Edirne Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile Kızılay iş birliğinde 1-2 Kasım tarihlerinde düzenlenen Kızılay Haftası Futbol Turnuvası, oynanan karşılaşmaların ardından tamamlandı. Trakya Kartalları Spor Kulübü U 10 takımı turnuvayı şampiyon olarak tamamladı. Dereceye giren takımlara düzenlenen törende; Edirne Kızılay İl Başkanı Gözde Emel Baytar ile Kızılay yetkilileri, kupa,madalya ile birlikte katılım belgelerini sporculara takdim etti.
Törenin ardından açıklama yapan kulübün Futbol Şube Sorumlusu ve ve Beşiktaş JK Edirne Futbol Okulu koordinatörü Emre Yılmaz, “Çocukların olduğu her spor mücadelesi saf ve tertemiz. Ülkemiz futbolu ve dünya geneline baktığımızda gün geçtikçe kirlenen futbol dünyası adeta çocuklarla yeniden filizlenip yeşeriyor. O yüzden çocuklarımız ile bu mücadeleyi vermek bizlere daha çok heyecan, daha çok umut veriyor. Onların gösterdiği bu azim ve mücadele çocuklara olan inancımızı daha da arttırıyor. İyi ki bu evlatlar ile bir aradayız. Hepsinle gurur duyuyoruz. Bir parantezde Oyuncu velilerimize açmak istiyorum. Her koşulda yanımızdalar ve en büyük destekçimiz onlar. Onlara da minnet duyuyoruz. Sporun en büyük destekçileri velilerimiz” ” dedi. Trakya Kartalları SK kulüp antrenörü Emrah Tuna da, “10 yıldır aktif olarak çocuk futbolu antrenörlüğü yapıyorum. Bu dünya da en keyif alarak yaptığım iş bu. 10 yılda 100’lerce çocuk ile bir araya geldim. Her sene yeni başarılara imza atıyoruz. Geçen yılda bu grupla 29 Ekim Cumhuriyet Kupasını aldık. Her yaş grubunda iddaalı takımlar kurduk. Kurmaya ve geliştirmeye de devam edeceğiz. Futbol ile ilgili bir çok proje geliştirdik. Ya da gençler ve çocuklar ile ilgili spor projelerine katkı sağladık, destek olduk. Edirne ve Türkiye’nin bir çok ilinde bizim kulubümüzün yetiştirdiği, beraber yol yürüdüğümüz oyuncularımız var. Hepsinle ayrı ayrı gurur duyuyoruz. Futbolcu üreten bir kulübüz. Üretmeye, çalışmaya emek vermeye, Edirne’miz ve ülke futbolumuz için katkı sağlamaya devam edeceğiz. Bazı kesimler tarafından küçük yaşta küçük gibi algılanan başarılar, gerçekte geleceğin temelidir. Bu gibi organizasyonlar da verilen mücadele ve alınan başarı geleceğe yapılan yatırımdır. Doğru süzmek gerekir. Kimseye olmayacak hayal kurdurmuyoruz, gerçekleri yaşayarak ilerliyoruz. Amacımız, önceliğimiz doğru ve dürüst insan yetiştirmek. Sonrasında disiplinli çalışmak ve emeğin karşılığını almak var. Bu doğrultuda Kızılay İl Başkanımız Sayın Gözde Emel Baytar hanıma ve İlimiz Gençlik Spor Müdürlüğüne çocuklar için yapılan bu organizasyon için çok teşekkür ediyoruz. Yeni organizasyonlar da buluşmak dileğiyle” diyerek sözlerini tamamladı.
Edirne Fenerbahçeliler Derneği’nce Millî Mücadele döneminin zorluklarını ve Fenerbahçe’nin tarihteki önemli yerini konu alan “Zaferin Rengi” filminin de izlendiği Cumhuriyetin 103. yılına özel olarak düzenlenen kutlama Also Gloria Park’ta gerçekleştirildi.
