Yazar arşivleri: Mehmet ŞELECİ

Filiz Gencan Yeni Parti’de!

Olgay GÜLER

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) istifa ederek Özgür Özel önderliğinde kurulan Yeni Parti’ye geçeceğini açıkladı.

CHP’de yaşanan ‘mutlak butlan’ sürecinin ardından Özgür Özel’in önderliğinde, 91 milletvekilinin katılımıyla Yeni Parti kuruldu. Süreç içerisinde butlan yönetiminin görevden aldığı CHP Edirne il başkanı Yücel Balkanlı ve ilçe başkanı Volkan Akgüngör, partilerinden istifa ederken, CHP’li belediye başkanı Filiz Gencan’ın ne yapacağıysa merak konusu oldu. Gencan, günlerdir süren sessizliğini bozdu.

Gencan, gazetemize yaptığı açıklamada, seçilmiş il örgütü, belediye başkanları, belediye meclis üyeleri, il genel meclis üyeleri, kadın ve gençlik kollarıyla birlikte partilerinden istifa edeceklerini ve Atatürk Anıtı’ndan başlayıp Yeni Parti’nin yeni il başkanlığı önünde gerçekleştirilecek basın açıklamasıyla partiye katılacaklarını söyledi. Program Çarşamba günü saat 18.00’da Atatürk Anıtı’nda başlayacak.

En çok proje tarımda

Olgay GÜLER

Edirne Valisi Yunus Sezer, kentte 2026 yatırım programında küçük, orta ve büyük ölçekli 308 proje yer aldığını, bunların toplam maliyetinin ise 99 milyar TL olduğunu açıkladı.

Edirne Valisi Yunus Sezer başkanlığında, kamu yatırımlarının görüşüldüğü İl Koordinasyon Kurulu, 2026 yılı ikinci dönem toplantısını gerçekleştirdi. Toplantıya Vali Sezer’in yanı sıra, Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Cenk Ergüden, vali yardımcıları, kaymakamlar ile kamu kurum ve kuruluş temsilcileri katıldı.

’99 MİLYAR DEĞERİNDE 308 PROJE’

Vali Sezer, toplantının basına açık kısmında yaptığı açıklamada, kentte devam eden kamu yatırımlarıyla ilgili bilgi verdi. Sezer, “Kamu kuruluşlarımızın 2026 yılı yatırım programlarında küçük, orta ve büyük ölçekli 308 proje yer almaktadır. Bu projelerin toplam bedeli yaklaşık 99 milyar TL’yi bulmaktadır. Bu projeler için önceki yıllarda 42 milyar TL harcanmış, 2026 yılında da 15 milyar TL ödenek kullandırılması öngörülmüştür. İkinci yatırım dönemi sonuna kadar yapılan çalışmalar dahilinde 4,4 milyar TL harcama yapılarak % 30 yıllık harcama oranı sağlanmıştır” dedi.

‘195 PROJE DEVAM EDİYOR’

Sezer, 2026 yılının ikinci dönem sonu itibariyle yapılan yatırım harcamalarının kurum ve kuruluşlara dağılımını da açıkladı. Sezer, “Harcamaların 4,1 milyar TL’sini merkezi idare kuruluşlarımızın yaptığı görülmektedir. Merkezi idare kuruluşlarımızın bu harcama miktarı ile sağladıkları yıllık harcama oranı % 30 ’dur. Belediyelerimiz ise 304 milyon TL tutarında yatırım harcaması yaparak % 27’lik bir yıllık harcama oranı gerçekleştirmişlerdir. Merkezi ve yerel yönetim kuruluşlarımızca yapılan bu yatırım harcamaları sonucu, 2026 yılı İkinci dönemi sonunda, kamu kuruluşlarımızın programlarında yer alan 308 projenin 56 tanesi bitirilmiş, 195‘i devam etmekte olup 57’si ise ihale ve proje aşamasındadır” diye konuştu. 

