Yazar arşivleri: Mehmet ŞELECİ

Zincir marketlere Zabıta denetimi

Edirne Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, kent genelinde faaliyet gösteren zincir marketlere yönelik denetimlerini sürdürüyor. 

Edirne Belediyesi, vatandaşların güvenilir ve sağlıklı ürünlere ulaşabilmesi, tüketici haklarının korunması ve işletmelerin mevzuata uygun şekilde faaliyet göstermesi amacıyla kent genelindeki denetimlerine devam ediyor. Belediye Başkan Yardımcısı Savaş Çerkez, Zabıta Müdürü Önder Örnek ve zabıta ekipleri tarafından gerçekleştirilen denetimlerde, zincir marketlerde kapsamlı kontroller yapıldı.

Denetimlerde ürünlerin son tüketim tarihleri, fiyat etiketleri, raf ve kasa fiyatlarının uyumu, ürünlerin saklama koşulları ile genel hijyen kuralları titizlikle incelendi. Ekipler tarafından yapılan kontrollerde, tüketicilerin mağduriyet yaşamaması ve mevzuata aykırı uygulamaların önüne geçilmesi hedeflendi.


Edirne Belediyesi yetkilileri, kent genelinde gerçekleştirilen denetimlerin yalnızca belirli dönemlerle sınırlı kalmayacağını, vatandaşların güvenilir gıdaya ulaşabilmesi ve tüketici haklarının korunması amacıyla düzenli ve kapsamlı şekilde sürdürüleceğini ifade etti.

İmplant Tedavisinde Kemik Yetersizliği Sorun Olur mu?

İmplant tedavisi planlanan hastaların en sık merak ettiği konulardan biri, çene kemiğinin implant için yeterli olup olmadığıdır. Özellikle uzun süre önce dişini kaybetmiş kişilerde yapılan muayenelerde “kemik miktarı implant için yeterli değil” ifadesiyle karşılaşılabilir. Bu durum doğal olarak implant tedavisinin tamamen mümkün olmadığı düşüncesini oluşturabilir.

Peki implant tedavisinde kemik yetersizliği gerçekten sorun olur mu? Kemik azsa implant yapılamaz mı? Çene kemiğini artırmak mümkün müdür?

İmplantın çene kemiğine doğru konumda ve yeterli destekle yerleştirilebilmesi için implant bölgesinin kemik yapısının değerlendirilmesi gerekir. Ancak kemik miktarının yetersiz olması her durumda implant tedavisinin tamamen devre dışı kalacağı anlamına gelmez. Günümüzde kemik hacmini artırmaya yönelik farklı cerrahi yöntemler, hastanın durumuna göre tedavi planına dahil edilebilmektedir.

İmplant İçin Neden Yeterli Kemik Gerekir?

Diş implantı, eksik dişin kökünü taklit edecek şekilde çene kemiğine yerleştirilen bir yapıdır. Bu nedenle implantın çevresinde yeterli kemik desteğinin bulunması, tedavinin planlanmasında önemli bir kriterdir.

Çene kemiğinin yüksekliği veya genişliği implantın planlanan konumda yerleştirilmesi için yetersiz olduğunda tedavi süreci daha kapsamlı hale gelebilir. Özellikle implantın çevresinde yeterli kemik desteği bulunması; implantın konumu, üzerine yapılacak protez ve çevre dokuların sağlığı açısından dikkate alınır.

Bu nedenle implant tedavisinden önce yalnızca “kaç dişim eksik?” sorusuna bakılmaz. İmplantın yerleştirileceği bölgenin kemik yapısı da ayrıntılı şekilde incelenir.

Çene Kemiği Neden Yetersiz Olur?

Çene kemiğinde meydana gelen hacim kaybının farklı nedenleri olabilir. Bunların başında uzun süreli diş eksikliği gelir. Diş kaybedildikten sonra o bölgedeki kemik zaman içerisinde hacim kaybedebilir.

Bunun yanında periodontal hastalıklar, enfeksiyonlar, travmalar, daha önce geçirilen cerrahi işlemler ve bazı anatomik özellikler de kemik miktarının implant açısından yetersiz bulunmasına neden olabilir.

Özellikle üst çenenin arka bölümünde maksiller sinüsün konumu da implant planlamasında önem taşır. Bu bölgede mevcut kemik yüksekliği sınırlı olduğunda sinüs lifting gibi yöntemler değerlendirmeye alınabilir.

Kemik Yetersizse İmplant Yapılamaz mı?

Hayır, kemik yetersizliği her zaman implant tedavisinin yapılamayacağı anlamına gelmez.

Burada asıl önemli olan kemiğin ne kadar yetersiz olduğu, yetersizliğin hangi bölgede bulunduğu ve implantın hangi konuma yerleştirilmesinin planlandığıdır. Bazı hastalarda mevcut kemik implant için yeterli olabilirken bazı hastalarda implanttan önce kemik hacminin artırılması gerekebilir.

Bu nedenle “kemiğim az, implant yaptıramam” şeklinde kesin bir sonuca varmak doğru değildir. Öncelikle implant bölgesinin ayrıntılı olarak değerlendirilmesi gerekir.

Günümüzde kemik grefti, yönlendirilmiş kemik rejenerasyonu ve uygun vakalarda sinüs lifting gibi uygulamalarla implant için gerekli kemik desteğinin oluşturulması hedeflenebilir.

İmplant Öncesi Kemik Grefti Nedir?

Kemik grefti, implantın yerleştirileceği bölgede yetersiz olan kemik hacmini artırmak amacıyla uygulanan cerrahi işlemlerden biridir.

Bu işlemde kemik oluşumunu desteklemek amacıyla farklı kaynaklardan elde edilen greft materyalleri kullanılabilir. Kullanılacak materyalin türü ve uygulanacak yöntem, kemik kaybının miktarına ve bölgenin özelliklerine göre belirlenir.

Kemik greftinin temel amacı yalnızca bölgeye materyal eklemek değildir. İmplantın planlanan konumda daha uygun bir kemik desteği içerisinde yerleştirilebilmesi için gerekli altyapının oluşturulması hedeflenir.

Kemik Grefti Her İmplant Hastasına Yapılır mı?

Hayır. Kemik grefti implant tedavisinin standart bir parçası değildir.

Çene kemiğinin implant için yeterli olduğu hastalarda ayrıca kemik arttırma işlemine ihtiyaç duyulmayabilir. Ancak kemik yüksekliği veya genişliği yetersiz olan kişilerde greft uygulaması gündeme gelebilir.

Bu nedenle “İmplant yaptıracaksam mutlaka kemik tozu yaptırmam gerekir mi?” sorusunun herkese uygulanabilecek tek bir cevabı bulunmaz. Karar, muayene ve görüntüleme sonuçlarına göre verilir.

Kemik Tozu ile İmplant Aynı Anda Yapılır mı?

Bazı vakalarda kemik artırma işlemi ile implant uygulaması aynı tedavi sürecinde gerçekleştirilebilir. Ancak bunun mümkün olup olmadığı kemik kaybının miktarına, implantın yerleştirileceği bölgeye ve mevcut kemik desteğine bağlıdır.

Kemik desteğinin ciddi ölçüde yetersiz olduğu durumlarda önce kemik artırma işleminin yapılması, bölgenin iyileşmesinin ardından implantın yerleştirilmesi tercih edilebilir.

