Yazar arşivleri: Mehmet ŞELECİ

ABDULLAH GAZİ VEFAT ETTİ

Ayşe Gazi ve merhum Ali Gazi’nin oğulları, Şefiye Gazi’nin eşi, Ali Gazi ve Ayşen Güler’in babaları Abdullah Gazi 66 yaşında vefat etti. Merhum; dün Şeyh Çelebi Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.

Edirne ASKF’de TASKK için genel kurul

Edirne Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu (ASKF) Başkanı Muzaffer Yıldırım, federasyonun üye sayısı artmasından dolayı Türkiye Amatör Spor Kulüpleri Konfederasyonu (TASKK) delegelerinin yeniden belirlenmesi için tek maddelik olağanüstü genel kurulu kararı aldıklarını duyurdu…

Edirne ASKF tarafından konuya ilişkin olarak yapılan duyuruda şunlara yer verildi:

“Edirne Amatör Spor Kulüpleri Federasyonumuzun Olağan Üstü Genel Kurulu 26- 02-2026 Perşembe günü saat 16.00′ da Edirne Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu (Koca Sinan mahallesi Muammer Aksoy caddesi Vali Konağı karşısı No:26.) bulunan Eğitim Binamızda yapılacaktır.

İlk Toplantıda çoğunluk sağlanamadığı takdirde toplantı 05-03-2026 Perşembe günü aynı yer ve saatte çoğunluk aranmaksızın belirlenen gündem gereğince yapılacaktır. Bilgilerinize arz ederim.”

Olağan Üstü Genel Kurulu gündem gereği “Açılış ve Yoklama, Divan heyeti seçim, Saygı duruşu ve İstiklal Marşı, TASKK Delegelerinin belirlenmesi, Dilek ve temenniler, Kapanış” olarak gerçekleştirilecek.

Filenin Havsalı sultanları

İsmail DEMİRAY

Kulüpler arası Küçük Kızlar Voleybol müsabakaları sonunda bütün maçlarını kazanan Havsa Belediye Spor Kulübü Edirne İl birincisi olmayı başardı.

Küçük kızlar il birinciliğinde B grubunu lider tamamlayan Havsa Belediyesi Spor Kulübü 10 Şubat’ta Mimar Sinan Spor Salonu’nda oynanan yarı final maçında A grubu 2.si  Kırcasalih Maden Spor’u 3-0 geçerek finale yükseldi.

HAVSA BELEDİYE

Diğer eşleşmede A grubu 1.si Avrupa Yıldızları Spor Kulübü B grubu 2.si olan Uzunköprü 1444 Spor Kulübü’nü 3-1 lık skorla geçerek adını finale yazdırdı.

KIRCASALİH MADEN SPOR ÜÇÜNCÜ OLDU

12 Şubat Perşembe gecesi Mimar Sinan Spor Salonunda önce 3.lük maçında Kırcasalih Maden Spor rakibi Uzunköprü 1444 Spor Kulübü’nü 3-1 yenerek 3.’lüğünü ilan etti.

Ardından final maçında salondaki seyirciler oldukça keyifli heyecanlı bir mücadele izledi. Setler sırayla kazanılması sonucu  maç 2/2’ye gelince karar setine gidildi.

AVRUPA YILDIZLARI

NEFES KESEN FİNAL MAÇI

Karar setinin şampiyonu belirleyeceği müsabakada o ana kadar  iki takım da ağırlıklı olarak orta oyuncuları üzerinden ataklar yaparak birbirlerine üstünlük sağlamaya çalıştı. Dengede giden oyun karar setine Havsa Belediyesi orta oyuncusu Duru’nun üst üste 3 hücumu ile 8. sayıda saha değişimine Havsa Belediyesi önde girdi.

