Edirne Sporcu Eğitim Merkezi (SEM) ve DSİ Spor Kulübü yüzme sporcusu Toprak Topatan, Slovenya’nın Ljubljana kentinde düzenlenen Central European Countries Meet müsabakalarında önemli dereceler elde etti.
Toprak Topatan, müsabakalarda 1500 metre Serbestte ikinci olma başarı gösterirken, 400 metre Serbestte de üçüncü oldu.
Edirne Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, paylaşımında Toprak Topatan’ı, “Ay-yıldızlı forma altında ülkemizi başarıyla temsil ederek ilimize büyük gurur yaşatan sporcumuzu, antrenörlerini ve emeği geçen herkesi tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz” ifadeleriyle kutladı.
Tenis & Su Sporları Kulübü, 18 Yaş Altı Türkiye Takımlar Şampiyonası Marmara Bölgesi Grup Müsabakaları’ndaki başarılı performansıyla Türkiye Şampiyonası’nda mücadele etme hakkı kazandı.
Edirne Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, “18 Yaş Altı Türkiye Takımlar Şampiyonası Marmara Bölgesi Grup Müsabakaları’nda ilimizi temsil eden Tenis & Su Sporları Kulübümüz, başarılı performansıyla grubunu geçerek Türkiye Şampiyonası’nda mücadele etme hakkı kazanmıştır.
Edirne ve Kırklareli’nden katılım sağlayarak takımımız adına özveriyle mücadele eden sporcularımız Adnan Ömer Orcan, Nesil Savran ve Emir Göçer’i tebrik ediyor, Türkiye Şampiyonası’nda başarılar diliyoruz” ifadelerine yer verildi.
Mutlak butlan yönetimi tarafından görevinden alınan CHP Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, inandıkları ilkeler doğrultusunda Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında artık siyaset yapma imkânının ortadan kaldırıldığına üzülerek tanıklık ettiklerini belirterek, bu nedenle, büyük bir üzüntüyle Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğinden istifa ettiğini açıkladı.
Balkanlı yaptığı açıklamada, “Seçilmiş CHP Edirne İl Başkanlığı görevimden yönetim kurulu ile birlikte mutlak butlan yönetimi tarafından, Cumhuriyet Halk Partisi Tüzüğü’ne açıkça aykırı, hukuksuz bir şekilde görevimizden alınmamız, yalnızca şahsıma yönelik bir tasarruf değildir. Bu karar; örgütümüzün iradesine, üyelerimizin sandıkta ortaya koyduğu demokratik tercihe ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin köklü demokrasi geleneğine yapılmış açık bir müdahaledir” diyerek şunları kaydetti:
“Bu nedenle, mutlak butlan yönetiminin aldığı kararları kabul etmiyor, tanımıyor ve meşru görmüyorum.
Cumhuriyet Halk Partisi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu 103 yıllık baba ocağıdır. Bu gerçek, benim için dün de değişmedi, bugün de değişmedi, yarın da değişmeyecektir. Yaşamım boyunca Atatürk ilke ve devrimlerine, Cumhuriyet’in temel değerlerine, demokrasiye, laikliğe, sosyal demokrasiye ve hukuk devletine bağlı kaldım ve yaşam biçimim oldu.Bundan sonra da aynı kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğim.
Ne yazık ki bugün gelinen noktada, parti içi demokrasiyi ve örgüt iradesini yok sayan bir anlayış hâkim kılınmak istenmektedir. Üyelerin ve delegelerin özgür iradesiyle seçilmiş yöneticilerin, hukuki süreçler gerekçe gösterilerek görevlerinden uzaklaştırılması; demokrasiyi güçlendirmez, aksine zedeler. Hukuk; adaleti sağlamak, temel hak ve özgürlükleri korumak için vardır.Demokratik meşruiyetin tek kaynağı; üyelerin, delegelerin ve milletimizin özgür iradesidir.
Bu anlayışın sonucunda, inandığımız ilkeler doğrultusunda Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında artık siyaset yapma imkânının ortadan kaldırıldığına üzülerek tanıklık ediyoruz.
