Trakya Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Turizm İşletmeciliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Gülsel Çiftci, sınır çalışmaları alanında dünyanın önde gelen uluslararası akademik kuruluşlarından biri olan Association for Borderlands Studies’in (Sınır Çalışmaları Birliği) 2026–2029 dönemi Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi.
Doç. Dr. Çiftci’nin adaylığı; sınır ötesi turizm, sınır bölgelerinde yönetişim, mekânsal dönüşüm ve çok disiplinli sınır çalışmaları alanındaki akademik katkıları ile dernek bünyesindeki aktif bilimsel çalışmaları doğrultusunda değerlendirildi. Özellikle yönetim, akademik etkileşim, uluslararası iş birlikleri ve bilimsel gelişime yönelik kapsayıcı yaklaşımıyla öne çıktığı belirtildi.
Bu görev kapsamında Çiftci, Birliğin Yönetim Kurulu’nda görev alacak Türkiye’den tek üye olarak hem Trakya Üniversitesini hem de Türkiye’yi uluslararası düzeyde temsil edecek.
Çiftci’nin yönetim kurulu üyeliğinin, üniversitenin bu alandaki bilimsel kapasitesini güçlendirmesi ve uluslararası akademik ağlarla iş birliklerini geliştirmesi bekleniyor.
Olgay GÜLER Edirne’nin İpsala ilçesine bağlı Paşaköy’deki kereste fabrikasında, yağ kazanında meydana gelen patlamanın ardından yangın çıktı.
Yangın, Pazartesi akşam saatlerinde ilçeye bağlı Paşaköy’deki kereste fabrikasında çıktı. Kereste fabrikasındaki yağ kazanında patlama meydana geldi. Ardından çıkan yangın, fabrikadaki yanıcı ve parlayıcı maddeler nedeniyle hızla yayıldı. İhbar üzerine olay yerine jandarma, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi.
Alevler fabrikayı tamamen sararken, Keşan, Enez ve çevredeki beldelerden de olay yerine takviye itfaiye ekipleri gönderildi.
Yangın, itfaiye ekiplerinin yaklaşık 2 saat süren müdahalesiyle kontrol altına alındı. Yangın sonucu fabrikada büyük çapta maddi hasar meydana geldi. Kontrol altına alınan yangın sonrası itfaiyenin soğutma çalışmaları gerçekleştirdi.
İpsala Kaymakamlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, “Paşaköy’ümüzde bir kereste fabrikasının yağ tankından çıkan yangın kontrol altına alınmıştır. İpsala ve çevre ilçelerden gelen itfaiye ekiplerine teşekkür ederiz. Geçmiş olsun” ifadeleri kullanıldı.
Olgay GÜLER Edirne’de Lalapaşa yolu üzerinde seyir halindeyken alev alan Romanya plakalı otomobil, yanarak kullanılamaz hale geldi.
Olay, Edirne-Lalapaşa D100 karayolunun Hasanağa köyü yakınlarında meydana geldi. F.M. idaresindeki IF 32 GBR Romanya plakalı otomobilden, seyir halindeyken henüz belirlenemeyen nedenle alevler yükselmeye başladı. Sürücü, otomobili yol kenarına çekerek kendisini dışarı attı.
İhbarla bölgeye itfaiye ve jandarma ekipleri sevk edildi. Ekipler gelene kadar yangına, bölgeye yakın Edirne Belediyesi’nin içme suyu arıtma tesislerinde bulunan görevliler, yangın söndürme tüpleriyle müdahale ederek yardım etti. İtfaiye ekiplerinin müdahalesiyle yangın kontrol altına alınarak söndürüldü.
Yangında araç kullanılamaz hale gelirken, otomobil sürücüsü F.M. ve yanındaki yolcu yara almadan kurtuldu. Yangınla ilgili inceleme başlatıldı.