Saha değişiminden sonra son anlarda  pasör Ecrin in üst üste savunması hemen ardından Avrupa Yıldızları’nın etkili smaçörü İclal’in hücumu smaçör Cemre nin arka alanda karşılaşmasının ardından Havsa Belediyesi Naz’ın smacı ile seti 15-10; maçı da 3-2 kazanarak şampiyonluğunu ilan etti. Maç sonrası görüşme fırsatı bulduğumuz Havsa belediyesi antrenörü Enis Girgin şunları söyledi;

YAZIN SICAĞINDA, KIŞIN SOĞUNDA ANTRENMAN YAPTIK

“Öncelikle takım kurarak sporcuları maçlara çıkaran tüm kulüpleri Edirne voleyboluna katkılarından dolayı tebrik ediyorum. Sonra da finaldeki rakibimizi hocalarımızı kutluyorum. Baktığımızda ilimizde bu yaş grubundaki etkili isimlerden kurulu bir takımları var ama bu gece benim kızlarım da inat etti direndi maçı istediler ve kazanmasını bildiler. Kızlarımı canı gönülden kutluyorum. Yaz sıcağında kış soğuğunda yüksek katılım oranıyla antrenmanlara katıldılar emeklerinin karşılığını almış oldular. Sezon öncesi kağıt üzerinde final görürsek başarılı oluruz gibi bir genel durum değerlendirmesi yapmıştık.

EDİRNE VOLEYBOLU İÇİN GÜZEL ŞEYLER YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ

Finale çıkınca kızlarımız neden olmasın dediler, geri düştüklerinde de oyundan kopmadılar. İlk hedef olan finale yükselmeyi başarmanın üzerine bu şampiyonluk pastanın çileği oldu. Tekrar tüm kulüp ve antrenörlerimizi tebrik ediyorum hep birlikte Edirne de voleybol adına güzel işler yapmayı umut ediyorum.”

Gelişim Ligi’nde 6 maçta 1 puan

Silivri U 15 1-0 galip

Edirne Şükrüpaşa Spor U16 ve U17 takımları deplasmanda Küçükçekmece İdman Yurdu Spor’a aynı skorla 1-0 yenilirken, Edirne Birlik Spor U14 ve U15 evinde Beylikdüzüspor’a farklı mağlup oldu, Şükrüpaşa Spor ise rakibi Silivrispor karşısında 1 beraberlik, 1 yenilgi aldı.

U14 GELİŞİM LİGİ

Edirne Şükrüpaşa Spor, ligin ilk yarısında deplasmanda 1-0 yendiği Silivrispor ile ligin 25. haftasında Yıldırım İbrahim Acar Sahası’ndaki karşılaşmada bu kez 2-2 berabere kaldı.

Edirne Birlik Spor da aynı sahada daha sonra oynanan karşılaşmada ligin ilk yarısında deplasmanda 5-4 yenildiği İstanbul Beylikdüzüspor’a bu kez 10-2 mağlup oldu.

U15 GELİŞİM LİGİ

Edirne Şükrüpaşa Spor, ligin ilk yarısında deplasmanda 2-1 yenildiği Silivrispor ile ligin 25. haftasında Yıldırım İbrahim Acar Sahası’ndaki bu kez 1-0 yenildi.

Edirne Birlik Spor ise ligin ilk yarısında deplasmanda 1-0 yenildiği İstanbul Beylikdüzüspor’a Yıldırım İbrahim Acar Sahası’nda 6-0 mağlup oldu.

U16 GELİŞİM LİGİ

Edirne Şükrüpaşa Spor ligin 19. haftasında Küçükçekmece İdman Yurdu Spor Kulübü ile Küçükçekmece’deki İBB 100.Yıl Stadı’nda karşı karıya geldiği maçta  ligin ilk yarısında 3-0 yendiği rakibine 1-0 yenildi.

U17 GELİŞİM LİGİ

Edirne Şükrüpaşa Spor ligin ilk yarısında evinde 2-2 berabere kaldığı Küçükçekmece İdman Yurdu Spor Kulübü’ne İBB 100.Yıl Stadı’ndaki maçta 1-0 yenildi.

.

SAL’da tehir maçı

Edirne Süper Amatör Ligi’nde 8 Şubat Pazar günü başlayan ikinci yarının ilk haftasında yer alan ancak hakem kararı ile tehir edilen Kırcasalih – Osmanlı arasındaki karşılaşma bugün oynanacak.

 Puan cetvelinde 13 puanla 6. sırada yer alan Osmanlı ile 6 puanla 9. sırada bulunan Kırcasalih arasındaki karqılaşma Kırcasalih’te saat 15.00’te oynanacak.

