Yazar arşivleri: Mehmet ŞELECİ

Hatay’a 95 Fidanlık Umut

TEMA Vakfı Edirne İl Temsilciği ile Özel Edirne Meriç Koleji Okul Aile Birliği iş birliğiyle düzenlenen kermes sonucunda elde edilen gelirle Hatay’a 95 fidan bağışı gerçekleştirildi.

TEMA Vakfı  İl Temsilcisi Çoğal, Özel Edirne Meriç Koleji tarafından düzenlenen ve geliri TEMA Vakfı yararına bağışlanan kermes etkinliğine ilişkin açıklamada bulundu. Çoğal, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Çevre bilincinin küçük yaşlarda kazanılması, sürdürülebilir bir gelecek için atılabilecek en güçlü adımdır. Özel Edirne Meriç Koleji’nin Okul Aile Birliği iş birliğiyle düzenlediği kermes sonucunda elde edilen gelirle Hatay’da 95 fidan bağışı gerçekleştirilmiştir. Afetlerden etkilenen bölgelerimizden biri olan Hatay’a gönderilen bu fidanlar; yalnızca toprağa dikilen fidanlar değil, aynı zamanda dayanışmanın, umudun ve geleceğe duyulan sorumluluğun simgesidir.

Bu anlamlı çalışma; öğrencilerimizin duyarlılığı, velilerimizin desteği, öğretmenlerimizin emeği ve okul yönetiminin çevreye duyarlı yaklaşımı sayesinde hayata geçirilmiştir. Eğitim kurumlarımızın akademik başarının yanında toplumsal sorumluluk bilinciyle de öncü olması bizler için son derece kıymetlidir.

Her fidan, geleceğe bırakılan yeşil bir mirastır. Bu örnek davranışın Edirne’deki diğer eğitim kurumlarına da ilham olmasını temenni ediyoruz.”

Şirin Çoğal ayrıca, sürece destek veren TEMA Vakfı Edirne gönüllülerine de teşekkür ederek, “Doğa için verilen her emekte gönüllülerimizin özverisi ve inancı vardır. Toprağa dokunan her çalışmada onların yüreği ve emeği bulunmaktadır. Birlikte üretmeye, birlikte iyileştirmeye ve doğa için umut olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Şirin Çoğal, etkinliğe katkı sunan Özel Edirne Meriç Koleji yönetimine, Okul Aile Birliği’ne, öğretmenlere, öğrencilere ve velilere teşekkür ederek açıklamasını tamamladı.

Minik kalplerden büyük duyarlılık

Olgay GÜLER

Edirne Badem Çocuk Evi & Akademi de öğrenciler ve yönetim tarafından toplanan plastik şişe kapaklarıyla temin edilen 21 engelli aracı, ihtiyaç sahiplerine teslim edildi.

Şükrüpaşa Mahallesi’nde faaliyet gösteren Edirne Badem Çocuk Evi & Akademi öğrencileri, aileleri ve yönetimi işbirliğiyle, yardım kampanyası düzenledi. Kampanya kapsamında toplanan plastik şişe kapaklarıyla alınan tekerlekli sandalye, yürüteç, çocuk engelli sandalyesi ve akülü araçtan oluşan toplam 21 engelli aracı için tören düzenlendi. Kreş binasında gerçekleştirilen törende araçlar teslim edilmek üzere mahalle muhtarlarına, ihtiyaç sahiplerinin ailelerine ve huzurevi yetkililerine teslim edildi. Törene Edirne Huzurevi Müdürü Çiğdem Kurt, Kreş Müdürü Hande Zeynep Turan, Dünyam Zihinsel Engellileri Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Nevreste Yılmaz, Dernek Başkan Yardımcısı Ertuğrul Tanrıkulu, mahalle muhtarları, engelli bireyler ve aileleri katıldı.

‘PROJE YARDIM DEĞİL, VİCDAN ÇAĞRISI’

Etkinlikte konuşan Kreş Müdürü Turan, projenin gönüllülük esasıyla hayata geçirildiğini belirterek, “Bu projede gönüllülük esasına dayanan, duyarlı birçok arkadaşımızın ve destekçilerimizin katkılarıyla engelli bireylerin kullanımına sunulmak üzere 21 adet araç temin ettik. Projemiz yalnızca bir yardım çalışması değil, toplumsal farkındalık oluşturmayı hedefleyen bir vicdan çağrısıdır. Bu anlamda bizleri gönülden destekleyen tüm dostlarımıza, bu iyilik yolculuğunu birlikte yürüttüğümüz paydaşlarımıza teşekkürlerimi sunuyorum. Engelli bireylerin hayatına dokunan projeler üretmeye ve iyiliği çoğaltmaya kararlılıkla devam edeceğiz” dedi.

