Yazar arşivleri: Mehmet ŞELECİ

Aramızdan ayrılanlar

SABAHATTİN SİRKE VEFAT ETTİ
Yıldırım semti sakinlerinden Ayşe Sirke’nin eşi, Sinem Şenöz, Çiğdem ve Serkan Sirke’nin babaları Sabahattin Sirke 80 yaşında vefat etti. Merhum dün Yıldırım Akmescit Camisinde öğle namazını takiben kılınan öğle namazının ardından Yıldırım Mezarlığında toprağa verildi.

YAVUZ MEHMET GÜRSÖZLÜ VEFAT ETTİ
Edirne Lisesi 1974 yılı mezunlarından, Merhume Macide ve merhum Ahmet Gürsözlü’nün oğulları, Edirne Lisesi 1976 yılı mezunu Eczacı Tennur Haybat Gürsözlü’nün eşi Yavuz Mehmet Gürsözlü 69 yaşında vefat etti, Uğurcan Gürsözlü’nün babası, Snejana’nın kayınpederi, Aeris’in dedesi, merhum Reha Görsüzlü’nün kardeşi, Kemal Gürsözlü’nün amcası, merhume Gökşen ve merhum Doğan Haybat’ın damatları olan merhum dün Eski Camide öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.

EMİNE UYSAL VEFAT ETTİ
Edirne eski esnaflarından merhum Kasap Tahsin Uysal’ın eşi, Can Uysal ve Canan Evcimen’in anneleri Emine Uysal 78 yaşında vefat etti. Merhume dün Karaağaç Eski Camide ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Karaağaç Mezarlığında toprağa verildi.


SAFİYE ÇİM TOY VEFAT ETTİ

Kirişhane semti sakinlerinden Safiye Çim Toy 53 yaşında vefat etti. Rahatsızlığı nedeniyle bir süredir tedavi gören genç kadının vefatı ailesi, arkadaş ve yakınları arasında büyük bir üzüntü yarattı. Merhumenin cenazesi 15 Ağustos Cumartesi günü Yeşilce Camide öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.

MEHMET GELAL VEFAT ETTİ

PTT’den emekli Mehmet Gelal 75 yaşında vefat etti. Nebiye Gelal’ın eşi, Cem ve Can Gelal’ın babaları olan merhum dün Yavuz Sultan Selim Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.

Japonlar, Edirne ile buluştu

Bülent AYAN

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Çizgi Film ve Animasyon Bölüm Başkanı  Prof. Dr. Hami Onur Bingöl’ün “Edirne-2” isimli fotoğraf sergisi, Tokyo Camii ve Diyanet Türk Kültür Merkezi’nde Japon ziyaretçilerle buluştu. Edirne’nin tarihini, mimarisini ve kültürel dokusunu fotoğraf sanatı aracılığıyla Japonya’ya taşıyan sergi, 27 Ağustos 2026 tarihine kadar ziyaret edilebilecek.

Türkiye’nin kültürel mirasını fotoğraf sanatı aracılığıyla Japonya’daki izleyicilerle buluşturan “Edirne-2” sergisinde, Edirne’nin tarihi yapıları, mimari ayrıntıları, kent dokusu ve gündelik yaşamından seçilen 40 fotoğraf yer alıyor.

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, T.C. Tokyo Büyükelçiliği, Tokyo Kültür ve Tanıtma Müşavirliği ve Tokyo Camii’nin destekleriyle gerçekleştirilen sergi, Tokyo Camii ve Diyanet Türk Kültür Merkezi’nin ziyaretçilere açık bölümünde sanatseverlerle buluştu.

JAPON ZİYARETÇİLERDEN YOĞUN İLGİ

Tokyo Camii, ibadet işlevinin yanı sıra Türk ve İslam kültürünü tanımak isteyen Japonların da ziyaret ettiği önemli bir kültürel mekân olarak öne çıkıyor. Cami, her hafta çok sayıda Japon ziyaretçiyi ağırlarken, ziyaretçiler caminin mimarisini, ibadet mekânını ve kültürel yapısını yakından tanıma fırsatı buluyor.

“Edirne-2” sergisinin Tokyo Camii’nde ziyarete açılmasının ardından Japon ziyaretçilerin fotoğraflara gösterdiği ilgi de dikkat çekti. Serginin herhangi bir özel açılış törenine bağlı olmadan, camiyi ziyaret edenlerin doğal ziyaret akışı içerisinde izleyiciyle buluşması, fotoğrafların doğrudan Japon ziyaretçilerle karşılaşmasını sağladı.

