Yazar arşivleri: Mehmet ŞELECİ

Bulgaristan’ın barajlarında yine risk!

Bulgaristan’da büyük ve önemli barajlardaki toplam su miktarı toplam kapasitenin %74,14’üne karşılık gelen 4 milyar 845,6 milyon metreküpe ulaşırken, bazı barajlar taşma noktasında olduğu bildirildi.           

Tam doluluk seviyesine ulaşan Asenovets Barajı dikkat çekerken, Srеçenska Bara, Kamçiya, Yasna Polyana, Borovitsa, Studena, Domlyan, Pçelina ve Kriçim barajlarında doluluk oranı %90’ın üzerine çıktı. Asenovets, Pçelina ve Pançarevo barajlarında ise taşma (savaklama) yaşanıyor.

Kırcaali Haber Gazetesi’ndeki “Bulgaristan’da Baraj Doluluk Oranı %74’ü Aştı: Bazı Barajlar Taşma Noktasında” başlıklı haberde şunlara yer verildi:

“Yetkililer, olası riskleri önlemek amacıyla Studena, Trakiets ve Aheloy barajlarında kontrollü su tahliyesi yapıldığını açıkladı.

Ulusal Meteoroloji ve Hidroloji Enstitüsü’nün (NİMH) verilerine göre haftanın ilk yarısında bazı bölgelerde yağmur, yüksek kesimlerde ise kar yağışı bekleniyor. 24 Mart için Haskovo ve Kırcaali bölgelerinde kuvvetli yağış nedeniyle “sarı kod” uyarısı yapıldı. Hafta ortasında yağışların azalması beklenirken, hafta sonuna doğru sıcaklıkların düşeceği ve yağışların yeniden etkili olacağı tahmin ediliyor.

Önümüzdeki üç gün boyunca nehir seviyelerinde önemli bir değişiklik beklenmezken, özellikle Karadeniz ve Doğu Ege havzalarında kısa süreli yükselmeler öngörülüyor. Ancak su seviyelerinin kritik eşiklerin altında kalacağı belirtiliyor.

Çevre ve Su Bakanlığı, yerel yönetimlere taşkın risk yönetim planlarını uygulamaları ve güncel meteorolojik uyarıları yakından takip etmeleri çağrısında bulundu. Bakanlık, ülke genelinde 52 önemli barajın su yönetimini sürdürüyor.”

Aramızdan ayrılanlar

FATMA IŞIK VEFAT ETTİ

Merhum Mehmet Işık’ın eşi, Ali, Hatice, Mustafa, Fatma ve Orhan Işık’ın anneleri Fatma Işık 90 yaşında vefat etti. Merhume, dün Fatih Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.

FİLİZ BAŞOL VEFAT ETTİ

Hatice Bekler ve merhum Hayri Bekler’in kızları, Saadettin Başol’un eşi, Levent Başol’un annesi, Derya Başol’un kayınvalidesi, Arif Bekler ve Kenan Bekler’in ablaları, Saadettin Alp’in babaannesi Filiz Başol 64 yaşında vefat etti. Merhume; dün Eski Camide ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazı sonrası Buçuktepe Mezarlığında toprağa verildi.

MUSTAFA ÖZDEMİR VEFAT ETTİ

Merhume Perihan Özdemir’in eşi, Yılmaz Özdemir, Güven Özdemir ve merhume Yıldız Altın’ın babaları, Ali Altın’ın dedesi Mustafa Özdemir 86 yaşında vefat etti. Merhum; dün Akmescit Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Bademlik Mezarlığında toprağa verildi.

Türk Ocakları 114 yaşında

25 Mart 1912 kurulan Türk Ocakları’nın 114.Yılı dolayısıyla Türk Ocakları Edirne Şubesi Başkanı Yakup Öz kutlama mesajı yayımladı.

