Yazar arşivleri: Mehmet ŞELECİ

‘Üreten kaybediyor’

CHP önceki dönem Edirne Milletvekili, Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, TÜİK’in açıkladığı verilere göre, süt üretiminde son 20 yılın en düşük üretiminin gerçekleştiğini belirterek, “Hayvancılığı desteklemeliyiz başka çaremiz yok diyoruz, hayvan ithalatını çözüm sanıyorlar” dedi. Uzun yıllar sonra ilk defa 2 bin ton tereyağı ithalatı yapıldığına dikkat çeken Gaytancıoğlu, “Bu ne demek bizde süt azaldı, tereyağı bile yapamıyoruz demektir” ifadelerini kullandı.

Gaytancıoğlu, sosyal medya hesabından, “Maalesef hep haklı çıkıyoruz ama ders almıyorlar” başlığı altında gerçekleştirdiği paylaşımda şunlara yer verdi:

“Hayvancılığı desteklemeliyiz başka çaremiz yok diyoruz hayvan ithalatını çözüm sanıyorlar. Süt fiyatları azar azar arttırarak bu iş olmaz esas süt teşvik primi ve yem destekleri olmalı diyoruz, yine yok. Sonuçta kırmızı et üretimi %10,5, süt üretimi %5 düştü. Hatta uzun yıllar sonra ilk defa 2 bin ton ‘tereyağı’ ithalatı yaptık. Bu ne demek bizde süt azaldı, tereyağı bile yapamıyoruz demektir  Çözümü yine ithalatta arayacaklar. Yine yanlış, yine yanlış.”

Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, aynı paylaşımına eklediği videoda da şunları söyledi:

“TÜİK verileri açıklandı. Maalesef korktuğumuz başımıza geldi. Yıllardır söylüyoruz. Hayvancılığı destekleyelim.  Özellikle süt ineklerini koruyalım dedik ama süt inekleri kesildiği için süt üretiminde son yirmi yılın en düşük üretimi gerçekleşti. Evet kişi başına süt tüketimimiz azaldı. El üretim demişti. Biz açığı hala ithalatla karşılamaya çalışalım. Ama artık tereyağı bile ithal etmeye başladık. İki bin ton tereyağı ithalatı yapıldı. Neden? Tabi ki sütsüzlükten oluyor bu. Süt fiyatı ne? Gıdım gıdım arttırırsanız, yem fiyatları buna paralel olarak daha yüksek artarsa tabii ki üreticinin başka çaresi yok. Süt hayvancılığını bırakır. Hatta hayvancığı bırakır. Çiftçinin desteklenmesi gerek, besicinin desteklenmesi gerek dememize rağmen hala soluğu Urugay’da, Brezilya’da alıp oralardan hayvan getirerek Türkiye’de Et Süt Kurumu’nu kullanarak bu hayvanları kestirip piyasaya verirseniz hem kuyruklar oluşur, Et, Süt Kurumu zarar etmesi bir kurum olması gerekirken kar ediyor ama kıyma fiyatı bin liraya ulaştı. Yeni neresinden bakarsanız bakın tutarsızlık var. Bu politikalarla bir yere gidemeyiz. Üretimi ve üreticiyi desteklemek zorundayız.”

Gaytancıoğlu, aynı konuda bir önceki paylaşımında da şunlara yer verdi:

“Bu nasıl bir düzen ki; üreten kaybediyor, ithal eden kazanıyor. Et ve Süt Kurumu’nun 2024 yılında et ithalatından 11 milyar TL kâr ettiğini açıklandı. Pekiyi çiftçi? Zarar ediyor! Kredi borcu altında eziliyor! Hayvanını kesiyor! Üretimden çekiliyor!

Bu ülkede çiftçi ayakta kalamıyorsa, bunun sorumlusu üretime değil ithalata dayalı tarım politikalarıdır.^”

TÜ’de özel gereksinimli bireylere etkinlik

Trakya Üniversitesi Özel Eğitim Topluluğu tarafından, Gençlik ve Spor Bakanlığı ÜNİDES Programı kapsamında yürütülen “Eşit Adımlarla Sosyal Kampüs” projesinin ikinci ve son etap etkinliği gerçekleştirildi.

Proje kapsamında, özel gereksinimli bireylerin sosyal yaşama daha aktif katılımının desteklenmesi, toplumsal farkındalık oluşturulması ve kapsayıcı bir kampüs kültürünün geliştirilmesi amaçlandı.