Programda kreş öğrencilerinin hazırladığı gösteriler ve Sevgili Günebakanlar Ritim Grubu tarafından performans sergilendi.

‘Genç nüfus tarımdan koptu’

21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, 2025 yılı nüfus verilerinin kırsal alanlardaki çözülmenin artık kritik bir eşiğe ulaştığını gösterdiğine dikkat çekerek, “Kırsal çöküşe dur demek için acil eylem planı şarttır. Artık söylem değil, eylem zamanıdır” dedi.

Eski milletvekili Şimşek yaptığı yazılı açıklamada, kırsalda yaş ortalamasının yükseldiğini, genç nüfusun tarımdan koptuğunu belirterek şunları söyledi:

“2025 yılı nüfus verileri, kırsal alanlardaki çözülmenin artık kritik bir eşiğe ulaştığını göstermektedir. Köylerimiz hızla boşalmakta, üretim yapan nüfus yaşlanmakta ve gençler geçim umudunu şehirlerde aramaktadır. Bu tablo, yalnızca demografik bir değişim değil; üretim gücümüzün zayıflaması ve gıda güvenliğimizin riske girmesi anlamına gelmektedir.

Çiftçi ve üretici artan maliyetler karşısında ezilmektedir. Mazot, gübre, yem, ilaç ve enerji fiyatları üretim maliyetlerini katlamış; ürün alım fiyatları ise çoğu zaman maliyetlerin altında kalmıştır. Plansız ithalat politikaları yerli üreticiyi korumasız bırakmış, küçük ve orta ölçekli işletmeler üretimden çekilme noktasına gelmiştir.

Bugün kırsalda yaş ortalaması yükselmiş, genç nüfus tarımdan kopmuştur. Eğer bu gidişat tersine çevrilmezse, önümüzdeki yıllarda üretim açığı, ithalat bağımlılığı ve kırsal yoksulluk daha da derinleşecektir.

Bu nedenle acil olarak yapılması gerekenler;

Tarımsal destekler gerçek maliyetler esas alınarak güncellenmeli ve zamanında ödenmelidir.

Çiftçiye verilen mazot ve gübre desteği sembolik olmaktan çıkarılmalı, üretim yükünü hafifletecek düzeye yükseltilmelidir.

Planlı üretim modeline geçilerek arz-talep dengesi sağlanmalıdır.

Genç çiftçilere arazi edinimi, hibe ve faizsiz kredi imkânları sunulmalıdır.

Kırsalda eğitim, sağlık ve dijital altyapı güçlendirilerek yaşam kalitesi artırılmalıdır.

Kooperatifçilik ve yerel pazarlama ağları etkin biçimde desteklenmelidir.

Tarım ve üretim stratejik bir alandır. Köylerin boşalması sadece kırsalın değil, ülkenin geleceğinin sorunudur. Üretmeyen bir toplumun ekonomik bağımsızlığından söz edilemez.

Bugün çağrımız nettir: Söz değil çözüm, vaat değil uygulama, erteleme değil derhal icraat istiyoruz.

Tüm ilgili kurumları, karar vericileri ve kamuoyunu, kırsalın yeniden ayağa kalkması için kalıcı ve bütüncül politikalar üretmeye çağırıyorum.”

Erikli’de ‘gecekondu’ düzenlemesi

Keşan Belediyesi, Erikli Sahili’nde Maliye Hazinesi’ne ait taşınmazlar üzerinde bulunan işyerlerinin yapı kayıt belgelerinin Edirne Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nce iptal edilmesi nedeniyle 775 Sayılı Gecekondu Kanunu’na istinaden yıkım çalışmalarına başlandığını bildirdi.

Keşan Belediyesi, mücavir alan sınırları içerisinde yer alan Erikli Sahili’nde Maliye Hazinesi’ne ait taşınmazlar üzerinde bulunan yapılarla ilgili kamuoyunda oluşan bilgi kirliliğinin önüne geçmek amacıyla yazılı bir basın açıklaması yayımladı.