DSİ Spor’da ibre yukarı

İsmail DEMİRAY

Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi’nin (TKBL) 21. hafta programı Pazartesi günü oynanan Emlak Konut Gelişim – Turgutlu Belediyespor arasındaki tek karşılaşma ile tamamlandı.

Edirne DSİ Spor, deplasmanda lider Zorlu Koleji Samsun Basketbol karşısında aldığı müthiş galibiyetle 1 basamak daha yükselerek 11. sıraya yerleşti.

Edirne DSİ Spor, ligin 22. haftasında 21 Şubat 2026 Cumartesi günü Yalova Vip’i konuk edecek. Mimar Sinan Spor Salonu’ndaki karşılaşma saat 17.00’de başlayacak. Ligin ilk yarısında Yalova’da oynanan maçta ev sahibi 97-72 galip gelmişti.      

TKBL’DE 21. HAFTA TOPLU SONUÇLAR

Yalova Vip 64-78 Fenerbahçe Gelişim

İstanbul Gençlik Spor 75-65 Mersin Gençlerbirliği

Bodrum Basketbol 58-61 Aslan Yol Burhaniye Belediyespor

Zorlu Koleji Samsun Basketbol 82-92 Edirne DSİ

Urla Belediyesi 0-20 Kırklareli Belediyesi Kırklareli Fen Bilimleri

Darıca BasketbolFeneri 20-0 Adana Nova Basket

Emlak Konut Gelişim 43-59 Turgutlu Belediyespor

Haftanın programı açıklandı

Nesine 3. Lig 1. Grup’ta 22.  hafta programında yer alan Küçükçekmece Sinop Spor A.Ş. – Edirnespor  dahil 4 karşılaşma 21 Şubat 2026 Cumartesi günü oynanırken, diğer 4 karşılaşma ise 22 Şubat 2026 Pazar günü yapılacak.

Türkiye Futbol Federasyonu haftanın programını açıkladı. Buna göre, Trendyol Süper Lig Mehmet Ali Yılmaz Sezonu 23. hafta müsabakaları 20, 21, 22 ve 23 Şubat’ta, Trendyol 1. Lig 26. hafta müsabakaları 17, 18 ve 19 Şubat’ta, TFF 2. Lig Kırmızı Grup 25. hafta müsabakaları 21 ve 22 Şubat’ta, TFF 2. Lig Beyaz Grup 27. hafta müsabakaları 21 ve 22 Şubat’ta, TFF 3. Lig 22. hafta müsabakaları 21 ve 22 Şubat’ta oynanacaktır.

NESİNE 3. LİG 1. GRUP 22. HAFTA PROGRAMI

21 Şubat.2026 Cumartesi

Karalar İnşaat Etimesgut Spor Kulübü – Beykoz İshaklı Spor Faaliyetleri A.Ş. 

Etimesgut Belediyesi Atatürk Stadı – 15.00

(Ev sahibi Takım Seyircisiz)

Bursa Nilüfer Futbol A.Ş. – İnegöl Kafkas Spor Kulübü 

İbrahim Yazıcı Nilüfer Stadı – 15.00

Silivrispor – Bursa Yıldırım Spor Kulübü 

Silivri Müjdat Gürsu – 15.00

Küçükçekmece Sinop Spor A.Ş. – Edirnespor 

İbb 100.Yıl Stadı – 15.00

22 Şubat 2026 Pazar

Bulvarspor – Astor Enerji Çankaya Spor Kulübü 

Alemdağ Stadyumu – 13.00

Kestel Çilek Spor Kulübü – Yalova Fk 77 Spor Kulübü 

Kestel İlçe Stadı – 15.00

Çorlu Spor 1947 – İnkılap Futbol Spor Kulübü 

General Basri Saran – 15.00

Polatlı 1926 Spor Kulübü – Galata Spor Kulübü

Polatlı İlçe – 15.00

Köprüler yaptırdım gelip geçmeye…

İktidarın İstanbul’daki iki köprü ile bazı otoyolları özelleştirilme tasarrufu kadim tartışmayı alevlendirdi.

Süreç yönetimi ve pazarlamada Ernst&Young şirketi görevli. Yani, dışarıdan gelecek kaynağa bel bağlanmış gözüküyor. Uzun zamandır küresel finans piyasalarından ancak yüksek faizle para bulabilen iktidarın ekonomi çarklarını döndürmekte zorlandığını da yansıtan bir durum.

