lambası ile. Asfalt yol yoktu, ana yollar şose, mahalle yolları Arnavut kaldırımı, evlerin tamamı ahşap ve fakir bir Belediye.
Geldik 40’lı yıllara, bende ilk okula gitmeye başladım. Beş yaşındayım, söyleneni anlıyorum, en çok konuşulan ve dünyanın başına bela olan Alman’ya savaş çıkaracakmış ve Atatürk ölmüştü. Türkiye’nin yönetimi İsmet İnönü’de. -Paşa – Türkiye müttefiklerin yanında savaş dışı bir devlet, tabi tedbirini alıyor. Muazzaf ve, Yedekler askere alınıyor, Türkiye’nin nüfusu 17 milyon, 800 bin asker barındırıyor. O günlerde tarım ile uğraşan erkeklerdi. Evin erkeği askere alınınca gıda kıtlığı başladı. 225 gramlık ekmek 125 grama indirildi, oda karne ile satılıyordu. İstediğin kadar alamazsın. Akşamları karatma uygulanıyor, saat dokuzdan sonra sokağa çıkılmıyordu.
O günlerde bütün Türkiye fakirdi, bazı kimseler kış günü soğukta ayakkabısız, yalın ayak, karın buzun üstüne basarak yürüyenler vardı. Bende ilkokula ayakkabı alacak paramız olmadığı için nalın giyerek giderdim. İşsizlik zaten iş sahaları yok, okulda gaz maskesi nasıl kullanılır uygulamaları yapılırdı. Bu arada eğitimde çok önemli bir uygulama oldu, Köy Enstitüleri kuruldu.
Neyse zor günleri atlattık, savaş bitti, biraz rahatladık. Türkiye’de politik kıpırdanmalar başladı, çok partili devreye gireceğiz. O güne kadar Cumhuriyet kurulduğundan beri tek parti sistemi uygulanıyordu, o da CHP si idi. Çok partili sisteme girdik, en göze batan parti (DP) Demokrat Partiydi. O güne kadar duymadığımız bir söz — Demokrasi — 1946 da genel seçim yapıldı. CHP kazandı, DP kaybetti çünkü hazırlıklı değildi. Artık savaş sıkıntısından kurtulmuştuk, Türkiye biraz rahatlamıştı. Yatırımlar yavaş işliyordu, iki şehirde üniversite vardı; Ankara ve İstanbul. O günlerde en gözde grup Subaylar ve Memurlardı.
Geldik 1950’li yıllara. İlk okulu bitirmiştim, Sanat Enstitüsüne gidiyordum. Mayıs ayında genel seçim yapıldı, DP büyük çoğunlukla iktidarı kazandı, CHP kaybetti. Bu bir değişimdi. CHP’nin prensibi Devletçilik, DP’ nin özel sektördü. O güne kadar ne yapılmışsa devlet eli ile yapılmıştı. CHP niye kaybetti, CHP de iktidar yorgunluğu vardı, zor günlerin nedenini CHP ye yükleyen halk değişim istiyordu. Neticeden memnundu, yeni bir rejim başlıyordu. Dünyada bir takım değişiklikler oluyordu. Amerikan sempatizanlığı başlamıştı. Derken Kore savaşı patlak verdi, o savaşa asker gönderdik, kahramanlıklar yaptık. 1953 te NATO’ya girdik. Bu örgüt komünist düzene karşı kurulmuştu.
Yıl 1953, o güne kadar köylere traktör girmemişti. Traktör devlet çiftliklerinde ve zengin ağalarda vardı. Bir özel sektör yaratılmıştı, devir Menderes devriydi, sloganı ‘her mahallede bir milyoner yaratacağım’. İyi kötü sanayi hamleleri oluyordu, özel sektör doğuyordu. Sanayi ve işçi zümresi oluşuyordu. DP ile CHP arasında hırçınca sürtüşmeler oluyordu. Bu arada hiç bilmediğimiz şeylerle karşılaşıyorduk; Amerikan sakızı ciklet, tükenmez kalem, Amerikan yardımı sütler, Amerikan filmleri, jet uçakları, ordumuz Amerikan silahları ile donatılıyor, Amerikan eğitimi. Bende Sanat Enstitüsünü bitirdim, Gölcük’te tersane işçiliği yapıyordum. Bu arada İzmir’de Ege Üniversitesi kuruluyor, Kıbrıs olayları oluyordu.
