Yazar arşivleri: Mehmet ŞELECİ

Başpehlivandan geleneksel ‘hamam’ yürüyüşü!

Olgay GÜLER

Edirne’de bu yıl 665’incisi düzenlenen Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde başpehlivan olan Erkan Taş, kent merkezinde vatandaşlar tarafından coşkuyla karşılanırken; hamam geleneğini bozmadı.

Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’ne final müsabakasında Feyzullah Aktürk’ü yenerek başpehlivan olan Erkan Taş, Kırkpınar’ın geleneklerini yerine getirdi. Antalya Büyükşehir Belediyesi adına güreşen Erkan Taş, boynundaki altın kemer ile kent merkezinde kendisini karşılayan vatandaşları selamladı.

2022 yılı 661’inci Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri Başpehlivanı, bu yılın üçüncüsü Mustafa Taş, kuzeni olan Başpehlivan Erkan Taş’ı bir an bile yalnız bırakmadı. Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir de hamam yolunda Taş’a eşlik etti.

Vatandaşların sevgi gösterisinde bulunduğu Taş, yolda yürümekte zorlandı. Taş, selamlamanın ardından başpehlivanların geleneği olan hamama da gitti.

Tarihi Saray Hamamı’na giden Taş, hamam girişinde imam tarafından Kuran’ı Kerim ile karşılandı. Okunan duanın ardından Taş ve ekibi gelenek gereği hamama giderek yorgunluğunu attı.

‘Tarife kontenjanı ayçiceği üreticisini koruyacak’

S.S. Trakya Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (Trakya Birlik)Yönetim Kurulu, Resmi Gazete’de yayımlanan 2026/2027 Yağlık Ayçiçeği Üretim Sezonu Tarife Kontenjanı ve Gümrük Uygulamalarına ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Yerli yağlık ayçiçeği alımı yapan sanayicilere tahsis önceliği tanınarak yerli üretimin korunması ve desteklenmesi yönünde önemli bir adım atılmıştır” denildi.

Tarife Kontenjanı Sistemi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla 4 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile 2026/2027 üretim sezonunda da yürürlüğe alındı. Trakya Birlik Yönetim Kurulu da üreticilerin aydınlatılması amacıyla açıklama yaptı.

REKOLTE 1.7 MİLYON TON BEKLENİYOR

Birlik açıklamasında, bu yılki ayçiçeği üretiminin 1,6-1,7 milyon ton arasında tahmin edildiği belirtilerek şunlara yer verildi.

Yağlık ayçiçeği; bitkisel yağ ihtiyacının karşılanması, gıda arz güvenliğinin sağlanması ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından ülkemizin stratejik tarım ürünlerinden biridir. Geçtiğimiz iki sezonda olumsuz iklim koşullarına bağlı olarak üretimi 1,3 milyon ton seviyelerine düşen yağlık ayçiçek tohumu rekoltesi içinde bulunduğumuz 2026/2027 sezonunda müspet iklim koşulları ve ekim alanlarında yaşanan artışın etkileriyle 1,6-1,7 milyon ton arasında tahmin edilmektedir. Ülke ihtiyacının tamamen yerli üretim ile karşılanması noktasında üretimin 3 milyon ton civarında  gerçekleşmesi gerekmektedir. Ülkemizin yağlık ayçiçeğinde kendine yeterlilik oranının doğru politikalarla arz şoklarına karşı güvenli seviye olarak kabul edilen %75-80 düzeyine ulaştırılması, üreticilerimizin üretimde kalmasının sağlanması ve dışa bağımlılığın azaltılması bakımından büyük önem taşımaktadır.

Bu doğrultuda son yıllarda uygulamaya alınan planlı üretim modeli kapsamında temel üretim desteği, planlı üretim desteği, yerli sertifikalı tohum kullanım desteği, su kısıtı desteği ve köy bazlı verim sigortası gibi uygulamalarla üreticilerimizin üretim motivasyonu güçlendirilmiş, yerli üretimin artırılması yönünde önemli mesafe kat edilmiştir. Ancak bu desteklerin hedeflenen etkiyi oluşturabilmesi, hasat döneminde üreticiyi koruyan ve öngörülebilirliği sağlayan piyasa yapısını oluşturacak dış ticaret politikalarının bu amaca uygun olarak belirlenerek uygulanmasına bağlıdır.

Geçtiğimiz 2024/2025 ve 2025/2026 sezonlarında üretici odaklı piyasa yapısının oluşturulmasında en temel faktör olarak Birliğimizce de talep edilerek uygulamaya sokulan tarife kontenjanı uygulaması ile yağlık ayçiçek tohum fiyatları ülkede konvansiyonel olarak üretimi gerçekleştirilen tüm ürün grupları arasında en yüksek artış oranına sahip ürün olmuştur. Yüksek finans maliyetleri altında üretim gerçekleştiren tarımsal sanayinin taşıyacağı stok maliyetinin çiftçi fiyatlarından iskonto edilmemesini sağlayan en önemli argüman “Tarife Kontenjanı”  uygulamasıdır.

Bu çerçevede, geçtiğimiz iki üretim sezonunda başarıyla uygulanan Tarife Kontenjanı Sistemi, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla 4 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile 2026/2027 üretim sezonunda da yürürlüğe alınmıştır. Karar kapsamında 1 milyon 250 bin ton yağlık ayçiçeği tohumu yada karşılığı 500 bin ton ham ayçiçeği yağı için tarife kontenjanı açılmış; yerli yağlık ayçiçeği alımı yapan sanayicilere tahsis önceliği tanınarak yerli üretimin korunması ve desteklenmesi yönünde önemli bir adım atılmıştır.

