Edirnespor’dan bir yıldız kaydı. Sarı kırmızılı camianın sevilen isimlerinden ve kulübün başarılı dönemlerinde takım kaptanlığı yapan Erol Kara (Küçük Erol) 81 yaşında vefat etti. Türkan Kara’nın eşi, Arzu Onar, Gökhan Kara ve Duygu Kara’nın babaları olan Edirnespor’un yıldız isimlerinden Erol Kara tedavi gördüğü hastanede yaşama veda etti. Merhum, dün Eski Camide öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi. HAKAN ÇAYLI VEFAT ETTİ Merhum Rasim ve merhume Ürfet Çaylı’nın oğulları, Nazan Çaylı’nın eşi, Fikret, Murat, Handan, Soydan ve Dilek’in ağabeyleri, Nazar ve Deniz’in babaları, Yıldırım semti esnaflarından Tüpçü Hakan Çaylı 53 yaşında vefat etti. Merhume; dün Yıldırım Beyazıt Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazı sonrası Yıldırım Mezarlığında toprağa verildi. GÖRKEM DEMİRKİLİT VEFAT ETTİ Çavuşbey Mahallesi sakinlerinden Sebahattin ve Selime’nin oğulları, Gülen Demirkilit’in eşi, Gökmen ve Giray Demirkilit’in babaları, Metin Mesut, Meliha ve merhum Elif Demirkilit’in yeğenleri, Hikmet Demirkilit’in kardeşi Görkem Demirkilit 36 yaşında vefat etti. Merhum, dün Şah Melek Camisiinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazı sonrası Bademlik Mezarlığında toprağa verildi. SEVİM KORUYAN VEFAT ETTİ Taşlık Mahallesi sakinlerinden Marangoz merhum Rıfat Koruyan’ın eşi, İsmail Koruyan ve Burcu Artam’ın annesi Sevim Koruyan 72 yaşında vefat etti. Merhume; dün Havsa Sokullu Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Havsa İlçe Mezarlığında toprağa verildi. SÜLEYMAN ERDURAN VEFAT ETTİ Eski TOKİ sakinlerinden Süleyman Erduran 26 yaşında vefat etti. Merhum; dün Eski TOKİ Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi. ALİ ŞİNİK VEFAT ETTİ Balık Pazarı esnaflarından Ali Baba Kebap’ın sahibi Ali Şinik 80 yaşında vefat etti. Nurten Şinik’in eşi, Mehmet Ali Şinik ve Sevim Kuyuncu’nun babaları, Fatma Şinik ve Hakan Kuyuncu’nun kayınpederleri, Aytaç Yasin’in eniştesi olan merhum; 14 Şubat Cumartesi günü Eski Camide öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi. HÜSEYİN AK VEFAT ETTİ Küçük Döllük Köyü sakinlerinden merhume Firdevs Ak’ın eşi, Mukaddes Kara, Şahin, Serkan ve Erkan Ak’ın babaları Hüseyin Ak 78 yaşında vefat etti. Merhum Cumartesi günü Küçük Döllük Köyü Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından köy mezarlığında toprağa verildi. REFİYE OCAK VEFAT ETTİ Merhum Bahattin Akman’ın eşi, Taner, Figen ve Filiz’in anneleri Refiye Ocak 75 yaşında vefat etti. Merhume; Cumartesi günü Muradiye Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Acı Çeşme Mezarlığında toprağa verildi.
Trakya Platformu, bölgede gelecek kuşakları riske sokan, canlılara, yaşam alanlarına, çevreye ve doğaya zarar veren her türlü yıkım projesine karşı mücadelesini kararlılıkla sürdürürken, Türkiye Çevre Platformu; Fırat’ın, Dicle’nin ve coğrafyadaki tüm yaşam alanlarının korunması için mücadelelerini büyütmeye kararlı olduklarını, yeni İliçler yaşanmaması için susmayacaklarını duyurdu.
Türkiye Çevre Platformu’nun “Fırat’ta ve Coğrafyamızda Yeni İliçler Yaşanmasın!” başlıklı bildirisinde “Erzincan’ın İliç ilçesinde meydana gelen ve milyonlarca ton siyanürlü maden atığının doğaya karışmasına yol açan büyük felaketin üzerinden iki yıl geçti. Ancak geçen süre ne doğanın yaralarını sarabilmiş ne de kamuoyunun vicdanındaki soruları dindirebilmiştir” denilerek şunlara yer verildi:.
“İliç’te yaşananlar yalnızca bir “maden kazası” değildir. Bu olay; doğayı, insan sağlığını ve gelecek kuşakların yaşam hakkını hiçe sayan bir kalkınma anlayışının kaçınılmaz sonucudur. Bu felaket bir kader değil, açık bir tercihin sonucudur.
