Yazar arşivleri: Mehmet ŞELECİ

Aile Hekimliğinde puanlama sistemine tepki

Anadolu Sağlık Sen Genel Başkanı Necip Taşkın, Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği çerçevesinde uygulanan sözleşme yenileme puanlama sisteminin sahada görev yapan aile hekimleri ile aile sağlığı çalışanlarını (ASM) büyük bir mağduriyetle karşı karşıya bıraktığına dikkat çekerek, Sağlık Bakanlığı’nın EKİP sistemi üzerinden yürütülen “Sözleşme Yenileme İş Kuralları”, çalışanların iradesi ve kontrolü dışındaki dış etkenler yüzünden emeğini ve iş güvencesini tehlikeye attığını söyledi.

Puanlamanın sadece tek bir hekim üzerinden yürütülmesinin, sistemdeki en büyük adaletsizlik olduğunun altını çizen Taşkın, Hekimin TUS (Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı) kazanarak ayrılması, istifa etmesi veya askere gitmesi durumunda, sistemin puanı otomatik olarak düşürdüğünü, hekimsiz kalan Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM) görev yapan ebe, hemşire ve diğer sağlık çalışanlarının, hiçbir kusurları olmadığı halde bu düşüşten haksız yere etkilendiğini söyledi.

Anadolu Sağlık Sen Genel Başkanı Necip Taşkın, açıklamasında şu hususlara dikkat çekti!

24 Aylık Ortalama ve Karmaşık Kriterler Baskı Yaratıyor

“Sözleşme yenileme puanı, son 24 aya ait ortalama puan üzerinden oluşturulmaktadır. Aşı uygulamaları, bebek-çocuk izlemleri, kanser ve kronik hastalık taramaları gibi birçok kriter her ay yeniden değerlendirilmekte, geçmiş ayların puanlarını dahi geriye dönük etkileyebilmektedir.

Birimlerin bakanlıkça belirlenen 70 puan barajının altında kalması, doğrudan sözleşme yenilenmeme riski doğurmakta ve çalışanlar üzerinde ağır bir psikolojik baskı kurmaktadır.

ASM’nin çeşitli nedenlerle hekimsiz kalması aile sağlığı personelinin suçu değildir. Herhangi bir kusuru ve ihmali bulunmaksızın iradeleri dışında gelişen hekim eksikliği nedeniyle çalışanların puanlarının düşürülmesi hakkaniyet ve adalet ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Aile sağlığı çalışanları görevlerini dikkatli ve özverili şekilde ifa etmelerine rağmen hekim eksikliği nedeniyle çalışanlara yansıtılan puan eksikliği, çalışanların emeğinin değersizleşmesine neden olmakta, moral ve motivasyonunu bozmaktadır. Puanlama sisteminin yapısal sorunundan kaynaklan bu mağduriyet, aynı zamanda çalışanların sözleşme güvencesini tehlikeye düşürmektedir.

Çağrımız ve Talebimizdir!

Sağlık hizmeti bir ekip işidir. Başarı da başarısızlık da tek bir kişiye mal edilemez. Puanlama sistemi kişiye göre değil; hakkaniyetli bir şekilde ekibe ait olmalıdır. ASM’nin hekimsiz kaldığı gerekçesine dayanılarak personelin puanının düşürülmesinde hukuken açıklanabilir bir gerekçe yoktur. 

Anadolu Sağlık Sen olarak, üyelerimizin ve tüm sağlık çalışanlarının haklı mücadelesinin sonuna kadar takipçisi olacağız. Yetkilileri, sahada infial yaratan bu mağduriyete derhal son vermeye ve yönetmeliği adil bir zemine taşımaya davet ediyoruz.”

Gencan: Gelirlerimiz giderlerimizi geçti

Edirne Belediye Meclisi I. Olağanüstü Toplantısı’nda konuşan Belediye Başkanı Filiz Gencan, “Tarihimizde gelirlerimizin giderlerimizden yüksek olduğu bir döneme şahit olmuş olduk” dedi.


Toplantıda, Edirne Belediyesi ile belediye iştiraki Edirne Belediyesi Personel Anonim Şirketi’nin Sosyal Güvenlik Kurumu’na olan borçlarının 6183 sayılı Kanun’un 48’inci maddesi ve ilgili SGK genelgeleri kapsamında tecil ve taksitlendirilmesi amacıyla bazı belediye taşınmazlarının teminat gösterilmesi ve gerekli işlemlerin yürütülmesi konusunda Belediye Başkanı Filiz Gencan’a yetki verilmesine ilişkin Emlak ve İstimlak Müdürlüğü’nün 24.08.2026 tarih ve 1834934 sayılı yazısı görüşüldü.

