Edirne’nin İpsala ilçesinde otomobilin motosiklete çarpışması sonucu meydana gelen kazada, 2’si ağır 3 kişi yaralandı.
Kaza, Perşembe akşam saatlerinde Keşan-İpsala kara yolu Kumdere Köyü Kavşağı yakınlarında meydana geldi. Keşan’dan İpsala yönüne giden V.C.D. yönetimindeki 17 AD 131 plakalı otomobil, aynı yönde ilerleyen ve sürücüsü henüz belirlenemeyen plakasız motosiklete arkadan çarptı. Motosikletin otomobile saplandığı kazada, otomobil sürücüsü V.C.D. ile motosikletteki S.G. ve A.A. yaralandı. İhbar üzerine kaza yerine polis, jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralılar, ambulanslarla Keşan Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. S.G. ve A.A.’nın hayati tehlikelerinin bulunduğu bildirildi.
Kocaeli Beko Servisi Hizmetleri, garanti süresi sona ermiş Beko marka beyaz eşyalar için bakım, arıza tespiti, onarım ve montaj çözümlerini kapsamaktadır. Buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, fırın ve derin dondurucu gibi cihazlarda yaşanan teknik sorunlar için Kocaeli genelinde özel servis desteği sunulmaktadır.
Servisimiz Beko markasının yetkili servisi değildir. Bağımsız özel teknik servis olarak yalnızca üretici veya satıcı garantisi bitmiş cihazlara hizmet vermektedir. Garanti süresi devam eden Beko ürünleri için markanın resmi yetkili servis kanallarına başvurulması gerekmektedir.
Beko Beyaz Eşya Bakım ve Onarımı
Beyaz eşyalar yoğun kullanıma bağlı olarak zaman içerisinde farklı arızalar gösterebilir. Buzdolabının yeterince soğutmaması, çamaşır makinesinin sıkma yapmaması, bulaşık makinesinin suyu boşaltmaması veya fırının istenilen sıcaklığa ulaşmaması sık karşılaşılan sorunlar arasındadır.
Kocaeli Beko Servisi Hizmetleri kapsamında cihaz öncelikle teknik ekip tarafından kontrol edilir. Arızanın kaynağı belirlendikten sonra yapılması gereken işlem ve varsa parça değişimi hakkında kullanıcıya bilgi verilir. Kullanıcının onayının ardından gerekli bakım veya onarım uygulaması gerçekleştirilir. Cihazın mevcut durumuna uygun, güvenli ve ekonomik bir çözüm sunulması hedeflenir.
Hangi Beko Ürünlerine Servis Veriliyor?
Beko marka buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, fırın, ocak, ankastre set, davlumbaz ve derin dondurucu gibi farklı ürün grupları için teknik servis hizmeti verilmektedir. Elektrik almama, su akıtma, sesli çalışma, programı tamamlamama, soğutmama, ısıtmama ve hata kodu gösterme gibi problemler için servis kaydı oluşturabilirsiniz.
Arıza onarımının yanı sıra cihazların verimli çalışmasını destekleyen bakım ve montaj işlemleri de yapılmaktadır. Düzenli bakım uygulamaları, bazı arızaların büyümeden tespit edilmesine yardımcı olabilir. Aynı zamanda cihaz performansının korunmasına ve gereksiz enerji tüketiminin önlenmesine katkı sağlayabilir.
Kocaeli Genelinde Beko Özel Servisi
Hizmet ağımız Derince, Dilovası, Gebze, Gölcük, İzmit, Kandıra, Karamürsel, Kartepe, Körfez, Başiskele, Çayırova ve Darıca ilçelerini kapsamaktadır. Kocaeli’nin farklı bölgelerinden alınan servis talepleri, ekiplerin çalışma programına göre en kısa sürede değerlendirilir.
Servis kaydı oluştururken cihazın türünü, modelini ve yaşadığınız sorunu belirtmeniz planlamanın daha hızlı yapılmasını sağlar. Belirlenen randevu doğrultusunda adrese gelen teknik ekip, gerekli kontrolleri gerçekleştirerek arıza hakkında bilgi verir. Gereksiz işlem ve parça değişiminden kaçınılarak cihazın yeniden kullanılabilir duruma getirilmesi amaçlanır.
Bir Yıl Garantili Teknik Servis Desteği
Servis kapsamında gerçekleştirilen uygun onarım ve parça değişimi işlemleri bir yıl servis garantisiyle desteklenmektedir. Bu garanti, yapılan işlem ve değiştirilen parça için geçerlidir. Servis sonrasında aynı işlemle ilgili bir sorun yaşanması durumunda kullanıcıların teknik destek alabilmesi amaçlanmaktadır.