Eğitim Fakültesi Konferans Salonu’nda düzenlenen programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Rektör Yardımcısı ve Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Eylem Bayır, üniversitelerin yalnızca bilgi üreten kurumlar değil; aynı zamanda toplumsal dönüşümün öncüsü, fırsat eşitliğinin savunucusu ve her bireyin kendini değerli hissedebileceği yaşam alanları olduğunu vurguladı. Bayır, özel gereksinimli bireylerin sosyal yaşamda daha görünür olmasının önemine dikkat çekerek, bu tür projelerin kapsayıcı üniversite anlayışını güçlendirdiğini ifade etti.

Özel Eğitim Topluluğu Akademik Danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Feyza Nazan Gündüz, İnönü İlkokulu Müdürü Hande Çelik ve Özel Eğitim Topluluğu Başkanı Mehmet Burak Horunlu ise konuşmalarında, “Eşit Adımlarla Sosyal Kampüs” projesinin özel gereksinimli bireylerin toplumsal yaşamda daha aktif yer almaları, eşitlik ve birlikte yaşam kültürünün güçlenmesi açısından önemli katkılar sunduğunu belirtti.

Açılış konuşmalarının ardından, Armağan Dönertaş Engelli Çocuklar Eğitim-Rehabilitasyon Uygulama ve Araştırma Merkezi öğrencilerinden oluşan “Trakya Armağan Ekibi” tarafından hazırlanan gösteri sahnelendi. Katılımcılar tarafından ilgiyle takip edilen gösteri, salonda duygu dolu anlar yaşattı.

Etkinlik alanında Trakya Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren 16 öğrenci topluluğu stant açarak katılımcılarla bir araya geldi. Öğrenci toplulukları tarafından düzenlenen etkinlikler ve atölye çalışmaları, öğrenciler arasındaki etkileşimi artırırken sosyal farkındalığın güçlenmesine katkı sundu.

Etkinliğe, Armağan Dönertaş Engelli Çocuklar Eğitim-Rehabilitasyon Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Filiz Tuna, İnönü İlkokulu öğrencileri ile Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü öğrencileri katıldı.

Aramızdan ayrılanlar

ZAFER AYDIN VEFAT ETTİ
Gönül Aydın’ın eşi Zafer Aydın, 60 yaşında vefat etti.
Merhum Hikmet ve merhume Ayşe Aydın’ın oğulları, Erkan, Özkan ve Özden Aydın’ın kardeşleri, Gönül Aydın’ın eşi Zafer Aydın için Kıyak Baba Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi.
İkindi namazının ardından kılınan cenaze namazından sonra Zafer Aydın’ın cenazesi Yenişehir Mezarlığı’nda toprağa verildi.
MÜRVET KARACA VEFAT ETTİ
Merhum Yaşar Karaca’nın eşi Mürvet Karaca, 85 yaşında vefat etti.
Merhum Yaşar Karaca’nın eşi, Aysun Saraç, Aysel Canbaz ve Erkan Karaca’nın anneleri Mürvet Karaca için dün Ortakçı Köyü Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi.
Öğle namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Mürvet Karaca’nın cenazesi köy mezarlığına defnedildi.
MEHMET ALİ SÖNMEZ VEFAT ETTİ
Ramiye Sönmez’in eşi Mehmet Ali Sönmez, 64 yaşında vefat etti.
Merhum Mümin ve Hayriye Sönmez’in oğulları, Ramiye Sönmez’in eşi, Cansu Alıcı ve Gökberk Sönmez’in babaları, Kenan Alıcı’nın kayınpederi Mehmet Ali Sönmez için dün Darülhadis Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi.
Öğle namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Mehmet Ali Sönmez’in cenazesi Yenişehir Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Balkanlarda Türk kültür mirası

Trakya Üniversitesi, Balkan coğrafyasındaki Türk kültür mirasını ele alan bir konferansa ev sahipliği yaptı. “Balkanlarda Türk Kültür Mirası Üzerine Değerlendirme” başlıklı etkinlik, Eczacılık Fakültesi Gazi Mustafa Kemal Atatürk Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.

Açılış konuşmalarını Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Müberra Gürgendereli ile Dr. Öğr. Üyesi Yavuz Güner yaptı. Gürgendereli, “Bahar Konferansları” serisinin önemine değinirken; Güner, üniversitenin Balkanlar ile olan tarihsel ve kültürel bağlarına dikkat çekti.