Başkan Öz yayımladığı mesajda, Türk Ocakları Milli Kültürün, Ahlak ve Fikir hayatının geliştirilmesi, Milli Birliğin kuvvetlendirilmesi, toplum yapısının sağlamlaştırılması ve Türklüğün yüceltilmesi amacıyla kurulduğunu belirterek şunları söyledi:

“Amacına uygun olarak sohbetler, seminerler, konferanslar ve çeşitli toplantılar düzenleyerek milli ülkünün kuvvetlenmesine ve yayılmasına gayret etmiş, üyelerini milli fikir ve ülküler konusunda yetiştirmiş ve yetiştirmeye de devam edeceğini söyledi.Millî ve manevi değerler ile ilgili olarak toplumun bilinçlendirilmesi ile birlik ve bütünlüğün pekiştirilmesi sağlanacaktır.

Kuruluş çalışmaları 1911 yılında başlamakla birlikte resmen 25 Mart 1912’de kurulan Türk Ocakları, bugün 86 şube ve 63 temsilcilik ile yurt içinde; 2 şube ve 2 temsilcilik ile de yurt dışında faaliyet gösteren, bir “kamu yararına çalışan dernek” durumundadır.”

 “TBMM’NİN KURULUŞU TÜRK OCAKLARININ ESERİDİR”

 Türk Ocakları Başkanı Öz, Müdafaa-i Hukuk Hareketi’nin kurulması, Kuva-yi Milliye girişimleri, Milli Mücadelenin başlaması ve en nihayet Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşunun Türk Ocakları’nın eseri olduğunu belirttiği açıklamasına şöyle devam etti:.

 “Türk Milliyetçiliği fikrinin yakın tarihteki en büyük başarısı Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşudur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk yeni Türk devletinin kuruluşunda en çok Türk Ocaklarına güvendiğini sık sık ifade etmiştir. Türk Ocaklarının kuruluşundan bugüne kadar hiç değişmeyen gayesi; Türk milletinin varlığı ile Türkiye Cumhuriyeti’nin milli ve üniter yapısını sonsuza kadar devam ettirmektir. Temel misyonu; milli kültürümüzü, milli kimliğimizi, milli tarihimizi ve ayrıca milletimize ait bütün değerlerimizi ve kutsallarımızı savunmak olan Türk Ocaklarına bugün dünden daha çok ihtiyaç bulunuyor.  Türk Ocağı,  Kurulduğu günden bu yana Milliyetçi ve Türkçü çizgisinden zerre taviz vermemiş ve bu görüşü destekleyen yayınları, programları, konferansları mütemadiyen sürdürmüştür. Adeta bu tür programları düzenlemeyi kendisine bir görev addetmiştir.  Edirne’de ise Türk Ocakları Yunan işgalinin sona ermesinden bir gün önce yani 24 Kasım 1922’de Türk aydınlarını örnek alan Edirneli gençler tarafından  “Edirne Türk Ocağı Derneği“  kurulmuş, Şehrimizin tarihi dokusu olan, Tarihi Türk Ocakları binasında faaliyetlerini sürdürmüştür.  Bugün ise Vakıflar 2. İş Hanı’nda bulunan Ocak Binamızda faaliyetlerimiz devam etmektedir.”

Komşuya tatlı para!

Bulgaristan’da Kapitan Andreevo Sınır Kapısı’nda görevli gümrük memurları, ülkeden çıkış yapmak üzere olan bir TIR’da yaptıkları kontrolde beyan edilmemiş 220 bin euro ele geçirdi.

Bulgaristan Gümrük Ajansı’ndan yapılan açıklamaya göre, Romanya’dan Türkiye’ye yük almadan seyir halinde olan çekici ve yarı römork, risk analizi sonucunda detaylı gümrük kontrolüne alındı.

Türk vatandaşı sürücü, gümrük görevlilerine beyan edilecek herhangi bir eşya taşımadığını ifade etti. Ancak araçta yapılan incelemede, sürücü kabinindeki üst yatakta bulunan bir seyahat çantası dikkat çekti. Çantanın içinde çeşitli çikolata ürünleri bulunduğu görülürken, ürünlerin altına gizlenmiş şekilde 50 ve 100 euroluk banknotlar halinde toplam 220 bin euro tespit edildi.