Dolayısıyla tedavi iki farklı aşamada ilerleyebileceği gibi, uygun hastalarda aynı cerrahi süreç içerisinde de planlanabilir. Hangi yaklaşımın kullanılacağı kişisel değerlendirme sonucunda belirlenir.

Üst Çenede Kemik Yetersizliği Olursa Ne Yapılır?

Üst çenenin arka bölümünde implant planlanırken kemik yüksekliğinin yanı sıra maksiller sinüsün konumu da değerlendirilir.

Bazı hastalarda sinüs boşluğu implant bölgesine yakın olduğu için implantın yerleştirilmesi açısından yeterli kemik yüksekliği bulunmayabilir. Böyle durumlarda sinüs lifting adı verilen cerrahi yöntem gündeme gelebilir.

Sinüs lifting işleminin amacı, implant için gerekli kemik desteğinin oluşturulmasına yardımcı olmaktır. Ancak her üst çene implantında bu işlem gerekli değildir.

Kemik Yetersizliği İmplant Tedavisini Uzatır mı?

Kemik artırma işleminin tedaviye eklenmesi, bazı hastalarda toplam tedavi süresinin uzamasına neden olabilir.

Bunun temel nedeni, implant yerleştirilmeden önce oluşturulan kemik dokusunun iyileşmesi için zamana ihtiyaç duyulabilmesidir. Bazı hastalarda kemik artırımı ile implant aynı süreçte planlanabilirken bazı hastalarda önce kemik iyileşmesinin tamamlanması beklenebilir.

Bu nedenle kemik yetersizliği bulunan bir hastanın tedavi süresi, doğrudan implant uygulanan bir hastaya göre farklı olabilir.

Hastaya özel süreyi belirlemek için kemik kaybının miktarı, uygulanacak cerrahi yöntem ve implant planlaması birlikte değerlendirilir.

Kemik Yetersizliği Nasıl Anlaşılır?

İmplant için kemik miktarının yeterli olup olmadığı yalnızca dışarıdan bakılarak veya ağız içi muayeneyle kesin olarak belirlenemez.

Diş hekiminin klinik değerlendirmesine ek olarak gerekli görülen durumlarda radyolojik görüntüleme yöntemlerinden yararlanılır. Üç boyutlu görüntüleme, implantın planlanacağı bölgedeki kemik yüksekliği ve genişliği ile anatomik yapıların konumunun değerlendirilmesine yardımcı olabilir.

Bu incelemeler sonucunda implantın doğrudan yerleştirilip yerleştirilemeyeceği veya öncesinde kemik artırma işlemine ihtiyaç duyulup duyulmadığı değerlendirilir.

Kemik Erimesi Olanlar İmplant Yaptırabilir mi?

Kemik erimesinin implant bölgesindeki kemik hacmini ne ölçüde etkilediği önemlidir. Özellikle uzun süreli diş eksikliği sonrasında meydana gelen bölgesel kemik kaybı, implant planlamasını etkileyebilir.

Ancak kemik kaybının bulunması tek başına implant tedavisinin kesin olarak yapılamayacağı anlamına gelmez. Uygun hastalarda kemik artırma yöntemleri değerlendirilerek tedavi planı oluşturulabilir.

Burada önemli olan, kemik kaybının derecesinin ve implant için gerekli desteğin ayrıntılı biçimde belirlenmesidir.

İmplant Tedavisinde Kemik Yetersizliği Olanlar Nelere Dikkat Etmeli?

Kemik yetersizliği tespit edilen kişilerin öncelikle uygulanabilecek tedavi seçeneklerini ayrıntılı şekilde öğrenmesi gerekir. Hangi yöntemin kullanılacağı, işlemin implanttan önce mi yoksa implantla birlikte mi yapılacağı ve iyileşme sürecinin nasıl ilerleyeceği hekim tarafından açıklanmalıdır.

Ayrıca ağız hijyeninin korunması ve hekimin işlem sonrasında verdiği bakım önerilerine uyulması tedavi sürecinin önemli parçalarındandır.

İmplant tedavisi için değerlendirme almak isteyen kişiler Mehmet Eker Diş Kliniği üzerinden de muayene ve kişisel tedavi planlaması hakkında bilgi alabilir. Özellikle kemik yetersizliği söz konusu olduğunda, internet üzerinden genel bilgilerle karar vermek yerine kişinin kendi çene yapısının değerlendirilmesi önemlidir.

İmplant İçin Kemik Yetersizliği Olanlar İçin Tedavi Süreci Nasıl İlerler?

Kemik yetersizliği bulunan bir hastada süreç genel olarak birkaç aşamada değerlendirilir. Öncelikle ağız ve diş sağlığı muayene edilir. Ardından implant bölgesinin kemik yapısı gerekli görüntülemelerle incelenir.

Sonrasında implantın doğrudan uygulanıp uygulanamayacağı belirlenir. Kemik desteğinin yeterli olmadığı durumlarda kemik grefti, kemik artırımı veya üst çene bölgesine özgü bazı cerrahi yöntemler değerlendirilebilir.

İşlem sonrasında iyileşme süreci takip edilir ve uygun koşullar oluştuğunda implant tedavisinin sonraki aşamasına geçilir.

Buradaki amaç, implantı mümkün olan en kısa sürede yerleştirmekten çok, implantın doğru konumda ve yeterli kemik desteğiyle planlanmasını sağlamaktır.

Sık Sorulan Sorular

İmplant için kemik yetersizliği sorun olur mu?

Kemik yetersizliği implantın doğrudan uygulanmasını zorlaştırabilir. Ancak her kemik yetersizliği implant tedavisinin tamamen yapılamayacağı anlamına gelmez. Uygun hastalarda kemik artırma yöntemleri değerlendirilebilir.

Kemik tozu olmadan implant yapılabilir mi?

Çene kemiğinin implant için yeterli olduğu hastalarda kemik tozu veya başka bir kemik artırma işlemine ihtiyaç duyulmayabilir. Gereklilik, kişisel muayene ve görüntüleme sonucunda belirlenir.

Kemik greftinden sonra implant ne zaman yapılır?

Süre, uygulanan kemik artırma yöntemine ve hastanın iyileşme durumuna göre değişebilir. Bazı vakalarda implant ve kemik artırımı aynı süreçte yapılabilirken bazı hastalarda iyileşme için ayrıca süre gerekebilir.

Üst çenede kemik yetersizse implant yapılabilir mi?

Üst çenenin özellikle arka bölgesinde kemik yüksekliği yetersizse sinüs lifting veya başka kemik artırma yöntemleri değerlendirilebilir. Hangi yöntemin uygun olduğu görüntüleme ve klinik değerlendirme sonucunda belirlenir.

Kemik erimesi implant tedavisine engel midir?

Kemik kaybının miktarı ve implant bölgesindeki konumu önemlidir. Bazı hastalarda kemik artırma işlemleriyle implant için uygun bir altyapı oluşturulabilir.

İmplant için kemik yetersizliği nasıl anlaşılır?

İmplant bölgesi klinik muayene ve gerekli radyolojik görüntülemelerle değerlendirilir. Özellikle kemik yüksekliği, genişliği ve implant bölgesindeki anatomik yapıların konumu tedavi planlamasında dikkate alınır.

OED cihazları hayat kurtaracak!

Edirne Belediyesi Sağlık İşleri Birimi İlk Yardım Eğitim Merkezi tarafından, ani kalp durmalarında (kardiyak arrest) erken müdahale imkanını artırmak amacıyla yeni nesil Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) cihazları vatandaşların yoğun ziyaret ettiği noktalara yerleştirildi.


Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) cihazı, Saraçlar Caddesi Zabıta Noktası, Selimiye Meydanı, Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi ve Belediye Konservatuvarı, 1. Murat Mahallesi Semt Pazarı Zabıta Noktası ve Otogar’a yerleştirildi. Edirne Belediyesi yetkilileri Otogar’a yerleştirilen cihazın bölgedeki yenileme çalışmalarının ardından aktif edileceğini belirtti.

Ani kalp durmalarında saniyelerin dahi hayati önem taşıdığı gerçeğinden hareket eden Edirne Belediyesi, kamusal alanlarda acil müdahale kapasitesini güçlendirmeye yönelik çalışmasını hayata geçirdi. İlk etapta kentin yaya ve ziyaretçi trafiğinin yoğun olduğu noktalara yerleştirilen OED cihazları, sağlık ekipleri olay yerine ulaşana kadar geçen kritik sürede müdahale edilmesine olanak sağlayacak.

Cihazlardan birinin ise yenileme çalışmalarının tamamlanmasının ardından Edirne Otogarı’na yerleştirileceği bildirildi.


SESLİ KOMUTLARLA MÜDAHALEYE REHBERLİK EDİYOR
Tam otomatik yeni nesil OED cihazları, hastaya bağlandığında kalp ritmini analiz ederek yalnızca gerekli durumlarda elektrik şoku uygulanmasını sağlıyor. Cihazlar, müdahalede bulunan kişiye Türkçe sesli komutlarla adım adım rehberlik ederek temel yaşam desteği sürecinin doğru şekilde yürütülmesine yardımcı oluyor. Bu özellikleri sayesinde cihazların, ilk yardım eğitimi almış kişilerin yanı sıra acil bir durumda doğru yönlendirmeye ihtiyaç duyan vatandaşların da müdahale sürecine destek olması hedefleniyor.
Projenin sahadaki etkinliğinin artırılması amacıyla OED cihazlarının bulunduğu bölgelerde görev yapan zabıta personeli, belediye çalışanları ve çevre esnafına yönelik eğitimler de sürdürülecek.

“AMACIMIZ HER BİR CANI KORUMAK VE YAŞATMAK”

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, projeye ilişkin değerlendirmesinde ani kalp durmalarında erken müdahalenin önemine dikkat çekti.

Başkan Gencan, gelişmiş kent standartlarını Edirne’ye kazandırırken önceliklerinin insan hayatı ve halk sağlığı olduğunu belirterek, yoğun kullanılan meydan ve alanlara yerleştirilen OED cihazlarıyla sağlık ekipleri olay yerine ulaşıncaya kadar hayati bir müdahale köprüsü oluşturulduğunu ifade etti.

Gencan, planlanan eğitimlerle vatandaşların acil durumlara yönelik farkındalıklarının artırılacağını ve Edirne’nin acil durumlara karşı daha dirençli ve güvenli bir kent haline getirilmesinin hedeflendiğini kaydetti.

Edirne Otogarı’na yeni yüz!

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, ihale süreçlerinin ardından Edirne Otogarı’nda alanın baştan aşağı yenilendiğini vurguladı.
Edirne Belediyesi tarafından Edirne Otogarı’nda başlatılan düzenleme ve yenileme çalışmaları aralıksız devam ediyor. Yürütülen çalışmalar kapsamda otogarın orta alanında yer alan kafeterya yıkılırken, daha önce ana binada onarımı tamamlanan çatının ardından otobüs peronlarının bulunduğu kısımdaki çatının da sökümüne başlandı.
Peron alanına kısa süre içinde yeni bir çatı montajının yapılacağı öğrenilirken, yazıhanelerin bulunduğu bölüme ise modern bir bekleme salonunun ekleneceği bildirildi.


Otogarda devam eden inşaat ve düzenleme faaliyetlerine ilişkin detayları paylaşan Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, ihale süreçlerinin ardından alanın baştan aşağı yenilendiğini vurguladı.
“ÖĞRENCİ KARDEŞLERİMİZİ GÜVENLİ BİR SOFRADA BULUŞMAYA DAVET EDİYORUM”
Çalışmalar hakkında basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, şu ifadeleri kullandı:
“Otogarımızla ilgili, ihale süreçlerimizi tamamladık. Şimdi de yenileme çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Hem çatıda değişiklikler yapıyoruz hem iç alanda, zeminden tutun da diğer yolcu bekleme alanlarına kadar birçok farklı inşaat faaliyetimiz oluyor orada. Mecliste de söylediğim gibi, aynı zamanda bir lokantamız var burada. Hizmete açtığımız, hem gelen misafirlerimiz, hemşehrilerimiz hem de bizim çok önemsediğimiz öğrenci kardeşlerimizin bulunduğu bir bölge orası. O yüzden burada güvenli bir sofrada buluşmak üzere tekrar öğrenci kardeşlerimizi davet ediyorum.”


‘MİSAFİRLERİMİZİ DAHA FERAH BİR ORTAMDA AĞIRLAYACAĞIZ’
Kente gelen öğrencilerin ilk karşılaştığı alanın otogar olduğuna dikkat çeken Gencan,
“Burada yapmış olduğumuz çalışmaların neticesinde Edirne’ye yakışan, misafirlerimizi daha ferah bir ortamda ağırladığımız bir otogar oluşturmayı hedefliyoruz. Özellikle ben öğrenci kardeşlerimi bu anlamda çok çok önemsiyorum. Onların Edirne’ye geldiklerinde ilk karşılaştıkları yer otogarımız oluyor. Biz de tabii ki sınırsız bütçelerimiz yok. Sınırlı imkanlarımız var. Sınırlı bütçelerimizle burada elimizden geldiğince şehrimize yakışan bir uygulama yapmaya çalışıyoruz.” dedi. 


‘BOŞ KALAN ALANLARA YENİDEN İHALE YAPILACAK’
Geçtiğimiz aylarda otogardaki alanların kiralanmasına yönelik yapılan ihalede kendisine alıcı bulunamayan alanlar için yeni bir ihale yapılacağını bildiren Gencan, “O yüzden bazı alanlarda çalışmalar oluyor. Özellikle biliyorsunuz, tuvaletlerin yapım aşamasında buraları kapatmak durumunda kaldık. Çok kısa bir süre sonra faaliyete açılacaklar. Orta alanda da bazı düzenlemeler yapıyoruz. Orada belli başlı sıkıntılarımız vardı. Bunları da tamamlayacağız. Dün meclis kararımızda da biliyorsunuz, ihaleye çıktığımız ama henüz ihaleye girmediği için boşta kalan yerlerimiz vardı. Bunlarla ilgili de oto yıkamadan diğer alanlara kadar tekrardan bir ihale sürecimiz olacak. İnşallah tamamlandığında da şehrimize yakışan bir otogara kavuşmuş olacağız” ifadelerini kullandı.

Şişlik ve Morlukla Geçen İlk Haftalar, Ankara Burun Estetiği Fiyatları ve Dr. Görkem Dündar

Burun ameliyatından sonra aynaya bakan pek çok kişi ilk günlerde şaşırır. Göz çevresinde morluklar, yüzde şişlik ve olduğundan geniş görünen bir burun, iyileşmenin doğal parçalarıdır. Burun estetiği sonrası şişlik ve morluğun nasıl seyrettiğini bilmek, bu dönemi kaygı duymadan geçirmeyi sağlar.

