Yazar arşivleri: Mehmet ŞELECİ

EGD’den Gencan’a Kırkpınar teşekkürü

Edirne Gazeteciler Derneği (EGD) Başkanı Gökhan Tuzladan, Başkan Yardımcısı Mehmet Şenol ve Genel Sekreter Necmi Engin ile birlikte Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan’ı makamında ziyaret etti. Ziyarette, 665. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşlerinin başarılı organizasyonu ve basın mensuplarına sağlanan destekler dolayısıyla Başkan Gencan’a teşekkür edildi.

Samimi bir atmosferde gerçekleşen ziyarette konuşan EGD Başkanı Gökhan Tuzladan, bu yıl düzenlenen Kırkpınar’ın organizasyon kalitesi ve basın mensuplarına sunulan imkanlarla önceki yıllardan farklı bir başarıya imza attığını söyledi.

Basın mensuplarının organizasyon boyunca rahat ve verimli bir çalışma ortamına kavuşmasının önemli olduğunu vurgulayan Tuzladan, şunları kaydetti:

“Bu yıl 665’incisi gerçekleştirilen Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde gerçekten farklı ve çok başarılı bir organizasyon yaşadık. Özellikle sahada görev yapan basın mensuplarımıza sağladığınız kolaylıklar ve çalışma imkânları için sizlere teşekkür ediyoruz. Bu büyük organizasyonun başarıyla tamamlanmasında başta siz olmak üzere emeği geçen tüm ekibinizi gönülden kutluyoruz.”

Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan ise basının, Kırkpınar’ın ulusal ve uluslararası tanıtımındaki en önemli güçlerden biri olduğunu belirtti.

Basın emekçilerinin büyük fedakârlıkla görev yaptığını ifade eden Gencan, şu değerlendirmede bulundu:

“Basın bizim sesimiz, gözümüz ve kulağımızdır. Ata sporumuz Kırkpınar’ın tüm dünyaya duyurulmasında sizlerin emeği çok büyük. Günlerce sıcak havaya rağmen sahada büyük özveriyle çalışan tüm basın emekçilerimizi yürekten kutluyor, emekleri için teşekkür ediyorum.”

Ziyarette ayrıca, Kırkpınar’ın gelecek yıllarda daha da geliştirilmesi, kentin tanıtımına katkı sağlayacak ortak çalışmalar ve basınla iş birliğinin güçlendirilmesi konusunda görüş alışverişinde bulunuldu.

Görüşme, günün anısına çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi.

Tavukların arasında 526 kilo uyuşturucu!

Olgay GÜLER

Edirne’de Bulgaristan’a açılan Kapıkule Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yapan TIR’da yapılan aramada, dondurulmuş tavuk kolileri arasına gizlenmiş 526 kilo 327 gram uyuşturucu ele geçirildi, sürücü tutuklandı.

Edirne Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekipleri, Türkiye’ye giriş yapmak üzere Kapıkule’ye gelen TIR, risk analizinin ardından x-ray taramasına sevk edildi. Taramada şüpheli yoğunluk tespit edilen TIR, detaylı arama için hangara alındı.

Eğitimli köpeklerin tepki vermesi ile açılan dorsede, yasal yükün dondurulmuş tavuk olduğu ve yükün aralarında karton koliler bulunduğu belirlendi. Aramada 450 paket içinde 526 kilo 327 gram uyuşturucu ele geçirildi.

Gözaltına alınan TIR sürücüsü, çıkarıldığı mahkemede tutuklandı.

TÜ’de hastane tekstili üretimi

Trakya Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu, eğitim ile üretimi buluşturan örnek bir projeyi hayata geçiriyor. Yüksekokul bünyesindeki tekstil üretim atölyesinde bir araya gelen öğrenciler hem mesleki becerilerini geliştiriyor hem de üniversite hastanesinin tekstil ihtiyaçlarını karşılayarak toplumsal katkı sağlıyor.

Uygulamalı eğitim anlayışını bir adım ileriye taşıyan model kapsamında öğrenciler, üretim sürecinin her aşamasında aktif rol alıyor. Tekstil üretim atölyesinde yürütülen çalışmalarla öğrenciler; kumaş seçiminden dikim tekniklerine, makine bakımından kalıp hazırlamaya kadar pek çok alanda deneyim kazanıyor. Aynı zamanda ekip çalışması ve üretim disiplini gibi mesleki yetkinlikler de pekiştiriliyor.

