Edirne’nin doğrudan halk tarafından iki dönem belediye başkanı seçilen ilk ve tek ismi olan merhum Burhan Işıkseren ile Aynur Işıkseren’in oğulları, Hudut Gazetesi Yazarı Nurhan Işıkseren’in kardeşi Ahmet Işıkseren dün toprağa verildi. Tedavi gördüğü hastanede 65 yaşında hayata veda eden Ahmet Işıkseren’in vefatı 25 yıl önce vefat eden babasının ardından aileye ikinci büyük acıyı yaşattı. Edirne’nin ilk kadın belediye başkanı Filiz Gencan da merhum meslektaşının ailesine ve yakınlarına taziyede bulunarak törende hazır yer aldı.
DÜNYANIN ÇEŞİTLİ ÜLKELERİNDE GÖREV YAPTI
Valeri Işıkseren’in eşi, Timur Işıkseren’in babası, Nurhan Işıkseren’in kardeşi, Özlem Işıkseren’in ağaıbeyi olan merhum, uzun yıllar dünyanın çeşitli ülkelerinin önemli firmalarıında mühendis olarak görev yaptı Önceki gün İstanbul’da vefat eden ve aynı akşam Edirne’ye getirilen Ahmet Işıkseren için dün öğle namazını takiben Eski Cami’de cenaze namazı kılındı.
Törene, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Işıkseren ailesinin dost ve yakınlar, siyasi parti temsilcileri ile Edirneli vatandaşlar katıldı. Öğle namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Ahmet Işıkseren’in cenazesi, Buçuktepe Mezarlığı’nda babası merhum Burhan Işıkseren’in yanında toprağa verildi.
Cumhuriyet Halk Partisi Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, Olağanüstü kurultay toplanmasına ilişkin kurultay delegelerinin imzaladığı noter onaylı belgeleri CHP Örgütlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcıs Ensar Aytekin’e teslim etti.
Cumhuriyet Halk Partisi Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı kurultay delegelerinin vermiş olduğu olağanüstü kurultay için vermiş oldukları imzalar ile ilgili açıklama yaptı.
Balkanlı yaptığı açıklamada” Cumhuriyet Halk Partisi’nin örgüt iradesine, parti içi demokrasiye ve kurumsal yapısına sahip çıkmak amacıyla başlatılan Olağanüstü Kurultay çağrısına Edirne’den 9 Kurultay delegemizden 8 delege ile güçlü bir destek verdik ve noter imzalı beyannamemizi Örgütlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Ensar Aytekin’e teslim ettik” dedi.
Balkanlı açıklamasında şunlara yer verdi:
Edirne’nin 38. Olağan Kurultay Delegeleri olarak yürüttüğümüz noter onaylı imza sürecinde, geçmiş dönem Uzunköprü Belediye Başkanı Sayın Özlem Becan dışında ilimizi temsil eden tüm kurultay delegelerimiz imzalarını vererek bu demokratik sürece destek olmuştur. Milletvekilimiz Ahmet Baran Yazgan yurtdışında olduğu için imza vereceğini açıklamıştır. İmza veren delegelerimiz arasında benimle birlikte geçmiş dönem İl Başkanımız Samet Kahraman, geçmiş dönem Edirne Belediye Başkanımız Recep Gürkan, Enez Belediye Başkanımız Özkan Günenç, Keşan İlçe Başkanımız Anıl Çakır, geçmiş dönem İpsala İlçe Başkanımız Mıstık Ak, Havsa İlçe Başkanımız Memduh Doğramacıoğlu ve ben yer almaktayız. Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanını, yöneticilerini ve siyasi yönünü belirleyecek olan tek güç; partimizin üyeleri ve delegeleridir. Bu iradenin yerine farklı yollarla müdahale etmeye çalışan her girişim, demokrasi anlayışıyla bağdaşmamaktadır. Türkiye’nin birinci partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi, halkın değişim ve adalet umududur. Bu nedenle partimizin iktidar yürüyüşünü sekteye uğratmayı hedefleyen her türlü siyasi müdahaleye karşı en güçlü cevabı yine demokrasiye, örgüt iradesine ve parti hukukuna sahip çıkarak vereceğiz. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in liderliğinde, Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun öncülüğünde, halkın iktidarını kurma hedefimizden bir adım dahi geri atmayacağız. Edirne örgütü olarak birlik, dayanışma ve kararlılık içinde mücadelemizi sürdüreceğiz. Çünkü biliyoruz ki Cumhuriyet Halk Partisi gücünü saraylardan değil halktan, talimatlardan değil örgütünden almaktadır.
Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber ya hiçbirimiz.
Edirne’de sürücüsünün kontrolünden çıkan otomobilin refüje çarparak takla attığı kazada 2 kişi yaralandı.
Kaza, Pazartesi gece saatlerinde Atatürk Bulvarı’nda Trakya Üniversitesi Kavşağı’nda meydana geldi. A.S.’nin kontrolünü kaybettiği 59 UN 320 plakalı otomobil, refüje çarpıp takla atarak devrildi. Çevredekilerin ihbarı üzerine kaza yerine polis, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi.
Otomobilde sıkışarak yaralanan sürücü A.S. ile yanındaki G.R., ekiplerin çalışmasıyla çıkarılıp Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne götürüldü.
Tedaviye alınan yaralılardan sürücü A.S.’nin yapılan kontrolünde 1.81 promil alkollü olduğu belirlendi.
İtfaiye ekipleri otomobilin motor kısmından duman çıkması üzerine soğutma çalışması yaptı.
Türkiye’nin önemli buğday üretim merkezlerinden Edirne’de Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı ve Edirne Genç Çiftçiler Derneği Başkanı Egemen Ilgın, TMO’nun açıkladığı 16.50 TL’lik buğday alım fiyatını değerlendirdi.
TMO, ülke genelinde buğdayın kilogram fiyatını 16,50 lira, arpanın ton fiyatının ise 12 bin 750 lira olarak açıkladı. Fiyat beklentisi 20 TL olan üretici, TMO’nun açıklamasıyla şok yaşarken, üretici birliklerinden tepki gecikmedi. Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, açıklanan fiyatın üretimin sürdürülebilirliğini imkansız hale getireceğini söyledi.
‘SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK İMKANSIZ HALE GELDİ’
Arabacı, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı tarımdaki maliyet artışının yüzde 35 olduğuna dikkat çekerek, “Biz Ziraat Odaları olarak buğday ekim döneminden bugüne yaptığımız maliyet çalışmasındaki maliyet artışı yüzde 40. Kaldı ki mazot ve gübrede bir yıllık hesapladığımızda yüzde 70’e varan maliyet artışı var. Ki biz bunu şu an yaptığımız maliyet hesabımızda baz almadık. Buğday ekiminden bugüne olan yüzde 40’ı baz aldığınız halde bakanlığımızın bize açıklamış olduğu fiyat artışı yüzde 22. Biliyorsunuz piyasadaki enflasyon oranları bunun çok daha üzerinde. Üreticimizin girdisi, ektiği günden bugüne yüzde 40 artış sağlamışken, böyle bir yılda açıklanan yüzde 22’yle üreticimizin hem önümüzdeki yıllardaki sürdürülebilirliğini, hem aile içerisindeki geçimini sağlaması neredeyse imkansız hale gelmiştir. O yüzden biz bakanlığımızın açıklamış olduğu bu yüzde 22’lik artışın, yani 16 buçuk TL’lik buğday fiyatının çok acil bir şekilde revize edilmesini, eğer ki bunu revize edemiyorsak da çok acil dekar başına alacağımız 980 TL’lik desteğin acil revize edilmesini ve önceki yıllardaki gibi yine kilo başına destek verilmesini talep ediyoruz. Eğer bunlar verilmediği takdirde hem önümüzdeki yıllardaki sürdürülebilirliğimiz, hem de üreticimizin ayakta kalması ve devam edilmesi imkansız hale gelmiştir” dedi.