Serginin açıldığı ilk günlerde yaklaşık 100 kişinin fotoğrafları gezerek incelemesi, sergiye gösterilen ilgiyi ortaya koydu. Ziyaretçiler, Edirne’nin tarihi ve kültürel dokusunu fotoğraflar üzerinden tanırken, sergi alanında yer alan ziyaretçi defterine de düşüncelerini ve izlenimlerini yazdı.

Japon ziyaretçilerin fotoğrafları dikkatle incelemesi ve sergi defterine değerlendirmelerini bırakması, serginin ziyaretçilerle doğrudan bir iletişim kurmasına da imkân sağladı.

“EDİRNE’NİN KÜLTÜREL MİRASINI JAPON İZLEYİCİYLE BULUŞTURMAK ÖNEMLİ”

Tokyo Kültür ve Tanıtma Müşaviri Saltuk Buğra Ekinci, serginin Tokyo Camii gibi Japon ziyaretçilerin yoğun olarak bulunduğu bir mekânda gerçekleştirilmesinin Türkiye’nin kültürel mirasının tanıtılması açısından önemli olduğunu belirtti.

Ekinci, “Edirne-2 sergisinin Tokyo Camii gibi her hafta çok sayıda Japon ziyaretçinin ziyaret ettiği bir mekânda gerçekleştiriliyor olmasını son derece anlamlı buluyorum. Edirne, Türkiye’nin tarihsel ve kültürel birikiminin güçlü şekilde görülebildiği şehirlerden biri. Prof. Dr. Hami Onur Bingöl’ün fotoğrafları aracılığıyla Edirne’nin mimarisini, tarihini ve kültürel dokusunu Japon izleyiciyle buluşturmak, kültürel tanıtım açısından kıymetli bir çalışma.

Serginin herhangi bir özel açılış törenine bağlı olmadan, Tokyo Camii’ni ziyaret eden insanların doğal akışı içerisinde Japon ziyaretçilerle buluşması ayrıca önemli. Ziyaretçilerin fotoğrafları incelemeleri ve sergi defterine kendi düşüncelerini yazmaları, sanat eserleri üzerinden doğrudan bir kültürel etkileşim oluştuğunu gösteriyor. Bu tür çalışmaların Türkiye ile Japonya arasındaki kültürel ilişkilerin daha da güçlenmesine katkı sağlayacağına inanıyorum” dedi.

EDİRNE’NİN GÖRSEL BELLEĞİ TOKYO’DA

Prof. Dr. Hami Onur Bingöl’ün Edirne üzerine gerçekleştirdiği fotoğraf çalışmalarının ikinci aşamasını oluşturan “Edirne-2”, kentin tarihi ve kültürel dokusunu farklı bakış açılarıyla ele aldı.

Sergide yer alan 40 fotoğraf, Edirne’nin yalnızca bilinen tarihi yapılarından oluşan bir görüntüsünü sunmak yerine, kentin mimari ayrıntılarını, sokaklarını, gündelik yaşamını ve kendine özgü atmosferini fotoğraf aracılığıyla izleyiciye aktarıyor.

Bingöl’ün fotoğrafları, Edirne’nin tarihsel mirasını güncel kent yaşamıyla birlikte ele alırken, Japon ziyaretçilere Türkiye’nin Trakya’daki önemli kültür merkezlerinden biri olan Edirne’yi farklı bir görsel perspektiften tanıma imkânı sunuyor.

SERGİ MUSTAFA KARACA’NIN ANISINA İTHAF EDİLDİ

Prof. Dr. Hami Onur Bingöl, “Edirne-2” fotoğraf sergisini kendisi için çok değerli bir insan olan Mustafa Karaca’nın anısına ithaf etti.

Edirne’nin Süloğlu ilçesine bağlı Keramettin Köyü’nden olan Mustafa Karaca Haziran 2026’da hayatını kaybetti. Karaca Edirne merkezde faaliyet gösteren Bellek Kitabevi’nin sahibiydi. Yaşamını kitapların içinde geçiren Karaca, Bingöl’ün hayatında önemli bir yere sahip olmuş, kendisine önemli hayat dersleri vermiş değerli bir isimdi.

Bingöl, sergiyi Karaca’nın anısına ithaf ederek, Edirne üzerine gerçekleştirdiği bu çalışmada kendisi için özel bir yere sahip olan bir isme vefa göstermek istedi.