Belediyeden yapılan açıklamada, söz konusu taşınmazlar üzerinde bulunan yapılar hakkında 775 Sayılı Gecekondu Kanunu’na istinaden işlem tesis edildiği ve bu doğrultuda yıkım çalışmalarına başlandığı belirtildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

İŞYERLERİNİN YAPI KAYIT BELGELERİ İPTAL

“İdaremiz mücavir alanı olan Erikli Sahilinde bulunan ve Maliye Hazinesine ait taşınmazlar üzerinde bulunan yapılarla ilgili olarak; 775 Sayılı Gecekondu Kanunu’na istinaden işlem tesis edilmiş olup; bu doğrultuda tarafımızca yıkım işlemlerine başlanılmıştır. Bahse konu alanda yer alan ve mevzuata aykırı şekilde yapılan yapılara her ne kadar bölge esnafı tarafından yapı kayıt belgesi alınmışsa da Edirne Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün İdaremize göndermiş olduğu yazı ile işbu işyerlerinin yapı kayıt belgeleri iptal edildiğinden 775 sayılı Kanun kapsamında tesis edilen işlemin İdaremizce gereği yerine getirilmektedir. Basında yer alan haberlerle kamuoyunda yanlış algı oluşmasının önüne geçmek adına İdaremizce işbu bilgilendirmeyi yapma gereği hasıl olmuştur. Kamuoyunun bilgisine saygıyla arz olunur.”

Usta ama belgesi yok!

Olgay GÜLER

Edirne’de garsonluk yapan Levent Döngel (48), çocuk yaşlarda öğrendiği bindallı sanatını, boş zamanlarında evinde kurduğu atölyesinde yaşatmaya çalışırken, mesleği gelecek nesillere aktarmak istiyor.

Kente 9 yıl önce İstanbul’dan gelip garsonluk yapan evli ve 3 çocuk babası Levent Döngel, 13 yaşında öğrendiği bindallı sanatını boş zamanlarında evinde kurduğu atölyesinde yaşatıyor. Döngel, İstanbul’da öğrendiği sanatında ustalaşarak, 35 yıldır el emeğini kumaşa işliyor. Bir motifin tamamlanması için 3-4 gün çalıştığını anlatan Levent Döngel, mesleği öğrenmek isteyen olmamasına dikkat çekti. İlkokul mezunu olduğu için usta öğretici belgesi alamadığını belirten Döngel, yetkililerden bu konuda destek bekliyor.

‘ZENGİNLİĞİN İFADESİ’

Bindallının yoğun işlemeli bir el sanatı olduğunu anlatan Levent Döngel, “Osmanlı Dönemi’nde saray mensuplarının daha çok tercih ettikleri işlemeler bunlar. Biz de onları yaşatmaya çalışıyoruz. Öncelikle çizim aşaması var. Çizimden sonra bir taslak oluşturuyoruz, kalıp hazırlıyoruz. Daha sonrasında makineye alıp işlemeye başlıyoruz. Her kumaşa yapılabiliyor bindallı, yani kumaş fark etmiyor. Özelliği, el emeği olması. Aslında zenginliğin ifadesi. Daha çok elit kesimler giyiyormuş o dönemlerde. Gösterişi seven insanlar giyiyormuş. Günümüzde de Roman camiasında daha çok seviliyor” diye konuştu.

‘EL, AYAK VE BEYİN KOMBİNASYONUYLA ÇALIŞMANIZ GEREKİYOR’

Bu sanatı mesleğin ustalarından öğrendiğini dile getiren Döngel, “1993 yılında Gedikpaşa’da başladım mesleğe. Orada en iyi ustalardan eğitim aldım, 13-14 yaşlarında falandım. Bir nakışçı vardır, bir de üreten nakışçı vardır. Nakışçının önüne hazır materyal gelir, oturur makinede onu yapar. Bir de üretmek var. Desen yönünde, çizim yönünde veya nasıl bir motif oraya oturtturulacak? Burada işte ustalık devreye giriyor. Şu an bu işi yapan otomatik makineler var ama onlar el emeği değil. Bizim özelliğimiz el, ayak ve beyin kombinasyonuyla çalışmamız; göz, el, ayak, beyin. Yani makineye oturduğunuz makineyle bütünleşmeniz gerekiyor bir ürün yapabilmeniz için” ifadelerini kullandı.