EN ÇOK YATIRIM TARIMDA

Uygulamaya konulan projelerin ilçelere ve sektörlere göre dağılımıyla ilgili de bilgi veren Sezer, “Merkez 143, Keşan 38, Meriç 26, Enez 18, Uzunköprü 16, İpsala 13, Havsa 11, Süloğlu 5, Lalapaşa 4 olup 34 proje ise muhtelif ilçelerde gerçekleştirilmiştir. Yatırımlar sektörel bazda değerlendirildiğinde; projelerin 107’si tarım, 96’sı diğer kamu hizmetleri (sosyal-iktisadi), 32’si eğitim, 31’i ulaştırma-haberleşme, 16’sı sağlık, 14’ü enerji, 5’i turizm, 4’ü madencilik, 3’ü İmalat sektörlerinde uygulamaya konulmuştur. Dönem sonu itibariyle en çok harcama 1,9 milyar TL ile ulaştırma-haberleşme sektöründe gerçekleşmiş olup bunu sırasıyla; 782 milyon TL ile tarım, 658 milyon TL ile eğitim hizmetleri, 325 milyon TL ile diğer kamu hizmetleri (iktisadi-sosyal),  240 milyon TL ile turizm,  235 milyon TL ile sağlık,  192 milyon TL ile madencilik,  61 milyon TL ile enerji,  1 milyon TL ile imalat sektörü izlemiştir” şeklinde konuştu.

“Sanayi Tesislerinde Kireç ve Tortu Problemi Nasıl Önlenir?”


Sanayi tesislerinde kullanılan suyun sertlik, mineral yoğunluğu ve askıda katı madde açısından kontrol edilmemesi; kireçlenme, tortu birikimi, basınç kaybı ve ekipman performansında düşüş gibi sorunlara yol açabilir. Özellikle kazanlar, eşanjörler, boru hatları, soğutma sistemleri ve üretim ekipmanları sürekli suyla temas ettiği için su kalitesindeki bozulmalar doğrudan işletme verimliliğini etkiler.

Bu nedenle kireç ve tortu problemini yalnızca temizlik veya bakım konusu olarak değerlendirmek yeterli değildir. Doğru analiz, uygun ön arıtma, filtrasyon, yumuşatma ve düzenli kontrol süreçleri birlikte ele alınmalıdır. Böylece sistemlerin daha stabil çalışması, enerji tüketiminin kontrol altında tutulması ve üretim sürekliliğinin korunması mümkün hale gelir.

Sanayi Tesislerinde Kireç ve Tortu Problemi Neden Oluşur?

Sanayi tesislerinde kireç problemi genellikle suda bulunan kalsiyum ve magnezyum iyonlarının yüksek seviyede olmasından kaynaklanır. Bu mineraller, su ısıtıldığında veya basınç değişimine uğradığında yüzeylere tutunarak sert tabakalar oluşturur. Zamanla bu tabakalar boru içlerinde, kazan yüzeylerinde, eşanjör plakalarında ve üretim ekipmanlarında birikerek sistem performansını düşürür.

Tortu problemi ise yalnızca sertlik minerallerinden değil; kum, kil, pas, askıda katı maddeler ve tesisat içi korozyon kalıntılarından da kaynaklanabilir. Özellikle ham su kaynağı kuyu suyu, şebeke suyu veya yüzey suyu olduğunda suyun karakteri düzenli olarak değişebilir. Bu nedenle kireç ve tortu oluşumunu önlemek için suyun fiziksel ve kimyasal özellikleri birlikte değerlendirilmelidir.

Kireç ve Tortu Birikimi Hangi Sistemleri Etkiler?

Kireç ve tortu birikimi, suyun temas ettiği neredeyse tüm teknik sistemlerde performans kaybına neden olabilir. Ancak etki seviyesi sistemin çalışma sıcaklığına, basıncına, su tüketim miktarına ve proses hassasiyetine göre değişir. Yüksek sıcaklıkla çalışan ekipmanlarda kireçlenme daha hızlı ilerlerken, dar geçişli hatlarda tortu birikimi daha kısa sürede tıkanma oluşturabilir.

Bu nedenle işletmelerde yalnızca ana su girişini değil, suyun geçtiği kritik kullanım noktalarını da analiz etmek gerekir. Kazanlar, eşanjörler, soğutma kuleleri, üretim hatları, nozullar ve hassas makineler farklı risk seviyelerine sahiptir. Her sistem için aynı arıtma yaklaşımı yeterli olmayabileceğinden, proses bazlı değerlendirme daha doğru sonuç verir.