Bu nedenle, büyük bir üzüntüyle Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğinden istifa ettim.
Bu kararım, Atatürk’ün kurduğu partiye ve onun değerlerine sırt çevirmek anlamına gelmemektedir. Tam tersine; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanet ettiği Cumhuriyet değerlerine, demokrasiye ve halkın iradesine sahip çıkma kararlılığımın bir sonucudur.
Siyasi mücadelemi, hangi konumda olursam olayım seçilmiş Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in liderliğinde kurulacak yeni siyasi partide sürdürme kararı aldım. Atatürk’ün gösterdiği çağdaş uygarlık hedefinden, hak, hukuk ve adalet mücadelemizden, laik ve demokratik Cumhuriyet idealinden bir milim geri adım atmadan asla vazgeçmeyeceğim.
Benim mücadelem hiçbir zaman koltuk,makam veya unvan mücadelesi olmamıştır. Mücadelem; örgüt iradesini, demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, sosyal adaleti ve halkın egemenliğini savunma mücadelesidir. Bundan sonra da aynı inanç, aynı cesaret ve aynı kararlılıkla yol yürümeye devam edeceğim.
Bugüne kadar omuz omuza mücadele ettiğimiz tüm yol arkadaşlarıma, üyelerimize, delegelerimize ve bize güvenerek destek veren Edirneli hemşehrilerimize yürekten teşekkür ediyorum.
İnanıyorum ki hiçbir hukuksuzluk, hiçbir antidemokratik uygulama halkın iradesinden güçlü değildir. Mücadelemiz bitmemiştir. Mücadelemiz; Seçilmiş Genel Başkanımız sayın Özgür Özel’in liderliğinde cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu ile birlikte ,cumhuriyet’e, demokrasiye, örgüt iradesine ve Atatürk ilke ve devrimlerine bağlılıkla, yeni bir yolda aynı umut ve kararlılıkla devam edecektir.”
Cumhuriyet Halk Partisi Edirne 22. dönem milletvekili, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan’ın amcası Nejat Gencan, “Tarihin doğru tarafında durulması gereği seçilmiş genel başkanımızın yol göstericiliğinde ilerlemek üzere yeni bir oluşuma destek vermek için bu yola çıktık” diyerek yarım asır önce üye olduğu partisinden istifa etti.
Gencan de sosyal medya hesabından gerçekleştirdiği paylaşımına istifasına ilişkin ekran görüntüsünü de ekleyerek şunları kaydetti:
“Cumhuriyet Halk Partisi’nde üye olarak 1976 yılında başlayan yolculuk İl Gençlik Kolu Başkanlığı, 1992de yeniden açılan CHP Edirne Merkez İlçe kurucu üyeliği, sonrası CHP Edirne Merkez İlçe başkanlarında bulundum. 2001 yılındaki kongrede il başkanlığına seçildim.2002 yılında ön seçim sonucu milletvekili adayı oldum. Edirne ilinden üç milletvekili olarak parlamentoya girme hakkı elde ettik.2002-2007 yılları arasında Edirne ilini temsil görevimi en iyi şekilde yaptığıma inanıyorum .2007 yılından sonra iki dönem il başkanlığı görevini yapan biriyim.Vermiş olduğum emeklerime rağmen çok sevdiğim Cumhuriyet Halk Parti üyeliğimden istemeyerek ayrılmak zorunda bırakıldık. Tarihin doğru tarafında durulması gereği seçilmiş genel başkanımızın yol göstericiliğinde ilerlemek üzere yeni bir oluşuma destek vermek için bu yola çıktık. Ülkemiz ve kurulacak partimiz İçin yürüyelim arkadaşlar. Sevgilerimle.”
SADİYE HOCAOĞLU VEFAT ETTİ Merhum Rıza Hocaoğlu’nun eşi, Kayıs ve Behire Hocaoğlu’nun anneleri Sadiye Hocaoğlu 85 yaşında vefat etti. Merhume dün Eski Camide ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.
