Kalbin bazen hızlanması, yavaşlaması ya da düzensiz attığının hissedilmesi pek çok kişide endişeye neden olabiliyor. Bazı ritim değişiklikleri günlük yaşamın doğal bir parçası olabilirken bazıları ayrıntılı değerlendirme ve düzenli takip gerektirebiliyor.
Girişimsel kardiyoloji ve elektrofizyoloji alanında çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu ile İstanbul’da ritim bozukluğu, çarpıntı şikâyetleri, tanı yöntemleri, teknolojik gelişmeler ve hastaların en çok merak ettiği konular üzerine konuştuk.
Ritim bozukluğu denildiğinde ne anlamamız gerekiyor?
Kalbin kendine ait düzenli bir elektriksel sistemi vardır. Bu sistem, kalbin hangi hızda ve hangi sırayla kasılacağını belirler. Kalp atımlarının normalden hızlı, yavaş veya düzensiz olması durumunu genel olarak ritim bozukluğu, tıbbi adıyla aritmi olarak tanımlıyoruz.
Ancak ritim bozukluğu tek bir hastalığın adı değildir. Çok farklı nedenlerle ortaya çıkabilen geniş bir durum grubundan söz ediyoruz. Bazı ritim değişiklikleri kısa süreli ve önemsiz olabilirken bazıları kişinin günlük yaşamını etkileyebilir veya daha yakından takip edilmesi gerekebilir.
Bu nedenle hastanın yalnızca “Kalbim düzensiz atıyor” demesi bize önemli bir başlangıç bilgisi verir ancak ritim bozukluğunun türünü anlayabilmek için daha ayrıntılı bir değerlendirme yapmamız gerekir.
Hastalar ritim bozukluğunu genellikle nasıl tarif ediyor?
Her hasta ritim bozukluğunu farklı şekilde anlatabiliyor. Bazı hastalar kalbinin çok hızlı attığını söylerken bazıları göğsünde kuş çırpması gibi bir his yaşadığını ifade ediyor.
“Kulağımda kalp atışımı duyuyorum”, “Kalbim bir an durup yeniden çalışıyor gibi oluyor”, “Göğsümde ani bir vuruntu hissediyorum” veya “Nabzım birden hızlanıyor” gibi ifadelerle sık karşılaşıyoruz.
Bazı hastalarda çarpıntıya baş dönmesi, nefes darlığı, göğüste rahatsızlık hissi, halsizlik veya bayılacak gibi olma eşlik edebilir. Bazı hastalarda ise ritim bozukluğu herhangi bir belirti oluşturmadan rutin bir muayene sırasında fark edilebilir.
Ben hastayı değerlendirirken yalnızca çarpıntının varlığına değil, nasıl başladığına, ne kadar sürdüğüne, aniden mi yoksa yavaş yavaş mı ortaya çıktığına ve beraberinde başka bir belirti bulunup bulunmadığına da dikkat ediyorum.
Her çarpıntı ritim bozukluğu anlamına gelir mi?
Hayır. Çarpıntı, kişinin kalp atışlarını normalden daha belirgin hissetmesi olarak tanımlanabilir. Bu his her zaman önemli bir ritim bozukluğundan kaynaklanmaz.
Heyecan, stres, yoğun egzersiz, uykusuzluk, fazla kafein tüketimi, bazı ilaçlar ve hormonal değişiklikler kalp atışlarının daha belirgin hissedilmesine neden olabilir. Kansızlık, tiroit hastalıkları ve bazı metabolik sorunlar da çarpıntı şikâyeti oluşturabilir.
Burada önemli olan, hastanın hissettiği çarpıntı sırasında kalpte gerçekten nasıl bir ritim oluştuğunu belirlemektir. Bunu anlayabilmek için şikâyet anında alınan EKG kaydı oldukça değerlidir.
Hastanın çarpıntı hissetmesi önemlidir ancak yalnızca bu his üzerinden ritim bozukluğunun türünü kesin olarak söylemek mümkün değildir.
Ritim bozukluğu muayene sırasında mutlaka yakalanır mı?
Ritim bozukluğunun sürekli olup olmadığına bağlıdır. Hasta muayene sırasında aritmi yaşıyorsa standart bir EKG ile ritmi görüntüleyebiliriz. Ancak bazı ritim bozuklukları birkaç saniye veya birkaç dakika sürüp kendiliğinden sona erebilir.
Hasta haftada bir veya ayda birkaç kez çarpıntı yaşıyorsa hastaneye geldiği sırada EKG’si tamamen normal olabilir. Bu durum, hastanın şikâyetinin önemsiz olduğu anlamına gelmez. Yalnızca ritmi daha uzun süre takip etmemiz gerektiğini gösterir.