Kazan ve Buhar Sistemleri

Kazan ve buhar sistemlerinde kireçlenme, ısı transfer yüzeylerinde yalıtkan bir tabaka oluşturarak enerji kaybına neden olur. İnce bir kireç tabakası bile yakıt tüketimini artırabilir, kazan verimini düşürebilir ve sıcaklık dengesizlikleri oluşturabilir. Bu durum uzun vadede ekipman ömrünü kısaltırken bakım ihtiyacını da artırır.

Boru Hatları ve Eşanjörler

Boru hatlarında tortu ve kireç birikimi su geçiş kesitini daraltarak debi düşüşüne ve basınç kaybına yol açar. Eşanjörlerde ise yüzeylerde oluşan birikim ısı transferini zayıflatır. Bu nedenle üretim hattında istenen sıcaklık değerlerine ulaşmak zorlaşabilir ve sistem daha fazla enerji harcayarak çalışmak zorunda kalabilir.

Üretim Ekipmanları ve Nozullar

Üretim ekipmanları ve nozullar, dar geçiş alanları nedeniyle tortu birikimine karşı oldukça hassastır. Biriken partiküller püskürtme kalitesini bozabilir, dozajlama hassasiyetini düşürebilir veya üretim hattında duruşlara sebep olabilir. Özellikle gıda, tekstil, kimya ve metal işleme gibi sektörlerde su kalitesi doğrudan proses sonucunu etkileyebilir.

Kireçlenme ve Tortu Birikimi İşletmelere Hangi Zararları Verir?

Kireçlenme ve tortu birikimi, ilk aşamada küçük performans kayıpları gibi görünse de zamanla işletme maliyetlerini ciddi şekilde artırabilir. Su geçişinin zorlaşması, ısı transferinin düşmesi ve ekipmanların daha zor şartlarda çalışması enerji tüketimini yükseltir. Aynı zamanda bakım aralıkları kısalır, parça değişimi ihtiyacı artar ve plansız duruş riski ortaya çıkar.

Bu sorunların etkisi yalnızca teknik ekipmanlarla sınırlı değildir. Üretim kalitesinde dalgalanma, proses sürelerinde uzama, temizlik kimyasalı kullanımında artış ve iş gücü kaybı da işletme performansını etkiler. Bu nedenle kireç önleyici su arıtma yaklaşımı, bakım maliyetlerini azaltmanın yanı sıra üretim sürekliliğini korumak için de önemli bir yatırımdır.

Enerji Verimliliğinde Düşüş

Kireç tabakası, ısı transferini zayıflattığı için kazan, eşanjör ve ısıtma sistemlerinin aynı performansa ulaşmak adına daha fazla enerji tüketmesine neden olur. Bu durum özellikle yüksek kapasiteli sanayi tesislerinde önemli bir maliyet kalemine dönüşebilir. Enerji verimliliğini korumak için su sertliği ve birikim riski düzenli izlenmelidir.

Bakım ve Arıza Maliyetlerinde Artış

Tortu ve kireç birikimi, ekipmanların daha sık temizlenmesine, filtrelerin daha hızlı dolmasına ve hareketli parçaların daha fazla zorlanmasına yol açabilir. Bu da bakım ekiplerinin iş yükünü artırır. Sorun zamanında kontrol altına alınmadığında pompa, vana, eşanjör veya nozul gibi parçaların değişimi gerekebilir.

Üretim Kalitesinde Dalgalanma

Su kalitesi stabil olmadığında üretim proseslerinde ölçülebilir farklılıklar oluşabilir. Püskürtme, yıkama, soğutma, buhar üretimi veya kimyasal hazırlama gibi adımlarda suyun içeriği ürün kalitesini etkileyebilir. Bu nedenle kireç ve tortu kontrolü, yalnızca ekipman sağlığı için değil, standart üretim kalitesini korumak için de önemlidir.

Sanayi Tesislerinde Kireç ve Tortu Problemi Nasıl Önlenir?

Sanayi tesislerinde kireç ve tortu problemini önlemenin ilk adımı, su kaynağının detaylı analiz edilmesidir. Su sertliği, iletkenlik, pH, askıda katı madde, demir, mangan ve toplam çözünmüş madde değerleri belirlenmeden doğru sistem seçimi yapmak zordur. Analiz sonucuna göre mekanik filtrasyon, aktif karbon, yumuşatma, dozajlama veya ters ozmoz gibi çözümler planlanabilir.

