Edirne’nin Keşan ilçesinde damadına; ‘Benim yarın işim var, hayvanlarıma bak’ dedikten sonra haber alınamayan Mümin Şimşek (78), 2 gün sonra Çanakkale’nin Gelibolu ilçesinde bulundu.
Kadıköy’de yaşayan Mümin Şimşek, çarşamba günü akşam saatlerinde damadına ‘Benim yarın işim var, hayvanlarıma bak’ dedikten sonra kayboldu. Cep telefonunu evde bırakan Şimşek’ten haber alamayan yakınları, Keşan İlçe Jandarma Komutanlığı’na kayıp başvurusunda bulundu. Köye giden İlçe Jandarma Komutanlığı, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD), Edirne Arama Kurtarma Derneği (EDAK) ekipleri ve Mahalle Afet Gönüllüleri Acil Müdahale Ekibi (MAG-AME) arama çalışması başlattı.
GELİBOLU’DA BULUNDU
Mümin Şimşek, dün Çanakkale’nin Gelibolu ilçesinde polise başvurarak köyüne dönmek için yardım istedi. Şimşek’in, çarşamba günü köyden çıkarak Korudağ mevkisine kadar yürüdüğü ve daha sonra ana yola çıkarak durdurduğu bir araçla Gelibolu’ya gittiği bildirildi. Gelibolu İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde ifadesi alınan Şimşek, bir yakını tarafından teslim alınarak köye götürüldü.
Ramazan ayında orucun en geç açıldığı Edirne’de, ilk gün iftar heyecanı yaşandı.
Ülke genelinde orucun en son açıldığı Edirne’de ilk iftar yapıldı. İftar programları kapsamında Edirne Valiliği kentteki bir restoranda, şehit aileleri ve gazileri ağırlarken, Edirne Belediyesi de Atatürk Kültür Merkezi’nde çeşitli mahallelerden vatandaşlarla buluştu. Valilik programında Edirne Valisi Yunus Sezer ve kent protokolüyle, çok sayıda şehit ailesi ve gazi katıldı.
Belediye’nin iftar programındaysa Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, vatandaşlarla bir araya geldi.
Belediye iftarında konuşan Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ayı olduğuna vurgu yaparak, “İlk gecesinde bu akşam komşularımızla ve çok kıymetli muhtarlarımızla bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu Ramazan’da da Edirne Belediyesi olarak Edirne’nin her mahallesinde, her sokağında hemşerilerimizle buluşmaya devam edeceğiz. Sofralarımızı paylaşacak, aynı ekmeği bölüşecek, birlik ve dayanışma ruhumuzu daha da güçlendireceğiz. Bunun yanı sıra hanelerimize ziyaretler gerçekleştirecek, aile sofralarında yer alacak, gönüllere dokunmayı sürdüreceğiz. Bu akşam burada bizimle olduğunuz, bu güzel atmosferi paylaştığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İnşallah bu mübarek Ramazan ayı hem şehrimize hem de ülkemize birlik, beraberlik ve huzur getirir. Kardeşlik hukukumuz daim olsun, aramızdaki dayanışma her geçen gün daha da güçlensin. Edirne Belediyesi olarak bizler, bu şehrin her sokağında, her mahallesinde, her bir hemşerimizin yanında olmaya bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da devam edeceğiz. Katılımınız için tekrar çok teşekkür ediyorum, sağ olun, var olun” dedi.
’81 İLDE ŞEHİT YAKINLARI VE GAZİLERİMİZLE İFTARDA BULUŞUYORUZ’
Şehit aileleri ve gazilere yönelik verilen iftarda konuşan Edirne Valisi Yunus Sezer de Ramazan’ın manevi iklimine ve Selimiye Camii’nin yeniden ibadete açılmasına dikkat çekti.