‘MESLEĞİ ÖĞRENEN YOK’

Mesleği öğrenmek isteyen olmamasına da değinen Levent Döngel, “Şu anda bu mesleği öğrenen hiç yok, yetişmiyor. Biz son temsilcileriz. Edirne’de benden başka bu şekilde el yardımıyla yapan da yok. İstanbul, Bursa, bir de daha çok Denizli’de bu makineden vardır ve kadınlar çeyizlerine kendileri yaparlar. Çeyizlerini işlerler, koyarlar. Ama tabii ki eğitim şart. Yani burada bir eğitim alınması gerekiyor. Üretim aşamasındaysa ilk kumaşın rengi tayin ediliyor. Terziler, belirlenen modele göre kesimini hazırlıyorlar. Daha sonrasında kesim bittikten sonra ben de desen tasarımını yapıyorum. İş bittikten sonra tekrardan terziye gidiyor ve giysi bütünleniyor. Bütünledikten sonra gördüğünüz gibi bir model çıkıyor ortaya çıkıyor. El işlemesi, eğer tam gün çalışırsam tam gün çalışırsam yaklaşık 3-4 gün içerisinde bitirmiş oluyorum” dedi.

HER ÇEŞİT KUMAŞA YAPILABİLİYOR

Bindallının her çeşit kumaşa işlenebildiğini belirten Döngel, “Daha önce İstanbul’da deri üzerine de çalıştım bunu. Orijinal deri daha da zor bir şeydir. Çünkü iğne girdiği zaman hata affetmez. Düzeltmesini yapamazsın ama kumaşta hata yaptın, onu düzeltebilirsin. Tecrübemiz olduğu için yıllar içerisinde kumaş ne olursa olsun bizim için fark etmiyor. Ona göre makine ayarları yapılır. Ona göre işlemesi yapılır. Bornozlar, havlular, kına kıyafetlerini bindallı olarak yapabiliyoruz. Mendile bile işlem yapabiliyoruz. Kumaş olan her şey bizim için potansiyel bir iş. Ayakkabı kaplaması dahi yapıyorum” dedi.

‘USTA ÖĞRETİCİ OLMAK İSTİYORUM’

Levent Döngel, usta öğretici belgesi alıp mesleği gelecek nesillere aktarmak istediğini dile getirerek, “Yetkililerden de bu konuda destek bekliyorum. Ben bu işi başkalarına da taşımak istiyorum. Başkalarının da öğrenmesini istiyorum. Fakat önümüze belge diye bir engel çıkıyor. Belgem yok, ustamın da yok, onun ustasının da yok. Çünkü biz alaylı bir şekilde yetiştik. Yani bunun okulu yok sonuçta. Biz çocukluktan, çıraklıktan özveriyle öğrendik bu işi. Yetkililerden istediğim; bir usta öğretici belgesi alıp usta öğretici olmak istiyorum. Buradaki insanlara da faydalı olmak isterim. Buranın tanıtımında da katkıda bulunmak isterim ama bu konuda şu an için herhangi bir yardım göremedim. Eğer belge verirler, biz de en azından gelecek nesillere bilgimizi aktarırız” diye konuştu.

Bulgar kadın poliste kokain!

Kapıkule’nin karşısındaki Bulgaristan’ın Kapitan Andreevo Sınır Kapısı’nda Türkiye’ye geçiş yapmak üzere gelen polis memuru Bulgar kadının otomobilinin aküsüne gizlenmiş 2 kilo 348 gram kokain, Türk vatandaşı bir sürücünün TIR’ında da 10 paket halinde ateşli silah parçaları ele geçirdi.

SİLAH PARÇALARI

Bulgaristan’dan çıkış yapmak üzere Kapitan Andreevo gümrük sahasına gelen, yabancı plakalı bir çekici ve yarı römork risk analizi kapsamında ayrıntılı aramaya alındı. Almanya’dan Türkiye’ye beyaz eşya taşıdığı beyan edilen ve sürücülüğünü Türk vatandaşı bir kişinin yaptığı araçta yapılan kontrollerde, sürücü kabininde, römorkun yan dolaplarında ve beyan edilen yük arasında toplam 10 paket halinde ateşli silah parçaları ile bu silahlara ait 22 boş şarjör bulundu.

Olayla ilgili olarak Haskovo Bölge Savcılığı gözetiminde soruşturma başlatıldı. Yürütülen incelemelerde, kaçak olarak taşınan parçaların bir araya getirilmesi halinde kullanılabilir ateşli silahların oluşturulabildiği tespit edildi.