“ÖĞREN” VE “ÜRET” TEMELLİ EĞİTİM MODELİ

Tekstil, Giyim, Ayakkabı ve Deri Bölümü Başkanı Doç. Dr. Nilgün Becenen, projenin iki aşamalı bir eğitim modeliyle yürütüldüğünü belirtti. İlk aşamada öğrencilerin kumaş seçimi, dikim teknikleri, makine bakımı ve kalıp hazırlama gibi temel becerileri edindiğini ifade eden Becenen, ikinci aşamada ise bu bilgilerin öğretim elemanlarının rehberliğinde hastane tekstilleri üretiminde uygulamaya dönüştürüldüğünü söyledi.

Modelin yalnızca teknik beceri kazandırmayı hedeflemediğine dikkat çeken Becenen, bu yaklaşımın öğrencilerin çok yönlü gelişimine katkı sunduğunu ifade etti.

Becenen, üretim sürecine aktif katılımın öğrencilerin özgüvenini ve mesleki motivasyonunu artırdığını belirterek, “Amacımız öğrencilerimize mesleki yetkinlik kazandırırken toplumsal katkı bilinci, kurumsal aidiyet ve sürdürülebilir üretim farkındalığı oluşturmak; birlikte üretmenin gücüyle psikolojik iyi oluşlarını da desteklemek.” dedi.

AKADEMİK REHBERLİK VE SEKTÖREL HAZIRLIK

Üretim sürecinde öğrencilere rehberlik eden Dr. Öğr. Üyesi İsmail Yüce ve Dr. Öğr. Üyesi Hayri Şen ise bu tür uygulamaların öğrencilerin sektöre hazır hale gelmesi açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Akademik bilgi ile pratik deneyimi bir araya getiren bu modelin sürdürülebilirliği, öğrencilerin mesleki gelişimi ve istihdam olanakları açısından kritik bir rol üstlendiğini ifade ettiler.

Edirne Belediyesi Müzik Müzesi, Collection Dergisi’nde

“Geçmişin Değerlerini Geleceğe Taşıyanların Dergisi” sloganıyla yayımlanan ve sanat dünyasının saygın yayınlarından olan Collection Dergisi, son sayısında Edirne Belediyesi Müzik Müzesi’ni sayfalarına taşıdı.

Koleksiyon kültürünü, kültürel mirası ve müzeciliği konu alan yayınlarıyla öne çıkan Collection Dergisi’nde, Edirne Belediyesi tarafından hayata geçirilen ve yaklaşık 500 enstrümandan oluşan zengin koleksiyonuyla ziyaretçilerini ağırlayan Müzik Müzesi’ne yer verildi.

Müzenin açılış törenine de katılan Collection Club yönetimi, Edirne Belediyesi Müzik Müzesi’nin koleksiyonculuk kültürüne ve kültürel mirasın korunmasına sunduğu katkının önemine dikkat çekti. Açılışta müzeyi yakından inceleyen heyet, böylesine nitelikli bir kültür yatırımının Türkiye’de örnek gösterilecek projeler arasında yer aldığını ifade etti.

Edirne Belediyesi, kentin kültür ve sanat yaşamını zenginleştiren projeleri hayata geçirmeye devam ederken, Müzik Müzesi’nin ulusal ölçekte saygın yayınlarda yer bulması da bu çalışmaların gördüğü değeri bir kez daha ortaya koydu.

Arı Tarım’dan Konya’ya dev yatırım! Tuzlukcu’da 300 dönümlük jeotermal sera kurulacak

Arı Tarım A.Ş., Konya Tuzlukcu ilçesinde toplam 300 dönümlük jeotermal sera yatırımı yapmaya hazırlanıyor.

Firma sahibi Özer Urak, her biri 50 dönüm büyüklüğünde 6 modern sera kurulacağını belirterek, şirketin Türkiye genelindeki sera sayısının da hızla arttığını söyledi.

Arı Tarım A.Ş., jeotermal enerjiyle modern sera üretimine yönelik önemli bir yatırım kararı aldı.