Fırat Havzası Hâlâ Risk Altındadır
Çöken liç yığınlarıyla birlikte siyanür, arsenik ve ağır metallerin Fırat Havzası’na yayılma riski ortaya çıkmıştır. Fırat Nehri yalnızca bir su kaynağı değildir; yaşamdır, üretimdir, tarih ve kültürdür.
Havzanın sınır aşan niteliği nedeniyle buradaki her kirlenme yalnızca Türkiye’yi değil, tüm bölgeyi etkileyen bir ekolojik güvenlik sorunudur. Bu yönüyle yaşananlar açık bir ekolojik yıkım niteliğindedir.
Bugün dahi bilimsel veriler kamuoyuyla tam şeffaflık içinde paylaşılmamış; bölge halkının karşı karşıya olduğu sağlık riskleri bütün yönleriyle ortaya konulmamıştır. Oysa bu tür felaketler, etkileri yıllara yayılan “sessiz zehirlenme” süreçleri yaratmaktadır.
İliç Bir Uyarıdır: Yeni Felaketler Kapıdadır
Türkiye Çevre Platformu olarak uzun süredir siyanürlü altın madenciliğinin yarattığı risklere dikkat çekiyoruz.
Geçtiğimiz yıl Diyadin’de planlanan projelere karşı ekoloji örgütleriyle birlikte yürüttüğümüz çalışmalar, yalnızca yerel bir itiraz değil, ülke genelinde yükselen bir çevre uyarısıdır.
Bu yıl ise Muş ve Ağrı’da bilim insanlarının katılımıyla gerçekleştireceğimiz etkinliklerde, Fırat Nehri ve Dicle Nehri havzalarındaki kirlilik tehdidini kapsamlı biçimde ele alacağız.
Çünkü biliyoruz ki; Fırat ve Dicle üzerinde kontrolsüz madencilik ve kirletici faaliyetler sürdükçe yeni İliçlerin yaşanması kaçınılmazdır.
Gerçek Kalkınma Doğayıla Barışık Olmakla Olur
‘Kalkınma’ adı altında yürütülen mevcut model, doğayı tüketilecek bir kaynak; yaşam alanlarını ise feda edilebilir bölgeler olarak görmektedir. Oysa gerçek kalkınma:
Temiz suyla,
Sağlıklı toprakla,
Güvenli gıdayla,
Yaşanabilir bir çevreyle mümkündür.
Ekolojik yıkım pahasına elde edilen hiçbir ekonomik kazanç, toplumun yaşam hakkından daha değerli değildir.
Yetkililere ve Kamuoyuna Çağrımızdır
İliç’teki ekolojik ve sağlık riskleri, bağımsız bilim insanlarının katılımıyla şeffaf biçimde açıklanmalıdır.
Fırat ve Dicle havzalarında siyanürlü madencilik faaliyetleri durdurulmalı; yeni projeler iptal edilmelidir.
Bölge halkı için uzun vadeli ve sistematik sağlık izleme programları oluşturulmalıdır.
Doğa ve toplum yararını esas alan yeni bir çevre politikası hayata geçirilmelidir.
Unutmayacağız, Mücadeleden Vazgeçmeyeceğiz
İliç bize bir gerçeği açık biçimde göstermiştir:
Doğa yoksa yaşam yoktur.
Türkiye Çevre Platformu olarak; Fırat’ın, Dicle’nin ve coğrafyamızdaki tüm yaşam alanlarının korunması için mücadelemizi büyütmeye kararlıyız.