Edirne Sporcu Eğitim Merkezi (SEM) sporcusu Toprak Topatan, Edirne Olimpik Yüzme Havuzu’nda geçtiğimiz hafta sonu gerçekleştirilen Türkiye Yıldız-Genç ve Açık Yaş Uzun Kulvar Millî Takım Seçmesi’ndeki başarısıyla Temmuz ayında Slovenya’da düzenlenecek yarışlarda milli mayoyu giymeye hak kazandı.
Edirne SEM sporcusu Toprak Topatan, 42 ilden 176 kulübün katıldığı; 373 kadın ve 564 erkek olmak üzere toplam 937 sporcunun mücadele ettiği Türkiye Yıldız-Genç ve Açık Yaş Uzun Kulvar Millî Takım Seçmesi’nde 400 m Serbest, 800 m Serbest ve 1500 m Serbest yarışlarında Yıldızlar kategorisi birincisi oldu. .
Toprak Topatan, elde ettiği bu önemli başarıyla 17–19 Temmuz tarihleri arasında Slovenya’da düzenlenecek Central European Countries Meet yarışlarında Yıldızlar Millî Takımı kadrosunda yer almaya hak kazandı.
Edirne Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, paylaşımında Toprak Topatan’ı, “Sporcumuzu ve antrenörlerini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz” ifadeleriyle kutladı.
Edirne Olimpik Yüzme Havuzu’nda geçtiğimiz hafta sonu gerçekleştirilen Türkiye Yıldız-Genç ve Açık Yaş Uzun Kulvar Millî Takım Seçmesi’nde 3yeni Türkiye rekoru kırılırken, toplam 3.541 yarış gerçekleştirildi.
Olgay GÜLER Edirne’den Bulgaristan’a açılan Kapıkule Sınır Kapısı’nda durdurulan TIR’da, 10 bin 400 elektronik sigara ile çok sayıda kaçak eşya ele geçirildi.
Edirne Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekipleri, Bulgaristan’a açılan Kapıkule Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yapan TIR’ı takibe aldı. Gümrük sahasına gelen TIR, şüphe üzerine X-Ray taramasına sevk edildi.
Taramada şüpheli yoğunluk tespit edilen TIR, detaylı kontrol için araç arama hangarına alındı. Burada yapılan arama ve kontrollerde; TIR’ın dorsesinde yasal yük üzerinde toplam 10 bin 400 elektronik sigara, 720 bin sigara filtresi, 84 oto parçası, 215 kutu vitamin ve kişisel bakım ürünleri ile 2 bin 520 adet ilaç ele geçirildi, sürücü gözaltına alındı. Olayla ilgili inceleme sürüyor.
Olgay GÜLER Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Fizyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Levent Öztürk, gece aydınlatmaları ve cep telefonlarının yaydığı mavi ışıkların gençler ve hamilelerde depresyon riskini arttırdığını söyledi. TÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Fizyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Levent Öztürk, gece kentlerdeki suni aydınlatmalar ve cep telefonları gibi elektronik aletlerin yaydığı mavi ışıkların, insan sağlığına zararlarına yönelik açıklamalarda bulundu. Son dönemlerde aşırı aydınlatmanın ışık kirliliği haline geldiğini söyleyen Prof. Dr. Öztürk, son 8 yılda aydınlatma seviyesinin gece 2 katına çıktığını belirtti. ‘AYDINLATMAYI SÜS ARACI GİBİ GÖRMEMEK GEREKİYOR’ Aşırı aydınlatmanın, sorunları da beraberinde getirdiğini aktaran Prof. Dr. Öztürk, “Bunun yarattığı tabii bazı sorunlar var. Artık aydınlatmayı güzel bir şey, bir süs aracı gibi görmemek gerekiyor. Çünkü bunun çok boyutlu etkileri oluyor. Birincisi; aydınlatma için gereken enerji desteği, bunu sağlayabilmek için ortaya çıkan karbondioksit emisyonu çok yüksek. Aşağı yukarı 200 milyar kilo civarında karbondioksit emisyonuna yol açıyor ki yaklaşık 