
Yazar arşivleri: Mehmet ŞELECİ

Nöbetçi Eczaneler
Aramızdan ayrılanlar
MUHARREM ÇETİNYÜREK VEFAT ETTİ
Hatice Yardımcı Çetinyürek’in eşi Muharrem Çetinyürek, vefat etti.
Hatice Yardımcı Çetinyürek’in eşi, merhum Şehnaz Öğüdücü ve Hakan Çetinyürek’in babaları, Durul Öğüdücü ve Arzu Çetinyürek’in kayınpederleri, Elvin Öğüdücü ve Revna Çetinyürek’in dedeleri, merhum Özgen Kıskaç’ın bacanağı, Nezihe Kıskaç, Mustafa Yardımcı, Lale Yardımcı, Doruk Yardımcı, Demir Yardımcı, Elif Yardımcı, Sinem Yardımcı, Damla, Yaman, Ela ve Ada Yardımcı’nın enişteleri Muharrem Çetinyürek için Fatih Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi.
Öğle namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Muharrem Çetinyürek’in cenazesi Musulça Köyü Mezarlığı’nda toprağa verildi.
MAHSURE İŞBECEREN VEFAT ETTİ
Merhum sıvacı Hamdi İşbeceren’in eşi Mahsure İşbeceren, 82 yaşında vefat etti.
Merhum sıvacı Hamdi İşbeceren’in eşi, Murat Yapı Tekstil Fabrikası’ndan emekli elektrikçi Levent İşbeceren ve kuaför Bülent İşbeceren’in annesi, Meltem İşbeceren’in kayınvalidesi, Çağdaş ve Nilay İşbeceren’in babaanneleri Mahsure İşbeceren için dün Sarı Cami’de cenaze töreni düzenlendi.
Öğle namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Mahsure İşbeceren’in cenazesi Acıçeşme Mezarlığı’na defnedildi.
YUSUF YAYLA VEFAT ETTİ
Kırkpınar Vergi Dairesi’nden emekli Hayriye Yayla’nın eşi Yusuf Yayla, 71 yaşında vefat etti.
Kırkpınar Vergi Dairesi’nden emekli Hayriye Yayla’nın eşi, Mali Müşavir Sezer Yayla Erk, Fatma Erbaş ve Bahar Yılmaz’ın babaları, Erkan Erk, İsmail Erbaş ve merhum Birol Yılmaz’ın kayınpederleri Yusuf Yayla için dün Eski Cami’de cenaze töreni düzenlendi.
İkindi namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Yusuf Yayla’nın cenazesi Yenişehir Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Buğdayda gizli tehlike!
Olgay GÜLER
Edirne’de, mevsim yağışlarını zamanında alan buğdayda, kış aylarının önceki yıllara göre ılık geçmesi nedeniyle bazı bölgelerde ‘kök çürüklüğü’ hastalığı görüldü.
TAR-DER Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Uzman Tarım Danışmanı Ziraat Yüksek Mühendisi Lütfü Açar, başaklanma devresine giren buğdayların son durumunu değerlendirdi. Bazı bölgelerde sararmalar görüldüğünü dile getiren Açar, üreticilerin tedbirli olması gerektiğini söyledi.
BUĞDAYDA ‘GİZLİ’ TEHLİKE!
Açar, açıklamasında, “En önemlisi gizli bir tehlike yer yer kendini göstermeye başlamıştır. Hububat ekilişlerinde alan alan sararmalar gözlenmektedir. Bu hastalıklar geçmiş yıllarda da kendini göstermiştir. Ciddi verim kayıplarının oluşmasına neden olunmuştur. Bu tehlike Take-All (Çökertme) hastalığıdır. Halkın tabiri ile ‘kök çürüklüğü’ veya ‘kök kararması’ hastalığıdır. Kök boğazı hastalığından farklı olduğu bilinmelidir. Kök çürüklüğü hastalığı, kök boğazı hastalığı ile karıştırılmamalıdır. ‘Kök boğazı’ hastalığı farklı, ‘Kök çürüklüğü’ hastalığı farklı olduğunu belirtmek isteriz. Her iki hastalıkta da etmenler her ne kadar mantar olsa da farklı mantarlar olduğu da bilinmelidir. ‘Kök boğazı’ hastalıkları ile ilk devrede tohum ilaçlaması ve de akabinde bitkilerin gelişme devreleri itibarıyla da yeşil aksam ilaçlaması şeklinde mücadele edilebilmektedir. Ancak ‘kök çürüklüğü’ hastalığı ile yeşil aksam şeklinde mücadele edilecek ilaç yoktur. Tohum ilaçlaması yapılacak şeklinde ilaç mevcuttur. İlk yıllarda bu ilaç maliyeti artırdığı için pek kullanılmamıştır. Akabindeki yıllarda bu hastalığa karşı kısmen tohum ilaçlamalarının yapıldığı gözlenmiştir” diye konuştu.
