
Yazar arşivleri: Mehmet ŞELECİ

Nöbetçi Eczaneler
Ömer Kınalıtopuk toprağa verildi
Olgay GÜLER
Edirne’nin Yeniimaret Mahallesi’nin tanınan simalarından, 95 yaşında hayata gözlerini yuman Ömer Kınalıtopuk, namı diğer ‘Yanık Ömer’, Alaca Mescit Camisi’nde kılınan cenaze namazıyla son yolculuğuna uğurlandı.
Yeniimaret Mahallesi sakinlerinden, uzun yıllar TIR şoförlüğü yaptıktan sonra emekli olan Ömer Kınalıtopuk, bir süredir tedavi gördüğü hastalığa yenik düştü. Evli ve 2 çocuk babası Kınalıtopuk için Alaca Mescit Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi. Tacide Kınalıtopuk’un eşi, Ömer Kınalıtopuk ve Şükran Konaklılar’ın babaları, Aynur Kınalıtopuk ve Zeki Konaklılar’ın kayınpederi, Tugay Kınalıtopuk, Ertürk Konaklılar ve Gizem Can’ın dedeleri Ömer Kınalıtopuk’un cenaze töreninde, acılı aileyi dost ve yakınları yalnız bırakmadı.
Öğle namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Ömer Kınalıtopuk’un cenazesi Yeniimaret Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Aramızdan ayrılanlar
NEBAHAT SOYKAN VEFAT ETTİ
Sümerbank eski müdürlerinden merhum Nazmi Soykan’ın eşi, Levent ve Cüneyt Soykan’ın anneleri, Jale Soykan’ın kayınvalidesi Nebahat Soykan 97 yaşında vefat etti. Merhume dün Lala Şahin Paşa Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Buçuktepe Mezarlığında toprağa verildi.
MURAT ULUPINAR VEFAT ETTİ
Gülşen Ulupınar’ın eşi, Aykan, Siyami, Neslihan ve Volkan’ın babaları, Kerime ve Halil Porda’nın damatları Murat Ulupınar 65 yaşında vefat etti. Merhum dün Akmescit Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Bademlik Mezarlığında toprağa verildi.
MUSTAFA ÇAY VEFAT ETTİ
Süloğlu İlcesi Tatarlar Köyü sakinlerinden merhum Mehmet ve merhume Havva Çay’ın oğulları, Hacer Çay’ın eşi, Özkan Çay’ın babası, Celal ve Bilal Çay’ın ağabeyleri Mustafa Çay 69 yaşında vefat etti. Merhum dün, Kıyık Kıyak Baba Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.
‘Trakya toprakları yağmaya açılamaz’
SOL Parti Edirne İl Örgütü, kamu yararı kılıfı altında alınan acele kamulaştırma kararının, Trakya’nın verimli tarım arazilerine, ormanlarına, meralarına ve yaşam alanlarına el koyma girişimi olduğunu belirerek derhal geri çekilmesini istediklerini bildirdi.
SOL Parti İl Örgütü tarafından yapılan “Trakya toprakları yağmaya açılamaz: Acele kamulaştırma kararı derhal geri çekilsin!” başlıklı açıklamada, “5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 11738 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Trakya bölgesinde Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve Çanakkale (Gelibolu) illerini kapsayan devasa bir alanda ‘Acele Kamulaştırma’ kararı alınmıştır. Kamu yararı kılıfı altında alınan bu karar, Trakya’nın verimli tarım arazilerine, ormanlarına, meralarına ve yaşam alanlarına el koyma girişimidir” denilerek şunlara yer verildi:.
“Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ve çok uluslu şirketler ortaklığında yürütülmesi planlanan kaya gazı ve kaya petrolü arama/çıkarma faaliyetleri; bölgede lokasyon alanları, sondaj kuyuları, boru hatları, depolama tesisleri ve idari kampüsler adı altında Trakya toprağını ve suyunu gözden çıkarmak anlamına gelmektedir.
SULARIMIZ TÜKENİYOR, TOPRAĞIMIZ ZEHİRLENİYOR!