Kocaeli Beko Servisi Telefon Numarası
Beko marka beyaz eşyanız için randevu oluşturmak istiyorsanız 0262 606 13 72 numaralı telefonu arayabilirsiniz. Çağrı merkezimiz her gün 08.00 ile 23.00 saatleri arasında servis taleplerinizi kabul etmektedir.
Cihazınızda yaşanan arızayı kısaca anlatarak bakım, onarım veya montaj talebinde bulunabilirsiniz. Garanti süresi sona ermiş Beko cihazlarınız için hızlı ve ulaşılabilir özel servis desteği almak istediğinizde Kocaeli Beko Servisi Hizmetleri ile iletişime geçebilirsiniz.
Edirne, Çanakkale, Tekirdağ ve Kırklareli Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu (ASKF) başkanları Edirne’de bir araya gelerek bölge amatör sporunun sorunlarını ve Ekim ayında Ankara’da yapılacak Konfederasyon seçimlerini değerlendirdi.
Trakya amatör sporunun geleceği için önemli bir buluşma Edirne’de gerçekleştirildi. Edirne, Çanakkale, Tekirdağ ve Kırklareli Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu (ASKF) başkanları bir araya gelerek bölgedeki amatör spor kulüplerinin sorunlarını masaya yatırdı.
Toplantıda kulüplerin ekonomik sıkıntıları, tesis ve saha ihtiyaçları, ulaşım sorunları, sporcu ve kulüplere verilen desteklerin artırılması gibi konular ele alındı. Ayrıca Ekim ayında Ankara’da gerçekleştirilecek Türkiye Amatör Spor Kulüpleri Konfederasyonu seçimleri de toplantının önemli gündem maddelerinden biri oldu.
Dört ilin ASKF başkanları, Trakya’nın amatör spor alanındaki taleplerinin daha güçlü şekilde temsil edilmesi amacıyla seçim sürecinde ve sonrasında birlikte hareket etme kararı aldı.
Başkanlar, “Trakya’nın gücü birlik ve beraberliğinden geliyor. Kulüplerimizin ve sporcularımızın sorunlarının çözümü için ortak hareket ederek bölgemizin sesini daha güçlü duyuracağız” mesajı verdi.
Edirne’deki buluşmanın, Trakya amatör sporunda iller arası iş birliğinin güçlendirilmesi ve ortak projelerin hayata geçirilmesi açısından önemli bir adım olduğu belirtildi.
Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkan Yardımcısı Fatih Bayramoğlu, son 1 yılda çiftçinin borcunun yüzde 305 artarak, 1.4 trilyon lirayı bulduğunu söyledi.
YRP Genel Başkan Yardımcısı ve Ekonomik İşler Başkanı Prof. Dr. Mehmet Fatih Bayramoğlu, partinin ‘Köyde Refah Var’ projesi kapsamında Edirne’ye geldi. Kentte üreticiler ve esnaflarla buluşan Genel Başkan Yardımcısı Bayramoğlu ziyaret kapsamında, parti il başkanlığında basın mensuplarıyla bir araya gelerek, gündeme dair değerlendirmede bulundu.
‘ÇİFTÇİLERİMİZİN DERTLERİNİ DİNLİYORUZ’
Bayramoğlu, hasat döneminde, çiftçilerle bir araya gelerek sorunlarını dinlediklerini belirterek, “Dönem itibarıyla hasat dönemi. Çiftçilerimizle bir arada olup dertlerini dinlemek, hâllerini, hatırlarını sormak istedik. Elbette biz projelerimizi geliştiriyoruz Ankara’da ancak doğrudan çiftçiye dokunmadan, derdini dinlemeden yapacağınız projeler tam ve etkili çözüm oluşturmuyor. Bu anlamda şu anda parti bütün üst yönetimi, MKYK üyelerimiz ve MYK üyelerimiz, hepsi şu an sahada. Çeşitli illerimizde çiftçilerimizle buluşuyorlar. Bu yaz dönemindeki üç aylık süreci bu şekilde değerlendiriyoruz; çiftçilerimizle buluşarak” dedi.