Edirne Fenerbahçeliler Derneği Başkanı Nedim Mercan, etkinliğe ilişkin açıklamasında, dernek olarak, Cumhuriyetin 103. yıl dönümünü büyük bir coşku, gurur ve heyecanla kutladıklarını belirterek şunları söyledi:.
“1 Kasım 2026 Pazar günü gerçekleştirdiğimiz Etkinliğimiz kapsamında çocuklarımız yüz boyama etkinlikleri ve rengârenk balonlarla keyifli anlar yaşarken, Cumhuriyet coşkusunu her yaştan katılımcımızla birlikte paylaştık.
Programımızın devamında, Millî Mücadele döneminin zorluklarını ve Fenerbahçe’nin tarihimizdeki önemli yerini konu alan ‘Zaferin Rengi’ filmini hep birlikte izledik. Film boyunca o dönemin mücadele ruhunu yeniden hissederek duygusal anlar yaşadık ve tarihimizle bir kez daha gurur duyduk.
Bu anlamlı organizasyonun hayata geçirilmesinde katkı ve desteklerini esirgemeyen değerli isimlere teşekkürlerimizi sunarız.
‘Zaferin Rengi’ filminin gösterimi için gerekli yasal izinlerin verilmesi konusunda ANS / Evrensel Productions’a ve Sayın Abdullah Oğuz’a teşekkür ederiz.
Filmi, Also Gloria Park’ın bölgenin en iyileri arasında yer alan son teknoloji dev LED ekranlarında izlememize olanak sağlayan, bir önceki dönem Dernek Başkanımız Sayın Cavit Alamut’a ayrıca teşekkür ederiz.
Etkinliğimizin gerçekleştirilmesine değerli katkılar sunan tüm sponsorlarımıza, bizleri yalnız bırakmayan taraftarlarımıza ve katılım sağlayan tüm misafirlerimize gönülden teşekkür ederiz.
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, bağımsızlık mücadelemizin tüm kahramanlarını saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz. Cumhuriyetimizin 103. yılı kutlu olsun!”
Antalya seo firması arayışı, yerel pazarda rekabet eden işletmelerin dijital görünürlüğünü belirleyen en kritik eşiktir. Arama motoru optimizasyonu, web sitelerinin arama sonuçlarında üst sıralara çıkmasını sağlayan teknik ve stratejik süreçlerin bütünüdür. Bu yazıda, yerel bir işletmenin dijital varlığını güçlendirirken dikkat etmesi gereken stratejileri ve kaçınılması gereken hataları inceliyoruz.
Önemli Noktalar
Antalya pazarında başarı, genel taktiklerden ziyade konuma özgü arama niyetini anlamaktan geçer. Doğru bir antalya seo ajansı seçimi, işletmenizin organik trafik artırma hedeflerine doğrudan etki eder. Bu süreç, site içi optimizasyon ve yerel seo stratejileri ile desteklenmelidir.
Antalya’da dijital görünürlüğü artırmanın temel dinamikleri
Antalya’da dijital görünürlüğü artırmanın temel dinamikleri, bölgenın turizm, otelcilik ve ticaret odaklı ekonomik yapısına doğrudan uyum sağlamaktan geçer. Antalya seo firması arayışındaki işletmeler, özellikle yaz ve kış sezonları arasında dramatik biçimde dalgalanan arama hacimleriyle karşı karşıya kalır. Organik trafik artırma çalışmaları, bu mevsimsel gelir kayıplarını dengelemek için yılın 365 günü kesintisiz ve veri odaklı bir strateji gerektirir. Örneğin, kış aylarında kongre turizmine yönelik optimize edilmiş içerikler üretmek, yaz döneminde ise butik otel rezervasyon anahtar kelimelerine odaklanmak trafiği canlı tutar. Arama motoru optimizasyonu sadece metin içine anahtar kelime yerleştirmekten ibaret değildir. Sayfa yükleme hızı 2 saniyenin altında olan siteler, mobil uyumluluk standartlarını karşılayan yapılar ve kusursuz kullanıcı deneyimi gibi teknik unsurlar, arama motorlarının sıralama algoritmalarında doğrudan etki sahibidir.
