Olgay GÜLER
TMMOB Edirne İl Koordinasyon Kurulu (İKK) tarafından gerçekleştirilen ‘Edirne’nin Su Kaynakları ve Yönetimi’ panelinde konuşan Edirne İKK Sekreteri Birce Altay, İstanbul’un plansız büyümesi, kirletici sanayinin saldırısı karşısında başta su kaynakları olmak üzere Trakya’yı adeta savunmaya çalıştıklarını belirtti.
Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği (TMMOB) Edirne İl Koordinasyon Kurulu tarafından, Edirne Valiliği, Edirne Belediyesi, Edirne Barosu ve Edirne Tabip Odası destekleriyle “Edirne’nin Su Kaynakları ve Yönetimi” paneli düzenlendi. Edirne Barosu Av. Hayrettin Belli Konferans Salonu’nda düzenlenen panele Edirne Vali Yardımcısı Turgut Subaşı, Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Cenk Ergüden, Edirne Barosu Başkanı Gökhan Karakoç, TMMOB Edirne İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Birce Altay, Edirne Kent Konseyi Başkanı Özer Demir, Kırklareli Kent Konseyi Başkanı Yasemin Ertaş, oda, sendika ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile vatandaş ve avukatlar katıldı.
‘SU AYNI ZAMANDA ÇOK ÖNEMLİ HUKUKİ BİR SORUN’
Panelin açılış konuşmasını yapan Edirne Barosu Başkanı Gökhan Karakoç, suyun yalnızca doğal bir kaynak değil, aynı zamanda temel bir insan hakkı olduğunu, suya erişimin de yaşam hakkının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi. Karakoç, “Bu yönüyle su meselesi sadece teknik ve çevresel bir konu değil aynı zamanda çok önemli bir hukuki sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsanoğlu tarafından inşa edilmiş tüm kadim yerleşimlerde olduğu gibi mazisi birkaç bin yıla dayanan güzel şehrimiz de kuruluşundan bu yana suyla şekillenmiş bir tarih ve kültüre sahiptir. Ancak bugün geldiğimiz noktada iklim değişikliği, nüfus artışı ve çevresel baskılar su kaynaklarının korunması ve adil şekilde yönetilmesi gerekliliğini her zamankinden daha güçlü bir şekilde karşımıza çıkarmaktadır. Bu kıymetli maddenin özenle korunması ve gelecek nesillere aktarılması hususunda omuzlarımıza da büyük bir sorumluluk yüklediği hususu her türlü izahtan varestedir. Bu panel kapsamında yeraltı su kaynaklarına, suyun sağlık açısından öneminden, en temel insan hakkı olan su hakkına kadar her bir çerçevede değerlendirmeler yapılacak olması son derece kıymetlidir” dedi.
‘TRAKYA’YI SAVUNMAYA ÇALIŞIYORUZ’
TMMOB Edirne İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Birce Altay da, kentin su bütçesinin, su yönetiminin geçmişten geleceğe sürdürülebilir bir planlama ve uygulama ile sağlanabileceğini söyleyerek, “Sekteye uğradığında alınacak önlemler, günü kurtarma anlayışıyla yapılan çalışmalar çözüm değildir. Suyumuzu bir değer olarak algılayamayıp, kullanılacak bir sarfiyat kalemi olarak gören anlayışı yıkmak için su bilincini, kültürünü oluşturmada geç kalındığını bile görememek en önemli eksiğimizdir. İçme-kullanma suları, tarımsal sulama bir bütün olduğu gibi Trakya coğrafyasındaki su varlığı da bir durumdur. İllerarası, bölgelerarası koordinasyon ile sağlıklı bir biçimde yönetilebilir. Bizler bu sempozyum ile İstanbul’un plansız büyümesi, kirletici sanayinin saldırısı karşısında başta su kaynakları olmak üzere adeta Trakya’yı savunmaya çalışmaktayız. Bu da göstermektedir ki; Edirne’yi Trakya’dan ayırarak koruyamayız. Suyunu da yalnızca ilimiz boyutunda yönetemeyiz” diye konuştu.
‘YAŞAM MÜCADELESİ İÇİNDE ÇEVRE VE DOĞA UNUTULDU’
Yeraltı kaynaklarını, ülke ve halkın yararına savunamamakla sermayenin emrine verildiğini dile getiren Altay, “Başta suyumuz olmak üzere çevremizi ve doğamızı korumak unutulmuş, gittikçe yoksullaşan orta ve dar gelirli kesimlerimiz, halkımız yalnızca yaşam mücadelesi verebilmektedir. İşte suyumuzun önemi ve değeri bu zor koşullar altında belirgin biçimde öne çıkmaktadır. TMMOB olarak görevimiz, suyumuzu, halkımızın, ülkemizin, gelecek kuşakların sağlıklı yaşama için toplumcu, kamucu anlayış ile bilimin ve teknolojinin gereklerine göre yönetimini sağlamak üzere çalışmak, yol gösterici olmaktır” şeklinde konuştu.