‘MALİYETLERDE SON 1 YILDA YÜZDE 100’E VARAN ARTIŞ VAR’
Çiftçinin geçinemediğini dile getiren Bayramoğlu, “Karşı tarafta tüketiciye bakıyoruz. Tüketici de ucuza, gelirine göre bu ürünleri tüketemiyor. Burada üreticiyle aslında tüketiciyi karşı karşıya getiren bir düzen oluşmuş durumda. Bakıyorsunuz, tarlada 3 lira etmeyin ürün, pazarda 30 lira. 10 liraya etmeyen ürün, bakıyorsunuz 100 lira. Arasında ciddi bir makas var. Demek ki arada bir el var. Bu hem çiftçiyi sömürüyor, hem tüketiciyi sömürüyor ve bu anlamda vatandaşımız problemler yaşıyor. Şimdi çiftçimizi konuşuyoruz bugün. Mazota baktığımızda yüzde 50 artmış son bir yılda. Gübreye baktığımızda yüzde 63 artmış. Yine üreye bakıyorsunuz, o da yine yüzde 50’leri geçen bir zamla karşılaşmış. Daha bunun fidesi var, tohumu var. Bunların hepsinde en az yüzde 40’la, yüzde 100 oranlarında artışlar var. Son bir yılı kastediyorum. Eğer ki böyle 3-4 yıla giderseniz yüzde 500’ler, binler arasında, yani en az 5 kat, 10 kat maliyet artışlarının olduğunu da görüyorsunuz. Çiftçimiz bu çerçevede mücadele veriyor” diye konuştu.
‘ÇİFTÇİNİN BORCU SON 1 YILDA YÜZDE 305 ARTMIŞ’
Çiftçinin borcunun 1 nokta 4 trilyon lirayı bulduğunu dile getiren Bayramoğlu, “Bu borç son bir yılda yüzde 305 artmış. Bu muazzam bir rakam. Çiftçimiz de traktörünü kaybediyor. Bütün traktörler kamyonların üzerinde, hacizlerde. Artık borcunu devam ödeyebilmek için, günü kurtarabilmek için çiftçimiz şu an ekim yapıyor. Biz çiftçimizin yanına gittiğimizde bize bunları anlatıyorlar. Diyorlar ki: “Biz artık geçinmek veya zenginleşmek için üretim yapmıyoruz. Bir borç batağı içerisindeyiz ve bu borç batağını ödeyebilmek adına ekimimizi yapıyoruz.” Gerçekten çiftçilerimizin çok az bir kısmının, o da dönemsel şekilde, yüzü gülüyor. İşte bir yıl bakıyorsunuz patates yüz güldürüyor, bir bakıyorsunuz öbür sene hiçbir şekilde patates eken bin pişman. İşte ülkemizde dallarda kalan ürünler, bakıyorsunuz markette, pazarda çok büyük rakamlara ulaşmış ve vatandaşımız tüketilmez hâle gelmiş. Bu sorunlar temel anlamda çiftçimizin ekonomik sorunları” şeklinde konuştu.
TABAN FİYATI ELEŞTİRİSİ
Tarımda, taban fiyat uygulamasının çok düşük rakamlarla belirlendiği belirten Genel Başkan Yardımcısı Bayramoğlu, “Bugün taban fiyat uygulaması çok sınırlı ürünlerde. Bundan 15-20 sene öncesine gittiğinizde nohuta veya kuru fasulyeye, ayçiçeğine taban fiyatlar söz konusuydu fakat şu anda bunlar kaldırıldı. Yerine ‘tavsiye fiyat’ dediğimiz, direkt olarak çiftçimizi tüccarın eline mahkûm eden bir fiyat politikası söz konusu. Fındık gibi, çay gibi taban fiyatları olanlar ise hiçbir şekilde tatmin olamayacakları bir fiyat ile karşı karşıya kaldılar. Beraberinde arpa ve buğday gibi taban fiyatları olanlarda yüzde 15 ile 25 arasında bir fiyat zammı yapıldığını görüyorsunuz taban fiyatlara. Fakat aynı dönemde TÜİK’in bile açıklamış olduğu enflasyonda ki bu enflasyon, biliyorsunuz güvenilir bir enflasyon değil. Tarım üretici fiyat endeksinin yüzde 40’larda olduğunu görüyorsunuz. Şimdi siz bile ayarlaya yapmış olduğunuz tarım enflasyonunu yüzde 40 çıkartıyorsunuz. Ama o gün geldiğinde taban fiyata zam yaparken yüzde 15 veya 25 gibi rakamlarla taban fiyatları artırıyorsunuz. Bu mantıklı değil, hak da değil. O anlamda bu sorunların her birinin çözümü gerekiyor” ifadelerini kullandı.