‘BU YIL VERİM İYİ OLACAK’
Buğdayda bu yıl, alınan yağışlarla iyi verim beklediklerini dile getiren Arabacı, “Uzun yıllardan beri ilk kez bu yıl kış yağışlarımız çok iyi oldu. Bu ilkbaharda güzel yağışlar aldık. Tabii bu yağışlarla beraber buğdaydaki hastalık riskleri de artıyor. Bu risklerle alakalı tabii birçok üreticimiz ilaçlarını kullandı, gerekli müdahaleleri yaptı. Kullanamayan üreticilerimiz var ama ilaç kullandığı halde yine birtakım hastalıklara yakalanan ürünlerimiz oldu. Ama buna rağmen yine gidişat güzel. Şu an arazide baktığımızda boş başaklar görebiliyoruz. Bu, geçtiğimiz günlerde biraz sis yaptı ve bu sis de özellikle tane besleme döneminde buğdaylara çok iyi gelmez. Yani bir takım eksiler, artılar olacaktır. Ama bu geçtiğimiz 5-6 yıllık döneme baktığımızda yağışlı ve güzel bir. Geçtiğimiz yıllara bakarak ortalama iyi verim olacaktır” diye konuştu.
‘1 KİLO BUĞDAY 1 EKMEK ALMIYOR’
Edirne Genç Çiftçiler Derneği Başkanı Egemen Ilgın da, açıklanan fiyatların üreticinin maliyetlerini karşılamaktan uzak olduğunu belirtip, tarımdaki gelir adaletsizliğine dikkat çekti. Ilgın, “Bugün geldiğimiz noktada 1 kilogram buğdayın fiyatı 16,50 lira. Bir adet ekmeğin fiyatı bile bu rakamın üzerinde. Yani çiftçinin ürettiği 1 kilogram buğday, 1 tane ekmek almaya yetmiyor. Tarlada alın teri döken üretici kazanamazsa, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinden söz etmek mümkün değildir. Çiftçi para kazanmak değil, emeğinin karşılığını almak istiyor. Açıklanan bu fiyatlarla ne yazık ki çiftçinin kazancı değil, zararı büyüyor” şeklinde konuştu.
Edirne Valisi Yunus Sezer, iklim krizi ve kuraklık gibi faktörlerin hayvancılığı olumsuz etkilediğini, bu nedenle meraların kullanım süresini uzatmak için sulama projelerini devreye sokacaklarını söyledi.
Edirne Valiliği tarafından, Uzunköprü’nün Maksutlu Köyü’nde, ‘Mera Islah ve Amenajman’ projesi kapsamında suni mera olarak oluşturulan 50 dönümlük alanda ot biçim etkinliği düzenlendi. Programa; Edirne Valisi Yunus Sezer, Uzunköprü Kaymakamı Muammer Köken, Edirne İl Tarım ve Orman Müdürü İslam Köse, kurum müdürleri, il genel meclis üyeleri, siyasi parti temsilcileri ile çok sayıda köylü vatandaş katıldı. Etkinlikte Vali Sezer traktör başına geçerek balyalama işlemini gerçekleştirip, üreticilere destek verdi.
Hayata geçirilen projeyle, öncelikle yapılan masrafların karşılanacağını söyleyen Vali Sezer, “Öncelikle yaptığımız masrafları karşılayacağız. Ardından elde edilen ürünü, hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımıza uygun fiyatlarla ulaştıracağız. Amacımız, meralarımızı kendi imkânlarımızla sürekli geliştirmek, verimliliğini artırmak ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmaktır. Biz tüm meralarımızı bu anlayışla ıslah ediyoruz. Köylümüz ilk ürününü buradan alacak, elde edilen gelir ise yeniden mera yatırımlarına aktarılacak. Bir sonraki yıl daha geniş alanlarda ekim yapılacak, yeni tohumlar alınacak ve bu döngü aynı şekilde devam edecek” dedi.