Önleme sürecinde tek bir cihazdan ziyade bütüncül bir arıtma hattı düşünülmelidir. Örneğin tortu yükü yüksek sularda yumuşatma sisteminden önce uygun filtrasyon kurulmadığında sistem verimi düşebilir. Benzer şekilde sertlik seviyesi yüksek olan sularda yalnızca partikül filtresi kullanmak kireçlenmeyi engellemez. Bu nedenle sanayi su arıtma sistemi seçimi, proses ihtiyacına ve su analizine göre yapılmalıdır.

Kireç Önleyici Su Arıtma Sistemi Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?

Kireç önleyici sistem seçerken yalnızca cihaz kapasitesine bakmak yeterli değildir. Tesisin günlük su tüketimi, pik debi ihtiyacı, suyun kullanım amacı, sertlik seviyesi, işletme sıcaklığı ve bakım koşulları birlikte değerlendirilmelidir. Yanlış kapasitede seçilen sistemler kısa sürede verim kaybına uğrayabilir veya proses için gerekli su kalitesini sağlayamayabilir.

Çağlayan Su Arıtma, sanayi tesislerinde suyun kaynağına ve kullanım alanına göre arıtma yaklaşımının belirlenmesine odaklanır. Bu kapsamda endüstriyel su arıtma ihtiyaçlarında analiz, sistem seçimi, kurulum ve bakım süreçleri birlikte ele alınarak tesisin uzun vadeli performans hedeflerine uygun çözümler planlanabilir.

Su Sertliği Analizi

Su sertliği analizi, kireçlenme riskini anlamak için en temel adımdır. Kalsiyum ve magnezyum seviyeleri ölçülmeden doğru yumuşatma veya şartlandırma sistemi belirlenemez. Bu analiz aynı zamanda reçine kapasitesi, rejenerasyon sıklığı, kimyasal tüketimi ve sistem boyutlandırması için de önemli veri sağlar.

Proses İhtiyacına Uygun Sistem Seçimi

Her sanayi tesisi aynı su kalitesine ihtiyaç duymaz. Kazan besi suyu, soğutma suyu, yıkama suyu veya üretim proses suyu farklı arıtma seviyeleri gerektirebilir. Bu nedenle sert su arıtma çözümü seçilirken sadece giriş suyu değil, çıkış suyunun hangi ekipmanda kullanılacağı da dikkate alınmalıdır.

Periyodik Bakım ve Kontrol Planı

Arıtma sistemlerinin verimli çalışması için düzenli bakım ve kontrol planı oluşturulmalıdır. Filtre değişimleri, reçine kontrolleri, dozaj ekipmanı takibi ve su kalite ölçümleri ihmal edildiğinde sistem performansı düşebilir. Periyodik kontroller sayesinde kireç ve tortu riski büyümeden tespit edilerek üretim hattı korunabilir.

Çağlayan Su Arıtma ile Sanayi Tesislerine Yönelik Kireç ve Tortu Önleme Çözümleri

Sanayi tesislerinde kireç ve tortu probleminin önlenmesi için suyun kaynağı, proses ihtiyacı ve ekipman hassasiyeti birlikte değerlendirilmelidir. Çağlayan Su Arıtma, tesis özelinde yapılan analizlere göre filtrasyon, yumuşatma, dozajlama ve gerekli durumlarda ters ozmoz gibi çözümleri bir arada planlayarak su kalitesinin daha kontrollü hale gelmesine destek olur.

Bu yaklaşım sayesinde kazanlar, eşanjörler, boru hatları ve üretim ekipmanları daha stabil çalışabilir. Doğru projelendirilmiş bir arıtma hattı, tortu giderimi ve kireç kontrolü açısından işletmelere uzun vadeli avantaj sağlar. Böylece bakım yükü azalırken enerji verimliliği, proses sürekliliği ve ekipman ömrü daha sağlıklı şekilde korunabilir.

Kuzey Ege’de fırtına uyarısı

Edirne Valiliği, Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alınan son değerlendirmelere göre Kuzey Ege’de Çarşamba günü öğleden sonra rüzgarın fırtına şeklinde esmesinin beklendiğini belirterek, uyarıda bulundu.