27 AĞUSTOS’A KADAR ZİYARET EDİLEBİLECEK

Prof. Dr. Hami Onur Bingöl’ün “Edirne-2” fotoğraf sergisi, 27 Ağustos 2026 tarihine kadar Tokyo Camii’nde ziyaret edilebilecek.

Sergi, Edirne’nin tarihsel ve kültürel mirasını Japonya’daki izleyicilerle buluştururken, fotoğraf sanatı üzerinden Türkiye ile Japonya arasında kültürel bir iletişim alanı oluşturuyor.

Tokyo Camii’ni ziyaret eden Japonlar, sergi süresince Edirne’nin tarihi ve kültürel dokusunu fotoğraflar aracılığıyla tanıma ve sergi defterine kendi düşüncelerini aktarma fırsatı bulacak.

Eskikadın 2’nci Felsefe Günleri veda etti

Eskikadın Köyü 2’nci Uluslararası Felsefe, Sosyal Bilimler, Sanat ve İnsan Günleri, geride bıraktığımız 15 Ağustos Cumartesi günü sona erdi. “Felsefe Günleri” kısa adıyla da anılan kampın tamamlanmasıyla, akademisyenler, sanat insanları, çeşitli kent ve farklı disiplinlerden katılımcılar gelecek yıl üçüncüsü yapılacak kampta buluşmak üzere vedalaştı.

 Düşünce, sanat ve sosyal bilimler ekseninde paylaşım kültürünü geliştirmeyi amaçlayan  “Çadırını kap gel” sloganıyla düzenlenen organizasyon 10 Ağustos Pazartesi günü başlamıştı. Edirne Tuna Art Academy Kurucusu ve Eğitimci Hakan Coşkuntuna, bu yıl 2’rcisi gerçekleştirilen etkinliğe, Edirne Belediyesi ve Belediye Başkanı Filiz Gencan, Tuna Art Academy; Uygulamalı Drama – Felsefe – Sosyoloji ve Tiyatro Derneği, Eskikadın Köy Muhtarlığı, Muhtar Şefket Akkurt ve köy halkı, Uygulamalı Felsefe Derneği, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sezai Irmak’ın katkı ve destekleri için teşekkür ettiklerini kaydetti.

“Memleketimin hikayesini anlattım” diyen ödüllü yönetmen Batuhan Kurt (sağda) ve Görüntü Yönetmeni Kürşat Taşçı (sakallı)

EDİRNELİ BELGESELCİ BATUHAN KURT ÖDÜL AVCISI

Atölyeler dışında ‘çadır kampı’ konseptiyle doğayla iç içe keyifli tamamlanan kampın son gün programında Bir Edirne Hikayesi, ödüllü “Kurbağa Avcıları belgeseli ile ilgili gösterim ve anlatımlarıyla Edirneli Yönetmen Batuhan Kurt da yer aldı.

Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Film Tasarımı Bölümü mezunu olan Batuhan Kurt,1991 yılında Edirne’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Edirne’de tamamlayan Batuuhan, Lise’deyken A.B.D. Dışişleri Bakanlığı, State University of New York at Fredonia ve Atlantik Film ortaklığında yürütülen FilmTurkey projesinde sinema eğitimi aldı. Bu proje kapsamında “Bahar” isimli bir belgesel çekti. 2009 yılından günümüze birçok kısa film ve belgesel çalışması gerçekleştirdi. 2016 yılında T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle çektiği ‘Hudut’ isimli belgeselde Suriyeden göçenlerin yolculuğunu anlattı. 2018 yılında Edirne’de çektiği  ‘Kurbağa Avcıları’ belgeseli, ulusal ve uluslararası birçok film festivalinde yarışıp ödüller kazandı. Bugüne kadar çektiği, yönettiği ve kurguladığı 30’dan fazla filmden birincilik ödülü alan Batuhan çok sayıda da mansiyon ve jüri özel ödülünün de sahibi oldu

Eskikadın Köyü 2’nci Uluslararası Felsefe, Sosyal Bilimler, Sanat ve İnsan Günleri, Ali Sertan Beşer’in; “Homeros’un İlyada ve Odysseia Eserlerinde Felsefi Düşüncenin Başlangıcı”, Salih Hakan Coşkuntuna’nın; “Drama’da; Ontoloji, Epistemoloji, Oluşum ve Ritüellerin Ardındaki Gerçekler.”,  Emel Benzet’in; “Heykeltıraş ve Mask Atölyesi”, Batuhan Kurt’un: “Özel Gösterim; Kurbağa Avcıları” ve “Belgesel Film Nedir, Nasıl Çekilir” konulu söyleşisi”, Emircan Yanık’ın; “ Genetiği Değiştirilmemiş Selami” isimli özel gösterimi ile tamamlandı.

HOTEAD Polonyalıları büyüledi

Edirne’nin kültür elçisi HOTEAD Spor Kulübü Halk Dansları Topluluğu, uluslararası alanda ülkemizi ve kültürümüzü gururla temsil etmeye devam ediyor.

Son olarak Polonya’da düzenlenen 19. Uluslararası Geleneksel Sanat Festivali’ne katılan HOTEAD ekibi Poznan, Torun, Gniezno, Goslina, Slupca, Dzienkanowice ve Swarzedz olmak üzere 7 farklı şehirde sahne alarak Türk kültürünün zenginliğini Polonyalı sanatseverlerle buluşturdu. Festival boyunca Edirne Yöresi, Ankara Seymenleri ve coşkulu Roman Dansları gösterileriyle izleyicileri büyüleyen HOTEAD, sergilediği performanslarla ay-yıldızlı bayrağımızı en iyi şekilde dalgalandırdı.

Bu sezon Bulgaristan’ın Sliven ve Velingrad kentlerindeki festivallerin ardından Polonya’da da büyük bir başarıya imza atan HOTEAD Kulübü, gözünü yeni hedeflere çevirdi. HOTEAD, 5-6 Eylül tarihlerinde gerçekleşecek olan Yunanistan Festivali için hazırlıklarına vakit kaybetmeden başladı.

HOTEAD’tan yapılan açıklamada, “Yunanistan festivali dönüşünün ardından HOTEAD, hem yurt içinde hem de yurt dışında kültürümüzü sahneye taşımak isteyen tüm mevcut ve yeni dansçıları için yeni sezon kapılarını açıyor! Kültürümüzü sahnelerde yaşatmak ve bu büyük ailenin bir parçası olmak isteyen tüm dans tutkunlarını yeni sezonda aramıza bekliyoruz” ifadelerine yer verildi..

DOÇEK Cilo zirvesinde

Keşan Doğa Çevre ve Kültür Derneği (DOÇEK), yurt içi ve yurt dışı faaliyetleriyle doğa sporları alanındaki çalışmalarını sürdürüyor.

Pamirler’de gerçekleştirilen uzun soluklu bisiklet ekspedisyonu ve Ağrı Dağı zirve tırmanışının ardından, DOÇEK dağcılarının rotası bu kez Hakkari’deki Cilo Dağları’na çevrildi.

Pamirler ve Ağrı’dan sonra Cilo’da da zirve başarısı

Cilo Dağı Reşko (Uludoruk) zirvesine yönelik düzenlenen tırmanış faaliyetinde DOÇEK üyeleri Coşkun Özçelik, Seyfi Durmaz ve Sedat Kalelioğlu yer aldı.

Serpel Yaylası’ndan hareket eden ekip, yer yer karlı ve buzlu arazide ilerledikten sonra sırt hattındaki “kılçık” tabir edilen iki yanı uçurum bölgeyi de dikkatli bir şekilde geçerek tırmanışını sürdürdü.

Toplam 15 saat süren zorlu rotayı tamamlayan ekip, 4135 metre yükseklikteki Reşko zirvesine ulaştı.

Zirve tırmanışını gerçekleştiren dağcılar, inişlerini de planlandığı üzere kazasız ve sorunsuz bir şekilde tamamlayarak kamp noktasına geri döndü.

Farklı coğrafyalarda gerçekleştirdiği doğa sporları faaliyetleri ile adından söz ettiren Keşan DOÇEK, bu disiplindeki takım ruhu ve ekip anlayışının önemini bir kez daha ortaya koyarken; yerel sınırları aşan vizyonuyla bu alanda deneyim ve birikimini kararlı bir şekilde geleceğe taşıyor. 

Edirne’de 55 bin motosiklet!

Türkiye genelinde geçen Temmuz ayında 207 bin 508 adet taşıtın trafiğe kaydı yapılırken, Edirne’de trafiğe kayıtlı araç sayısı Temmuz ayı sonu itibarıyla 215 bin 190 oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Temmuz 2026 Motorlu Kara Taşıtları’na ilişkin rakamları kamuoyu ile paylaştı. Edirne’de trafiğe kayıtlı araç sayısı Temmuz ayı sonu itibarıyla 215 bin 190, Tekirdağ’da 398 bin 780 ve Kırklareli’nde 184 bin 377 oldu. TÜİK’in Edirne için hazırladığı haber bülteninde şunlara yer verildi:

“Türkiye’de Trafiğe kayıtlı toplam taşıt sayısı Temmuz ayı sonu itibarıyla 34 milyon 746 bin 396 oldu.