Aşağıdaki bölümler şişlik ve morluğun neden oluştuğunu, ne kadar sürdüğünü ve nasıl azaltılabileceğini anlatıyor. Devamında Ankara burun estetiği kontrolleri, ücreti belirleyen başlıklar ve Op. Dr. Görkem Dündar tanıtılıyor.

Şişlik ve Morluk Neden Oluşur?

Ameliyat sırasında burnun kemik ve kıkırdak yapısı yeniden şekillendirilir. Dokular bu işleme, her cerrahi müdahalede olduğu gibi şişlikle yanıt verir. Şişlik, vücudun iyileşme sürecinin bir parçasıdır ve kendiliğinden geriler.

Morluk ise küçük damarlardan sızan kanın cilt altında birikmesiyle oluşur. Burun kemiklerinde bir değişiklik yapıldığında, morluk çoğu zaman göz çevresine yayılır. Kemik üzerinde çalışılmayan ameliyatlarda morluk daha sınırlı kalabilir.

Morluğun ve şişliğin şiddeti kişiden kişiye değişir. Cilt yapısı, yapılan işlemin kapsamı, kişinin kan damarlarının hassasiyeti ve ameliyat sonrası önerilere uyumu bu farkı belirler.

Morluklar Ne Zaman Geçer?

Morluklar genellikle ikinci ve üçüncü günde en belirgin hâline ulaşır. Renk önce mor ve lacivert tonlarındadır, günler geçtikçe yeşil ve sarıya döner. Renk değişimi, morluğun çözülmeye başladığının işaretidir.

İkinci haftanın sonunda morlukların büyük kısmı kaybolur. Geriye kalan hafif sarılık, çoğu zaman bir kapatıcıyla gizlenebilir. Sosyal hayata dönüşün on ile on dört gün sürmesinin başlıca nedeni de morlukların seyridir.

Bazı hastalarda göz akında küçük kızarıklıklar görülebilir. Göz akındaki kızarıklıklar da kendiliğinden geçer, ancak kaygı yaratırsa kontrol muayenesinde hekime gösterilmelidir.

Burun Estetiği Sonrası Şişlik Hangi Sırayla İner?

Şişlik morluktan çok daha yavaş geriler. İlk haftalarda burun olduğundan geniş ve kısa görünebilir, sabahları daha belirgin olup gün içinde azalabilir. Atel çıktığında görülen ilk görüntü, son hâli yansıtmaz.

Şişlik büyük ölçüde ilk üç ay içinde geriler. Burun sırtı daha erken şekillenir, burun ucu ise en geç iyileşen bölgedir. Ucundaki ince şişliğin tamamen kaybolması ve son şeklin oturması bir yılı bulabilir.

Burun estetiği sonucunu değerlendirmek için acele etmemek gerekir. İlk aylarda burun ucunun dolgun görünmesi, şeklin değişmediği anlamına gelmez. Kontrol muayenelerinde şişliğin seyri izlenir ve hasta bu süreç hakkında bilgilendirilir.

Kalın ciltli hastalarda şişlik daha uzun sürebilir. Hekim, gerekli durumlarda şişliği azaltmaya yönelik ek öneriler verebilir; bu önerilerin dışında kişinin kendi başına uygulama yapmaması gerekir.

Şişliği Azaltmak İçin Neler Yapılabilir?

İlk kırk sekiz saat yapılan soğuk uygulama, hem şişliği hem morluğu sınırlar. Soğuk kompres doğrudan buruna değil, göz çevresine ve yanaklara, kısa aralıklarla uygulanır. Burna baskı yapılmaması gerekir.

Başı yüksekte tutarak uyumak, sıvının yüzde birikmesini azaltır. İlk haftalarda iki yastıkla sırtüstü yatmak, sabahları görülen şişliği hafifletir. Yüzüstü ya da yan yatmaktan kaçınmak, buruna baskı gelmesini önler.

Tuzu azaltmak ve bol su içmek de şişliğin daha hızlı inmesine yardımcı olur. Sıcak duş, sauna ve uzun süreli güneş ise şişliği artırabileceği için ilk haftalarda kaçınılması gereken durumlardır.

Ankara Burun Estetiği Sonrası Kontrollerde Ne Yapılır?

İlk haftanın kontrol muayenesinde atel ve tamponlar çoğunlukla çıkarılır. Bazı hastalarda atelden sonra burun sırtına bir süre bant uygulanır. Bant, şişliğin kontrol altında tutulmasına yardımcı olabilir.

Sonraki kontroller, iyileşmenin seyrine göre planlanır. Hekim şişliğin nasıl gerilediğini, nefes yolunun durumunu ve burnun genel görünümünü değerlendirir. Hastanın gözlemleri ve soruları bu görüşmelerde paylaşılır.

Ankara burun estetiği sürecinde kontrol muayeneleri, Çankaya Güvenevler’deki muayenehanede yapılır. Şehir dışından gelen hastaların kontrol günlerini önceden planlaması, iyileşmenin düzenli takip edilmesini sağlar.

Kontrol aralarında beklenmedik bir artış, ağrı ya da kanama olursa hekime hemen haber verilmelidir. Normal iyileşme belirtileri ile dikkat edilmesi gereken durumlar arasındaki fark, muayenede hastaya anlatılır.

Burun Estetiği Fiyatları ve Ameliyatın Kapsamı

Şişlik ve morluğun süresi, ameliyatın kapsamıyla ilişkilidir. Burun kemiklerinde değişiklik yapılan ya da kıkırdak desteği eklenen ameliyatlarda iyileşme daha uzun sürebilir. Ameliyatın kapsamı aynı zamanda ücreti de belirler.

Yapılacak değişikliğin büyüklüğü ve ameliyatın süresi ücretin temel belirleyicisidir. Septum ve konka düzeltmesinin eklenmesi ve revizyon olması da toplamı etkiler. Hastane, anestezi ve kalış süresi maliyete yansıyan diğer kalemlerdir.

Net burun estetiği fiyatları ancak muayene ve planlamanın ardından konuşulabilir. Kontrol muayenelerinin kapsamını önceden sormak, iyileşme dönemindeki takibin nasıl yürüyeceğini görmeyi sağlar.

Ücret karşılaştırırken yalnızca ameliyat gününe değil, iyileşmenin tamamına bakmak gerekir. Şişliğin aylarca sürdüğü bir süreçte düzenli takip, hasta için önemli bir güvencedir.

Dr. Görkem Dündar Kimdir?

Op. Dr. Görkem Dündar, kulak burun boğaz uzmanı bir hekimdir. Kendi beyanına göre Ardahan doğumludur; tıp eğitimini Uludağ Üniversitesi’nde, uzmanlık eğitimini Hacettepe Üniversitesi’nde tamamlamıştır.

Kariyerinde Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Sincan Devlet Hastanesi yer alır. Ankara Çankaya’da muayenehanesinde çalışan Dündar, yüz plastik cerrahisi alanında rinoplasti ve revizyon rinoplastiyle ilgilenmektedir.

Şişlik ve Morluk İçin Kısa Hatırlatma

İyileşmenin ilk haftalarında birkaç basit alışkanlık, şişlik ve morluğun daha hızlı geçmesine yardımcı olur.

  • İlk iki gün göz çevresine kısa aralıklarla soğuk kompres uygulanır.
  • Baş iki yastıkla yükseltilerek sırtüstü uyunur.
  • Tuz azaltılır, bol su içilir, sıcak duş ve saunadan uzak durulur.
  • Beklenmedik ağrı, kanama ya da ani şişlik artışında hekime haber verilir.