Konferansta konuşan Prof. Dr. Mehmet Zeki İbrahimgil, Osmanlı’nın Balkanlar’daki varlığının yalnızca askeri bir süreç olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, bunun aynı zamanda bir “medeniyet göçü” olduğunu vurguladı. 1389 Kosova ve 1453 İstanbul’un fethinin ardından başlayan yerleşim sürecini dört başlıkta ele alan İbrahimgil; Alperenlerin bölgeyi fethe hazırladığını, Ahiler ve esnaf teşkilatlarının ekonomik yapıyı güçlendirdiğini, dervişler ve tekkelerin sosyal ve kültürel dokuyu şekillendirdiğini, İslam coğrafyasından getirilen aileler ile Bacıyân-ı Rûm’un ise demografik ve kültürel yapının oluşumunda önemli rol oynadığını ifade etti.

Program sonunda, Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gülgün Yılmaz tarafından Prof. Dr. İbrahimgil’e hediye takdim edildi.

TÜ – TÜİK’ten İstatistik Veri Kampı

Trakya Üniversitesi ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) iş birliğiyle düzenlenen İstatistik Veri Kampı, Trakya Üniversitesi ev sahipliğinde yapıldı.

4-8 Mayıs 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen programın açılış oturumu; Ekonometri, Matematik ve Bilgisayar Mühendisliği bölümü öğrencilerinin katılımıyla gerçekleştirildi..

Program kapsamında öğrencilere veri analizi süreçlerine ilişkin temel yaklaşımlar aktarılırken, eğitim içeriği ve uygulama planlamalarına yönelik bilgilendirmelerde bulunuldu.

Beş gün sürecek kamp boyunca öğrencilere; uygulamalı veri analizi, istatistiksel altyapı ve iş süreçleri, SAS ile veri doğrulama, analiz ve raporlama uygulamaları, Python tabanlı veri analizi ve etkili sunum teknikleri gibi konularda kapsamlı eğitimler veriliyor. Öğrenciler, teorik bilgilerini uygulamalarla pekiştirme fırsatı elde ediyor.

Programın son aşamasında ise öğrenciler, ekipler hâlinde veri setleri üzerinde çalışarak analiz ve raporlama süreçlerini tamamlayacak; hazırladıkları projeleri sunarak deneyim kazanacak.

Etkinliğin açılış programına; İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cemile Arıkoğlu Ündücü, Edirne Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Barış Özkapı, TÜİK Edirne Bölge Müdürü Hasan Akdemir, TÜİK Eğitim ve Araştırma Merkezi Müdürü Bora Boranoğlu, Ekonometri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Kenan Terzioğlu ile Ekonometri Bölümü öğretim üyeleri katıldı.

U12 A Grubu’nda 6 maçta 37 gol

Edirne U12 Futbol Ligi A Grubu’nda 6. hafta programında yer alan 6 karşılaşma geçtiğimiz Çarşamba günü oynandı.

Sancaktar’ın namağlup olarak yoluna devam ettiği A Grubu’ndaki son 6 maçta fileler tam 37 kez havalandı.

Lige A Grubu’na 6, B Grubu’nda 4 olmak üzere 9 Mayıs Cumartesi günü toplam 10 karşılaşma ile devam edilecek. A Grubu’nda Saraçhane 1-1 ve Saraçhane 1-2 nolu sahalarda oynanacak karşılaşmalar saat 17.00’de başlayacak.

A GRUBU 6. HAFTA SONUÇLARI

Aslantepe 0-5 Edirne Birlik

Özel İdare 0–18 Şükrüpaşa

Çınar 0-3 Edirnespor

25 Kasım 1-5 Yıldırım GB

Şükrüpaşa Atletik 2–1 Sancaktar

Alsancak 1-1 Trakya Kartalları

N’oldu Bu Suriye’nin Hali?

Suriye Aralık 2024 itibarıyla Esat rejiminin devrilişine sahne oldu. Mart 2011’de başlayan ve giderek ivme kazanan gösteriler,ikinci yılında, ABD ve müttefiklerinin desteğiyle, yabancı savaşçıları da bünyesinde barındıran muhalif grupların zuhur etmesine sahne oldu.