Olayla ilgili olarak soruşturma başlatıldığı, işlemlerin Haskovo Bölge Savcılığı Svilengrad birimi gözetiminde sürdürüldüğü bildirildi.

Kabirden toprak hırsızlığı iddiası!

Edirne merkez Yeniimaret Mahallesi’ndeki mezarlıkta bir kabrin üzerindeki toprakların kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce alınarak başka bir mezarda kullanıldığı iddia edildi.

Edilen bilgiye göre, fırsat buldukça ve özellikle de geride kalan Ramazan Bayramı nedeniyle bir vatandaş, ailesi fertlerinin gömülü olduğu Yeniimaret Mezarlığı’na gitti. Eşi ve oğluyla mezarın başına gelen vatandaş, boydan boya kabrin üzerindeki toprakların 20-25 santimetre çukur oluşacak şekilde alındığını gördü.

Olayın şokunu yaşayan vatandaş, mezarlıkta bekçilerinin bulunduğu, fakat giren çıkanın, ne kadar denetlendiğinin mezarın üzerinden alınan topraktan çok iyi anlaşıldığını belirterek şunları söyledi:

“Şu anda halen görevde olan belediye başkanı, yakınının kabrinin üzerinden toprak alındığını görse acaba ne hisseder ve ne yapar? Bunu kamuoyunun takdirine ve gereğini de Allaha bırakıyorum. Ramazan ayında bu yapılır mı? Sizin Allah’tan korkunuz da mı yok? Bu olay Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddelerine göre suç sayılmakta. Söz konusu olayla ilgili gerekli girişimlerde bulunacağım. Nedir bu rezillik?”

Filenin minik sultanları 4 maçla devam

ŞÜKRÜ PAŞA

İsmail DEMİRAY

Edirne 2025 2026 Eğitim Öğretim Yılı Mahalle Ligi Voleybol Minik Kız İl Birinciliği müsabakalarına 4 karşılaşma ile devam edilirken, geriye 16 karşılaşma kaldı.

İkinci dönem ara tatili nedeniyle programı bir hafta sarkan Voleybol Minik Kız İl Birinciliği müsabakalarına Mimar Sinan Spor Salonu’nda dün 4 karşılaşma ile devam edildi. 8. hafta programı dahilindeki 4 karşılaşmada Yüksel Yeşil İlkokulu, Lalaşahinpaşa İlkokulu, 75.Yıl İlkokulu ve Kadripaşa İlkokulu rakiplerini yenmesini bildi.

İLK TOPLU SONUÇLAR

Fevzipaşa İlkokulu 2-1 Gazi İlkokulu

Mustafa Necati İlkokulu 2-1 Mithatpaşa İlkokulu

Ticaret ve Sanayi Odası İlkokulu 2-0 İnönü İlkokulu (İnönü çıkmadı)

Ticaret Borsası İlkokulu 0-2 Tayakadın İlkokulu

LALA ŞAHİN PAŞA

İKİNCİ TOPLU SONUÇLAR

50. Yıl İlkokulu 2-0 Kurtuluş İlkokulu

Plevne İlkokulu 2-0 Kadripaşa İlkokulu

Vali Fahri Yücel İlkokulu 2-0 Şükrüpaşa İlkokulu

Lalaşahinpaşa İlkokulu 0-2 Yüksek Yeşil İlkokulu

ÜÇÜNCÜ TOPLU SONUÇLAR

Cumhuriyet İlkokulu 0-2 Mithatpaşa İlkokulu

Fevzipaşa İlkokulu 0-2 Mustafa Necati İlkokulu

Şehit Asım İlkokulu 2-0 Tayakadın İlkokulu

Ticaret ve Sanayi Odası İlkokulu 2-0 Ticaret Borsası İlkokulu

DÖRDÜNCÜ TOPLU SONUÇLAR

75.Yıl İlkokulu 2-0 Kadripaşa İlkokulu

50. Yıl İlkokulu 0-2 Plevne İlkokulu

Lalaşahinpaşa İlkokulu 0-2 Vali Fahri Yücel İlkokulu

Trakya Birlik İlkokulu 2-1 Şükrüpaşa İlkokulu

BEŞİNCİ TOPLU SONUÇLAR

Şehit Asım İlkokulu 0-2 Ticaret ve Sanayi Odası İlkokulu

İnönü İlkokulu 0-2 Ticaret Borsası İlkokulu (İnönü maça çıkmadı)