Vali Sezer, “Öncelikle Rabbime binlerce şükürler olsun ki bizleri bir kez daha vatanımızın en güzel köşelerinden biri olan kadim şehir Edirne’de, Selimiye’nin gölgesinde Ramazan-ı Şerif’te buluşturma imkânı verdi. Başta Edirne’mizin güzel insanları olmak üzere tüm İslam âleminin Ramazan ayını tebrik ediyorum. İnşallah huzur içerisinde, sağlık ve esenlik içinde bir bayrama da ulaşmayı Cenab-ı Allah hepimize nasip eder. Kıymetli misafirler, iyi ki milli ve manevi değerlerimiz var. Anadolu irfanı, Rumeli irfanı bizlere her daim insani değerleri hatırlatıyor. Aşık Veysel’in dizelerinde ifade ettiği gibi hepimiz aynı özden var olduk ve sonunda aynı toprağa döneceğiz. Dünya için birbirimizle uğraşmanın ne kadar gereksiz olduğunu bu irfan bizlere hatırlatıyor. Bugün 81 ilimizde şehit yakınlarımız ve gazilerimizle birlikte iftar sofralarında buluşuyoruz. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve aziz silah arkadaşları olmak üzere tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyorum. Rahmet-i Rahman’a kavuşan gazilerimize Allah’tan rahmet, hayatta olan gazilerimize sağlıklı ve uzun ömürler diliyorum. Bizim için vatan; şehit kanlarıyla sulanmış, al bayrağın gölgesinde anlam kazanmış mukaddes bir emanettir. İnşallah 21. yüzyılda da Türkiye, insanlığa unutulmuş değerleri yeniden hatırlatacaktır. Dört yıl aradan sonra Selimiye Camii’nde yeniden teravih namazı kılmanın huzurunu yaşıyoruz. O muazzam eser yeniden ibadete açıldı. Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere emeği geçen herkese şükranlarımızı sunuyoruz. Selimiye, hem bizler hem de tüm İslam âlemi için sembol bir mabettir” diye konuştu.
Edirne Valiliği tarafından, restorasyonu sona eren Selimiye Camisi meydanında bu yıl ilk kez kurulan, 1 ay boyunca açık kalacak Ramazan Sokağı’nın açılışı gerçekleştirildi.
Edirne Valiliği’nin bu yıl Selimiye’nin restorasyonunun tamamlanmasıyla hayata geçirdiği Ramazan Sokağı etkinliği, düzenlenen törenle kapılarını açtı. 1 ay boyunca geleneksel sanatlar, musiki, söyleşiler, tiyatro, film gösterimleri ve çocuklara yönelik gösterilerin sunulacağı sokağın açılışı ilk gün iftarından sonra yapıldı.
Açılışa, Edirne Valisi Yunus Sezer, AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, CHP Edirne Milletvekili Baran Yazgan, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, kent protokolü ve çok sayıda vatandaş katıldı.
‘DÖRT YILIN HASRETİ BİTTİ’
Barbaros Hayrettin Paşa Camisi İmamı Alpcan Çelik’in Kuran okumasıyla başlayan programda konuşan Edirne Valisi Yunus Sezer, Selimiye’nin açılışıyla dört yılın hasretinin bittiğini söyledi. Sezer, “Bizim açımızdan dört yılın hasreti bitti. Nihayet Selimiye’ye kavuştuk. Hem biz kavuştuk Edirne olarak, hem de aslında Türkiye’nin dört bir yanında bizim gibi heyecanla dolu bir sürü mümin kardeşimiz bu heyecanı bizimle paylaşıyor. Daha dün Ankara’daydık, cumhurbaşkanımıza aktardık Selimiye’nin bittiğini. O zaten gün gün takip ediyor. Her gören ‘Selimiye bitti mi? Ne zaman geleceğiz?’ diye herkes soruyor, ‘bitti buyurun gelin’ diyoruz. Ramazan gerçekten de bizi kucaklayan, bize merhameti gösteren, bize dostluğu gösteren ve unuttuğumuz bütün değerleri bir kere daha hatırlatan ve kendimizi insan olduğumuzu bir kere daha öğreten güzel bir ay. Allah bu ay vesilesiyle hem bizlerin hem de bütün İslam alemini aslında bütün insanlığın huzur ve güzelliği için dualarımızı kabul etsin diyoruz. Bugün Filistin başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde bir çok bölgesinde, açlıkla, savaşla sınanan insanlar var. Allah onların da yardımcısı olsun” dedi.