Edirne Valiliği’nin konuya ilişkin duyurusunda şunlara yer verildi:

“Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alınan son değerlendirmelere göre, 29 Temmuz 2026 Çarşamba günü saat 14.00’ten itibaren Kuzey Ege’de rüzgârın kuzey ve kuzeydoğu yönlerden 6 ila 8 kuvvetinde (50-75 km/saat) fırtına şeklinde esmesi beklenmektedir. Fırtınanın 1 Ağustos 2026 Cumartesi günü öğle saatlerinden sonra etkisini kaybetmesi tahmin edilmekte olup, deniz ulaşımında aksamalar yaşanabileceği değerlendirilmektedir.

 29 Temmuz 2026  – 14.00 / 1 Ağustos 2026 – 14.00

Vatandaşlarımızın, özellikle denizcilerimizin ve deniz ulaşımını kullanacak vatandaşlarımızın meydana gelebilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olmaları önemle rica olunur.”

Balık ölümlerinde inceleme devam

Olgay GÜLER

Edirne’nin Korucu Göleti’nde, yaşanan toplu balık ölümlerine ilişkin, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden yapılan incelemede, söz konusu ölümlere neden olabilecek doğrudan olumsuz bir bulguya rastlanılmadığı, incelemelerin sürdüğü belirtildi.

İl Müdürlüğü, önceki gün Korucu Göleti’nde meydana gelen toplu balık ölümleriyle ilgili inceleme başlattı. Balıkçılık ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğü teknik ekiplerinin yaptığı saha çalışmalarında göletin farklı noktalarında su sıcaklığı, çözünmüş oksijen, pH ve diğer temel su kalite parametrelerine yönelik ölçümler gerçekleştirdi.

‘SÜREÇ TİTİZLİKLE TAKİP EDİLİYOR’

Müdürlükten konuyla ilgili yapılan açıklamada, “Yapılan ölçümlerde balık ölümlerini doğrudan açıklayabilecek olumsuz bir bulguya rastlanmamıştır. İlk gözlemler doğrultusunda balık ölümlerinin, göletin su seviyesinin düşük olduğu sığ kesimlerde yoğunlaştığı, ölen balıkların büyük bölümünün bu alanlarda bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan değerlendirmelerde, balık ölümlerinin usulsüz avcılık (elektrik kullanımı) kaynaklı olmadığı kanaatine varılmıştır. Balık ölümlerinin kesin nedeninin belirlenebilmesi amacıyla gerekli numuneler alınarak yetkili laboratuvara gönderilmiş olup, analiz sonuçları ile teknik incelemelerin birlikte değerlendirilmesinin ardından bilimsel veriler ışığında kesin tespit yapılacaktır. Süreç, il müdürlüğümüz tarafından titizlikle takip edilmekte olup, çevrenin korunması, su ürünleri kaynaklarımızın sürdürülebilirliği ile hayvan ve insan sağlığının korunmasına yönelik çalışmalarımız aralıksız ve kararlılıkla devam etmektedir” denildi.

Acı biberde, 9/8’lik hasat!

Olgay GÜLER

Edirne’de, kentin meşhur lezzeti tava ciğerin yanında ‘olmazsa olmaz’ olarak adlandırılan, yöreye özgü Karaağaç acı biberinin hasadı oyun havaları eşliğinde başladı.

Karaağaç Mahallesi’nde üreticiler, tava ciğerin yanında ana garnitür olarak sunulan acı biber için hasat mesaisine Trakya’nın 9/8’lik oyun havaları eşliğinde başladı. Kentin meşhur tava ciğerinin yanında adını duyuran ve sadece Yunanistan sınırındaki Karaağaç Mahallesi’ndeki tarlalarda yetişen biber, hasat edildikten sonra iplere dizilip gölgede kurutulacak. Hasat etkinliğine, Edirne Valisi Yunus Sezer, Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın ve AK Parti İl Başkanı Belgin İba, Trakya Birlik Yönetim Kurulu Başkanımız Şafak Kırbiç, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Irmak da katıldı. Vali Sezer ve Belediye Başkanı Gencan, işçilerle sohbet ederek hasat yapmalarına yardım etti.