HALİL DOĞAN VEFAT ETTİ Karaağaç Mahallesi sakinlerinden Şehriban Doğan’ın eşi, Hayrullah Muhammet Doğan ve Kıymet Barış’ın babaları Halil Doğan 82 yaşında vefat etti. Merhum dün Karaağaç Yeni Camide kılınan öğle namazının ardından Karaağaç Mezarlığında toprağa verildi.
SERHAT YANYACI VEFAT ETTİ Sema ve Ömür Yanyacı’nın oğulları, Nesrin ve Salih Yanyacı’nın kardeşleri Serhat Yanyacı 22 yaşında vefat etti. Merhum dün Akmescit Camiinde kılınan öğle namazının ardından Bademlik Mezarlığında toprağa verildi.
CEMAL MUTNE VEFAT ETTİ Abdurrahman Mahallesi sakinlerinden Ruşen ve Ertan Mutne’nin babaları, Mira, Kayra, Ebru ve Ahmetcan Mutne’nin dedeleri Cemal Mutne 84 yaşında vefat etti Merhum dün Yeşilce Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.
AYŞEN ÇAPUNAMAN VEFAT ETTİ Merhum Hacı Kamil Yirmibeşler’in kızı, Halil Çapunaman’ın eşi, Nurgül ve Neşe’nin anneleri, Yavuz Yirmibeşler’in ablası Ayşen Çapunaman 81 yaşında vefat etti. Merhume dün Alaca Camide kılınan öğle namazının ardından Yeniimaret Mezarlığında toprağa verildi.
Türkiye Otelciler Birliği Edirne Temsilcisi Gökhan Balta, tatillerini geçirmek için Türkiye’ye gelen gurbetçilerin, kente giriş sayılarında son yıllarda büyük düşüş yaşandığını, çözümün kurum ve kuruluşların empati yaparak, turistin ihtiyaçları doğrultusunda hareket etmelerinden geçtiğini söyledi.
Birliğin Edirne Temsilcisi, turizmci Balta, 22 Haziran’dan itibaren, tatillerini geçirmek üzere Türkiye’ye gelişleri başlayan gurbetçi sezonunu değerlendirdi. Kentte, önceki yıllardaki gibi yoğunluğun yaşanmadığını, sezonun durgun geçtiğini söyleyen Balta, kurum ve kuruluşların empati duygusuyla hareket edip, turistin ihtiyaçlarına göre planlamalar yapmaları gerektiğini dile getirdi.
‘SEZON SÖNÜK GEÇİYOR’
Sezonun sönük geçtiğini dile getiren Balta, “2026 sezonu Avrupa’da yaşayan Türkler açısından ve Edirne’de yaşayanlar olarak ikisini birleştirdiğimiz zaman biraz sönük geçiyor. Bunun tabii çeşitli sebepleri var. Temmuz ayının 20’sine geldik. Ortasını da geçtik. Bir önceki yıllara baktığımız zaman daha yoğun, daha kalabalık, daha hızlı süreçler yaşanmıştı. Ama giriş sayılarında çok önemli olmasa da düşüş var ama şehre giriş sayılarında büyük düşüşler var. Bunun çeşitli etkenleri var. Türkiye’nin ekonomik durumu Avrupa’dan da izlendiği için Avrupa’da yaşayan bir çok Türk vatandaşımız tatil planlarını Avrupa’nın başka yönlerine kaydırdı. Bunun dışında oldukça hızlı geçişler sağlanmaya başladı. Gümrükte fazla beklenmemesi, bu da şehirdeki konaklamayı ve şehre girişi etkilemeye başladı. Çok hızlı geçişler var çünkü. Orada uzun süreli beklemeler çok yaşanmıyor. Ülkeye girer girmez de insanlar hızlıca memleketlerine en yakın noktalara kadar ilerliyorlar” dedi.