‘RAMAZAN SOKAĞI GÜZEL BİR ETKİNLİK OLACAK’
Kurulan Ramazan Sokağı’yla hem milli hem de manevi değerlerin bir kere daha hatırlanma imkanı olacağını dile getiren Vali Sezer, “Gördüğüm kadarıyla Ramazan Sokağı güzel bir etkinlik olacak. Hem Kuranı Kerim tilavetlerini dinleyeceğiz, hem Türkiye’nin dört bir yanında kendi alanında çok iyi olan yazarlarımız, okurlarımız burada sizlerle buluşacaklar. Milli ve manevi değerlerimizi bir kere daha hatırlama imkanımız olacak, güzel söyleşiler olacak. Tiyatrolar olacak, geleneksel oyunlar olacak. Hem çocuklarımızı, hem yaşlılarımızı, herkesi kapsayan bizim milli ve manevi değerlerimizin olduğu ve etkinliklerin bir çoğunun sahnelendiği bir ayı beraber geçireceğiz. Allah hayırlı uğurlu etsin, Ramazan boyunca iftardan önce ve iftardan sonra sizleri buraya bekliyoruz” diye konuştu.
Konuşmaların ardından program, İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu’nun ‘Merhaba Şehri Ramazan Acemaşiran ve Hüseyni İlahiler’ etkinliğiyle devam etti.
Edirne Ziraat Odası Başkanlığı, aşırı yağışlı dönemlerde gübre uygulaması yapılmasının teknik olarak uygun olmadığını, önümüzdeki günlerde toprak ve iklim koşulları göz önüne alınarak gübreleme faaliyetlerinin gerçekleştirilebileceğini bildirdi.
Edirne Ziraat Odası Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, yeni üretim sezonu için arazi kontrollerinin devam ettiği belirtilerek, son olarak Avarız, Değirmenyeni, Büyükdöllük, Menekşesofular, Korucu, Hıdırağa, Eskikadın, Karabulut ve Kemal Köylerinin ziyaret dildiği bildirildi. Edirne’de son günlerde gerçekleşen yoğun ve aralıksız yağışlar nedeniyle toprakların aşırı doygunluğa ulaştığı, bazı ekili alanlarda su birikintilerinin oluştuğu gözlemlendiği belirtilen açıklamada şunlara yer verildi:
“Mevcut koşullarda tarlalara girilmesi mümkün olmadığından, planlanan gübreleme uygulamaları gerçekleştirilememiştir.
Aşırı yağışlı dönemlerde gübre uygulaması yapılması teknik olarak uygun değildir. Bu koşullarda atılacak gübrelerin büyük bir kısmı yıkanma ile kök bölgesinden uzaklaşmakta, özellikle azotlu gübrelerde besin kaybına sebep olmaktadır. Ayrıca suya doygun topraklara traktörle girilmesi; toprak sıkışmasına, hava-su dengesinin bozulmasına ve toprak yapısında zararlara yol açmaktadır. Bu durum bitki kök gelişimini olumsuz etkilemekte ve verim kaybı riskini artırmaktadır. Önümüzdeki günlerde toprak ve iklim koşulları göz önüne alınarak gübreleme faaliyetleri gerçekleştirilebilir.
Yağış sonrası ekili alanlar aşırı nem sebebiyle hastalıklara ve yabancı ot artışına açık hale gelmektedir. Bu nedenle arazi kontrollerinin sık yapılması ve doğru zamanda doğru müdahalelerin gerçekleştirilmesi ürün verimliliği açısından önem taşımaktadır.