‘MİLLİ GELİRİN YÜZDE 1’İ BİLE AYRILSA ORTADA SORUN KALMAZ’
Tüm ürünlerde taban fiyat uygulamasına geçilmesi gerektiğinin altını çizen Bayramoğlu, “Biz bugün çiftçimize neden taban fiyatları yüksek veremiyoruz? Niçin taban fiyatları genişletemiyor bu politikayı? Mesela bir ayçiçekte niye taban fiyat yok? Veya fındıkta taban fiyat var da neden o fiyatlar üreticinin yüzünü güldürmüyor? Temelde Türkiye’de bir kanun var. Tarım Kanunu diyor ki: “Türkiye’nin millî gelirinin yüzde 1’ini tarım sektörüne ayıracaksınız.” Bu bir kanun maddesi. Fakat inanın bunun yüzde yarımını bile şu anda iktidar çiftçiye aktarmıyor. Bu çok büyük bir problem. Yani 120 milyar liranın bu anlamda bir aktarıldığını düşündüğümüzde… Büyük bir paradan bahsediyorsunuz. Yani 120 milyar liranın bir an için bütün Türkiye sathında hem hayvancılıkla uğraşanlara, hem tarımla uğraşanlara dağıtıldığını ve sübvansiyon için kullanıldığını düşündüğümüzde ortada ne çiftçinin borcu kalır, ne traktörleri haczedilir, ne de yüzlerini güldürmeyen fiyat politikaları kırar. Her bir sorunu çözecek bize bir kaynak oluşmuş olur” dedi.
‘BÜTÇEDEN 6-7 TRİLYON LİRA ZİYAN EDİLİYOR’
Türkiye’nin bütçesinin 2.74 trilyon lirasının doğrudan faize gittiğini söyleyen Bayramoğlu, “Türkiye’de şu an bütçe 18.75 trilyon lira. Yaklaşık on dokuz trilyon liralık bütçe var. Bu bütçenin içerisinden 2 nokta 74 trilyon lirası doğrudan faize gidiyor. Bunun yanına beraberinde 1 buçuk trilyon lira da vergi indirimi var, zenginlere, holding sahiplerine. Bir de üstüne ihaleler yoluyla yapılan israflar, kamu verimsizliği, kamu kaynaklarının düzgün kullanılmaması, bunun gibi alanlarda kimi çalışmalarda 6 trilyon liraya kadar israf olduğunu söyleniyor. Biz yine insaflı davranalım. 3 trilyon lira da böyle bir israf olduğunu ifade edelim. 6-7 trilyon lira toplamda bir paranın şu anda ziyan edildiğini anlıyoruz. Demek ki 12 trilyon oluşturulabilecek bir bütçe şu an 19 trilyon liralara ulaşıyor. Bunun yanında ocak ayından bu bu yana 6300 tane kamu kaynağını satmışlar. Böyle bir ekonomide, böyle bir anlayışta elbette ki çiftçiye para yetiştiremezsiniz, destek veremezsiniz. Çiftçiyi yalnız bırakmış olursunuz” diye konuştu.
‘BİZİM SORUNUMUZ TEFECİLERLE’
Yeniden Refah Partisi olarak hiçbir partiyle sorunları olmadığının altını çizen Bayramoğlu, “A partisiyle, B partisiyle herhangi bir sorunumuz yok. Bizim bir kavgamız da yok. Bizim kavgamız, bizim burada mücadelemiz var ise tüketiciyle üretici arasındaki rantı yiyen tefecilerledir. Bizim sorunumuz ve kavgamız bunlarladır. Biz A partisi, B partisi, hiçbir partiyle kavgamız söz konusu değil. Biz vatandaşımızın yanındayız, üreticimizin tarafındayız ve sorunları çözmek üzere yola çıktık. Bu anlamda da politikalar geliştiriyoruz” şeklinde konuştu.
‘SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ YENİDEN REFAH PARTİSİ’NDE’
Sorunlar tek çözüm noktasının Yeniden Refah Partisi olduğunu belirten Bayramoğlu, “Türkiye’nin çözümü ne AK Parti’dir, ne Yeni Parti’dir, ne de CHP’dir. Türkiye’nin tek bir çözüm noktası vardır. O da Millî Görüş anlayışıdır. Bunun da bedelini zaten yıllar içerisinde her zaman Millî Görüş’e ödetmişlerdir. Ama bu sefer Türkiye’nin üçüncü büyük siyasi partisi olduğumuzu hatırlatarak konuşuyorum. Milletimiz akın akın Yeniden Refah Partimize geliyor. Yeniden Refah Partimize çok büyük bir güven var ve talepler var. Bizim artık bir ittifaka girmemizi istemiyor vatandaşımız. Sahada bunu söylüyor. Tek başımıza gitmemiz gerektiğini de ifade ediyor. İnşallah biz de buna göre bir hazırlık yapıyoruz. Üçüncü bir yol açıyoruz şu anda vatandaşımıza ve inşallah bu sorunların her birini çözeceğiz” ifadelerini kullandı.