Deneyimlerimize göre, yerel pazarda faaliyet gösteren firmaların %40’ı coğrafi hedeflemeyi ve Google İşletme Profili yönetimini tamamen göz ardı etmektedir. Antalya dijital pazarlama ekosisteminde kalıcı olmak istiyorsanız, yerel harita optimizasyonları ve bölgesel anahtar kelime grupları hayati önem taşır. Sektörel araştırmalar, akıllı telefon üzerinden yapılan yerel aramaların %78’inin 24 saat içinde fiziksel mağaza ziyareti, otel rezervasyonu veya telefon aramasıyla sonuçlandığını göstermektedir. Bu nedenle, kapsamlı bir arama motoru optimizasyonu stratejisi kurgulanırken şu adımlar mutlaka izlenmelidir:
Bölgesel niyet içeren uzun kuyruklu anahtar kelime analizi
Google Haritalar ve yerel dizin kaydı entegrasyonu
Mobil cihazlar için optimize edilmiş hızlı açılan açılış sayfaları
Yerel kullanıcı alışkanlıkları merkeze alınarak hazırlanan bu planlar, işletmelerin arama sonuçlarında üst sıralara çıkmasını hızlandırır.
Doğru bir antalya seo firması ile çalışmanın işletmeye katkıları
Doğru bir antalya seo firması ile çalışmanın işletmeye katkıları, kısa vadeli reklam harcamalarından kurtulup uzun vadeli organik bir varlık inşa etmekle başlar. Profesyonel bir antalya seo ajansı, web sitenizin teknik altyapısını arama motorlarının tarama botlarına uygun hale getirerek indexlenme süresini ortalama %40 oranında kısaltır. Core Web Vitals metriklerini iyileştirerek sunucu yanıt sürelerini 200 milisaniyenin altına çeker. E-ticaret seo danışmanlığı alanında uzmanlaşmış yapılar, binlerce ürünün listelendiği mağazalarda kategori ve ürün sayfalarının performansını optimize ederek dönüşüm oranlarını yukarı taşır. Yerel arama optimizasyonu sayesinde Akdeniz bölgesindeki potansiyel müşterilerin doğrudan işletmenize ulaşması sağlanır.
Hizmet Kapsamı
Standart Yaklaşım
Profesyonel Yaklaşım
Anahtar Kelime Analizi
Genel hacimli kelimeler
Yerel arama niyeti odaklı
Site İçi Optimizasyon
Yüzeysel meta düzenlemeleri
Derinlemesine yapısal veri ve hız
Raporlama Sıklığı
Aylık trafik tablosu
Dönüşüm ve gelir odaklı analiz
İşletmeler genellikle seo hizmeti fiyatları konusunda kararsızlık yaşar ve en ucuz teklifi seçme eğilimindedir. Açıkçası, düşük bütçeli ve merdiven altı çalışmalar genellikle siteye zarar veren yapay backlink ağlarıyla sonuçlanır ve Google algoritmalarında ceza almanıza yol açar. Kaliteli bir iş ortaklığı, markanızın dijital otoritesini artırarak reklam maliyetlerini 12 aylık periyotta ortalama %30 ila %50 oranında düşürür. Doğru stratejiyle yürütülen projelerde, organik trafik artışı doğrudan ciroya yansır ve yatırımların geri dönüş oranı (ROI) belirgin biçimde yükselir.