POLİS MEMURU BULGAR KADINDA KOKAİN

Kapitan Andreevo Sınır Kapısı’nda bir otomobilin aküsüne gizlenmiş 2 kilo 348 gram kokain ele geçirildi. Olayla ilgili 34 yaşındaki kadın gözaltına alındı.

Bulgaristan makamlarından yapılan açıklamaya göre, 10 Şubat 2026 tarihinde Bulgaristan’dan Türkiye’ye geçiş yapmak üzere sınır kapısına gelen “Opel” marka otomobil, gümrük ekiplerince kontrol edildi. Aracı tek başına kullanan D.G.’nin kullandığı otomobilin aküsünde yapılan aramada beyaz toz madde bulundu.

Yapılan uyuşturucu testinde maddenin yüksek riskli uyuşturucu olan kokain olduğu belirlendi. Ele geçirilen maddenin brüt ağırlığının 2 kilo 348 gram, piyasa değerinin ise yaklaşık 51 bin 380 euro olduğu açıklandı.

Soruşturma kapsamında aracın şüpheliye ait olduğu ve bir gün önce, 9 Şubat 2026’da tescil edildiği tespit edildi.

Öte yandan şüphelinin Bulgaristan’da Vratsa Emniyet Müdürlüğü’nde kıdemli polis memuru olarak görev yaptığı öğrenildi. Hakkında “uyuşturucu madde kaçakçılığına teşebbüs” suçlamasıyla işlem başlatılan zanlı 72 saat gözaltına alındı. Savcılığın tutuklama talebiyle mahkemeye sevk etmesi bekleniyor.

AKM’de romantik show programı

Bulgaristan’ın ünlü caz ve pop sanatçısı Vasil Petrov ve Stara Zagora Operası Orkestrası 15 Şubat Cumartesi günü akşamı aşk ve şaraba adanmış romantik show programı ile Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde sahne alacak.

Stara Zagora Operası Orkestrası’nın Edirne programı öncesi 14 Şubat’ta Stara Zagora’da “Swinging Love & Wine” adlı Sevgililer Günü Konseri sunacağı belirtildi. BNR’de yayınlanan çevirisini Tanya Blagova’nın yaptığı “Stara Zagora Operası 15 Şubat’ta “Swinging Love & Wine” programı ile Edirne’de” başlıklı röportajda Opera Müdürü Boşnakov’un “Sanat ülkeler arasında en doğrudan iletişim yoludur” ifadesine spotta yer verildi. Söz konus röportaj şöyle:

22018 yılında opera toplulukları, Puccini’nin “Madam Butterfly” operasını Edirne Trakya Üniversitesi’nin büyük salonunda sahneledi. Bu temsil için biletler iki günde tükenmişti. Sanatseverler, Edirne’nin tarihinde gösterilen ilk opera temsilini büyük heyecanla bekledi.Ardından bir bale gösterisi için davet geldi ve bu eser “Kuğu Gölü” oldu.

Bu sefer 100 yıllık geleneğe sahip Bulgar opera tiyatrosu Edirne’de, zarif swing estetiğini klasik orkestra tınısıyla birleştiren yeni bir sanatsal format sunacak. Böylece Edirne Belediyesi ile Stara Zagora Devlet Operası arasındaki sanat ortaklığı, bir kez daha bölgemizdeki kültürel diplomasinin güzel bir örneğini verecek.

Maestro Vladimir Boşnakov, iş arkadaşımız İmren Hacımustafa’ya konuşurken 15 Şubat’ta Edirne’de sahnelenecek olan romantik show programı ile ilgili ayrıntıları aktardı:

‘Yıllar önce Puccini’nin ‘Madam Butterfly’ operası gibi klasik repertuvar eserini sunduktan sonra, şimdi de Edirne’deki sanatseverlerinin beğenisine daha farklı türlerden performanslar sunma imkânı bulacağız. ‘Swinging Love and Wine’ projesi, caz standartlarının 70’li ve 90’lı yılların amblemi olan ve Bulgar caz müziği yıldızı Vasil Petrov tarafından yorumlanan hit rock ve pop parçaları ile harmanlandığı, ince ve duygusal bir müzik deneyimi sunuyor.”diyen Stara Zagora Operası Müdürü, herkesi davet etti:

‘Bütün dinleyicilerinizi davet ediyoruz, çünkü bu gerçekten çok ilginç bir proje. Beatles, Deep Purple, ACDC ve Led Zeppelin gibi grupların rock standartları, bir caz sanatçısı tarafından orkestramızın eşliğinde yorumlanmaktadır. Temsilimiz bir konser olmaktan öte show olacak. Edirne’deki seyircilerin beğenisini kazanacağımızdan eminim.’