Söz konusu uygulama; hasat döneminde iç piyasadan ürün alımını teşvik ederek üretici fiyatlarının desteklenmesine, finansman ve stok maliyetlerinin azaltılmasına, sanayicimizin hammadde temininde sürdürülebilirliğin sağlanmasına ve piyasalarda öngörülebilirliğin güçlendirilmesine önemli katkı sağlayacaktır. Böylece ithalat, yerli üretimin alternatifi değil; üretimi destekleyen, piyasa dengesini güçlendiren ve arz güvenliğini destekleyen tamamlayıcı bir politika aracı olarak işlev görecektir.

Tarife kontenjanı uygulamasının 2026/2027 üretim sezonunda da devam ettirilmesiyle; yerli üretimin desteklenmesi, üreticilerimizin gelir istikrarının korunması, sanayicimizin hammadde arz güvenliğinin güçlendirilmesi, tüketicilerimizin bitkisel yağa makul fiyatlarla erişiminin sürdürülmesi ve ülkemizin yağlık ayçiçeğinde yeterlilik oranının artırılması hedeflerine önemli katkılar sağlanacaktır. Tarımsal destekleme politikalarıyla uyum içerisinde uygulanan bu dış ticaret politikalarının; üreticiyi, sanayiciyi ve tüketiciyi aynı anda gözeten dengeli yapısıyla, ülkemizin yağlık ayçiçeğinde yeterlilik oranını orta vadede yeniden %75-80 seviyelerine taşıyacağına ve gıda arz güvenliğimizi daha da güçlendireceğine olan inancımız tamdır.

Üretimin sürdürülebilirliği açısından tarımsal destekleme politikaları ile dış ticaret uygulamalarının birbirini tamamlayan bir anlayışla sürdürülmesi, hem üreticilerimizin üretimden kopmaması hem de ülkemizin bitkisel yağ ihtiyacının büyük ölçüde yerli üretimle karşılanabilmesi bakımından kritik önem taşımaktadır. Yerli üretimi esas alan bu yaklaşımın kararlılıkla sürdürülmesi, ülkemizin tarımsal üretim gücüne ve ekonomik istikrarına önemli katkılar sağlayacaktır. Bu çerçevede 2026/2027 hasat döneminde sağlanacak çiftçi odaklı müspet koşullar 2027/2028 üretim sezonunda Ülkemizin ilk defa 2 milyon tonun üzerinde bir üretim rakamına erişmesinde kritik bir eşik olacaktır.

Gelinen bu noktada; yerli üretimin güçlendirilmesi, üreticilerimizin emeğinin korunması ve ülkemizin gıda arz güvenliğine önemli katkılar sağlayacak bu düzenlemenin hayata geçirilmesinde emeği geçen başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere; Ticaret Bakanımız Sayın Prof. Dr. Ömer Bolat’a, Tarım ve Orman Bakanımız Sayın İbrahim Yumaklı’ya, Ticaret Bakan Yardımcımız Sayın Mustafa Tuzcu’ya, Tarım ve Orman Bakan Yardımcımız Sayın Dr. Ahmet Bağcı’ya, tüm bölge milletvekillerimize, Ticaret Bakanlığımız ile Tarım ve Orman Bakanlığımızın kıymetli bürokratlarına teşekkür ve şükranlarımızı sunarız.

2026/2027 tarımsal üretim sezonunun ülkemiz, milletimiz, üretici ortaklarımıza ve tüm çiftçilerimize hayırlı, bereketli ve bol kazançlı olmasını temenni ediyor; yerli üretimin her geçen yıl daha da güçlenmesini diliyoruz.

TREDAŞ’tan enerji altyapısında dijital dönüşüm hamlesi

TREDAŞ, MASS Projesi kapsamında devreye aldığı yeni veri yönetim sistemiyle Trakya genelindeki elektrik şebekesini uzaktan izleyecek, enerji kalitesini anlık takip edecek ve arıza müdahale süreçlerini hızlandıracak.

Trakya Elektrik Dağıtım A.Ş. (TREDAŞ), Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından yayımlanan usul ve esaslar doğrultusunda yürütülen Milli Akıllı Sayaç Sistemlerinin Yaygınlaştırılması (MASS) Projesi kapsamında önemli bir aşamayı daha tamamlayarak Akıllı Sayaç Veri Yönetim Sistemini başarıyla devreye aldı. Bu yeni sistem sayesinde akıllı sayaçlardan elde edilen veriler uzaktan okunabilecek; gelişmiş analiz altyapısıyla işlenerek şebeke yönetimi çok daha etkin şekilde gerçekleştirilecek.

500 bin sayaç akıllı sensöre dönüşüyor

Mevcut kurumsal uygulamalarla tam entegre çalışan sistem kapsamında önümüzdeki beş yıl içerisinde yaklaşık 500 bin elektronik sayaç, haberleşme altyapısına sahip Akıllı Sayaç PRO ve EKO sayaçlarla değiştirilecek. Böylece elektrik sayaçları yalnızca tüketim ölçen cihazlar olmaktan çıkıp, şebekenin en uç noktasında çalışan birer akıllı sensör halini alacak. Özellikle Teknik Kalite Kayıt Özellikli (TKKÖ) sayaçlar sayesinde gerilim kalitesi ve voltaj dalgalanmaları anlık izlenebilirken; iki yönlü haberleşme özelliğine sahip Akıllı Sayaç PRO cihazları, şebekede oluşabilecek arıza risklerini Kesinti Yönetim Sistemine anında ileterek müdahale sürelerini minimuma indirecek.

