Kadıköy’de muayenehane, danışmanlık ve ajans ofisleri sık yer değiştirir. Ekipman ev eşyası gibi değildir: hassas cihaz, dosya arşivi, stüdyo ışığı. “Ev streçi yeter” yaklaşımı hem hasar hem dosya güvenliği riski üretir. Bu yazı, Kadıköy ofis taşımalarında sokak + süreklilik dengesini anlatıyor.
Sokak Hâlâ Belirleyici
Merkezde dar sokak ve yükleme yasağı olabilir. Plaza bile olsa asansör saati sınırlıdır. İzinsiz başlamak beklemeli faturadır.
İstanbul Evden Eve Nakliyat tecrübesi demontajı getirir; ofiste etiket ve zamanlama ayrıca gerekir. Cuma–Pazar modeli iş kaybını azaltır.
Kadıköy Evden Eve Nakliyat ekiplerinin bildiği yanaşma noktaları ofiste de işe yarar; ama başarı “Pazartesi hasta veya müşteri kabul” ile ölçülür.
Hane ile Karıştırma
Evden Eve Nakliyat ev dosyasıdır. Ofis aynı güne sıkışırsa Kadıköy trafiğinde ikisi de yarım kalır.
Ofis Taşıma sürecinde arşiv kutuları kilitli ve etiketli gider. Cihazlar özel korumalıdır. Sigorta gerçekçidir. Fazla mesai ve güvenlik eşliği yazılıdır. “İlk gün” kutusu (modem, kritik cihaz) ayrıdır.
Dosya Güvenliği Notu
Hasta veya müşteri dosyaları açık koliyle taşınmamalı, görünür etiketle isim yazılmamalıdır. Taşıma ekibine “arşiv – açma” talimatı net verilmelidir.
Ajans Stüdyosu Ekstra
Işık standları, backdrop, lens çantaları ayrı envanter ister. “Hepsi depo gibi” basmak, kayıp riskini artırır. Yerleştirmede stüdyo köşesi önce kurulursa ekip aynı gün işe dönebilir.
Klinik Ekstra
Sterilizasyon cihazı ve hassas elektronik için darbeye özel kutu şarttır. Priz ve su bağlantısı yeni adreste önceden kontrol edilmezse cihazlar boşa iner.
Kadıköy ofisi, ev gibi paketlenmez. Sokak + süreklilik + dosya güvenliği birlikte planlanmalıdır. Kozcuoğlu Nakliyat için doğru bitiş, eşyanın inmesi değil hizmetin açılmasıdır.
Site içi yollarda, avlularda ve işletme girişlerinde birkaç yıl içinde ortaya çıkan çukurlaşma, taş oynaması ve yüzey dalgalanması, kullanıcıların çoğu zaman doğrudan taşa bağladığı bir sorun olarak görülüyor. Oysa saha uygulamalarında bu bozulmaların büyük bölümü, taş döşenmeden önce yapılan işlerden kaynaklanıyor. Zeminin taşıma kapasitesi, katmanların sıkıştırılması ve suyun nereye gideceği, kaplamanın kaç yıl düzgün kalacağını belirleyen asıl değişkenler arasında sayılıyor.
Sonbaharla birlikte bölgede çevre düzenleme ve zemin yenileme işleri yoğunlaşıyor. Bu dönemde verilen kararların bir bölümü yalnızca hangi taşın alınacağına odaklanırken, zemin hazırlığı ikinci planda kalabiliyor. Uygulamacılar, sıralamanın tersine çevrilmesi gerektiğini, çünkü en kaliteli taşın bile hatalı bir zemin üzerinde beklenen ömrü vermediğini aktarıyor.
Konu bu yönüyle bir malzeme sorusu olmaktan çıkıp bir sistem sorusuna dönüşüyor. Parke taşı, tek başına çalışan bir yüzey değil, altındaki dolgu, kenarındaki sınırlama ve çevresindeki su tahliyesiyle birlikte iş gören bir bütünün görünen katmanı olarak değerlendiriliyor. Bu bütünün herhangi bir halkası eksik kaldığında sorun, en görünür yer olan taş yüzeyinde ortaya çıkıyor.
Çökmenin Kaynağı Çoğu Zaman Zeminin Altında
Parke taşı döşemesinde taşlar, üzerlerine gelen yükü tek başına taşımıyor, altlarındaki hazırlanmış zemine aktarıyor. Bu zemin yeterince sıkıştırılmadığında, zamanla trafik ve su etkisiyle oturuyor ve yüzeyde çukurlaşma olarak beliriyor. Oturma bölgesel olduğunda taşlar arasında kot farkı oluşuyor, bu da hem görüntü bozukluğuna hem de su birikmesine yol açıyor.