400 teravat saatlik bir aydınlatma gücü sağlayabilmek açısından. Bu, işin ekonomik ve çevre kirliliği boyutu olarak düşünülebilir. Diğer yandan insan dışı canlılarda önemli etkiler var. Mesela gece karanlıkta avlanan hayvanlar avlanma fırsatı bulamadığı için türlerinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıyalar” dedi. ‘IŞIK KİRLİLİĞİNİ ENDOKRİN KİRLETİCİ OLARAK GÖRÜYORUZ’ Aşırı aydınlatmanın insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine de değinen Prof. Dr. Öztürk, “Diğer yandan insana gelecek olursak, aydınlık çeşitli hastalıklarla risk artışı anlamında ilişkili hale gelmeye başladı. Bugün artık ışık kirliliğini biz bir endokrin kirletici olarak görüyoruz. Yani uyku kalitesinin bozulması, sirkadiyen ritimlerin bozulmasının yanı sıra vücudun iç sağlık sistemini ve hormonlarını da olumsuz yönde etkileyen bir kirletici faktör olarak görmeye başladık. Tüm bunlar aydınlanmanın ciddi bir sorun, gece özellikle suni aydınlanmanın bir sorun olduğunu ortaya koyuyor. Gece esasında doğal olarak var olan mesela ay ışığının aydınlatması, yıldızların aydınlatması ya da samanyolu galaksisinin aydınlatması gibi aydınlıklar vardı. Biz özellikle son 10 yılda yıldızlı gecelerimizi kaybettik, diyebiliriz. Yani gökyüzüne baktığımız zaman, suni ışıkla aydınlanmış bir gökyüzü görüyoruz” diye konuştu. ‘DEPRESYON RİSKİYLE İLİŞKİLİ’ Prof. Dr. Öztürk, dış ortamdaki ışık kirliliğinin yanı sıra, cep telefonlarının yaydığı mavi ışığın da zararlarına dikkat çekti. Prof. Dr. Öztürk, “Biz gece dışarıda olduğumuzda, dış ortamın bu aydınlatmasına maruz kalıyoruz. Ama evlerde ve kapalı ortamlarda devam ediyor ve bu ışık kirliliğinin tabiatı biraz değişti. Işık ya da aydınlanma teknolojisinin değişmesiyle birlikte giderek LED aydınlatmalar daha yaygınlaşınca bu sefer kısa dalga boyundan daha yoğun olan ışıklar özellikle mavi ışık maruziyeti arttı. Bununla ilgili son dönemde yapılmış ilginç çalışmalar var. Bir tanesi genç adölesanlarda yapılan çalışma. Gece saat 8’den sonra maruz kalınan mavi ışığın 4 saat ve üzerine çıkmasının depresyon riskiyle ilişkili olduğunu gösteren çalışmalar var. Buna dikkat etmek gerekiyor. Çünkü gençlerde depresyon yaygınlığı hızla artıyor. Bunun nedenlerinden birinin de aslında ışık kirliliği olduğunun, mavi ışık maruziyeti olduğunu anlamamız lazım, bu önemli. Bir diğer çalışmada örneğin gebelerde, dış ortamda gece yüksek seviye ışığa maruz kalmanın doğum öncesi depresyonuyla ilişkili olduğu da gösterilmiş. Özetle gerek dış ortamdaki aydınlatmalar gerek iç ortamdaki mavi ışık maruziyeti hastalıklarla ilişkili hale gelmeye başladı” diye konuştu. ‘BİLİM İNSANLARI DA ZOR DURUMDA’ Suni şehir aydınlatmalarının gökyüzüyle ilgilenen bilim insanlarının da işlerini zorlaştırdığına vurgu yapan Prof. Dr. Öztürk, “Atmosferde bir parlaklık oluşturduğu için aslında gökyüzüyle ilgili çalışmalar yapan bilim insanlarının da işleri zorlaştı. Daha nispeten zayıf ışık yayan yıldızlar görünmez oldu. Bu kirliliğin arkasında kalmaya başladı. Bu gözlemevleri giderek şehir merkezlerinden uzaklaştırılsa da artık kaçacak yerleri de kalmadı. Çünkü şehirler genişlediği için gökyüzüne bakarak gözlem yapan, veri toplayan bilim insanları da zor durumda diyebiliriz” ifadelerini kullandı.