Edirne’nin İpsala ilçesindeki Su Ürünleri İstasyonu’nda üretilen 5 bin sazan yavrusu, kentteki balık popülasyonunun arttırılması amacıyla Tayakadın Köyü’ndeki gölete bırakıldı.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen ‘Su Kaynaklarının Balıklandırılması Projesi’ kapsamında, İpsala Su Ürünleri Üretim İstasyonu’nda üretilen yaklaşık 5 bin yavru sazan, merkeze bağlı Tayakadın köyü göletine bırakıldı. Etkinliğe Edirne Valisi Yunus Sezer, Tarım ve Orman İl Müdürü İslam Köse, ilgili kurum temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
‘1 MİLYON 200 BALIK EDİRNE’DEKİ GÖLETLERE BIRAKILACAK’
Tarım ve Orman Bakanlığı Su Ürünleri Genel Müdürlüğü’ne bağlı İpsala’daki yavru balık üretim tesisinde bu yıl 6 milyon yavru sazan üretildiğini söyleyen Vali Sezer, üretilen balıkların 1 milyon 200 bininin Edirne’deki göletlere bırakılacağını belirtti. Sezer, “Geri kalan yavru balıkları da başta İstanbul ve Bursa olmak üzere 7 bölgemizdeki diğer illerimize göndererek, oradaki tatlı su göletlerimizi de balıklandıracağız” dedi.
Çalışmayla su kaynaklarındaki balık popülasyonunu artırmayı ve sportif balıkçılığı desteklemeyi amaçladıklarını kaydeden Sezer, gençlerin ve çocukların da doğayla buluşturulmasının hedeflendiğini söyledi. Sezer, “İnşallah çocuklarımız bu balıklara sahip çıkar ve sportif amaçlı balıkçılıkla da ilgilenir” diye konuştu.
İpsala’daki yavru balık üretim tesisinde yaklaşık 41 havuz bulunduğunu belirten Sezer, tesisin geliştirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü ifade etti.
Anadolu Sağlık Sen Genel Başkanı Necip Taşkın, Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği çerçevesinde uygulanan sözleşme yenileme puanlama sisteminin sahada görev yapan aile hekimleri ile aile sağlığı çalışanlarını (ASM) büyük bir mağduriyetle karşı karşıya bıraktığına dikkat çekerek, Sağlık Bakanlığı’nın EKİP sistemi üzerinden yürütülen “Sözleşme Yenileme İş Kuralları”, çalışanların iradesi ve kontrolü dışındaki dış etkenler yüzünden emeğini ve iş güvencesini tehlikeye attığını söyledi.
Puanlamanın sadece tek bir hekim üzerinden yürütülmesinin, sistemdeki en büyük adaletsizlik olduğunun altını çizen Taşkın, Hekimin TUS (Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı) kazanarak ayrılması, istifa etmesi veya askere gitmesi durumunda, sistemin puanı otomatik olarak düşürdüğünü, hekimsiz kalan Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM) görev yapan ebe, hemşire ve diğer sağlık çalışanlarının, hiçbir kusurları olmadığı halde bu düşüşten haksız yere etkilendiğini söyledi.
Anadolu Sağlık Sen Genel Başkanı Necip Taşkın, açıklamasında şu hususlara dikkat çekti!
24 Aylık Ortalama ve Karmaşık Kriterler Baskı Yaratıyor
“Sözleşme yenileme puanı, son 24 aya ait ortalama puan üzerinden oluşturulmaktadır. Aşı uygulamaları, bebek-çocuk izlemleri, kanser ve kronik hastalık taramaları gibi birçok kriter her ay yeniden değerlendirilmekte, geçmiş ayların puanlarını dahi geriye dönük etkileyebilmektedir.
Birimlerin bakanlıkça belirlenen 70 puan barajının altında kalması, doğrudan sözleşme yenilenmeme riski doğurmakta ve çalışanlar üzerinde ağır bir psikolojik baskı kurmaktadır.
