REGAİP KUM VEFAT ETTİ Hıdırağa Köyüo Sakinlerinden Cemali Kum’un annesi, Aytaç Kum, Alev Kum ve Elif Çelik’in babaanneleri Regaip Kum 85 yaşında vefat etti. Merhume dün, Hıdırağa Köyü Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Köy Mezarlığında toprağa verildi.
ÜRFET KAYA VEFAT ETTİ Hacıumur Köyü sakinlerinden Ürfet Kaya 52 yaşında vefat etti. Merhume dün Hacıumur Köyü Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Köy Kezarlığında toprağa verildi.
TACETTİN BAŞKAN VEFAT ETTİ Hıdırağa Köyü sakinlerinden Tacettin Başkan 78 yaşında vefat etti. Merhum 26 Temmuz Pazar günü Hıdırağa Köyü Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi.
31 Mart 2024 seçimlerinde Şükrüpaşa Mahalle Muhtarlığı görevini; uzun yıllar yapan eski muhtar İrfan Tasmalı’dan devir teslim alan Esra Akgün Yılmaz; müthiş enerjisi, eğitimi, kültür ve spor alanındaki bilgi birikimi, yeniliklere açık ve üretken tutumu ile mahallesinin iyilik meleği oldu.
Evli ve bir erkek çocuk annesi Muhtar Esra, en büyük yardımı da eşi, oğlu ile eşinin ve kendi ailesinden gördüğünü, “Esra mutluysa biz de mutluyuz” diyerek destek verdiklerini kaydediyor.
Muhtar Esra yüreğinin güzelliği kadar Kırkpınar Güzelleri arasında tescilli güzelliği ile de yer alarak insanların hayatına güzellik katmaya devam ediyor.
Spordan sonra atıştırmalıklar ‘Muhtar Anne’den
İHTİYACI OLMAYANLA İHTİYAÇ SAHİBİ ARASINDA KÖPRÜ
Bir çok alanda aklına koyduğu işleri gerçekleştirip 7’den 70’e herkesin yardımına koşan Muhtar Esra, kadınlara sağladığı iş olanakları ile aile bütçelerinin de en büyük dostu ve bütçenin genişlemesinde büyük bir pay sahibi… Ayrıca ihtiyaç fazlası, kullanıma ve hijyen açısından uygun her türlü eşya ve malzemeyi ihtiyaç sahiplerine dağıtmak üzere semtte bir yardımlaşma ağı oluşturmuş. Bağış yapılan, mobilya, beyaz eşya ve yenisini alıp kullandığı mobilyayı; bağışçısından gönüllüler vasıtasıyla teslim alıp ihtiyaç sahibi semtlere gönderiyor.
Mahallenin çocuklarının spor zamanı, hocaları Muhtar Esra
MUHTARLIK MAAŞI ÖĞRENCİLERE VE SEMTE HİZMET İÇİN
Muhtar Esra Akgün Yılmaz, kendi emekli maaşının ortalamanın üzerinde olması nedeniyle, muhtarlık maaşının tümünü semte hizmet etmeye ayırıyor. Muhtar Esra, azaları ve yardımlaşma ağı; eski tek odalı basit muhtarlık binasının yerinde salonu ve iki odası bulunan yeni muhtarlık binasını semt halkı ve öğrencilerin her ihtiyacını düşünerek donatmış. Muhtarlık binasının ikram bölümünde bulunan buzdolabında; su şişeleri, mevsimine göre atıştırmalık, sütlaç, kek, çorba, makarna, börek gibi acil ihtiyaçlar bulunuyor.