AKP ekonomi politikaları sonucu ülkede yaşanan çok katmanlı kriz, yıllara dayalıdır.

Sebep-sonuç ilişkisi kapsamında değerlendirmek gerekir. Yaşanan ekonomik sıkıntıları terennüm etmek ise çare değildir. Nereden neşet ettiğine bakmak ve iyi anlamak icap eder.

Diğer bir ifadeyle: asgari ücretin düşüklüğünü, emeklilerin perişanlığını, yoksulluk ve açlık sınırını, gelir dağılımı bozukluğunu, geçim sıkıntısını ekranlarda sürekli önümüze getiren “konuşan kafalar”ın, yetkin ağızların hipnoz etkisi yaratan laf salatalarından kendimizi kurtarmamız lazım.

Sorunların çözümünde kendimizi çaresiz görsek bile hiç olmazsa nedenleri doğru kavramalıyız. Eşref-i mahlûkat olmanın gereğidir.

Sermaye sisteminin ki buna ister liberalizm, ister neoliberalizm, ya da emperyalizm deyin fark etmez çünkü hepsi göbek adıdır. Sermaye sistemi yani kapitalizmdir üst başlık. Diğerleri öze sadık türev uygulamalardır.

Sermaye sistemi öyle örgün bir yapıdır ki sadece bir ekonomik model değildir, düpedüz devlet ve toplum yönetimidir, multidisipliner bir zeminde işleyen bir yapıdır. 

Antropoloji, sosyoloji, tarih/ekonomi bilimi, psikoloji, matematik, fizik vb. beslenme çantasını oluşturur.

Sermaye sisteminin insanoğluna yarattığı marazalardan ötürü aşılması gerektiğini ve bunu nasıl olacağını gösteren ideolojiler yok değildir.

Sosyalizm, liberalizme alternatif bir dünya görüşüdür. Reel sosyalizmin çöküşünden kaynaklı günümüzde bir ütopya muamelesi görse de, insanoğluna yakışır bir yaşam denince yine ilk akla gelen sosyalizmdir. Tarihsel boyut da bunu gösterir; muhafazakârlık/liberalizm/sosyalizm ardışık ideolojilerdir, tarih sahnesine çıkışlarında sembiyotik/diyalektik bir ilişki vardır.

Sosyalizme bir ütopya olarak hafızalarda yeri açılırken indirgemeci bir yaklaşımın refakat ettiğini görürüz. Yani sosyalizme, toplumcu bir düzene geçişi uzak ihtimal görerek mevcut ile kifayet etmenin konforunda bir yaşam tercihi ağır basar. Bunda yaşanmışlıkların, acıların, akamete uğramış mücadelelerin, hayal kırıklıklarının, kayıpların ve elbette özellikle hâkim ideolojinin baskı(cı)n yapısından kaynaklı tasarrufların rolü vardır.

Ancak, geldiğimiz noktada, kapitalizmin türev uygulamalarının ve 20’inci yüzyılın son çeyreğine ağırlığını koyan neoliberal ekonomik düzenin, küresel piyasa ekonomisinin tıkandığı da bir gerçek.

Fakat kapitalizmin en önemli yapısal özelliği sürekli değişimdir, bukalemun gibidir.

Ve görüyoruz ki, yine kapitalizmin yeni bir sürümü ile karşı karşıyayız. Dünyada artan yoksulluk, güvensizlik, gelişen teknolojilerin yarattığı istihdam daralması, yapay zeka tartışmaları, bölgesel savaşlar, iklim değişikliği temelli olumsuzluklar, mülteci, sığınmacı sorunu, bir ‘çoklu kriz’ ortamını ifade ediyor.

Buna bağlı gelişmeler ise kapitalizme sadakatte kusur etmeyen sağ popülizmin himayesinde otoriter yönetimlerin dünyada artması şeklinde kendini gösteriyor.

Üstelik bu, sorunların kaynağı sunulan neoliberalizmin bittiği şeklinde bir çarpıtmayla önümüze getiriliyor. Sermaye sisteminin bizzat kendisi değil de türev bir uygulama suçlu gösterilerek öz hakkında düşünmenin önü maharetle kesiliyor.