Profesyonel optimizasyon sürecinde yapılan yaygın hatalar
Profesyonel optimizasyon sürecinde yapılan yaygın hatalar, genellikle hızlı sonuç alma arzusu ve yanlış anahtar kelime seçimi nedeniyle ortaya çıkar. Site içi optimizasyon aşamasında, başlık etiketlerinin doldurulması veya aynı kelimenin metin içinde yüzde dört oranını aşacak şekilde tekrarlanması arama motorları tarafından cezalandırılmanıza yol açar. Google arama kalitesi yönergelerine göre, kullanıcıya değer sunmayan içerikler ne kadar teknik olarak optimize edilirse edilsin uzun vadede başarısız olmaya mahkumdur. Profesyonel bir antalya seo firması ile çalışırken bu tür cezalardan kaçınmak için şu adımlar izlenmelidir:
Anahtar kelime yoğunluğunun doğal seviyede tutulması
Özgün meta açıklamaları ve başlık kurguları oluşturulması
Gereksiz eklenti kullanımından kaçınılması
Kritik Uyarı
Piyasada “1 ayda kesin Google birinci sıradayız” vaadinde bulunan kişi veya kuruluşlara karşı temkinli olun. Arama motoru optimizasyonu organik bir süreçtir ve güvenilir sonuçlar genellikle 4 ila 6 ay arasında görünür hale gelir.
Bir diğer yaygın hata, mobil uyumluluğun ihmal edilmesidir. Antalya gibi turistik ve hareketli bir bölgede kullanıcılar aramalarını yüzde seksen oranında akıllı telefonlar üzerinden gerçekleştirir. Mobil deneyimi zayıf olan web siteleri, ne kadar iyi anahtar kelime çalışmasına sahip olursa olsun bounce rate değerlerinin yüksekliği nedeniyle sıralama kaybeder. Sayfa yüklenme süresinin 3 saniyenin üzerine çıkması, potansiyel müşterilerin yüzde ellisinin siteyi terk etmesine yol açar. Süreç yönetiminde teknik denetimlerin aksatılması, yıllar içinde oluşturulan dijital varlığın birkaç gün içinde sıfırlanmasına neden olabilir.
Arama motoru optimizasyonu çalışmalarında başarıyı ölçümleme
Arama motoru optimizasyonu çalışmalarında başarıyı ölçümleme, yalnızca anahtar kelime sıralamalarını takip etmekten ibaret değildir. Gerçek başarı; organik kanaldan gelen ziyaretçilerin site içi davranışları, form doldurma oranları, telefon aramaları ve e-ticaret sitelerindeki sepet tamamlama oranlarıyla ölçülür. Bir antalya seo firması ile çalışırken talep etmeniz gereken raporlar, kelime bazlı sıralamalardan ziyade gelir artışı ve potansiyel müşteri maliyet düşüşünü kapsamalıdır. Örneğin, turizm veya inşaat sektöründe faaliyet gösteren bir işletme için başarı, sadece “Antalya otelleri” kelimesinde birinci olmak değil, o kelimeden gelen kullanıcının doğrudan rezervasyon yapmasıdır. Profesyonel ajanslar dönüşüm oranlarını (conversion rate) %2 ile %5 arasında artırmayı hedefler.
Verimlilik analizlerinde Google Search Console ve bağımsız analitik araçları temel alınmalıdır. Doğru kurulan hedef takipleri sayesinde, hangi anahtar kelimenin kasaya doğrudan ne kadar kazanç getirdiğini net olarak görebilirsiniz. Sektördeki deneyimlerimize göre, düzenli veri analizi yapmayan ve sadece trafik raporu sunan ajanslar stratejik yönlendirme yapmaktan uzaktır. Başarılı bir dijital pazarlama operasyonu, her ay elde edilen verilere göre stratejinin esnetilmesini ve güncellenmesini zorunlu kılar. Aylık performans toplantılarında şu metrikler mutlaka incelenmelidir:
Tıklama Oranı (CTR) iyileşme yüzdesi
Organik trafikten elde edilen e-ticaret dönüşüm hacmi
Teknik hata (404, yavaş yüklenen sayfa) sayısındaki azalış
Bu metriklerin şeffaf bir şekilde sunulması, yatırımlarınızın geri dönüş (ROI) oranını net bir şekilde görmenizi sağlar.
Her lezzet durağının kendine özgü bir sırrı vardır. Efeoğlu Baklava’nın lezzet sırrı ise saklanması gereken bir formülden çok; ustalık, kaliteli malzeme, geleneksel üretim ve işine duyulan saygının bir araya gelmesidir. Taş fırınlarda baklava üretmenin inceliklerini mahir ustalardan öğrenen Efeoğlu Baklava, yılların tecrübesini kuşaktan kuşağa aktararak Türk tatlı kültürünü yaşatmaya devam etmektedir.