‘SUYU KORUMAK, YAŞAMI KORUMAKTIR’
Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Cenk Ergüden, Edirne’nin suyla kurulmuş bir şehir olduğuna dikkat çekerek, “Bugün asıl mesele şu; suyun kurduğu bir şehirde suyu doğru yönetebiliyor muyuz? Artık biliyoruz ki su meselesi yalnızca ve yalnız teknik bir konu değil. Savaşların petrol için yaşandığı bugünlerde; yarın bu savaşların su için yaşanacağı çok aşikar. Bu adalet, planlama ve kamu sorumluluğunun doğrudan yansımalarıyla ele alınması gereken bir konu. Plansızlık, denetimsizlik, günü kurtaran, noktacı yaklaşımlarla suyu koruyamayacağımız gibi geleceği projeksiyonlarımızı da sağlıklı oluşturamayacağımız açık. Türkiye’nin pek çok yerinde olduğu gibi su kaynaklarımızın üzerindeki baskı, koruma anlayışı gitgide iklim kriziyle de birlikte derinleşmekte. Kuraklık bu konuda çok önemli bir faktör olarak ortaya çıkmakta. Asıl mesele şu; bilimden uzaklaşmamak, bilim içerisinde bu mücadeleyi sürdürmek gerektiğini, şeffaflıktan uzaklaşmamak ve güveni kaybetmemek, planlamadan uzaklaşmamak, geleceği kaybetmemek. Edirne Belediyesi olarak suyu bir hak olarak görüyor, bu doğrultuda somut adımlar atmak üzere gayret gösteriyoruz. Burada sadece suyu değil, nasıl bir yönetim anlayışıyla geleceği kurtaracağımızı da tartışmamız gerekmektedir. Bu anlamda Edirne olarak biz hazırız. Bilime dayanan, halktan yana ve uzun vadeli düşünen bir anlayışla yol yürümeye kararlıyız. Çünkü suyu korumak sadece doğayı korumak değil bir şehri, bir vicdanı, yaşamı korumak, hayatı korumaktır” ifadelerini kullandı.
‘SU TASARRUFU KÜLTÜRÜNÜ OLUŞTURMAK ZORUNDAYIZ’
Edirne Vali Yardımcısı Turgut Subaşı da, bugün petrol kaynakları için yaşanan savaşların, gelecekte su için yaşanabileceğine dikkat çekerek, “Bugün dünyamızda baktığımızda yaşadığımız savaşta belki petrol şu anda ön planda ama esas belki de su savaşları onu takip edebilecektir. Çok önemli bir kıymettir. Su bildiğiniz gibi üç ana unsuruyla kullanılıyor. İçme suyu, kullanma suyu ve sulama suyu. Yaklaşık bir buçuk senedir Edirne görevimi yürütüyorum. Şu bir buçuk senede suyla haşır neşir olduk. Şöyle söyleyeyim ki Tunca Nehri’nde üst tarafı kapatıyorsunuz, alt tarafa suyu bırakıyorsunuz. Meriç’te bugün İpsala’ya, yarın farklı bir ilçeye gönderiyorsun. Çiftçilerimizin de rızasını alıp, onlarla da iş birliği yaparak su yönetimi gerçekleştirmeye çalıştık. Ama şunu anladık ki hakikaten su hem merkezi yönetimin, hem mahalli yönetiminin birlikte bakması gereken önemli bir konu. Bu bir milli servet, milli kaynak. Suyumuzu tasarruflu kullanmak, bu etkinliklerle, panellerle özellikle genç nesile bunun bilincini aktarmak zorundayız, bu kültürü oluşturmak zorundayız” dedi.
Konuşmaların ardından panel Jeoloji Yüksek Mühendisi Osman Candeğer’in yönetiminde, Makina Yüksek Mühendisi Hüseyin Erkin’in “Edirne Su Kültürü Geçmişi ve Geleceği”, Meteoroloji Mühendisi Bilhan Dalkılıç’ın “Edirne İli Su Yönetimi” ve Jeoloji Mühendisi Can Yılmaz’ın “Edirne Yeraltı Su Kaynakları” konulu sunumlarıyla devam etti.