Sıkıştırma kadar, kullanılan dolgu malzemesinin cinsi de belirleyici oluyor. İçinde ince toprak ve organik madde bulunan dolgular su aldığında hacim değiştirdiği için zemin dengesiz davranıyor. Drenajı iyi, taneli malzemeyle hazırlanan zeminler ise su altında bile daha kararlı kalıyor. Bu nedenle uygulamadan önce zemin etüdünün yapılması ve dolgu malzemesinin projeye göre seçilmesi öneriliyor.
Zeminin altında kalan bu hazırlık, tamamlandıktan sonra görünmediği için çoğu zaman gözden kaçıyor. Yüzey döşendikten sonra alttaki bir eksikliği düzeltmenin tek yolu ise kaplamayı baştan sökmek oluyor. Bu yüzden hazırlık aşamasına ayrılan zaman ve özen, ileride yapılacak onarımların önüne geçen en etkili adım olarak öne çıkıyor.
Sıkıştırma işleminin kendisi de tek seferde bitirilen bir işlem olmuyor. Dolgu, kalın tek bir tabaka halinde değil, ince kademeler halinde serilip her kademede ayrı ayrı sıkıştırıldığında gereken yoğunluğa ulaşıyor. Kalın serilip tek seferde sıkıştırılan dolguların alt kısmı yeterince yoğunlaşmadığı için, yüzey sağlam görünse de zemin içten zayıf kalıyor. Bu ayrıntı, uygulamanın görünmeyen ama sonucu doğrudan belirleyen adımlarından biri olarak aktarılıyor.
Sağlam Bir Zemin Kaç Katmandan Oluşuyor
Dayanıklı bir parke taşı zemini, tek bir tabaka değil, üst üste gelen ve her biri ayrı işlev gören katmanlardan meydana geliyor. Bu katmanların sırası ve kalınlığı doğru kurulmadığında, en üstteki taş ne olursa olsun zemin beklenen performansı vermiyor. Her katmanın kendine ait bir görevi bulunuyor ve bir katmandaki eksiklik, üstündeki katmanların işlevini de zayıflatıyor.
Katmanlı yapının mantığı, yükün kademeli olarak dağıtılması üzerine kuruluyor. Taş yüzeyine gelen nokta yükü, aşağı doğru indikçe daha geniş bir alana yayılıyor ve en alttaki doğal zemine ulaştığında birim alana düşen basınç azalmış oluyor. Bu dağıtma zinciri düzgün kurulduğunda, zemin ağır yük altında bile oturmadan çalışıyor.
Katmanların Sırası Ve İşlevi
Zeminin nasıl kurulduğunu anlamak için katmanları alttan üste doğru izlemek gerekiyor. Aşağıdaki sıralama, sağlam bir parke taşı zemininin bileşenlerini işlevleriyle birlikte veriyor.
Doğal zemin, yani üzerine inşa edilen mevcut toprak, gerektiğinde iyileştirilerek taşıma kapasitesi artırılıyor.
Alt temel tabakası, yükü geniş bir alana dağıtan taneli malzemeden oluşuyor ve sıkıştırılarak seriliyor.
Yataklama tabakası, taşların üzerine oturduğu ince taneli ve düzgün serilmiş kum katmanı oluyor.
Parke taşı katmanı, kullanım amacına uygun kalınlıkta seçilerek yataklama üzerine döşeniyor.
Derz dolgusu, taşlar arasına serilen ve yükü komşu taşlara aktaran kilitleme malzemesi olarak iş görüyor.
Bu katmanlar arasında en çok ihmal edileni yataklama ve derz dolgusu oluyor. Yataklama tabakasının eşit kalınlıkta serilmemesi, taşların farklı seviyelerde oturmasına ve zamanla dalgalanmasına yol açıyor. Derz dolgusu tamamlanmadığında ise taşlar birbirine kenetlenemediği için tekil olarak oynamaya başlıyor. Katmanların bütünlüğü, taşın kalitesi kadar belirleyici bir başlık olarak kabul ediliyor.