‘YÜZDE 1’İ ANCA ŞEHRE GİRİYOR’
Şehrin çok önemli eksiklikleri olduğunu söyleyen Balta, “Bizim şehri olarak da bu konuda çok önemli eksiklerimiz var. Yıllardır dile getirdiğimiz eksikler var. Kamu görevlilerinin yapması gerekenler var. Şehrin ileri gelen sivil toplum kuruluşlarının yapması gerekenler var. Özel sektörün yapması gerekenler var. Bunların bir çatı altında toplanması gerekiyor. Ama maalesef bunları bir türlü başaramıyoruz. Temmuz ve Ağustos ayları Kırkpınar ve Kakava var şenliklerinin iki ay sürdüğünü düşünün, öyle bir durum bu. Kırkpınar ve Kakava’da konaklamalar birer gecelik ama Avrupa’da yaşayan Türklerin ülkemize gelişlerinde 60 günlük konaklama yapılıyor. Dolayısıyla Kırkpınar’a ve Kakava’ya verilen önemin kat ve kat fazlasının verilmesi gerekiyor. Otoban yolunun yapımından sonrasında bu durum vatandaşlarımızın Türkiye’ye girdikten sonra şehre girişlerini etkiledi. Onları etkileyecek bir durum olmadığı için birçoğu pas geçiyor. Yani yüzde 1’i anca şehre giriyor” diye konuştu.
‘İLK BAŞTA VİTRİN KİRLİ’
Kurum ve kuruluşların, empati yaparak hareket etmesi gerektiğine vurgu yapan Balta, “Burada en önemli nokta empati duygusudur. Ben bunu sürekli söylerim. Ben 2 bin kilometre yol yaparken neye ihtiyacım oluyor? Kendi memleketime geldiğim zaman ne yapmak istiyorum? Bunları gelecek olan yurttaşlarımızın ihtiyaçlarını görerek hareket etmek gerekiyor. Biz kendi kendimiz bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Kendi kendimize bir şeyler yapalım ama mantıklı yapmak gerekiyor ve bunu sadece bir kuruma yüklemek de doğru bir şey değil. Bunu sadece vali beye söyleyeyim vali bey yapsın, bu doğru bir şey değil. Burada STK’lar var, esnaf odaları var, ticaret odası var, belediye var. Her türlü kurum var, özel sektör var. Herkes bir arada olacak ki yapılacak olanları ta kapının ağzından, şehrin çıkışına kadarki olan noktalarda belirleyeceğiz. Şu anda herkes Bulgaristan’dan giriş çıkış yapıyor. Bir göz ucuyla bir bakın. İlk gördükleri şey ne? Kapıdan çıktıktan sonra sağ tarafta camimizi görüyorlar. Orada bir duruyorlar. Oradan çıkarken çıkış noktasını hiç gördünüz mü? Yol bozuk. Asfalt bitmiş. Arabalar böyle sallana sallana ana yola geçiyor. O şekilde ülkeye giriyorlar. İlk başta orayı düzeltin. Vitrinini temizleyin, camlar kirli” şeklinde konuştu.