Sayın okurlar dünyaya gelmişiz yaşamak için, ne bırakırsak bizden sonrakiler için kardır. En iyi bırakacağımız şey başımızdan geçen olayların yorumu ve nedeni olur. Bizden sonra gelenler bu konularda ibret alıp, aynı hataları işlemesinler. En iyi analiz, Dün neydi, Bugün ne, Yarın ne olacak? İşte bütün mesele burada. Sizleri bilmem ama benim yaşım doksan oldu, bu zaman dilimini üçe ayırıyorum. 1936-1980 birinci 45 yıl DÜN, 1980-2025 ikinci 45 yıl BUGÜN. 2025’ten sonrası YARIN dan sonrası. Bu yıllar nasıldı ? İşte bu yılların objektif bir görüşle analizini yapıp yorumlayalım. -DÜN- Kendimi bildiğimde yaşım 3—4 yaş arası. İyi kötü ihtiyaçlarımı karşılayabiliyordum. Güzel bir evimiz vardı. Tek noksanımız babasızlık. Bu nedenle normal bir gelirimiz olmadığı için geçim sıkıntısı çekiyorduk. Gelirimiz oturduğunuz evin alt iki odasını kiraya vermiştik. Bir de küçük babadan kalma dükkanın kirası vardı. Bunlarla kıt kanaat geçinmek. Zaten o günler Türkiye’nin geneli fakirlik ortamında yaşıyordu. Zengin çok azdı çünkü genç Cumhuriyet, Osmanlı’nın külleri üzerine kurulmuştu. Nüfusumuz 15 milyon, Edirne’nin nüfusu 40 bin, şehirde zengin olan bir kaç Yahudi tüccar, bir de toprak sahibi kimseler. O günlerde iş olarak yapılan ağırlıkta çiftçilik, esnaflık, memurluk, sanayi olmadığı için işçi zümresi pek yoktu. Geldik kırklı yıllara, Edirne’de motorlu araç olarak Askeriyenin, resmi bir iki otomobil, şahsa ait otomobil toplasan onu geçmez, atlı araba, yedi tanede kamyon, kalanı at, öküz arabası. Edirne’de aydınlatma sokaklar ve evlerin bazıları elektrikle, diğerleri gaz lambası ile. Asfalt yol yoktu, ana yollar şose, mahalle yolları Arnavut kaldırımı, evlerin tamamı ahşap ve fakir bir Belediye. Geldik 40’lı yıllara, bende ilk okula gitmeye başladım. Beş yaşındayım, söyleneni anlıyorum, en çok konuşulan ve dünyanın başına bela olan Alman’ya savaş çıkaracakmış ve Atatürk ölmüştü. Türkiye’nin yönetimi İsmet İnönü’de. -Paşa – Türkiye müttefiklerin yanında savaş dışı bir devlet, tabi tedbirini alıyor. Muazzaf ve, Yedekler askere alınıyor, Türkiye’nin nüfusu 17 milyon, 800 bin asker barındırıyor. O günlerde tarım ile uğraşan erkeklerdi. Evin erkeği askere alınınca gıda kıtlığı başladı. 225 gramlık ekmek 125 grama indirildi, oda karne ile satılıyordu. İstediğin kadar alamazsın. Akşamları karatma uygulanıyor, saat dokuzdan sonra sokağa çıkılmıyordu. O günlerde bütün Türkiye fakirdi, bazı kimseler kış günü soğukta ayakkabısız, yalın ayak, karın buzun üstüne basarak yürüyenler vardı. Bende ilkokula ayakkabı alacak paramız olmadığı için nalın giyerek giderdim. İşsizlik zaten iş sahaları yok, okulda gaz maskesi nasıl kullanılır uygulamaları yapılırdı. Bu arada eğitimde çok önemli bir uygulama oldu, Köy Enstitüleri kuruldu. Neyse zor günleri atlattık, savaş bitti, biraz rahatladık. Türkiye’de politik kıpırdanmalar başladı, çok partili devreye gireceğiz. O güne kadar Cumhuriyet kurulduğundan beri tek parti sistemi uygulanıyordu, o da CHP si idi. Çok partili sisteme girdik, en göze batan parti (DP) Demokrat Partiydi. O güne kadar duymadığımız bir söz — Demokrasi — 1946 da genel seçim yapıldı. CHP kazandı, DP kaybetti çünkü hazırlıklı değildi. Artık savaş sıkıntısından kurtulmuştuk, Türkiye biraz rahatlamıştı. Yatırımlar yavaş işliyordu, iki şehirde üniversite vardı; Ankara ve İstanbul. O günlerde en gözde grup Subaylar ve Memurlardı. Geldik 1950’li yıllara. İlk okulu bitirmiştim, Sanat Enstitüsüne gidiyordum. Mayıs ayında genel seçim yapıldı, DP büyük çoğunlukla iktidarı kazandı, CHP kaybetti. Bu bir değişimdi. CHP’nin prensibi Devletçilik, DP’ nin özel sektördü. O güne kadar ne yapılmışsa devlet eli ile yapılmıştı. CHP niye kaybetti, CHP de iktidar yorgunluğu vardı, zor günlerin nedenini CHP ye yükleyen halk değişim istiyordu. Neticeden memnundu, yeni bir rejim başlıyordu. Dünyada bir takım değişiklikler oluyordu. Amerikan sempatizanlığı başlamıştı. Derken Kore savaşı patlak verdi, o savaşa asker gönderdik, kahramanlıklar yaptık. 