Siyaset dünyasında ideolojisiz gevezeler kadar zararlı mahluk yoktur. Hele bu kişilerin bir de kalemleri kuvvetli ise verecekleri zararın varacağı noktayı kestirmek çok zordur. Yazımın gerekçesine örnek vermek gerekirse, SÖZCÜ TV nin baş aktörü Yılmaz Özdil bu kategoride başı çekenlerdendir.
***
ÖZDİL’in ideolojisi nedir? Bilen varsa bana da anlatsın. Ama ideolojisi yoksa bile amacı bellidir. Yazılarıyla, anlatımlarla ustası olduğu demogojilerle popularitesini daha yükseğe taşımak gibi bencil ve megaloman kişiliğini öne çıkarmaktan başka amacı yoktur. Kesinlikle demokrat değildir. Solcu, ya da en basitinden CHP yanlısı falan da değildir. Devrimci hiç değildir. Hatta çaktırmadan araya sokuşturduğu eleştirileri, suçlamaları ile CHP’ye AKP sözcülerinden daha fazla zarar veren bir kişiliktir. Bu tavırlarıyla güya bağımsız, tarafsız bir gazetecilik örneği verme havasındadır.
Siyaset çizgisi ve yelpazesi göz önüne alındığında hemen her cümlesi ve görüşleri bir sonraki cümleleri ve görüşleri ile çelişkili ve tutarsızdır. Siyasi senaryolar yazmaya veya eski siyasi olayları çarpıtarak bugünler için örnek göstermeye, böylece ne kadar birikimli ve önemli bir adam olduğunu kanıtlamaya meraklıdır. “Ben demiştim, ben söylemiştim” iddialarıyla kahvehane ortamında yapılan ucuz değerlendirmelere malzeme üretme konusunda çok yararlıdır. Yarı cahillerimiz için tapılacak adamdır.
***
Neyse… Geçelim… Keçiören Belediye Başkanının CHP’den istifası sonrasında Özgür Özel “Tüm yanlışların sorumluluğunu üstüme alıyorum” diyerek bir bakıma parti seçmeni ve parti üyelerine çok da demokrat olmayan bir tavır sergiledi. Zaten elbette bunu dillendirmese de bu sorumluluktan kaçmak mümkün değil. Ancak böylesi hatalar bir kere yapılırsa bunun adı hata bile olmaz. Ama Keçiören Belediye Başkanı’ndan çok daha büyük hata ve yanlışları olan, partinin kazanacağı bir seçimde yoluna taş koyan, rakip bir parti kuran, yandaş medya TV’lerinde saatlerce CHP aleyhine atıp tutan Muharrem İnce gibi, ya da ırkçı tavırlarıyla Genel Başkanı’na hakaret edebilecek kadar kendini abartmış Bolu Belediye Başkanı gibi hadsizlerle yine yola devam edilecekse “Sorumluluk benim” diyerek olayı kapatamazsınız.
***
“Sorumluluk benimdir” dendiğinde İl ve İlçe Örgütleri ve Genel merkez Yöneticileri “Nasıl olsa sorumluluğu üstlenen birileri var” diyerek kulaklarının üstüne yatmamalı… Örneğin benim son 3-4 yılda Enez Belediye Başkanı ve Enez’de olup bitenlerle ilgili yazdığım ve Edirne’nin çok önemli gazetelerinde, internet sayfalarında yayınlanan yazılara bugüne kadar hiçbir sorumlu olması gereken kişiden yanıt ve tepki gelmemesi “Sen ne diyorsun Ulaş efendi?“ diye sorulmaması, araştırılmaması iyi bir örgüt sistemi mi? Edirne İl Başkanı ne işe yarar? Genel merkezin Yerel Yönetim sorumlu ve birimine bu haberler ulaşır mı? Ulaştı da ilgililer duyarsız mı kaldı?
***
Yani olan bitenden ders alacaksak seçime kadar Enez gibi problemli pek çok Belediye ve Belediye Başkanları şimdiden elden geçirilmeli… Bilinen ve sonucu Keçiören Belediyesi olması muhtemel olumsuzluklar için sonradan “Sorumlusu benim” demenin hiçbir “kıymet-i harbiyesi”nin olmadığı bilinmelidir.