ASM’nin çeşitli nedenlerle hekimsiz kalması aile sağlığı personelinin suçu değildir. Herhangi bir kusuru ve ihmali bulunmaksızın iradeleri dışında gelişen hekim eksikliği nedeniyle çalışanların puanlarının düşürülmesi hakkaniyet ve adalet ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Aile sağlığı çalışanları görevlerini dikkatli ve özverili şekilde ifa etmelerine rağmen hekim eksikliği nedeniyle çalışanlara yansıtılan puan eksikliği, çalışanların emeğinin değersizleşmesine neden olmakta, moral ve motivasyonunu bozmaktadır. Puanlama sisteminin yapısal sorunundan kaynaklan bu mağduriyet, aynı zamanda çalışanların sözleşme güvencesini tehlikeye düşürmektedir.
Çağrımız ve Talebimizdir!
Sağlık hizmeti bir ekip işidir. Başarı da başarısızlık da tek bir kişiye mal edilemez. Puanlama sistemi kişiye göre değil; hakkaniyetli bir şekilde ekibe ait olmalıdır. ASM’nin hekimsiz kaldığı gerekçesine dayanılarak personelin puanının düşürülmesinde hukuken açıklanabilir bir gerekçe yoktur.
Anadolu Sağlık Sen olarak, üyelerimizin ve tüm sağlık çalışanlarının haklı mücadelesinin sonuna kadar takipçisi olacağız. Yetkilileri, sahada infial yaratan bu mağduriyete derhal son vermeye ve yönetmeliği adil bir zemine taşımaya davet ediyoruz.”
Edirne Belediye Meclisi I. Olağanüstü Toplantısı’nda konuşan Belediye Başkanı Filiz Gencan, “Tarihimizde gelirlerimizin giderlerimizden yüksek olduğu bir döneme şahit olmuş olduk” dedi.
Toplantıda, Edirne Belediyesi ile belediye iştiraki Edirne Belediyesi Personel Anonim Şirketi’nin Sosyal Güvenlik Kurumu’na olan borçlarının 6183 sayılı Kanun’un 48’inci maddesi ve ilgili SGK genelgeleri kapsamında tecil ve taksitlendirilmesi amacıyla bazı belediye taşınmazlarının teminat gösterilmesi ve gerekli işlemlerin yürütülmesi konusunda Belediye Başkanı Filiz Gencan’a yetki verilmesine ilişkin Emlak ve İstimlak Müdürlüğü’nün 24.08.2026 tarih ve 1834934 sayılı yazısı görüşüldü.
Maddeyle ilgili açıklamalarda bulunan Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, göreve geldikleri günden itibaren belediyenin mali yapısını güçlendirmeyi ve borç yükünü azaltmayı öncelik haline getirdiklerini söyledi.
Alınan tedbirler ve hayata geçirilen çalışmalar sonucunda belediyenin gelir-gider dengesinde önemli bir iyileşme sağlandığını ifade eden Başkan Gencan, “Göreve geldiğimiz günden itibaren özellikle belediyemizin mali yapısını güçlendirmek, diğer taraftan da borç yükümüzden kurtulmayı önceliklendirdik. Şunu gururla ifade etmek istiyorum; Edirne’de yapmış olduğumuz çalışmalarla, otoparklardan elde ettiğimiz gelirler, otogarla ilgili süreçlerimiz, kamusal alanlarımızın güncel rakamlarla kiraya verilmesi ve benzeri uygulamalarla gelirlerimizi artırma noktasında çok ciddi çalışmalarımız oldu” dedi.