Özellikle 2015 Suriye için bir dönüm noktası oldu. Zira hakimiyet alanı silahlı muhalif grupların müdahalesi ile oldukça daralan-bazı görüşlere göre %26-Esat rejimi Rusya Federasyonu’nun askeri müdahalesi ile iktidarda kalma açısından rahat bir nefes aldı.

Peki bu nefes Esat rejimini ne kadar rahatlatmıştı? Konuyla ilgilenen araştırmacılar bir Rus zabitinin, Putin’e yaklaşarak konuşmaya çalışan Esat’ı kolundan tutup nasıl geri çektiğini hatırlayacaktır. Yahut Esat rejiminin savunma bakanının, yanlış hatırlamıyorsam, Tartus üssünde yapılan toplantıda,masanın üzerinden sadece başının görüneceği bir yükseklikte, nasıl oturtulduğunu da hatırlayacaktır konuya meraklı olanlar.

Bu ve benzeri daha çok örnek aslında Rusya Federasyonu müdahalesi ile Esat rejiminin de bir çeşit Moskova sömürge valiliğine dönüştüğü hususunda önemli bir dayanak noktası hazırlamıştı. Ancak ne hikmetse o dönem hem alandaşlarımız hem de alan dışından konu hakkında yorum yapma haddini kendinde bulan ekonomistinden metalürji mühendisine, metalürji mühendisinden tarihçisine pek çok kişi bunun bir yönetim zafiyeti hatta yokluğu olduğunu görmezden gelmişti. Ancak bağımsız olduğu iddia edilen bir devletin başkanının başka bir devletin başkanı ile konuşma çabasının bu şekilde engellenmesinin ne denli “uygun” olduğu açıktır.

Gelgelelim, muhalefet her geçen gün çeşitli vesilelerle güçlendi ve sonuç olarak Esat rejimi devrildi. Yerine eski adı Colani olan ve bir ödülle ABD tarafından aranan ancak yeni adı eş Şara olan ve ABD ile ittifak ilişkileri geliştiren birinin başkanlığında yeni bir yönetim geldi.

Bu süreçte yaşanan gelişmelerle Mübarek sonrası Mısır’da yaşanan gelişmeler belirli açılardan oldukça büyük benzerlik taşıyor. Zira Mübarek sonrası Mısır’da Mursi dönemi başlamıştı. Bu süreç Mursi idaresine yapılan darbe ve sonrası gerçekleşen olaylar bağlamında çok fazla ele alındı ancak Mursi idaresinin Batı tipi ekonomi politik kurum ve unsurlara uyum sağlama çabası ve Mısır’ın SSCB ardılı Rusya Federasyonu ile olan ileri düzey ilişkilerinin daha düşük seviyeye nasıl indiği çok az tartışıldı.

Bu hususları 2011 sonlarında tartışanlardan biri olarak rahatlıkla şunu söyleyebilirim ki; ideolojik söylemler ekonomik gerçeklikler ve gerekliliklerle karşılaştığında ekonomik gerçeklikler ve gereklilikler kazanır. Mursi iktidarı uluslararası ekonomi politik kurallara karşı hareket etmeyeceğini bizatihi Muhammet Mursi ağzından ilan etmiş ve ardından başta Almanya olmak üzere ki;öncü olan bizatihi o vakitler daha sonra Alman şansölyesi olacağı konuşulan fakat ömrü vefa etmeyen dönemin dışişleri bakanı Guido Westerwelle idi, kredi muslukları açılmıştı. Elbette Mısır devletinin iç dinamikleri durumu farklı bir boyuta getirdi. Ancak ideolojik söylemlerin ekonomik gerçekler ve gerekliliklerle karşılaşması durumunda ne olacağı sorusunun cevabı sabit kaldı.

Şimdi benzeri bir durumu eş Şara’nın Suriye’sinde gözlemliyoruz. Yıllar önce, 2012 yılında, yazdığım bir kitap bölümünde Hacettepe’den Ali Murat Özdemir hocaya atıfta bulunarak Suriye’deki ekonomi politik meselenin ekonomi politiğin konusu olmayan malların bu hususta ele alınması olduğunu belirttikten sonra şu ifadeyi eklemiştim; uluslararası ekonomi politiğin konusu olan malların da Batı tipi liberal uluslararası ekonomi politiğin konusu haline getirilmesi…

Şimdilerde Şara’nın görüşmeleri ve ziyaretleri dikkate alındığında; Suriye’nin yönünün tam anlamıyla Batı’ya döndüğünü rasyonel bir bakış açısı ile tespit etmek oldukça kolay. Artık Şara’ın Suriye’si ABD’nin yakın müttefiki Suudi Arabistan kanalıyla Vaşington ile irtibat kurup Trump ile baş başa görüşme ayrıcalığı ortaya çıktıktan sonra gelişmeler yaşanmaya başlandı.