Gazi İlkokulu 2-0 Mustafa Necati İlkokulu

Cumhuriyet İlkokulu 0-2 Fevzipaşa İlkokulu

ALTINCI TOPLU SONUÇLAR

Yüksek Yeşil İlkokulu 1-2 Vali Fahri Yücel İlkokulu

Trakya Birlik İlkokulu 2-0 Lalaşahinpaşa İlkokulu

 75.Yıl İlkokulu 2-0 50. Yıl İlkokulu

 Kurtuluş İlkokulu 0-2 Plevne İlkokulu

YEDİNCİ TOPLU SONUÇLAR

İnönü İlkokulu 0-2 Şehit Asım İlkokulu (H)

Tayakadın İlkokulu 2-0 Ticaret ve Sanayi Odası İlkokulu

Mithatpaşa İlkokulu 0-2 Fevzipaşa İlkokulu

Gazi İlkokulu 0-2 Cumhuriyet İlkokulu

SEKİZİNCİ HAFTA SONUÇLAR

Yüksel Yeşil İlkokulu 2-0 Trakya Birlik İlkokulu

Şükrüpaşa İlkokulu 1-2 Lalaşahinpaşa İlkokulu

Kurtuluş İlkokulu 0-2 75.Yıl İlkokulu

Kadripaşa İlkokulu 2-0 50. Yıl İlkokulu

Muhteşem bir malumatfuruş: İ. Ortaylı

Ortaylı’nın vefatı sosyal medyada ciddi bir tartışma yarattı. Kamusal görünürlüğü fazla şahsiyetlerde sıkça karşımıza çıkar bu fakat Ortaylı’nınki bir başkaydı. Kendisine övgü düzmekte birbiriyle yarışanların, hayranlarının sosyal medyadaki paylaşımları sınır tanımadı. 

Ortaylı’nın “cahil/yarı cahil” etiketiyle aşağıladığı kümeden gelen methiyeler, ismiyle müsemma köşemizi haliyle tahrik etti ki bu yazıya sebeptir.

Elbette önce İlber Ortaylı’nın tarihçiliğinden başlamak gerekiyor.

Kendisi gibi muhafazakâr-mukaddesatçı Taha Akyol’un, Ortaylı’nın akademik çalışmalarını değerlendirdiği Karar gazetesi köşesinden yararlanalım (https://www.karar.com/yazarlar/taha-akyol/tarihciligimizde-ilber-ortayli-1607236)…

//…“mukayeseli tarih” alanında gerçek bir bilim otoritesidir. Öyle ya, tarihe hem Osmanlı arşivlerinden, hem Petersburg, Londra, Paris, Berlin, Kahire arşivlerinden bakmak başka oluyor. Ortaylı’nın doçentlik tezi olan Osmanlı İmparatorluğu’nda Alman Nüfuzu’nu yazmak için Osmanlı arşivlerinden başka Bonn, Londra ve Washington arşivlerinde çalışmış, bu dillerde geniş bir kaynak taraması yapmış olması tipik bir örnektir. Benim gözümde Ortaylı’nın en mühim eserlerinden biri, beş yüz küsur sayfalık Osmanlı İmparatorluğunda İktisadi ve Sosyal Değişim adlı kitabıdır.Kaynaklarına baktığımızda Osmanlı arşivlerinden başka İngilizce, Fransızca, Almanca ve Rusça kaynaklar da görürüz. 

Onun içindir ki, Ortaylı, ister popüler, ister resmi ideolojik olsun, bütün şablonlara hapsolmadan, olaylara birçok pencereden bakabilen büyük bir tarihçimizdir.