Şişlik ve morluk, iyileşmenin geçici ama kaçınılmaz parçalarıdır. Sabırla beklenen her hafta, burnun son şekline biraz daha yaklaşıldığı anlamına gelir.

TÜ-Burgaz’dan Çocuk Hastanesi işbirliği

Trakya Üniversitesi ile Burgaz’daki Sveta Anastasiya Çocuk Hastanesi arasında iş birliği protokolü imzalandı.

Trakya Üniversitesi ile Bulgaristan’ın Burgaz kentindeki Sveta Anastasiya Çocuk Hastalıkları Aktif Tedavi Çok Branşlı Hastanesi arasında çocuk sağlığı ve hastalıkları alanında iş birliği protokolü imzalandı. Trakya Üniversitesi’nin Balkanlar’a yönelik sürdürdüğü “Kardeşlik Köprüleri Sağlık Projesi” kapsamında atılan imzalarla, iki ülke arasında akademik, klinik ve mesleki deneyim paylaşımının artırılması hedefleniyor.

Trakya Üniversitesi Balkan Kongre Merkezi’nde düzenlenen imza törenine; Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler, Bulgaristan’ın Burgaz kenti Belediye Başkanı Dimitar Nikolov, Bulgaristan’ın Edirne Başkonsolosu Radoslava Kafedzhiyska, Türkiye’nin Burgaz Başkonsolosu Tolga Orkun, Sveta Anastasiya Çocuk Hastalıkları Aktif Tedavi Çok Branşlı Hastanesi Başhekimi Dr. Blagomir Zdravkov, üniversite yöneticileri, akademisyenler ve davetliler katıldı.

İki kurum arasında çocuk sağlığı ve hastalıkları alanında akademik, klinik ve mesleki iş birliğinin geliştirilmesini amaçlayan törende, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sedat Üstündağ tarafından Tıp Fakültesi Hastanesi’nin sağlık hizmetleri ve altyapısına ilişkin kapsamlı bir sunum gerçekleştirildi. Programda ayrıca projeyi tanıtan video gösterimi yapıldı.

“SADECE KÖPRÜ KURMUYOR, GÖNÜLLERİ BİRBİRİNE BAĞLIYORUZ”

Törende konuşan Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler, projenin Balkan coğrafyasının tamamını kapsadığını belirterek, “Protokolün iki ülkeye de kazandıracağı çok şey var. Trakya Üniversitesi’nin “Balkanlar’da Sağlıkta Kardeşlik Köprüleri” projesinin ikinci ayağını bugün gerçekleştirdik. Bulgaristan ve Burgaz Belediyesi’yle, Trakya Üniversitesi olarak sağlıkta kardeşlik köprüleri bütün Balkan coğrafyasını kapsayacak bir proje. Bu projeye Kosova ile başladık. Kosova’nın ardından bugün Bulgaristan’la devam ediyoruz. Bunun arkasından Kuzey Makedonya’dan çok değerli Devlet Bakanı Zülfikar Bey’le temaslarımız var. O gelecek. Bunun ardından Bosna Hersek gelecek. Ondan önce de ilk temaslarımızı sürdürdüğümüz Arnavutluk’la bu konuda önemli gelişmeler katettik. En kısa zamanda da Arnavutluk, Tiran’da ve Elbasan’da sağlıkta kardeşlik köprülerini hep birlikte takip edeceğiz. Bu proje, Trakya Üniversitesi’nin en güçlü olduğu alanda, özellikle tıp ve sağlık alanında, yedi bin beş yüze yakın öğrencisinin ve üç bine yakın sağlık profesyonelinin olduğu sağlık alanındaki bilgisini, birikimini ve tecrübesini Edirne’den, yani Türkiye’den Balkan coğrafyasına aktarmasını sağlayan büyük bir projedir. Bu proje sadece bilgi, birikim aktarımı değil, aynı zamanda karşılıklı, kardeşçe, birlikte öğrenme, birlikte yapma, birlikte gerçekleştirme projesidir. Projenin özellikle “kardeşlik köprüsü” ismini taşıması; kardeşçe, yani hep birlikte, güven içerisinde, sevgi ve saygı içerisinde sağlık alanında Balkan coğrafyasının bulunduğu düzeyi, bulunduğu seviyeyi daha yukarılara çıkarmaktır. Bazı hususlarda Trakya Üniversitesi’nin, özellikle Tıp Fakültesi’nin çok çok ileri olduğu ortadadır. Bununla birlikte Balkan coğrafyasında da çok değerli Belediye Başkanımızın, çok değerli Başhekimimizin ve diğer hastanelerdeki çok değerli sağlık çalışanlarının da bu anlamda bilgi ve birikimlerinin karşılıklı paylaşılacağını ifade etmek istiyorum. Dolayısıyla biz burada sadece bir köprü kurmuyoruz ve bu kurduğumuz köprüden sadece bir protokol imzalamıyoruz. Bu protokolle, bu köprüyle aslında insanların gönüllerini, insanların kalplerini birbirine bağlıyoruz. Malumunuzdur ki bu konuda kardeşlik ateşinin söndürülemeyecek olduğunu da bir kez daha ifade etmek istiyorum. Kurduğumuz bu köprüyle de dostlukların kalıcı olmasını sağlamayı, sağlık hizmetlerini sunarken dostlukların da kalıcı olmasını hedeflediğimizi karşılıklı olarak bir kere daha ifade etmek istiyorum” dedi.

“ATATÜRK’ÜN SÖZLERİNİ REKTÖR HOCAMIZLA GERÇEKLEŞTİRİYORUZ”
Burgaz Belediye Başkanı Dimitar Nikolov ise konuşmasında iki ülke arasındaki dostluğa ve Mustafa Kemal Atatürk’ün sözlerine vurgu yaparak, “Herhangi bir şekilde er ya da geç Bulgaristan ve Türkiye arasındaki sınır olmayacak. Ve ben inanıyorum ki bu yok olacak sınır, bizim bugün imzaladığımız projeden de kaynaklanacak. Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün birkaç sözüyle devam etmek istiyorum. Çok saygı duyduğum Mustafa Kemal Atatürk, “Bulgarlar bizim kardeşlerimizdir ve onların gelişmesi bizim için çok önemlidir. Ve biz onların gelişmesi için her şeyi yapmamız gerekiyor. Bulgaristan’a karşı olan kişi bize karşıdır.” diyor. Şu an biz de onun sözlerini Rektör Hocamızla beraber gerçekleştiriyoruz” ifadelerini kullandı.

“BULGARİSTAN’DAKİ ÇOCUKLARIMIZ İÇİN EN MODERN HİZMETİ HEDEFLİYORUZ”
Sveta Anastasiya Çocuk Hastalıkları Aktif Tedavi Çok Branşlı Hastanesi Başhekimi Dr. Blagomir Zdravkov da hastaneleri ve iş birliğinin önemine ilişkin şunları kaydetti:

“Bulgaristan Burgas’taki çocuk hastanesi, şu an en yüksek teknolojiye sahip çocuk hastanelerinden biridir. Çocuk hastanemizin şu an 142 yatağı vardır. 6 tane ameliyathanesi bulunmaktadır. Bizim talebimiz, Bulgaristan’daki çocuklarımız için en modern ve en güzel hizmeti vermektir. O yüzden bizim heyetimiz burada ve imzalayacağımız uluslararası protokolün çok önemli olduğunu ifade etmek istiyorum. Umuyorum, daha sonrasında da başarılı projelere imza atacağımıza tekrar inanıyorum ve teşekkür ediyorum.”