Yatırımlar, hamleler devam ediyor, iktidar DP ile Muhalefet CHP arasında hırçınca sürtüşmeler oluyor, Vatan, Millet cepheleri kuruluyor, gençlik sokaklarda nümayişler yapıyordu. Yıl 1960, İstanbul’da Beyazıt meydanında öğrenci gösterisi sırasında iki öğrenci ölüyor, 27 Mayıs’ta ordu iktidara el koyuyor DP’lileri toplayıp Yassıada’da mahkeme kurup yargılıyor ve Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatka’nı idam ediyorlar. Türkiye demokrasisi için bir lekeydi.
Yıl 1960, bende Tekniker Okulunu bitirip, Yıldız Mühendis Okulu’nda tahsile başlıyorum. Okulun akşam kısmındayım. Devlet iki yıl askeri idare ile yönetiliyor, gerçekten askeri müdahele gerekirmiydi? Halk DP den çabuk mu bıkmıştı yoksa iktidarı ele geçirmenin bir yolu muydu askeri müdahale. Sonra genel seçimler oluyor CHP kazanıyor, Cemal Gürsel Cumhur Başkanı, İsmet İnönü Başbakan oluyor, 1965 genel seçimler oluyor Adalet PARTİSİ kazanıyor Süleyman Demirel Başbakan. Yeni bir devir yeni bir dönem başlıyor, Demirel dönemi. Demirel Menderes’in bıraktığı yerden devam ediyor, paralı üniversiteler kuruluyor, baraj inşaatları yapılıyor, özel sektör yaratılıyor. Türkiye’de yanlış doğru bir sanayileşme hamlesi uygulanıyor. 1968 yılında Fransa’da Paris’te gençler büyük bir sokak gösterisi yapar, yer yerinden oynar. Bu gösteri diğer Türkiye’de dahil diğer ülkelere de yayılır, solculuk modası başlar, sosyalizm bir moda olur o günün gençleri bu akıma kapılır.
Geldik yetmişli yıllara, politikada sosyalizme de yer veriliyor. Gençlik sağ sol diye ikiye bölünüyor, bilhassa üniversite gençliği sokaklarda numayişler yapıyor, silahlı çatışmalar oluyor. Ordu 12 Mart’ta sıkı yönetim uyguluyor, bir müddet sükunet oluyorsa da yine sağ sol sürtüşmeleri devam ediyor. CHP’de kongrede İsmet İnönü Genel Başkanlıktan düşürülüyor, yerine Bülent Ecevit — Karaoğlan – seçiliyor. Kıbrıs meselesi patlak veriyor, ordumuz denizden, havadan Kıbrıs’a çıkartma yapıyor ve Kıbrıs; Güney Rum bölgesi, Kuzey Türk bölgesi diye ikiye bölünüyor. O günden sonra, bu böyle devam ediyor.
Sağ sol sürtüşmeleri olurken Deniz Gezmiş ve arkadaşları solcuların önderliğini yapıyorlar, her gün ölenler oluyor, ben de Yıldız Mühendis okulundan mezun olmuştum, tabi doğru askere. Askerliğim yetmişli yıllarda bitmişti, sonrası iş hayatı, sağ sol çatışmaları ayyuka çıkmıştı, halk korku ve tedirgindi bir şeyler olmasını bekliyordu olan oldu ve Ordu yönetime el koydu, yıl 12.9.1980.
Hayret edilecek bir olay anarşi, sağ sol çatışması bıçakla kesilmiş gibi bitti. Türkiye sıkı yönetim altında sükunete erdi. Tabi bir takım tutuklamalar, yargılamalar, idamlar, en gözde politikacı Bülent Ecevit ve Süleyman Demirel Çanakkale’de nezaret altına alınıyor, Cumhurbaşkanı Kenan Evren. Dünü burada bitirelim…
(DEVAM EDECEK)
Edirnespor evinde berabere
Olgay GÜLER
FOTOĞRAFLAR: CEMAL KUDAY
TFF Nesine 3’üncü Lig’de Edirnespor, 1’inci grubun güçlü ekiplerinden Yalova FK karşısında kendi sahasında 1-1 berabere kalarak, 1 puanı hanesine yazdırdı.