Not: Ürünleri sigortalı olan çiftçilerimizin ekili alanlarında sel, su baskını veya su birikintisi gibi hasarların oluşması durumunda sigorta yaptırdığı yerlerden TARSİM’e kayıt açtırmaları faydalarına olacaktır.
Türkiye genelinde bu yıl fiyatı cep yakan, sofraların vazgeçilmezi hamsi, Edirne’de ilk kez 100 liranın altına düşerek, kilosu 50 liradan tezgahtaki yerini aldı.
Denizin incisi, sofraların vazgeçilmez lezzetlerinden hamsi, av sezonunun başlamasından bugüne Edirne’de 200 liranın altına düşmeyince, vatandaşın da cebini zorladı. Kırmızı ete alternatif olması ve ucuzluğuyla bilinen balık fiyatları dar gelirli haneleri etkilerken, bu yıl ilk kez düşüşe geçti. Edirne’de Balık Pazarı Caddesi’ndeki balıkçı tezgahlarında hamsinin fiyatı 50 liraya düştü.
VATANDAŞ UCUZ HAMSİ KUYRUĞUNA GİRDİ
Hamsinin kilosunun 50 liraya düşmesiyle, vatandaşlar da balıkçı tezgahlarına akın etti. Ramazan ayının başlamasıyla iftar sofrasında balık yemek isteyen vatandaş, Balık Pazarı Caddesi’ndeki tezgahların önünde uzun kuyruklar oluşturdu.
‘RAMAZAN’DA BOLLUK YAŞIYORUZ’
Balık Pazarı esnaflarından Yusuf Çimen, hamsinin 400 lirayla sezona başladığını belirterek, “Hamsi sezonu 400 lirayla başladı. Daha önce 100 lira, 300 lira seviyelerini gördük ama bu yıl ilk kez 50 liraya kadar düştü. Ramazan ayında güzel bir bolluk yaşanıyor. Biz de bu kadar yoğunluk beklemiyorduk, rağbet oldukça fazla” dedi.
‘2 TON BALIK GELDİ’
Çimen, kar yağışının ve deniz şartlarının da bolluğa katkı sağladığını söyleyerek, “Her şeyin bir katkısı var. Deniz kendi dengesini bulduğunda bu bolluk yaşanıyor. Bugün yaklaşık 2 ton balık geldi. Yarısı şimdiden tükenmek üzere. Akşam saat 5’i göremeyiz” diye konuştu.
Edirne’de son yağışlar ve Bulgaristan’dan barajlardan su bırakılmasıyla ‘kırmızı alarm’ verilen Tunca Nehri ile ‘turuncu alarm’ verilen Meriç Nehri’nde debiler düşüşe geçti.
Son yağışlar, karların erimesi ve Bulgaristan’daki barajlardan su bırakılması ile birlikte Edirne’deki nehirlerde su seviyesi, iki gün önce artışa geçti. Meriç Nehri’nin debisi 1273 metreküp/saniye, Tunca Nehri’nin debisi 201 metreküp/saniyeye kadar çıktı. DSİ, Meriç için ‘turuncu’, Tunca Nehri için de ‘kırmızı alarm’ uyarısında bulundu.
GENİŞ ALANA YAYILDI
Kırmızı uyarının verildiği Tunca Nehri taşarak, tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin yapıldığı Sarayiçi’nin su altında kalmasına neden oldu. Sarayiçi’ne girişin sağlandığı köprü ile Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin yapıldığı er meydanı, su altında kaldı. Bölgeye girişler kapatılırken, bazı sokak köpeklerinin Sarayiçi’nde mahsur kaldığı görüldü.