1953 te NATO’ya girdik. Bu örgüt komünist düzene karşı kurulmuştu. Yıl 1953, o güne kadar köylere traktör girmemişti. Traktör devlet çiftliklerinde ve zengin ağalarda vardı. Bir özel sektör yaratılmıştı, devir Menderes devriydi, sloganı ‘her mahallede bir milyoner yaratacağım’. İyi kötü sanayi hamleleri oluyordu, özel sektör doğuyordu. Sanayi ve işçi zümresi oluşuyordu. DP ile CHP arasında hırçınca sürtüşmeler oluyordu. Bu arada hiç bilmediğimiz şeylerle karşılaşıyorduk; Amerikan sakızı ciklet, tükenmez kalem, Amerikan yardımı sütler, Amerikan filmleri, jet uçakları, ordumuz Amerikan silahları ile donatılıyor, Amerikan eğitimi. Bende Sanat Enstitüsünü bitirdim, Gölcük’te tersane işçiliği yapıyordum. Bu arada İzmir’de Ege Üniversitesi kuruluyor, Kıbrıs olayları oluyordu. Yatırımlar, hamleler devam ediyor, iktidar DP ile Muhalefet CHP arasında hırçınca sürtüşmeler oluyor, Vatan, Millet cepheleri kuruluyor, gençlik sokaklarda nümayişler yapıyordu. Yıl 1960, İstanbul’da Beyazıt meydanında öğrenci gösterisi sırasında iki öğrenci ölüyor, 27 Mayıs’ta ordu iktidara el koyuyor DP’lileri toplayıp Yassıada’da mahkeme kurup yargılıyor ve Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatka’nı idam ediyorlar. Türkiye demokrasisi için bir lekeydi. Yıl 1960, bende Tekniker Okulunu bitirip, Yıldız Mühendis Okulu’nda tahsile başlıyorum. Okulun akşam kısmındayım. Devlet iki yıl askeri idare ile yönetiliyor, gerçekten askeri müdahele gerekirmiydi? Halk DP den çabuk mu bıkmıştı yoksa iktidarı ele geçirmenin bir yolu muydu askeri müdahale. Sonra genel seçimler oluyor CHP kazanıyor, Cemal Gürsel Cumhur Başkanı, İsmet İnönü Başbakan oluyor, 1965 genel seçimler oluyor Adalet PARTİSİ kazanıyor Süleyman Demirel Başbakan. Yeni bir devir yeni bir dönem başlıyor, Demirel dönemi. Demirel Menderes’in bıraktığı yerden devam ediyor, paralı üniversiteler kuruluyor, baraj inşaatları yapılıyor, özel sektör yaratılıyor. Türkiye’de yanlış doğru bir sanayileşme hamlesi uygulanıyor. 1968 yılında Fransa’da Paris’te gençler büyük bir sokak gösterisi yapar, yer yerinden oynar. Bu gösteri diğer Türkiye’de dahil diğer ülkelere de yayılır, solculuk modası başlar, sosyalizm bir moda olur o günün gençleri bu akıma kapılır. Geldik yetmişli yıllara, politikada sosyalizme de yer veriliyor. Gençlik sağ sol diye ikiye bölünüyor, bilhassa üniversite gençliği sokaklarda numayişler yapıyor, silahlı çatışmalar oluyor. Ordu 12 Mart’ta sıkı yönetim uyguluyor, bir müddet sükunet oluyorsa da yine sağ sol sürtüşmeleri devam ediyor. CHP’de kongrede İsmet İnönü Genel Başkanlıktan düşürülüyor, yerine Bülent Ecevit — Karaoğlan – seçiliyor. Kıbrıs meselesi patlak veriyor, ordumuz denizden, havadan Kıbrıs’a çıkartma yapıyor ve Kıbrıs; Güney Rum bölgesi, Kuzey Türk bölgesi diye ikiye bölünüyor. O günden sonra, bu böyle devam ediyor. Sağ sol sürtüşmeleri olurken Deniz Gezmiş ve arkadaşları solcuların önderliğini yapıyorlar, her gün ölenler oluyor, ben de Yıldız Mühendis okulundan mezun olmuştum, tabi doğru askere. Askerliğim yetmişli yıllarda bitmişti, sonrası iş hayatı, sağ sol çatışmaları ayyuka çıkmıştı, halk korku ve tedirgindi bir şeyler olmasını bekliyordu olan oldu ve Ordu yönetime el koydu, yıl 12.9.1980. Hayret edilecek bir olay anarşi, sağ sol çatışması bıçakla kesilmiş gibi bitti. Türkiye sıkı yönetim altında sükunete erdi. Tabi bir takım tutuklamalar, yargılamalar, idamlar, en gözde politikacı Bülent Ecevit ve Süleyman Demirel Çanakkale’de nezaret altına alınıyor, Cumhurbaşkanı Kenan Evren. Dünü burada bitirelim…
FOTOĞRAFLAR: CEMAL KUDAY TFF Nesine 3’üncü Lig’de Edirnespor, 1’inci grubun güçlü ekiplerinden Yalova FK karşısında kendi sahasında 1-1 berabere kalarak, 1 puanı hanesine yazdırdı.
Edirnespor’un takım kaptanlığı yapan ve 81 yaşında vefat eden Erol Kara için saygı duruşu yapıldı
Edirnespor, 3’üncü ligin 21’inci haftasında sahasında Yalova FK 77 Spor Kulübü’nü ağırladı. Edirne Şehir Stadı’nda oynanan maçın başında önceki gün hayatını kaybeden, Edirnespor’un eski kaptanlarından Küçük Erol anısına saygı duruşunda bulunuldu. Maçta Yalova FK 18’inci dakikada Abdurrahman Kuyucu ile golü buldu. Dakikalar 36’yı gösterdi sırada Edirnespor Ayberk Çoban’la durumu beraberliğe getirdi. İlk yarısı 1-1 berabere biten maçın ikinci yarısından gol sesi çıkmayınca karşılaşma 1-1 berabere sona erdi.
TFF’nin Ankara bölgesi hakemlerinden Abdurrahman Faruk Avşar’ın yönettiği maçta yardımcılıklarını yine Ankara bölgesinden Hüseyin Can ve Volkan Altuntaş ile Kayseri bölgesinden Cenk Uluçınar yaptı. Takımlar sahaya şu kadrolarla çıktı:
Edirnespor: Erkam Mecit Erginsoy, Berke Can Özsoy, Efe Utku Özgan, Ensar Çapar, Buğra Uçar, Ayberk Çoban, Yusuf Talha Yılmaz, Efe Yüceer, Onur Köse, Melih Sağlam, Enes Alp Yedekler: Berke Tambay, Baran Boyraz, Ahmet Ege Evsan, Rahman Alperen Emek, Furkan Kara, Ahmet Efe Şimşek, Mehmet Mustafa Çolak, Ferdi Güzelsu, Hakan Berkant Yılmaz, Bayram Kılıç
Yalova FK: Doğukan Özkani Abdurrahman Kuyucu, Furkan Mehmet Tuncer, Doğa İşeri, Uğurhan Uğurlu, Fatih Karasu, Efe Arıgün, Muhammet Ali Demir, Sinan Kaya, Mustafa Ege Bilim, Ali Yeşilyurt Yedekler: Rüzgar Uyar, Arif Asaf Gültekin, Mehmet Emir Danış, Habib Biçer, Efe Tecimer, Samet Güneş, Metehan Kurt, Servet Fidan, Yunus Şentürk, Halit Çokyaşar
Edirne’de Sevgililer Günü’nde, 7’den 70’e çiftlerin buluşma adresi, Edirne Belediyesi’nin düzenlediği organizasyonla, Saraçlar Caddesi oldu.
Edirne Belediyesi, 14 Şubat Sevgililer Günü dolayısıyla Saraçlar Caddesi’nde etkinlik gerçekleştirdi. Geleneksel hale gelen 14 Şubat etkinliğinde caddede çeşitli etkinlik alanları oluşturulurken, kurulan sahnede de konser ve dans gösterileri sergilendi. Programda ‘Sevgiye Bir Kare, Edirne’ye Bir Hatıra’ konseptiyle fotoğraf çekimi yapılan çiftlerin mutlu anları LED ekrana yansıtıldı.
Edirne Belediyesi Kent Orkestrası sahne aldığı etkinlikte, vatandaşlar sevilen şarkılara eşlik etti. Konserin ardından Edirne Belediyesi Modern Dans Topluluğu sahne performansıyla katılımcıları coşturdu. DJ Can Sarvan’ın performansıyla süren programda, Edirne Belediyesi Bandosu da konser vererek, vatandaşları hareketlendirdi.
Edirne Valisi Yunus Sezer, yaklaşık 4 yıllık restorasyon sürecinin ardından ramazan ayı ile birlikte ibadete açılacak Selimiye Camisi yanında kurulan ‘Ramazan Sokağı’ etkinlik alanını gezdi.