Uzaktan izleme oranı %50’nin üzerine çıkacak

Bugüne kadar uzaktan izleme sistemlerinde ağırlıklı olarak yüksek tüketimli kullanıcıları takip eden TREDAŞ, kullanıcı sayısının yaklaşık %3’ünü oluşturan bu grup üzerinden dağıtılan enerjinin %72’sini uzaktan izleyebiliyordu. 2026–2030 dönemini kapsayan yeni planlama doğrultusunda, kullanıcı bazındaki uzaktan izleme oranının %50’nin üzerine çıkarılması hedefleniyor. Yeni yapıda Akıllı Sayaç PRO cihazları teknik kalite ve tüketim verilerini saniye bazında toplarken, EKO sayaçlar aynı haberleşme altyapısıyla uzaktan izleme yeteneğini çok daha geniş bir abone kitlesine yaygınlaştıracak. Böylece tüketim yönetiminden kayıp-kaçak analizlerine, uzaktan işletmeden arıza yönetimine kadar tüm kritik süreçler veri odaklı bir mimariyle yönetilecek.

Necati Ergin: “Geleceğin enerji dünyasına yatırım yapıyoruz”

Sistemin devreye alınmasına ilişkin genel değerlendirmelerde bulunan TREDAŞ Genel Müdürü Necati Ergin, bu adımın elektrik dağıtımında dijital dönüşüm vizyonunun en önemli yapı taşlarından biri olduğunu belirtti. Ergin, şirketin teknoloji odaklı vizyonunu şu sözlerle özetledi: “Biz bu projeyi yalnızca bir sayaç dönüşümü olarak görmüyoruz. Bu hamle; dijitalleşen, kendi kendini izleyebilen, sorunları önceden öngörüp kaynaklarını daha verimli kullanan geleceğin elektrik dağıtım şebekesini inşa etme yolculuğumuzun bir parçasıdır. Bugün hizmete aldığımız Akıllı Sayaç Veri Yönetim Sistemi ile sayaçlardan toplanan verileri merkezi olarak analiz ederek hem operasyonel süreçlerimizi hızlandırıyor, müşteri hizmetlerimizi iyileştiriyor ve veri odaklı yönetimde yeni bir dönem başlatıyoruz. Enerji altyapımızı daha güvenilir, verimli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuştururken, veriyi en doğru şekilde yöneten akıllı şebeke çözümlerine odaklanıyoruz. Trakya genelinde hayata geçireceğimiz bu büyük dönüşümle, operasyonel süreçlerimizi çok daha güçlü bir dijital altyapı üzerinden yöneterek sadece bugünün ihtiyaçlarına değil, geleceğin enerji dünyasına da yatırım yapıyoruz.”

‘666’ncı Kırkpınar yeni yerinde yapılacak’

Olgay GÜLER
AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, 665’inci Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin Sarayiçi’nde son kez yapıldığını belirterek, tarihi alanın aslına döndürüleceğini ve gelecek yılki güreşlerin yeni stadyumda gerçekleştirileceğini söyledi.
AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, parti binasında düzenlediği basın toplantısında bu yıl 665’incisi gerçekleştirilen Kırkpınar Yağlı Güreşleri’ni değerlendirdi. Kırkpınar’ın en prestijli noktası olan başpehlivanlık müsabakalarının bu yıl büyük bir heyecana sahne olduğunu söyleyen Aksal, yeni stat projesiyle ilgili de bilgi verdi.


‘KIRKPINAR’I DAHA İLERİYE TAŞIYACAĞIZ’
Kırkpınar’da kıyasıya rekabet yaşandığını belirten Aksal, “665’inci Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin dün başpehlivanlık final güreşiyle en önemli bölümü tamamlandı. Kırkpınar’ın en önemli müsabakası başpehlivanlık güreşidir. Bu nedenle buradan başpehlivanımızı da gönülden tebrik ediyorum. Gerçekten kıyasıya geçen, heyecan dolu bir final müsabakası izledik. Katılım da son derece yoğundu. Bu vesileyle organizasyonda emeği geçen başta Gençlik ve Spor Bakanlığımız olmak üzere, Edirne Valiliğimize, ev sahibi olarak Edirne Belediyemize ve katkı sunan herkese teşekkür ediyorum. Böylesine büyük organizasyonlarda ufak tefek aksaklıklar olabilir. Bir taraftan çok ciddi övgüler görüyoruz, diğer taraftan eleştiriler de oluyor. Bunların hepsini dikkatle değerlendiriyoruz. İnşallah bu yıl yaşanan eksiklikleri de gidererek Kırkpınar’ı her yıl daha ileriye taşıyacağız” dedi.