DEBİLER DÜŞÜŞE GEÇTİ
Meriç ve Tunca Nehirleri’nde debi bugün sabah saatlerinden itibaren düşüşe geçti. Turuncu alarm verilen Meriç Nehri’nde dün 1288 metreküp/saniyeye çıkarak pik yapan debi bugün saat 12.00 itibariyle 1235 metreküp/saniyeye gerilerken, 201 metreküp/saniyeyle ‘kırmızı alarm’ verilen Tunca Nehri de 12.00 itibariyle 146 metreküp/saniyeye düştü.
KÖPRÜ GÖZLERİ TEMİZLENDİ, SEDDE İYİLEŞTİRME ÇALIŞMALARI YAPILDI
Devlet Su İşleri 11’inci Bölge Müdürlüğü, Tunca ve Meriç nehirlerinde artan debi sonrası taşkınla kapanan tarihi köprü gözlerinin açılması için çalışma başlattı. Sedde altı kapaklı menfezlerde bakım ve onarım çalışmaları yapılırken, köprülerin ağaç dallarıyla kapanan gözleri temizlendi. Meriç Nehri’nin Doyran köyü mevkiinde sedde iyileştirme çalışması gerçekleştirilirken, Değirmenyeni Köprüsü’nün Tunca Nehri kesiminde taşkınla gelen odunsu ve bitkisel birikintiler temizlendi.
CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Edirne Valiliği tarafından düzenlenen iftar programında Cumhuriyetimizin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün anılmamasına kürsüden “Atatürk ve silah arkadaşlarını şeref ve gururla anıyorum” tepkisini gösterdi.
Edirne Valiliği tarafından Ramazanın ilk iftarı şehit aileleri ve gaziler onuruna “Büyük Aile Sofrası” adıyla gerçekleştirildi. Program sırasında okunan dua esnasında Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün anılmaması ise tepki çekti. Kürsüye çıkan CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, “Bir şeyi belirtmeden geçmek bize yakışmaz. Duaya başlarken, her zaman dile getireceğim üzere, burada Ramazanı kutlayabilmemizi sağlayan, başka emperyalist güçlerin elinden vatanımızı kurtaran Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını şeref ve gururla anıyorum. Ruhları şad olsun” dedi.
Salonda bulunan şehit aileleri ve gaziler ile katılımcılar da Yazgan’a, alkışlarla destek çıktı.
‘ATATÜRK KIRMIZI ÇİZGİMİZ’
CHP’li Baran Yazgan, daha önce de Sarıkamış Harekatı’nın yıldönümünde düzenlenen anma töreninde benzer bir ihmal yaşanması üzerine “Atatürk kırmızı çizgimizdir” tepkisini göstermiş ve duada Atatürk’ün de anılmasını sağlamıştı.
İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, İsrail ordusunda görev aldığı iddia edilen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ile diğer ülke vatandaşlarının hukuki ve ahlaki sorumluluğunu gündeme taşıdı.
Gazze Şeridi’nin uzun süredir yalnızca bombaların değil, hukukun ve insanlığın da hedef alındığı bir coğrafya hâline geldiğini ifade eden Akalın, İsrail’in Gazze’de Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkesi defalarca ihlal ettiğini, sözde ateşkesten bu yana yaklaşık 600 kişinin yaşamını yitirdiğini söyledi. Ekim 2023’ten bu yana hayatını kaybedenlerin sayısının ise 72 bini aştığını belirten Akalın, binlerce sivilin öldürüldüğünü, hastanelerin, okulların ve altyapının sistematik biçimde hedef alındığını vurguladı.
Bu tablo karşısında artık tek tek olayların değil, ortaya çıkan sonucun konuşulması gerektiğini ifade eden Akalın, yaşananların uluslararası hukuk bakımından son derece ağır sonuçlar doğurduğunu söyledi. Savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar söz konusu olduğunda bireysel sorumluluğun esas olduğunu vurgulayan Akalın, “Emir aldım, üniforma giydim, mecbur kaldım” gibi gerekçelerin bu suçları ortadan kaldırmayacağını dile getirdi.