Yıllık ziyaretçi sayısı 1 milyonu geçen, Mimar Sinan’ın ustalık eseri, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ndeki Selimiye Camisi, 4 yıllık restorasyonun ardından tüm alanlarıyla ibadete açılmaya hazırlanıyor. Türk-İslam mimarisinin başyapıtlarından tarihi yapıda heyecanlı geri sayım sürerken, Edirne Valiliği de bu yıl ilk kez Selimiye Camisi’nin Halk Eğitim Merkezi’ne bakan kısmında ‘Ramazan Sokağı’ kuruyor. Ramazan boyunca her gün çeşitli etkinliklerin olacağı sokakta, Ramazan coşkusunun 24 saat yaşatılması hedefleniyor.
VALİ SEZER VE VAKIFLAR GENEL MÜDÜRÜ AKSU ALANI GEZDİ
Edirne Valisi Yunus Sezer, stant ve alanların kurulum aşaması devam eden sokağı gezerek, bilgi aldı. Valisi Sezer’e, ziyaret için Edirne’de bulunan Vakıflar Genel Müdürü Sinan Aksu, İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Soytürk ve Vakıflar Bölge Müdürü Ahmet Saraç da eşlik etti. Alandaki büyük çadır ve stantları gezen Vali Sezer, ardından açıklamada bulundu.
‘MUHTEŞEM BİR RESTORASYON OLDU’
Selimiye’nin restorasyonunda sona gelinmesinin heyecanını yaşadıklarını anlatan Vali Sezer, “Edirne’nin yaklaşık 4 yıldır beklediği, daha doğrusu Türkiye’nin, İslam aleminin beklediği Selimiye’nin restorasyonunda sona geldik. Ramazan’la beraber inşallah bütün cami ibadete açılacak. Tabii eksikleri var, onlar da kısa zamanda tamamlanacak ama Selimiye de inşallah Ramazanla beraber ibadete açılmış olacak. Bugün Vakıflar Genel Müdürümüz heyetiyle beraber geldiler, onlar da gezdiler. Muhteşem bir restorasyon oldu. Türk İslam eserleri müzesindeki orijinal halı dokumaları seriliyor, onu görme imkanımız oldu” dedi.
‘RAMAZAN BOYU HER AKŞAM ETKİNLİKLER OLACAK’
Selimiye’nin hemen yanında Ramazan Sokağı etkinliğini gerçekleştireceklerini dile getiren Sezer, “Bir taraftan da Edirne demek Balkanlar demek, Selimiye demek bütün İslam alemi demek, Türkiye demek. Dolayısıyla insanların da Selimiye’ye gelip ibadet yapacakları bir dönemde bütün Balkanlar’la ilgili, Edirne’yle ilgili de Ramazan Sokağı etkinliğini inşallah bu sene gerçekleştireceğiz. Ramazan Sokağı’yla beraber de burada başta Kur’an tilaveti olmak üzere, tasavvuf musikisi, burada açılacak olan tiyatro gösterileri ve birçok etkinliğin; Hacivat-Karagöz’ün, geleneksel oyunların sahne aldığı bir ayı beraber geçirmiş olacağız. Burada Ramazan boyunca her akşam etkinlikler olacak. Edirne’mizin yöresel ürünlerinin olduğu burada stantlar açılacak. Kitap fuarları olacak birçok kitap yine aynı şekilde çocuklarımızla buluşturulacak. Burası güzel olacak diye düşünüyoruz” şeklinde konuştu.
’24 SAAT YAŞAYAN BİR SELİMİYE TASAVVUR EDİYORUZ’
Selimiye çevresinin Ramazand’a şenlik meydanı olacağını belirten Vali Sezer, “Burada büyük bir çadır kurduk, yaklaşık 600 kişilik. Burada ay boyunca, Ramazan boyunca çeşitli etkinliklere sahne olacak. Bütün Edirne’mizi, bütün Selimiye’nin açılışıyla beraber Edirne’mizi görmek isteyen bütün İslam coğrafyasını ve milletimizi buraya davet ediyoruz. Özellikle Edirneli hemşerilerimize hayırlı olsun diyoruz. Onları da inşallah ramazan boyunca bu etkinliklere katılmaya, çocuklarıyla, aileleriyle beraber katılmaya davet ediyoruz. Burası Selimiye’nin etrafı, inşallah böyle bir şenlik meydanı olacak. Ramazan, sahur ve sahura kadar süren programlarla beraber 24 saat yaşayan bir Selimiye ve Edirne’yi tasavvur ediyoruz, inşallah gerçekleştireceğiz” diye konuştu.
Keşan Belediyesi, 14 Şubat Sevgililer Günü dolayısıyla düzenlediği konser etkinliğiyle vatandaşlara unutulmaz bir akşam yaşattı. Konser, Müze Keşan bahçesinde gerçekleştirildi.