Türkiye’de Temmuz ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı taşıtların %51,7’sini otomobil, %21,7’sini motosiklet, %14,4’ünü kamyonet, %6,7’sini traktör, %3,0’ını kamyon, %1,6’sını minibüs, %0,6’sını otobüs ve %0,3’ünü özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

2026 yılı Temmuz ayı sonu itibariyle Edirne’deki toplam motorlu kara taşıtı sayısı 215 bin 190’dır.

2026 yılı Temmuz ayı sonu itibariyle Edirne’deki toplam 215 bin 190 motorlu kara taşıtının; 89 bin 251’i otomobil, 2 bin 206’sı minibüs, 1719’u otobüs, 26 bin 457’si kamyonet, 4 bin 994’ü kamyon,54 bin 840’ı motosiklet, 562’si özel amaçlı taşıtlar ve 35 bin 161’i traktörlerden oluşmaktadır.

Edirne’de Temmuz ayında 3 bin 772 adet taşıtın devri yapıldı

Edirne’de Temmuz ayında 3 bin 772 adet taşıtın devri yapıldı. Devir, noterler aracılığı ile ikinci, üçüncü ve daha fazla el değiştiren taşıtları ifade etmektedir. Edirne’de devri yapılan toplam 3 bin 772 taşıt içinde 2 bin 240’ıotomobil, 30’u minibüs, 29’u otobüs, 538’i kamyonet, 57’si kamyon, 576’sı motosiklet,12’si özel amaçlı taşıt ve 290’ı traktörlerden oluşmaktadır.

Ocak-Temmuz döneminde kaydı yapılan otomobillerin 222 bin 580’i gri renklidir.

Ocak-Temmuz döneminde trafiğe kaydı yapılan 534 bin 811 adet otomobilin %41,6’sı gri, %25,7’si beyaz, %11,9’u siyah, %9,9’u mavi, %5,7’si yeşil, %3,2’si kırmızı, %1,3’ü kahverengi, %0,3’ü turuncu, %0,3’ü sarı ve %0,1’i diğer renklidir.”

Bir yanda açlık, bir yanda israf!

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Sinan Tekin’in başkanı olduğu Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı tarafından hazırlanan haftalık raporda, bu kez “Gıda İsrafının Önlenmesi” konusu ele alındı.

Gıda israfının ekonomik, çevresel ve sosyal boyutları, üretimden tüketime kadar yaşanan kayıplar, gıda güvenliği üzerindeki etkileri ve doğal kaynaklar üzerindeki oluşturduğu baskı kapsamlı bir şekilde değerlendirilmiş; gıda kayıplarının azaltılması, depolama ve soğuk zincir altyapısının güçlendirilmesi, gıda bankacılığının yaygınlaştırılması, tüketici bilincinin artırılması ve sürdürülebilir gıda politikalarının hayata geçirilmesine yönelik çözüm önerilerine yer verilen raporda, “Gıda israfı, dünyada açlıkla mücadele eden milyonlarca insanın varlığına rağmen her yıl büyük miktarda gıdanın üretimden tüketime kadar olan süreçte kaybedilmesi veya çöpe atılması nedeniyle ortaya çıkan önemli bir ekonomik, çevresel ve sosyal sorundur. Türkiye’de her yıl milyonlarca ton gıda israf edilmekte, üretilen her beş gıda ürününden biri sofraya ulaşmadan kaybedilmektedir.

Gıda israfı; üretim, depolama, lojistik, perakende ve hane halkı aşamalarında yaşanmakta; plansız alışveriş, yanlış depolama, soğuk zincir eksiklikleri ve tüketim alışkanlıkları bu kayıpları artırmaktadır. İsraf edilen her gıda ürünüyle birlikte su, enerji, emek ve doğal kaynaklar da boşa harcanmaktadır.

Bu nedenle gıda israfıyla mücadele; ulusal izleme sistemlerinin kurulması, depolama ve soğuk zincir yatırımlarının artırılması, gıda bankacılığının güçlendirilmesi, tüketici bilincinin yükseltilmesi ve dijital teknolojilerin etkin kullanılması gibi bütüncül politikaları gerektirmektedir. Gıda israfının azaltılması, hem gıda güvenliğinin sağlanması hem de doğal kaynakların korunması ve ülke ekonomisinin güçlendirilmesi açısından stratejik bir öneme sahiptir”  ifadelerine yer verildi.