Son dönemde kamuoyuna yansıyan ve resmî belgelere dayandığı belirtilen bilgilerin meselenin artık teorik bir tartışma olmadığını açıkça ortaya koyduğunu belirten Akalın, çok sayıda ülke vatandaşının İsrail Savunma Kuvvetleri bünyesinde aktif görev aldığına dair ciddi iddialar bulunduğunu ifade etti. Bu kişiler arasında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ve çifte vatandaşlık taşıyanların yanı sıra Özbekistan, Kazakistan ve diğer Müslüman ülkelerden yüzlerce kişinin de yer aldığına ilişkin verilerin kamuoyuna yansıdığını söyledi.
Bu iddiaların görmezden gelinemeyecek bir ciddiyete ulaştığını belirten Akalın, şu sorunun kaçınılmaz hâle geldiğini ifade etti:
“Bir devlet, kişilerin vatandaşlık bağını, uluslararası hukukun en ağır suçlarıyla ilgili ciddi şüpheler karşısında sorgulamadan sürdürebilir mi?”
Bu yaklaşımın intikamcı değil, hukuk devleti olmanın zorunlu bir sonucu olduğunu vurgulayan Akalın, vatandaşlığın yalnızca bir aidiyet değil, aynı zamanda sorumluluk doğurduğunu dile getirdi.
Akalın, bu sorumluluğun yalnızca Türkiye için değil, kendisini ümmet, adalet ve insanlık hakları söylemleriyle tanımlayan tüm Müslüman ülkeler için geçerli olduğunun altını çizdi. Bu aşamadan sonra sessizliğin ve tarafsızlığın hukuki ve ahlaki bir zaaf anlamına geleceğini ifade eden Akalın, söz konusu iddiaların mutlaka araştırılması, gerekli işlemlerin yapılması ve gerçeklerin kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi.
Olgay GÜLER Edirne’de bir iş yerinin ruhsat alma sürecinde usulsüzlük yapıldığı iddiaları üzerine polisin düzenlediği operasyonda, Edirne Belediyesi İmar Müdürü D.A. ile Belediye Meclis Üyesi N.M.’nin de aralarında bulunduğu 11 şüpheli gözaltına alındı.
İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, kentte faaliyet gösteren bir işyerinin imar ruhsatı sürecinde usulsüzlük yapıldığı, firmaya uygulanan para cezalarının da usulsüz şekilde kaldırıldığı iddiaları üzerine çalışma başlattı.
Yaklaşık 6 ay süren çalışma kapsamında polis, Edirne, Tekirdağ ve Çanakkale’de 14 adrese düzenlediği eş zamanlı operasyonlarda Edirne Belediyesi İmar Müdürü D.A., Belediye Meclis Üyesi N.M., işyeri ortakları H.K., A.O., Edirne adliyesi çalışanları E.E.K. ve U.Ç.’nin de aralarında bulunduğu 11 şüpheliyi gözaltına aldı. Haklarında, ‘Suç işlemek amacıyla silahlı örgüt kurmak’, ‘dosya gizliliğini ihlal’ ve ‘rüşvet” suçlamasıyla işlem başlatılan şüphelilerin Edirne Emniyet Müdürlüğü’ndeki işlemleri sürüyor.
Zorlu arazi şartlarında ayak sağlığınızı korumak, görev disiplininizi sürdürmek ya da outdoor maceralarınıza güven katmak istiyorsanız iyi bir askeri bot seçimi vazgeçilmezdir. Doğru asker botu yalnızca çetin hava koşullarında değil, şehir içinde dahi konfor ve stil sunar. Bu kapsamlı rehberde, polis botu başta olmak üzere farklı kullanım senaryolarına yönelik bot alternatiflerini inceliyoruz. Hedefimiz, sizi marka kalabalığı içinde kaybolmadan bilinçli tercihler yapmaya yönlendirmek.