Konuşmaların ardından Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler ile Başhekim Dr. Blagomir Zdravkov iş birliği protokolünü imzaladı. Tören, heyetlerin toplu hatıra fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi.

Seçilmiş ilk başkan Akgüngör mazbatasını aldı

YENİ Parti Edirne Merkez İlçe Başkanlığı’nın seçilmiş ilk Merkez İlçe Başkanı olan Volkan Akgüngör, mazbatasını aldı.

Edirne’de 4 Ekim Pazar günü gerçekleştirilen YENİ Parti Edirne Merkez İlçe Başkanlığı 1’inci Olağan Kongresi’nde Volkan Akgüngör ve yönetimi göreve seçilmişlerdi. Akgüngör, Edirne Adliyesi’nde düzenlenen törenle mazbatasını teslim aldı.

Edirne Adliyesi’nde gerçekleştirilen törende Volkan Akgüngör’e; Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, YENİ Parti Kurucu Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı ve yönetim kurulu ve parti üyeleri eşlik etti.

Akgüngör, mazbatasını İlçe Seçim Kurulu Müdürü Aynur Yurt’un elinden aldı.


Törenin ardından adliye binası önünde toplanan çok sayıda partili, Akgüngör’ü alkışlarla karşıladı.


YENİ Parti Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, adliye önünde yaptığı konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Daha kararlı bir şekilde hep birlikte yolumuza devam edeceğiz. Bugün çok gururluyuz, mutluyuz. Daha da kararlıyız. Üyelerimizin teveccühüyle güven tazelemiş olduk. Bundan sonraki süreçte hep birlikte iktidar yolunda, yereldeki iktidarımızı genelde de taçlandırmak için daha kararlı, daha mücadeleci bir şekilde çalışmalarımıza devam edeceğiz. Belediye başkanımızın gayretleri ve hizmetleri Edirne’miz için, hemşehrilerimiz için çok önemlidir. Çok takdire şayandır. Kendisinin yaptığı ve yapacağı bütün projeleri hemşehrilerimize daha iyi anlatmak için de gayret göstereceğiz. Hepinize teşekkür ediyorum.”
Mazbata töreni adliye önünde çekilen toplu hatıra fotoğrafıyla sona erdi.

Evden Eve Nakliyat Firması  – ÇOLAKOĞULLARI NAKLİYAT

İSTANBUL – Bir taşıma firmasının kaç yıldır durduğu, ilanda kolay yazılır ve kapıda zor ispat edilir. Araç o sabah kiralanmış olabilir, ekip bir günlüğüne çağrılmış olabilir, sözleşme ise hiç olmayabilir. Kalıcı bir düzen, ancak aynı işi yıllarca aynı usulle yapan yerde görülür. Çolakoğulları Nakliyat, 1956’da İstanbul’da aile şirketi olarak kurulduğunu, ev, iş yeri ve depolamayı o günden beri tek çatı altında topladığını belirtiyor. Fiyatı evi görmeden konuşmadığını, her dosyada yazılı kontrat ve poliçe düzenlediğini söylüyor.

Evden Eve Nakliyat Şirketi arayanların önüne çıkan duyurular birbirine benzer. Hız, uygun bedel ve sağlam paket, neredeyse aynı cümlelerle sıralanır. Ayrım, keşfin yapılıp yapılmamasında ve kalemlerin bölünüp bölünmemesinde ortaya çıkar. Çolakoğulları Nakliyat yetkilileri, telefonda kestirilen rakamla işe başlamadıklarını ifade ediyor. 444 65 02 arandığında oda sayısı, kat ve yeni adres alınıyor. Usta aynı gün ya da ertesi gün geliyor. Merdiven boşluğu, asansör ve sokağın araca uygunluğu görülüyor. Dolap, beyaz eşya ve kırılacaklar not ediliyor. Ekip, araç ve süre bu nottan sonra yazılıyor. Görülmeyen parça, sabah başka bir hesap açıyor. Keşif için ücret yok. İmza atılmadan ekip çıkmıyor.

İstanbul’da iki dairenin oda sayısı aynı olsa da işi aynı olmuyor. Kadıköy’de sahanlık dönüşü geniş bir konsolu durduruyor. Ataşehir’de site, aracı belirli bir saatten sonra içeri almıyor. Beşiktaş’ta yokuş ve park, kamyonun kapıya yanaşmasını engelliyor. Yüksek katta bina asansörü yetmezse dışarıdan yük asansörü kuruluyor. Ağaç, tel ya da bariyer bu kurulumu keserse merdiven planı baştan değişiyor. Firma, bu kararın yola çıkılacak sabah verilmesini kabul etmediğini, sürprizi sevmediğini söylüyor.

Paketleme, “koliler hazır, siz yükleyin” diye aileye bırakıldığında hem süre hem hasar artıyor. Kitaplar küçük kolilere ayrılmazsa kutu merdivende açılıyor. Mutfaktaki yağ, baharat ve bulaşık makinesinin suyu ayrı kapatılmazsa bütün takım ıslanıyor. Perde ve nevresim ilk gece bulunacak torbada durmazsa kasanın dibinde kalıyor. Çolakoğulları Nakliyat, kırılacakları ayrı kolilediğini, her kutuya oda adı yazdığını belirtiyor. Yeni evde arama, bu yazıyla kısalıyor. Yağmurlu günde kapalı kasa, ince kartonun dağılmasını önlüyor. Bu tercih ilanda bir sıfat değil, keşifte seçilen araç.

Mobilya kapıdan zorlanarak geçirildiğinde duvar da takım da çiziliyor. Raylı dolap, baza ve çocuk odası yerinde sökülüyor. Vidalar poşetlenip aynı parçanın yanında tutuluyor. Yeni adreste kurulum, eksik menteşe yüzünden ertesi güne kalmıyor. Cam, ayna ve tablo kasada baskı görmeyecek yere konuyor. Yatak, kumaşı yırtılmayacak biçimde sarılıyor. Firma, söküm, taşıma ve kurulumu ayrı işletmelere bölmediğini söylüyor. Ailenin ayrıca marangoz ya da elektrikçi araması gerekmiyor. Beyaz eşyanın bağlantısı ve avize, baştan konuşulan işin içinde.

Sigorta adı, poliçenin kendisi değil. Kapsam imzadan önce paylaşılmazsa teslimden sonra tartışma büyüyor. Çolakoğulları Nakliyat, her dosyada poliçe düzenlediğini belirtiyor. Nakit, takı ve evrak kamyona binmiyor. Aile yanında götürüyor. Piyano, antika ve özel tablo keşifte ayrıca kayda geçiyor, mümkünse fotoğraflanıyor. Teslim oda oda ve listeyle yapılıyor. Eksik aynı gün belli olursa iz sürülüyor. Üç gün sonra hatırlanan kutu, başka bir işe çıkmış kasada bulunmuyor. Sözleşmesiz düzende bu iz de çoğu zaman tutulmuyor.

Evden Eve Nakliyat talebi yalnız bir sokaktan diğerine değil, başka bir ile de kuruluyor. İş tayini, üniversite ve emeklilik, İstanbul ile Ankara, İzmir, Bursa, Antalya ve Kocaeli arasındaki evleri yıl boyu yola çıkarıyor. Kent içinde öğleden sonraya biten iş, iller arasında anahtar saati ve yol ile birlikte planlanıyor.

