
Yazar arşivleri: Mehmet ŞELECİ

Nöbetçi Eczaneler
Aramızdan ayrılanlar
NİHAN KONDURAL VEFAT ETTİ
Yılmaz ve Müzeyyen Kondural’ın kızları, Onur Köroğlu’nun annesi Nihan Kondural vefat etti. Merhume dün Fatih Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.
MEHMET ALİ BİLGİÇ VEFAT ETTİ
Kıyık semti sakinlerinden Havva Bilgiç’in eşi, Mesut Bilgiç, Aytül Satan ve Emel Öztürk’ün babaları Basmacı Mehmet Ali Bilgiç vefat etti. Merhum dün Kıyık Kıyak Baba Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.
DÜZELTME : Dün ( 15 Ekim Perşembe ) Vefat Edenler köşemizde sehven ‘Selami Lapa’ yerine ”Meral Lapa vefat etti’ şeklindeki ifade yer almıştır. Merhum Selami Lapa’nın ailesine sabır ve başsağlığı diler, Lapa Ailesi’nden ve okurlarımızdan özür dileriz.
Sütte bıçak kemikte!
Olgay GÜLER
Türkiye genelinde, bölgedeki coğrafi gelişmelerle birlikte mazot ve artan yem giderleri 6 buçuk aydır alım fiyatında artış bekleyen süt üreticisinin belini büküyor.
Edirne’de, geçimini süt üretimiyle kazanan üreticiler, en son geçtiğimiz mayıs ayında aldıkları zamla, ürününü 24.30 liradan satmaya başladı. Aradan geçen 6 ayda üreticinin mazot ve yem fiyatlarına zam gelirken, yeni fiyat açıklaması beklenen Ulusal Süt Konseyi’nden ses çıkmadı. Üretici, zarar etmemek için açıklanacak yeni fiyatı beklerken, Edirne SÜTÜB Başkanı Mustafa Suiçmez, konseyin bir an önce toplanması gerektiğini söyledi.
‘KONSEYİN TOPLANMASI İÇİN DAHA NE OLMASI GEREKİYOR?’
Suiçmez, Ulusal Süt Konseyi’nin fiyat değerlendirmesini altı, yedi ay boyunca uzatmasını uygun bulmadıklarını belirterek, “Ulusal Süt Konseyi’nin kendi kararlarında bu konuya ilişkin bir madde bulunuyor. Toplantı kararlarının son paragrafını okuyun. Üç ayda bir toplanılacağı, olağanüstü bir durum yaşanması hâlinde ise piyasa fiyatlarının daha erken revize edilebileceği belirtiliyor. Peki, daha ne olması gerekiyor? Yem fiyatları ciddi anlamda arttı. Diğer taraftan enerji maliyetleri bizim kontrolümüzde değil. Devletin de dünya piyasalarındaki enerji fiyatlarına doğrudan müdahale etmesi kolay değil. Dünya piyasalarında fiyatlar yükseliyor, bu artışlar yaşanıyor. Ancak süt fiyatında aynı değişimi göremiyoruz. Burada bir dengesizlik var” dedi.
‘GÖREVLERİNİ YERİNE GETİRMELERİNİ BEKLİYORUZ’
Konseyin bu hafta toplanmasını beklediklerini dile getiren Suiçmez, “Temmuz ayında toplantı yapılmadı, eylülde de yapılmadı. Şimdi inşallah bu hafta toplanılır. Bir de bizim başka bir endişemiz var. Diyelim ki bugün toplantı yapıldı. Ekim ayının ortasına geldik. Yıl boyunca bu tür gecikmeler yaşanıyor. Açıklanacak fiyatın en azından 1 Ekim’den itibaren geçerli olması gerekiyor. Bizim bu konudaki beklentimiz bu yönde. Ulusal Süt Konseyi’ni görevini acilen yerine getirmeye davet ediyoruz. Biz nasıl görevimizi yapıyorsak onlar da görevlerini yapsınlar. Yem sanayicilerine de bir dur desinler. Hadi bakalım, yem fiyatlarına zam yapmasınlar. Ancak yem sanayicilerinin fiyat politikası pek gündeme gelmiyor. Bu konuda herhangi bir konuşma da yapılmıyor” diye konuştu.