Bu nedenle Holter EKG, Patch EKG, akıllı saat kayıtları veya implante edilebilir loop recorder gibi farklı takip yöntemlerinden yararlanabiliyoruz. Hangi yöntemin kullanılacağı, şikâyetlerin ne sıklıkla ortaya çıktığına göre belirlenir.
Benim için amaç yalnızca uzun süre kayıt almak değildir. Hastanın yaşadığı belirtiyle kayıt altına alınan ritim arasında bağlantı kurabilmektir.
Akıllı saat kayıtları ritim bozukluğunu anlamak için yeterli mi?
Akıllı saatler ve taşınabilir EKG özellikli cihazlar, son yıllarda kardiyoloji pratiğinde önemli bir yardımcı hâline geldi. Hasta çarpıntı yaşadığı sırada kısa bir kayıt alabiliyorsa bu kayıt bize değerli bilgiler sunabilir.
Ancak akıllı saat tarafından verilen her uyarıyı kesin tanı olarak değerlendirmemek gerekir. Hareket, temas problemi veya teknik nedenler yanlış ya da yetersiz kayıt oluşmasına yol açabilir.
Akıllı saat kayıtlarını hastanın şikâyetleri, muayene bulguları ve diğer tıbbi incelemeleriyle birlikte değerlendiriyoruz. Gerektiğinde bu kayıtları standart EKG veya daha uzun süreli ritim takip yöntemleriyle destekliyoruz.
Teknoloji doğru kullanıldığında erken farkındalık sağlayabilir. Ancak verinin mutlaka klinik bağlam içerisinde yorumlanması gerekir.
Ritim bozuklukları her yaşta görülebilir mi?
Evet. Ritim bozuklukları yalnızca ileri yaştaki kişilerde görülmez. Çocukluk döneminden ileri yaşlara kadar farklı aritmi türleriyle karşılaşabiliriz.
Genç hastalarda doğuştan gelen elektriksel yollar veya kalbin elektriksel sistemindeki farklılıklar hızlı kalp atışı ataklarına neden olabilir. İleri yaşlarda ise kalp damar hastalıkları, yüksek tansiyon, kalp kapak sorunları ve kalbin yapısal değişiklikleri ritim bozukluğu riskini artırabilir.
Hastanın yaşı bize bazı ipuçları verir ancak tek başına tanı koydurmaz. Aynı şikâyeti yaşayan iki farklı hastada birbirinden tamamen farklı ritim sorunları bulunabilir.
Bu nedenle her hastayı kendi klinik özellikleri içerisinde değerlendirmek gerekir.
Atriyal fibrilasyon neden sık konuşulan bir ritim bozukluğu?
Atriyal fibrilasyon, kalbin kulakçıklarının düzenli kasılmak yerine düzensiz ve hızlı elektriksel aktivite göstermesiyle ortaya çıkan bir ritim bozukluğudur.
Bazı hastalarda çarpıntı, yorgunluk, nefes darlığı veya efor kapasitesinde azalma görülebilir. Bazı hastalarda ise belirgin bir şikâyet olmadan tesadüfen tespit edilebilir.
Atriyal fibrilasyonu önemli kılan konulardan biri, bazı hastalarda pıhtı oluşumu ve buna bağlı inme riskini artırabilmesidir. Bu nedenle değerlendirme yalnızca ritmi düzenlemeye odaklanmaz. Hastanın yaşı, eşlik eden hastalıkları ve kişisel risk faktörleri de birlikte ele alınır.
Tedavi planı her hastada aynı değildir. İlaç tedavisi, ritim kontrolü, hız kontrolü, ablasyon ve pıhtı riskinin değerlendirilmesi gibi farklı başlıklar kişiye özel biçimde planlanır.
Ritim bozukluğu yaşayan herkes ablasyon yaptırmak zorunda mı?
Hayır. Ablasyon, her ritim bozukluğunda uygulanan standart bir işlem değildir. Öncelikle aritminin türünü, kaynağını, sıklığını ve hastanın yaşamına etkisini belirlemek gerekir.
Bazı hastalarda yalnızca takip yeterli olabilir. Bazı hastalarda ilaç tedavisi tercih edilebilir. Belirli ritim bozukluklarında ise kateter ablasyonu etkili bir seçenek olarak gündeme gelebilir.
Ablasyon işleminde kasık damarlarından kalbe ulaştırılan özel kateterlerle ritim bozukluğuna neden olan elektriksel odak veya iletim yolu belirlenir. Ardından bu bölgenin elektriksel aktivitesi kontrol altına alınmaya çalışılır.