Kenar Sınırlaması Olmadan Taşlar Yerinden Kayıyor
Parke taşı zemininin en sık atlanan bileşeni, kaplamanın kenarını tutan sınırlama oluyor. Taşlar yatay yükü birbirine aktararak taşıdığı için, en dıştaki sıranın sabitlenmesi gerekiyor. Kenar boşta bırakıldığında dış sıradaki taşlar yana doğru açılıyor, bu açılma içeri doğru ilerledikçe derzler genişliyor ve yüzeyin tamamı gevşiyor. Bordür ya da beton sınırlama elemanı, bu yanal hareketi durduran unsur olarak işlev görüyor.
Kenar sınırlamasının işlevi yalnızca estetik bir çerçeve değil, taşıyıcı sistemin bir parçası olarak tanımlanıyor. Özellikle araç trafiği alan alanlarda, dönüş ve frenleme sırasında oluşan yatay kuvvetler kenardan başlayan bozulmaları hızlandırıyor. Bu nedenle bordürün de en az taş kadar sağlam ve doğru gömülmüş olması gerekiyor. Sınırlama elemanının zemine yeterince ankastre edilmemesi, kenarın zamanla dışa devrilmesine yol açıyor.
Bu noktada zeminin bir ürün değil, birbirini tamamlayan ürünler bütünü olduğu görülüyor. Bölgede parke, bordür ve altyapı elemanlarını birlikte üreten Hastaş Beton’un ürün grubunda bu bileşenlerin bir arada bulunması, aynı projede uyumlu parçalarla çalışılmasını sağlıyor. Farklı üreticilerden gelen ve boyut toleransları tutmayan parçaların bir araya getirilmesi, derz ve kenar uyumunu zorlaştıran etkenler arasında gösteriliyor.
Su Yönetimi Zeminin Ömrünü Belirliyor
Parke taşı zeminlerde bozulmanın bir diğer büyük nedeni, suyun doğru yönetilmemesi oluyor. Yüzeyde biriken ya da zemin altına sızan su, dolgu malzemesini yumuşatarak taşıma kapasitesini düşürüyor. Eğim verilmemiş bir yüzeyde su göllenerek derzlerden aşağı iniyor ve alttaki yataklamayı aşındırıyor. Bu süreç yavaş ilerlediği için, sorun genellikle çukurlaşma belirgin hale geldiğinde fark ediliyor.
Suyun kontrollü biçimde uzaklaştırılması için yüzeye eğim verilmesi ve gerektiğinde altyapı hatlarının kurulması gerekiyor. Yağmursuyu borusu ve ızgara gibi tahliye elemanları, suyun zemin altında birikmesini önleyen çözümler arasında sayılıyor. Bölgede altyapı için beton boru ve yağmur suyu borularını da üreten üreticinin çeşitliparke taşı modelleri ile birlikte tahliye elemanlarını da sunması, zeminin hem yüzeyinin hem de su yönetiminin tek elden planlanmasına imkan tanıyor.
Geçirimli döşeme çözümleri de son yıllarda öne çıkan bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor. Bu yöntemde derzler ve bazı taş tipleri suyun bir bölümünü kontrollü biçimde zemine geçirecek şekilde tasarlanıyor. Ancak bu çözümün de ancak uygun bir drenaj tabakasıyla birlikte işlediği, tek başına taş seçimiyle sağlanamayacağı belirtiliyor.
Su yönetiminin bir başka boyutu, sistemin zaman içindeki bakımı oluyor. Yağmursuyu ızgaralarının ve derzlerin yaprak, toprak ve benzeri malzemeyle tıkanması, tasarımda öngörülen tahliyeyi zamanla azaltıyor. Tahliye noktaları tıkandığında su yüzeyde kalıyor ve zemin altına sızmaya başlıyor. Bu nedenle drenaj elemanlarının belirli aralıklarla temizlenmesi, ilk kurulum kadar zeminin ömrü açısından belirleyici sayılıyor. Bakımı ihmal edilen bir tahliye sistemi, doğru kurulmuş olsa bile zamanla işlevini yitiriyor.
Taş Seçilirken Hangi Başlıklara Bakılmalı
Zemin hazırlığı doğru yapıldıktan sonra sıra, kullanım amacına uygun taşın seçilmesine geliyor. Taşın kendisi çökmenin ana nedeni olmasa da, yanlış seçilen bir ürün zemini zayıf halka haline getiriyor. Seçim aşamasında değerlendirilebilecek başlıklar şöyle sıralanıyor.
Ürünün TS 2824 EN 1338 kapsamında, yani beton kaplama bloklarına ilişkin standarda göre belgeli üretilmiş olması.
Taş kalınlığının kullanım alanına, yani yaya ya da araç trafiğine göre seçilmesi.
Taşların boyut toleranslarının dar olması, çünkü ölçü farkları derz düzenini ve kilitlenmeyi bozuyor.
Yüzey dokusunun kullanım yerine uygun, ıslakken kaymayı azaltan bir yapıda olması.
Renk pigmentinin ürün kütlesine karışmış olması, böylece aşınmayla birlikte renk kaybının sınırlı kalması.
Bu başlıklar arasında boyut toleransı, çoğu alıcının gözden kaçırdığı teknik bir ayrıntı olarak öne çıkıyor. Ölçüleri birbirini tutmayan taşlar döşendiğinde derz genişlikleri düzensizleşiyor ve yük komşu taşlara düzgün aktarılamıyor. Belgelendirilmiş ve denetimli üretilen ürünlerde bu toleransların dar tutulması, zemindeki kilitlenmenin sağlıklı kurulmasına katkı sağlıyor. Doğru taş, doğru hazırlanmış bir zeminle birleştiğinde kaplamanın ömrü uzuyor.
Sonuçta parke taşı zeminde uzun ömür, tek bir doğru karara değil, birbirini tamamlayan birkaç kararın üst üste gelmesine bağlı kalıyor. Zeminin sıkıştırılması, katmanların doğru kurulması, kenarın sınırlanması, suyun yönetilmesi ve amaca uygun taşın seçilmesi, bu zincirin halkaları olarak sıralanıyor. Bir halka eksik kaldığında sorun taş yüzeyinde görünse de, çözümün taştan önceki aşamalarda aranması gerektiği vurgulanıyor.
BAŞKOMİSER İBRAHİM İPEK VEFAT ETTİ Mukaddes İpek’in eşi, Ender ve Serap İpek’in babaları, Hülya İpek’in kayınpederi Emekli Başkomiser İbrahim İpek 72 yaşında vefat etti. Uzun yıllar Edirne Emniyet Müdürlüğü bünyesinde görev yaptıktan sonra emekli olan Başkomiser İpek yaşamını Edirne’de sürdürüyordu. Merhum dün Lala Şahin Paşa Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.
GÜLSEREN KÖSELERDEN VEFAT ETTİ Çavuşbey Mahallesi sakinlerinden merhum Mehmet Efe Köselerden’in eşi, Yiğit Köselerden ve Yasemin Ihlamur’un anneleri, Cem Ihlamur’un kayınvalidesi Gülseren Köselerden 73 yaşında vefat etti. Merhume dün Yıldırım Beyazıt Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeniimaret Mezarlığında toprağa verildi.
RECEBİYE YÜRÜKÇÜOĞULLARI VEFAT ETTİ Merhum Hasan Yürükçüoğulları’nın eşi, Meral, Ayşe ve merhume Hamdiye’inin anneleri, Kader, Hüsmen ve Celalettin’in kayınvalideleri, Şener, Şermin, Burcu, Gülçin ve Burçin’in anneanneleri Recebiye Yürükçüoğulları 90 yaşında vefat etti. Merhume dün Sarı Camide öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Acı Çeşme Mezarlığında toprağa verildi.
Edirne’de babalarının izlettiği ‘Dangal’ isimli Hindistan yapımı filmden etkilenip güreşe başlayan Güneş (13) ve Kumsal Zımba (12) isimli kız kardeşler, 2023’ten bu yana her yıl kendi sıkletlerinde Türkiye şampiyonu oldu.
Edirne’de motokuryelik yapan evli ve 3 kız babası Samet Zımba, 2023 yılında en büyük kızı Güneş Zımba’ya, eski bir güreşçi olan babanın, toplumsal baskılara rağmen 2 kızını da güreşçi olarak yetiştirdiği ‘Dangal’ isimli Hint filmini izletti. Filmden etkilenen Güneş Zımba aynı yıl Edirne Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nde güreş antrenmanlarına başladı. Antrenörü Bilal Ersöz’ün bir yıl boyunca sıkı eğitiminden geçen Güneş Zımba, ertesi yıl katıldığı Türkiye Şampiyonası’nda 36 kiloda şampiyon oldu.
Devam eden süreçte, ablasının başarısını gören Kumsal Zımba da aynı yerde güreşe başladı. Kumsal Zımba da 2025 yılında Türkiye şampiyonu olarak ailesi ve hocalarını gururlandırdı. Güneş Zımba 2024, 2025 ve 2026, kardeşi Kumsal Zımba da 2025 ve 2026 yıllarında kendi sıkletlerini domine ederek birincilik kürsüsüne çıktı.
‘İSMİMİ DUYURMAK İSTEDİM’
Güneş Zımba, “Normalde hiç güreş bilgim yoktu. Bizim üst katımızdaki komşumuz, Türkiye üçüncüsü olmuştu. Sonra arkadaş olduğum için o da beni güreşe yönlendirdi. Birkaç gün geldim ama çok içime sinmedi, bırakmak istedim. Hatta hiç gelmek istemedim bile. Sonra babam beni sürekli destekledi, hep arkamda durdu. Sonra Dangal adlı filmi izletti bana. Filmde bir baba var ve iki kız kardeş var. Hep bir erkek çocuğu olmasını istiyor ama hiç olmadığı için kızlarını güreşe yönlendiriyor, hep destek oluyor onlara. Kendileri antrenman yaptırıyor. Ve bu sayede güzel dereceler alıp, adlarını duyuruyorlar. Ben de onlar gibi olmak istedim. Sıradan bir insan olmaktansa ismimi duyurmak istedim” diye konuştu.
‘MİLLİ FORMAYI ÇOK GİYMEK İSTİYORUM’
İlk şampiyonluğunu elde ettikten sonra güreşi bir daha bırakmama kararı aldığını dile getiren Zımba, “İlk şampiyonluğum Ankara’da geldi, U11 kategorisinde 36 kilogramda. İlk derecemi oradan aldım 2024’te. Orada bir kere şampiyonluğun tadını alınca zaten hiçbir şekilde bırakmak istemedim bir daha. Kardeşim de istemiyordu, sonra ben şampiyon olunca o da devam etti, birlikte yaptık antrenmanlarımızı. Sonra 2025 yılında ikimiz gidip, ikimiz de kürsünün en tepesinde yer aldık. Milli forma giymeyi çok istiyorum. Yaşım geldi şu an. U15’e gidip orada güzel bir dereceye yapıp, kürsünün tepesine çıkıp, Avrupa’ya gidip milli formayı giymek istiyorum. Şu anki hedefim, U15’te derece yapıp Avrupa’da mayomun arkasında ismimi yazdırmak istiyorum. Türkiye’yi temsil edip, bayrağımı orada dalgalandırmak istiyorum” dedi.
‘ABLAM ŞAMPİYON OLUNCA HEVESLENDİM’
Kumsal Zımba da güreşe ablasının başarısını görünce başladığını kaydetti. Zımba, “Güreşe ilk ablam başladı. Benim fazla dikkatimi çekmedi açıkçası. Ablam şampiyon olunca benim de hevesim geldi. Başta ben korkuyordum, daha takla atamıyordum. Bilal hocam sayesinde bayağı geliştim, derecem oldu. İlk derecemi 2025 yılında Sivas’ta düzenlenen Kadın Güreş serbest stilinde 46 kilogramda Türkiye şampiyonu olarak aldım. 2026’da Ankara’da düzenlenen yarışmada da 54 kilogramda U12’de tekrar birinci oldum. Şu an yaşım küçük ama ileride dünya, Avrupa ve olimpiyat gibi büyük yarışmalarda Türk bayrağını en güzel şekilde dalgalandırıp, adımı duyurmak istiyorum” diye konuştu.
‘BEN ONLARA İNANDIKÇA, ONLAR BAŞARIYOR’
Baba Samet Zımba ise “Benim güreşe biraz hevesim vardı ama bayağı bir sakatlıklarım oldu. Hem futbol hem güreş, ikisinden birini tercih etmem gerekiyordu. Futbolu tercih ettim. Futbolda da fazla ilerleyemedim. Ondan sonra üst komşum vardı. O Türkiye üçüncüsü olunca; ‘Neden benim kızlarım olmasın’ dedim. Sonra onlara ‘Dangal’ filmini izlettim. Öyle ufak hayaller kurmaya başladık. Ondan sonra büyük kızım Güneş’e aşılamaya başladım. İlk sene biraz zahmet çektik. Günün sonunda onu ilk senesinde Türkiye birincisi yaptık. Ondan sonra ikinci senemizde de ortanca kızım geldi, Allah nasip kısmet etti. Onlara devamlı söylediğim söz vardı zaten; ‘Ben size inanıyorum, inanmak başarmanın yarısıdır’ dedim. Ben onlara inandıkça onlar başarıyor. Sürecimiz bu şekilde devam ediyor” dedi.
‘DEĞİŞİK BİR GURUR HİSSEDİYORUM’
Kızlarına sürekli Avrupa ve dünya şampiyonu milli güreşçi Yasemin Adar’ı örnek gösterdiğini anlatan Samet Zımba, “Onlara devamlı söylediğim bir söz de var; şu an milli takım kategorisinde, olimpiyatlarda madalya kazanmış Yasemin Adar diye bir sporcumuz var. Ben evde kızlarıma örnek olarak onu gösteriyorum. İlerleyen zamanlarda Allah nasıl kısmet ederse, başka insanlar da başka kız kardeşlerimiz de başka babalar da kızlarına benim kızlarımı örnek göstermesini istiyorum. Tüm hayalim, çabam bu. İlk önce milli takım, milli takımdan sonra Avrupa, Avrupa’dan sonra olimpiyatlar ve dünya şampiyonlukları. Artık sırayla gitmek istiyoruz. Onlar başarılı oldukça değişik bir gurur hissediyorum, göğsümün kabardığını hissedebiliyorum. İnşallah hayalim, olimpiyatlarda onların birinci olmasını ve tarihe altın harflerle adlarını yazdırmalarını görmek” diye konuştu.
‘İSTİKLAL MARŞI’MIZI BÜTÜN AVRUPA’YA OKUTACAKLAR’
Kız kardeşlerin antrenörü Bilal Ersöz de Güneş ve Kumsal’ın çok çalışkan ve başarılı olduğunu söyledi. Ersöz, “Tabii en önemli hedeflerimizden bir tanesi, Güneş ve Kumsal’ın bu başarılarını büyükler kategorisine taşıyabilmek. Hayalini kurduğumuz Avrupa, dünya ve olimpiyat arenalarında ülkemizi temsil edebilmek. U13, U12 gibi yaş kategorilerinde Avrupa Şampiyonası yoktu. Bu sene U15 kategorisinde güreşmeye yaşları tutuyor. İnşallah Allah izin verirse, ikisi de bu sene U15 Türkiye şampiyonasındaki kürsünün en tepesine çıkarsalar, Avrupa Şampiyonası’nda ülkemizi temsil etme fırsatı bulacaklar. Biz de artık Zımba soy ismini uluslararası arenada da duymaya başlayacağız. İnşallah ay yıldızlı bayrağımızı göndere çektirip, İstiklal Marşı’mızı bütün Avrupa’ya okutacaklar” dedi.
Edirne REKFOD Spor Kulübü, Bosna-Hersek’in Mostar (Blagay) ve Jablanica şehirlerinde düzenlenen Neretva Festivali kapsamında gerçekleştirilen etkinliklere katılarak Türkiye’yi uluslararası platformda temsil etti.
Sporun yalnızca bir mücadele alanı değil, aynı zamanda farklı toplumları buluşturan güçlü bir dostluk ve dayanışma aracı olduğunu bir kez daha ortaya koyan organizasyonda REKFOD Spor Kulübü, farklı ülkelerden gelen katılımcılarla bir araya geldi.
TÜRKİYE’Yİ BAŞARIYLA TEMSİL ETTİLER
Festival kapsamında gerçekleştirilen etkinliklerde yer alan REKFOD Spor Kulübü, Türkiye’nin spor ve kültür alanındaki değerlerini Bosna-Hersek’te tanıtma fırsatı buldu.
Kulüp temsilcileri, organizasyon boyunca farklı ülkelerden sporcular ve katılımcılarla iletişim kurarak yeni dostluklar kurarken, sportif faaliyetlerin yanı sıra kültürel paylaşım açısından da önemli kazanımlar elde etti.
REKFOD Başkan Yardımcısı Refik Şahin de organizasyonda kulübü temsil eden isimler arasında yer aldı.
NERETVA’NIN KIYISINDA DOSTLUK BULUŞMASI
Mostar ve Jablanica’da gerçekleştirilen festival, sporun evrensel ve birleştirici yönünü ön plana çıkarırken, katılımcılara farklı kültürleri yakından tanıma fırsatı sundu.
Neretva Nehri’nin çevresinde gerçekleşen etkinliklerde sporun enerjisi ile kültürel paylaşım bir araya geldi. Farklı ülkelerden gelen katılımcılar, ortak sportif değerler etrafında buluşarak dostluk ve dayanışma mesajları verdi.
REKFOD Spor Kulübü’nün organizasyona katılımı da Türkiye ile Bosna-Hersek arasındaki güçlü gönül bağlarının spor aracılığıyla daha da pekişmesine katkı sağladı.