‘FİYAT 30 LİRANIN ALTINDA OLMAMALI’
Suiçmez girdi maliyetlerindeki artışlara değinip, alım fiyatının en az 30 lira olması gerektiğini belirtti. Suiçmez, “Türkiye’de 700’ün üzerinde yem fabrikası olduğunu biliyorum, belki daha da fazladır. Bu fabrikalar yem fiyatlarını belirliyor. Bir önceki süt fiyatı 24 lira 30 kuruş olarak açıklandığından bu yana, 50 kilogramlık yem çuvalına en az 100 lira zam geldi. Hatta 150 lira zam gelen çuvallar da var. Bizim süt fiyatımız ise hâlâ aynı yerde duruyor. Enerji fiyatlarından söz etmiyorum bile. Enerji maliyetleri konusunda yapılabilecekler sınırlı. Ancak burada asıl sorun, süt fiyatının uzun süredir güncellenmemesi. Her fiyat değişikliğinde süte 1 ya da 2 lira zam yapılmış olsaydı bugün belki de bu kadar büyük bir sorun yaşanmayacaktı. Ancak yeni bir fiyat açıklanacaksa üreticinin eline geçecek tutar kesinlikle 30 liranın altında olmamalı. Üreticinin maliyetleri bunu gerektiriyor” şeklinde konuştu.
Edirne Kitap Günleri başlıyor
Edirne Belediyesi tarafından bu yıl 10’uncusu düzenlenecek Geleneksel Edirne Kitap Günleri bugün başlayacak. 16-25 Ekim tarihleri arasında Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek etkinlik, çok sayıda yayınevini, yazarı ve kitapseveri bir araya getirecek. On gün boyunca düzenlenecek imza günleri, söyleşiler ve atölyelerle Edirne, kitap ve edebiyatın buluşma noktası olacak.
10. Geleneksel Edirne Kitap Günleri’nin açılışı, bugün saat 17.00’de Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayacak program, protokol konuşmaları ve etkinliğin onur konuğu Osman Balcıgil’in konuşmasıyla devam edecek. Açılışın ardından kitap fuarı gezilecek, yazarlar okurları için kitaplarını imzalayacak. Günün programı, Osman Balcıgil’in saat 18.00’de gerçekleştireceği “Devrimciler ve Süs Bebekleri” başlıklı söyleşiyle devam edecek.
İlk gün Başar Atarbay, Güngör Mazlum, A. Ersin Şenerler, Ahmet Gökhan Demirer, Çisem Papiroğlu, Ender Bilar ve Turan Şallı da imza etkinliklerinde okurlarıyla buluşacak.
Edirne Kitap Günleri 10 gün boyunca 10.00 – 20.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.
ADD: Nutuk, Atamızdan bize en önemli emanettir
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi Yönetim Kurulu, “Her ne kadar Atamızın Gençliğe Hitabesi kaldırılmaya ve unutturulmaya çalışılsa da biz her zaman bu emanete sahip çıkacağız” dedi.
ADD Edirne Şubesi’nce Söylev’in 99. yıldönümü dolayısıyla yapılan açıklamada şuhlara yer verildi:,
“99 yıl önce 15-20 Ekim 1927’de, Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışından 1927 yılına kadar olan dönemi 400 belgeyle Büyük Söylev’inde anlatmıştır. Büyük Devrimci, Cumhuriyeti, Devrimi ve tüm çağdaş kazanımları emanet ettiği Gençliğe Hitabe ile Söylev’ini tamamlamıştır.
Gazi, Nutuk’ta Millî Mücadele’yi anlattığı bölümden hemen sonra, NUTUK neden ve kime hitaben yazıldı? sorusunu soruyor ve gene kendisi yanıtlıyordu:
‘…Maksadım, inkılabımızın incelenmesinde tarihe kolaylık sağlamaktır. Bütün bu olguların ve olayların cereyanında TBMM ve hükümeti başkanı, Başkomutan ve Cumhurbaşkanı olmaktan çok, teşkilâtımızın Genel Başkanı olarak bu görevi yapmaya kendimi mecbur sayarım.’