Kapıkule yolundaki tabela kirliliği oluştuğunu da belirten Balta, “Otoban ayrımına yaklaşıncaya kadar da tabela kirliliğinden kurtarın bu şehri. Orada önüne gelen, kafasına göre tabelalar koymuş, tabela kirliliği yaratılmış. Yani bir temizlik olsun, şehri anlatan şehri kısa cümlelerle insanların ilgi çekeceği bir yönlendirme olması gerekiyor. Sadece herkesin bildiği o Sarıbayır ayrımına kadar değil. Bunlar planlanarak, düzenlenerek yapılabilecek şeyler. Aslında çok büyük maliyetler de değil. Biz buradan İstanbul’a giderken öyle reklam tabelaları var ki insanın içini çekiyor. Orada bir tane ‘kahve molası’ diyor. Aklınıza düşüyor, bir benzin istasyonuna giriyorsunuz ve kahve içiyorsunuz. Bu seviyede insanların algısını tetikleyecek tanıtımlar lazım. İhtiyaca yönelik bir yönlendirme ve tabela işi gerekiyor. Bununla bitmiyor olay. Şehir merkezindeki otopark problemi, yönlendirmeler. Bunlar bizim misafirimiz. Biz evimize misafiriz çağırıyoruz. Misafire nasıl davranmak gerekir? Türk kültüründe nasıl davranmak gerekir? Misafiri kazıklamayacağız. Evimize gelen misafire kötü yemek vermeyeceğiz. Arabasını düzgün park ettireceğiz. Bu empati duygularıyla bu planlamaları yapmalıyız. Esnafın da buna göre bakması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
‘ÖNÜMÜZDE ALTIN MADENİ AKIYOR, BİZ BAKIYORUZ’
Saros Körfezi’nde başlanan planlamada da geç kalındığını söyleyen Balta, “Saros Körfezi’nde yapılan planlamalarda çok geç kalınıyor. Buradaki sıkıntı şu. Sezon kısa. Sezonun kısalığı uzunluğu size bağlı. Dünyanın birçok şehrinde denizi olmayan yerler var. Kanada’ya gidiyorsunuz. Kanada’nın mevsimi ne kadar? Toplasanız bir ay denize girme mevsimi vardır ama beş yıldızlı otellerle doludur. Dedeağaç’a gidin. Karşı kıyı. İçindeki kaç tane beş yıldız tesis var? Tatil köyü var. Kordon boyları var. Düzenlemesi var. Bir şehircilik planlama var. Yat limanı var. Enez gibi bir alanda ‘istemeyiz’ deyip, doğal kalsın derseniz, o zaman doğal kalsın, hiçbir şey yapmayın. Çadırla gelsin, pisliğini bıraksın. gelsin, pisliğini bırak, onu yapsın. Sen bakımını yapma. Betondan doğan bir yer olsun. Önüne gelen işte kafasına göre bungalov koysun. Ben bir turizm yatırımcısı olarak orada bir tesis yapmayı tabii ki isterim. Benim çevremdeki insanlar tabii ki isterler ama altyapısını kurmadan olmaz. Biz ilk önce tesis yapıyoruz, altyapıyı sonra getiriyoruz. Turizm böyle yapılmaz. Gurbetçinin birçoğu şu anda Ege’ye, Akdeniz’e de inmiyor. Çünkü otel fiyatları çok pahalı. Adam memleketine gidiyor, memleketine, anasını, babasını görüyor. Dönerken de birkaç gün bir yerde kalıyor, sonra dönüş yapıyor Yani önümüzden altın madeni akıyor biz bakıyoruz. Yapacak bir şey yok” dedi.
Kendi kendini temizleyebilen yapısı ve el değmemiş doğasıyla “Ege’nin İncisi” olarak bilinen Saros Körfezi’nde olağanüstü denizanası popülasyonu bulunduğu, berrak denizin denizanaları tarafından işgal edilmiş durumda olduğu bildirildi.
Facebook’ta “Saros Gönüllüleri” sayfasının yöneticisi Gülçin Cengiz Özgül, denizanalarını gösteren bir video görüntüsünü de eklediği paylaşımında, “Saros’ta olağanüstü bir denizanası popülasyonu var. Kıyılar-açıklar denizanaları tarafından işgal edilmiş durumda…” diyerek şunlara yer verdi:
“O kadar çoklar ki dokunmadan yüzmek olanaksız. Defalarca temas etmemize rağmen herhangi bir sokma, kızarma, alerji, ağrı vs. yaşamadık.
Deniz ekosistemi için de zararsızlar mı?İşte bunu bilmiyoruz. Bunlar neyle besleniyorlar, nasıl ürüyorlar, neden bu kadar çoklar bilmiyoruz. Bunlar iyi günlerimiz mi, üreme hızları bu denli yüksekken önümüzdeki aylarda, yıllarda varlıkları yüz milyonları bulacak mı kestiremiyoruz. İstilacı bir tür mü bilmiyoruz. Bunların varlığı denizimizdeki hangi türler için tehdit, bilmiyoruz.