Şehirler Arası Evden Eve Nakliyat tarafında eşyanın açıkta kalmaması ayrıca konuşuluyor. Maltepe’deki ana yerleşke, İkitelli’deki ara depo, İzmir sevkiyat noktası ve Ankara’daki transfer üssü bu bekletme için kullanılıyor. Yeni dairenin teslimi gecikirse yük, site kapısında değil depoda duruyor. Süre sözleşmede yazılı. Aile, bir hafta bütün evi değil, ilk gece lazım olan yatağı ve mutfak kolisini isteyebiliyor. Kışlık ile acil çanta aynı rafa konmuyor. Kayıt etiketli. “Bir köşeye bırakırız” cümlesi, depo düzeninin yerine geçmiyor.

Kurumlar, evin boşaldığı güne sığmıyor. Banka şubesi, kamu birimi, muayenehane ya da çağrı merkezi mesai bitmeden kapanamıyor. Dosya, ekran ve yazıcı pazartesi sabahı çalışır olmak zorunda. Ofis Taşıma bu yüzden konut saatinden ayrı kuruluyor. Kablolar etiketleniyor. Kurum evrakı ile çalışanın kişisel eşyası ayrı kolide duruyor. Cuma akşamı sökülen masa, yeni adreste ekranı takılı teslim ediliyor. Çolakoğulları Nakliyat, 1978’de banka ve kamu kurumları için sözleşmeli yerleşim düzenine geçtiğini, bu işi ev dosyasıyla karıştırmadığını belirtiyor. Keşif, mesai saatine göre yapılıyor.

Firmanın anlattığı kurumsal hat, tek bir duyurudan ibaret değil. 1956’da Anadolu yakasında, Bağlarbaşı çevresinde başlayan düzen, sonraki yıllarda depolamayı da aynı çatıya almış. 1998’de Maltepe’de açılan yerleşke, eşyanın iki adres arasında bekletildiği yer olarak kullanılıyor. 2014’te Evden Eve Nakliyeciler Derneği yönetiminde görev alındığı, 2023’te teklif, keşif ve raporlamanın tek panelde toplandığı firma kayıtlarında duruyor. Bu tarihler, bir ilan cümlesinin değil, dosyanın nasıl işlediğinin parçası. Panel, hangi kolinin hangi odada olduğunu ekibe gösteriyor. Özel parça fotoğrafla duruyor. Teslim, aynı liste üzerinden kapanıyor.

Sözleşmede durması gereken maddeler kısa. Keşif yapıldı mı. Fiyat görülen envantere mi bağlı. Asansör, söküm, paketleme ve kurulum dahil mi. Poliçe çıkacak mı. Varış saati yazıyor mu. Depo gerekirse günlüğü nerede. Site izni yüzünden bekleme olursa kim karşılıyor. Bu soruların telefonda verilen cevabı ertesi gün değişiyor. Kâğıttaki cevap değişmiyor. Çolakoğulları Nakliyat, kalemleri kapıda çoğaltmadığını, çünkü işi görmeden rakam yazmadığını söylüyor. Düşük sözlü fiyatın içinde çoğu zaman asansör, kat farkı ve paket yoktur. Aile bunları ayrıca tutunca ilk rakam anlamını yitirir.

Günün sırası da bu kâğıdın uygulanmasıdır. Önce kırılacaklar ve küçük kutular çıkar. Sökülmüş mobilya ardından yüklenir. Beyaz eşya en sona kalır. Kasada ağır parça altta, hassas parça üstte bağlanır. Varışta sıra tersine döner. Çocuklu evde ilk inen torba yatak, ilaç ve iki günlük mutfaktır. Evin her rafı o akşam dolmasa da uyunabilir. Firma, gün içinde aileyi aşama aşama bilgilendirdiğini, tek bir haberle bırakmadığını belirtiyor.

Ayıklanmayan eşya, hem kasayı hem yeni odayı doldurur. Kırık sandalye, şişmiş baza ve yıllardır açılmayan koli, bedeli ve süreyi yükseltir. Ayıklama keşifte yapılırsa program bozulmaz. Sabaha kalırsa ekip bekler, site saati kaçar. Büyüklerin vitrini, fotoğrafı ve dikiş makinesi sorulmadan “eski” diye ayrılmaz. Listede duran her parça aynı özenle sarılır. Yeni eve gitmeyecek parça ise kamyona hiç binmez.

İstanbul içindeki bir kat farkı ile başka bir ile giden ev, aynı dikkatsizliğe gelemez. Birinde hata aynı gün düzeltilebilir. Diğerinde araç ertesi sabah başka bir şehirdedir. Çolakoğulları Nakliyat, bu yüzden her dosyada aynı kontrolü kullandığını söylüyor. Avrupa’daki belirli şehirlere uzanan hat da aynı listenin daha uzun hâlidir. Değişen, gümrük ve varışın evrakı. Değişmeyen, eşyanın etiketlenmesi, sigortanın yazılması ve teslimin listeyle kapanması.

Ulaşım 444 65 02 numarasında toplanıyor. Yazışma bilgi@colakogullari.com.tr adresine gidiyor. Hizmetin başlıkları colakogullarinakliyat.com üzerinde duruyor. Arayana önce adresin iki ucu soruluyor. Keşif günü sonra belirleniyor. Rakam, usta evi gördükten sonra netleşiyor. Aynı sokaktaki bir kat çıkışı da başka bir ile giden yük de bu sıradan geçiyor. Değişen, kilometre ve anahtarın teslim saati.

Sonbahar, hem evlerin hem büroların adres değiştirdiği dönem. Okul, kira ve mesai aynı haftaya düşünce acele edilen ekip, eksik liste yüzünden kapıda süre kaybettiriyor. Görülerek yazılan sözleşme, haber verilen saatte bitiyor. Çolakoğulları Nakliyat, bu farkın kaç yıl önce kurulduğuyla değil, o günkü dosyada keşif olup olmadığıyla anlaşıldığını belirtiyor. Eşyasını ya da masasını yeni bir adrese teslim etmek isteyenlerin ilk adımı, günü ilan etmek değil, gezilecek saati konuşmak.

 Hatipler’den Ankara’da ziyaret trafiği

Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler, 2026-2027 Yükseköğretim Akademik Yıl Açılış Töreni’ne katılım gösterdiği Ankara’da bir dizi ziyarette bulundu.

Trakya Üniversitesi’nin sosyal medya hesabından gerçekleştirilen paylaşımda, Rektör Hatipler’e, Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ’ın da eşlik ettiği belirtilerek şöyle denildi:

YTB

“Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar (YTB) Başkanı Abdulhadi Turus’u makamında ziyaret etti.

Görüşmede, Trakya Üniversitesi ile YTB arasında yürütülen iş birlikleri ve önümüzdeki dönemde gerçekleştirilebilecek ortak çalışmalar ele alındı. Uluslararası öğrenciler başta olmak üzere Türk dünyası ve akraba topluluklarla ilişkilerin geliştirilmesi, öğrencilerin eğitim süreçlerinin desteklenmesi ve akademik iş birliği imkanlarının artırılmasına yönelik görüş alışverişinde bulunuldu.

TÜSEB

Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) Başkanı Prof. Dr. Ümit Kervan’ı makamında ziyaret etti.

Görüşmede, Trakya Üniversitesi ile TÜSEB arasındaki iş birliği imkanları ile sağlık alanında yürütülebilecek çalışmalar değerlendirildi. Bilimsel araştırmalar, sağlık hizmetleri ve akademik alanda geliştirilebilecek ortak çalışmalar üzerine görüş alışverişinde bulunuldu.