‘Swinging Love & Wine’ programının komşu Türkiye’de gösterilmesi, Ocak 2026’da Edirne’de Stara Zagora Operası Müdürü Maestro Boşnakov ile Edirne Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler’den sorumlu Belediye Başkan Yardımcısı Tayfun Zahir arasında gerçekleştirilen resmî bir görüşmenin sonucudur.

Bulgaristan Cumhuriyeti Edirne Başkonsolosu Radoslava Kafedjiyska tarafından, Konsolos Petar Arabadjiev’in katılımıyla organize edilen görüşmede, Edirne Belediyesi temsilcileri Stara Zagora Operası ile sürdürülebilir iş birliği ve aktif kültürel alışveriş niyetlerini dile getirdi.

Bulgar heyetine, 2022 yılında açılan ve şehrin kültürel yaşamının önde gelen merkezlerinden biri hâline gelen Atatürk Kültür Merkezi ve Belediye Konservatuvarı bünyesindeki 790 kişilik yeni konser ve tiyatro salonu tanıtıldı.

Ziyaret sırasında, “Ihlamurlar Şehri” olarak bilinen’Stara Zagora’daki operanın müdürü Vladimir Boşnakov, iki kurum arasında sürdürülebilir ortaklığa yönelik uzun vadeli vizyonun bir parçası olarak, Edirne Belediyesi temsilcilerine Stara Zagora’da opera ve bale temsillerini izlemeleri için resmî davette bulundu.

Opera Müdürü Boşnakov, yapılan görüşmelere ilişkin şunları anlattı:

7İlk görüşmemiz 15 Ocak’ta Edirne’de yapıldı. Aradan tam bir ay sonra Edirne’de sahne alacağız. Bu fikrin böylesine kısa sürede gerçeğe dönüşmesi gerçekten kayda değer bir şey. Anlaşılan ortada iyi niyet olunca her şey çok hızlı olabilir. Edirne Belediye Başkanı Yardımcısı Tayfun Zahir’e teşekkür ediyorum. Kendisi bu fikre kucak açtı ve seslendirme, aydınlatma ve orkestranın sahnedeki düzeni ile ilgili tüm taleplerimiz karşılandı. Bir şey yapmak isteyen insanlarla çalışmak çok kolay7.

Stara Zagora Operası Müdürü, sanatın ülkeler arasında en doğrudan iletişim yolu olduğunu öne sürdü:

7Sanatın farklı ülkeler arasında en dolaysız iletişim yolu olduğu inancım tamdır. Kültürel diyalog iş ilişkilerinin yolunu açabilir, gelişmesine katkı sağlayabilir. Biz sanatçılar, çok hızlı şekilde yol açan insanlarız. Kültürel işbirliğin çığırları, Balkanlar’daki devletler arasındaki işbirliğinin yolunu da açıyor7”.

Aramızdan ayrılanlar

GÜROL ÇÖMLEK VEFAT ETTİ

Merhum Zabıta Enver Çömlek ve merhume Müzehher Çömlek’in oğuulları , Nurcan Çömlek’in eşi, Anıl Çömlek ve Anıl Can Çömlek’in babaları Kasap Gürol Çömlek 64 yaşında vefat etti. Merhum; dün Yavuz Sultan Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi,

NAİL ÖZKAN VEFAT ETTİ

Erdinç Özkan’ın babası, Dinçer Özkan ve Alper Özkan’ın dedeleri Nail Özkan 95 yaşında vefat etti. Merhum; dün Büyük İsmailçe Köy Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından köy mezarlığında toprağa verildi.

ALAETTİN TUNÇER VEFAT ETTİ

Emekli Öğretmen Alaettin Tunçer 96 yaşında vefat etti. Merhume Hatice Tunçer’in eşi, Nihal Yaman ve Yücel Tunçer’in babaları olan merhum; dün Eski Camide ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Hıdırağa Köy Mezarlığında toprağa verildi.