Her sayfasında, cumhuriyete giden o ‘uzun ince yol’ Gazi’nin ağzından tüm ayrıntısıyla ve bütün dünyaya hitaben anlatılmaktadır. İşgalciler, Saray, İstanbul Hükümeti, Kuvvacılar, işbirlikçiler, komutanlar, yakın arkadaşları, sonradan yolları ayrılan arkadaşları, dost – düşman herkes bu anlatılanlardan kendilerine bir pay çıkarabilmektedir.
Nutuk, yalnızca geçmiş devrin bir hikayesi olarak dünümüzü anlatmakla kalmayıp, yakın tarihimizden alınan ibret dolu tecrübelerle, milli varlığımızın bugününe de yarınına da ışık tutabilen bir değer taşımaktadır. Nutuk, Türkiye tarihidir. Kurtuluşun ve kuruluşun belgeselidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin korunması noktasında iç ve dış tehditlere karşı Türk gençliğine yol gösterici niteliktedir. Bağımsızlık ve çağdaşlaşmak yolunda yapılması gerekenleri göstermesi bakımından bağımsızlık mücadelesi veren milletlere ışık tutmaktadır.
15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında, 6 günde (36,5 saatte) okuduğu Söylev’i Kurtuluş, Kuruluş ve Cumhuriyetin ilk yılları için belgesel niteliğindedir. Nutuk, yok edilmek ve yurdundan sürülmek istenen bir ulusun varlık mücadelesinin destansı anlatımıdır. Bugün, ulus olarak yaşadığımız tüm sorunlara çözüm stratejileri sunmakta; Atatürk gibi düşünüp, Atatürk gibi hareket etmenin formüllerini vermektedir. Büyük Devrimci, Büyük Kurtarıcı Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Söylev’inin 99. yıl dönümündeyiz. O’nu anlamak, anlatmak her Türkiye Cumhuriyeti yurttaşını aydınlatmak Atatürkçü Düşünce Derneği’nin vazgeçilmez temel görevidir. Büyük Devrimci’yi anlayan ve bu uğurda her türlü bedeli ödemeye kararlı Atatürkçü Düşünce Derneği, inançla yürüdüğü yolundan asla dönmeyecektir…
‘Atatürk gibi düşünüp, Atatürk gibi hareket etmek’ temel dayanağımızdır.
Atatürk’ün Cumhuriyetini, en başta, o emanetin bilincine eren, o emanetin sorumluluğuna varan genç kuşaklar yaşatacaktır. Atatürk’ün, 1927’deki SÖYLEV’inin son bölümüne girerken söylediği ‘Bu neticeyi Türk Gençliğine emanet ediyorumu sözü işte bu nedenlerle insanlık tarihinin en yüklü sözlerinden biridir.
Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Yönetim Kurulu olarak, bize kuruluşu ve kurtuluşu anlatan ve yolumuzu aydınlatan ‘Söylev’in 99. yıl ışığının Ulusumuza kutlu olmasını diliyoruz. Her ne kadar Atamızın Gençliğe Hitabesi kaldırılmaya ve unutturulmaya çalışılsa da biz her zaman bu emanete sahip çıkacağız. Nutuk, Atamızdan bize en önemli emanettir. ‘Emanet’ kuşaktan kuşağa taşınacaktır…”
22 plaka 1 ayda 1045 artış
Edirne’de geçen Eylül ayında trafiğe kayıtlı araç sayısı Ağustos ayına göre 1045 adet artarak 217 bin 307’ye ulaştı…
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Eylül 2026 dönemine iliştin “Motorlu Kara Taşıtları” rakamlarını kamuoyu ile paylaştı. Ülke genelinde Eylül ayında 161 bin 27 adet taşıtın trafiğe kaydı yapılırken, Edirne’de trafiğe kayıtlı araç sayısı Eylül ayı sonu itibarıyla 217 bin 307, Tekirdağ’da 402 bin 798 veKırklareli’nde186 bin 039 olarak belirlendi.