Bir orkestranın kusursuz bir eser ortaya koyabilmesi için yalnızca iyi enstrümanlara değil, mahir müzisyenlere de ihtiyacı vardır. Baklava üretiminde de durum farklı değildir. Geleneksel pişirme yöntemleri ve nitelikli hammaddeler kadar; üretimden satışa, yönetimden dağıtıma kadar sürecin her aşamasında görev alan kişilerin bilgi ve tecrübesi büyük önem taşır. Bu anlayışla hareket eden Efeoğlu Baklava, çalışanlarını kendi bünyesinde yetiştirerek kalite standartlarını korumakta ve her üründe aynı lezzeti sunmayı hedeflemektedir.
Geleneksel Baklavaya Özgün Bir Yorum: Tahinli Baklava
Efeoğlu Baklava denildiğinde akla gelen en özel lezzetlerden biri hiç şüphesiz tahinli baklavadır. Tahinli baklavanın mucidi Efeoğlu Baklava, geleneksel baklava anlayışını tahinin kendine has aromasıyla buluşturarak özgün bir lezzet ortaya çıkarmıştır.
İncecik açılan baklava yufkaları, özenle seçilen malzemeler ve tahinin yoğun lezzeti, ustalıkla uygulanan üretim aşamalarında bir araya gelir. Taş fırında ideal kıvama ulaşana kadar pişirilen tahinli baklava; çıtır dokusu, dengeli tatlılığı ve damakta kalan tahin aromasıyla klasik baklava çeşitlerinden ayrılır. Geleneksel tatları seven ancak farklı lezzetler denemek isteyenler için özel bir seçenek sunar.
Tahinli baklavanın başarısının arkasında yalnızca kullanılan malzemeler değil, yıllar içinde geliştirilen üretim bilgisi de bulunmaktadır. Yufkanın inceliğinden tahinin kullanım oranına, pişirme süresinden şerbet dengesine kadar her ayrıntı büyük bir titizlikle ele alınır. Böylece her dilimde hem geleneksel baklavanın zarif dokusu hem de tahinin karakteristik tadı hissedilir.
Ustalık, Doğallık ve Kalite Bir Arada
Efeoğlu Baklava’nın vizyonu; millî tatlımız olan baklavayı eski üretim usullerine sadık kalarak, hijyenik ve modern ortamlarda, kaliteden ödün vermeden üretmek ve gelecek nesillere aktarmaktır. Bu doğrultuda üretimin her aşaması dikkatle takip edilmekte, lezzet kadar insan sağlığı da ön planda tutulmaktadır.
“Hayatta en önemli şey sağlık” anlayışıyla hareket eden Efeoğlu Baklava, ürünlerinde doğal şeker kullanmaktadır. Özenle seçilen hammaddeler, deneyimli ustaların emeği ve geleneksel taş fırınlarda gerçekleştirilen üretim sayesinde her ürün, markanın kalite anlayışını yansıtmaktadır.
Geleneksel Lezzete Online Olarak Ulaşın
Fırından çıktıktan sonra sıcak ve taze şekilde sunulan Efeoğlu Baklava ürünleri, online satış imkânıyla farklı şehirlerdeki baklava tutkunlarına da ulaştırılmaktadır. Güvenli alışveriş altyapısı sayesinde müşteriler; tahinli baklava başta olmak üzere birbirinden özel baklava çeşitlerini internet üzerinden kolaylıkla sipariş edebilmektedir.
Mesleği ustasından, ikramı atadan öğrenerek yola çıkan Efeoğlu Baklava; geleneksel baklava kültürünü korurken geliştirdiği özgün lezzetlerle de fark yaratmaktadır. Tahinli baklavanın mucidi Efeoğlu Baklava, ustalıkla hazırlanan ürünlerini Türkiye’nin ve dünyanın farklı noktalarındaki tatlı tutkunlarıyla buluşturmaya devam etmektedir.