TARİHİ ALANDA SON GÜREŞ VE YENİ STAT
Sarayiçi Er Meydanı’nın mevcut haliyle son kez bir organizasyona ev sahipliği yaptığını açıklayan Aksal, “Bu yıl aynı zamanda mevcut Sarayiçi Er Meydanı’nda son kez Kırkpınar gerçekleştirilmiş oldu. İnşallah gelecek yıl, yıllardır Edirne’nin konuştuğu yeni er meydanında, yeni Kırkpınar Stadı’nda 666’ncı Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’ni gerçekleştireceğiz. Çalışmalarımıza artık başlıyoruz. Bildiğiniz gibi mevcut Kırkpınar alanı Saray-ı Cedid-i Amire’nin hasbahçesi içerisinde bulunuyor. Biz bu alanı tarihi dokusuna uygun şekilde yeniden düzenliyoruz. Güreş alanını da hemen çok yakınına, sarayın dışına taşıyoruz. Çok uzak bir noktaya değil, yine hemen yanı başına, sarayın tarihi dokusuna uygun yeni bir stat inşa edeceğiz. Hedefimiz bunu gelecek yılki Kırkpınar’a yetiştirmek” diye konuştu.
‘SADECE KIRKPINAR DEĞİL YILIN HER GÜNÜ YAŞAYAN TESİS’
İnşa edilecek yeni stadyumun modern mimarisine ve çok amaçlı kullanım senaryolarına değinen Aksal, “Buradan Edirneli hemşehrilerimize de bu müjdeyi vermek istiyorum. İnşallah çok güzel, modern ve fonksiyonel bir stat kazandıracağız. Mevcut alan yılın çok kısa bir döneminde kullanılıyor. Yeni yapacağımız stat ise sadece Kırkpınar zamanı değil, yılın 365 günü, haftanın 7 günü, günün 24 saati gençlerimizin, çocuklarımızın ve tüm vatandaşlarımızın faydalanabileceği bir tesis olacak. Aynı zamanda Edirne’de gerçekleştirilecek birçok sportif, kültürel ve sosyal etkinliğe de ev sahipliği yapacak” ifadelerini kullandı.
EDİRNE SARAYI’NIN İHYASI VE 2027 AÇILIŞ HEDEFİ
Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar Başkanlığı projesine dikkat çeken Aksal, “Yıllardır Edirne’ye gelen ziyaretçiler, ‘Yaklaşık bir asır Osmanlı’ya başkentlik yapan Edirne’nin sarayı nerede?’ diye soruyorlardı. İşte şimdi Edirne Sarayı’nı Milli Saraylar Başkanlığımız eliyle yeniden ihya ediyoruz. Dün ben de çalışmaları yerinde ziyaret ettim. İnşallah Milli Saraylar Başkanımız Sayın Yasin Söyler’in koordinasyonunda ve Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle Edirne Sarayı’nın açılışını 2027 yılının ekim ayında gerçekleştirmeyi planlıyoruz” şeklinde konuştu.
‘YENİ ER MEYDANI SARAYIN YANINA YAPILACAK’
Edirne Sarayı’nın büyüklüğü ve mimari ihtişamı hakkında veriler paylaşan Aksal, alanı İstanbul’daki Topkapı Sarayı ile kıyaslayarak, “Yapılar büyük ölçüde tamamlandı. Cihannüma Kasrı, kabul salonları ve diğer birçok bölüm önemli ölçüde bitmiş durumda. Ancak önümüzde çok kapsamlı bir peyzaj çalışması bulunuyor. Edirne Sarayı, alan olarak İstanbul’daki Topkapı Sarayı’nın yaklaşık dört katı büyüklüğünde olacak. Özellikle hasbahçesiyle çok farklı bir özelliğe sahip olacak. Türkiye’de gerçek anlamda hasbahçesi bulunan tek saray olacak. Geçmişte Osmanlı saraylarında kullanılan laleler, sümbüller ve güller Edirne’de yetiştiriliyor, buradan diğer saraylara gönderiliyordu. İnşallah Edirne Sarayı tamamlandığında bu tarihi gelenek yeniden hayat bulacak. Yeni Kırkpınar Stadı’nı hemen sarayın dışına, setin diğer tarafına inşa edeceğiz. Verdiğimiz sözü yerine getireceğiz. Mevcut güreş alanını buradan kaldırıp yeni yerine taşıyacağız ve inşallah gelecek yıl 666’ncı Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’ni yeni stadımızda gerçekleştireceğiz” dedi.

‘Çocukluk hayalimi gerçekleştirdim’

Olgay GÜLER

Edirne’de gerçekleştirilen 665’inci Tarihi Kırkpınar Yağlı Pehlivan Güreşleri’nde başpehlivan olan Erkan Taş, çocukluk hayalini gerçekleştirdiğini söyledi.

Kentte, 3-5 Temmuz tarihleri arasında 665’inci kez gerçekleştirilen Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin final gününde, Erkan Taş, baş kategorisinde Feyzullah Aktürk’le final karşılaşmasına çıktı. 30 dakikalık normal sürede yenişemeyen iki pehlivanın karşılaşması, puanlamaya gitti. Puanlamada rakibinden puan alan Erkan Taş, 2026 yılı Kırkpınar Başpehlivanı oldu. Antalya Büyükşehir Belediyesi adına güreşen başpehlivan Taş, dün antrenörleri ve ekibiyle birlikte, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan’ı ziyaret etti. Ziyarete Antalya Büyükşehir Belediye Başkanvekili Büşra Özdemir de katıldı.

Belediye Başkan Gencan, heyeti belediye önünde Kırkpınar davul ve zurna ekibi eşliğinde karşıladı.