Türkiye İstatistik Kurumu 2026 yılı Eylül ayı Motorlu Kara Taşıtları İstatistiklerinden “Edirne ili, trafiğe kayıtlı bulunan motorlu kara taşıtları” konusunda bir basın bülteni hazırladı. TÜİK’in konuya ilişkin paylaşımı şöyle:
“Türkiye’de Trafiğe kayıtlı toplam taşıt sayısı Eylül ayı sonu itibarıyla 35 milyon 65 bin 235 oldu.
Türkiye’de Eylül ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı taşıtların %51,7’sini otomobil, %21,9’unu motosiklet, %14,2’sini kamyonet, %6,7’sini traktör, %3,0’ını kamyon, %1,6’sını minibüs, %0,6’sını otobüs ve %0,3’ünü özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.
2026 yılı Eylül ayı sonu itibariyle Edirne’deki toplam motorlu kara taşıtı sayısı 217 bin 307’dir.
2026 yılı Eylül ayı sonu itibariyle Edirne’deki toplam 217 bin 307 motorlu kara taşıtının; 89 bin 972’si otomobil, 2 bin 233’ü minibüs, 1711’i otobüs, 26 bin 449’u kamyonet, 50 bin 16’sı kamyon, 56 bin 134’ü motosiklet, 568’i özel amaçlı taşıtlar ve 35 bin 224’ü traktörlerden oluşmaktadır.
Edirne’de Eylül ayında 4 bin 186 adet taşıtın devri yapıldı
Edirne’de Eylül ayında 4 bin 186 adet taşıtın devri yapıldı. Devir, noterler aracılığı ile ikinci, üçüncü ve daha fazla el değiştiren taşıtları ifade etmektedir. Edirne’de devri yapılan toplam 4 bin 186 taşıt içinde 2 bin 562’i otomobil, 40’ı minibüs, 25’i otobüs, 593’ü kamyonet, 60’ı kamyon, 512’si motosiklet, 5’i özel amaçlı taşıt ve 389’u traktörlerden oluşmaktadır.
Türkiye’de Eylül ayında 64 bin 361 adet otomobilin trafiğe kaydı yapıldı.
Eylül ayında trafiğe kaydı yapılan otomobillerin %16,1’i Renault, %9,8’i TOGG, %8,6’sı Hyundai, %7,1’i Volkswagen, %6,8’i Toyota, %5,3’ü Mercedes-Benz, %5,0’ı Skoda, %4,5’i Kia, %3,7’si Peugeot, %3,3’ü Nissan, %2,7’si Opel, %2,7’si Fiat, %2,7’si Tesla, %2,6’sı Dacia, %2,6’sı BMW, %2,4’ü Citroen, %2,0’ı Volvo, %1,9’u Audi, %1,6’sı Chery, %1,4’ü Honda ve %7,2’si diğer markalardan oluştu.
TIR buzdolabında 163 bin avro
Kapıkule’nin karşısında yer alan Bulgaristan’ın Kapitan Andreevo Sınır Kapısı’ndaki gümrük memurları, Türk plakalı bir TIR’da gerçekleştirdikleri denetim sırasında, beyan edilmemiş 162.700 avro nakit paraya el koydu.
Türk vatandaşı olan sürücü, Kapitan Andreevo Sınır Kapısı’nda ulaşmasının ardından Hollanda’dan Bulgaristan üzerinden Gürcistan’a taşınan yüke (meyve) ait belgeleri sundu.
Risk analizinin ardından araç, X-ışını cihazlarının kullanımı da dahil olmak üzere kapsamlı bir gümrük denetimine tabi tutuldu; bu denetim sırasında sürücü kabininde şüpheli yoğunluğa sahip bölgeler tespit edildi.
Yapılan inceleme sırasında, buzdolabının ve yatağın altında, fabrika çıkışlı boşluklara yerleştirilmiş ve plastik poşetlere sarılmış halde banknotlar bulundu. Ele geçirilen toplam nakit miktarı 162.700 avroydu.
Söz konusu davaya ilişkin duruşma öncesi işlemlerin Haskovo Bölge Savcılığı – Svilengrad Yerel Birimi’nin gözetimi altında, bir gümrük müfettişi tarafından başlatıldığı belirtildi.