Edirne Vakıflar Bölge Müdürlüğü, vakıf hayır şartları gereği 1500 adet sıcak ekmeği vatandaşlara ulaştırdı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından sürdürülen 1001 Hayır Hizmeti Projesinde bu kez Sâhib-i Ata Vakfının hayır şartı yerine getirildi. Edirne Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nce halka ücretsiz ekmek ikramını düzenleyen şart uyarınca 1500 sıcak ekmek dağıtıldı.
Vakıflar Bölge Müdürü Ahmet Saraç, daha çok Konya’da vakfettiği eserlerle bilinen Anadolu Selçuklu Devleti vezirlerinden Fahreddin Ali Bin Hüseyin Bin Ebubekir (Sâhib-i Ata) Vakfı’na ait vakfiyede, özellikle ihtiyaç sahibi kimselerin ikamet ettiği bir muhitteki bir mahalle fırınında halka ücretsiz sıcak ekmek dağıtılmasının istenildiğini belirtti.
Ahmet Saraç “1280 yılında Sâhib-i Ata tarafından Sivas’ta düzenlenmiş olan vakfiyede sıcak ekmek dağıtımı şartı var. 746 yıl önce Selçuklu Devleti zamanında vakfedilmiş bu şartı bugün yeniden yerine getirebilmiş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.” dedi.
Edirne Barosu’nda iki dönem başkanlık görevini yürütmesinin ardından koltuğunu devreden Avukat Gökhan Karakoç, Zafer Partisi’ne katılarak aktif siyasete adım attı.
Kentin deneyimli avukatlarından, Edirne Barosu’nun iki dönem başkanlık görevini üstlenen Gökhan Karakoç, koltuğunu Özgür Yıldırım’a devretmesinin ardından siyasete adım attı. Zafer Partisi’ne katılma kararı alan Karakoç, Genel Başkan Ümit Özdağ’ı ziyaret etti.
Karakoç’a parti rozetini Özdağ taktı.
Karakoç’un Zafer Partisi’ne katılması Edirne ve bölge siyasetinde geniş yankı uyandırdı.
Anadolu Sağlık Sen Genel Başkanı Necip Taşkın, ekim ayı enflasyon verilerinin ardından açıklamalarda bulundu. Yüksek enflasyonun yalnızca ekonomik bir gösterge olmadığını, çalışma barışını ve toplumsal değerleri kökten sarstığını belirten Taşkın, “Enflasyon, toplumsal yapının temel direklerini yıkarak sağlıklı bir toplumun çöküşüne yol açan en yıkıcı dinamiktir” dedi.
Öncü veri olarak kabul edilen İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) açıkladığı ekim ayı verilerine göre, İstanbul’da tüketici fiyatları aylık yüzde 2,47, yıllık ise yüzde 32,47 oranında yükseldi. Toptan fiyatlardaki aylık artış yüzde 1,20 olarak kayıtlara geçerken, mutfak enflasyonu aylık %0,59, on iki aylık %33,83 ve yıllık ortalama %39,26 artış gösterdi.
Bağımsız enflasyon araştırma gurubu ENAG, ekim ayında tüketici fiyatlarının %2,68, yıllık enflasyonun ise %45.12 olduğunu açıkladı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ekim ayında tüketici fiyatlarının bir önceki aya göre %2,58, yıllık enflasyonun ise %29,77 olarak gerçekleştiğini açıkladı.
“Memur ve Emekli Maaşıyla Geçinemiyor, Bankalara Borçlanıyor”
Ekonomik tablonun yakıcı boyutuna dikkat çeken Necip Taşkın, ekim ayı itibarıyla 4 kişilik bir ailenin açlık sınırının 38.024 TL’ye, yoksulluk sınırının ise 123.856 TL’ye ulaştığını hatırlattı. Bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyetinin 49.124 TL’yi bulduğunu belirten Taşkın, %31,23 TL olarak hesaplanan kasım ayı kira artış oranın bu yükü daha da ağırlaştıracağını ifade etti. Taşkın, “Bu veriler, dar ve sabit gelirli memur ve memur emeklilerinin maaşlarıyla geçinemediklerini, hayatta kalabilmek için bankalara borçlanmak zorunda kaldıklarını açıkça ortaya koymaktadır.” dedi.