‘ERKENCİ ÇEŞİTLERDE CİDDİ ETMENLER GÖRÜLMÜŞTÜR’
Açar, ‘Kök çürüklüğü’ hastalığının 2020’li yılların başlarında ciddi denilebilecek ekonomik zararlara neden olduğunu hatırlatarak, “Bu tehlike karşılığında üreticiler özellikle erken ekilişlerden ve de erkenci çeşitlerden kaçınılması konularında uyarılmışlardır. Nitekim son yıllarda bölgemizde hububat ekişleri genel itibarıyla kasım ayı içerisinde yapıldığı gözlenmektedir. Ancak Edirne’de bu üretim sezonu hububat üretimi için her ne kadar uygun gittiği söylense de maalesef ılık tabir edilebilecek bir kış dönemi yaşanmıştır. Bu iklim şartlarında ise kısmen erken ekilen ve de özellikle erkenci çeşitlerde ciddi denilebilecek şekilde ‘kök çürüklüğü’ etmenleri görülmüştür. En bariz şekli ile tarlanın geneline bakıldığında ilk devrelerde küçük daireler şeklinde akabinde genişleyen sararmalar şeklinde kendini göstermektedir. Mevsimin ilerleyen zamanlarında da bu alanların karardığı görülecektir. Temennimiz o dur ki, üreticilerimizin böyle bir olumsuzluk yaşamamasıdır. Veya en az bir zararla sezonu kapatmasıdır” ifadelerini kullandı.
HASTALIKLA MÜCADELE
Hastalıkla mücadelede konusunda tavsiyelerde bulunan Açar, “Üretim bir planlamadır. Özellikle ekim öncesi hazırlık devresinde yaşanan ve de yaşanması muhtemel bu olumsuzluklara karşın mümkün mertebe geç ekim yapılmalıdır. Erkenci çeşitlerden kaçınılmalıdır. Mümkün ise ‘Kök çürüklüğü’ hastalığına karşın ekim öncesi tohum ilaçlaması yapılmalıdır. Bu tedbirlerin dışında ‘Kök çürüklüğü’ hastalığına karşın şu an itibari ile başka bir tedbir olmadığı bilinmelidir” dedi.
Kosova Türkleri’nde çifte 23 Nisan
Trakya Üniversitesi Balkan Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Sabri Can Sannav, 23 Nisan Kosova Türkleri Millî Bayramı’nın geçmişten bugüne uzanan güçlü bir aidiyetin ifadesi olduğunu belirterek, bu anlamlı günün Balkanlar’daki Türk varlığının tarihsel derinliğini görünür kıldığını söyledi.
Doç. Dr. Sabri Can Sannav, Trakya Üniversitesi’nin sosyal medya hesabında gerçekleştirdiği paylaşımda, 23 Nisan Kosova Türkleri Millî Bayramı’nı kutlarken şunlara yer verdi:
BALKANLAR’DA BİR KİMLİK GÜNÜ: 23 NİSAN KOSOVA TÜRKLERİ MİLLİ BAYRAMI
Kosova Türklerinin millî bayramı olarak kutlanan 23 Nisan, Balkanlardaki Türk toplulukları açısından kimlik, aidiyet ve toplumsal hafıza bakımından önemli bir anlam taşıyor. Bu tarih, Kosova Türkleri için hem kültürel sürekliliğin hem de ortak geçmiş bağlarının güçlü bir simgesi olarak öne çıkıyor.