Edirne Valisi Yunus Sezer, Muhtar Esra ile kadınlara iş imkanı sağlayan atölyeyi ziyaretinde
T.Ü.ÖĞRENCİ TEMSİLCİSİ, SPORCU, ŞAMPİYONLARIN HOCASI VE KIRKPINAR GÜZELİ
Trakya Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri Fakültesi mezunu olan Esra Akgün Yılmaz, öğrenciliği sırasında Trakya Üniversitesi Öğrenci Temsilcisi olarak ülke çapında birçok aktivitede yer aldı. Üniversitesini ve tüm öğrenci arkadaşlarını başarıyla temsil eden Esra, mezuniyetin ardından eğitimci ve antrenör olarak çok sayıda başarılı sporcu ve ülke bölge ve Avrupa çapında şampiyonlar yetiştirdi. Esra son olarak da bir tüyo vererek, “Tüm sporcularımla gurur duyuyorum. Öğrencilerimden biri olimpiyatlara hazırlanıyor. Kısa bir süre sonra olimpiyat milli takımında göreceğiz“ dedi.
Dönemin Spor Bakanı Fikret Ünlü ile
HEM YÜREĞİ HEM YÜZÜ TESCİLLİ GÜZEL
Halen Şükrüpaşa Mahallesi Muhtarlığı koltuğunda oturan Esra Akgün Yılmaz’ın sadece yüreği güzel değil, kendisi de tescilli bir kraliçe… Öğrenciliği döneminde teyzesi tarafından Kırkpınar Güzellik Yarışmasına aday olarak yazdırılan Esra, yarışmanın kazanan güzelleri arasında yer aldı.
Esra Yılmaz bazı sanayicilere üretim yapan atölyelerle anlaşıp çok sayıda kadına iş imkanı sağladı.
Esra güzel yüzü, güzel duruşunun yanı sıra yüreğinin güzelliği girişimciliği yardımseverliği ile de 7’den 77’ye tüm Şükrüpaşa Mahallesi’nin sevgisi, hayranlığı ve dostluğunu kazanmaya devam ediyor.
Dünya genelinde yaygınlaşan yeni nesil kahve kültürü gençlerin alışkanlıklarını etkilerken, bir zamanların buluşma noktası kahvehaneler günden güne azalıyor.
Edirne Kahveciler ve Gazinocular Esnaf Odası Başkanı Hakan Gönay, geleneksel kahvehane kültürünün son yıllarda kaybolmaya başladığını belirterek, işletme sayılarındaki azalışa dikkat çekti. Sektörün bitme noktasına geldiğini vurgulayan Gönay, müşteri kitlesinin yaşlandığını, gençlerin ise kahvehaneler yerine modern kafeteryaları tercih ettiğini söyledi. Gönay, sorunun sadece şehir merkezleriyle sınırlı kalmadığını, köylerdeki nüfusun azalması ve tarımsal üretimin gerilemesiyle birlikte kırsaldaki sosyal yaşamın ve kahvehane kültürünün de tamamen yok olduğunu dile getirdi.
‘SAYI HİÇBİR ZAMAN YUKARI GİTMİYOR’
Geçen seneki işletme sayısıyla, bu seneki sayı arasında büyük fark olduğunu belirten Gönay, “Geçen seneki rakamla bu seneki rakam arasında gerçekten çok büyük fark var. Bizim sektör artık bitme noktasına geldi. Kendini yenileyemiyor. Yenileyebilmesi için genç müşteriye ihtiyaç var ama gençler kahveye gelmiyor. En büyük etken de bu. Müşterilerimizin büyük bölümü yaşlı. Yaşlı müşteri kitlesi de her geçen gün azalıyor. Geçtiğimiz bir, bir buçuk yıl içinde işletme sayımız yaklaşık 330’dan 260’a düştü. Bu sayı hiçbir zaman yukarı doğru gitmiyor, hep aşağıya doğru geliyor. Artık önü açık bir meslek olmaktan çıktık. Gençlerin de bu meslek grubuna ilgisi yok. Daha çok modern kafeterya tarzı işletmeleri tercih ediyorlar. Bizim geleneksel kahvehanelere yönelmiyorlar” dedi.