Zira Batı başta ABD olmak üzere Suriye’ye gerekli ekonomik “katkılarını sunan” ABD müttefikleri başka bir yönden de Çin’in ekonomik alan hakimiyetinin Levant üzerinde engellenmesi çabasını sergiliyor. Artık mesele askeri hususlardan uzaklaştı. Mesele artık ekonomik şartlar halini aldı. Şam idaresinin tek başına Çin desteği alması yeterli değil. Zira ekonomik kapasitesinin gelişmesi için başta Dünya Ticaret Örgütü gibi liberal uluslararası ekonomi politik kurumları içinde bulunması gerekiyor. Bunu Çin bile 11 Aralık 2001 tarihinde yapmak zorunda kaldı.

Dolayısıyla Suriye için alternatif olarak ortaya konan Çin Halk Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu’nun liberal uluslararası politik ekonomi kurumlarından uzak olduğunu yahut bir alternatif olduğu söylemi hayli iddialı olacaktır. Zira Çin (2001 yılında üye oldu) ve Rusya’nın (22 Ağustos 2012 yılında üye oldu) bu yapının dışında devletler olduğunu ifade etmek oldukça güç. Üstelik ABD ve müttefikleri her ne kadar tartışmalı görünse de fırtınalı bir evliliğin tarafları olarak tanımlamak güç değil. Artık ilişkileri öyle bir halde ki; tartışsalar da ayrılamazlar. Zira ekonomik kapasite uygulamasının gerektirdiği güvenlik meselesi NATO tabanlı güvenlik faaliyetleri dolayısıyla ortaya konuyor.

Bu şartlar altında Akdeniz’in oldukça önemli bu kıyı ülkesi önemli bir pazar olarak da ortada. Bu pazarın gereklilikleri sadece bir malın Suriye içine gönderilmesinden ibaret değil. Bu sadece uluslararası ekonomi politiğin bir kısmı. Hizmetler ve malların uyumlu olması, bunların geniş şekilde ele alınabilmesi ve uluslararası ticaret, fikri mülkiyet hakları gibi konularda uygun olması de en az bunun kadar önemli. Dolayısıyla Suriye artık ticari, ekonomik kapasitesini Batı tipi bir yapı ile desteklemek zorunda. Aksi halde kısıtlı ekonomik katkı Şara iktidarının zora girmesi ile sonuçlanacaktır. Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları.

DOĞUYA DOĞRU

Batı toplumunun medeniyetine gelince, Bilimde sanat da çok güzel üretimleri de oldu, ama insan fıtratına aykırı modern dünyayı, insanlığa dayattılar!..
Milyarlarca insana yazık oldu!..
Birbirleriyle yaptıkları çetin savaşlar, dünyanın mazlum ülkelerini sömürmeleri de cabası, maalesef!..
Ancak içlerinde çoğunluk olmasalar bile, oldukça fazla haksızlık ve adaletsizleklerle mücadele edenler var. Bu İYİ evlatlar, halkını yanlışlara karşı sözle, yazıyla, çiziyle, sanatla, dur duraksız bilimle uyarmak için adeta bir savaş veriyorlar!..
BİZDE Mİ?..
BİZDEN DOĞUYA DOĞRU MU?..

YÜZ MİLYONLARIN İÇİNDEN, ARADA SIRADA BİRİNE DENK GELİRSENİZ, ŞANSLISINIZ!..

Kuran’ı Kerim. Sure 9/Ayet 42:
Eğer yakın bir dünya çıkarı ve kolay bir yolculuk olsaydı, mutlaka sana uyup peşinden gelirlerdi. Fakat meşakkatli mücadele yolu onlara uzak geldi. Gerçi onlar, “Gücümüz yetseydi, mutlaka sizinle sizinle beraber yola çıkardık” diye kendilerini helâk edercesine Allah’a yemin edecekler. Halbuki Allah onların mutlaka yalancı olduklarını biliyor.