Saat 20.30 sıralarında başlayan etkinliğe çok sayıda vatandaş katıldı. Soğuk havaya rağmen alanı dolduran Keşanlılar, müzik eşliğinde gönüllerince eğlenerek Sevgililer Günü’nün coşkusunu birlikte yaşadı.
“Gönlünüzden Sevgi Eksik Olmasın”
Gecede konuşma yapan Keşan Belediye Başkanı Op. Dr. Mehmet Özcan, tüm hemşehrilerinin Sevgililer Günü’nü kutlayarak şunları söyledi:
“Sevgili olabilmek için önce insan olabilmek gerekir. Yaşın hiçbir önemi yok; yeter ki yüreğimiz sevgiyle dolu olsun, birbirimize saygı ve anlayışla yaklaşabilelim. Bu akşam komşu vilayetimiz Çanakkale’den aramızda bulunan çok değerli sanatçımız Gizem Hanım’a hoş geldiniz diyorum. Ülke genelinde yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle bu tür etkinlikleri düzenlemekten imtina ediyoruz. Ancak, bundan sonra da, sizleri birkaç kez daha buralarda görmek isterim.Sanat hayatında kendisine mutluluklar ve başarılar diliyorum. Gönlünüzden sevgi eksik olmasın.”
Konuşmanın ardından Başkan Özcan, sanatçı Ezgi Gizem Erdoğan’a çiçek takdim etti. Sevilen şarkıların seslendirildiği konserde vatandaşlar zaman zaman sanatçıya eşlik etti.Müzik dolu gece, katılımcıların alkışları ve memnuniyeti eşliğinde sona erdi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, köy ziyaretlerinde en çok dile getirilen konuların artan mazot, gübre ve yem fiyatları, düşük alım fiyatları, çiftçilerin üretim maliyetlerinin altında ezilmesi, gençlerin köyde tutunamaması ve tarımın her geçen gün daha da zorlaşması olduğunu söyledi.
CHP İl Başkanı Balkanlı, Üyüklütatar ve Elçili köylerine yapmış oldukları ziyaret ili ilgili açıklama yaptı. Balkanlı yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:
’Cumhuriyet Halk Partisi Edirne İl Başkanlığı olarak, Merkez İlçe Başkanımız Volkan Akgüngör ve yönetim kurulu üyelerimizle birlikte Üyüklütatar ve Elçili köylerimizi ziyaret ederek köy kahvelerinde hemşerilerimizle bir araya geldik. Köylülerimizin sorunlarını, taleplerini ve beklentilerini doğrudan kendilerinden dinledik.Ziyaretlerimizde en çok dile getirilen konular; artan mazot, gübre ve yem fiyatları, düşük alım fiyatları, üretim maliyetlerinin altında ezilen çiftçimiz, gençlerin köyde tutunamaması ve tarımın her geçen gün daha da zorlaşması olmuştur. 23 yıllık AKP iktidarının üretime değil ithalata dayalı ekonomi politikaları, maalesef çiftçimizi ve üreticimizi yalnız bırakmıştır. Türkiye kendi kendine yetebilen bir tarım ülkesi iken, bugün samanı dahi ithal eden bir noktaya getirilmiştir.Anayasa gereği milli gelirin en az %1’inin çiftçiye destek olarak verilmesi gerekirken, bu destek yıllardır eksik ve yetersiz sağlanmaktadır. Çiftçimizin alın teri korunmadıkça, üretim planlaması yapılmadıkça ve girdi maliyetleri düşürülmedikçe tarımda sürdürülebilirlik mümkün değildir.
Bizler CHP olarak; hak, hukuk ve adalet anlayışıyla üreticinin, köylünün, emekçinin yanında olmaya devam edeceğiz. Sorunları yerinde tespit edip çözüm önerilerimizi halkımızla paylaşmaya ve iktidar yürüyüşümüzü kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.
Türkiye’nin birinci partisi olarak ilk seçimde halkın iktidarını kuracak; çiftçimizin, üreticimizin, emekçimizin nefes aldığı bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz.
Köylerimizde bizleri samimiyetle karşılayan tüm hemşerilerimize teşekkür ederiz.”
S.S. 19 Serhad Birlik Kooperatifi, Edirne Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Yönetim Kurulu Başkanı Aytaç Dilci, son günlerde kamuoyunda toplu taşıma sektörüne sağlanan desteklerin artırıldığı ve bu artışın esnafa büyük katkı sağladığı yönünde yanlış bir algı oluşturulduğunu belirterek, ancak 2025 yılı verilerinin bu algının gerçeği yansıtmadığını açıkça ortaya koyduğu bildirdi.