‘MERALARA SULAMA ALTYAPISI’
İklim krizi ve kuraklık gibi faktörlerin hayvancılığı olumsuz etkilediğini belirten Sezer, “Bu nedenle meralarımıza sulama sistemi de kuracağız. Kuyu açarak gerekli su kaynağını sağlayacak, sulama altyapısını oluşturacağız. Çünkü şu anda meralarımızı yalnızca birkaç ay kullanabiliyoruz. Kuraklık nedeniyle otlar kuruduktan sonra hayvanların otlatılması için uygun şartlar ortadan kalkıyor. Bu uygulamayı İpsala Paşaköy’de ve Meriç Umurca’da hayata geçirdik. Sulama sistemleri sayesinde meralardan hem otlatma amaçlı yararlanıyor hem de yem bitkisi üretimi gerçekleştiriyoruz. Böylece hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımızın yem maliyetlerini düşürmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.
‘MERALAR HER YIL DAHA VERİMLİ HALE GELECEK’
Maksutlu köyündeki çalışmanın pilot uygulama olduğunun altını çizen Vali Sezer, “Bu çalışma bir pilot uygulamadır. Başarılı sonuçlar aldıkça daha geniş alanlara yaygınlaştıracağız. Buradaki sistemin temel amacı, kendi kendini finanse eden ve sürdürülebilen bir model oluşturmaktır. Şu anda her yerde ot olduğu için hayvanlar rahatlıkla otlayabiliyor. Ancak burada yetiştirilen yem bitkileri uygun fiyatlarla üreticilerimize sunulacak. Elde edilen gelir ise yalnızca meraların geliştirilmesi ve verimliliğinin artırılması için kullanılacak. Bu kapsamda ilçelerimizde komisyonlar kuracak ve süreci yakından takip edeceğiz. Elde edilen gelir; gübre, tohum ve diğer ihtiyaçların karşılanmasında kullanılacak. Böylece meralarımız sürekli desteklenecek ve her yıl daha verimli hale gelecektir” şeklinde konuştu.
‘HAYVAN SAYISINI ARTTIRAN ÜRETİCİYE YEM DESTEĞİ’
Bölgede, özellikle büyükbaş sayısını da arttırmayı hedeflediklerini dile getiren Sezer, “Bir sonraki hedefimiz ise yem bitkilerini daha uygun şartlarda üreticilerimize ulaştırırken hayvan sayısını artırmaktır. Hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımızdan her yıl hayvan varlıklarını en az yüzde 5 oranında artırmalarını isteyeceğiz. Hayvan sayısını artıran üreticilerimize yem desteğini daha avantajlı koşullarda sağlayacağız. Çünkü hayvancılığın en büyük maliyeti yemdir. Eğer yemi uygun maliyetle temin edebilirsek hayvan sayısını da artırabiliriz. Buna gerçekten ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.
Bulgaristan’da Türk ve Müslüman azınlığa yönelik uygulanan asimilasyon politikalarının ardından Türkiye’ye gerçekleşen 1989 Zorunlu Göçü’nün üzerinden 37 yıl geçti. Yaklaşık 350 bin kişinin Türkiye’ye sığınmak zorunda kaldığı göç hareketi, Avrupa’da II. Dünya Savaşı sonrasında yaşanan en büyük zorunlu nüfus hareketlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Trakya Üniversitesi Göç ve Mübadele Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Hacer Ateş, göçün yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, sürecin tarihsel arka planını ve Türk toplumunda bıraktığı derin izleri değerlendirdi.
Bulgaristan’da Türk kimliğini hedef alan politikaların uzun yıllar sistemli biçimde uygulandığını belirten Ateş, sürecin temel insan haklarını ihlal eden uygulamalarla yürütüldüğünü ifade etti. Doç. Dr. Ateş, “Bu süreçte Türkçe konuşulması yasaklandı, dini ibadetler engellendi, camiler kapatıldı ve Türk isimleri zorla Bulgar isimleriyle değiştirildi. Temel insan haklarının açık ihlali niteliğindeki bu uygulamalara karşı ilk tepkiler 1984 yılının sonunda Kırcaali’de başladı ve kısa sürede ülke geneline yayıldı. Yaşanan süreçte çok sayıda kişi gözaltına alınırken, birçok soydaş Belene başta olmak üzere çeşitli kamplara gönderildi.” dedi.