Son üç-dört aylık sürece bakıldığında SGK borcu hariç gelir-gider dengesinde dikkat çekici bir tablonun ortaya çıktığını belirten Başkan Gencan, “Tarihimizde gelirlerimizin giderlerimizden yüksek olduğu bir döneme şahit olmuş olduk. Üstelik ülkemizdeki ekonomik zorluklara ve İller Bankası paylarının Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarında üst üste azalmasına rağmen, almış olduğumuz önlemler ve yaptığımız çalışmalarla gelirlerimizi giderlerimizden yüksek hale getirdik” ifadelerini kullandı. GELİRLERİMİZ GİDERLERİMİZİ GEÇTİ SGK borçlarının yapılandırılmasına ilişkin sürece de değinen Gencan, daha önce de çeşitli girişimlerde bulunduklarını ancak sonuca ulaşamadıklarını belirterek, “Şimdi geldiğimiz noktada böyle bir yapılandırma durumu söz konusu. Özellikle şunu da ifade etmek istiyorum; söz konusu taşınmazlarla ilgili 2019 yılında da alınmış bir meclis kararı var. Ancak bunun güncellenmesi gerektiği noktasında SGK ile bir görüşme gerçekleştirdik. Biz buraları bir teminat olarak gösteriyoruz. Muradımız geçmiş borçlarımızı bu yapılandırmayla sonuçlandırmak ve devam eden borçlarımızı da zamanında ve düzgün şekilde ödeyebilmek. Böylelikle hemşerilerimize hem mali yapısı güçlü bir belediyecilik anlayışı sunmak hem de hizmet üretme noktasında herhangi bir tıkanıklık yaşamadan süreci devam ettirmek istiyoruz” dedi. ZAFER BAYRAMI KUTLAMALARINA DAVET Konuşmasının sonunda 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı da kutlayan Başkan Gencan, tüm Edirnelileri kutlama programlarına davet ederek, “Pazar günü 30 Ağustos Zafer Bayramımızı kutlayacağız. Her yıl olduğu gibi bu yıl da şehrimizde bayramımızı coşkulu bir şekilde hep birlikte kutlamayı arzu ediyoruz. Buradan öncelikle Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını saygıyla, minnetle ve özlemle anıyoruz. 30 Ağustos’ta önce Atamızın huzurunda olacağız, ardından geçit töreninde yer alacağız. Akşamında ise fener alayımız ve değerli sanatçımız Göksel’in konseriyle kutlamalarımızı sürdüreceğiz. Tüm hemşerilerimizi programlarımıza davet ediyorum” ifadelerini kullandı. Toplantı, gündem maddesinin karara bağlanmasının ardından sona erdi.
Trakya Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu 2026 yılı Ağustos ayı olağan toplantısı Kırklareli Valisi ve Trakya Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Turan’ın başkanlığında Kırklareli’nde yapıldı.
İğneada’da gerçekleşen toplantıya Edirne Valisi Yunus Sezer, Tekirdağ Valisi Recep Soytürk, Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan, Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin, Kırklareli Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Soner Ilık, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı H. Sezai Irmak ve Kırklareli İl Genel Meclisi Başkanı Hakan Geriş katıldı.
Toplantı, bir önceki toplantıda alınan kararların tekrar görüşülmesiyle başladı. Ardından Genel Sekreter Mahmut Şahin Yönetim Kurulu’na TÜBİTAK TÜGİP ile yürütülmesi hedeflenen Gıda Sanayi Alternatif Mali Destek Programı ile ilgili bilgi verdi.
Yönetim Kurulu, 43. Askeri Bakım Fabrikası Jiletli Tel İmalatı Güdümlü Proje önerisi hakkında görüştü. Toplantının devamında Genel Sekreter Mahmut Şahin, AB proje başvuruları ve Trakya Kalkınma Ajansı 2026 Ara Faaliyet Raporu ile ilgili üyeleri bilgilendirdi.
2027 yılı Çalışma Programı ve 2027-2029 yıllarını kapsayan Sonuç Odaklı Program (SOP) yönetim planlarının görüşülmesinin ardından Trakya Tohum A.Ş. faaliyetleri hakkında Yönetim Kurulu’na bilgi verildi.
Dilek ve temennilerin sunulması ile toplantı sona erdi.
Milli Eğitim Bakanlığı, öğrencilerin okula uyum sürecine katkı sağlamak amacıyla kamuda çalışan velilerden birinin 7-11 Eylül tarihlerinde günde 3 saati aşmayacak şekilde idari izinli sayılacağını açıkladı.
Millî Eğitim Bakanlığınca yeni eğitim öğretim yılında öğrencilerin okula uyum süreçlerinde aile katılımını güçlendirecek uygulamalar hayata geçirilecek. Uyum eğitimleri kapsamında veliler de sürece etkin olarak katılacak, bu çerçevede kamuda çalışan velilerden biri, 7-11 Eylül tarihlerinde günde 3 saati aşmayacak şekilde idari izinli sayılacak. Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan “2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler” konulu Genelgede yer alan, uyum eğitimleri ve aile katılım etkinliklerinin Bakanlıkça belirlenen takvim ve program çerçevesinde ailenin sürece etkin katılımı esas alınarak gerçekleştirilmesine ilişkin hüküm doğrultusunda, yeni eğitim öğretim yılında ailelerin çocuklarının okula uyum süreçlerine daha etkin katılımı sağlanacak.
Bu kapsamda okul öncesi eğitim, ilkokul 1. sınıf ve ortaokul 5. sınıf öğrencilerine yönelik 7-11 Eylül 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek uyum eğitim programlarından başlayarak ailelerin eğitim sürecine bütüncül bir yaklaşımla etkin katılımının sağlanması ve okul-aile iş birliğinin güçlendirilmesi amaçlanıyor.