‘KABUK DEĞİŞTİRMEYE ÇALIŞIYORUZ AMA İLGİ GÖRMÜYOR’
Sektörde, ek gelir sağlayacak yeni düzenlemeler yapılmadığı takdirde, kahvehanelerin kendiliğinden biteceğini dile getiren Gönay, “Bu sadece Edirne’nin değil, Türkiye’nin sorunu. Eğer bu sektöre ek gelir sağlayacak yeni düzenlemeler yapılmazsa kahvehaneler zamanla kendiliğinden bitecek. Bunun önüne geçmek zor. Merkezî noktalardaki işletmeler ayakta kalır ama sayı yüzün altına kadar düşebilir. Çünkü yeni neslin bu işletmelere talebi yok. Biz de kendimizi değiştirmeye çalışıyoruz. Sınırsız internet hizmeti sunuyoruz, daha rahat sandalyeler koyuyoruz, işletmelerimizi kafeterya havasına sokmaya çalışıyoruz. Yani kabuk değiştirmeye uğraşıyoruz ama yine de gençler ilgi göstermiyor. Çünkü adı kıraathane. İsmi bile onları uzaklaştırıyor” diye konuştu.
‘SOSYALLİK ORTADAN KALKTI’
Manzaranın, köylerde de aynı olduğunu söyleyen Gönay, “Az önce köylerden bahsetmiştiniz. Köylerde nüfus gittikçe yaşlanıyor. Ben de köylüyüm. Bizim Kayapa köyünde geçen yıl en az 15 kişi vefat etti. Nüfus tamamen yaşlılardan oluşuyor. Eskiden dört tane kahvehane vardı, şimdi bir tane bile kalmadı. Kayapa köyünden bahsediyorum. Şu anda sadece bir çay ocağı gibi bir yer var. Herkes çayını, kahvesini, şekerini kendi götürüyor. Orayı bir buluşma noktası yapmaya çalışıyorlar. Çünkü köylünün birbiriyle iletişimi koptu. Oysa bizim işletmelerimiz sosyal alanlardır. İnsanlar gelir, sohbet eder, vakit geçirir, dostluklarını güçlendirir. Şimdi bunların hepsi azaldı. Sosyallik ortadan kalktı, herkes bireyselleşti. Ortak buluşma alanları kalmadı” şeklinde konuştu.
‘KÖYLER CAZİBESİNİ KAYBETTİ’
Gençlerin de köylerden uzaklaştığını dile getiren Gönay, “Bir de gençler köylerden gidiyor. Taşımalı eğitim bunun başlangıcı oldu. Gençler şehirde eğitim görüyor ve geri dönmüyor. Çünkü tarım artık cazibesini kaybetti. Mübadele döneminde Toprak Komisyonu muhacirlere 90’ar dönüm arazi vermişti. O dönemlerde insanlar bu topraklardan çocuklarını evlendirecek, ev alacak kadar gelir elde edebiliyordu. Şimdi ise 500 dönüm arazisi olan biri bile aynı şartları çocuklarına sağlayamıyor. Çünkü üreten kesim artık kazanamıyor. Köyler de bu yüzden cazibesini kaybetti” ifadelerini kullandı.
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Sinan Tekin’in başkanı olduğu Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı tarafından hazırlanan haftalık raporda, bu kez “Türkiye’de Darbelerin Gölgesinde Demokrasi, Hukuk ve Millet İradesi” konusu ele alındı.
Türkiye’nin çok partili siyasi hayatı boyunca yaşadığı darbe ve vesayet süreçlerinin demokrasi, hukuk devleti, temel hak ve özgürlükler ile millet iradesi üzerindeki etkilerinin kapsamlı bir şekilde değerlendirildiği raporda, “Türkiye, çok partili hayata geçişten bu yana darbeler, muhtıralar ve vesayet girişimleri nedeniyle demokrasi, hukuk ve toplumsal huzur alanında ağır bedeller ödemiştir. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat, 27 Nisan ve 15 Temmuz; farklı yöntemlerle gerçekleşmiş olsa da millet iradesini hedef alan müdahalelerdir. Darbeler yalnızca hükümetleri değiştirmemiş; temel hak ve özgürlükleri sınırlandırmış, hukuk devletini zayıflatmış, ekonomik istikrarı bozmuş ve demokratik kurumların gelişimini geciktirmiştir.
Saadet Partisi, hangi dönemde ve kim tarafından yapılmış olursa olsun bütün darbelere ve vesayet girişimlerine karşıdır. Çünkü darbeler arasında iyi veya kötü ayrımı yapılamaz. Milletin iradesini hedef alan her müdahale yanlıştır.