“1989 göçü Avrupa’nın en büyük zorunlu nüfus hareketlerinden biridir”
Zorunlu göçün yalnızca siyasi değil, aynı zamanda insani sonuçlarıyla da değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Ateş, 1989 yılında yaşanan kitlesel göçün boyutlarına dikkat çekti. Baskıların giderek artmasıyla birlikte Bulgaristan’daki Türkler’in 1989 yılının Mayıs ayı sonunda kitlesel göçe zorlandığını dile getiren Ateş, “İlk kafileler 2 Haziran 1989 tarihinde Türkiye’ye giriş yaptı. Birkaç ay içerisinde yaklaşık 350 bin kişi evlerini, işlerini ve yıllar boyunca kurdukları yaşamlarını geride bırakarak Türkiye’ye sığınmak zorunda kaldı. Bu göç hareketi, II. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’da yaşanan en büyük zorunlu nüfus hareketlerinden biri olarak tarihe geçti.” ifadelerini kullandı.
“Göçmenler Türkiye’nin kalkınmasına önemli katkılar sundu”
Türkiye’ye gelen göçmenlerin kısa sürede ülke yaşamına önemli katkılar sunduğunu belirten Ateş, göçün iki ülkenin toplumsal yapısında da kalıcı etkiler bıraktığını söyledi. Ateş, “Sahip oldukları bilgi birikimi ve mesleki tecrübeleriyle sanayi, tarım, eğitim ve akademi başta olmak üzere birçok alanda önemli katkılar sundular. Ancak yaşanan zorunlu göç, hem göç edenler hem de geride kalanlar için derin sosyal, kültürel ve insani izler bıraktı.” diye konuştu.
“Tarihsel hafızayı canlı tutmak için çalışmalar yürütüyoruz”
Merkez olarak tarihsel hafızanın korunmasına yönelik çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Ateş, geçmişte yaşanan acıların unutulmaması gerektiğini vurguladı. Ateş, “Bu acı tecrübenin yeni nesillere aktarılması ve benzer insanlık suçlarının bir daha yaşanmaması amacıyla konferanslar, paneller ve çeşitli akademik çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Zorunlu göçün yıl dönümünde, yaşanan acıları unutmadığımızı bir kez daha vurguluyor; bu süreçte hayatını kaybeden tüm soydaşlarımızı rahmet ve saygıyla anıyoruz.” dedi
Edirne Belediyesi, kadın merkezlerinde sunulan hizmetler için randevu sistemi tek hat üzerinden birleştirildi. Yeni uygulamayla birlikte vatandaşlar, 153 Çözüm Edirne hattının yanı sıra 0 (284) 213 41 02 numaralı ortak hat üzerinden de randevu oluşturabilecek.
Edirne Belediyesi, kadınlara yönelik sunduğu hizmetlere erişimi kolaylaştırmak amacıyla yeni bir uygulamayı hayata geçirdi. Belediye bünyesinde faaliyet gösteren kadın merkezlerinde sunulan hizmetler için randevu sistemi tek hat üzerinden birleştirildi. Yeni uygulamayla birlikte vatandaşlar, 153 Çözüm Edirne hattının yanı sıra 0 (284) 213 41 02 numaralı ortak hat üzerinden de randevu oluşturabilecek.
BEŞ KADIN MERKEZİ TEK HATTA BULUŞTU
Uygulama kapsamında Zübeyde Hanım Kadın Merkezi, Özgecan Kadın Merkezi, Babademirtaş Kadın Merkezi, Yeniimaret Kadın Merkezi ve Dr. Fatma Şakir Memik Kadın Merkezi’nde sunulan hizmetler için ortak randevu sistemi oluşturuldu. Böylece vatandaşlar farklı merkezler ve farklı numaralar arasında yönlendirilmek yerine, tek telefon numarası üzerinden ihtiyaç duydukları hizmete daha hızlı ve kolay şekilde ulaşabilecek.