II. Dünya Savaşı sonrasında Kosova’da Türk kimliğinin uzun süre resmî olarak tanınmaması, toplumsal yapıda önemli değişimlere yol açtı. 1951 yılından itibaren millî azınlık statüsü kazanan Kosova Türkleri, Türkçe eğitim ve kültürel faaliyetlerini yeniden canlandırdı. Bu süreçte kimlik ve aidiyetlerini yansıtacak bir millî gün arayışına yönelen Kosova Türkleri, Türkiye ile olan tarihî ve kültürel bağları doğrultusunda 23 Nisan’ı millî bayram olarak benimsedi. Kosova Anayasası kapsamında topluluklara kendi millî bayramlarını belirleme hakkı tanınmasıyla birlikte 23 Nisan, 2009 yılından itibaren resmiyet kazanarak her yıl kutlanmaya başlandı.
Türkiye ile Kosova Türkleri arasındaki tarihî ve kültürel bağlar sürerken, Trakya Üniversitesi de akademik çalışmalar, uluslararası iş birlikleri ve öğrenci değişim programlarıyla Balkanlarla ilişkilerini güçlendirmeye devam ediyor. Üniversite bünyesinde faaliyet gösteren Balkan Araştırma Enstitüsü bu süreçte önemli bir rol üstleniyor.
Doç. Dr. Sabri Can Sannav, Kosova’daki Türk toplumunun kendi millî gününü belirleme hakkına sahip olmasıyla birlikte 23 Nisan’ın bölgede yaşayan Türkler tarafından da benimsendiğini belirtti. Doç. Dr. Sannav, 23 Nisan’ın Balkanlar’da güçlü bir anlam taşıdığını ifade ederek, “Kosova’da yaşayan Türkler de 23 Nisan’ı millî bir bayram olarak kabul etmiştir. Dolayısıyla 23 Nisan, yalnızca Türkiye’de yaşayan Türkler için değil, Kosova’daki Türkler için de önemli bir gün olup millî kimlik açısından da tarihî bir değer taşımaktadır” dedi.
Sannav, bu millî günün kabul edilmesinin ardından akademik çalışmaların ivme kazandığını, Balkan Araştırma Enstitüsü’nün bu süreçte aktif bir rol üstlendiğini aktardı. Enstitünün; uluslararası sempozyumlar, yayın faaliyetleri, saha araştırmaları ve akademik iş birlikleri aracılığıyla Balkanlar’daki Türk varlığına yönelik bilimsel üretimi desteklediğini belirten Sannav, “Enstitümüz; düzenlediği uluslararası sempozyumlar, yayın faaliyetleri, saha araştırmaları ve akademik ağlar aracılığıyla Balkanlar’daki Türk toplumları ile Türkiye arasındaki tarihî ve kültürel bağları güçlendirmeyi amaçlamaktadır” dedi.
23 Nisan vesilesiyle Kosova Türklerinin millî bayramını kutlayan Sannav, bu anlamlı günün Balkanlar’daki Türk varlığının tarihsel derinliğini ve kültürel sürekliliğini daha da pekiştirmesini temenni etti.
Bu da botulinum toksini kaçakçılığı
Kapıkule’nin karşısında yer alan Bulgaristan’ın Kapitan Andreevo Sınır Kapısı’nda görevli Bulgar gümrük yetkilileri, Türk plakalı bir minibüste botulinum toksini kaçakçılığı girişimini ortaya çıkardı.
Türkiye’den Bulgaristan üzerinden İngiltere’ye gitmek üzere yola çıkan Türk plakalı bir minibüsü, Kapıkule üzerinden Bulgar gümrüğüne giriş yaptı. Araç sürücüsü, taşıdığı ticari yük dışında herhangi bir beyanı olmadığını bildirdi.
Risk analizinin ardından detaylı aramaya alınan araçta yapılan kişisel üst aramasında, sürücünün yeleğinin iki cebinde polietilen poşetler bulundu. Poşetlerin içerisinde toplam 119 adet botulinum toksini şişesi ele geçirildi.
Yetkililer, söz konusu tıbbi ürünlerin Bulgaristan’da kayıtlı olmadığını ve kullanımına izin verilmediğini belirtti. Sürücü ise ifadesinde, ürünleri satmak amacıyla taşıdığını ancak beyan etmesi gerektiğini bilmediğini öne sürdü.
Kaçak tıbbi ürünlere el konulurken, sürücü hakkında Bulgaristan Gümrük Kanunu kapsamında, gümrük idaresinin bilgisi ve izni olmadan ilaç ürünlerini ülkeye sokmaya teşebbüs suçundan işlem başlatıldı
Botulinum toksini nedir?
Botulinum toksini, Clostridium botulinum adlı bakterinin ürettiği, bilinen en güçlü biyolojik zehirlerden biridir. Sinir sistemi üzerinde etkili olan bu toksin, kaslara giden sinir sinyallerini geçici olarak durdurarak kasların gevşemesine yol açar.
Tıpta, çok düşük ve kontrollü dozlarda kullanıldığında; kas spazmları, migren, aşırı terleme gibi rahatsızlıkların tedavisinde ve kozmetik amaçlı kırışıklık giderme işlemlerinde yaygın şekilde tercih edilir. Halk arasında bu uygulamalar genellikle “botoks” olarak bilinir.
Ancak yetkisiz, denetimsiz ya da kaçak ürünlerin kullanımı ciddi sağlık riskleri doğurabilir. Yüksek dozda veya yanlış uygulandığında solunum felci dahil hayati tehlikeye yol açabilen “botulizm” adlı zehirlenmeye neden olabilir.
Bu nedenle botulinum toksini içeren ürünlerin yalnızca sağlık otoritelerince onaylanmış olması ve uzman hekimler tarafından uygulanması büyük önem taşır.
TKBL’de sıra çeyrek finallerde
Edirne DSİ Spor’un 2025-2026 sezonunu 36 puanla 13. sırada tamamladığı, Zorlu Koleji Samsun Basketbol’un şampiyon olduğu Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi’nde (TKBL) normal sezonu 2 ve 9. sıralar arasında tamamlayan takımlar arasındaki playoff mücadeleleri yarın başlayacak.
TKBL playoff çeyrek final eşleşmelerinde iki maç kazanan ekipler yarı finale yükselecek. Çeyrek final müsabakaları 29 Nisan 2026 Çarşamba günü tamamlanacak.
PLAYOFF ÇEYREK FİNAL
25 Nisan 2026 Cumartesi
Fenerbahçe Gelişim – Mersin Gençlerbirliği
Fenerbahçe Metro Enerji Spor Salonu – 16.00
Turgutlu Belediyespor – Yalova Vip
Yıldırım Beyazıt Spor Salonu – 18.00
26 Nisan 2026 Pazar
Kırklareli Belediyesi Kırklareli Fen Bilimleri – Aslan Yol Burhaniye Belediyespor
Kırklareli Yeni Spor Salonu – 16.00
İstanbul Gençlik Spor – Emlak Konut Gelişim
Ahmet Cömert Spor Salonu – 18.00
28 Nisan 2026 Salı
Mersin Gençlerbirliği – Fenerbahçe Gelişim
Edip Buran Spor Salonu – 18.00
Yalova Vip – Turgutlu Belediyespor
90. Yıl Spor Salonu – 20.00
29 Nisan 2026 Çarşamba
Aslan Yol Burhaniye Belediyespor – Kırklareli Belediyesi Kırklareli Fen Bilimleri
Burhaniye Spor Salonu – 18.00
Emlak Konut Gelişim – İstanbul Gençlik Spor
Ahmet Cömert Spor Salonu – 20.00
Ne Anlaşılmalı?
Açık söyleyeyim bu yazıyı bir şekilde görüyorsanız lütfen kendinize sorunuz; kandırılmak hoşunuza gider mi? Dürüst olalım, herhalde bu soruya;“Evet, hoşuma gider.” şeklinde bir cevap verecek kişiyi bulmak hayli zordur.
Buna mukabil, kandırılmak meselesi kandırılanın üzerinde yarattığı yahut yaratacağı etki kadar tepki görür. Daha açık bir ifade ile birisi cebinizde bulunan 50 lirayı, umarım daha yükseği bulunuyordur ancak bu şartlarda makul miktar diyerek bu miktarı örnek gösteriyorum, sizi kandırarak alırsa ve bunu siz fark ederseniz tepki gösterirsiniz. Zira kandırılmanız ve bunun karşılığında gördüğünüz zarar oldukça somut bir haldedir.
Peki ya soyut durumlar? Sizlere zarar vermez mi zannediyorsunuz? Yani sadece birer laf kalabalığı ve bunun sonucunda havada uçuşan söz öbekleri olarak mı kalır, kaldığınız yerden hayatınıza devam mı edersiniz zannediyorsunuz?
Özellikle uluslararası politika analizleri yahut analiz zannı ile dinlenen ifadelerle kandırıldığını düşünen var mıdır acaba?
Bir başka şekilde sorayım; senelerden beri çeşitli mahfiller yahut şahıslar 3. Dünya Savaşı’nın çıkacağını iddia ediyor. Geçen gün bir dersimde yaklaşık olarak şöyle bir ifade kullandım ki; buna benzer cümleleri bu köşede de kullanmıştım; “Son on beş yıla bakacak olursanız 3. Dünya Savaşı’nın en az beş kere çıktığını görürsünüz.”.
Şimdi sorarım size her olay karşısında aynı teranelerle ve ağdalı ağdalı karşınıza çıkan şahısların sizi kandırdığını düşünmez misiniz? Şöyle hesap ediniz; sizlere söylenen bu sözler aslında yanlış yahut tercihli olarak yanıltıcı analizler. Bunlar sizin cebinizden para çalınması gibi doğrudan ve sonuçları kısa sürede ortaya çıkacak şeyler değil. Ancak, yanlış analizler yanlış anlayışları, yanlış anlayışlar yanlış tavırları, yanlış tavırlar yanlış davranışları, yanlış davranışlar da yanlış sonuçları tetikler. Bunların sonuçlarının bir toplumda görülmesi de yıllar sürer.
İşte bu süreçte sizler çaylarınızdan (nedense çok övülür hayatımıza hepitopu 70-80 yıl önce dahil olmuş bu içecek) yudumlarınızı alıp önemsemez tavırlar ama ulu bir bilgelik ve tüm gizli gerçekliği açıklığa kavuşturmanın getirdiği tatminle arkanıza yaslanırken; çocuklarınız hatta torunlarınız için bir algı ve anlayış dünyası yarattığınızı yahut bunun yaratılmasına katkıda bulunduğunuzu fark etmezsiniz bile…
Çatışma ile savaş arasındaki farkı bilmeyenler bir yandan ABD öte yandan Çin, Rusya güzellemeleri paylaşırken hoşunuza giden cümleler havalarda uçuştuğu ve bir anlığına Trump’la kendinizi denk hissetme, çok gizli şeyleri nasıl da çözdüğünüz bakışına erişmenin haklı gururu ile davranırsınız.
Oysa ki; uluslararası politika analizi için uluslararası ilişkiler çalışmalarının uluslararası hukuk yahut siyasi tarih şubelerinde bulunmak bile çoğu zaman yetersiz kalabilir. Nerede kaldı pür tarihçi, iktisatçı ve sair alandan olunsun. Bunun daha da kötüsü var metalurji alanından akademisyenler bile uluslararası politikanın güncel sorunları hakkında beyanatta bulunma hakkını buldular kendilerinde. İşte bu noktada bilmem ne stratejisti unvanlı kişileri saymıyorum bile…
Televizyonlar da elbette bu kişilere zaman ayırıyor zira geçen hafta yazdığım gibi 24 saat esasına dayalı Amerikan tipi televizyon yayıncılığı var memleketimizde ancak bu yayınları dolduracak yeterli sayıda uluslararası politika çalışanı yok.
İşte ABD-İsrail ikilisi ile İran çatışması da bu gürültü içinde kayboldu gitti. Bize de bir örnek olay olarak ileriki tarihlerde yazacağımız bilimsel makaleler için bir örneklem alanı kaldı. Neyse cebinizdeki on liraya dikkat. Uluslararası politika da alanda ter dökenlerin işi olsun. Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları…
ÖZGÜRLÜK DE
Düşünürsek, “ÖZGÜRLÜK” belki de dünyanın en değerli şeyi. Hani deriz ya, “Coğrafya kaderimizdir” Yani, içinde doğduğumuz toplum, bizi kendi değer ölçülerine göre yetiştirir. Sıkıysa uyma onlara; ne iş, ne aş, ne de eş verirler, hemen dışlarlar. Ailen ve yakın çevren önce aforoz eder seni!.. Zaten içinde doğduğun aile ve çevrenin huylarını çocukken kaptın mı, sonraları kurtul kurtulabilirsen bu huylardan.
İyi ise ne alâ da, maalesef, çoğunluk, öyle gözükmüyor dünyada!..
ÇOĞUNLUĞUN HATALARINA UYMAKTAN KURTULAMIYORUZ PEK!..
İşte, çoğunluğun rüzgarına uymuşken; bir de kendi verdiğimiz kararları, değer ölçülerimizi, seçimlerimizi, inancımızı özgürce yaşadığımızı sanıyoruz!..
ASLINDA, “İNANÇ DÜNYANIN EN BİRİCİK, DEĞERİDİR” diyecektim ama, Dünya çoğunluğunun inanç sanıp yaptıklarına; bir de toplumlarına uyanlar aklıma gelince, vaz geçip, ÖZGÜR AKLI önceliğe koymak zorunda kaldım!..
GERÇEKTEN “ÖZGÜR AKIL” OLMADAN, İNANÇ DA HAKİKİ OLAMAZ, çünkü!..
Ancak, ÖZGÜR ZİHİN VE DUYGULARLA, KENDİ GERÇEKLİĞİMİZİ VE EVRENSEL GERÇEKLİĞİ GÖREBİLİP, İNSANCA YAŞAYABİLİRİZ!..
Kuran’ı Kerim. Sure 11/Ayet 19:
Onlar, Allah yolundan alıkoyan ve onu eğri göstermek isteyenlerdir. Ahreti inkâr edenler de onlardır.
Edirne Belediyesi’nden dolu dolu 23 Nisan!
Edirne Belediyesi tarafından düzenlenen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri coşkuyla geride kaldı. 3 gün boyunca gerçekleşen etkinliklerin kapanışı Özgür Çocuklar Parkı’nda gerçekleşen şenlik ile sonlandı. Şenliğe katılan Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan tüm çocukların 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutlayarak “Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, ‘Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır.’ Bizler, Atatürk’ün yolundan yürüyenler olarak asla umudumuzu kaybetmeyeceğiz.” dedi.
Şenlik programı, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Ardından Romacted öğrencilerinin şiir dinletisi ve Mektebim Koleji İlkokulu öğrencilerinin oratoryo performansları sahnelendi. Edirne Belediyesi’nin hazırladığı çocuk dans gösterisinin yanı sıra Havsa Belediyesi Anasınıfı ve Kırcaali Vasilevski Ortaokulu’nun dans gösterileri de izleyicilerle buluştu.
Programın devamında gerçekleştirilen atölye çalışmalarında çocuklar; yüz boyama, bez çanta tasarımı ve taş boyama etkinliklerine katıldı. Gün boyunca kurulan şişme oyun alanları ve mini golf sahası da çocukların eğlencesini zirveye taşıdı. Etkinlikler kapsamında pamuk şeker ikram edilirken, Türk bayrakları ve balonlar dağıtıldı; ayrıca çocuklara özel Nutuk hediye edildi.
Edirne Belediyesi tarafından gerçekleştirilen etkinliklerde konuşan Belediye Başkanı Filiz Gencan “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun. Burada, Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklarımıza ve gençlerimize emanet ettiği Türkiye Cumhuriyeti’ni ilelebet yaşatmak için; çocuklarımızla, gençlerimizle ve hemşehrilerimizle birlikte mücadele etmeye devam ediyoruz.
Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, ‘Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır.’ Bizler, Atatürk’ün yolundan yürüyenler olarak asla umudumuzu kaybetmeyeceğiz.
Biliyorsunuz, son günlerde ülkemizde Şanlıurfa’da ve Kahramanmaraş’ta acı olaylar yaşadık. Buradan, hayatını kaybeden tüm öğretmenlerimizi ve evlatlarımızı rahmetle, saygıyla anıyorum. Bugün içimiz biraz buruk. Ancak çocuklarımızla birlikte 23 Nisan’ı kutlamak da asil sorumluluklarımızdan biridir.
Biz bu etkinliklerle çocuklarımızla birlikteyiz; bayramımızı çocuklarımız ve hemşehrilerimizle beraber kutluyoruz. Çünkü az önce de ifade ettiğim gibi, çocuklarımızın geleceği için çalışmaya, mücadele etmeye ve umutlu olmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
Edirne Belediye Başkanı olarak samimiyetle şunu ifade etmek istiyorum: Belediyecilik yalnızca yol yapmakla, altyapı kurmakla ya da mekânsal projeler üretmekle sınırlı değildir. Aynı zamanda gençlerimizin hayallerini büyütmek, onların hayal kurmaya devam etmelerini sağlamak; umutla, sağlıkla, kültürle, sanatla ve bilimle buluşmalarını temin etmektir.
Bu yüzden Atatürk Kültür Merkezimiz var. Bu yüzden kreşimiz var. Bu yüzden Hasan Ali Güzel Çocuk Müzemiz var. Bizler, bu şehrin güzel çocuklarıyla, benim kıymetli evlatlarımla her zaman birlikte yol yürümeye; onların hayal kurmalarını sağlamaya, umutla geleceğe hazırlanmalarına ve güvenli bir şehirde büyümelerine katkı sunmaya devam edeceğiz.
Bugün burada gösteri sunan tüm evlatlarımı tebrik ediyorum. Kıymetli velilerine, böyle güzel evlatlar yetiştirdikleri için çok teşekkür ediyorum. Çağdaş şehrimizin, Atatürk’ün izinden yürüyen tüm hemşehrileriyle gurur duyuyorum. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını rahmetle ve minnetle anıyorum. Onun ışığında ve onun yolunda daima yürüyeceğimize söz veriyorum.” Dedi.
Etkinlikler kapsamında başarılı sporcular da ödüllendirildi. Grekoromen U17 Türkiye Şampiyonası’nda 65 kiloda birinci olan güreşçi Aydıncan Gümüşdağ ile Uluslararası 6. Edirne Kupası yüzme yarışlarında 14 yaş kategorisinde 400, 800 ve 1500 metre serbestte Türkiye birinciliği elde eden Toprak Topatan’a ödülleri ve hediyeleri takdim edildi.
23 Nisan kutlamaları kapsamında 22 Nisan akşamında ise Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Dinletisi” gerçekleşti. Edirne Belediyesi Konservatuvarı tarafından hazırlanan programda çocuklar sahne alarak izleyicilere müzik dolu anlar yaşattı.
“Benim Dünyam” sergisi ise Konak Edirne ve Atatürk Kültür Merkezi’nde vatandaşlarla buluştu. Edirne Belediyesi ve Edirne Çocuk Hakları Derneği iş birliğiyle gerçekleştirilen sergide çocukların hayal gücü ve yaratıcılığı ön plana çıktı.
Konak Edirne’de düzenlenen çocuk şenliğinde parmak baskısı, yüz boyama ve Atatürk büstü boyama etkinlikleri ile çocuklar bayram sevincini doyasıya yaşadı.
Etkinlikler kapsamında 21 Nisan’da sahnelenen Alice’in Harikalar Diyarı Macerası temalı tiyatro oyunu da minik izleyicilerle buluştu. Edirne Belediyesi Şehir Tiyatrosu tarafından sahnelenen oyunda, Edirne Belediyesindeki tiyatro kursu çocuk kursiyerleri performans sergileyerek sahne deneyimi kazandı.