Oysa neoliberalizmin bittiği iddiasıyla gözümüze sokulan yeni sürüm, dünyada artan sayılarıyla otoriter/totaliter yönetimler, yeni dünya düzenine ilişkindir. 

 ABD hegemonyasında bir dünya düzeninin devamı için Donald Trump’ın saldırgan başkanlığına indirgenerek çarpıtılan Venezuela, Grönland, İran meseleleri ne ola ki?               

Evet, dünyanın içinden geçtiği ‘çoklu kriz’, küresel neoliberal ekonomik düzenin yarattığı sorunlar karşısında sistemin tasarımcı, oyun kurucu güçlerinin önümüze getirdiği alternatif,  sağ popülizm-sermaye sistemi işbirliğinde otoriter, sağ partilerin güçlendiği, demokrasiden daha da uzaklaşıldığı yeni sürüm kapitalizmdir.

Karl Polanyi’nin faşizm işlemeyen bir piyasa ekonomisinde ortaya çıkar sözü durumun özeti değil midir? 

Bir çevre ülke Türkiye’nin yeni sürüm kapitalizme 2017’deki rejim değişikliği ile ayak uydurduğunu ileri sürmek abartı sayılmamalı.

2017 Referandumu ile kabul edilen ve 2018’de uygulamaya sokulan cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini münhasıran Erdoğan’ın iktidarını sürdürme çabasına bağlamak, kuşkusuz yanlış bir çıkarımdı. O kadar basit olmadığı bugün daha iyi anlaşılıyor.    

Gelin görün ki, ülkede, eskisi ve yenisiyle sermaye sistemine dayalı ekonomik düzenin geçmişte olmadığı kadar dışa bağımlı hale geldiğini belirtmek yanlış sayılmaz.

Bunda Türkiye’nin küresel kapitalist düzende bir çevre ülke konumu, yani merkez ülkelere bağımlı ve dolayısıyla kaynak aktaran pozisyonu, ekonomi çarklarının dönmesinde dış desteğe ihtiyaç belirleyicidir ve makus talihtir bir bakıma.

Şüphesiz AKP’nin 23 yıllık ekonomi yönetiminden kaynaklı biriken sorunlar artık aşılması daha güç hale gelmiş ve ülke çok katmanlı bir ekonomik kriz ile boğuşmaktadır. Aslında ‘kriz’ sözcüğü kifayet etmemektedir; çünkü süreklilik arz eden bir durum söz konusudur.

2026 yılında 4,4 milyar dolarlık özelleştirme hedefi, ekonomik darboğazdan çıkışta tabii ki çözüm değildir; fakat hem oyunun kuralları gereği hem de daha ucuz maliyetli dış kaynak arayışında anahtar teşkil ediyor olabilir.

İktidarın devlet yönetimindeki köprü ve otoyolları özelleştirme teşebbüsü yeni değil, 2012’de yaşanmıştı. 

İstanbul’daki iki Boğaz köprüsü ve toplam uzunluğu 2000 km otoyol ağı, 5 milyar 720 milyon dolar karşılığı ve 25 yıllık işletme hakkıyla Koç-Ülker-UEM ortaklığına verilmişti.

Bir yıl sonra 5,7 milyar doları yetersiz bulan Erdoğan’ın yaptırdığı çalışma satış bedelinin iki katı bir rakamı gösterince ihale iptal edildi. Gerekçe, vatana/halka ihanet endişesiydi.

2012’de 5,7 milyar dolarlık ihale, 2026’ta 4,4 milyar dolar hedefiyle tekrarlanacak. 

Ortada bir çelişki var galiba. Vatanın ve halkın menfaatleri dikkate değerse eğer, başta TÜPRAŞ ve TÜRK TELEKOM olmak üzere tüm özelleştirmeleri mercek altına almak lazım.   

Yalın gerçeği de hatırlamak şart.. Satış hedefindeki köprüler ve otoyollar halkın vergileriyle yapılmış ve yıllarca yine halktan para alınarak devlet kasasına ek vergi gibi akmıştır.

Özel teşebbüse devredildiğinde bu ek verginin birkaç kat artacağı, tecrübeyle sabittir.