Kaya gazı ve kaya petrolü çıkarılmasında kullanılan ‘hidrolik kırma’ (fracking) yöntemi, bölge ekosistemi ve insan sağlığı için telafisi imkânsız yıkımlara yol açmaktadır:
Tek bir sondaj kuyusu için yüz binlerce metreküp tatlı su kullanılmakta, halihazırda yer altı su seviyesi 600 metrelere kadar çekilmiş olan Trakya tamamen susuzluğa mahkûm edilmektedir.
Hidrolik kırma sürecinde basılan tonlarca suyun içerisine eklenen ve parçalanmayan toksik kimyasallar (PFAS vb.), yer altı ve yer üstü su kaynaklarımızı ve tarım topraklarımızı zehirleyecektir.
Türkiye’nin buğday, ayçiçeği ve çeltik deposu olan Trakya arazilerinin sanayi ve maden arama sahalarına dönüştürülmesi, halkın gıda güvenliğini açıkça tehdit etmektedir.
ORTAK MÜCADELE VE BİRLİK ÇAĞRISI
Anayasa ile güvence altına alınmış olan sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı ve mülkiyet hakkı yok sayılmaktadır. Şirketlerin kârı uğruna Trakya halkının geleceği, toprağı ve suyu feda edilemez.
Buradan başta Trakya Platformu, Trakya Kent Konseyleri Birliği, Trakya Belediyeler Birliği olmak üzere,Trakya’daki tüm yaşam savunucularına, akademik meslek odalarına, derneklere, sendikalara, siyasi partilere, muhtarlıklara ve sivil toplum kuruluşlarına sesleniyoruz:
Trakya’nın geleceğini karartacak bu acele kamulaştırma ve maden ve enerji yağmasına karşı birleşmek zorundayız. Gelin; toprağımıza, suyumuza ve üretim alanlarımıza hep birlikte sahip çıkalım. Hukuki, toplumsal ve meşru mücadeleyi ortak bir zeminde büyüterek bu talan kararlarını boşa çıkaralım.
Acele kamulaştırma kararları derhal iptal edilmelidir!
Trakya’da kaya gazı ve kaya petrolü projelerine son verilmelidir!
Toprak, su, yaşam; talan edilemez!”
Edirne Kırmızısı’na tanıtım videosu
Trakya Üniversitesi’nin yeniden hayat verdiği Edirne Kırmızısı, Anadoludakiler Projesi için hazırlanan tanıtım videosuyla anlatıldı.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından kalkınma ajansları ve bölge kalkınma idarelerinin desteğiyle hayata geçirilen Anadoludakiler Projesi kapsamında hazırlanan tanıtım videosunda; Edirne’de sarayları, ipekleri ve dokumaları renklendiren Edirne Kırmızısı’nın (Türk Kırmızısı) tarihsel yolculuğuna yer verildi.
Kökboya bitkisi Rubia tinctorum’dan elde edilen Edirne Kırmızısı, Anadolu’dan Fransa’ya taşınarak “Rouge d’Adrinople” adıyla Avrupa’da yayıldı ve üretim formülü uzun yıllar sır gibi saklandı.
Sentetik boyaların yaygınlaşmasıyla zamanla unutulan geleneksel Edirne Kırmızısı reçetesi, Trakya Üniversitesinde yürütülen çalışmalarla yeniden hayat buldu.
Gelişim Ligleri’nde U19’lar da sahada
TFF Gelişim Ligleri’nde U14 ve U15 kategorilerinin geçtiğimiz hafta sonu start almalarının ardından U19’lar için de 2026-2027 maratonu bugün başlayacak.
Gelişim Ligleri U19 kategorisinde Edirne’nin tek temsilcisi Şükrüpaşa Spor, sezonun ilk maçında İstanbul ekibi İFA ile deplasmanda karşı karşıya gelecek. İFA Sahası’nda saat 14.00’te başlayacak karşılaşmayı Hasan Çiftçi yönetirken, yardımcılıklarını da İlhan Ayyıldız ve Burhaneddin Yücel yapacak.
Gelişim Ligleri’nde U14 ve U15 kategorilerinin geçtiğimiz hafta sonu, U19’ların ise bugün start almalarının ardından Şükrüpaşa Spor’un yer aldığı U16 ve U17’lerde 2026-2027 maratonu ise 26 Eylül 2026 Cumartesi günü başlayacak
Gelişim Ligleri’nde Edirne’den Şükrüpaşa Spor’un U14, U15, U16, U17 ve U19 olmak üzere 5, Edirne Birlik Spor ve Uzunköprü Veteranları Yaşatma ve Koruma Spor’un U14 ve U15 olmak üzere 2 kategoride mücadele ediyor.
U19 GELİŞİM LİGİ 1. HAFTA PROGRAMI
23 Eylül 2026 Çarşamba
Çorlu Spor 1947 – Başakşehirspor
İFA – Edirne Şükrüpaşa Spor
Alibeyköyspor – Başakşehir Şamlar Spor Kulübü
Silivrispor – Beykoz İshaklı Spor Faaliyetleri A.Ş.
Kırklarelispor – Küçükçekmece Spor
Batı Trakya Türklerispor – Küçükçekmece İdman Yurdu Spor Kulübü
Gazi Mahallesispor – İstanbul Beylikdüzüspor
Güngören Belediyesi Spor Kulübü – Fevzipaşaspor
KONUKLARINIZIN SESİ 392
400’üncü yazımıza geldik. 400’üncü yazımızla düzenli (her ayın ikinci ve dördüncü Çarşambası) yazmayı bitirecek ve çok önemsediğimiz bir yazı oluşturduğumuzda bunu paylaşacağız. Ama arada 392 ve 393’ü atlamışız. Bu iki yazıda, ülkemizdeki ilginç bir kitlesel olay, Gezi Parkı Eylemlerinden (daha önce aktardığımız) bazı neşeli tepkileri yenileyelim.
“…Bu arada Taksim Gezi Parkı Olayı çıktı. Tüm ülkede yüzbinler ayağa kalktı. Aydınlarımız ve özellikle gençlerimiz doğal zekâlarını bu olaya yönlendirdiler. Neler neler buldular.
Sık bakalım, sık bakalım; biber gazı sık bakalım.
Kaskını çıkar, copunu bırak; delikanlı kim bakalım!
Sizinki AVM değil kaldırım çalışması ise,
Bizimki de ayaklanma değil, arkadaşlarla buluşma dedik.
Çapulcu musun vay vay, eylemci misin vay vay!
Gaz maskesi ala benziyor, biber gazı bala benziyor;
Benim tomam bana sıkıyor.
Bulunur bir çare halk ayaktadır;
Taksim yolunda barikattadır.
Çapulcu musun vay vay, eylemci misin vay vay!
Gaz maskesi biçim biçim, yürüyorum Taksim için;
Üşenme gel hakkın için.
Bulunur bir çare halk ayaktadır;
Taksim yolunda barikattadır.
Çapulcu musun vay vay, eylemci misin vay vay!
“Tencere, tava hep aynı hava!” diyen Erdoğan’a yanıt:
“Makarna, kömür, koyunları sömür!”
Bir öyle, bir böyle kelamlardan, yasaklardan illallah!
Başına buyruk kararlardan, fermanlardan illallah!
Amman amman bıktık vallah!
Amman amman şiştik vallah!
Bu ne kibir, bu ne öfke? Gel yavaş gel, yerler yaş.
Satamayınca gölgelerini, sattılar ormanları!
Devirdiler, kapadılar sinemaları, meydanları!
Her tarafım AVM den, geçişim yok bu köprüden;
N’oldu bizim şehre n’oldu? Hormonlu bina doldu.
Amman amman bıktık vallah!
Amman amman şiştik vallah!
Bu ne kibir, bu ne öfke? Gel yavaş gel, yerler yaş.
Altı milyar yıllık evren tarihinde onyedi yıldır yaşıyorum. Tayyip’in başbakan olduğu zamana ve ülkeye denk geldik. Böyle şansın ben içine tüküreyim.
(Çapulcu musun vay vay! ı Boğaziçi Caz korosu uyarlamış; ….illallah ı Kardeş türküler. Duman, bir halk sanatçısı da bu eyleme katılmış; ODTÜ Klasik Türk Müziği Topluluğu,
Tomadan su atarlar vay leylim amman,
Akrepten gaz atarlar Tayyip’im amman…
Hacettepe öğrencileri,
Gezi parkı biçilir mi? Tomadan su içilir mi?
Biber gazı sık diyorlar, direnişten geçilir mi? …”
diyerek…) ilk alıntılarımız dört yazı; şimdi iki yazıyla özetliyoruz.
Sağlıcakla,
VATAN MASUMLARI
Hatırlatalım:
Yaratılanlar sahipsiz değil. Ve de onları öldürerek asla yok edemezsiniz. Ancak fiziklerini öldürürsünüz, ruhlarını öldüremezsiniz. İşte o kulların ruhları sizden hakkını mutlaka alır. Neyle ödeyeceksiniz, düşünmez misiniz?..
O biricik kutsal kitabınızı okusaydınız, bunları öğrenirdiniz. Yaratan en değer verdiği eseri insanı, yeryüzünde ışıksız, yol bilmez, ne yapacağını bulamaz olarak BIRAKIR MI HİÇ?..
Bırakmamış ve de Kuran ile ne yapacaklarını, ne yapmayacaklarını, eğriyle, doğrunun ayırımını yazıp vermiş insanoğluna!..
Ama merak edip okuyan mı var?..
Bir de anlamadan, arapça okuyanlar var ki, akla sığacak gibi değil!..
Evet Yaratılanların sahibi, tabi ki YÜCE KAYNAK, yani “ALLAH, TANRI, GOD, RAB” diyebilirsin, sığmaz ki kelimelere..
Yüce Rabbimiz,
“Yerin üstünde, yerin altında, gökte canlı ne varsa, ÜMMETİMDİR, KULUMDUR, YAŞAM HAKLARI EŞİTTİR ONLARIN HAMİSİ, KORUYUCUSU OLARAK, EN ZEKİ YETENEKLERLE, İNSANI GÖREVLENDİRDİM”
diye biz insanlara vazifemizi bildirmiştir.
Bakıyoruz dünya insanlığına, Kâr, servet, lüks, israf uğruna, ormanları hızla kesip, denizleri kirletip, havayı zehirleyip, hayvanların, tüm canlıların, yaşam alanlarını yok ederek, soylarını öldürüyorlar!..
Sanmayın ki, yapanların ve de seyircilerin yanlarına kâr kalacak!..
Çocuklara, yaşlılara, körlere, sürülere, evlere yarenlik etsinler diye, insanlar kucaklayıp, bedava alsınlar diye yaratılan KEDİ VE KÖPEKLERİ, SAHİPSİZSE TOPLUCA ÖLDÜRMEYE BİZDE DE BAŞLANDI, maalesef.
Eskiden sadece elin oğlu öldürüyordu, biz ise, “Müslümanız” diye öldürmekten Allah’tan korkardık.
Ne diyelim?..
O masumların sahibi olan Allah’tan korkmaz mısınız?..
Deyip, o canları sahiplenerek kurtaranların çoğalması dileklerimle…
VE DE ÖNÜMÜZDE Kİ, TÖVBE ZAMANIN DOLMASI İLE BAŞLAYAN SÜRECE İYİ DİKKAT EDİN, O MASUMLARIN SAHİBİ NELERE KADİRMİŞ, GÖRÜN!..
Ey çoğunluk, bu dünya, bu ülke, yaratılanlara zalimlik edesiniz diye, SİZE emanet edilmedi!..
Bakasınız, koruyasınız, tedavi edesiniz, sevesiniz diye emanet edildi!..
Kuran’ı Kerim. Sure 42/Ayet 42:
Ancak insanlara zulmednlere ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenlere ceza vardır. İşte acıklı azap bunlardır.
42/47: Allah’tan geri çevrilmesi imkânsız bir gün gelmezden önce, Rabbinize uyun. Çünkü o gün, hiçbiriniz sığınacak yer bulamazsınız. İtiraz da edemezsiniz!
‘Somut adımlar atılmalı’
Eğitim Sen Edirne Şubesi, okullarda şiddetin sona erdirilmesi için somut adımlar atılmasını istedi.
Şube Başkanı Ahmet Acet tarafından yapılan açıklamada şunlara yer verildi:
Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bulunan İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde, sabah saatlerinde öğrencileri hedef alan silahlı saldırıda 11 öğrenci yaralanmıştır. Okullarda her geçen gün tırmanan şiddet olayları ve öğrencilerin yaşam hakkını tehdit eden saldırılar, artık münferit vakalarla geçiştirilebilecek basit bir asayiş sorunu olarak görülemez. Okullarda yaşananlar; eğitim sistemimizin içine sürüklendiği yapısal krizin, derinleşen toplumsal şiddet ikliminin ve öğrencilerin can güvenliğini yok sayan ihmaller zincirinin doğrudan bir sonucudur.
Millî Eğitim Bakanlığı, bütün enerjisini ve mesaisini “önlük” gibi şekilci dayatmalarla, öğretmenlerin giyim kuşamıyla veya mevzuatın etrafından dolanan yüzeysel düzenlemelerle harcamaktan derhal vazgeçmelidir. Okullarda ve okul çevrelerinde öğrenciler saldırıların hedefi olurken, eğitim emekçileri her gün şiddet riskiyle yüz yüze çalışırken, Bakanlığın eğitimin asıl ve hayati sorunu olan “güvenli okul güvenli gelecek” talebini görmezden gelmesi ve kamuoyunu tamamen şekilci meselelerle meşgul etmesi kabul edilemez. Okullarda öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin yaşam hakkını ve güvenliğini tehdit eden sorunları ve giderek derinleşen şiddet iklimini halı altına süren bu anlayış, MEB’in eğitimin gerçek ihtiyaçlarından ve sahadaki yakıcı gerçeklerden ne kadar kopuk olduğunu açıkça göstermektedir.
Okulları aşırı güvenlikçi denetim alanlarına dönüştüren, eğitim kurumlarının toplumsal ve demokratik dokusunu zedeleyen ve öğrencileri potansiyel birer “suç öznesi” olarak gören yaklaşımlar çözümsüzlüğü daha da derinleştirmektedir. Bu doğrultuda kalıcı çözüm, okulları sadece güvenlikçi bir anlayışa teslim etmekte değil; Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik (PDR) hizmetleri ile Sosyal Hizmet uzmanlarını eğitim sürecinin tam merkezine koymakta yatmaktadır. Okullarda psikolojik danışman, rehber öğretmen ve sosyal hizmet uzmanlarının görevlendirilmesi sıradan kontenjan hesaplarına ya da masa başında belirlenen sayılara göre değil; her okulun bulunduğu çevrenin sosyo-ekonomik koşulları, öğrencilerin ihtiyaçları ve somut riskler dikkate alınarak planlanmalıdır. MEB, eğitim ortamlarında yaşanan sorunlara şekilci ve polisiye yöntemlerle yaklaşmaktan vazgeçmeli; önleyici, koruyucu, pedagojik ve sosyal destek mekanizmalarını güçlendirmelidir.
Eğitim sisteminin uzun süredir devam eden temel sorunlarından biri olan kalabalık sınıf mevcutları derhal azaltılmalı, öğrenciler ve eğitim emekçileri açısından daha sağlıklı ve güvenli eğitim ortamları oluşturulmalıdır. Müfredat ise sadece sınava odaklı eleme ve yarıştırma mantığından çıkarılarak; öfke kontrolü, akran zorbalığıyla mücadele, kültür, sanat ve sporla desteklenen güçlü bir pedagojik yapıya kavuşturulmalıdır. Okulların güvenliği polisiye yöntemlerle sağlanmaya çalışılmamalı; bunun yerine öğrencilerin sosyal, duygusal ve pedagojik ihtiyaçlarına yanıt verecek yeterli sayıda psikolojik danışman, rehber öğretmen ve sosyal hizmet uzmanı istihdam edilmelidir.
Eğitim Sen olarak MEB’e sesleniyoruz; Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğinin sağlandığı, güçlü pedagojik bağların kurulduğu nitelikli ve demokratik okul iklimi inşa etme yönündeki her türlü adım derhal atılmalı, yeni saldırıların önüne geçilmesi için gereken önlemler vakit geçirmeksizin alınmalıdır.