Veliler uyum sürecine çocuklarıyla birlikte katılacak Aileyi güçlendirecek politikalara yön vermesi amacıyla ilan edilen “Aile ve Nüfus 10 Yılı” çerçevesinde gerçekleştirilecek program kapsamında okul öncesi eğitim, ilkokul 1. sınıf ve ortaokul 5. sınıf öğrenci velilerinin 7-11 Eylül 2026 tarihlerindeki uyum haftası eğitimlerine etkin katılımı sağlanacak.
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinden kamu kurum ve kuruluşlarına gönderilen yazı doğrultusunda kamuda çalışan ebeveynlerden biri, talep etmeleri hâlinde uyum haftası eğitimlerinde öğrencinin kayıtlı olduğu eğitim kurumunun ders saatlerine uygun olarak 3 saati aşmayacak şekilde idari izinli sayılacak.
“Ailemle Okul Yolu Programı” yıl boyunca devam edecek Uyum eğitimleriyle başlayacak aile katılımı yalnızca uyum haftasıyla sınırlı kalmayacak. Aile katılımı, gelişim ve rehberlik uygulamaları “Ailemle Okul Yolu Programı” adı altında birbiriyle ilişkilendirilerek eğitim öğretim yılının tamamına yayılacak.
Konut, ofis, otel ve ticari işlevlerin tek arazide çözüldüğü projeler, büyükşehirlerde giderek daha fazla tercih ediliyor. Modelin arkasında değişen çalışma ve ulaşım alışkanlıkları bulunuyor.
Türkiye’nin büyük şehirlerinde gayrimenkul geliştirme anlayışı, tek işlevli konut adalarından karma kullanımlı yerleşkelere doğru kayıyor. Aynı arazi içinde konutun yanı sıra ofis, otel ve ticari alanların planlanmasına dayanan bu model, kullanıcının gün içindeki ihtiyaçlarının önemli bölümünü yerleşke sınırları içinde karşılamayı hedefliyor.
Modelin yaygınlaşmasında birden fazla etkenin rol oynadığı belirtiliyor. Bunların başında ulaşım süreleri geliyor. Metropollerde günlük yol süresinin artması, konut tercihlerinde iş yerine ve sosyal alanlara yakınlığı belirleyici hale getirdi. Salgın sonrası kalıcılaşan hibrit çalışma düzeni ise ikinci etken olarak gösteriliyor; evden çalışan kullanıcıların yerleşke içindeki ortak ofis ve sosyal alanlara yönelmesi, projelerin program kurgusunu doğrudan etkiliyor.
Uzmanlar, karma kullanımlı projelerin işletme boyutuna da dikkat çekiyor. Bu tür yerleşkelerde ticari alanların ve otelin sürekli işletiliyor olması, sitenin yıl boyu canlı kalmasını sağlarken ortak alanların bakım standardının korunmasına da katkıda bulunuyor. Buna karşılık uzmanlar, planlamanın doğru yapılmaması durumunda konut sakinlerinin mahremiyetinin zedelenebileceğine işaret ediyor. Konut girişlerinin ticari sirkülasyondan ayrılması ve otopark çözümlerinin ayrıştırılması, bu riski azaltan başlıca yöntemler arasında sayılıyor.
İzmir yeni ev projeleri içinde bu modeli uygulayan örneklerden biri, Bayraklı Turan sahilinde geliştirilen Neva Yalı İzmir. REV Konut ve Otel Geliştirme tarafından hayata geçirilen projede üç rezidans kulesi, ofis katları, restoran caddesi ve 177 odalı bir Marriott MOXY oteli aynı yerleşke içinde konumlanıyor. Projede araç trafiğinin yer altına alındığı, zemin kotunun ise yaya kullanımına ve peyzaj alanlarına ayrıldığı belirtiliyor.
Uluslararası otel markalarının konut projelerine dahil edilmesi de son dönemde öne çıkan bir uygulama olarak değerlendiriliyor. Sektör temsilcileri, bu iş birliklerinin projelere kurumsal bir işletme standardı kazandırdığını ve özellikle yatırım amaçlı alımlarda kiralama sürecini kolaylaştırdığını ifade ediyor.
Karma kullanımlı yerleşkelerin gelecekteki seyri konusunda ise arazi büyüklüğünün belirleyici olacağı vurgulanıyor. Bu modelin işlevlerin birbirini rahatsız etmeden çözülebileceği geniş parseller gerektirdiği, kent merkezlerinde bu ölçekte arazi bulunmasının giderek zorlaştığı belirtiliyor.