Dilci, “2025 verileri ortada: Destek artışı gerçeği yansıtmıyor, esnaf zarar ediyor” başlıklı yazılı açıklamasında kooperatif bünyesinde 2025 yılı içerisinde toplam 2 milyon 701 bin 993 ‘Ücretsiz Yolcu’ taşındığı belirterek, şunları söyledi:
“2025 yılı tarifesine göre yolcu başı ücretin 26,45 TL olduğu dikkate alındığında, bu ‘Ücretsiz Yolcu’ taşımasından elde edilmesi gereken toplam gelir 71 milyon.467 bin 714 TL’dir. Bu rakam araç bazında değerlendirildiğinde ise, araç başına düşen gelir 324.853 TL seviyesindedir.
Ancak bu noktada kamuoyunun bilmesi gereken gerçek şudur:
Toplu taşıma esnafımızın devletten aldığı destek araç başına yalnızca 44.414 TL’dir.
Yani esnafımızın alması gereken rakam ile aldığı destek arasında çok ciddi bir fark bulunmaktadır. Bu tablo, kamuoyunda desteklerin yeterli olduğu ve sektörün rahatladığı yönünde oluşan algının gerçeği yansıtmadığını açıkça göstermektedir.
Ayrıca geçtiğimiz yıl 3.726 TL olan destek miktarı bu yıl 4.844 TL’ye çıkarılarak yaklaşık %30 artırılmıştır. Ancak bu artış, akaryakıt fiyatları başta olmak üzere; bakım-onarım, yedek parça, lastik, sigorta, vergi ve personel giderlerindeki yükselişin yanında son derece yetersiz kalmaktadır.
Toplu taşıma hizmeti sadece bir ticari faaliyet değil, halkın günlük yaşamını sürdürebilmesi için vazgeçilmez bir kamu hizmetidir. Bu hizmeti yıllardır fedakârca sürdüren esnafımız, artan maliyetler karşısında her geçen gün daha da ağır şartlar altında çalışmak zorunda kalmaktadır.
Bu nedenle kamuoyuna oluşturulmak istenen ‘destekler arttı, esnaf rahatladı’ algısı doğru değildir. Esnafımızın gerçek maliyetleri dikkate alınarak desteklerin günümüz ekonomik şartlarına göre yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.”
Yeniden Refah Partisi Edirne İl Başkanı Hakan Çalışkan, esnafın yaşadığı ekonomik sıkıntılar, artan maliyetler ve daralan piyasa şartlarının artık görmezden gelinemez bir noktaya ulaştığını söyledi.
Yeniden Refah Partisi Edirne İl Başkanlığı, Edirne’de gerçekleştirilen genel kurulların ardından görevlerine yeni seçilen ve güven tazeleyen esnaf oda başkanlarına hayırlı olsun ziyaretlerinde bulundu.
Ziyaretler kapsamında şehrin farklı sektörlerinde faaliyet gösteren esnaf ve sanatkârların temsilcileriyle bir araya gelinerek; yaşanan ekonomik zorluklar, sektörel beklentiler ve çözüm önerileri üzerine kapsamlı değerlendirmeler yapıldı. Karşılıklı istişare ve ortak akıl anlayışı çerçevesinde, Edirne’nin ticari hayatına katkı sunacak adımlar üzerine görüş alışverişinde bulunuldu.
Ziyaretler ile ilgili olarak açıklamada bulunan İl Başkanı Hakan Çalışkan, esnafın şehrin ekonomik ve sosyal hayatının temel taşı olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:
“Üreten, istihdam sağlayan ve alın teriyle geçimini temin eden tüm esnaf ve sanatkârlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Esnafımızın yaşadığı ekonomik sıkıntılar, artan maliyetler ve daralan piyasa şartları artık görmezden gelinemez bir noktaya ulaşmıştır. Küçük esnafın ayakta kalması; güçlü bir ekonomi, adil bir vergi sistemi ve sürdürülebilir destek politikalarıyla mümkündür. Bizler; üretimin, emeğin ve alın terinin yanında olmaya; esnafımızın sorunlarını her platformda dile getirmeye ve çözüm için mücadele etmeye kararlıyız. Esnafı yaşatmayan hiçbir ekonomik modelin başarı şansı yoktur. Edirne’mizde birlik ve dayanışma içinde hareket ederek, esnafımızın hak ettiği değeri görmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” dedi.
Yeniden Refah Partisi Edirne İl Başkanlığı, yeni dönemin tüm oda başkanlarına, üyelerine ve Edirne’ye hayırlı olması temennisinde bulundu.