Nereden türediler, nereden geldiler bilmiyoruz ama şüphelerimiz var. Yetkililere soruyoruz. Bunlar neyin nesi? Araştırdınız mı, üniversitelere sordunuz mu, eylem planınız var mı?
Saros sahipsiz mi?
Yok mu bu Saros’u kurtaracak?
Adilhan’dan Onur Bey durumu bir video ile dile getirerek hepimiz adına endişe ve sorularını iletiyor.”
Gülçin Cengiz Özgül’ün sözünü ettiği videoda “Onur Bey” olarak andığı isim şunları anlatıyor:
“Sevgili doğa severler, Saros severler, Saros gönüllüleri, Saros aşıkları. Burası Adil Han. Saros’un en bakir noktalarından biri. Arkamız orman, önümüz deniz. Denizde de kimsecikler yok. Biz eskiden burada denize giremezdik. Deniz kestanelerinden denize giremezdik. Deniz çayırlarından denize giremezdik. Aralardan derelerden buranın halkının bildiği bir kısım yollar vardı. O yollardan girerdik ve terliksiz mümkün değil giremezdik. Ayaklarımız haritaya dönmüştü. Şimdi hiç burada deniz kestanesi kalmadı. Eskiden biz deniz patlıcanı görürdük, deniz yıldızı görürdük. Onları görmek mümkün değil. Deniz kestanesini de görmek mümkün değil. Eee şimdi pek denize giremiyoruz. Şimdi de denizanasından denize giremiyoruz. Görüyor musunuz denizimizi? Özellikle gölgelere bakmanızı rica ediyorum. Her yer denizanası. Silme denizanası. Deniz kestane kadar temiz denizin nişanesi ise denizanası da bildiğim kadarıyla bir o kadar pis denizin nişanesi. Saros’umuz çok kısa süre içerisinde nasıl bu hale geldi? Ben yaklaşık kırk yıldır hemen her yaz Saros’a gelirim. Bir sene daha yapmıştı bundan yaklaşık 20 sene kadar evvel denizanası. Ağustos olunca bunların hepsi kaybolmuştu. Hatırlıyorum. Ama bu kadar. Şimdi bu beyaz dolma biber büyüklüğünde tipi de dolma bibere benziyor ve denizanası popülasyonu hiç kimse gündem yapmıyor. Ben gündem yapayım istedim. Şimdi tabi üç dört sene evveline kadar buraya deniz kestanesinden denize giremiyorken şimdi denizanasından denize giremiyoruz. Lütfen gölgelere bakınız. Bunun sebebi ne ola? N değişti de burada artık? Biz denizanalarıyla mücadele etmek durumunda kalıyoruz. Ne değişti. Bir düşünün bakalım. Ne geldi buraya? Saros’da nasıl bir değişiklik oldu? Şu son üç dört senede. Ben şu soruyu sorayım. Cevapları yorumlara bekliyorum. Haydi kalın sağlıcakla.”
HER RENGİ VAR
Facebook’ta “İncikum Sahili” isimli sayfada da aynı konuya ilişkin olarak şöyle denildi:
“Gelmeye başladılar,bu sene göç yolu körfezden geçiyor.Her rengi var. Oldukça zehirlidirler,dokunursanız çok canınızı yakar,yanık acısı gibidir,ölüsüne bile dokunmayın. Elinizi kimseye sürmeyin. Sakın kendinize çıplak elle dokunmayın, kaşımayın, ovalamayın alanı genişletirsiniz. Asla tatlı su ile tahriş bölgesini yıkamayın acıyı iki kat arttırır. 45-50 derece sıcak deniz suyu ile yıkayın, kredi kartı gibi bi aparatla tahriş bölgesini kazır gibi temizleyin. Karbonatı tuz gibi bölgeye serpin, 30 saniye sonra tekrar sıcak su ile temizleyin. Elma sirkesi ile bölgeyi dezenfekte edin. Geçmiyorsa sağlık kuruluşuna gidin.Acı en az 3-4 saat sürer. Bu uygulamalar sadece acıyı azaltır.”