Askeri Bot Seçerken Püf Noktalar
Askeri bot arayışına girdiğinizde ilk etapta “su geçirmez mi, su itici mi?” sorusu akla gelir. Kışlık askeri bot alacaksanız tam boy su geçirmez membran, yazlık askeri bot içinse nefes alabilir su itici kumaş idealdir. Burada malzeme kalitesi ön plana çıkar:
Hakiki deri ve Cordura karışımı gövde, aşınmaya karşı yüksek direnç sunar.
Fermuarlı askeri bot modelleri, göreve hızlı hazırlık sağlayarak vakit kazandırır.
Ortholite taban veya benzeri köpük iç taban teknolojileri, uzun süreli devriyelerde ayağı yormaz.
Taban deseni de önemli bir detaydır. Çamurlu arazide kendini temizleyen (self-cleaning) diş yapısı kaymayı engeller. Son olarak kalıp seçimine dikkat edin; dar kalıp erkek askeri bot giyerken ayağınız şişebilir, geniş kalıp ise gereksiz sürtünmeye yol açabilir.
Polis Botu Alırken Nelere Dikkat Etmeliyiz?
Görev botu denildiğinde akla ilk gelenlerden biri polis botu. Emniyet teşkilatı yönetmelikleri genellikle siyah renkte, parlak olmayan dış yüzey ve kaymaz taban şartı getirir.
Yağ ve asit direnci: Şehir içi devriyelerde kimyasal maddelere maruz kalabilirsiniz.
Hızlı aksiyon: Yüksek bilekli ama hafif tasarım, birim müdahalelerinde hareket kabiliyetini korur.
Sessiz taban: Operasyon esnasında ses çıkarmayan kauçuk taban, gizliliği artırır.
Ek olarak, özel harekâtçı botu veya özel harekat botu olarak pazarlanan modeller, balistik panel içermese de darbeye dayanıklı kompozit burun sunar. Aynı gereklilik havacı botu için de geçerlidir; metale karşı statik elektriği azaltan taban bileşeni şarttır.
Askeri Botların Özellikleri Hakkında Ne Biliyoruz?
Askeri botlar, yalnızca bir ayakkabı değil; görev sırasında güvenliğinizi ve konforunuzu sağlayan en önemli ekipmanlardan biridir. Bu botların en ayırt edici özelliği, zorlu doğa ve iklim koşullarına karşı yüksek direnç göstermesidir. Genellikle hakiki deri, süet ya da Cordura kumaş gibi yırtılmaya ve aşınmaya dayanıklı malzemelerle üretilirler. Taban yapısı çoğunlukla kauçuk ya da poliüretan olup, kaymayı önleyen derin dişli bir desenle donatılır. Böylece çamurlu, ıslak ya da taşlı zeminlerde sağlam tutunma sağlar ve olası düşme riskini azaltır.
Su geçirmezlik özelliği de askeri botlarda öne çıkan bir detaydır. Özellikle kış aylarında ya da yağışlı bölgelerde görev yapanlar için bu özellik vazgeçilmezdir. Su geçirmez membranlar, botun içine su girmesini önlerken aynı zamanda ayakta hava dolaşımını da destekler. Bu sayede terleme, mantar gibi sorunların da önüne geçilir. Yazlık askeri bot modellerinde ise nefes alabilir kumaşlar, fileli yapılar ve hafif taban kullanılarak ayakta ağırlık hissi oluşması engellenir.
Bileği saran ve destekleyen yüksek yapıları sayesinde burkulmaları önleyen askeri botlar, aynı zamanda uzun süre ayakta kalan kişiler için ortopedik konfor sunar. Özellikle iç taban kısmında darbe emici ve ayak kavisini destekleyen yastıklamalara yer verilir. Bazı modellerde fermuar desteği bulunur, bu da botun daha hızlı giyilip çıkarılmasına yardımcı olur.