“SPORUN BİRLEŞTİRİCİ GÜCÜNE İNANIYORUZ”
REKFOD Spor Kulübü Başkanı Ahmet Dörtler tarafından yapılan değerlendirmede, uluslararası organizasyonda Türkiye’yi temsil etmekten büyük gurur duyulduğu belirtilerek, sporun dostluk, kardeşlik, kültürel paylaşım ve uluslararası dayanışmayı güçlendiren önemli bir unsur olduğu vurgulandı.
Kulüp açıklamasında, kendilerini Bosna-Hersek’te ağırlayan Neretva Festivali organizasyon komitesine ve emeği geçen herkese teşekkür edilerek, uluslararası organizasyonlarda Türkiye’yi temsil etmeye devam edileceği mesajı verildi.
HEDEF: TÜRKİYE’Yİ ULUSLARARASI ARENADA TEMSİL ETMEK
REKFOD Spor Kulübü Başkan Yardımcısı Ayfer Filiz yaptığı açıklamada, REKFOD Spor Kulübünün Mostar (Blagay) ve Jablanica’daki Neretva Festivali’ne gerçekleştirdiği katılımla yalnızca sportif bir organizasyonda yer almakla kalmadı; aynı zamanda Türkiye’nin kültürel değerlerinin tanıtılmasına ve ülkeler arasındaki dostluk köprülerinin güçlendirilmesine katkı sundu.
Kulüp, bundan sonraki süreçte de ulusal ve uluslararası organizasyonlarda aktif rol alarak sporun birleştirici gücünü daha geniş kitlelere ulaştırmayı ve Türkiye’yi başarıyla temsil etmeyi hedefliyor.
REKFOD Başkan Yardımcısı Refik Şahin’in de yer aldığı Mostar (Blagay) ve Jablanica programı, kulüp açısından hem sportif hem de kültürel anlamda önemli bir uluslararası deneyim olarak kayıtlara geçti.
Edirne’de arıcılık sektörünün geliştirilmesi, verim ve kalite düzeyinin artırılması amacıyla yürütülen eğitim çalışmaları devam ediyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı Ana Arı Yetiştiriciliği Talimatnamesi kapsamında, Edirne’de faaliyet gösteren arıcılara yönelik “Ana Arı Yetiştiriciliği Eğitimi” başladı.
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Devrim Oskay tarafından verilen eğitimde; ana arı yetiştiriciliğinin temel prensipleri, damızlık materyal seçimi, kaliteli ana arı üretim teknikleri ve koloni verimliliğinin artırılmasına yönelik teknik ve uygulamalı bilgiler aktarılıyor.
Eğitim programıyla arıcıların ana arı yetiştiriciliği konusunda bilgi ve uygulama becerilerinin geliştirilmesi, nitelikli ana arı üretiminin yaygınlaştırılması ve arıcılık faaliyetlerinde verimliliğin artırılması hedefleniyor.
Edirne Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün paylaşımında, “Edirne’de arıcılığın geliştirilmesi ve üreticilerimizin teknik kapasitesinin artırılması amacıyla eğitim ve saha çalışmalarımızı sürdürüyor, üreticilerimizin yanında olmaya devam ediyoruz” ifadelerine yer verildi.
Trakya Üniversitesi heyeti, Türkiye Bosna Sancak Derneği tarafından İstanbul’daki dernek binasında gerçekleştirilen “Uluslararası Boşnak Gençliği Zirvesi 2026” programına katıldı.
Zirvede Trakya Üniversitesini Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Müberra Gürgendereli, Balkan Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Sabri Can Sannav ve Dış İlişkiler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Rifat Gürgendereli temsil etti.
Türkiye ve Balkan coğrafyasından akademisyenleri, kurum temsilcilerini ve gençleri bir araya getiren zirvede; Boşnak kimliği, tarihi, dili ve edebiyatının yanı sıra kültür diplomasisi, gençlik, spor, yapay zekâ ve sosyal medya konuları ele alındı. Panel ve oturumlarda Bosna Hersek ve Boşnak toplumunun tarihî ve kültürel birikimi ile gençlerin gelecekteki rolü üzerinde duruldu.