Ben hastayla görüşürken yalnızca işlemin nasıl yapıldığını değil, neden önerildiğini, alternatiflerin neler olduğunu ve işlem sonrasında nasıl bir takip planlandığını da açık biçimde anlatmaya önem veriyorum.
Elektrofizyolojik çalışma ne zaman gündeme geliyor?
Elektrofizyolojik çalışma, kalbin elektriksel sistemini içeriden değerlendirmemizi sağlayan bir yöntemdir. Kasık damarlarından ilerletilen ince kateterlerle kalbin farklı bölgelerindeki elektriksel sinyaller kaydedilir.
Bu yöntem, ritim bozukluğunun nereden kaynaklandığını ve kalp içerisinde nasıl ilerlediğini anlamamıza yardımcı olabilir. Bazı durumlarda tanısal değerlendirme ile ablasyon işlemi aynı seansta gerçekleştirilebilir.
Her çarpıntı yaşayan hastanın elektrofizyolojik çalışmaya ihtiyacı yoktur. Ön değerlendirmeler, EKG kayıtları ve hastanın klinik durumu bu işlemin gerekli olup olmadığını belirler.
Elektrofizyoloji alanında en önemli noktalardan biri, ritim bozukluğunun mekanizmasını doğru şekilde ortaya koymaktır.
Ritim bozukluğu olan bir hastada kalp pili gerekebilir mi?
Bazı ritim bozukluklarında kalp çok hızlı çalışırken bazı durumlarda gereğinden fazla yavaşlayabilir. Özellikle kalbin doğal uyarı merkezinde veya elektriksel iletim yollarında sorun bulunması durumunda kalp pili gündeme gelebilir.
Hastanın nabzının düşük olması tek başına kalp pili gerektiği anlamına gelmez. Şikâyetler, ritim kayıtları, kalpteki duraklamalar ve iletim bozukluğunun seviyesi birlikte değerlendirilmelidir.
Bazı hastalarda hızlı ve yavaş ritim dönemleri bir arada görülebilir. Böyle durumlarda tedavi planı daha ayrıntılı bir yaklaşım gerektirir.
Burada amaç yalnızca nabız değerini değiştirmek değil, hastanın yaşadığı belirtilerle elektriksel problem arasındaki ilişkiyi doğru biçimde ortaya koymaktır.
Bayılma her zaman ritim bozukluğundan mı kaynaklanır?
Hayır. Bayılmanın kalple ilgili nedenlerinin yanı sıra nörolojik, metabolik veya tansiyonla ilişkili nedenleri de olabilir.
Ancak ani başlayan, öncesinde belirgin bir uyarı vermeyen veya efor sırasında ortaya çıkan bayılmalar kardiyolojik açıdan dikkatle değerlendirilmelidir. Bayılmaya çarpıntı, göğüs ağrısı ya da ailede ani ölüm öyküsü eşlik ediyorsa ayrıntılı inceleme önem kazanır.
Bazı hastalarda ritim bozukluğu çok seyrek ortaya çıktığı için standart Holter kayıtlarında yakalanamayabilir. Böyle durumlarda uzun süreli kayıt sağlayan implante edilebilir loop recorder cihazları kullanılabilir.
Bayılma değerlendirmesinde hastanın olay anını ve öncesini ayrıntılı şekilde anlatması bizim için oldukça değerlidir.
Stres ritim bozukluğunu tetikler mi?
Stres, kaygı ve yoğun duygusal değişimler kalp hızını artırabilir ve kişinin kalp atışlarını daha belirgin hissetmesine neden olabilir. Bazı kişilerde mevcut ritim bozukluğu ataklarının ortaya çıkmasını da kolaylaştırabilir.
Ancak her çarpıntıyı yalnızca strese bağlamak doğru değildir. Hastanın şikâyeti tekrar ediyorsa, uzun sürüyorsa veya başka belirtilerle birlikte görülüyorsa ritim kaydı alınması gerekir.
Bazen hastalar daha önce “Strestendir” denildiği için uzun süre değerlendirme yaptırmadan bekleyebiliyor. Stres önemli bir faktör olabilir ancak organik bir ritim probleminin bulunup bulunmadığını araştırmak gerekir.
Ben hastalarıma, psikolojik ve kardiyolojik etkenlerin birbirini dışlamadığını anlatıyorum. Her ikisi aynı anda bulunabilir ve birlikte ele alınabilir.
İstanbul’da ritim bozukluğu konusunda değerlendirme yapılırken nelere dikkat edilmeli?