Şükrüpaşa Spor U19 son dakikada kayıp
Cemal KUDAY
Edirne Şükrüpaşa Spor U19, Gelişim Ligi’nin 4. haftasında deplasmanda başa baş bir mücadele ortaya koyduğu maçta kalesinde son dakikada gördüğü golle Fevzipaşaspor’a 4-3 yenildi.
Ligin ilk 4 haftasında 3’üncü deplasman maçında Çerkezköy 100.Yıl Stadı’nda Fevzipaşaspor ile karşı karşıya gelen Şükrüpaşa Spor U19, 12. dakikada Ata Oğul Ğürsoy ile 1-0 öne geçtiği maçta soyunma odasına 3-2 önde giderken, ikinci yarıda kalesinde gördüğü 2 golle sahadan 4-3 yenik ayrıldı.
Çiğdem Uruç’un yönettiği, yardımcılıklarını Serkan Sözer ve Yusuf Güler’in yaptığı, Kaan Şeremet’in ise dördüncü hakem olarak sahadaki yerini aldığı maçta Şükrüpaşa Spor ‘un golleri Oğul Ata Gürsoy (12. Dk. – 23.Dk.) ve Nihat Onat Akduman’dan (28.Dk) geldi. Ev sahibi akımın golleri ise şöyle oluştu: Kürşat Yıldırım (15.Dk), Melih Yırgal (43.Dk), Ömer Şeker (54.Dk) ve Enes Cığal (90.Dk)
FEVZİPAŞASPOR
1. Önder Genç, 2. Ahmet Hamza Bıyık, 3. Berat Afşar, 4. Fırat Doğan, 5. Kürşat Yıldırım, 6. Ömer Şeker, 7. Melih Yırgal, 8. Orçun Altınova, 9. Özcan Arat, 10. Yiğit Muhammed Mamak, 11. Yunus Emre Ürün
Yedekler
12. Ümit Güven Çoşkun, 13. Devran Dinç, 14. Çağatay Işıklı, 15. Baran Polat, 18. Abdullah Doğan, 19. Enes Cığal, 20. Poyraz Toraman, 59. Batuhan Bulut, 77. Atakan Erkan, 99. Sercan Oğrak
Teknik Sorumlu: Orhan Al
ŞÜKRÜPAŞA SPOR
12. Kuzey Sezer, 7. Arda Çetin, 13. Egemen Can, 26. Sevkan Fen, 28. Muhammed Özgün, 30. Arslan Efe Yetimoğulları, 33. Mert Yeşilyurt, 34. Oğul Ata , Gürsoy, 35. Nihat Onat Akduman, 36. Mehmet Efe Uçan, 38. Göktuğ Öztürk
Yedekler
1.Batuhan Güzelküçük, 16. Yusuf Uzun, 8. Kerem Alduğan, 14. Eren Arda, 2. Berat Aydın, 20. Sarp Umut Elmas, 37. Onur Akyel
Teknik Sorumlu: Uğur Aydın
Şükrüpaşa Spor, ligin 5 . haftasında evindeki 2. maçta 21 Ekim Çarşamba günü Başakşehir Şamlar Spor Kulübü’nü konuk edecek.
U19 GELİŞİM LİGİ 2. GRUP 4. HAFTA SONUÇLAR
Başakşehir Şamlar Spor Kulübü 0-0 İfa
İstanbul Beylikdüzüspor 2-1 Büyükçekmece Gücü Fk Spor A.Ş.
Fevzipaşaspor 4-3 Edirne Şükrüpaşa Spor
Başakşehirspor – Güngören Belediyesi Spor Kulübü
Çorlu Spor 1947 2-5 Gazi Mahallesispor
Batı Trakya Türklerispor 4-0 Alibeyköyspor
Küçükçekmece Spor 2-1 Kırklarelispor
Küçükçekmece İdman Yurdu Spor Kulübü 0-1 Silivrispor
Babülmendep’ten Vaşington’a
Küresel seyrüsefer güvenliği küresel ticaret için çok büyük öneme sahip. Bu güvenliğin en çok ihtiyaç duyulduğu bölgelerden biri de Babülmendep boğazı. Bu boğazdan ortalama günlük olarak 60 gemi geçiyor. Ayrıca küresel deniz ticaretinin %10’undan fazlası bu boğaz vasıtasıyla gerçekleştiriliyor. Bu boğazın girişinde bulunan Yemen’de boğaza etki edebilecek bölgeler ise son dönemde yine adını duymaya başladığımız Husi gruplarının elinde.