Türkiye’nin geleceği; daha güçlü demokrasi, bağımsız kurumlar, hukukun üstünlüğü, özgürlükler ve sivil siyasetle kurulmalıdır. Bir daha hiçbir nesil darbe sabahına uyanmamalıdır” ifadelerine yer verildi.
Söz konusu rapora ilaveten yapılan “Demokrasiye sahip çıkmak, millet iradesine sahip çıkmaktır” başlıklı basın açıklamasında da şöyle denildi:
“Türkiye, yakın tarihinde darbelerden, muhtıralardan ve vesayet girişimlerinden büyük acılar yaşamış bir ülkedir. 27 Mayıs’tan 12 Mart’a, 12 Eylül’den 28 Şubat’a, 27 Nisan’dan 15 Temmuz’a kadar yaşanan her müdahale; farklı yöntemler kullanmış olsa da ortak olarak millet iradesini hedef almıştır.
Darbeler hiçbir zaman yalnızca hükümetleri değiştirmemiştir. Her darbe döneminde demokrasi yara almış, hukuk devleti zayıflamış, temel hak ve özgürlükler kısıtlanmış, ekonomik ve sosyal hayat ağır bedeller ödemiştir.
Türkiye’nin kalkınma yolculuğu kesintiye uğramış, toplumsal kutuplaşma derinleşmiş ve milletimizin geleceğinden yıllar çalınmıştır.
Saadet Partisi olarak ilkesel duruşumuz: Kimden gelirse gelsin, hangi gerekçeyle yapılırsa yapılsın, bütün darbelere ve vesayet girişimlerine karşıyız.
Çünkü biz, milletin iradesine bağlıyız. Demokratik toplumlarda iktidarların meşruiyet kaynağı sandıktır. Siyasi mücadelelerin adresi demokrasi, çözümün yolu hukuk, istişare ve millet iradesidir.
Bu sebeple darbeler arasında “iyi darbe-kötü darbe” ayrımı yapılmasını doğru bulmuyoruz. 27 Mayıs da yanlıştır, 12 Mart da yanlıştır, 12 Eylül de yanlıştır, 28 Şubat da yanlıştır, 27 Nisan da yanlıştır, 15 Temmuz da yanlıştır. Millet iradesini hedef alan her müdahale, aynı şekilde demokrasiye ve hukuk devletine yönelmiş bir saldırıdır.
Milli Görüş hareketi, siyasi hayatı boyunca vesayetçi anlayışlara karşı durmuş, demokrasiyi ve sivil siyaseti savunmuştur. Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın ortaya koyduğu anlayış da, sorunların baskıyla değil diyalogla, çatışmayla değil uzlaşmayla, vesayetle değil millet iradesiyle çözülmesini esas almıştır.
Bugün Türkiye’nin ihtiyacı yeni gerilimler değil; daha güçlü demokrasi, daha güçlü hukuk devleti, daha bağımsız kurumlar ve daha güçlü bir sivil siyasettir. Geçmişten çıkarılması gereken en önemli ders şudur: Bir daha hiçbir nesil darbe sabahına uyanmamalıdır.
Saadet Partisi olarak dün olduğu gibi bugün de demokrasinin, hukukun ve millet iradesinin yanında olmaya devam edeceğiz.”
Trakya Üniversitesi Edirne Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu ile Güzel Sanatlar Fakültesi iş birliğinde düzenlenen “Uluslararası Akademik Buluşma” etkinliği, öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Çevrim içi seminer serisi kapsamında medya ve teknoloji alanındaki güncel gelişmeler ele alınırken, öğrenciler uluslararası deneyimlerden yararlanma fırsatı buldu.
Görsel, İşitsel Teknikler ve Medya Yapımcılığı Bölümü Öğr. Gör. Dr. Sertaç Dalgalıdere’nin moderatörlüğünde gerçekleştirilen etkinliğe, Londra merkezli YARB-AI şirketinde Proje Tasarımcısı olarak görev yapan Halil Çalışkan konuşmacı olarak katıldı.
İki oturum halinde düzenlenen programın ilk bölümü Edirne Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Teknik bilimler öğrencileri bu oturumda yapay zekânın medya yapımcılığı süreçlerine entegrasyonu ve proje tasarımı alanındaki küresel uygulamalar hakkında bilgi edindi.
İkinci oturum ise Güzel Sanatlar Fakültesi Amfisi’nde gerçekleştirildi. Sanat ve tasarım öğrencileri, yapay zekânın yaratıcı endüstrilerdeki yeri ile geleceğin medya prodüksiyon teknikleri üzerine interaktif bir söyleşiye katılarak alanın güncel gelişmelerini değerlendirme imkânı buldu.
Etkinlikte konuşan Halil Çalışkan, Londra’da yürüttüğü yapay zekâ çalışmaları ve proje geliştirme süreçlerinden edindiği deneyimleri öğrencilerle paylaşarak, bilişim teknolojileri ve yapay zekâ alanında yaşanan dönüşüme dikkat çekti.
Öğr. Gör. Dr. Sertaç Dalgalıdere ise akademik bilginin sektör deneyimiyle buluşmasının önemine vurgu yaparak, uluslararası nitelikte düzenlenen bu tür etkinliklerin öğrencilerin mesleki ve kişisel gelişimlerine önemli katkılar sunduğunu belirtti.
Gündeme dair başka konular olduğu ve haftada sadece 1 gün yazdığım için köşeme taşıyamadım bugüne kadar.
Son yıllarda çoğunlukla Pazarkule ve Kapıkule’den giriş çıkış yaptığım için İpsala sınır kapısının modernizasyonundan sonra ilk defa ve gece yarısında geçtim 15 gün kadar önce.
Henüz modernizasyonu tamamlanmamış olan Kipi sınır kapısından İpsala Gümrüğüne girince, Türk gümrüğüne ait alanın büyüklüğünden ve yapılan ışıklandırmalardan etkilenmemek mümkün değil.
İnanın ülkemle gurur duydum.
Doğrusu, mükemmeldi gördüklerim.
170 dönümü geçen bir alanda; çay, kahve, lokanta ve dinlenme alanları, gümrüksüz devasa satış mağazası ile 18 peronlu harika bir gümrük olmuş İpsala Sınıra Kapısı!
Sahanın acemisi bile olsanız zeminde yapılan işaret ve ışıklandırmalarla gideceğiniz perona yönlendiriliyorsunuz.
Eminim gidip gelenlerin çoğu da, bugün için iki gümrük arasındaki farkı benim gibi net olarak görmüş ve gururlanmışlardır.
Hükûmetimiz başta olmak üzere; projesinden uygulamaya kadar emek veren, mesai harcayan bütün görevlilere teşekkür ediyorum şahsen.
Bu arada önemli bir başka gözlemimde şu ki; bilhassa yaz aylarında ve hafta sonlarında açık peron sayılarının arttırılması doğru ve yerinde bir uygulama olacaktır.
İnşallah en kısa zamanda Kipi sınır kapısında da aynı şekilde modernizasyon tamamlanır ve daha akıcı trafik sağlanmış olur.
Kuran’ı okumak istediğin zaman, kovulmuş şeytanın vesvesesinden Allah’a sığın. Çünkü inananlara ve Rab’lerine dayananlara onun bir gücü yoktur. Şeytanın gücü, sadece kendisini dost tutanlara ve Allah’a ortak koşanlaradır.
Kuran’ı Allah ile beaber değil de, şeytanla beraber okuyanların anlamadıklarına şahit oluyoruz!.. Yalnızca Allah’ın razı geleceği doğrulukta muhtaçların hizmetinde harcayıp, Allah’a sığınacağız, ya da şeytenın cebine girip… gudubet olacağız, başka yol yok. YA, ALLAH İLE BERABER, FAYDAYA HİZMETTE OLMAK, YA DA, ŞEYTAN İLE TALAN ÇIKARLARINDA.. Tercih bizde. Nasıl mı, emanetleri koruyarak, bakarak, severek tabi ki!.. Emenetler: Ansiklopedik kavram, Yaratan’ın yarattığı tüm kutsallar!.. Yılanı, çıyanı, kediyi, köpeği, fareyi vs… dışlamadan, ama… Onların da yaşam haklarına saygı, sevgi duyarak!..
Dünyada yapacaklarımız tercihe bağlı, ama bilelim ki, zalim, zulüm kazanır. Biline!..
Kuran’ı Kerim. Surte 24/Aye Ey müminler! Şeytanın adımlarına uymayın! Kim şeytanın izince giderse, o çirkin ve şer’in inkâr ettiği şeyleri emreder. Şayet allah’ın fazlı ve rahmeti olmasaydı, içinizden hiç kimse ebediyyen kirlilikten temizlenemezdi. Allah ancak dilediğini temiz kılar. Allah işitir ve bilir.
Olgay GÜLER Edirne’de 2026’nın ilk 6 ayında meydana gelen kazalarının yüzde 60’ını motosikletlerin oluşturması üzerine, İl Emniyet Müdürlüğü tarafından kentteki sürücülere yönelik ‘güvenli sürüş’ eğitimi başlatıldı.
İl Emniyet Müdürlüğü tarafından başlatılan kampanya kapsamında, kentte motosiklet kulüpleri ve kuryeler başta olmak üzere, sürücülere yönelik güvenli sürüş eğitimleri başlatıldı. Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin de yapıldığı er meydanının bulunduğu tarihi Sarayiçi bölgesinde düzenlenen ilk eğitime Edirne Valisi Yunus Sezer, İl Emniyet Müdürü Muhittin Ayhan, İl Jandarma Komutanı Mehmet Kasım Ermiş, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sezai Irmak, emniyet mensupları ve sürücüler katıldı. Törende, hayırseverlerin bağışlarıyla, İl Emniyet Müdürlüğü bünyesine alınan 6 yeni motosikletin de anahtar teslimi gerçekleştirildi.
‘GÜVENLİĞİ ÖNCELİKLENDİRMEMİZ LAZIM’ Törende konuşan Edirne Valisi Yunus Sezer, motosikletlerin karıştığı kazaların Edirne’deki trafik kazalarının yüzde 60’ını oluşturduğunu söyleyerek, “Bu çok büyük bir oran. Aynı zamanda yaklaşık yüzde 10’un üzerinde de tek taraflı motosiklet kazaları var. Bu da bizim açımızdan son derece önemli ve dikkat çekici. Emniyet Müdürümüz bir kampanya başlatarak bunun bir bölümünün eğitimle ilgili olduğunu, sadece denetim değil, motosiklet sürücülerimize güvenli sürüş tekniklerinin öğretilmesiyle ilgili bir emniyetle ortak bir işbirliği yapılması konusunda bir kampanya başlatalım teklifi oldu ve bunu şu anda devam ettiriyorlar. Hepimiz güvenli araç kullanıp, hem kendi güvenliğimizi hem de karşımızdaki sürücülerin, yayaların güvenliğini önceliklendirmemiz lazım. Dolayısıyla son mesaj bizim her zaman güvenli sürüş olması lazım. Bu motosikletleri teslim edeceğiz. Bunların hem asayiş hizmetlerinde, hem trafik hizmetlerinde çok güzel Edirne’mize katkıları olacak. Hem motosiklet sürücülerimizin, hem yayalarımızın, hem karşı araç sürücülerinin daha dikkatli olduğu bir trafik dönemini inşallah önümüzdeki zamanlarda da hep beraber yaşarız diye temenni ediyorum” dedi.
‘DENETİMİN YANINDA EĞİTİM DE ÇOK ÖNEMLİ’ İl Emniyet Müdürü Muhittin Ayhan da, kentteki trafik kazalarıyla ilgili bilgiler paylaştı. Ayhan, “2019 yılında ülkemizde tüm tescilli araçların yüzde 14’ünü motosikletler oluşturuyordu. Ancak özellikle pandemiden sonra vatandaşlarımızın ulaşım tercihlerindeki değişiklik ve bireysel ulaşıma olan yönelmeyle motosiklet sayıları diğer araçlardan çok daha fazla artarak 2026 yılı itibariyle 7 milyon 300 bini buldu. Bu da tüm araçların yüzde 21’i demek. Her yıl diğer araçlar yüzde 4 artarken motosikletler yüzde 20 ile 25 arasında artış gösteriyor. Bu da bize şunu gösteriyor; bundan sonraki süreçte bizim motosikletlerle ilgili özel bir tedbir geliştirmemiz gerekiyor. Edirne’de 2026 yılında ilk 6 ayda 648 kaza meydana geldi. Bu kazaların 393’ü yani yüzde 60’ı en az bir motosikletin karıştığı trafik kazaları. Yine bu kazaların 121’i ise motosikletlerin tek başına karıştığı, başka bir aracın karışmadığı trafik kazaları. Bu da şunu gösteriyor; denetimin yanında özellikle eğitimin çok önemli olduğu, motosiklet sürücülerinin güvenli sürüş konusunda eğitime ihtiyaçları olduğunu arkadaşlarımızla beraber değerlendirdik. Bu amaçla da önce eğitimle başlayan, sonra denetimle devam eden bir motosiklet kampanyası geliştirmeye karar verdik” diye konuştu.
Etkinlik alanında verilen eğitimleri izleyip, sürücülerle sohbet eden Vali Sezer ve beraberindekiler, emniyet bünyesine alınan motosikletlerin anahtarlarını polis memurlarına teslim etti. Törende ayrıca motosikletlerin alınmasına katkı sağlayan kurum ve şirket temsilcilerine de plaket verildi. CEZA YERİNE EĞİTİM Öte yandan, İl Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, Edirne’de 1 hafta boyunca kasksız ya da trafik kurallarını aykırı olarak denetimlere takılan sürücülere, ceza yerine eğitime girme şansı tanınacağı ifade edildi.
İpsala ilçesine bağlı Pazardere Köyü ile Hacıköy arasındaki yaklaşık 2 kilometrelik yol, derin çukurlar ve oluşan çökmeler nedeniyle sürücüler için adeta çile yoluna dönüştü. Araçların ilerlemekte büyük güçlük çektiği güzergahta, sürücüler araçlarının altını vura vura ilerlemek zorunda kalırken, köylüler ise yıllardır çözüm bekledikleri yolun bir an önce onarılmasını istiyor.
İpsala bölgesini Paşayiğit üzerinden Edirne’ye bağlayan önemli ulaşım güzergâhlarından biri olan Pazardere–Hacıköy yolunun son hali, bölge halkının tepkisini çekiyor. Özellikle derin çukurlar ve yol zemininin çökmesi nedeniyle bazı bölümlerde araçların geçişi neredeyse imkânsız hale geldi.
“Bir Kez Olsun Bu Yoldan Geçin”
Pazardere sakinleri, yaşadıkları mağduriyeti şu sözlerle dile getirdi:
“Köyümüzden Hacıköy istikametine ulaşım artık neredeyse imkânsız hale geldi. Bu yolu kullanan otomobiller sürekli altını vuruyor. Kenardan geçmeye çalışan sürücüler bile büyük çukur ve çökmeler nedeniyle zor anlar yaşıyor. Buradan Edirne Valimiz Sayın Yunus Sezer’e ve Edirne İl Özel İdaresi yetkililerine sesleniyoruz. Lütfen bir kez olsun aracınızla bu yoldan köyümüze gelin. Yaşadığımız mağduriyeti en iyi o zaman anlayacaksınız. Milletvekilimiz Sayın Fatma Aksal’a da konuyu ilettik. Söylemediğimiz makam kalmadı. Artık sesimizin duyulmasını ve yolumuzun acilen yapılmasını bekliyoruz.”
2023’te Yapıldı, 3 Yılda Kullanılamaz Hale Geldi
Köylülerin en büyük tepkisi ise, yolun 2023 yılında Edirne İl Özel İdaresi tarafından sıcak asfaltla yapılmış olmasına rağmen kısa sürede bu hale gelmesi oldu.