GSS

Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Genel Sağlık Sigortası (GSS) Genel Müdürü ve SGK Başkan Yardımcısı Vekili Doç. Dr. Eren Usul’u makamında ziyaret etti.

Görüşmede, sağlık hizmetleri ve sosyal güvenlik alanındaki güncel gelişmeler ele alınırken, Trakya Üniversitesi ile Sosyal Güvenlik Kurumu arasında geliştirilebilecek iş birliği imkanları ve ortak çalışma alanları üzerine değerlendirmelerde bulunuldu.

‘Siyasi Ahlak Yasası derhal çıkarılmalı’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne İl Başkanı Özlem Becan, sandıkta ortaya konulan millet iradesinin siyasi pazarlıklara konu edilemeyeceğini belirterek, “Türkiye’nin daha fazla siyasi pazarlığa değil, daha fazla siyasi ahlaka ihtiyacı vardır” dedi.

Becan, yaptığı yazılı açıklamada, demokrasinin en temel güvencesinin milletin sandıkta ortaya koyduğu irade olduğunu belirterek, “Yurttaşlarımız seçim günü yalnızca bir adaya oy vermez; aynı zamanda bir siyasi anlayışa, bir programa ve kendilerine verilen sözlere güvenerek tercihlerini yapar. O güvenin korunması, seçim kazanmak kadar önemli bir siyasi sorumluluktur. Ancak bugün Türkiye’de, siyasete duyulan güveni derinden sarsan bir tabloyla karşı karşıyayız. Halkın sandıkta yaptığı tercihlerin, seçimlerin ardından yaşanan parti değişiklikleriyle farklı bir noktaya taşınması, demokratik temsil anlayışını ve siyasetin ahlaki sorumluluğunu yeniden tartışmaya açmaktadır” dedi.

BELEDİYE BAŞKANLIĞI HALKIN EMANETİDİR

Son dönemde belediye başkanlarının ve milletvekillerinin AK Parti’ye geçişleriyle yeniden gündeme gelen bu meselenin yalnızca siyasetçilerin parti değiştirmesinden ibaret olmadığının altını çizen Becan, “Asıl mesele, yurttaşlarımızın oy verirken ortaya koyduğu iradeye ne ölçüde saygı gösterildiğidir!” diyerek şunları kaydetti:

“Bir belediye başkanı, halkın karşısına belirli bir siyasi kimlikle çıkar. O kimlikle güven ister, destek ister ve yetki alır. Seçildikten sonra başka bir partiye geçerek kazandığı makamı da beraberinde taşıması, yalnızca kişisel bir tercih olarak değerlendirilemez.

Çünkü belediye başkanlığı kişisel mülk değil, halkın emanetidir. Halkın emaneti de siyasi pazarlıkların konusu olamaz.

Bugün yurttaşlarımızın zihninde son derece haklı bir soru vardır: Biz sandıkta bir siyasi tercihte bulunurken, verdiğimiz oyun seçimden sonra başka bir siyasi partinin hanesine yazılmasına mı onay verdik?

Bu sorunun cevabı, demokrasinin geleceği açısından son derece önemlidir. Çünkü seçmen iradesi yalnızca sandıkların açıldığı gece hatırlanacak bir değer değildir. Seçimden sonraki her gün korunması gereken demokratik bir sorumluluktur.

Bir siyasi partinin sandıkta kazanamadığı belediyeleri, seçimlerin ardından yaşanan parti değişiklikleriyle kendi siyasi başarısı gibi sunması, halkın tercihine duyulan saygıyla bağdaşmamaktadır.

SİYASETE DUYULAN GÜVEN ZEDELENMEKTE

Sandıkta kazanılamayan bir siyasi irade, seçimden sonra yapılan pazarlıklarla kazanılmış sayılamaz. Üstelik bu tablo, yalnızca bir seçim sonucunun tartışılmasına neden olmamaktadır. Siyasete duyulan güveni zedelemekte, yurttaşlarımızın temsilcilerine yönelik inancını sarsmakta ve demokratik kurumların saygınlığına zarar vermektedir.

Siyasetçinin hangi partide yoluna devam edeceğine karar verme hakkı elbette vardır. Ancak bu hakkın kullanılması, seçmenin verdiği yetkinin siyasi ve ahlaki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Hukuken mümkün olan her davranışın, siyasi ahlak bakımından da doğru kabul edilmesi beklenemez.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak uzun yıllardır savunduğumuz Siyasi Ahlak Yasası’nın artık daha fazla ertelenmemesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.

Türkiye’nin ihtiyacı, siyasi etik ilkelerinin kişilerin tercihine bırakıldığı bir düzen değil; herkes için geçerli, açık, denetlenebilir ve yaptırımı olan kurallardır.

Siyasetin finansmanından çıkar çatışmalarına, kamu kaynaklarının kullanımından görev ve yetkilerin kötüye kullanılmasının önlenmesine kadar kapsamlı bir yasal düzenleme hayata geçirilmelidir. Seçmenin iradesini tartışmalı parti değişiklikleri karşısında koruyacak, demokratik temsilin meşruiyetini güçlendirecek hukuki mekanizmalar da bu çerçevede değerlendirilmelidir.

SİYASİ AHLAK YASASI DERHAL ÇIKARILMALIDIR

Siyasi ahlak, yalnızca rakiplerimizden beklediğimiz bir erdem değil, hepimizin uymakla yükümlü olduğu ortak bir sorumluluk olmalıdır.

Bugün hangi siyasi partinin kazançlı çıktığından daha önemli bir mesele vardır: Halkın siyasete olan güvenini nasıl koruyacağız?

Çünkü yurttaşlarımızın siyasetten beklentisi, seçimlerden sonra değişen siyasi hesapları izlemek değil; verdiği oyun, gösterdiği iradenin ve kendisine sunulan vaatlerin arkasında durulduğunu görmektir.

Siyaset, makamların ve kişisel gelecek hesaplarının pazarlık alanı değildir. Halkın verdiği yetki, kişisel siyasi kariyerlerin güvencesi olarak görülemez.

Bizim tavrımız, parti değiştiren kişinin kimliğine ya da geçtiği partinin adına göre değişmeyecektir. Söz konusu olan milletin iradesiyse, aynı demokratik ve ahlaki ilkelerin herkes için geçerli olması gerektiğine inanıyoruz.

Milletin oyu pazarlık konusu yapılamaz. Seçmenin iradesi transfer edilemez. Sandığın sonucu siyasi hesaplarla yeniden yazılamaz.

Türkiye’nin daha fazla siyasi pazarlığa değil, daha fazla siyasi ahlaka ihtiyacı vardır. Bu nedenle çağrımız açıktır: Siyasi Ahlak Yasası derhal çıkarılmalıdır!

Siyasette güveni yeniden tesis etmenin yolu, kişilere ve dönemsel siyasi çıkarlara göre değişen anlayışlardan değil, herkes için bağlayıcı ilkelerden geçmektedir.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak milletin iradesini yalnızca seçim gecesi değil, seçimden sonraki her gün savunmaya devam edeceğiz.

Çünkü biz biliyoruz ki demokrasinin gerçek gücü, yalnızca sandıkta kimin kazandığında değil, sandıktan çıkan sonuca ne kadar saygı gösterildiğinde saklıdır. Sandık milletindir. İrade milletindir. Hiç kimse milletin iradesini kendi siyasi hesabının malzemesi hâline getiremez.”