Söz konusu rapora ilaveten yapılan “Bir yanda açlık, bir yanda israf ” başlıklı basın açıklamasında da şöyle denildi:

“Gıda, Cenab-ı Allah’ın insanoğluna bahşettiği en büyük nimetlerden biridir. Bu nimetin kıymetini bilmek; inancımızın, kültürümüzün ve medeniyet anlayışımızın temel gereğidir. Ne yazık ki bugün hem dünyada hem de ülkemizde milyonlarca insan temel gıda ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanırken, diğer taraftan milyonlarca ton gıda israf edilmektedir.

Türkiye’de her yıl milyonlarca ton gıdanın çöpe gitmesi kabul edilemez bir tablodur. İsraf edilen yalnızca ekmek, sebze ya da meyve değildir. Aynı zamanda toprağımız, suyumuz, çiftçimizin emeği, üreticimizin alın teri ve milletimizin kaynakları da israf edilmektedir.

Bugün yapılması gereken; yalnızca vatandaşımıza ‘israf etmeyin’ çağrısı yapmak değildir. Asıl görev, üretimden tüketime kadar uzanan gıda zincirini daha verimli hale getirecek politikaları hayata geçirmektir.

Hasat sonrası kayıpların azaltılması, depolama ve soğuk zincir altyapısının güçlendirilmesi, gıda bankacılığının yaygınlaştırılması, marketlerde satış dışı bırakılan tüketilebilir ürünlerin değerlendirilmesi ve toplumun özellikle çocuklarımızın israf konusunda bilinçlendirilmesi gerekmektedir.

Yerel yönetimler de organik atıkları kompost ve biyogaz tesislerinde değerlendirerek hem çevreyi korumalı hem de ekonomiye katkı sağlamalıdır. Dijital teknolojiler kullanılarak üretim, stok ve tedarik süreçleri daha etkin yönetilmelidir.

Milletimizin alın terini, çiftçimizin emeğini ve ülkemizin kaynaklarını korumak hepimizin ortak sorumluluğudur. Gıda israfıyla mücadele millî bir görevdir. Kamu kurumlarını, yerel yönetimleri, özel sektörü ve tüm vatandaşlarımızı bu konuda ortak sorumluluk bilinciyle hareket etmeye davet ediyor; daha adil, daha bereketli ve israfın olmadığı bir Türkiye’nin mümkün olduğuna yürekten inanıyoruz.”

‘Enflasyonda revize iflasın itirafı’

Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, parti olarak; ne saray rejiminin batık neoliberal politikalarına, ne de bu düzenin çarkını döndüren sözde muhalefetin teslimiyetçi çizgisine boyun eğmeyeceklerini söyledi.

Zafer Partisi Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, ‘‘Algı yönetiminin gölgesinde Türk ekonomisinin çıkmazı” başlıklı yazılı açıklamasında, “Ülkemizin içinde bulunduğu süreç malum, geçtiğimiz hafta başlayan ve hepimizin vicdanını sızlatan sözde ‘Çerçeve Yasa’ özde ise ‘Sevr’ olan ve İl Başkanımız Sn. Serkan Konak’ın da basın açıklamasında ifade ettiği gibi ‘Bu yasa, terör örgütü PKK/KCK mensuplarına yönelik şartlı erteleme ve dolaylı af niteliği taşıyan özel bir düzenlemedir. Türk devletinin ve milletinin birlik, bütünlük ve egemenlik ilkelerine aykırıdır.’Sevr’in 106.yıldönümünde oylama sunulan bu yasa da işin bir algı boyutunu da gözler önüne sermektedir” diyerek şunlara yer verdi:

“İktidarın kara propaganda ve algı mühendisliği konusunda ki başarısı şüphe götürmez bir gerçekken, bir diğer algı mühendisliği ise ekonomi alanında olmaya devam ediyor, 13 Ağustos 2026 tarihinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası(TCMB) Başkanı (Guvarnörü) Sn. Fatih Karahan’ın 2026 yılı 3.Çeyrek Enflasyon Raporuna ilişkin değerlendirmede görmekteyiz, sayın başkanın bu konuşmasından bu iktidarın ve akıl almaz ekonomi yönetiminin halkımıza sunduğu şey, sefalet, yoksullaşma ve lafügüzaftan ibarettir.

Sanayide Kapasite Kullanım Oranı Kendi Kendine mi Düştü?