‘TALEBE YETİŞEMİYORUZ’

Vali Sezer, Karaağaç acı biberinin yetiştirilmesi ve hazırlanması süreçlerinin zorluğuna dikkat çekerek, “Hem ekimi zor, hem hasadı zor, hem de kurutularak sofralara gelmesi çok meşakkatli bir süreci olan ama gastronomiyle ilgilenen bütün otoritelerin üzerinde anlaştıkları müthiş güzel bir acı lezzeti. Zor devam ettirilen bir süreç bu ama üreticilerimiz ısrarla bunun üzerinde duruyorlar ve son yıllarda da artık talebe yetişemiyoruz. Tava ciğerin yanında muhakkak kırmızı kurutulmuş karaağaç acı biberimiz de ikram ediliyor. Artık ulusal marketlerden de çok yoğun bir talep var. Bunu birçok gönüllümüzle artık ekiliş alanlarını da arttırma, bunu bir sanayileşmeye dönüştürmek istiyoruz” dedi.

‘TÜRKİYE’NİN ÇOK ÖNEMLİ BİR DEĞERİ’

Ata tohumundan üretimin devam etmesi gerektiğine vurgu yapan Sezer, “Bu ata tohumu yüzyıllardır devam eden ve bugüne kadar gelen bir tohum. Bundan sonra da bunun devam ettirilmesi bizim açımızdan çok önemli. Gerçekten de Türkiye’nin çok önemli bir değeri bence. Fark edilmesi ve herkes tarafından korunması gereken çok önemli bir değer. Bunu inşallah burada tava ciğerle adını duyurdu ama bütün ulusal marketlerle beraber de devam ettirilmesini arzu ediyoruz. Diğer biberlerden farklı olarak tabii kimyasal hiç kullanılmıyor. Tamamen ata tohumu, yine hayvan gübresiyle besleniyor. Ve iki defa hasat alınıyor. Dolayısıyla verimi de sınırlı. Meşakkati de ona göre daha fazla. Dolayısıyla kendisini kıymetli kılan da bu” diye konuştu.

‘ATA TOHUMUYLA ÜRETİM YAPIYORUZ’

Üretici Tunahan Ule de, bu yıl mevsim şartlarının da iyi gitmesiyle iyi verim beklediklerini söyleyerek, “Geçtiğimiz yıl çok aşırı sıcaklar vardı ve zorluk yaşadık ama bu yıl tam biberin istediği hava şartları oluştu. Biz de elimizden geldiğince ilgileniyoruz. Biliyorsunuz biz ata tohumuyla üretim yapıyoruz. Hayvan gübresini atıyoruz. Ata tohumunun tek istediği şey hayvan gübresi. Bir sezonda 2 kez hasat yapıyoruz. Biberimiz şu anda bütün büyük marketlere gidiyor. Yurtdışına gidiyor. Yani bu sadece ciğerin veya köftenin yanında servis edilen bir şey değil artık. Bütün lokantalarda kullanılıyor, bütün yemeklerin yanında var” şeklinde konuştu. 

‘SICAK BİZİ ETKİLEMİYOR’

Hasat mesaisinde çalışan işçilerden İpek Çinko, “Her yıl biber hasadı olduğu zaman geliyoruz. Sabah erken saatte geliyoruz, akşam 5’e kadar çalışıyoruz. Sıcağa da artık alıştık, etkilemiyor bizi. Mecburuz, ekmek paramız sonuç olarak. Ben yemesini de seviyorum, kendim de yiyorum” ifadelerini kullandı. Naile Şeker de, “Biz sürekli geliyoruz biber toplamaya. Sabah 6’da kalkıp buraya geliyoruz. Akşam 5’te işi bitiriyoruz. 12 saat çalışıyoruz, biraz zor ama mecburuz para kazanmak için çalışmalıyız” dedi.

DÜNYANIN EN TATLI ACISINDA HASAT VAKTİ

Edirne Valiliği’nin daha sonra sosyal medya hesabından “Dünyanın en tatlı acısında hasat vakti” başlığı altında gerçekleştirilen paylaşımda şunlara yer verildi:

“Valimiz Yunus Sezer, ata tohumu ile yetiştirilen, ilimize özgü lezzetlerden biri olan ve meşhur Edirne Tava Ciğeri’nin vazgeçilmez eşlikçisi Karaağaç Acı Biberinin hasadına katıldı.