‘ÇOCUKLUK HAYALİMİ GERÇEKLEŞTİRDİM’

Ziyaretin ardından konuşan başpehlivan Erkan Taş, minik boydan başladığı Kırkpınar mücadelesinde başpehlivanlık birincisi olmanın gururunu yaşadığını söyledi. Taş, “Şükürler olsun, bu saha minik boyundan başpehlivanlık boyuna kadar geldik. Her yıl mücadelemizi sonuna kadar verdik. Alnımızın terinin son damlasına kadar yağlı güreşin olimpiyatı tarihi Kırkpınar yağlı pehlivan güreşlerinde Sarayiçi’nde Kırkpınar başpehlivanı olmak bana nasip oldu. O günlerin hayalini hep kuruyorduk. Hep bunun için çalıştık. Hep bunun için mücadele ettik. Şükürler olsun alnımız açık bir şekilde çıktık. Bu başarı bize nasip oldu. Çocukluk hayalimi gerçekleştirdim. Şu an gerçekten bu duyguyu tarif etmek çok zor. Kelimeler kifayetsiz kalıyor. Şükürler olsun diyorum tekrardan. Beni seven, destekleyen yağlı güreş seyircilerimize, Antalyalı destekçilerimize, Sinoplu hemşerilerime, hepsine çok selamlarımı söylüyorum. Hepsi sağ olsunlar, var olsunlar. Onlar olmazlarsa bizler de olmayız. Hepsine çok teşekkür ediyorum” dedi.

‘KIRKPINAR’A YAKIŞIR BİR MÜCADELE OLDU’

Kırkpınar’da, bir zamanlar televizyondan izlediği altın kemerli usta isimleri yendiğini dile getiren Taş, “Tarihte bu hep böyle olmuş. İlk turdan itibaren iddialı rakiplerini yenen, kemerli rakiplerini yenen, çırakların ustalarını yendiği maçların olduğu Kırkpınar’da genelde kemer alınmış. Bu ritüel bende de bozulmadı şükürler olsun. Kemerli ustalarımı yendim. Bir zamanlar televizyondan izleyip hayalini kurduğumuz acaba biz de onlar gibi olabilir miyiz? dediğimiz ustalarımı yendim. Bu duyguyu tarif etmek gerçekten çok zor. Şükürler olsun finale kaldım sonrasında. Finalde de zorlu rakibim, çok formda olan son dönem Feyzullah Aktürk abimizle karşılaştım. O da çok iyiydi. Ben de çok iyi olduğuma inanıyorum. Kıyasıya bir mücadele oldu. Tarihi Kırkpınar’a yakışır bir mücadele olduğunu düşünüyorum. Bana nasip oldu. Şükürler olsun, elhamdülillah diyorum” diye konuştu.

‘ARTIK HEP ALTIN KEMER İÇİN GELECEĞİZ’

Altın kemere hazırlandığı için tüm karşılaşmalar öncesi rakiplerini analiz ettiklerini kaydeden Taş, “Çok fazla maçımız olduğu için artık hemen hemen herkes güreş stilini biliyor. Herkes de ona göre çalışmalar yapıyor. Tabii ki biz de altın kemer için hazırlandığımız için bütün çalışmalarımızı, bütün rakiplerimize göre kendi kafamızda kurup ona göre tasarlıyoruz. Bu maçı zaten bekliyorduk, olağan bir maçtı. Çalışmamızın, azmimizin emeğini aldık şükürler olsun. Tabii ki artık bundan sonra bu sahaya, Edirne’ye her zaman altın kemer için geleceğiz. İnşallah altın kemerle de dönmek nasip olur diyorum” şeklinde konuştu.

Ziyarette konuşan Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Başpehlivan Taş, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanvekili Büşra Özdemir ve tüm ziyaretçilere teşekkür etti. Gencan, Taş’ın çocukluk hayalini gerçekleştirmesinden dolayı mutluluğunu ifade etti. Gencan, Taş’a başarılar diledi.

‎Antalya Büyükşehir Belediye Başkanvekili Büşra Özdemir ise Başkan Gencan’a misafirperverliği için teşekkür ederken Başpehlivan Taş’ın Kırkpınar Yağlı Güreşleri’ndeki başarısının güreş camiası için sürpriz olsa da kendileri için sürpriz olmadığını söyledi. Taş’ın çok çalışkan ve centilmen bir başpehlivan olduğunu belirten Özdemir, Taş’ı tebrik etti.

Türkiye’de En Uygun Oteller Nasıl Bulunur?

Türkiye, eşsiz doğal güzellikleri, tarihi zenginlikleri ve dört mevsim tatil imkânı sunan destinasyonlarıyla her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlıyor. İstanbul’dan Antalya’ya, Kapadokya’dan Fethiye’ye kadar birçok bölgede her bütçeye uygun konaklama seçeneği bulmak mümkün. Ancak doğru yöntemleri kullanarak hem kaliteli hem de ekonomik otelleri keşfetmek çok daha kolay hale gelir.

Erken Rezervasyonun Avantajlarından Yararlanın

Özellikle yaz sezonu, bayram tatilleri ve resmi tatillerde otel fiyatları önemli ölçüde artabilir. Seyahat planınızı önceden yaparak erken rezervasyon fırsatlarından yararlanabilir ve daha uygun fiyatlarla konaklama imkânı elde edebilirsiniz.

Fiyat Karşılaştırması Yapın

En uygun oteli bulmanın en etkili yollarından biri, farklı tesisleri tek bir platform üzerinden karşılaştırmaktır. Konum, fiyat, otel puanı, misafir yorumları ve sunulan hizmetleri birlikte değerlendirmek doğru tercihi yapmanıza yardımcı olur.

Bu noktada Mükemmel konaklamayı bulun ve yüz binlerce otel, apart, pansiyon ve tatil tesisini kolayca karşılaştırın. ZenHotels, kullanıcı dostu arayüzü sayesinde bütçenize ve beklentilerinize uygun konaklama seçeneklerini hızlıca listelemenize olanak tanır. Ayrıca platform; rekabetçi fiyatlar, geniş konaklama ağı ve 7/24 müşteri desteğiyle seyahat planlamasını kolaylaştırmayı amaçlamaktadır.