Merkez Bankası raporlarında ve basın toplantısında; ‘imalat sanayi kapasite kullanım oranlarının tarihsel ortalamalarının altında seyrettiği, temmuz ayında ise yeniden gerilediği itiraf ediliyor.’ Buradan Sayın Fatih Karahan’a ve masasının etrafını saran iktidarın ve neoliberal ekonomi politiğinin sığ danışmanlara açıkça sormak mecburiyetindeyiz:

Biri Sayın iktidara ve guvernöre sorabilir mi sanayide kapasite kullanım oranı kendi kendine mi düşmüş yoksa uyguladıkları yoksullaştırıcı politikalar yüzünden mi?

İktidarın yani Şimşek ekonomi politiğinin uyguladığı; enflasyonun yapısal nedenlerini ıskalayıp faturayı yalnızca üreticiye kesen bu tek taraflı sıkı para politikası, KOBİ’lerimizi ve sanayicimizi yüksek faiz cenderesine mahkûm ederek fabrikaların çarklarını durdurmaktadır. Aynı zamanda dövizi yapay bir şekilde baskılayarak ithalatı körükleyen, Türk sanayicisini hammadde ve ara malında dışa bağımlı hale getiren bizzat bu iktidarın kendi tercihleridir. Kendi sığ ekonomi politikalarıyla yarattıkları bu kısır döngüde, fabrikaların çarkları dururken ve sanayici bankaların kapısında tükenirken; karar alıcılar ve politika yapıcılar global jeopolitik risklerin arkasına saklanmaya çalışmaktadır. Oysa sanayide kapasite kullanımının düşmesi, talep yetersizliğinin ve uygulanan bilinçli yoksullaştırıcı programın kaçınılmaz bir faturasıdır.

Sanayide kapasite kullanımının düşmesi, talep yetersizliğinin ve uygulanan bilinçli yoksullaştırıcı programın doğrudan neticesidir!

Enflasyon Hedefleri ve Beklentiler Yine Revize Edildi: İflasın İtirafı

TCMB, 2026 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 28 olarak yukarı yönlü yenilediğini açıkladı. Göreve geldiklerinden beri öngörüde bulundukları hiçbir hedef tutmadı, tutması da imkânsız, daha önceki basın açıklamalarımda da ifade ettiğim gibi bunun nedeni teşhisin yanlış olması ve devamındaki tedavinin reçetenin yanlışlığı. Bu sığ bakış enflasyonu sadece bir para arzı olarak görürken maliyet yapısı, arz kısıtları, bölüşüm ilişkileri ve en önemlisi piyasadaki yapısal bozulmaların bir neticesi olduğunu siyasi tercihlerinden dolayı görmezden geliyorlar.

Bu anlayış, içeride gıda fiyatlarını, yönetilen ve yönlendirilen zamları, enerji maliyetlerini kontrol etmeye devam ededursun ülkemizin tarımını bitirip ülkeyi ithalata bağımlı kılarken iktidar hangi fiyat istikrarı masalı anlatmaya devam ediyor. Enflasyon beklentilerini her çeyrekte yukarı yönlü revize etmekte bu başarısızlığın resmi ilamıdır.

Asgari Ücret ve “Koca Koca Profesörler” Çelişkisi

Halkımızın sırtına binen bu ekonomik yıkımın en büyük ortaklarından biri de iktidarın arkasına sığınan ve ona akademik kalkan oluşturan ezberci zihniyettir. Buradan aziz milletimize hatırlatmak isterim: Memlekette asgari ücret zammının geçmiş yıllarda ‘beklenen enflasyona’ göre yapılması gerektiği savunulmuş, bu tez sözde ekonomistler ve akademisyenlerce desteklenmiştir. Geçmiş aylarda yaşanan ve hayatı yaşanmaz kılan gerçek enflasyon karşısında zaten ezilmiş olan halkımıza; ‘gelecek yıl enflasyon düşecek’ masalıyla hayali ‘beklenen enflasyon’ oranlarına göre asgari ücret zammı dayatılmış, böylece işçimizin ve memurumuzun sofrasındaki ekmek her geçen gün daha da küçültülmüştür. Halkın cebinden çalınan her kuruş, bu masalları televizyon ekranlarında ballandırarak anlatanlar tarafından meşrulaştırılmıştır. Halkımızın alım gücü erirken, sermaye çevreleri ve rantiyeler pervasızca beslenmiştir.