‘Ortaylı tarihçiliği’ni üç açıdan değerlendirmek mümkün…

– Arşiv çalışması ve araştırma… Bu işin araştırmacılık tarafı, bilim yönü…

– İkincisi ‘mukayeseli tarih’ perspektifi… Karşılaştırmalı tarih… Hamasetin ve ideolojinin boğduğu zihinlerimizde mutlaka ‘karşılaştırmalı tarih’ penceresi açmak lazım.

Ve Ortaylı’nın bence şah-eseri: İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı adlı bu kitabı, 1983’te yayınlandığından bu yana defalarca baskı yaptı. Osmanlı modernleşmesini, bunun iç ve dış faktörlerini anlamak için kesinlikle ‘anahtar kitap’ değerinde bir eserdir. Sadece verdiği bilgiler bakımından değil, bilhassa metodu ve getirdiği yorum (tefekkür) bakımından…

Tarihi zemin olarak Tanzimat’ın yer aldığı tarih kesiti şöyledir: Sanayileşen Avrupa, Osmanlı azınlıklarında uyanan milliyetçilik, Babıali’nin yani modern bürokrasinin hakimiyeti, merkeziyetçi reformlar, hukukun ve eğitimin laikleşmesi ve “reformcuların çıkmazı” gibi hayati önemdeki konular… Şöyle anlatır:

“19. Yüzyıl ortalarında Osmanlı İmparatorluğu’nun büyük kısmında demiryolu ve karayolu şebekesi yoktu. Bu Akdeniz imparatorluğunda deniz ulaşımı da büyük ölçüde yabancı kumpanyaların elindeydi. Ülkenin büyük kısmı otarşik bir üretim sistemi içindeydi veya ticaret bazı bölgelerin kendi arasında kalmıştı…”

Osmanlı modernleşmesi, böylesine zayıf, durgun, parçalı bir zeminde, ilkel bir ekonomik yapıda devleti reforme etme çabasıydı.

“Osmanlılar yeni çağın iktisadi, ticari uygarlığına adım atamamanın bedelini ödüyorlardı… Tanzimatın çaresiz devlet adamlarını sorumsuzlar ve gafiller olarak nitelemek mümkün değildir.”

Oysa solda Doğan Avcıoğlu, sağda Necip Fazıl, “tarihçilik” denilemeyecek yazı ve kitaplarında Tanzimat’ı emperyalizmin bir oyunu, bir yabancılaşma gibi gösterdiler.

Ortaylı, Tanzimat’ın önündeki “kaht-ı rical” yani yetişmiş adam kıtlığı, ekonomik zeminin çürüklüğü ve milliyetçilikler çağında çok-uluslu imparatorluğu devam ettirmenin aşılmaz zorluklarını da anlatır.//

Taha Akyol’un Ortaylı abartısına şaşıracak değiliz zira fikri paralellik mevcuttur…                           

Nitekim bunu satır aralarına Akyol’un serpiştirdiklerinde de görüyoruz. Örneğin Doğan Avcıoğiu ve Necip Fazıl “tarihçilik” denilmeyecek yazı ve kitaplarında Tanzimat’ı emperyalizmin bir oyunu, bir yabancılaşma gibi göstermelerini yanlış bulmaktadır. 

Sorunu Ortaylı’nın tezlerine yaslanarak “kaht-ı rical” yani yetişmiş adam kıtlığı, ekonomik zeminin çürüklüğü ve milliyetçilikler çağında çok-uluslu imparatorluğu devam ettirmenin aşılmaz zorluklarına bağlamaktadır.

Necip Fazıl’ın muhafazakâr kimliğinden dolayı emperyalizm okuması ile Doğan Avcıoğlu’nunki arasında tabii ki fark vardır. Ancak ikisinin emperyalizm hakkında yazdıklarını “tarihçilik” zemininde görmemek, Akyol’un Ortaylı “tarihçiliği”ne meftun halinin bariz bir yansımasıdır; çünkü sebep-sonuç ilişkisinden, maddi temelden yoksun çıkarımlardır.