Heyet, program kapsamında Türkiye Bosna Sancak Derneği Başkanı Muhammed Sancaktar ile de bir araya gelerek ortak çalışmalar ve iş birliği imkânları üzerine değerlendirmelerde bulundu. Trakya Üniversitesi heyeti ayrıca farklı kurum ve kuruluşların temsilcileriyle görüşerek Balkanlara yönelik akademik çalışmalar, kültürel ilişkiler ve uluslararası iş birliği imkânları üzerine görüş alışverişinde bulundu
Keşan Belediye Meclisi’nin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nca iki adet çöp kamyonu alımı için 12 milyon 600 bin TL yardım tahsisi, çevre düzenlemesi, yol, kaldırım yapımları için Türkiye Çevre Ajansı’nca 5 milyon TL mali teknik destek ile İLBANK A.Ş. tarafından 10 milyon TL hibe, Çevre Ajansı’nca 5 milyon TL hibe, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından da asfalt üretiminde kullanılmak üzere 250 ton bitümün maddesinin hibesinin görüşüldüğü olağanüstü toplantısı yapıldı.
Keşan Belediye Meclisi’nin 2026 Ağustos Ayı Olağanüstü Meclis Toplantısı, dün gerçekleştirildi. Belediye Meclis Salonu’nda, saat 15.00’da başlayan toplantıya, Keşan Belediye Başkanı Op. Dr. Mehmet Özcan başkanlık yaptı. Mecliste yoklamaların alınmasının ardından gündem maddelerinin görüşülmesine geçildi.
Gündemin birincisi maddesinde yer alan “Temizlik İşleri Müdürlüğünün Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün ‘Çevre Geliri Karşılığı Yardım (ÇTA-Edirne Keşan Belediye Başkanlığı)’ konulu yazısı ile Belediyeye çevre temizlik hizmetlerinde kullanılmak üzere 2 adet büyük çöp toplama aracı (13+1,5 m³ hidrolik sıkıştırmalı çöp kamyonu) alımı amacıyla 12.600.000,00 TL tutarında çevre geliri karşılığı yardım tahsisi oy birliğiyle kabul edildi.
Toplantının ikinci maddesinde yer alan “Makine İkmal, Bakım ve Onarım Müdürlüğünün Türkiye Belediyeler Birliği tarafından Belediyeye hibe edilme talebi ile gönderilen kazıcı ve yükleyicinin hibe olarak kabulü oy birliğiyle kabul edildi.
‘Türkiye Çevre Ajansı Tarafından Yapılacak Mali ve Teknik Destek İle İş Birliğine İlişkin Yönetmelik’ kapsamında yapılan değerlendirmede Mehmet Gemici Cennet Bahçesi’nin Yürüyüş Yollarının Yenilenmesi Projesinde kullanılmak üzere Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Türkiye Çevre Ajansı 5.000.000,00 TL mali teknik desteği oy birliğiyle kabul edildi.
İLBANK A.Ş. tarafından yol, kaldırım ve altyapı imalatları için 5.000.000,00 TL, belediyeye verilen hibe oy birliğiyle kabul edildi.
Türkiye Çevre Ajansı tarafından yürüyüş, bisiklet yolu ve çevre düzenlemeleri için 5.000.000,00 TL, belediyemize verilen hibe oy birliğiyle kabul edildi.
İLBANK A.Ş. tarafından ‘2026 Yılında Yol ve Kaldırım Çalışmalarında Kullanılmak Üzere Kilitli Beton Parke Taşı ve Beton Bordür Taşı Mal Alımı İşi’ için 5.000.000,00 TL, belediyemize verilen hibe oy birliğiyle kabul edildi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından 250 Ton hibe edilen Bitümün Karayolları işbirliği ile asfalt üretiminde kullanılması da oy birliğiyle kabul edildi.
Toplantının son maddesinde ise, “Mali Hizmetler Müdürlüğünün 04.08.2026 tarihli 111773 sayılı yazısı ile; 5481144800 vergi numaralı Keşan Belediyesi Personel Limited Şirketinin Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) olan sigorta prim borçlarının yapılandırılması kapsamında yapılacak taksitlendirme işleminde teminat gösterilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Şirket sermayesinin %100’ünün Keşan Belediyesine ait olması nedeniyle, Belediyemiz mülkiyetinde bulunan Büyük Cami Mahallesi 347 ada 1 parselde kayıtlı, 658,42 m² yüzölçümlü taşınmazın, söz konusu SGK borçlarının yapılandırılmasına ilişkin taksitlendirme işleminde teminat olarak gösterilmesi hususu Belediye Meclisince görüşülmesidir.” konusu görüşüldü. Madde oy çokluğuyla kabul edildi.