Zafer Partisi Perspektifi: Üretim Ekonomisi ve “Anadolu Kalesi”

Biz Zafer Partisi olarak; ne saray rejiminin batık neoliberal politikalarına ne de bu düzenin çarkını döndüren sözde muhalefetin teslimiyetçi çizgisine boyun eğmiyoruz eğmeyeceğiz. Bizim çözümümüz Türk milleti adına net ve gerçektir:

• Planlı Sürdürülebilir Kalkınma: Devlet Planlama Teşkilatı’nı (DPT) derhal yeniden kurarak kaynakların beton ekonomisine, ranta ve sermayeye değil, yüksek katma değerli üretime, teknolojiye ve tarıma aktaracağız.

• Merkez Bankası’na İade-i İtibar: Cumhuriyet Merkez Bankasının temel amacı, ‘fiyat istikrarını sağlamak’ değil, kuruluş kanununda belirtildiği üzere, ‘ülkenin ekonomik kalkınmasını desteklemek’ olarak belirlenecektir. Bu amaçla, Merkez Bankası Kanunu’nun 4. Maddesi değiştirilerek; ‘Bankanın temel görevinin katma değerli üretime yönelik yeni yatırımların hayata geçmesi, tam istihdam düzeyine ulaşılması ve bunun sürdürülmesidir’ olarak yeniden yazılacaktır.

Bu kapsamda Merkez Bankası para politikalarını kuruluş kanununda yazılı olan temel amaç doğrultusunda belirleyecek; Hazine de buna uygun politikalar uygulayacaktır.

Emin olunuz ki; ne bu kriz kaderdir ne de bu düzen böyle kalacaktır. Atatürk’ün çizdiği millî ekonomi yolunda, liyakatli kadrolarımızla, bilim, birlik ve barış içinde Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz. Türk Milleti zafere ulaşacaktır!”

Karaağaç acı biberine kurutma mesaisi

Edirne Meşhur Tava Ciğerinin garnitürü Karaağaç acı biberinin iplere dizilmesine ve kurutulmasına başlandı.

Edirne’de Karaağaç semtinde toplanan biberler ev hanımları tarafından önce iplere diziliyor sonrada gölgede kurutuluyor. Bir ay boyunca gölgede kurutulan  biberler daha sonra kızgın yağda kızartılarak ciğerle sofralara geliyor.

Edirne Tanıtma ve Tava Ciğer Kalite Koruma Derneği Başkan Vekili Recep Dural yaptığı açıklamada, “Karaağaç semtimiz de toplanan acı biberlerimiz çuvallanarak evlere geliyor. Ev hanımlarımız tonlarca toplanan biberi boncuk dizer gibi tek tek saplarından ipe diziyorlar. Sonrasında gölgeliklerde kurumaya bırakıyoruz. Bir ay boyunca kuruyan biberlerimiz tava ciğer işletmelerinde gelen misafirlere ciğerle birlikte ikram ediliyor. Büyük üstad yazar şair Beyazıt Sansı hocamızın da dediği gibi tavası var ciğeri var yanında da biberi var A be güzel Edirne’m Sen de daha neleri var. Tava ciğerin yol arkadaşı Karaağaç acı biberi hasadı bereketli olsun” dedi.

Alfa Savunma’dan 3 madalya!

Olgay GÜLER

Edirne Alfa Savunma Sanatları Spor Kulübü sporcuları İzel Erim, Yunus Emre Çirpan ve Kaan Kayan, Amasra Şehir Festivali kapsamında düzenlenen Altın Kemer Turnuvası’nda iki altın, bir gümüş madalya kazandı.

Amasra’da düzenlenen 5. Uluslararası Amasra Şehir Festivali kapsamında 15 Ağustos’ta Altın Kemer Turnuvası gerçekleştirildi. Turnuvaya Edirne’den katılan Alfa Savunma Sanatları Spor Kulübü sporcuları önemli başarılara imza atarak, isimlerinden söz ettirdi. Turnuvada, kulüp sporcularından İzel Erim 57 kilo Contact Ju Jitsu dalında altın kemer birincisi, Yunus Emre Çirpan 62 kiloda HIF Contact Ju Jitsu birincisi, Kaan Kayan da +85 kiloda HIF Contact Ju Jitsu ikincisi oldu.

Kulüpten yapılan açıklamada, sporcular tebrik edilirken, “Sporcularımızı göstermiş oldukları mücadele, disiplin ve azimden dolayı tebrik ediyoruz.  Bu başarıda emeği geçen sporcularımıza, ailelerimize ve organizyonu düzenleyen Ju Jitsu As başkanımız Sayın Hulisi Elmas’a organizasyonda görev alan yönetici, hakem ve  destek olan herkese teşekkür ediyoruz” denildi.