Misafir Yorumlarını İnceleyin

Otel seçiminde yalnızca fiyatı değil, daha önce konaklayan misafirlerin deneyimlerini de dikkate almak önemlidir. Temizlik, hizmet kalitesi, ulaşım kolaylığı ve genel memnuniyet düzeyi hakkında yapılan yorumlar, beklentilerinize uygun bir tesis seçmenize yardımcı olur.

Lokasyona Göre Arama Yapın

Konaklayacağınız otelin gezilecek yerlere veya ulaşım noktalarına yakın olması hem zamandan hem de ulaşım maliyetlerinden tasarruf etmenizi sağlar. Tatil amacınıza göre şehir merkezi, sahil kesimi veya doğayla iç içe bölgeleri tercih edebilirsiniz.

Kampanya ve Özel Fırsatları Takip Edin

Online rezervasyon platformları belirli dönemlerde özel indirimler ve kampanyalar sunmaktadır. ZenHotels da üyelerine ve kullanıcılarına dönemsel fırsatlar sunarak daha avantajlı fiyatlarla rezervasyon yapma imkânı sağlamaktadır. Geniş filtreleme seçenekleri sayesinde fiyat aralığı, yıldız sayısı, kahvaltı dâhil seçenekleri ve diğer özelliklere göre arama yapmak oldukça pratiktir.

Fethiye’de Konaklama Seçeneklerini Değerlendirin

Türkiye’nin en popüler tatil destinasyonlarından biri olan Fethiye; Ölüdeniz, Kelebekler Vadisi ve Saklıkent gibi doğal güzellikleriyle öne çıkmaktadır. Seyahatinizi planlarken Fethiye’da yakınındaki oteller seçeneklerini inceleyerek bütçenize ve tatil planınıza uygun konaklama alternatiflerini kolayca karşılaştırabilirsiniz.

Sonuç

Türkiye’de uygun fiyatlı otel bulmanın yolu; erken rezervasyon yapmak, fiyat karşılaştırması yapmak, kullanıcı yorumlarını incelemek ve güvenilir rezervasyon platformlarını tercih etmektir. ZenHotels, geniş konaklama ağı, kolay rezervasyon süreci ve avantajlı fiyat seçenekleriyle farklı bütçelere hitap eden çözümler sunarak seyahat planlamasını daha pratik hale getiren platformlardan biridir. Doğru planlama sayesinde hem ekonomik hem de konforlu bir tatil deneyimi yaşayabilirsiniz.

Küçücük köy dev organizasyonda!

Ziraat Bankası öncülüğünde düzenlenen 5. Tarım Ekosistemi Buluşması, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılımıyla İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Farklı illerden seçilen tarım kooperatiflerinin 30 stantta yerel ürünlerini tanıtma fırsatı bulduğu dev organizasyonda Çallıdere balı ile öne çıkan Lalapaşa Kadın Emeği Girişimciler Üretim ve İşleme Kooperatifi de bu seçkin isimler arasında boy gösterdi.

Tarımın tüm paydaşlarını bir araya getiren 5. Tarım Ekosistemi Buluşması’nda verimliliği artıran uygulamalar, üretime katma değer sağlayan yaklaşımlar, kadınların ve gençlerin üretime, girişimciliğe teşvik edilmesi ele alındı.

LALAPAŞA KADIN KOOPERATİFİ

Üreticilerin yenilenebilir enerji kullanarak tarladan pakete izlenebilir üretim ve topraksız tarım seracılığı gibi yenilikçi deneyimlerini aktardığı dev buluşmada farklı illerden seçilen tarım kooperatifleri kurulan 30 stantta yerel ürünlerini tanıtma fırsatı buldu. Böyle ayrıcalıklı bir organizasyona boy gösteren 30 seçkin isimden biri de Lalapaşa Kadın Emeği Girişimciler Üretim ve İşleme Kooperatifi oldu.

Lalapaşa’nın standında konuklar sadece kooperatifin değil, Edirne Yöresel’in ürünleri ile de tanıştı. Yer fıstığı. fıstık ezmesi, bademezmesi, kavala kurabiyesi, pirinç, bal, lavanta şişeleri, lavanta keseleri, acı biber, yöresel acı sos, hatta komşu il Kırklareli’nin hardaliyesinin bulunduğu stant büyük ilgi çekti.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN KONUŞTU

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Ziraat Bankası 5. Tarım Ekosistemi Buluşması programına katılarak bir konuşma yaptı. Erdoğan, yaptığı konuşmada, “42 ilimizde açacağımız 61 organize tarım bölgesiyle tarım alanında çok daha iyi yerlere geleceğiz, 15 organize tarım bölgesinde üretime başladık. Bu yıl beş bölgede daha ilk kez üretime geçmeyi planlıyoruz” dedi.

Sofralardaki ekmekten, bulgur, peynir ve zeytine kadar hemen her gıdada çiftçilerin emeği ve alın teri olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, çiftçilere teşekkür ederek çalışmalarının bereketlenmesini diledi.