Maddeyle ilgili açıklamalarda bulunan Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, göreve geldikleri günden itibaren belediyenin mali yapısını güçlendirmeyi ve borç yükünü azaltmayı öncelik haline getirdiklerini söyledi.

Alınan tedbirler ve hayata geçirilen çalışmalar sonucunda belediyenin gelir-gider dengesinde önemli bir iyileşme sağlandığını ifade eden Başkan Gencan, “Göreve geldiğimiz günden itibaren özellikle belediyemizin mali yapısını güçlendirmek, diğer taraftan da borç yükümüzden kurtulmayı önceliklendirdik. Şunu gururla ifade etmek istiyorum; Edirne’de yapmış olduğumuz çalışmalarla, otoparklardan elde ettiğimiz gelirler, otogarla ilgili süreçlerimiz, kamusal alanlarımızın güncel rakamlarla kiraya verilmesi ve benzeri uygulamalarla gelirlerimizi artırma noktasında çok ciddi çalışmalarımız oldu” dedi.

Son üç-dört aylık sürece bakıldığında SGK borcu hariç gelir-gider dengesinde dikkat çekici bir tablonun ortaya çıktığını belirten Başkan Gencan, “Tarihimizde gelirlerimizin giderlerimizden yüksek olduğu bir döneme şahit olmuş olduk. Üstelik ülkemizdeki ekonomik zorluklara ve İller Bankası paylarının Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarında üst üste azalmasına rağmen, almış olduğumuz önlemler ve yaptığımız çalışmalarla gelirlerimizi giderlerimizden yüksek hale getirdik” ifadelerini kullandı.
GELİRLERİMİZ GİDERLERİMİZİ GEÇTİ
SGK borçlarının yapılandırılmasına ilişkin sürece de değinen Gencan, daha önce de çeşitli girişimlerde bulunduklarını ancak sonuca ulaşamadıklarını belirterek, “Şimdi geldiğimiz noktada böyle bir yapılandırma durumu söz konusu. Özellikle şunu da ifade etmek istiyorum; söz konusu taşınmazlarla ilgili 2019 yılında da alınmış bir meclis kararı var. Ancak bunun güncellenmesi gerektiği noktasında SGK ile bir görüşme gerçekleştirdik. Biz buraları bir teminat olarak gösteriyoruz. Muradımız geçmiş borçlarımızı bu yapılandırmayla sonuçlandırmak ve devam eden borçlarımızı da zamanında ve düzgün şekilde ödeyebilmek. Böylelikle hemşerilerimize hem mali yapısı güçlü bir belediyecilik anlayışı sunmak hem de hizmet üretme noktasında herhangi bir tıkanıklık yaşamadan süreci devam ettirmek istiyoruz” dedi.
ZAFER BAYRAMI KUTLAMALARINA DAVET
Konuşmasının sonunda 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı da kutlayan Başkan Gencan, tüm Edirnelileri kutlama programlarına davet ederek, “Pazar günü 30 Ağustos Zafer Bayramımızı kutlayacağız. Her yıl olduğu gibi bu yıl da şehrimizde bayramımızı coşkulu bir şekilde hep birlikte kutlamayı arzu ediyoruz. Buradan öncelikle Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını saygıyla, minnetle ve özlemle anıyoruz. 30 Ağustos’ta önce Atamızın huzurunda olacağız, ardından geçit töreninde yer alacağız. Akşamında ise fener alayımız ve değerli sanatçımız Göksel’in konseriyle kutlamalarımızı sürdüreceğiz. Tüm hemşerilerimizi programlarımıza davet ediyorum” ifadelerini kullandı. Toplantı, gündem maddesinin karara bağlanmasının ardından sona erdi.

TRAKYAKA İğneada’da toplandı

Trakya Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu 2026 yılı Ağustos ayı olağan toplantısı Kırklareli Valisi ve Trakya Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Turan’ın başkanlığında Kırklareli’nde yapıldı.

İğneada’da gerçekleşen toplantıya Edirne Valisi Yunus Sezer, Tekirdağ Valisi Recep Soytürk, Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan, Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin, Kırklareli Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Soner Ilık, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı H. Sezai Irmak ve Kırklareli İl Genel Meclisi Başkanı Hakan Geriş katıldı.

Toplantı, bir önceki toplantıda alınan kararların tekrar görüşülmesiyle başladı. Ardından Genel Sekreter Mahmut Şahin Yönetim Kurulu’na TÜBİTAK TÜGİP ile yürütülmesi hedeflenen Gıda Sanayi Alternatif Mali Destek Programı ile ilgili bilgi verdi.

Yönetim Kurulu, 43. Askeri Bakım Fabrikası Jiletli Tel İmalatı Güdümlü Proje önerisi hakkında görüştü. Toplantının devamında Genel Sekreter Mahmut Şahin, AB proje başvuruları ve Trakya Kalkınma Ajansı 2026 Ara Faaliyet Raporu ile ilgili üyeleri bilgilendirdi.

2027 yılı Çalışma Programı ve 2027-2029 yıllarını kapsayan Sonuç Odaklı Program (SOP) yönetim planlarının görüşülmesinin ardından Trakya Tohum A.Ş. faaliyetleri hakkında Yönetim Kurulu’na bilgi verildi.

Dilek ve temennilerin sunulması ile toplantı sona erdi.

Velilere ‘UYUM’ izni

Milli Eğitim Bakanlığı, öğrencilerin okula uyum sürecine katkı sağlamak amacıyla kamuda çalışan velilerden birinin 7-11 Eylül tarihlerinde günde 3 saati aşmayacak şekilde idari izinli sayılacağını açıkladı.

Millî Eğitim Bakanlığınca yeni eğitim öğretim yılında öğrencilerin okula uyum süreçlerinde aile katılımını güçlendirecek uygulamalar hayata geçirilecek. Uyum eğitimleri kapsamında veliler de sürece etkin olarak katılacak, bu çerçevede kamuda çalışan velilerden biri, 7-11 Eylül tarihlerinde günde 3 saati aşmayacak şekilde idari izinli sayılacak.
Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan “2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler” konulu Genelgede yer alan, uyum eğitimleri ve aile katılım etkinliklerinin Bakanlıkça belirlenen takvim ve program çerçevesinde ailenin sürece etkin katılımı esas alınarak gerçekleştirilmesine ilişkin hüküm doğrultusunda, yeni eğitim öğretim yılında ailelerin çocuklarının okula uyum süreçlerine daha etkin katılımı sağlanacak.

Bu kapsamda okul öncesi eğitim, ilkokul 1. sınıf ve ortaokul 5. sınıf öğrencilerine yönelik 7-11 Eylül 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek uyum eğitim programlarından başlayarak ailelerin eğitim sürecine bütüncül bir yaklaşımla etkin katılımının sağlanması ve okul-aile iş birliğinin güçlendirilmesi amaçlanıyor.

Veliler uyum sürecine çocuklarıyla birlikte katılacak
Aileyi güçlendirecek politikalara yön vermesi amacıyla ilan edilen “Aile ve Nüfus 10 Yılı” çerçevesinde gerçekleştirilecek program kapsamında okul öncesi eğitim, ilkokul 1. sınıf ve ortaokul 5. sınıf öğrenci velilerinin 7-11 Eylül 2026 tarihlerindeki uyum haftası eğitimlerine etkin katılımı sağlanacak.

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinden kamu kurum ve kuruluşlarına gönderilen yazı doğrultusunda kamuda çalışan ebeveynlerden biri, talep etmeleri hâlinde uyum haftası eğitimlerinde öğrencinin kayıtlı olduğu eğitim kurumunun ders saatlerine uygun olarak 3 saati aşmayacak şekilde idari izinli sayılacak.

“Ailemle Okul Yolu Programı” yıl boyunca devam edecek
Uyum eğitimleriyle başlayacak aile katılımı yalnızca uyum haftasıyla sınırlı kalmayacak. Aile katılımı, gelişim ve rehberlik uygulamaları “Ailemle Okul Yolu Programı” adı altında birbiriyle ilişkilendirilerek eğitim öğretim yılının tamamına yayılacak.

Karma Kullanımlı Yerleşkeler Konut Talebinde Payını Artırıyor

Konut, ofis, otel ve ticari işlevlerin tek arazide çözüldüğü projeler, büyükşehirlerde giderek daha fazla tercih ediliyor. Modelin arkasında değişen çalışma ve ulaşım alışkanlıkları bulunuyor.

Türkiye’nin büyük şehirlerinde gayrimenkul geliştirme anlayışı, tek işlevli konut adalarından karma kullanımlı yerleşkelere doğru kayıyor. Aynı arazi içinde konutun yanı sıra ofis, otel ve ticari alanların planlanmasına dayanan bu model, kullanıcının gün içindeki ihtiyaçlarının önemli bölümünü yerleşke sınırları içinde karşılamayı hedefliyor.

Modelin yaygınlaşmasında birden fazla etkenin rol oynadığı belirtiliyor. Bunların başında ulaşım süreleri geliyor. Metropollerde günlük yol süresinin artması, konut tercihlerinde iş yerine ve sosyal alanlara yakınlığı belirleyici hale getirdi. Salgın sonrası kalıcılaşan hibrit çalışma düzeni ise ikinci etken olarak gösteriliyor; evden çalışan kullanıcıların yerleşke içindeki ortak ofis ve sosyal alanlara yönelmesi, projelerin program kurgusunu doğrudan etkiliyor.

Uzmanlar, karma kullanımlı projelerin işletme boyutuna da dikkat çekiyor. Bu tür yerleşkelerde ticari alanların ve otelin sürekli işletiliyor olması, sitenin yıl boyu canlı kalmasını sağlarken ortak alanların bakım standardının korunmasına da katkıda bulunuyor. Buna karşılık uzmanlar, planlamanın doğru yapılmaması durumunda konut sakinlerinin mahremiyetinin zedelenebileceğine işaret ediyor. Konut girişlerinin ticari sirkülasyondan ayrılması ve otopark çözümlerinin ayrıştırılması, bu riski azaltan başlıca yöntemler arasında sayılıyor.

İzmir yeni ev projeleri içinde bu modeli uygulayan örneklerden biri, Bayraklı Turan sahilinde geliştirilen Neva Yalı İzmir. REV Konut ve Otel Geliştirme tarafından hayata geçirilen projede üç rezidans kulesi, ofis katları, restoran caddesi ve 177 odalı bir Marriott MOXY oteli aynı yerleşke içinde konumlanıyor. Projede araç trafiğinin yer altına alındığı, zemin kotunun ise yaya kullanımına ve peyzaj alanlarına ayrıldığı belirtiliyor.

Uluslararası otel markalarının konut projelerine dahil edilmesi de son dönemde öne çıkan bir uygulama olarak değerlendiriliyor. Sektör temsilcileri, bu iş birliklerinin projelere kurumsal bir işletme standardı kazandırdığını ve özellikle yatırım amaçlı alımlarda kiralama sürecini kolaylaştırdığını ifade ediyor.

Karma kullanımlı yerleşkelerin gelecekteki seyri konusunda ise arazi büyüklüğünün belirleyici olacağı vurgulanıyor. Bu modelin işlevlerin birbirini rahatsız etmeden çözülebileceği geniş parseller gerektirdiği, kent merkezlerinde bu ölçekte arazi bulunmasının giderek zorlaştığı belirtiliyor.

Aramızdan ayrılanlar

SALİH KÜÇÜKARDALI VEFAT ETTİ
Serhat Birlik eski minibüsçülerinden, taksici ve Musabeyli Köyü sakinlerinden Salih Küçükardalı vefat etti. Ayten Küçükardalı’nın eşi, Rahman Küçükardalı ve Figen Arpat’ın babaları, Emine Şen Küçükardalı ve Tuncay Arpat’ın kayınpederleri olan merhum dün Musabeyli Köyü Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Köy Mezarlığında toprağa verildi.

MERAL YALABIK VEFAT ETTİ
Merhum Cemal ve merhume Nesibe Özavcı’nın kızları, Celal Özavcı’nın ablası, Haşim Yalabık’ın eşi, Muhterem ve Yalçın Yalabık’ın anneleri. Merhum İbrahim ve merhume Fethiye Yalabık’ın gelinleri, Nurdan Yalabık’ın kayınvalidesi, Sezai Yalabık’ın yengesi olan Meral Yalabık 75 yaşında vefat etti, Merhume dün Karaağaç Yeni Camide öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Karaağaç Mezarlığında toprağa verildi.

Tucer 1’nci Murat için büyük kayıp

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1996 yılında mezun olan ve asistanlığını da bu hastanede tamamlayan, ardından Edirne’de 30 yıldan bu yana  hekimlik görevini sürdüren Sultan 1’nci Murat Devlet Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Dilek Tucer, resmi hekimlik görevinden ayrıldığını duyurdu.

Adı Türkiye’nin en başarılı uzmanları arasında anılan ve binlerce hastanın teşhis ve tedavisini gerçekleştiren, endoskopi ve kolonoskopi işlemlerinin en güvenilir isimlerinden olan Tucer, bundan sonraki meslek yaşamına ilişkin rotasını da çizdi. Aldığı kararın “artık çalışmak istemesi”  olarak algılanmamasını isteyen Tucer, “1997 yılında başlayan devlet memuriyeti ve hekimlik yolculuğumda bir dönem kapandı. Belki benim seçtiğim zamanda değil… Ama bundan sonraki yolu, kendi irademle seçiyorum” ifadesini kullanarak duygu ve düşüncelerini şu sözlerle dile getirdi.

VEDA MESAJI BİLE NAİF VE ANLAYANA

“Yıllar boyu kapımdan giren hiçbir hastayı geri çevirmemeye, bilgim ve gücüm yettiğince mesleğimin gerektirdiğinden fazlasını yapmaya çalıştım. Poliklinik odam, endoskopi ünitem, birlikte çalıştığım ekipler…Yıllar içinde hepsi hayatımın bir parçasına dönüştü. Çalışmayı hiçbir zaman bir yük olarak görmedim; birlikte çalıştığım insanları ailem, görev yaptığım yeri de çoğu zaman ikinci evim bildim. Bu yüzden emeklilik kararım, ‘artık çalışmak istemiyorum’ dediğim bir noktada alınmış bir karar değildir.

Ne yazık ki son dönemde çalışma düzenimin, mesleki huzurumun ve yıllar içinde emekle kurduğum çalışma ortamının benim için sürdürülebilir olmaktan çıkması, beni hiç planlamadığım bir zamanda bu kararı almaya yöneltti.

Bazı ayrılıkların nedeni yorgunluk değil, insanın emeğine ve mesleki varlığına duyduğu saygıyı koruma isteğidir. Bu nedenle devlet hizmetinden beklediğimden daha erken ayrılmış olsam da, bunu bir son değil, kendi yolumu yeniden seçme hakkım olarak görüyorum. Çünkü bazı kapılar insan istediği için değil, artık içeride kalmak kendine haksızlık olmaya başladığı için kapanır. Sessiz kalmayı seçmek, yaşananları yok saymak değildir. Her şeyi anlatmamak da unutmak değildir.

Bugün devlet hizmetinden emekliyim; ama hekimlikten değil…Bunca yılın emeğini, tecrübesini ve en önemlisi insanlara faydalı olma isteğimi şimdi kendi muayenehanemde sürdürmeye hazırlanıyorum. Beni yıllar boyunca hekimleri olarak kabul eden hastalarıma, birlikte omuz omuza çalıştığım mesai arkadaşlarıma, dostlarıma ve yoluma iyi niyetle eşlik eden herkese gönülden teşekkür ederim.

Bir kapı, beklediğimden daha erken kapandı belki…Geride bıraktığım özverili ekibimin, ünitemin, çalışma arkadaşlarımın, hastalarımın her daim hissedeceğim özlemiyle…

Ama bazen insan, yoluna devam edebilmek için önce kendi emeğine, onuruna ve iç huzuruna sahip çıkmak zorundadır… Şimdi yeni bir kapı açılıyor…Aynı hekimlik anlayışıyla, aynı vicdanla, aynı özenle… Yeni adresimde yeniden görüşmek üzere.”

15 metrekarede 49 yıllık anı!


Olgay GÜLER
Edirne’de otel müdürü Cengiz Bulut (61), 49 yıldan bu yana biriktirdiği yaklaşık 4 bin parça antika ve eski eşya koleksiyonunu, 15 metrekare dükkanında sergiliyor.
Edirne’de bir otelde müdür olarak çalışan evli ve iki kız babası Cengiz Bulut, dedesinin kendisine hediye ettiği kemik saplı çakıdan etkilenerek, 12 yaşından itibaren antika değeri taşıyan objeler toplamaya başladı. İlk başlarda Edirne’ye ait tapu, fotoğraf ve haritalar biriktiren Bulut, daha sonra bu hobisini genişletip, kullanılmayan eski eşyaları da almaya başladı. Geride kalan 49 yılda yaklaşık 10 bin parça antika ve eski eşya biriktiren Bu-lut, bunları açtığı dükkanda sergilemeye karar verdi. Kent merkezindeki tarihi Bedesten Çarşısında, 15 metrekarelik dükkanda koleksiyonundan 4 bin parçayı sergileyen Bulut, amacının para kazanmak olmadığını söyledi.