Sıkça karşılaştığımız talan/yağma düzeni gibi yakıştırmalar da buradan kaynaklanmaktadır.

İktidarın Yap-İşlet-Devret modeli bağlamında “Milletin, devletin cebinden beş kuruş çıkmayacak” oksimoron ifadesi daha sonra iyi ki “Hizmetin bedeli var” ile değişti de ortadaki tenakuz giderilmiş oldu. Vatandaşın cari sistemdeki konumu da yerli yerine oturdu.

Bu konumu gözler önüne sermiş CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz…

Yap-İşlet-Devret modeliyle yapılan Avrasya Tüneli’nde; 2025 yılının ilk 6 ayındaki araç geçiş garantileri tutmuş ama Hazine şirkete “fiyat farkı” adı altında 959 milyon lira daha ödemiş. Muhtemelen Hazine ile Şirket arasındaki sözleşme kaynaklıdır bu ek ödeme yani kılıfına uygundur. Sermaye sisteminin nasıl işlediğinin daha iyi anlaşılmasında da rehberdir.

4,4 milyar dolar hedefiyle 25 yıllığına özelleştirilecek 2 köprü ve otoyolların, Yavuzyılmaz’ın Karayolları Genel Müdürlüğü 2026 Yılı Performans Programı Raporu’na dayanarak aktardığına göre, 2025 net kârı 600 milyon dolar. Yani 25 yılda net 15 milyar dolar yapar. Öngörülen ihale bedelinin 3 katı! Özal ile anılan  “Bir koyup üç alacağız” sözüyle de uyumlu.

AKP’nin kökten piyasacı, neoliberal kapitalist düzenin bir partisi konumunu gözden kaçırmış olabileceğini düşünmüyoruz Necmeddin Bilal Erdoğan’ın.

Fakat sermaye sistemi düzeninin yol açtığı sorunlardan rahatsız olduğunu şu sözlerinden anlıyoruz: “Kapitalist düzen maalesef insanı insan yapan değerlerinden uzaklaştırıyor. 

Ve eğer buna karşı aktif mücadele veren bir zümre olmazsa, bu mücadeleyi kaybetmemiz çok da uzak olmasa gerek.”

Valla muhafazakâr dünya görüşü sahipleri kapitalizmden mustariptirler çünkü modern yaşam biçimine karşıdırlar ve bunda kapitalizmin etkisini de iyi bilirler.

  “İnsanı insan yapan değerlerden uzaklaşmaktan” kastedilen ise muhafazakâr yaşam biçiminden uzaklaşmaktır ki özünde tartışmaya çok açık bir alandır.

Necmeddin Bilal Erdoğan’ın saptaması sermaye sisteminin yansımalarından sadece biridir ve eşyanın tabiatına fevkalade uygundur.

Ali Koç, Business 20’de (2015) yaptığı konuşmada daha açık konuştu: “Eşitsizliğin ortadan kalkması için kapitalizmin ortadan kalkması gerekir. Ben en azından eşitsizliğin minimum seviyeye indirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Gerçek sorun kapitalizmdir.”  

 Eski Ankara Valisi Nevzat Tandoğan tarafından söylendiği bilinen “Memleket komünist olacaksa onu da biz yaparız” sözünü hatırladınız değil mi?

Biri muhafazakâr diğeri seküler dünya görüşünde bu iki önemli şahsiyet bile kapitalizmi eleştiriyorsa yaşanan sorunların kaynağını kavramak zor olmasa gerek.

Hadi dağıtalım şu kasveti neşelenelim biraz…

DÜN — BUGÜN — YARIN

YARIN

Dünü bu günü bitirirdik YARIN –GELEÇEK  —  nasıl olacak? Çarşamba’ya bakın, Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan bellidir. Yarın dünün ve bugünün tıpa tıp  aynısı olmasa da devamıdır. 