Edirne’deki Söğütlük Millet Bahçesi’nde gerçekleştirilen yoğun budama çalışmaları kamuoyunda tartışma yarattı. Ormanlık alandaki ağaçların büyük bölümünün gövdeleri çıplak kalacak şekilde kesilmesi, bölgeyi kullanan vatandaşların tepkisini çekerken, ortaya çıkan görüntü “doğal yaşam nasıl etkilenecek?” sorusunu da beraberinde getirdi.
Özellikle bahar ayları birlikte canlanması beklenen yeşil alanın, adeta kurak bir silüete bürünmesi dikkat çekiyor. Fotoğrafta da görüldüğü üzere, çok sayıda ağacın üst dallarının kesilmesiyle habitatın doğal yapısı önemli ölçüde değişmiş durumda bulunuyor. Bölgeyi ziyaret edenler, bu müdahalenin sadece estetik değil, ekolojik sonuçlar doğuracağı görüşünde sde birleşiyor.
“Canlılar nereye gidecek?”
Vatandaşlar, Söğütlük’ün yalnızca bir mesire alanı değil, aynı zamanda birçok canlı türü için yaşam alanı olduğuna dikkat çekiyor. Yediuyur, sincaplar, kuşlar ve sayısız böcek türünün ağaçlara bağımlı bir yaşam sürdüğünü hatırlatan doğaseverler, yapılan budamanın bu canlıların barınma ve beslenme düzenini olumsuz etkileyebileceğini ifade ediyor.
Uzmanlara göre, ağaç budaması doğru zaman ve teknikle yapılmadığında ekosisteme zarar verebiliyor. Özellikle geniş çaplı ve sert budamaların, kuş yuvalarını yok edebileceği, böcek popülasyonlarını azaltabileceği ve küçük memelilerin yaşam alanlarını daraltabileceği belirtiliyor.
Bazı vatandaşlar yapılan işlemin gerekli olduğunu savunurken, büyük bir kesim ise müdahalenin ölçüsüz olduğu görüşünde birleşiyor.
Yüzyıllar boyunca medeniyetlerin kesişim noktası olan kadim şehir Edirne, 21 Mayıs – 28 Haziran 2026 tarihleri arasında ilk kez gerçekleştirilecek olan Edirne Bienali’ne ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.
“Köprüler” teması etrafında şekillenen bienal; 24 ülkeden 200 sanatçıyı, kentin Selimiye Camii, Karaağaç Garı ve tarihi köprüler gibi sembolik mekanlarında bir araya getirecek. Her yıl 21 Mayıs’ta kutlanan Birleşmiş Milletler Dünya Kültürel Çeşitlilik Günü’nde kapılarını açacak olan bu etkinlik, Edirne’yi yalnızca bir sınır kenti değil, uluslararası bir sanat platformu olarak yeniden konumlandıracak.
Edirne İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nden yapılan “Edirne Bienali: Zamanın, Mekânın ve Hafızanın Üzerinde Kurulan Bir Sanat Köprüsü” başlıklı açıklamada şunlara yer veridi:
“Bu yıl ilk kez düzenlenecek Edirne Bienali, ‘Köprüler’ temasıyla yalnızca sanat eserlerini değil; sanatçıları, mekânları, kültürel ve tarihsel katmanları bir araya getirerek kenti baştan sona deneyimlenen bir düşünce alanına dönüştürüyor.