Firma sahibi Özer Urak, Konya Tuzlukcu ilçesinde her biri 50 dönüm büyüklüğünde 6 adet jeotermal sera kurulacağını açıkladı. Toplam 300 dönümlük yatırımın, bölgedeki örtü altı üretim kapasitesine önemli katkı sağlaması bekleniyor.

Türkiye genelinde 11 serası bulunuyor

Urak, şirketin halen Türkiye’nin farklı bölgelerinde faaliyet gösteren 11 modern seraya sahip olduğunu belirtti.

Buna göre şirketin;

Antalya’da 6,

Adana’da 2,

Mersin’de 3

olmak üzere toplam 11 serası bulunuyor.

Seraların Antalya’nın Kumluca, Finike, Demre, Serik, Manavgat ve Elmalı, Adana’nın Karataş ve Seyhan, Mersin’in Anamur, Bozyazı ve Silifke ilçelerinde faaliyet gösterdiğini belirten Urak, Sandıklı yatırımının da bu üretim ağına ekleneceğini ifade etti.

Modern üretim teknikleri uygulanıyor

Özer Urak, seralarda ağırlıklı olarak sebze ve tarla bitkileri üretimi gerçekleştirildiğini belirterek, başta domates, biber, salatalık, patlıcan, kabak, karpuz ve kavun olmak üzere farklı bölgelerin iklim koşullarına uygun ürünlerin yetiştirildiğini söyledi.

Üretim süreçlerinde modern tarım teknikleri, kontrollü sulama sistemleri ve bitki besleme uygulamalarının kullanıldığını ifade eden Urak, amaçlarının yüksek verim ile kaliteli üretimi birlikte sağlamak olduğunu dile getirdi.

İhracata yönelik üretim hedefleniyor

Urak, Türkiye’nin farklı iklim bölgelerinde üretim yapabilmelerinin yıl boyunca kesintisiz ürün arzı sağladığını belirterek, modern sera yatırımları sayesinde hem iç pazara hem de ihracata yönelik güvenilir ve kaliteli ürün üretimini sürdürdüklerini kaydetti.

TÜRKİYE’DE TİYATRONUN ORTAYA ÇIKIŞI

Salih Hakan COŞKUNTUNA

Nisan 2026

Meyerhold’un biyomekanik kuramı, Ertuğrul’un oyuncu eğitiminde aradığı disiplini ve bedensel gerçekliği temsil eder. Kuram, tiyatro sanatının biçimsel bir mükemmeliyete ulaşarak topluma düzen verme görevini yerine getirmiştir. Ertuğrul, Stanislavski’nin içsel gözlem, içsel gerçeklik ve duygu belleği kavramlarını yerli metinlerde kullanmıştır. Sosyolojik perspektif, sosyosanat ve toplumsal görev disiplinleri, bireyi toplumun organik bir parçası haline getiren “sosyalleşme aracı”dır. Araç; halka yeni bir sembolik sermaye sunmuş ve şehir tiyatrolarının kuruluşu ile kültürel üretimin demokratikleşmesi sonucunda “kuramsal reel yapı”ya kavuşmuştur. Ertuğrul, tiyatro eğitimini 6-7 yaş gruplarından başlatmıştır, çünkü ona göre çocuk tiyatrosu; çocuğun dünyayı anlama biçimidir (Ertuğrul, 1975, 45). Bu yaklaşım San’ın deyişiyle; Drama sanatı ve yaratıcı Drama’nın pedagojik yanını temsil eder (2021, s. 215).

Ertuğrul’un “kuramsal tiyatro” vizyonu, sanatçının topluma karşı ahlaki sorumluluğunu içkinleştirmesi ve merkeze alması ile gerçekleşmiştir. Bu yan disiplin, oyunculuk teknikleri açısından tiyatronun kullanımını esas kılmıştır. Tiyatro binasına girişten, alkış sonrasına kadar olan süreci, “uygarlık” (civilization) projesi olarak değerlendirmiştir, “Doğal anlamlarla tiyatro, bir hakikat arayışıdır” (Ertuğrul, 1993: s. 210). Cumhuriyet tiyatrosunun Ertuğrul ile olan gelişimi, Tanzimat dönemi taklit yapısından sıyrılarak “ulusal sanat” oluşturma çabasıdır (Pekman, 2023: s. 118). Bugünün Türkiye’sinde ödenekli tiyatroların yapısı, repertuvar seçimleri ve eğitim modelleri Ertuğrul’un izdüşümlerini taşımaktadır. Ertuğrul’un tiyatro ekseni İnsan ve Tiyatro Üzerine eserinde çizdiği etik ve teknik sınırlar ile şekillenmektedir (Nutku, 2014: s. 340).
Ertuğrul’un tiyatro ve tiyatro sanatı açılımında uyguladığı; “biçimsel disiplin” ve “tinsel derinlik” yöntemleri Türkiye’de tiyatrosunun genetik kodlarını belirlemiştir. Ertuğrul antropolojisiyle Tiyatro; “toplumsal görev” bilinci ekseninde; drama, felsefe, sosyoloji ve pedagoji disiplinlerinin kesişim açılarında duran bilinçli, bilgili, güçlü ve eyleyen “İnsan olabilme” aracıdır. Bu yaklaşımlar, tiyatro tarihinin “kopuşlardan ziyade süreklilikler üzerine kurulduğu” (Nutku, 2013, s. 150-175) görüşlerini destekler. Ertuğrul’un kurucu iradesi gösteri olduğu düşünülen seyirliklerin yerine, sahnede kurguladığı yapı sökümü ile bitirmiştir. Tiyatronun yeniden yorumlama süreci, entelektüel kurulumu, geleneksellikle anılan zan, san ve metaforik mucizelerinden kopuşunu kesin olarak anlatan direnç pratiğidir. Bu dönemde yerli oyun yazarlarının artması, toplumsal meselelerin sahneye taşınması tiyatronun içerik açısından zenginleşmesini sağlamıştır. Köyden kente göç, modernleşme gerilimleri ve bireyin toplumsal konumu gibi temalar Cumhuriyet Tiyatrosunun temel konuları arasında yer almıştır (And, 1983, 45-68). Bu anlayışlarla tiyatro, “toplumsal değişimin aynası” (Ertuğrul, 1975, s. 52-54) olarak işlev görmüştür.

Türkiye Cumhuriyeti tiyatro ve tiyatro sanatı felsefesi, Ertuğrul’un tiyatro ve tiyatro sanatı anlayışının temelini oluşturmaktadır. Ertuğrul sahne estetiğinin işlerliği ile insanın düşünsel, toplumsal gelişimini öngörmektedir. “Muhsin Ertuğrul tarzı”: disiplin ve süreklilik üzerine kurulmuştur. Ertuğrul nazarında Tiyatro, “insanı insan ile insanca anlatma sanatıdır”, bu tanım tiyatronun “felsefi öz”ünü yansıtır (Ertuğrul, 1989, 110-111). Tiyatro öğretici ve eğitici okul olarak kurgulanmıştır, oyuncu, sahnede ve yaşamda bir “aydın” olmalıdır (Ertuğrul, 1989: 112). Ertuğrul Benden Sonra Tufan Olmasın (1989) adlı eserinde, sanatın insanı dönüştürme gücünün ancak sistematik eğitim-öğretim ile mümkün olabileceğini belirtmiştir. Eğitim-öğretim ekolünü ortaya çıkarabilmek, sanatın hayat ile bağdaştırılmasını sağlayacaktır. Tiyatro bu anlamda elitist boyunduruğundan çıkarak, halkın eğitim aracı olacaktır. Ertuğrul’a göre:
“Tiyatro, seyircilerin zamanlarını geçirdikleri bir eğlence yeri değil, sanatçılar için mabettir. Çünkü tiyatroculuk bir meslek değil, dünyanın her yerinde bir imandır. Mensuplarından bekleyiş ve özveri ister, fedakârlığın çok defa karşılığını vermeden can isteyen bir sanat. Bu inanış müritlerinin en büyük istekleri, başlarını sokabilecekleri ve sükûnet içinde çalışabilecekleri bir mabet bulmaktır. Çoğumuz aradığımız toprağa varmadan yolda göçeriz.” (Çelik 2013, s. 169).
Cumhuriyet tiyatrosu, geleneksel tiyatronun bazı unsurlarını tamamen reddetmek yerine, onları modern bir çerçevede yeniden yorumlanması, Türk Tiyatrosunun gelişiminin keskin kopuşlardan ziyade süreklilik içeren bir süreç olduğunu göstermektedir.

Sonuç
Türkiye’de tiyatronun gelişimi, geleneksel seyirlik oyunlardan Tanzimat döneminin dönüşüm sürecine ve Cumhuriyet döneminin kurumsallaşmasına uzanan çok katmanlı bir yapı sergilemektedir. Bu süreçte tiyatro yalnızca estetik bir üretim alanı olmamış; aynı zamanda toplumsal değişimin önemli aracı haline gelmiştir.
Geleneksel tiyatronun sunduğu kültürel birikim, Tanzimat döneminde Batılı etkilerle yeniden şekillenmiş, Cumhuriyet döneminde ise kurumsal yapı içinde geliştirilmiştir. Bu nedenle Türk Tiyatrosu, kopuşlardan ziyade süreklilikler üzerine değerlendirilmelidir.
Sonuç olarak tiyatro, bireyin kendisini ifade ettiği toplumsal ilişkilerin yeniden kurulduğu ve kültürel dönüşümün izlenebildiği nemli bir alan olarak varlığını sürdürmektedir.

Kaynakça
Akşin, S. (1996). Ana Çizgileriyle Türkiye’nin Yakın Tarihi. İmaj Yayıncılık.
And, M. (1976). “Osmanlı Tiyatrosu” Kuruluşu – Gelişimi – Katkısı. Ankara Üni. DTCF Yayınları.
And, M. (1985). Geleneksel Türk Tiyatrosu. İnkılâp Kitabevi.
Banarlı, N. S. (1983), Resimli Türk Edebiyatı Tarihi Cilt 2, s. 845-860. M.E.B. Yayınları.
Birkan, T. (2023). Muhsin Ertuğrul Moskova Notları. Can Sanat Yayınları.
Çelik A. (2013), Ölmeyi Bilen Adam Muhsin Ertuğrul. Can Sanat Yayınları.
Ertuğrul, M. (1975). İnsan ve Tiyatro Üzerine <>. Yankı Yayınları.
Ertuğrul, M. (1993). Gerçeklerin Düşleri. Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Vakfı Yayınları.
Ertuğrul, M. (2023), Sanatkar Gözüyle Bugünkü Rusya, Moskova Notları. Dry. Tuncay Birkan, Can Yayınları.

Kuvvetli yağış uyarısı!

Meteoroloji Genel Müdürlüğü Analiz ve Tahmin Merkezi, Trakya ile İstanbul’un Avrupa Yakası’nda bugün beklenen yerel kuvvetli yağışlar konusunda uyarıda bulundu.

Su sabah saatlerinden itibaren başlayarak saat 18.00’e kadar sürecek kuvvetli yağış konusunda şunlara yer verildi:

“Yapılan son değerlendirmelere göre; Perşembe kuzeybatı kesimlerde görülecek gök gürültülü sağanak yağışların, Trakya Kesimi (Edirne, Kırklareli, Tekirdağ), Çanakkale’nin kuzey ve İstanbul’un Avrupa Yakası’nda yerel kuvvetli olması beklendiğinden ani sel, su baskını, yıldırım, yerel küçük çaplı dolu ve yağış anında kuvvetli rüzgar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.”

Meteoroloji’nin 5 günlük hava tahmin raporuna göre bugün beklenen kuvvetli gökgürültülü sağanak yağışın ardından hava hafta sonuna kadar genellikle açık geçecek ve 13 Temmuz Pazartesi günü gökgürültülü sağanak yağış yeniden etkili olacak.

TÜ’den okul öncesi eğitimde örnek model

Trakya Üniversitesi Zeynep-Mustafa Taş Uygulama Anaokulu, bilimsel temellere dayanan eğitim anlayışıyla okul öncesi eğitimde örnek bir model ortaya koyuyor. Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2024 Okul Öncesi Eğitim Programı ile Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli doğrultusunda geliştirilen eğitim modeli; çocukların bilişsel, sosyal, duygusal ve fiziksel gelişimlerini bütüncül bir yaklaşımla desteklerken, öğrenmeyi sınıf ortamının ötesine taşıyan uygulamalarıyla dikkat çekiyor. Hafta içi her gün 08.00-18.00 saatleri arasında eğitim veren anaokulu, çocuklara gün boyu nitelikli öğrenme ve gelişim ortamı sunuyor.

Anaokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Gülşah Açar Günşen, modelin temelinde bütüncül eğitim anlayışının yer aldığını belirterek, öğrenme sürecini sınıfla sınırlandırmadıklarını, çocukların doğayla, bilimle ve evrensel değerlerle iç içe büyümesini hedeflediklerini söyledi.

Dünyaca Kabul Gören Yaklaşımlar Yerel Değerlerle Buluşuyor

Modelde; Piaget, Vygotsky, Bandura ve Bronfenbrenner’in gelişim kuramları, Montessori, ReggioEmilia ve High Scope eğitim yaklaşımlarıyla bir araya getirilerek millî ve yerel değerlerle bütünleştiriliyor. Böylece çocukların yalnızca akademik gelişimleri değil; çocukların bilişsel, dil, sosyal, duygusal, motor ve öz bakım gelişim alanları da dengeli biçimde destekleniyor.

Erken yaşta çok dilliliğe önem verilen modelde yabancı dil eğitimi doğal öğrenme süreçleri içerisinde sunulurken; STEAM, Çocuklar İçin Felsefe (P4C) ve bilim temelli atölyelerle çocukların araştıran, sorgulayan ve üreten bireyler olarak yetişmeleri hedefleniyor.

Doğayla İç İçe Öğrenme Ortamı

Doğadan ilham alınarak altıgen “kovan” mimarisiyle tasarlanan okulda her sınıfa ait hobi bahçesi ve oyun alanı bulunuyor. İç ve dış mekânın bütünleştiği bu yapı, çocukların doğayla sürekli etkileşim hâlinde öğrenmelerine imkân sağlıyor.

Tüm sınıfların açıldığı ortak yaşam alanı “Piazza” ise sosyal etkileşimin merkezi olarak öne çıkıyor. Öğrenme ortamını “üçüncü öğretmen” olarak tanımlayan Günşen, çocukların deneyimleyerek ve yaşayarak öğrenmelerini esas aldıklarını ifade etti.

Üniversitenin Akademik Gücü Eğitime Yansıyor

Trakya Üniversitesi Zeynep-Mustafa Taş Uygulama Anaokulu, Tıp, Diş Hekimliği ve Sağlık Bilimleri fakülteleriyle yürütülen iş birliği kapsamında öğrencilerin düzenli sağlık kontrollerini gerçekleştiriyor ve gelişimlerini uzmanlar eşliğinde takip ediyor.

Eğitim modelinin önemli unsurlarından biri aile katılımı çalışmalarıdır. Aile-okul iş birliğini esas alan anaokulunda, Anne-Çocuk ve Baba-Çocuk Şenlikleri ile Babalar Günü kapsamında düzenlenen Baba-Çocuk Futbol Maçı gibi etkinliklerle aileler eğitim sürecine aktif olarak katılıyor.

Anaokulu, çocuklara yönelik eğitimin yanı sıra yaşam boyu öğrenmeyi destekleyen çalışmalarıyla da öne çıkıyor. “Anaokulu Aile Akademileri” ile ebeveynlere, “Anaokulu Öğretmen Akademileri” ile öğretmenler, öğretmen adayları ve akademisyenlere yönelik eğitim ve mesleki gelişim programları düzenlenerek üniversitenin akademik birikimi okul öncesi eğitime aktarılıyor.

Anaokulunda her yıl düzenlenen Trakya Minik Kaşifler 23 Nisan Bilim ve Oyun Şenliği ile yıl boyunca gerçekleştirilen sosyal, kültürel ve bilimsel etkinlikler çocukların çok yönlü gelişimini destekliyor.

Bilimsel temellere dayanan Trakya Üniversitesi Zeynep-Mustafa Taş Uygulama Anaokulu; bütüncül eğitim anlayışı, yenilikçi uygulamaları, güçlü aile katılımı ve akademik destek programlarıyla okul öncesi eğitimde örnek bir model olarak öne çıkıyor.