“Orta Sınıf Eridi, Ekonomik Adalet Duygusu Yok Oldu”
Vergi sistemindeki adaletsizliğe ve gelir dağılımındaki uçuruma sert tepki gösteren Genel Başkan Taşkın, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Az kazanan ile çok kazananın aynı vergi oranına tabi tutulması büyük bir adaletsizliktir. Kamu çalışanları her geçen gün yoksullaşırken, bir yanda haksız zenginleşenlerin ortaya çıkması toplum değerlerini yozlaştırmaktadır. Sabit gelirli memurlar ve emekliler yüksek fiyatlar karşısında hızla fakirleşirken; sermaye sahipleri servetlerini katlamaktadır. Toplumun motoru ve istikrar unsuru olan orta sınıf erimiş, toplum zengin ve yoksul olarak ikiye bölünmüştür. Bu kutuplaşma, toplumsal barışı baltalamaktadır.”
“Fahiş Fiyat ve Belirsizlik Toplumsal Ahlakı Öldürüyor”
Enflasyonun ahlaki ve sosyolojik boyutuna da değinen Taşkın, sürekli değişen fiyatların ve geçim derdinin toplum psikolojisini bozduğunu vurguladı: “Fiyatların sürekli değişmesi, fahiş fiyat uygulamaları, ticarete hile karıştırılması ve halkın sürekli olarak ‘fiyatlar daha da artacak’ endişesi taşıması toplumsal değerlerimizi adeta öldürmüştür. Ekonomik belirsizlik, toplumsal çözülmeyi hızlandırmaktadır.”
“Gelirin Enflasyona Karşı Korunması zorunludur.”
Sorunun çözümü için köklü bir sistem değişikliğine gidilmesi gerektiğini belirten Anadolu Sağlık Sen Genel Başkanı Necip Taşkın, yetkililere çağrıda bulunarak sözlerini şöyle tamamladı:
“Bizim üzerinde ısrarla durduğumuz konu tam olarak budur: Dar ve sabit gelirli memur ve memur emeklilerinin maaşları reel olarak korunmalıdır. Fiyat artışları karşısında ezilen değil, enflasyona karşı gelirin mutlak suretle korunacağı adil ve kalıcı bir ekonomik düzen kurulmalıdır.”
Eğitim-İş Edirne Şube Başkanı Nedim Zobar, temmuz-ekim dönemini kapsayan dört aylık kümülatif enflasyonun %8,29’a ulaştığını, bu dönemde yaşanan alım gücü kaybının doktor öğretim üyesinin maaşında 8 bin 791 TL, tekniker maaşında 6 bin 266 TL, şef maaşında 6 bin 039 TL, en düşük öğretmen maaşında 5 bin 930 TL, hizmetli maaşında ise 5 bin 424 TL olduğuna dikkat çekerek, bu kayıpların ekmek karşılığı doktor öğretim üyesi için 502, tekniker için 358, şef için 345, göreve yeni başlayan öğretmen için 338 ve hizmetli için 309 ekmek olduğunu bildirdi.
Eğitim-İş Şube Başkanı Zobar, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK), ekim ayı enflasyonunu %2,58 olarak açıkladığını belirerek şunları söyledi<:
“Yılın ikinci altı ayı için kamu emekçilerine yapılan gelir artışının ardından, temmuz-ekim dönemini kapsayan dört aylık kümülatif enflasyon %8,29’a ulaşmıştır. Bu dönemde yaşanan alım gücü kaybı doktor öğretim üyesinin maaşında 8 bin 791 TL, tekniker maaşında 6 bin 266 TL, şef maaşında 6 bin 039 TL, en düşük öğretmen maaşında 5 bin 930 TL, hizmetli maaşında ise 5 bin 424 TL olmuştur.