Ritim bozukluğu değerlendirmesi yalnızca tek bir EKG sonucuna bakılarak tamamlanmamalıdır. Hastanın şikâyetlerinin ne zaman başladığı, ne kadar sürdüğü, hangi koşullarda ortaya çıktığı ve beraberinde başka belirtiler bulunup bulunmadığı ayrıntılı biçimde sorgulanmalıdır.
Ailede ritim bozukluğu veya ani kalp ölümü öyküsü, kullanılan ilaçlar, tiroit hastalıkları, uyku düzeni ve kafein tüketimi gibi konular da değerlendirmeye dâhil edilir.
Gerekli durumlarda ekokardiyografi, kan tetkikleri ve uzun süreli ritim kayıtları kullanılır. Kalbin yapısal durumu ile elektriksel sistemi birlikte ele alınmalıdır.
Benim yaklaşımımda en önemli adımlardan biri hastayı dikkatle dinlemektir. Çünkü ritim bozuklukları bazen yalnızca birkaç saniye sürer ve hastanın olay anını nasıl tarif ettiği tanı sürecine önemli katkı sağlar.
Ritim bozukluğu olan kişiler günlük yaşamlarında nelere dikkat etmeli?
Bu sorunun yanıtı ritim bozukluğunun türüne göre değişir. Her hastaya aynı kısıtlamaları önermek doğru değildir.
Genel olarak düzenli uyku, yeterli sıvı tüketimi, aşırı kafein ve enerji içeceği tüketiminden kaçınılması faydalı olabilir. Reçetesiz kullanılan bazı ilaçlar ve takviyeler kalp ritmini etkileyebilir. Bu nedenle kullanılan ürünlerin hekime bildirilmesi önemlidir.
Egzersiz konusunda da kişiye özel öneri gerekir. Bazı hastalar düzenli egzersize rahatlıkla devam edebilirken bazı ritim bozukluklarında egzersiz öncesinde ayrıntılı değerlendirme yapılması gerekebilir.
Hastanın kendi ritmini gözlemlemesi değerlidir ancak sürekli nabız kontrolü yaparak kaygıyı artırmamak da önemlidir. Takip, planlı ve bilinçli şekilde yapılmalıdır.
Ritim bozukluklarında teknoloji nasıl bir değişim sağladı?
Dijital sağlık uygulamaları ritim bozukluklarının takibinde önemli kolaylıklar sağladı. Patch EKG sistemleri, akıllı saatler ve uzaktan cihaz takip yöntemleri sayesinde daha uzun süreli verilere ulaşabiliyoruz.
Kalp pili, ICD ve CRT-D gibi cihazların bazıları uzaktan takip edilebiliyor. Cihazın teknik verileri ve kaydettiği ritim olayları belirli aralıklarla incelenebiliyor.
Yapay zekâ destekli EKG analizleri de giderek gelişiyor. Bu sistemler çok sayıda veriyi hızlı biçimde değerlendirerek hekime yardımcı olabilir.
Bilimsel çalışmalarımın önemli bir bölümünde dijital sağlık, yapay zekâ destekli EKG analizi, kalp yetersizliği ve aritmi öngörüsü üzerine yoğunlaşıyorum. Teknolojinin en değerli olduğu nokta, hekim değerlendirmesini destekleyerek hastanın daha kapsamlı takip edilmesine katkı sağlamasıdır.
Ritim bozukluğu şüphesi olanlara ne söylemek istersiniz?
Öncelikle her çarpıntının tehlikeli bir ritim bozukluğu anlamına gelmediğini söylemek gerekir. Ancak tekrarlayan, uzun süren veya günlük yaşamı etkileyen şikâyetlerin de göz ardı edilmemesi önemlidir.
Hastaların çarpıntının ne zaman başladığını, ne kadar sürdüğünü ve beraberinde hangi belirtilerin görüldüğünü not etmesi değerlendirme sırasında yardımcı olabilir. Akıllı saat veya taşınabilir EKG kaydı varsa bunların da hekimle paylaşılması değerlidir.
Özellikle çarpıntıyla birlikte bayılma, belirgin nefes darlığı, göğüs ağrısı veya ciddi baş dönmesi yaşanması durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Ritim bozukluklarında doğru yaklaşım; hastayı dikkatle dinlemek, şikâyeti kayıt altına almak, ritmin türünü belirlemek ve kişiye özel bir takip planı oluşturmaktır. Kalbin ritmi yalnızca sayılardan ibaret değildir. Bazen hastanın günlük yaşamında fark ettiği küçük bir değişiklik, değerlendirme sürecinin en önemli ipucu olabilir.