Türkiye’nin hiçbir dahli olmadığı hâlde iklim krizinin yansımalarına en fazla maruz kalan ülkelerden biri olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son yıllarda kuraklık yaşadık, orman yangınlarıyla mücadele ettik, sellerle, taşkınlarla, zirai don olaylarıyla karşılaştık. Tarımla birlikte turizme, ticarete, çevreye de zarar veren afetlerle yüzleştik. Özellikle geçen yıl bizi oldukça zorlayan bir sene oldu. Zirai dondan etkilenen üreticilerimize toplam 47 milyar lira ödeme yaptık. Hamdolsun bu yıl, yağışlar bakımından bereketli bir sene geçiriyoruz. Barajlarımız, göllerimiz, su kaynaklarımız, şükürler olsun doluyor. Nehirlerimiz, derelerimiz tam da özlediğimiz şekilde gürül gürül akıyor” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hasatlar yapıldıkça, rekolte açısından çiftçinin yüzünün de gülmeye başladığını anlatarak, “Arpada, buğdayda ve inşallah pek çok mahsulde bu yıl rekor bekliyoruz. Ülkemizde 206 çeşit tarım ürünü yetişiyor, bunların birçoğunda kendimize yeter durumdayız. Sebze üretiminde dünyada üçüncü, meyvede dördüncüyüz. 21 bitkisel ürün mahsulünde ise ilk üçteyiz, tohumda dünyada ilk 10 arasındayız. 117 ülkeye tohum ihraç ediyoruz” açıklamalarında bulundu.

Tarımsal destekler konusunda kat kat artışlar yaptıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Arazi toplulaştırma, araştırma merkezleri, yerli tohumculuk, gen bankası gibi alanlarda önemli yatırımlar gerçekleştirdik. Su ve sulama alanında 11 bine yakın eseri halkımızın hizmetine sunduk. Sulanan alan miktarını 7,3 milyon hektara çıkardık. Tabii en önemli desteği Ziraat Bankamız eliyle çiftçimizin finansal olarak desteklenmesi suretiyle gerçekleştirdik. Son 23 yılda tarımsal üretime reel rakamlarla yaklaşık 3 trilyon lira destek verdik. Geçen yıl sektöre verdiğimiz desteğin toplamı 706 milyar lirayı buldu. 2026 için tarıma doğrudan ve dolaylı olarak ayırdığımız rakam ise tam 939 milyar lira. Yani 1 trilyon liraya varan devasa bir rakamla üreticimizi destekleyeceğiz.”

TARIM VE HAYVANCILIK SEKTÖRÜNE YÖNELİK MÜJDELER

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarım sektörünü sevindirecek haberleri paylaşacağını ifade ederek, şunları söyledi:

“İlk olarak tarım noktasında kadın ve genç çiftçi kredisi limitini 3 milyon liradan 5 milyon liraya çıkarıyoruz. Yatırım kredilerinde 2 yıl anapara ödemesiz, 10 yıla kadar vadeyle öz kaynak katkısı aramadan ve Kredi Garanti Fonu teminat desteğiyle çok daha güçlü finansman imkânı sunacağız. İkinci haberimiz, atıl durumda bulunan büyükbaş süt ve besi işletmelerini yeniden üretime kazandırıyoruz. Süt hayvancılığı yatırımlarına 60 milyon liraya, besicilik yatırımlarına ise 40 milyon liraya kadar kredi sağlayacağız. İki yıl geri ödemesiz, sekiz yıla varan vadelerle üreticimizin yanında olacağız” diye konuştu.

Tarımda yenilenebilir enerji yatırımlarını daha güçlü şekilde desteklediklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çiftçilerimizin kendi elektriğini üretmesini teşvik ediyoruz. Bu kapsamda 15 milyon liraya kadar, sekiz yıl vadeli ve yüksek sübvansiyon oranlarıyla kredi imkânı sağlıyoruz. Böylece hem üretim maliyetlerini düşürüyor hem de çevre dostu üretimi destekliyoruz. Son olarak, küçükbaş hayvancılıkta kredi limitini 2 milyon liraya, büyükbaş hayvancılıkta ise 3 milyon liraya yükseltiyoruz. Tüm bu müjdelerimizin hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ziraat Bankası yönetimini bu buluşmaya öncülük ettikleri için tebrik ederek, 5’inci Tarım Ekosistemi Buluşması’nın çiftçi ve üreticiler başta olmak üzere millet için hayırlara vesile olmasını diledi.