’12 YAŞIMDA DEDEMİN HEDİYESİYLE BAŞLADIM’
Bulut, çocukluğumdan beri Edirne tarihine meraklı olduğunu söyleyerek, “12 yaşında dedemin bana kemik saplı bir çakıyı hediye etmesiyle başladı bu merak. Halen saklarım o çakıyı. Babaannem de bakır maşrapa hediye etmişti. Bir de aile tarihini çok anlatırlardı. Bizim ailemiz 93 harbi dediğimiz Osmanlı-Rus savaşı sırasında Edirne’ye göç etmiş. Bu hikayelerle büyüdüğümüz için haliyle tarihe olan merakımız gün geçtikçe arttı. Mesela İtalya’da Edirne’yle ilgili belge bulduğumda buna 25 avro para ödüyoruz ama kargosuna 50 avro ödüyoruz. Bu bedellere bakmadan Edirne için önemliyse bu tür şeyler alıyoruz. Mesela Edirne fotoğrafları konusunda çok geniş bir arşivim var. Türkiye’deki bütün Edirne’yle ilgili çalışma yapan profesörler olsun, yazarlar olsun bize başvuruyorlar, bilgi belge desteği istiyorlar, fotoğraf desteği istiyorlar. Bunlara katkı yapmaya çalışıyoruz” dedi.


‘BURADA AĞLAYAN İNSANLARI DA GÖRÜYORUM’
Dükkanında, antikaların yanı sıra, eski objelerin de çokça bulunduğunu belirten Bulut, “Burada genelde ‘Vintage’ dediğimiz insanların geçmişte kullandığı ürünleri toparlıyoruz. Tabelamız antikacı olmasına rağmen bunlar çok var. Bunlar eski kullandığımız, hepimizin elinde eskiden kullandığı ürünler. Gelen müşteriler çok güzel tepkiler veriyorlar. Daha önceki dükkanımız taşınmadan önce daha büyüktü, 45 metrekareydi. Daha geniş alana sergiliyorduk ve insanlar müze gibi ziyaret ediyordular. Devlet kademesindeki insanlarımız da ziyaret ediyorlardı. Geçmişe bir yolculuk yapıyor sanki. Burada ben mesela ağlayan insanları da görüyorum. Çocukluğunda kullandığı bir oyuncağı görüyor. Evde kullandığı babaannesinin bir benzer eşyasını görüyor” diye konuştu.


‘AMACIMIZ PARA KAZANMAK DEĞİL’
Amacının para kazanmak olmadığını dile getiren Bulut, “Biz burada aslında satıştan ziyade bu eşyaları sergiliyoruz. Beğenen, satın alan insanlar da var. Bir maddi beklentim yok. Dört yıldır, beş yıldır bu işi yapıyoruz. Bu iş aslında insanlarımız şu gözle bakmıyor. Biz bir kültür işi yapıyoruz. Yani Edirne tarihini olsun, kültürünü olsun katkı yapıyoruz. Beş yıldır kirasıyla, vergisiyle, muhasebecisiyle, suyu bunlar hep benim desteğimle gidiyor. Yani dükkan kendini kurtarıyor mu? Para kazandırıyor mu? Derseniz, bu işte bu böyle bir şey yok. Her şehirde bu tür bir yer olmalı. Geçmişle geleceğin arasında bir köprübaşı yaptığının bilinciyle bu işi yapıyoruz. Amacımız para kazanmak değil” şeklinde konuştu.


‘GELECEĞE MİRAS …’GELECEĞE MİRAS BIRAKMAK İSTİYORUM’
Dükkanı, pandemi döneminde açmaya karar verdiğini anlatan Bulut, “Aslında dükkanı açma sebebim, bu pandemi döneminde biliyorsunuz insanlar dışarı çıkamadı, edemedi. Benim de o kadar çok birikimim vardı. Çok samimi çevremden üç dört arkadaşım vefat etti. Eşim dedi ki; “Bak ölüm var, bir gün sen ölür gidersen bunların biz kıymetini bilmiyoruz, dükkan aç sat” dedi. Zaten dükkan açmayı hep düşünüyordum. Açma sebebim para kazanmak değil. Bunları halkla buluşturmak. Topladığınızda yine şehrimize katkı bulunmak ve geleceğe miras bırakmak. Bu amaçla açtık. İnsanlar geliyor, görüyor, beğendiğini alıyor” ifadelerini kullandı.