HİZMETLERE DAHA KOLAY ERİŞİM
Kadın merkezlerinde sunulan psikolojik danışmanlık, diyetisyen desteği ve ücretsiz spor salonu hizmetleri için randevular ortak hat üzerinden oluşturulabilecek. Ayrıca kuaförlük hizmetlerine ilişkin randevular da aynı sistem üzerinden alınabilecek. Yeni sistemle birlikte kadınların belediye tarafından sunulan hizmetlere erişiminin daha pratik ve daha hızlı hale getirilmesi hedefleniyor.
“KADINLARIMIZIN HAYATINI KOLAYLAŞTIRIYORUZ”
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Şehrimizdeki kadınların sosyal yaşama daha güçlü katılımını desteklemek, bakım, sağlık ve danışmanlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. ‘Kadın Edirne’ vizyonumuz doğrultusunda, kadın merkezlerimizde sunduğumuz hizmetleri daha erişilebilir hale getirmek için bu uygulamayı hayata geçirdik.
Kuaförlük hizmetlerinden psikolojik danışmanlık ve diyetisyen desteğine, ücretsiz spor salonu kullanımından farklı sosyal destek hizmetlerine kadar birçok alanda kadınlarımızın yanında olmaya devam ediyoruz. Tüm kadınlarımızı merkezlerimizi ziyaret etmeye, sunulan hizmetlerden yararlanmaya ve bu dayanışmanın bir parçası olmaya davet ediyorum.”
RANDEVULAR TEK NUMARADAN OLUŞTURULABİLECEK
Kadın merkezlerinde sunulan hizmetlerden yararlanmak isteyen vatandaşlar, hafta içi mesai saatleri içerisinde 0 (284) 213 41 02 numaralı ortak hattı veya 153 Çözüm Edirne hattını arayarak randevu oluşturabilecek.
Konaklama sektöründe yazılım tercihi, bir otelin günlük operasyonundan yıllık kârlılığına kadar her şeyi etkiliyor. Türkiye’de pek çok otel, bu kritik kararı verirken HMS Otel Programı’nda buluşuyor. Bu tercihin arkasındaki sebepleri anlamak, sektörün nereye doğru ilerlediğini de gösteriyor.
Otelleri HMS’ye çeken ilk unsur, bulut tabanlı mimarinin sunduğu özgürlük. Yönetici nerede olursa olsun tesisinin durumunu görebiliyor, müdahale edebiliyor. Verilerin sürekli yedeklenmesi de güvenlik kaygılarını ortadan kaldırıyor. Türkiye’nin ilk bulut tabanlı çözümü olarak HMS, bu konuda kanıtlanmış bir altyapı sunuyor.
Bugün rezervasyonların büyük kısmı online platformlardan geliyor. Bu kanalları tek tek yönetmek imkânsız hale gelirken HMS’nin kanal yöneticisi modülü işi kökünden kolaylaştırıyor. Tüm satış kanalları tek panelden yönetiliyor, fiyat ve müsaitlik anlık güncelleniyor, overbooking riski ortadan kalkıyor. Bu özellik, otelleri HMS’ye yönelten en güçlü sebeplerden biri.
Online seyahat acentelerine ödenen komisyonlar otel bütçesini ciddi şekilde zorluyor. HMS’nin komisyonsuz çalışan kendi rezervasyon motoru, otelin doğrudan rezervasyon almasını sağlıyor ve gelirin tamamının tesise kalmasını mümkün kılıyor.
Türk mevzuatına uyum, otelciler için sürekli bir endişe kaynağı. HMS, otomatik kimlik bildirimi ve yerel entegrasyonlarla bu endişeyi ortadan kaldırıyor. Otelci yasal işlerle uğraşmak yerine misafirine odaklanabiliyor.
HMS’nin oda sayısına göre belirlenen uygun fiyatları, otelleri başka çözümlerden uzaklaştırıyor. Detaylı bilgi ve ücretsiz demo için HMS Otel sayfası ziyaret edilebilir.
Cumhuriyet Halk Partisi Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, Genel Başkan Özgür Özel’in liderliğinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirilen CHP Grup Toplantısı’na Edirne İl Örgütü olarak katıldıklarını belirtti.
Toplantının ardından açıklamalarda bulunan Balkanlı, Cumhuriyet Halk Partisi’nin halkın iradesine sahip çıkan, adalet, demokrasi ve özgürlük mücadelesini kararlılıkla sürdüren bir anlayışla çalışmalarına devam ettiğini ifade etti.
Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal sorunların çözümünün demokratik hukuk devletinin güçlendirilmesinden geçtiğini vurgulayan Balkanlı, “Ülkemizin aydınlık yarınları için omuz omuza çalışmaya devam ediyoruz. Halkımızın umudunu büyütmek, adaleti ve refahı yeniden tesis etmek için mücadelemizi sürdürüyoruz” dedi.
23 yıllık yanlış politikalar sonucunda ekonomik krizin derinleştiğini, vatandaşların her geçen gün daha ağır yaşam koşullarıyla karşı karşıya kaldığını belirten Balkanlı, liyakatten uzak yönetim anlayışının ülkeye zarar verdiğini söyledi.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar hedefi doğrultusunda çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüğünü ifade eden Balkanlı, Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ile birlikte Türkiye’yi demokrasi, hukuk ve refahla buluşturmak için mücadele etmeye devam edeceklerini kaydetti.
Balkanlı açıklamasını, “Tam yol ileri. Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber ya hiçbirimiz” sözleriyle tamamladı.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, buğday ve arpa alım fiyatlarına sert tepki gösterdi ve “Çiftçi fakirleşmeye devam ediyor. Unutmayın; çiftçi tarladan çekilirse, şehirdeki vatandaşın ekmeği de ateş pahası olur. Bu yangın sadece üreticiyi değil, tüm ülkeyi yakar” dedi.
CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) açıkladığı hububat alım fiyatlarına tepki gösterdi. “Türkiye’nin tahıl ambarı Edirne’mizde ve tüm Trakya’da, alın teriyle toprağı bereketlendiren, binbir emekle buğdayını var eden çiftçimiz bir kez daha TMO eliyle hayal kırıklığına uğratılmıştır” diyen Yazgan, alım fiyatının “tarladaki yangını, fahiş artan mazotu, gübreyi, tohumu ve ilaç maliyetlerini görmezden gelmenin açık bir belgesi” olduğunu söyledi. Yazgan, şöyle devam etti:
“Ekmeklik buğday ve makarnalık buğday için 2025’te 13,5 lira olan rakam, bu yıl için 16,5 lira olmuştur. 2025’te 11 lira olan arpa için de bu yılki rakam, 12 lira 75 kuruş olarak belirlenmiştir. Ziraat odalarımızın ve uzmanların yaptığı bilimsel maliyet hesapları ortadadır. Enflasyonun ve girdi maliyetlerinin bu denli tırmandığı bir ekonomik kriz ortamında, üreticiye reva görülen bu fiyat, çiftçinin borcunu ödeyememesi, çoluğunun çocuğunun rızkından olması demektir. Bu fiyata imza atanlara Edirne’nin buğday tarlalarından sesleniyorum; üreticiyi tarlasına küstürürseniz, borç sarmalı yüzünden traktörünü galeriye, toprağını icraya terk etmeye zorlarsanız, yarın bu ülkede tüketecek yerli buğday bulamazsınız. Bu kafa, ‘Bizim çiftçimiz üretmesin, ithalat baronları zengin olsun’ kafasıdır.Unutmayın; çiftçi tarladan çekilirse, şehirdeki vatandaşın ekmeği de ateş pahası olur. Bu yangın sadece üreticiyi değil, tüm ülkeyi yakar.
TÜİK’in makyajlı enflasyon rakamları bile yüzde 60’larda gezerken; mazota, gübreye bir yılda yüzde yüzden fazla zam gelmişken; buğdaya yüzde 20 artış layık görmek çiftçinin aklıyla alay etmektir, emeğine göz dikmektir.
Bu yanlıştan derhal dönülmelidir. TMO, piyasayı regüle etmek yerine piyasayı ezen bir kurum olmaktan vazgeçmelidir. Alım fiyatları, üreticinin refah payı gözetilerek acilen yukarı çekilmeli, ödemeler peşin yapılmalı ve desteklemeler hasat anında üreticiye ulaştırılmalıdır.”