Örneğin Balta Limanı Anlaşması ile Tanzimat’a giden yolun taşlarının nasıl döşendiğini görmezden gelmek, ya tarafgir bir tutumdur ya da popüler tarih yazımının cazibesine kapılmaktır.

Yetişmiş adam kıtlığı, ekonomik zeminin çürüklüğü, milliyetçilikler çağında çok-uluslu imparatorlukları devam ettirmenin aşılmaz zorlukları, tarihin o dönemindeki toplumsal devinimden ari ele almak, bilimsellikten de uzaktır.

Ortaylı iyi bir tarih araştırmacısı, anlatıcısı olabilir fakat altını çizdiğimiz hususlar açısından tarih felsefesinden uzak düştüğü de açıktır. Akyol da tabii…

Marksistleri Markizler diyerek asgarileştirmekten keyif alan Ortaylı’nın, akademik çalışmalarının tarih felsefesinden yoksun, tarihte olan biteni kaleme alan, kendince okumalarda/çıkarımlarda bulunan tarihçiliği sıradandır aslında. 

 “Suya sabuna dokunmadan” tarihçiliktir.

Marks’ın tarih yazımını idealist yaklaşımlar yerine maddi üretim ilişkilerine dayalı, “tarihsel materyalizm” zemininde ele alması, tarih felsefesinde bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Tarihi, üretim araçları ve sınıfsal temelde irdeler, toplumsal değişimlerin esas nedenini ekonomik yapı (alt yapı) bağlamında görür Marks.

Hikmeti sorgulanamaz kamusal bir figür muamelesi gören Ortaylı’nın iktidar ilişkilerinde mahir tutum davranışları da dikkat çekicidir.

2019 yerel seçimlerinde AKP İBB başkan adayı Binali Yıldırım’a verdiği katkı, Boğaziçi Üniversitesi’ne gelen Nureddin Yıldız’ı protesto eden ve tutuklanan öğrencilere destek eylemi gerçekleştiren Galatasaray Üniversitesi öğrencilerini susturmaya çalışması, “suya sabuna dokunmayan” tarihçiliği gibi iktidar- organik akademisyen ilişkisindeki yerini gösterir.  

Yaşamında bilimsel disiplin olarak tarihi popüler kılan Ortaylı’nın kendini ve kitaplarını iyi pazarladığı ve hikmeti sorgulanamaz kamusal bir figür mertebesine ulaştığı da bir gerçek. 

Örneğin, 9 dil bildiği sürekli öne çıkarılır. Taha Akyol da bu lüzumsuz ezbere takılmış.

Oysa Ortaylı, Almanca, İngilizce, Rusça, Fransça, İtalyanca ve Farsça bildiğini, Latinceyi az bildiğini, biraz Arapça bildiğini, İbranice’yle de uğraştığını söylemiştir.

Toplumumuzda: bilgiye ulaşma zahmetine pek katlanmadan böylesi meddahlar üzerinden bir şeyler öğrenmek, birkaç kitabını okuyunca da yılların boşluğunu kapattığını sanmak, bulunduğu ortamlarda edindiği bilgi kırıntıları ortaya dökerek itibar aramak yaygındır ve bildik insani zafiyetlerin yansımasıdır. Onlardan objektif ve derinlikli bir değerlendirme beklemek abesle iştigaldir.

Ortaylı bir prototiptir, çok var onlardan. Hiçbir güç odağıyla sorun yaşamayan, kitleleri aşağılamayı bir maharet sanan, üstelik “aydın” kategorisinde görülüp saygı duyulan başka kamusal figürler de var elbet. Mesela Celal Şengör de iyi bir malumatfuruştur. Bu aydın müsveddeleri sadece ülkemizde yok; çağımızın bir marazasıdır.

Düşündürücü olan, bu insanların yüceltilmesi, aşağıladıkları kitlelerce sorgulanamaz bulunması.