Edirnespor’un takım kaptanlığı yapan ve 81 yaşında vefat eden Erol Kara için saygı duruşu yapıldı
Edirnespor, 3’üncü ligin 21’inci haftasında sahasında Yalova FK 77 Spor Kulübü’nü ağırladı. Edirne Şehir Stadı’nda oynanan maçın başında önceki gün hayatını kaybeden, Edirnespor’un eski kaptanlarından Küçük Erol anısına saygı duruşunda bulunuldu. Maçta Yalova FK 18’inci dakikada Abdurrahman Kuyucu ile golü buldu. Dakikalar 36’yı gösterdi sırada Edirnespor Ayberk Çoban’la durumu beraberliğe getirdi. İlk yarısı 1-1 berabere biten maçın ikinci yarısından gol sesi çıkmayınca karşılaşma 1-1 berabere sona erdi.
TFF’nin Ankara bölgesi hakemlerinden Abdurrahman Faruk Avşar’ın yönettiği maçta yardımcılıklarını yine Ankara bölgesinden Hüseyin Can ve Volkan Altuntaş ile Kayseri bölgesinden Cenk Uluçınar yaptı. Takımlar sahaya şu kadrolarla çıktı:
Edirnespor: Erkam Mecit Erginsoy, Berke Can Özsoy, Efe Utku Özgan, Ensar Çapar, Buğra Uçar, Ayberk Çoban, Yusuf Talha Yılmaz, Efe Yüceer, Onur Köse, Melih Sağlam, Enes Alp
Yedekler: Berke Tambay, Baran Boyraz, Ahmet Ege Evsan, Rahman Alperen Emek, Furkan Kara, Ahmet Efe Şimşek, Mehmet Mustafa Çolak, Ferdi Güzelsu, Hakan Berkant Yılmaz, Bayram Kılıç
Yalova FK: Doğukan Özkani Abdurrahman Kuyucu, Furkan Mehmet Tuncer, Doğa İşeri, Uğurhan Uğurlu, Fatih Karasu, Efe Arıgün, Muhammet Ali Demir, Sinan Kaya, Mustafa Ege Bilim, Ali Yeşilyurt
Yedekler: Rüzgar Uyar, Arif Asaf Gültekin, Mehmet Emir Danış, Habib Biçer, Efe Tecimer, Samet Güneş, Metehan Kurt, Servet Fidan, Yunus Şentürk, Halit Çokyaşar
Saraçlar’da ’14 Şubat’ coşkusu!
Olgay GÜLER
Edirne’de Sevgililer Günü’nde, 7’den 70’e çiftlerin buluşma adresi, Edirne Belediyesi’nin düzenlediği organizasyonla, Saraçlar Caddesi oldu.
Edirne Belediyesi, 14 Şubat Sevgililer Günü dolayısıyla Saraçlar Caddesi’nde etkinlik gerçekleştirdi. Geleneksel hale gelen 14 Şubat etkinliğinde caddede çeşitli etkinlik alanları oluşturulurken, kurulan sahnede de konser ve dans gösterileri sergilendi. Programda ‘Sevgiye Bir Kare, Edirne’ye Bir Hatıra’ konseptiyle fotoğraf çekimi yapılan çiftlerin mutlu anları LED ekrana yansıtıldı.
Edirne Belediyesi Kent Orkestrası sahne aldığı etkinlikte, vatandaşlar sevilen şarkılara eşlik etti. Konserin ardından Edirne Belediyesi Modern Dans Topluluğu sahne performansıyla katılımcıları coşturdu. DJ Can Sarvan’ın performansıyla süren programda, Edirne Belediyesi Bandosu da konser vererek, vatandaşları hareketlendirdi.
‘Selimiye çevresi, şenlik meydanı olacak’
Olgay GÜLER
Edirne Valisi Yunus Sezer, yaklaşık 4 yıllık restorasyon sürecinin ardından ramazan ayı ile birlikte ibadete açılacak Selimiye Camisi yanında kurulan ‘Ramazan Sokağı’ etkinlik alanını gezdi.