Henüz üç yıl önce yenilenen yolun bugün adeta köstebek yuvasını andırması, hem vatandaşların hem de sürücülerin tepkisini artırırken, yolun her geçen gün daha da bozulduğu belirtiliyor.
Muhtar Karagöz: “Planlamaya Aldık Deniliyor Ama Beklemekten Yorulduk”
Pazardere Köyü Muhtarı Cemal Karagöz de yaşanan sorunun aylardır çözülemediğini belirterek şunları söyledi:
“Yetkili makamlara defalarca ilettik. Bize sürekli planlamaya alındığı söyleniyor. Ancak yolumuz neredeyse bir yıldır bu durumda ve her geçen gün daha da kötüleşiyor. Bu gidişle köyümüze gelen vatandaşlar ancak traktörle ulaşabilecek. Binek araçların geçmesi artık çok zor. Bu yol nedeniyle araçlarının alt takımları zarar gören vatandaşlarımız var. En kısa zamanda yolumuzun yapılmasını talep ediyoruz.”
Sürücüler Tedirgin, Vatandaş Çözüm Bekliyor
Bölgenin yoğun olarak kullanılan bağlantı yollarından biri olan Pazardere–Hacıköy güzergâhında yaşanan bozulmalar, hem ulaşım güvenliğini tehlikeye atıyor hem de araçlarda ciddi maddi hasarlara neden oluyor.
Köy halkı, daha büyük mağduriyetler yaşanmadan yolun bakım ve onarım çalışmalarının başlatılmasını isterken, yetkililerin bir an önce harekete geçmesini bekliyor.
İYİ Parti Edirne İl Başkanı Hakan Şahin, milletin iradesinin tecelligâhı olan Gazi Meclis’in görüşmesi gereken bir yasa taslağının önce İmralı’ya, ardından Kandil’e gönderildiği yönündeki açıklamaların kabul edilebilir bir yanı olmadığını bildirdi.
İYİ Parti İl Başkanı Şahin, yaptığı “Süreç için hazırlanan çerçeve yasa, milletvekillerinden önce bebek katilİ Öcalan’a mı götürüldü?” başlıklı yazılı açıklamasında, “Terör örgütü yöneticisi Mustafa Karasu’nun, ‘Apo’ya bir taslak götürülmüş. ‘Eksikleri ve yetersizlikleri olabilir ama bir kapı açma açısından başlangıçtır’ şeklindeki açıklaması, kamuoyunun cevap beklediği çok ağır soruları gündeme getirmiştir” diyerek şu ifadeleri kullandı:.
“Milletin iradesinin tecelligâhı olan Gazi Meclis’in görüşmesi gereken bir yasa taslağının önce İmralı’ya, ardından Kandil’e gönderildiği yönündeki açıklamaların kabul edilebilir bir yanı yoktur.
Eğer bu iddialar doğruysa, sormak zorundayız: Yasalar Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde mi hazırlanıyor, yoksa terör örgütünün elebaşlarının onayından mı geçiriliyor?
Daha da vahimi, tüm bu süreçler milletimizden gizlenmekte, kamuoyu bilgilendirilmeden, alelacele kararlar alınmaya çalışılmaktadır. Türk milletinin geleceğini ilgilendiren böylesine önemli konular kapalı kapılar ardında yürütülemez.
Bir yandan örgütün feshedildiği söylenirken, diğer yandan Kandil’in yasa taslakları hakkında değerlendirme yapacağını açıklaması, ortada ciddi bir çelişki olduğunu göstermektedir. Terörün sona ermesi başka şeydir, terör örgütünün taleplerinin siyasete yön vermesi bambaşka bir şeydir.
İYİ Parti olarak dün olduğu gibi bugün de devletimizin üniter yapısını, milli egemenliğimizi ve Gazi Meclis’in iradesini zedeleyecek her türlü girişimin karşısındayız. Terörle mücadelede tavizsiz duruşumuzdan asla geri adım atmayacağız.
Türk milletinin iradesinin üzerinde hiçbir güç yoktur. Yasaların muhatabı da, sahibi de yalnızca aziz Türk milletidir.”