İlber Ortaylı videolarından örneklerle bitirelim yazıyı…

Kemalizm hakkında bakın neler diyor Ortaylı…

https://www.instagram.com/reel/DSPVxTjjDNz/?igsh=MWp2cW5pcmdiOTF5dg==

https://www.instagram.com/reel/DSPVxTjjDNz/?igsh=MWp2cW5pcmdiOTF5dg==

Hem de Fetullah Gülen’i defalarca ziyaret eden bir Kemalist…

Futbola ilgisi de vardı, Arda’ya sahip çıkın diyor…

https://www.instagram.com/reel/DWBu5G7jjRg/?igsh=OGc1MW00ZzJweXN1

https://www.instagram.com/reel/DWBu5G7jjRg/?igsh=OGc1MW00ZzJweXN1

Harem, padişahların genelevi değildir açıklaması da oldukça öğretici…

https://www.instagram.com/reel/DWHDnzFDG9M/?igsh=MTFpbjFxMmIzZHEyZA==

https://www.instagram.com/reel/DWHDnzFDG9M/?igsh=MTFpbjFxMmIzZHEyZA==

Üniversite öğrencilerini koruma kollama hassasiyeti de takdiri hak ediyor…

https://www.instagram.com/reel/DSRU6aQAQ6c/?igsh=NXo1c3N5NmRmY2tr

https://www.instagram.com/reel/DSRU6aQAQ6c/?igsh=NXo1c3N5NmRmY2tr

Vatan coğrafyasını kurtarmak için zeytin alanı tavsiyesi de ilginç…

https://www.instagram.com/reel/DV585PfjR2O/?igsh=amc3ZGZyMDl5M3U=

https://www.instagram.com/reel/DV585PfjR2O/?igsh=amc3ZGZyMDl5M3U=

Evet, renkli bir simaydı Ortaylı; iz bırakmıştır.

Allah taksiratını affetsin!

KONUKLARINIZIN SESİ 390

              ‘Ekonomiyle ilgili bazı genel bilgiler’ yazmaya niyetlenmiştim, karşı komşunun ilkokul üçüncü sınıfa giden oğlu geldi. “Erdal dede, ödevimi sizde yapabilir miyim?” diye sordu. Uygar’ı çok severim. Tek çocuk; buna karşın hiç şımarık değil. Anne, baba da Uygar’a doğru davranıyor: Gittiği ‘Başka okul mümkün’ okulunun kurulmasında anne öncülük etmiş. Evde de Uygar’a hem özgürlük tanınıyor, hem sınırlar belirli. Uygar da özel bir çocuk olarak büyüyor. Sözünü hiç sakınmıyor ama yanlışı açıklanırsa kabul ediyor. Uygar’ın YouTube kanalı bile var. Bunu hiç yardımsız yapay zekâya danışarak kendi kurmuş. Aramız iyi, bana da YouTube kanalı nasıl açılır anlatmıştı.

            Neyse, Uygar divana yerleşti, kucağına sert bir altlık verdim. Ödevini açtı.

            -Yardım istiyor musun? diye sordum.

            -Yok, kolay. Kendim yaparım diye yanıtladı. Ben de kendi çalışmama döndüm. Yan yanayız; bir yandan da Uygar’ın yanıtlarını izliyorum. Sorular şöyle: Birbirleriyle ilişkili dört kavram veriliyor ve bu dört kavramın çağrıştırdığı beşinci bir kavram isteniyor. Bir soru şöyle,

            Uygar’ın yanıtı ne? İşkence.

            -Öğretmene gösterecek misin?

            -Tabii.

            ‘Eğitim ve öğretim’le ilgili çok yazı yazmıştık. Uygar, tüm yazdıklarımızı bu sözcükle özetleyivermişti: İşkence…

             Sitemizde ilk ve ortaokula giden 18 çocuğumuz var. Her bayram, üzerinde isimleri yazılı renkli zarflar hazırlıyor ve içlerine bayram harçlıklarını koyuyor; ayrıca kendimiz simit, acıbadem kurabiyesi, … pişirip onları da renkli paketler içinde veriyoruz. Bayramda başka bir yere gitmeyenler gruplar halinde geliyorlar. Beşinci sınıfa giden Eda, üçüncü sınıfa giden kardeşi Baturalp ve ikinci sınıfa giden Zeynep Ada birlikte geldi. Söz arasında onlara Uygar’ın çağrışımını anlattım. Baturalp ayağa kalktı, bilgisayar masamın yanına geldi.