Yarın biz insanlar için gelecektir, bilhassa gençler için. Gelecekten birşeyler bekleyeceksek, bugüne ne ekeceksek onu biçeceğiz. Bilhassa aileler için çocuklarına ne veriyorlarsa gelecekte de onu alacaklar.  Gelecek biz yaşı kemale ermiş kimseler için değil gençler ve çocuklar için olmalı. Önümüzdeki asır teknoloji asrıdır kompüterler, yapay zekalar, otamat makineler, hızlı trenler, şoförsüz arabalar, iş gören robotlar, uydular arası iletişim ve seyahatlar, daha niceleri. Kim derdi ki milyarlık paraları — E — posta ile saniyelik zamanda, dünyanın en uzak yerlerine gönderebilmek. Gelecek asrımız TEKNOLOJİ asrı olacaktır. Eğer bundan istifade etmek istiyorsak, teknolojiyi anlamamız ve bilmemiz gerekir. Onun yolu da eğitimden geçer. Yarın yani gelecekte en değerli varlık zaman ve hız olacak. Zamanın kıymetini bilmek gerekir, her olay zamana bağlıdır, zamandan önemlisi de sağlıktır. Onu yaratacak olanda beslenme, temizlik ve huzurdur.

Belki biz görmesek de bizden sonra gelenler nelerle karşılaşacak? Her şeyden önce dünya nüfusu gittikçe artıyor, daha da artacak. Canlıları yaşatacak olan gıdalar topraktan yetişiyor ama toprak artan nüfus kadar çoğalmıyor. Bu görüşün neticeleri de ileride gıda kıtlığı çekilebilir. Bugün en pahalı gıda ettir, ileride daha da pahalı olacaktır. Bazı araştırmacılar bazı bitkilerle suni et yapımı için uğraşıyorlar. Tadı, aynı olacak göreceğiz. İleride toprak kıtlığı içinde topraksız bitki yetiştirme araştırmaları yapılıyor, toprak yerine reçine kullanmak.

Gelecek için ne yapılabilinir, geleceğin şimdi başladığını anlamak ve tedbirlerini almak. Nüfus artışı ileride besin kıtlığı yaratacak. Bu hal, devletler arası sürtüşmelere neden olacak hatta savaşlarda olabilir. Savaş çok çirkin ve soğuk bir söz ama mecbur kalındığında? Gıda, su kıtlığına çare daha fazla üretim olmalı, bu da tarımsal teknolojiye dayanır. Yalnız gıda kıtlığı değil enerji kıtlığı da olabilir. Çeşitli enerjiler var, bunların çoğu fosil yakıt hammaddeleri ile üretiliyor. Bunlar petrol, kömür, doğal gaz, nükleer enerji ham maddesi uranyum, güneş enerjisi, rüzgar enerjisi, jeotermal enerji, daha başka çeşitlerde olabilir. Bunlar günün birinde tükenebilir, örneğin bugün Amerika’da petrol kalmamıştır. Dünyada milyonlarca oto var, bunlar hep petrol ürünleri ile çalışıyor, petrolu tüketiyorlar. Günün birinde petrol kıtlığı olabilir. Ortadoğu savaşları niye oluyor, petrol yüzünden. Güneş ve rüzgar enerjisine fazla güvenmeyelim. Otolar elektrikle çalışacak, peki bu kadar otoya elektrik nereden bulunacak? Muhakkak ileride enerji kıtlığı çekilecek ve devletler arası savaşlar olacak.

Bir önemli konuda bugünün atığını yarına bırakmamak. Boyuna atık yaratıp duruyoruz, bu atıkların bir kısmı çürüyüp yok olabiliyor, bir kısmı da yakılarak yok ediliyor. Peki geriye kalanı, bilhassa plastik atıklar yok edilemiyor. Bazı yerlerde dağ gibi yığılmış. Bunlar nasıl yok edilecek? Bunların çoğu petrol ürünü plastik. Petrolden sıvı yakıt elde edilirken meydana geliyor. Bir kısmı beyaz eşya, bir kısmı plastik doğrama yapımında, tekstilde kullanılıyor, geriye kalanlar poşetler, kutular, ambalaj atıkları nasıl yok edilecek?

Peki geleceği nasıl görebiliriz, fal açarak mı, medyumlara danışarak mı, zar atarak mı, bunların hepsi boş konular. Gerçeği anlamak matematiğe dayanır, müspet bilimlere, fala inanmayın ama falsız da olmayın.