Renk seçenekleri genellikle görev yapılan alana göre şekillenir. Siyah renkli polis botu ve özel harekât botu modelleri şehir içi görevlerde tercih edilirken, bej, haki ya da kamuflaj desenli botlar genellikle kırsal bölgelerde ve ormanlık arazilerde kullanılır. Kışlık modellerde iç yalıtım, kalın dış taban ve kar geçirmez yapı bulunurken, yazlık modeller daha ince astarlı, hafif yapılı ve nefes alabilir malzemelerle donatılır.
Son olarak, askeri botların en önemli avantajlarından biri uzun ömürlü olmalarıdır. Uygun şekilde bakıldığında bu botlar yıllarca deformasyon yaşamadan kullanılabilir. Gerek görevdeki profesyoneller, gerekse kampçılar, dağcılar ve outdoor sporlarla ilgilenenler için askeri bot; dayanıklılık, güvenlik ve konforu bir arada sunan vazgeçilmez bir tercihtir.
Öne Çıkan Askeri Bot Markaları
AskerMarketi.com bünyesinde global ve yerli pek çok askeri bot markası bulmak mümkündür:
Vaneda: Hafifliğiyle öne çıkar, yazlık-kışlık koleksiyonları mevcuttur.
Single Sword: Orta fiyat bandında, su geçirmez membranlı klasik komando botu modelleri sunar.
Vogel: Anatomik taban konforu ve hava sirkülasyonuyle bilinir.
Lowa: “En iyi askeri bot” listelerinde ilk sıralarda. Gore-Tex astar ve Vibram taban standarttır.
Scooter: Yerli üretim, jandarma botu ve subay botu segmentinde bütçe dostu seçenekler sağlar.
Renk seçenekleri haki, bej ve siyah ağırlıklıdır. Boy seçimi ise uzun, kısa ve orta bilek varyantlarından görev gereksinimine göre yapılmalıdır.
TSK’da Kullanılan Asker Botu ve Asker Ayakkabısı Hangisi?
Türk Silahlı Kuvvetleri tedariklerinde, farklı birlikler için ayrı bot spesifikasyonları bulunur:
Jandarma Botu: Jandarma çöl renginde, Jandarma asayiş ise siyah renkte, orta bilekli, çoğunlukla su itici membran ve kısmi deri yüzey.
Hava Kuvvetleri Ayakkabısı (havacı botu): Siyah renkte, statik elektrik deşarj tabanı, şok emici orta taban.
Bu botlar SSB ihale şartnamelerine uygun üretilir ve NATO standartlarına uyum taşır. Sivil kullanıcılar için birebir aynı modeller satılmasa da eşdeğer özellikli “komando botu” etiketiyle piyasaya sunulur.
Ekstra Başlık: Askeri Botların Sivil Hayattaki Yükselişi
Taktik giyim modasıyla beraber bot askeri tasarımlar, günlük kombinlerin vazgeçilmez parçası haline geldi. Sokak stiline uyum sağlayan askeri bot erkek koleksiyonları, kot pantolonla kullanıldığında hem dayanıklılık hem de karakteristik bir görünüm kazandırır. Özellikle fermuarlı askeri bot modelleri, metrodan doğa yürüyüşüne uzanan günlerde şıklığı ve pratikliği bir arada sunar. İster görev başında olun ister hafta sonu kamp planlayın, sağlam bir askeri bot sizi ve ayağınızı korur. Asker ayakkabısı seçerken malzemeden taban yapısına, markadan fiyata kadar her detayı göz önünde bulundurun. Unutmayın, doğru botun sağlayacağı güven hissi hem performansınızı artırır hem de olası sakatlık riskini minimuma indirir.
AskerMarketi.com’daki geniş ürün yelpazesi sayesinde askeri kışlık bot ile askeri yazlık bot arasında kolayca karşılaştırma yapabilir, ihtiyaçlarınıza en uygun modeli seçebilirsiniz. Sağlam adımlar, güvenli görevler ve keyifli outdoor anılar dileriz!