            -Bir kâğıdın var mı? İnternetten öğrendim. O yaz, yanına biraz aralıklı bir sonraki harfi yaz. Altına K ve bir sonrakini; onun altına U ve sonrakini; el alta da L ve bir sonrakini. Araya da ok koy ve oku.

            -Sonra Eda geldi; kalemi kâğıdı aldı. O da internetten öğrenmiş.

            –Okula giderken erken kalkıyoruz. Erken kalkınca uykusuz kalıyoruz. Uykusuz kalınca dersleri anlayamıyoruz. Dersleri anlayamayınca sınavlardan kalıyoruz. Sınavlardan kalınca annemiz kızar. Annemiz kızınca depresyona gireriz. Depresyona girince açlık grevi yaparız. Açlık grevi yapınca hastanelik oluruz. Sonuç aynı.

          Çocuklarımız acılarını mizahlaştırıyor. Bizim yetişkin usulü yazdıklarımız da farklı değil:

           Eskiden öğrenim-eğitim-erdirim vardı. Toplumcu bireyler amaçlayan erdirim de, çevresine saygılı bireyler amaçlayan eğitim de, bilgili bireyler amaçlayan öğrenim de unutuldu. Şimdi ‘Dindar ve kindar’ bireyler yetiştiriyoruz.

                                                                                                                                 Sağlıcakla, 

NESİLLERE YAZIK

“KÖPEK” derler, neye “KÖPEK” dediklerini bilmeden. O muhteşem masumları, taşlamayı, hoştlamayı öğrenmişler çünkü!..
Kimlerden mi öğrenmişler, “Bunları da Allah yarattı ve bizim bereketimize verdi.” demeyi akıl edemeyenlerden, tabi ki!..
“Yaratan’dan Ötürü,” demeyi, akıl edememişler; kutsal kitaplarını okuyup, onların bizim faydamıza zimmetli olduğunu öğrenememişler.
“KÖPEK” derler, neye “KÖPEK” dediklerini akıl edip bilmeden!..
BİZİ, HİÇ KİMSENİN SEVEMEYECEĞİ KADAR SEVEN, “KÖPEK” VAR İKEN,
NEDEN, HAYATI TEK BAŞINA YAŞAMAK İSTEYELİM Kİ?..
SİZİ, HİÇ KİMSENİN ÖZLEYEMEYECEĞİ KADAR HASRETLE BEKLEYECEK,
SİZ, EVE GELMEDEN BEŞ- ON DAKİKA ÖNCEDEN, HİSSEDİP, KAPIYA KOŞUP, ÖLESİYE ÖZLEMLE KARŞILAYACAK,
SİZİ, HİÇ BİR ÇIKAR VE KOŞULSUZ, SADECE SİZ OLDUĞUNUZ İÇİN, SİZİ ÖLESİYE SEVECEK BAŞKA BİRİNİ ASLA BULAMAYACAĞINIZ İÇİN…
EVDE YANIBAŞINIZDAYKEN BİLE, ELİNİZİN KOKUSUNA, SESİNİZE, VARLIĞINIZA HASRET, BAŞKA SADIK DOST BULAMAYACAĞINIZ İÇİN…

“ BİZİ SEVMEYE, KUCAKLAMAYA HASRET, KÖPEK, KEDİ” VARKEN, NEDEN YALNIZ YAŞAMAYI SEÇELİM Kİ?..

Kuran’ı Kerim. Sure 23/Ayet 21:
Hayvanlarda sizin alacağınız dersler vardır. Onların karınlarından size içiririz. Onlarda sizin için birçok faydalar daha vardır; etlerinden de yersiniz.