Şimdiye kadarki yazım hep ekonomik ağırlıklı oldu. Biraz teknolojiye girelim. Ne demiştik; gelecek asır teknoloji asrı olacaktır. Peki bu nasıl olacak, teknoloji üretmekle. Teknoloji nedir, teknik bilgiler, teknik bilgilerde matematiğe, fiziğe, kimyaya dayanır. Bir yerde mühendisliktir yani yarın. Gelecekte neler göreceğiz, şoförsüz otolar, hızlı trenler, ultrasonik uçaklar, yemek yapmadan tabletlerle alınan gıdalar, ultrabilgisayarlar, yapay zeka uygulamaları, iş gören robotlar, seks yapan robotlar, bazı ameliyatları yapan, ders veren, kılavuzluk yapan, savaş yapan robotlar. Yani geleceğin dünyası robotlar dünyası olacak. Peki her şeyi robotlar yaparsa insanlar ne yapacak? Bir birinin gözünü çıkaracak, şaka canım. İnsanların gayesi ruhça ve vücutça gelişmektir, ruhça gelişmek sanatla, vücutça gelişmek sporla.

Robot endüstrisi geliştikçe insanlar işsiz kalmaz mı, ona göre iş düzenlemesi yapılır, çalışma saatleri azaltılır, insanlara daha fazla boş zaman kalır. Mesele bunu değerlendirmekte. Art düşünce ile değerlendirilirse elbette zararlı olur, bütün mesele iyi niyet ve yarar olmalı. Bugün robotlar otomontaj işlerinde kullanılıyor, beyaz eşya montajında kullanılıyor, giriş, çıkış kontrollerinde kullanılıyor, uçaklarda otomatik pilot olarak kullanılıyor, daha bir çok işlerde.    

Geleceğin savaşları nasıl olacak, bu savaşların ağırlığı elektronik savaşlar olacak. En başta siber saldırılar, senin bilgisayarına virüs sokarak programını sabote etmek, bilgisayar metotları ile kimlik bilgilerini öğrenmek, banka şifre numaralarını ele geçirerek senin hesabındaki paraları kendi hesabına geçirmek, askeri şifreleri öğrenerek askeri sırları ele geçirmek, elektronik savaşlarla uçakları, gemi ulaşımlarını rotasından çıkarmak, robot askerler ile baskınlar düzenlemek, programlanmış tanklarla hücumlar yapmak, tam gelişmiş füzelerle tam isabet atış yapmak.

Teknolojik çağın içinde yaşanacaksak bu çağa uygun meslekler nelerdir? En başta matematik gelir, hesapsız bir şey yapılamaz bu devirde, matematik mühendislik konusu olmuştur, buda bir branştır. Temel bilimlerden fizik, kimya, biyoloji ön sırayı alır, mühendisliğin her branşı geleceğimiz çağda geçerlidir. Tıbba gelince; her zaman ön safhadadır tabi, diğerleri sırayla. Yapay zeka, Mühendislikte, maliyede, lojistikte, tarımda, astronomide kullanılabilinir ama tıpta, hukukta nasıl kullanılacak? Teknolojinin olduğu yerde romantizm olamaz, belki görmeyeceğim uydulararası seyahatlar mümkün olacak. O zaman çağımız tam bir teknoloji çağı olacak, bu çağa hazırlıklı olalım.

Sayın okurlar DÜN — BUGÜN — YARIN, diye bir yazı dizisi hazırladım, umarım beğenmişsinizdir. DÜNÜ, geçmiş — BUGÜN, şimdi — YARIN gelecek.

SAHİ NASIL OLACAK ?…

(SON)

HEP ŞÜKÜR

“Mısır patlağı makbul müdür?”
Makbulse, her şeyin patlağı da makbul, demek değil mi?..
“Akıl patlağı” derler;
“Deli” demek midir?..
Hani, patlak mısır olunca makbul, akıldan olunca, bozuk mu demek oluyor?..
Her şeyin, her olayın, patlamışını da, patlamamışını da dışlayamayız, demek ki!..
O zaman, yaratılan her şey makbuldür, dışlanamaz. Çünkü Yaratan’dandır,

ŞÜKÜR.

Kuran’ı Kerim. Sure 53: 31:
Hep Allah’tandır; göktekiler, yerdekiler…
Akıbet, kötülük edenleri, yaptıklarıyla cezalandıracak, güzellik edenleri de daha güzeli ile mükâfatlandıracaktır.