Babülmendep boğazının ticaret hacminin bazı değerlendirmelere göre yıllık 1,8 trilyon dolara yaklaştığı belirtiliyor. Yine günlük petrol geçişi 350 milyon dolar değerinde. Bu rotadan çıkarak Ümit Burnu’ndan seyretmenin maliyeti ise yaklaşık bir milyon dolar. Bu maliyete ek olarak yolun uzaması dolayısıyla ticaret gemisinin büyüklüğü ile orantılı olarak 10-14 milyon dolarlık bir sefer maliyeti artışı anlamına geliyor. Bu kalemleri artırmak mümkün.
Yani mantıklı bir bakış açısı ile sadece dünya ticareti için bu boğazın ne denli önemli olduğu anlaşılıyor. Şimdi bu önemli bölgede İran destekli Husi gruplar seyrüsefer güvenliğini yeniden tehdit eder hale geldiler. Bazı görüşlere göre İran ile ABD çatışmalarının ortaya çıkardığı durum da İran’ın Husiler üzerindeki etkisini azalttığı için artık Husi grupların kontrolünün zorlaştığı ifade ediliyor.
Daha önceki haftalarda belirttiğim Suudi Arabistan’ın Kararlı Fırtına operasyonunun bir çözüm oluşturmadığı ortada. Ancak Suudi Arabistan’ın yüksek seviyeli bir askeri kapasitesi olmadığı dikkate alınacak olursa elbette harici desteklere ihtiyacı da açık bir şekilde ortaya çıkacaktır. Bu desteğin 2025 yılında imzalanan Suudi Arabistan-Pakistan iş birliği anlaşması ile nispeten sağlanmaya çalışıldığı görülüyor. Ancak bu destek Pakistan’da da bir huzursuzluğu beraberinde getirdi. Bir başka deyişle bu destek ne kadar sürer muvazaalı bir husus bu…
Son dönemde Türkiye de Suudi Arabistan’a desteğini açık bir şekilde dile getiriyor. Kararlı Fırtına Operasyonu döneminde de benzer açıklamalar yapılmıştı. Ancak asker gönderilmesi başka bir husus. Bunun gerçekleştirilip gerçekleştirilmeyeceğini yahut hangi şartlar altında gerçekleştirileceğini göreceğiz. Ancak burada Türkiye Cumhuriyeti’nin milli çıkarlarının çok dikkatli bir şekilde ele alınarak korunması zorunluğu aşikâr.
Gelelim meselenin küresel boyutuna; elbette ABD küresel ekonominin bu denli zorlanması hususunda bir karşı duruş sergiliyor. Bu zorlanma sadece ABD için değil ABD müttefiki devletler için de olumsuz bir sonuç doğurma eğrisini hızlandırdı. Yani ABD ve müttefikleri Husi meselesini çözmekte istekli görünüyorlar. Peki istek tek başına yeterli şart mı?
ABD’nin bu hususu çözme isteğine sahip müttefikleri Suudi Arabistan ve Pakistan askeri kapasite açısından oldukça sınırlılar. Üstelik etütü tamamlanmamış bir coğrafyada operasyon planlamak ve birlikleri az bilinir ve zorlu coğrafi koşullarda lojistik destek hattını uzatarak sevk ve idare etmeye çalışmanın sonuçları çok da olumlu olmaz. Bu yüzden hayli ihtimamlı atılması gereken adımlar var. Buna ek olarak ABD çıkarı ile müttefiklerinin çıkarlarının uyumlu bir halde olması motivasyonu artırmakla birlikte operasyonun askeri başarısı ciddi soru işaretleri taşıyor.
Husi meselesi bir müddet daha baş ağrıtacağa benziyor. Ancak Yemen’de yaşanan sorunların temelde bir devlet kapasitesi eksikliği sorunu olduğu dikkate alınacak olursa Yemen için bir destekleme programının oluşturulması sorunu kısa vadede çözmese bile uzun vadede sonuç verici bir noktaya getirebilir. Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları…