Olgay GÜLER
Edirne Dayanışması tarafından ‘Laiklik’ temasıyla düzenlenen toplantıda, Av.Dr. Ulaş Çam’ın Edirne Belediyesi ve CHP’yi, iftar etkinlikleri üzerinden ‘rakibine benzeyerek din yarışı yapmakla ve ‘kaynakları verimsiz kullanmakla’ eleştirmesi gündem konusu oldu.
Sivil toplum kuruluşu ve siyasi partilerden oluşan Edirne Dayanışması tarafından, Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde “laiklik” temalı toplantı gerçekleştirdi. Toplantıya Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Cenk Ergüden, CHP Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, Edirne Emekliler Derneği Başkanı Ahmet Ziya Yaz, siyasi parti temsilcileri, STK üyeleri ve çok sayıda vatandaş katılım sağladı. Toplantıda divan kurulu heyeti Yılmaz Eren, Zeynep Birdal ve Ahmet Ziya Yaz’dan oluştu . Divan Kurulu Üyesi Yılmaz Eren’in laiklik konulu sunumunun ardından geçilen ‘serbest kürsü’ bölümünde, katılımcılar söz aldı
‘RAKİBİNE BENZEYEN BİR ANA MUHALEFET PRATİĞİ VAR’
Söz alan isimlerden Av. Dr. Ulaş Çam, özellikle Ramazan ayında CHP’yi rakibi AK Parti’ye benzemekle eleştirerek, “Ramazan sürecinde Edirne’de şöyle bir tabloyla karşılaştık: ‘Biz rakibimizden daha Müslümanız’ anlayışını ispatlamaya çalışan bir pratik gördük. Bu durum gerçekten dikkat çekiciydi. Nevzat abinin söylediği noktayı biraz açmak istiyorum. Rakibine benzeyen bir ana muhalefet pratiği var. Ya da rakibine benzeyerek büyüyeceğini sanan bir ana muhalefet anlayışı. Ama bu anlayış aslında ana muhalefeti büyütmüyor; tam tersine yıkıma götürüyor. Ne yazık ki bunun farkında değiliz. Bu böyle olmaz. Bir de muhalefetin uyguladığı bu dinci pratik meselesi var. Bunun yanında kamusal görevlerin de zayıflaması, hatta ortadan kalkması gibi bir durum ortaya çıkıyor” dedi.
‘AYNI KAYNAKLARLA DAHA KAMUSAL İŞLER YAPILABİLİR’
Belediyenin iftar yemekleri vererek, kaynakları verimsiz kullandığını savunan Çam, “Şimdi soruyorum: Belediyenin görevi her gün iftar vermek midir? Elbette sosyal dayanışma önemlidir ama belediye aynı kaynaklarla çok daha kamusal işler yapabilir. Mesela üniversite öğrencilerine burs verebilir. Eğitimle ilgili projeler geliştirebilir. Başka birçok kamusal hizmet yapılabilir. Biz sürekli şunu söylüyoruz: “Belediyemiz ekonomik olarak zor durumda.” Bunu çok dile getiriyoruz. Ama sonra dönüp bakıyoruz, ‘En Müslüman biziz’ yarışına giriyoruz. Karşımızdaki rakibe benzemeye çalışıyoruz. Bu gerçekten bizi yıkıma götüren bir süreçtir. Hükümetin yaptığı bazı uygulamalara da çok dikkatli bakmamız gerekiyor. Bu tür genelgelerle aslında toplumda bir şeytanlaştırma mekanizması kuruluyor. Mesela oruç tutmayanlar hedef haline getiriliyor. Ramazan ayında okullarda bu tür uygulamalar devreye girdiğinde, oruç tutmayan bir kesim hemen zorbalığın muhatabı olabiliyor. İşte burada laikliği savunacak olanlar yine laikliği savunanlar olmak zorunda” diye konuştu.
‘KİMSEYLE DİN YARIŞINA GİRMİYORUZ’
CHP Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör de, CHP’nin kimseye din yarışına girmediğini belirterek, “Cumhuriyet Halk Partisi kimseyle bir din yarışına girmez. Çünkü her şeyden önce aynı dine mensubuz. İnsanların büyük çoğunluğu, hangi dine mensup olursa olsun, inançlarını yerine getirmekten kaçınmaz. Ben şahsım adına söylüyorum; biz Müslümanlığımızı inkâr etmiyoruz. Müslümanlığın gerektirdiği ne varsa bu partideki insanlar da elbette bunu yerine getirir. Belediyemizle aynı partiye ve aynı yol arkadaşlığına sahip olmamızdan dolayı yapılan yardımlar gerçekten sıkı bir şekilde, ince eleyip sık dokunarak yapılıyor. Yani rastgele ya da gelişigüzel yapılan işler değil bunlar. Şu anda sosyal etkinlikler ve sosyal belediyecilik anlamında başkanımız birçok yeni uygulamayı hayata geçirdi. Daha önce insanların eline ulaşmayan pek çok hizmeti vatandaşlarla buluşturdu. Bu konularda da adım adım ilerlemeye çalışıyor, imkânlar ölçüsünde her yere dokunmaya gayret ediyor” şeklinde konuştu.
‘MESELE PAYLAŞILMAYAN LOKMA MESELESİ’
Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Cenk Ergüden de, belediyenin sosyal yardım konusunda görünür kılmadan faaliyetlerini yürüttüğünün altını çizerek, “Bence mesele lokma dağıtmak meselesi değildir. Mesele, halkla lokmasını paylaşmayanların meselesidir; yani paylaşılmayan lokmanın meselesidir. Paylaşılan lokma değil, paylaşılmayan lokma asıl sorundur. Sosyal yardım konusunda da belediyenin şu anda çok görünür kılmadığımız, hatta görünür kılmamak için özellikle hassasiyet gösterdiğimiz bir sosyal yardım eli bulunmaktadır. Bununla ilgili kurumsal bir yapı vardır ve bu yapı sosyal yardımlarını sürdürmektedir. Elbette tüm bunlar bütçenin el verdiği ölçüde yapılabilmektedir” ifadelerini kullandı.
‘SİYASET ÜSTÜ BİR KONUDUR’
Belediyenin iftar vermesinin eleştirisine katılmadığını da ekleyen Ergüden, “Ancak bir noktaya da katılmıyorum. ‘Belediyeler iftar verir mi, vermeli mi?’ sorusu soruluyor. Benim düşüncem şudur: Belediyeler iftar vermelidir. Geçmişte olduğu gibi bugün de, gelecekte de bu tür buluşmaların olması gerektiğini düşünüyorum. Toplumumuzun meselelerini siyasal bir tartışmaya dönüştürmek istemem. Bu konu siyaset üstü bir konudur. Ama şunu da söylemek gerekir ki Türkiye Cumhuriyeti’nin temel taşı, anayasamızda açıkça yer bulan laik, sosyal ve hukuk devleti ilkesidir. Seçilmiş tüm yöneticiler de, atanmış tüm yöneticiler de bu ilkelere sahip çıkmak ve onları temsil etmek durumundadır. Cumhurbaşkanından başlayarak tüm kademelerde, muhtarına kadar herkes bu sorumluluğu taşımak zorundadır” dedi.
