Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, orman yangınlarının çıkmasının önlenmesi ve büyümesinin önlenmesi konusunda Meclis’te yaptığı konuşmada, “Tehlike bilinmektedir. Risk haritaları ortadadır. Sorun zihniyet sorunudur” dedi.
CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Artık hepimiz biliyoruz ki orman yangınları istisnai olaylar değildir. Türkiye, iklim krizinin etkilerini en yoğun hisseden ülkelerden birisidir.Dolayısıyla bugün karşı karşıya olduğumuz tabloyu yalnızca bir ‘doğal afet’ olarak tanımlamak eksik kalır.
Ne yazık ki ülkemiz hâlâ yangın çıktıktan sonraki yapılan müdahale ile övünüyor. Oysa gelişmiş ülkeler artık yangını söndürmeyi değil, yangının çıkmasını önlemeyi esas alan politikalar geliştiriyor.Resmî veriler de bu gerçeği doğruluyor. 2021 yılında 139 bin 503 hektar alan, 2025 yılında 81 bin 473 hektar orman alanı yandı. Ne kadar azalmış olsa da ormanlarımızın tükendiğini bu tablo bize gösteriyor. Yalnızca yangınların sayısı değil, büyüklüğünü ve yıkıcılığını da konuşmak zorundayız.
Ülkemizdeki ormanların yüzde 54’ü birinci ve ikinci derece yangına hassas alanlardan oluşuyor. Yani tehlike bilinmektedir. Risk haritaları ortadadır. O hâlde sorumluluk da ortadadır.Sorun zihniyet sorunudur.
Örneğin; Edirne’mizin Meriç nehrinin batısı Yunanistan ve Bulgaristan, doğusunda ise biz varız. Meriç’in batısında yoğun ormanlık alan bulunurken, doğusunda bundan eser yok. O yüzden diyoruz ki bu bir zihniyet sorunu. Böyle geldi diye böyle gitmek zorunda değil.
Orman yangınları yalnızca ağaçların yanması değildir. Bir orman yandığında su havzaları zarar görür. Toprak verimliliği azalır.Yaban hayatı yok olur. Kırsal ekonomi ağır yara alır.Turizm olumsuz etkilenir ve iklim krizi derinleşir. Yanan her alan; toprağını, geçimini ve geleceğini kaybeden vatandaşımız demektir.
Örneğin; geçtiğimiz yıl Enez ilçemizde, Büyükevren ve Gülçavuş köylerinde çıkan yangınlar, tüm şehrimiz ve bölgemizin seferber olmasına rağmen çok zor bir şekilde kontrol altına alındı. Bazı yerleşim birimleri dahi yandı. Belki iyi bir analiz olsaydı, engellenebilirdi.
Bir başka önemli konu ise şeffaflıktır. Gelişmiş ülkelerde her büyük afet aynı zamanda bir öğrenme sürecidir. Beklentimiz açıktır. Yangınla mücadelede bilim esas alınmalıdır. Yangın öncesi hazırlık çalışmaları bağımsız biçimde denetlenmelidir. Risk haritaları düzenli olarak güncellenmelidir. Yapay zekâ destekli erken uyarı sistemleri, insansız hava araçları ve uydu teknolojileri çok daha etkin kullanılmalıdır. Bütçe planlaması günü kurtarmak üzerine değil, uzun vadeli risk yönetimine dayanmalıdır.
Orman politikaları günlük siyasi tartışmaların da konusu olmamalıdır. Çünkü ormanların siyasi görüşü olmaz.Bugün konuştuğumuz mesele; çocuklarımızın nefesidir, su kaynaklarımızdır, toprağımızdır, geleceğimizdir. Ormanlarımız ve geleceğimiz için ilgili gereken her adım atılmalıdır.”