TÜRKİYE’DE TİYATRONUN ORTAYA ÇIKIŞI

Salih Hakan COŞKUNTUNA

Nisan 2026

DARÜLBEDAYİ’NİN KURULUŞ FELSEFESİ
VE ERKEN DÖNEM ESTETİK KRİZLERİ

Bir modernleşme pratiği olarak Darülbedayi’nin temel amacı, Batılılaşma doktrinlerini sanat ile somutlaştırmak, bu yolla bireyi ve toplumu dönüştürmektir (Nutku 2018, s. 53-54). Tanzimat Fermanı ile ivme kazanan Batı merkezli değişim düşüncesi, toplumsal yapıyı ve kurumsal işleyişleri derinden etkilemiştir. “Yeni toplum” inşa etme adına, sanat ve tiyatro merkeze alınmış; Tanzimat aydınları, entelektüel kesim ve Saray’ın “Batılılaşma İdeolojisi”, Osmanlı toplumsal dokusunu daha modern bir yapıya kavuşturma hedefinde birleşmiştir (Temel, 2016, s. 1769-1770). Darülbedayi’nin kuruluşu, bu makro-politik hedeflerin sanatsal bir izdüşümü olması nedeniyle tarihsel bir değere sahiptir. I’nçi Dünya Savaşıyla programlanan kurumsallaşma süreci sekteye uğramış ve bir bocalama dönemi başlamıştır. Savaş döneminde, Darülbedayi bünyesindeki mevcut kadro ile çalışmalar sürdürülmüş ve 13 Ocak 1915 gecesi için sembolik bir açılış programı hazırlanmıştır. Bu temsil kapsamında; Salih Fuad Bey’in denetiminde Victor Hugo’nun Ruy Blas (1838) dramında yer alan “Bon Appétit, Monsieur le Grand Inquisiteur!” (Afiyet Olsun Sayın Başengizisyoncu!) parçası, Rosa Hanım’dan bir neşide (şiir), Ahmet Fehim Efendi yönetiminde bir monolog ile tek perdelik bir komedi ve Mınıkyan Efendi’nin denetiminde Altı Aydan Beri adlı oyun sahnelenmiştir (Nutku, 2014, s. 54).
Darülbedayi’nin bu erken dönem tiyatro çalışmalarını sert bir dille eleştiren Ertuğrul, Fransızcadan çevrilen “bulvar komedilerini” estetik açıdan sığ bulmuş, vodvillerin adaptasyonuna ve hafif içerikli çevirilere, sanatın ciddiyeti ve toplumsal işlevi adına karşı çıkmıştır. Bu eleştiri, Türk tiyatrosunda “eğlence odaklı temsil” ile “sanat odaklı dramaturji” arasındaki ilk köklü estetik ayrışmadır. Ertuğrul bu ayrışmayı şu şekilde vurgular:
“Aslına bakılırsa, Darülbedayi topluluğu içinde huysuzluk, baş kaldırıcılık eden bir ben vardım… Ara sıra oyunbozanlık edişimin başlıca nedeni, oynanmak üzere seçilen Fransız sahnesinin hafif bulvar komedilerinin Türkçe’ye uyarlanmış kötü örneklerini kapsayan repertuarımızdı. Repertuar konusunda şöyle diyordum: yeni kurulmuş ve Belediye’den ödenek alan bir yarı kamusal kuruluş olan Darülbedayi’de adi vodvillere öncelik tanımamalı, seyirciye bir şeyler veren ciddi yapıtlar oynanmalıdır Edebi Kurul ise, bu kanıdaydı”. (Ertuğrul, 1989, s. 229)
Darülbedayi I’nci Dünya savaşı döneminde çalışmalarına devam etmiş ve temsiller vermiştir Ancak savaş sonunda Darülbedayi okul niteliğini yitirmiştir. 01 Kasım 1920 İstanbul Belediyesi Darülbedayi için yeni bir yönetmelik hazırlamış ve Darülbedayi sadece “Tiyatro Topluluğu” olarak kabul edilmiştir. “Önce Okul Sonra Tiyatro” düşüncesi tersyüz edilmiş ve eğitim-öğretim “Önce Tiyatro Sonra Okul” kavramına bürünmüştür (Nutku 2018: 55). Akabinde Darülbedayi’nin diğer sanat bölümleri kapatılmış ve kurumsal Tiyatro işleyişinde dağılma dönemi başlamıştır. Tiyatro adına yapılan diğer çalışmalarda Batı eğilimi hissedilse de yansıması gerçekleşmemiştir. 1921 yılında Darülbedayi’nin başına getirilen Ertuğrul, Avrupa’daki güncel estetik akımları ve tiyatro sanatındaki yenilikleri dönemin tiyatro pratiklerine entegre etmeyi hedeflemiştir. Ancak kurum bünyesindeki yapısal zafiyetler ve finansal yetersizlikler, sanatsal üretimi ve prova süreçlerini sekteye uğratmıştır. Bu kriz ortamında sanatçılar, kendi aralarında aldıkları bir kararla yönetimsel özerklik talebinde bulunmuşlardır. Darülbedayi Yönetim Kurulu ise bu karara kesin bir dille karşı çıkmış; sürecin sonunda Ertuğrul ile beraber olan sanatçıların kurumla ilişiği kesilmiştir (Nutku, 2018, s. 56).
Darülbedayi yönetimindeki yapısal eksiklikler nedeniyle, sahne çalışmaları sekteye uğramış; geleneksel meddah ve ortaoyunu tiplemeleri, niteliksiz Fransız ve İtalyan vodvillerine eklemlenerek estetik bir gerileme yaşanmıştır. Kurumdan ayrılan Muhsin Ertuğrul ve beraberindeki sanatçılar, modern tiyatro anlayışlarını muhafaza ederek yenilikçi üsluplarını sürdürmüşlerdir (Nutku, 2018, s. 56). Ertuğrul’un bu direnci, tiyatronun “estetik bir anlayışla ideolojik bir müdahale aracı” (And, 2014, s. 115-132) olduğu ilkesine dayanmaktadır. Cumhuriyet öncesi statükocu yönetim kültürünün engellerini aşmak adına sahneyi “siyasal bir kürsü” olarak konumlandıran Ertuğrul; “akıl” ve “vatan” kavramlarını, sahnenin sunduğu o melez ama dirençli alan üzerinden kolektif bilince aktarmıştır. Tanzimat’tan gelen bu mücadele sahası, tahayyül gücünü maddi gerçeklikle disipline eden entelektüel bir zeminin inşasını sağlamıştır. Bu evrede tiyatro, toplumsal meselelerin konuşulduğu platforma dönüşerek modern kamusal alanın teşekkülüne doğrudan katkı sunmuştur. Ertuğrul bu süreçte; tiyatronun akademik bir disiplin ve pedagojik anlayış olmaksızın icra edilemeyeceğine dair sarsılmaz inancını korumuştur.
(SÜRECEK)