Yıllık ziyaretçi sayısı 1 milyonu geçen, Mimar Sinan’ın ustalık eseri, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ndeki Selimiye Camisi, 4 yıllık restorasyonun ardından tüm alanlarıyla ibadete açılmaya hazırlanıyor. Türk-İslam mimarisinin başyapıtlarından tarihi yapıda heyecanlı geri sayım sürerken, Edirne Valiliği de bu yıl ilk kez Selimiye Camisi’nin Halk Eğitim Merkezi’ne bakan kısmında ‘Ramazan Sokağı’ kuruyor. Ramazan boyunca her gün çeşitli etkinliklerin olacağı sokakta, Ramazan coşkusunun 24 saat yaşatılması hedefleniyor.
VALİ SEZER VE VAKIFLAR GENEL MÜDÜRÜ AKSU ALANI GEZDİ
Edirne Valisi Yunus Sezer, stant ve alanların kurulum aşaması devam eden sokağı gezerek, bilgi aldı. Valisi Sezer’e, ziyaret için Edirne’de bulunan Vakıflar Genel Müdürü Sinan Aksu, İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Soytürk ve Vakıflar Bölge Müdürü Ahmet Saraç da eşlik etti. Alandaki büyük çadır ve stantları gezen Vali Sezer, ardından açıklamada bulundu.
‘MUHTEŞEM BİR RESTORASYON OLDU’
Selimiye’nin restorasyonunda sona gelinmesinin heyecanını yaşadıklarını anlatan Vali Sezer, “Edirne’nin yaklaşık 4 yıldır beklediği, daha doğrusu Türkiye’nin, İslam aleminin beklediği Selimiye’nin restorasyonunda sona geldik. Ramazan’la beraber inşallah bütün cami ibadete açılacak. Tabii eksikleri var, onlar da kısa zamanda tamamlanacak ama Selimiye de inşallah Ramazanla beraber ibadete açılmış olacak. Bugün Vakıflar Genel Müdürümüz heyetiyle beraber geldiler, onlar da gezdiler. Muhteşem bir restorasyon oldu. Türk İslam eserleri müzesindeki orijinal halı dokumaları seriliyor, onu görme imkanımız oldu” dedi.
‘RAMAZAN BOYU HER AKŞAM ETKİNLİKLER OLACAK’
Selimiye’nin hemen yanında Ramazan Sokağı etkinliğini gerçekleştireceklerini dile getiren Sezer, “Bir taraftan da Edirne demek Balkanlar demek, Selimiye demek bütün İslam alemi demek, Türkiye demek. Dolayısıyla insanların da Selimiye’ye gelip ibadet yapacakları bir dönemde bütün Balkanlar’la ilgili, Edirne’yle ilgili de Ramazan Sokağı etkinliğini inşallah bu sene gerçekleştireceğiz. Ramazan Sokağı’yla beraber de burada başta Kur’an tilaveti olmak üzere, tasavvuf musikisi, burada açılacak olan tiyatro gösterileri ve birçok etkinliğin; Hacivat-Karagöz’ün, geleneksel oyunların sahne aldığı bir ayı beraber geçirmiş olacağız. Burada Ramazan boyunca her akşam etkinlikler olacak. Edirne’mizin yöresel ürünlerinin olduğu burada stantlar açılacak. Kitap fuarları olacak birçok kitap yine aynı şekilde çocuklarımızla buluşturulacak. Burası güzel olacak diye düşünüyoruz” şeklinde konuştu.
’24 SAAT YAŞAYAN BİR SELİMİYE TASAVVUR EDİYORUZ’
Selimiye çevresinin Ramazand’a şenlik meydanı olacağını belirten Vali Sezer, “Burada büyük bir çadır kurduk, yaklaşık 600 kişilik. Burada ay boyunca, Ramazan boyunca çeşitli etkinliklere sahne olacak. Bütün Edirne’mizi, bütün Selimiye’nin açılışıyla beraber Edirne’mizi görmek isteyen bütün İslam coğrafyasını ve milletimizi buraya davet ediyoruz. Özellikle Edirneli hemşerilerimize hayırlı olsun diyoruz. Onları da inşallah ramazan boyunca bu etkinliklere katılmaya, çocuklarıyla, aileleriyle beraber katılmaya davet ediyoruz. Burası Selimiye’nin etrafı, inşallah böyle bir şenlik meydanı olacak. Ramazan, sahur ve sahura kadar süren programlarla beraber 24 saat yaşayan bir Selimiye ve Edirne’yi tasavvur ediyoruz, inşallah gerçekleştireceğiz” diye konuştu.