Zafer Partisi Edirne İl Başkanı Serkan Konak, Yunanistan’ın Batı Trakya Türklerinin seçtiği müftüleri tanımayarak ihlal ettiği Lozan’ı eğitim haklarını da peyder pey ellerinden alarak ihlal ettiğini, 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde 8 Türk azınlık okulunun daha Yunan Devletince kapatıldığını bildirdi.
İl Başkanı Konak, “Lozan Barış Antlaşması, Batı Trakya Türk Okullarının Kapatılması ve Heybeliada” başlıklı yazılı açıklamasında şunları kaydetti:
“Mustafa Kemal Atatürk’ün deyişiyle ‘Türk Milleti için siyasi bir zafer teşkil eden ve mazlum bir milletin haklarını tanıtan ilk belge’ olan Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanışının 103. yıl dönümündeyiz. Kutlu olsun!
Lozan Barış Antlaşması’nın 40. maddesine göre; ‘Batı Trakya Türk Toplumu harcamaları kendilerince yapılmak üzere, her türlü yardım, dinsel ya da sosyal kurumları, her türlü okul ve benzeri öğretim ve eğitim kurumları kurma, yönetme ve denetleme ve buralarda kendi dillerini özgürce kullanma ve dinsel törenlerini serbestçe yapma bakımından eşit bir hakka sahip bulunmaktadırlar’.Lakin Yunan Devleti Batı Trakya Türklerinin seçtiği müftüleri tanımayarak ihlal ettiği Lozan’ı eğitim haklarını da peyder pey ellerinden alarak ihlal etmektedir. Nitekim 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde 8 Türk azınlık okulu daha Yunan Devletince kapatılmıştır.
Yunan Devleti’nin Batı Trakya Türklerinin eğitim ve öğretim hakları üzerinde yıllardır uyguladığı politika açıkça sistemli bir tasfiyenin yapıldığını göstermektedir. Bugün Rodop’ta nüfusun %55’ini, İskeçe’de %45’ini ve Meriç’te de %10’unu Türklerin oluşturmasına rağmen dili Türkçe olan anaokullarının açılmasına izin verilmemektedir. Bugün Batı Trakya’da bir tane bile Türkçe eğitim veren anaokulu yoktur.
Özel ve özerk Türk okullarının idaresi ve işleyişi velilerin oylarıyla seçilen üç kişilik encümen heyetinin görevidir. Yıllar içinde uygulanan sistematik politikalar ile encümenlerin yetkileri tırpanlanmıştır. 2002 yılındaki bakanlık kararı ile bu yetki toptan kaldırılmıştır.
1923’te tanımlanan, Türk okullarının özerk bir biçimde yönetilmesi hakkı Batı Trakya Türklerinin ellerinden alınmıştır.
Yunan Devleti Batı Trakya Türklerinin eğitim özerkliğini yıllardır tahrip ederken iddiaya göre Ak Parti Hükümeti de Heybeliada Ruhban Okulu’nu açmaya hazırlanmaktadır.
Bize göre Fener Rum Patrikhanesi sorunu, bir din ve ibadet özgürlüğü konusu değil jeopolitik ve stratejik bir konudur. Heybeliada’nın açılması Rum Ortodoks papazlarının eğitilmesi mevzusu değildir. Asıl mesele Patrikhanenin ‘Ekümenik’ bir yapıya dönüştürülüp dünya çapında din adamlarının yetiştirildiği ve uluslararası ağları yönetebildiği bir merkeze eriştirilmesidir. 2007 Yargıtay kararına göre; ‘Patrikhane’nin egemen bir devlet içinde egemenlik hakkı iddia edemeyeceği ve tüzel kişiliğinin sadece dini sınırlarla çevrili olduğu’ hükme bağlanmıştır.
Heybeliada Ruhban Okulu’nun eğitim faaliyetleri 1971 yılında Anayasa Mahkemesi’nin ‘tüm özel yüksekokulların devlet denetimine girmesi veya kapatılması’ yönündeki kararı sonrası, Patrikhane’nin ‘okulun devlet üniversitesine bağlanmasını reddettiği için’ durdurulmuştur. Türk Devleti’nin kanunlarına tabi olmayı reddeden ve sözde ‘Ekümenik’ sıfatını kullanmaktan geri durmayan Patrikhane’nin Ruhban Okulu’nun açılması isteğinin yerine getirilmesine hazırlık yapılmasının sebebi nedir? Okulun statüsü olacaktır?
Edirne Milletvekili Fatma Aksal, geçtiğimiz günlerde yapmış olduğu sosyal medya paylaşımında Batı Trakya’daki Türk okullarının kapatılmasını eleştirmiş ve uygulamanın ‘kabul edilemez’ olduğunu vurgulamıştır. Hal böyle iken Sayın Aksal’ın Ruhban Okulu’nun açılması ile ilgili ne düşündüğü merak konusudur.
Bilinmelidir ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni her gittiği ülkede şikâyet eden Patrik Bartholomeos’un tek muhatabı Türkiye Cumhuriyeti Fatih Kaymakamlığı’dır.”
DR. SADIK AHMET
Zafer Partisi Edirne İl Başkanı Serkan Konak, yayımladığı bir mesajla ölümünün 31. yıldönümünde Dr. Sadık Ahmet’i andı. Konak mesajında unlara yer verdi:
“Bugün Batı Trakya Türklüğünün unutulmaz lideri, hak ve özgürlük mücadelesinin mümtaz ismi Dr. Sadık Ahmet’in vefatının 31. yıldönümüdür. Hüseyin Nihat Atsız’ın dediği gibi, ‘Şu öksüz Türklüğünü bin cihana değişmeyen’ Dr. Sadık Ahmet’i ebediyete irtihalinin yıl dönümünde minnet ve şükranla yad ediyoruz.
Ömrünü Batı Trakya Türklerinin kimliklerini, dillerini ve temel haklarını savunmaya adayan Dr. Sadık Ahmet, her türlü baskı ve zulme karşı ilke ve inançlarından taviz vermeyerek mücadele etmiş, Batı Trakya Türklüğünün davasını nesillere ilham veren bir anlayış ile savunmuş ve hepimize miras bırakmıştır.
Dr. Sadık Ahmet’i anmak yalnızca ölen birini anmak değildir. Dr. Sadık Ahmet’i anmak Batı Trakya’daki Türklük davasını hatırlamak, sahip çıkmak ve de bu uğurda mücadele etmektir.
Bıraktığı miras bizlere rehber olduğu gibi gelecek nesillere de ilham kaynağı olacaktır. Allah rahmet eylesin.”