Yüzyıllar boyunca medeniyetlerin kesişim noktası olan Edirne, yalnızca bir sınır kenti değil; kültürlerin birbirine değdiği, zamanın katman katman biriktiği güçlü bir hafıza alanıdır.
Osmanlı İmparatorluğu’na uzun yıllar başkentlik yapmış olan bu kadim şehir; mimariden müziğe, geleneksel zanaatlardan mutfak kültürüne uzanan zengin mirasıyla dikkat çeker.
Mimar Sinan’ın ustalık eseri olan Selimiye Camii ve II. Bayezid Külliyesi gibi yapılar, yalnızca mimari açıdan değil; aynı zamanda düşünsel ve kültürel derinlikleriyle de öne çıkar. Meriç ve Tunca nehirlerinin şekillendirdiği coğrafya ise Edirne’yi tarih boyunca bir geçiş, buluşma ve etkileşim alanı haline getirmiştir. Bu çok katmanlı yapı, Edirne Bienali’nin ‘Köprüler’ temasıyla doğal bir uyum içinde güçlü bir zemin sunmaktadır.
Tarih boyunca farklı uygarlıkların kesişiminde yer alan, nehirlerin şekillendirdiği ve kültürel etkileşimin yoğunlaştığı Edirne, 21 Mayıs – 28 Haziran 2026 tarihleri arasında ilk kez gerçekleşecek Edirne Bienali’ne ev sahipliği yapıyor. ‘Köprüler’ teması etrafında şekillenen bienal; fiziksel geçişlerin ötesine geçerek zamanlar, kimlikler ve düşünme biçimleri arasında kurulan görünmez bağları görünür kılmayı hedefliyor.
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Edirne Valiliği, Edirne Belediyesi ve Trakya Üniversitesi’nin destekleriyle; Resim Heykel Müzeleri Derneği ile Yaratıcı Çocuklar Derneği’nin öncülüğünde gerçekleşen Edirne Bienali, geniş iş birliği ağıyla sürdürülebilir bir kültürel model öneriyor.
Açılış tarihinin Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen 21 Mayıs Dünya Kültürel Çeşitlilik Günü’ne denk gelmesi, bienalin kapsayıcı ve çok katmanlı yapısını güçlendiren önemli bir unsur olarak öne çıkıyor. Bu tarihten itibaren Edirne, sanatın yalnızca sergilendiği değil; birlikte düşünüldüğü bir platforma dönüşüyor.
ÇOKLU KÜRATORYAL YAPI: TEK SES YERİNE DİYALOG
Edirne Bienali, klasik bienal modellerinden ayrışarak tekil bir küratoryal bakış yerine çoğul bir düşünme alanı öneriyor. Didem Çapa’nın koordinasyonunda; Atilla Güllü, Coşar Kulaksız, Fırat Arapoğlu, Görkem Kızılkayak, Gu Zhenqing, İsmail Erim Gülaçtı, Irina Batkova ve Songül Güneş Gültekin’den oluşan küratör ekibi, bienali sabit bir sergi düzeninin ötesine taşıyarak disiplinlerarası bir karşılaşma alanına dönüştürüyor.
Bu yapı; sergiler, performanslar, söyleşiler ve atölyeler aracılığıyla sanatçıları, akademisyenleri ve izleyicileri aynı düşünsel zeminde buluşturuyor. Bienal, yalnızca izlenen değil; deneyimlenen ve tartışılan bir süreç olarak kurgulanıyor.
ULUSLARARASI KATILIM: KUŞAKLAR VE DİSİPLİNLER ARASINDA BİR KÖPRÜ
24 ülkeden 200 sanatçının yer alacağı bienal, uluslararası ölçekte önemli isimlerle genç üreticileri hiyerarşiden arınmış bir düzlemde buluşturuyor. Fotoğraf, yeni medya, heykel, performans ve yapay zekâ gibi farklı disiplinlerden sanatçılar; hafıza, kimlik, teknoloji, ekoloji ve toplumsal dönüşüm gibi güncel meseleleri çok katmanlı bir yaklaşımla ele alıyor.
Bu çeşitlilik, bienalin “köprü” kavramını yalnızca mekânsal değil; kuşaklar ve üretim biçimleri arasında kurulan bir ilişki olarak da ele aldığını ortaya koyuyor.
BİENAL, ŞEHRİ BAŞTAN SONA BİR SANAT ROTASINA DÖNÜŞTÜRÜYOR
Edirne Bienali, geniş ve çok katmanlı programıyla izleyicilere farklı deneyim alanları sunuyor. Bienal kapsamında, mekâna özgü üretimler ve kamusal alana yayılan disiplinlerarası sergiler, kentin farklı noktalarına yerleşiyor.
Program; dans, performans ve konserlerden oluşan etkinliklerle canlı bir ritim kazanırken; küratörler, tarihçiler, sanat tarihçileri ve sanatçıların katılımıyla gerçekleşecek halka açık söyleşiler, Edirne’nin kültürel gündemini tartışmaya açıyor.
Ayrıca sanatçılar eşliğinde çocuklara ve gençlere yönelik düzenlenecek atölye çalışmalarıyla, her yaştan katılımcı için üretime dayalı bir öğrenme ve deneyim alanı oluşturuluyor.
BİR KENTİN HAFIZASI BİENALE DÖNÜŞÜYOR
Edirne Bienali’nin en güçlü yönlerinden biri, kentin tarihsel dokusunu aktif bir anlatı alanına dönüştürmesidir. Yirmiyi aşkın mekâna yayılan bienal rotası, izleyiciyi Edirne’nin katmanlı hafızası içinde dolaştırırken çağdaş sanatın diliyle yeni okumalar öneriyor.
Bu bienalde mekân, yalnızca bir arka plan değil; eserin bir parçası, hatta kimi zaman öznesi haline geliyor.
KAMUSAL ALAN BİR DENEYİM ALANINA DÖNÜŞÜYOR
Bienal mekânları, kentin tarihî yapılarında odaklanıyor. Selimiye Camii ve Külliyesi, bienalin en güçlü duraklarından biri olarak öne çıkarken; geçmiş ile bugün arasında kurulan ilişkiyi yeniden düşünmeye davet ediyor.
Ekmekçizade Ahmet Paşa Kervansarayı ve Ali Paşa Çarşısı, geçmişte olduğu gibi bugün de karşılaşmaların mekânı olarak işlev görmeye devam ediyor. Bienal kapsamında bu alanlar, sanatçıların ve fikirlerin kesiştiği çağdaş bir dolaşım ağına dönüşüyor.
Karaağaç Gar Binası ve çevresi, bir zamanlar yolculukların ve ayrılıkların mekânıyken; bugün sanatın yeni geçiş alanlarından biri olarak yeniden anlam kazanıyor. Eski endüstriyel yapılar ise üretim, dönüşüm ve bellek kavramlarını çağdaş sanatın diliyle yeniden tartışmaya açıyor.
II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi, geçmişte şifa dağıtan bir merkezken; bienal kapsamında zihinsel ve duygusal deneyimlerin sorgulandığı bir alana dönüşüyor.
Makedon Kulesi ve Tarihi Gümrük Karakolu gibi yapılar ise Edirne’nin sınır kenti kimliğini görünür kılarak sınır, kimlik ve göç gibi kavramları güncel tartışmalarla buluşturuyor.
Meriç ve Tunca nehirleri üzerindeki tarihi köprüler, bienalin kavramsal merkezini oluşturan “köprü” fikrinin en somut karşılıklarını oluşturuyor. Bu yapılar, yalnızca iki noktayı değil; geçmiş ile bugünü, doğa ile insanı ve yerel ile evrenseli birbirine bağlıyor.
Sarayiçi Er Meydanı’ndan açık alanlara yayılan projelere kadar bienal, şehrin gündelik yaşamını sanatla iç içe geçiriyor. İzleyici, planlı bir sergi gezisinin ötesine geçerek beklenmedik karşılaşmaların parçası haline geliyor.
EDİRNE’YE KALICI BİR KÜLTÜREL MODEL
Edirne Bienali 2026; kentin tarihsel birikimini, mekânsal zenginliğini ve kültürel çeşitliliğini
çağdaş sanatın diliyle yeniden yorumlayan kapsamlı bir platform olarak öne çıkıyor.
Çoklu küratoryal yapısı, geniş katılımcı profili ve kente yayılan mekânsal kurgusuyla bienal;
sanatçıları, izleyicileri ve düşünsel üretimi aynı zeminde buluşturarak kalıcı bir etkileşim alanı
yaratmayı hedefliyor.
“Köprüler” teması etrafında şekillenen bu ilk buluşma, Edirne’nin tarihsel “eşik” kimliğini uluslararası ölçekte yeni bir diyalog alanına taşıyarak kentin kültürel belleğinde kalıcı bir iz bırakmayı amaçlıyor.
Edirne Bienali 2026, yalnızca sanat eserlerini bir araya getirmiyor; zamanları, mekânları, insanları ve düşünme biçimlerini birbirine bağlıyor. Bu yönüyle bienal, Edirne’nin yalnızca tarihsel bir miras değil, aynı zamanda güncel ve dinamik bir kültür-sanat merkezi olarak konumlanmasına güçlü bir katkı sunuyor.
Edirne Bienali 2026, kentin tarihsel ‘eşik’ kimliğini uluslararası ölçekte yeni bir diyalog alanına taşıyarak kentin kültürel belleğinde kalıcı bir iz bırakmayı amaçlamaktadır.”
Edirne’de 2026 yılı Mart ayında toplam 540 konut satışından 185’i ilk el konut, 355’i ikinci el konut satışı olarak gerçekleşti.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2026 Yılı Mart Ayı Konut ve İşyeri Satış İstatistiklerinden “Edirne İli, Konut ve İşyeri Satış İstatistikleri” konusunda bir basın bülteni hazırladı. Söz konusu paylaşımda şunlara yer verildi:
“Edirne’de 2026 yılı Mart ayında toplam 540 konut satışından 185’i ilk el konut, 355’i ikinci el konut satışı olarak gerçekleşti.
Türkiye genelinde ilk el konut satış sayısı Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %1,3 oranında artarak 35 bin 725 oldu. İkinci el konut satışları ise Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %3,6 oranında azalarak 77 bin 642 oldu. Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışlarının payı %31,5, ikinci el konut satışlarının payı %68,5 oldu.
Edirne’de 2026 yılı Mart ayında toplam 42 işyeri satışından, 15’i ilk el işyeri, 27’si ikinci el işyeri satışı olarak gerçekleşti.
Türkiye genelinde ilk el iş yeri satış sayısı Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %5,4 oranında azalarak 3 bin 787 oldu. İkinci el iş yeri satışları ise Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %12,3 oranında azalarak 9 bin 712 oldu.
Edirne’de ipotekli konut satış sayısı 125, diğer konut satışları 415 olarak gerçekleşti.
Türkiye genelinde ipotekli konut satışları Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %35,9 oranında artarak 25 bin 978 oldu. Diğer konut satışları ise Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %9,6 oranında azalarak 87 bin 389 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı %22,9 diğer satışların payı %77,1 olarak gerçekleşti.
Edirne’de ipotekli işyeri satışları 4, diğer işyeri satışları 38 olarak gerçekleşti.
Türkiye genelinde ipotekli iş yeri satışları Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %60,1 oranında artarak 698 oldu. Diğer iş yeri satışları ise Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %12,6 oranında azalarak 12 bin 801 oldu.”