Bu kayıpların ekmek karşılığı doktor öğretim üyesi için 502, tekniker için 358, şef için 345, göreve yeni başlayan öğretmen için 338 ve hizmetli için 309 ekmektir.
Politika yapıcıların, sözde zamlarla emekçileri enflasyona ezdirmediği yönündeki söylemlerine karşın, yaşanan alım gücü kaybı her ay sofralarımızdan eksilen ekmekle kendini göstermektedir. Bu kaybın etkisi çocuklarımızın beslenme çantalarına da yansımaktadır. Eğitim ve bilim emekçilerinin gelirlerinde yaşanan dört aylık erime, ekim ayında bir beslenme çantasının 2 bin 147 TL olan aylık maliyetini aşmaktadır.
İktidarın ekonomi politikaları, emekçilerin yoksullaşmasını derinleştirirken geçmiş dönem kayıplarını telafi ettiği öne sürülen enflasyon farkı da bu tabloyu değiştirmemektedir. Toplu sözleşme masalarında belirlenen düşük zam oranları, kamu emekçilerinin alım gücünü korumaktan uzak kalmakta; hayat pahalılığının yükü yine emekçilerin ve ailelerinin omuzlarına bırakılmaktadır.
Eğitim-İş olarak; emeğimizi değersizleştiren, gelir dağılımındaki adaletsizliği büyüten ve çocuklarımızı yoksunluğa mahkûm eden bu politikalara karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. Emeğimizin hakkını ve çocuklarımızın geleceğini savunmaktan vazgeçmeyeceğiz.
Dünya üzerinde iki kıtayı birleştirerek koşulan tek maraton olma özelliğini taşıyan Uluslararası İstanbul Maratonu’na Edirne Bisiklet Kulübü Derneği (EBİS) Başkanı Sadi Çalışkan, organizasyona 10 yıl üst üste katılarak 10’lar kulübüne girmeye hak kazandı.
Dünyada Asya ve Avrupa kıtaları arasında iki kıtayı birleştirerek koşulan tek maraton olma unvanına sahip olan Uluslararası İstanbul Maratonu, geçtiğimiz Pazar günü 48’inci kez gerçekleştirildi. Organizasyona Türkiye ve Dünya’nın farklı ülkelerinden çok sayıda kişi katıldı. Büyük organizasyona Edirne’den EBİS adına katılan dernek başkanı Sadi Çalışkan da, bu yıl 10’uncu kez 42 kilometrelik maratonu koşarak Edirne adına bir ilke imza attı. Çalışkan, 5 saat 7 dakika 44 saniyeyle yarışı bitirirken, organizasyonda 10’lar kulübüne girmeye hak kazandı.
‘EDİRNE ADINA BAŞARMANIN GURURUNU YAŞIYORUM’
EBİS olarak organizasyona katılım hikayelerinin 2009 yılına dayandığını belirten Çalışkan, “EBİS olarak Asıl 42K maraton Hikayemiz 2009-2010-2011 başladı. İşlerim sebebiyle ara verdim. Hikayenin devamı 2017 başlayıp 2026’da 48. İstanbul Maratonu’nu 42K Edirne Bisiklet Kulübü Sporcusu olarak 10 yıl üst üste koşarak bir ilki gerçekleştirdim ve 10’lar kulübüne girdim. Bunu Edirne adına başarmanın haklı gururunu duyuyorum” dedi.
‘HERKES SPOR YAPMALI’
57 yaşındaki çalışkan, sporla ilk tanışmasının 1980 yılı olduğunu söyleyerek, “57 yaşında bir sporcu olarak 45 yıllık spor geçmişimde ilk sporla tanışmam 1980 yılında oldu. Ailemin Almanya’da işçi olarak çalışmaları vesilesiyle futbolla başlayıp taekwondo, bisiklet ve atletizmle devam etti. Spor insanı hayata hazırlayan pozitif bir güçtür. Her yaşta herkes kendi performansına göre spor yapmalıdır diyorum” diye konuştu.