Üreticilerimizle birlikte tarlaya girerek biber toplayan Valimiz Yunus Sezer, hasadın ardından biberlerin kurutma süreci ile ilgili bilgi alarak üreticilerimize bereketli bir sezon diledi.

Edirne’mizin asırlık lezzetlerini, yerel değerlerini ve ata tohumlarımızı koruyarak gelecek nesillere taşımaya; bu eşsiz tatları ülkemize ve dünyaya tanıtmaya devam edeceğiz.

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan da daha sonra şunları paylaştı:;

“Ule Tarım’ın düzenlediği, Marka Tescil Belgeli Karaağaç Biberi Hasat Şenliği’nde üreticilerimizle bir araya geldik.

Valimiz Yunus Sezer, Trakya Birlik Yönetim Kurulu Başkanımız Şafak Kırbiç, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanımız Sezai Irmak, siyasi parti temsilcilerimiz ve hemşehrilerimizle birlikte hasadın bereketini paylaştık.

Karaağaç Biberi, Edirne’mizin önemli tarımsal değerlerinden biri. Bu değeri emekleriyle büyüten üreticilerimize ve Hasat Şenliği’ni düzenleyen Ule Tarım’a teşekkür ediyor, tüm üreticilerimize bereketli ve bol kazançlı bir sezon diliyorum.”

‘Çorlu’dan gerekli dersler alınmamış’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Çerkezköy’de raydan çıkan trenle ilgili yaptığı açıklamada, “25 vatandaşımızı kaybetmemizin üzerinden sekiz yıl geçti. Acılar hâlâ tazeliğini korurken, başka bir yolcu treninin yeniden raydan çıkması kabul edilemez.Çorlu faciasından gerekli derslerin bütünüyle alınmadığını anlıyoruz” dedi.

CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Edirne-İstanbul seferini yapan yolcu treninin Çerkezköy Tren İstasyonu yakınlarında raydan çıkmasına ilişkin basın açıklaması yaptı. Söz konusu olayın, bölgedeki demiryolu güvenliğine ilişkin kaygıları yeniden gündeme getirdiğini vurgulayan Yazgan, şöyle devam etti:

“Olayda can kaybı ya da yaralanma yaşanmaması hepimiz için tesellidir. Ancak trenin yavaş seyretmesi sayesinde daha ağır bir tablonun ortaya çıkmamış olması, yaşanan olayın ciddiyetini ortadan kaldırmamaktadır.Demiryolu güvenliği şansa bırakılamaz. İnsanlarımızın yaşamı, trenin o anda hızlı ya da yavaş gitmesine, vagonların hangi yöne devrileceğine veya tesadüflere emanet edilemez.

Bu bölgede demiryolu güvenliği konuşulurken 8 Temmuz 2018’de yaşanan Çorlu Tren Faciası’nı unutmamız mümkün değil. 25 vatandaşımızı kaybetmemizin üzerinden sekiz yıl geçti. Acılar hâlâ tazeliğini korurken, başka bir yolcu treninin yeniden raydan çıkması kabul edilemez.

Yaşanan olaydan, Çorlu faciasından gerekli derslerin bütünüyle alınmadığını anlıyoruz.Çorlu faciasının ardından hazırlanan raporlarda altyapının gözden geçirilmesi, menfez ve köprülerde erken uyarı sistemlerinin kurulması, meteorolojik risklerin yakından takip edilmesi, bakım ve denetim süreçlerinin güçlendirilmesi yönünde tavsiyeler bulunuyordu. Bu tavsiyelerin hangileri hayata geçirilmiştir? Yapıldığı belirtilen çalışmalar yeterliyse, bir yolcu treni Çerkezköy’de neden yeniden raydan çıkmıştır?

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile TCDD, olayın nedenini bütün yönleriyle araştırmalı, hazırlanacak teknik raporu gecikmeden kamuoyuyla paylaşmalıdır. İnceleme yalnızca olay anına ve birkaç personele indirgenmemelidir.Bakım politikaları, personel yeterliliği, denetim sistemi, yatırım programları ve kurumsal sorumluluk zinciri de araştırılmalıdır.

Çorlu’da 25 insanımızı kaybettikten sonra hâlâ aynı soruları soruyor olmamız başlı başına büyük bir yönetim sorunudur. Bir kez daha canlarımızı kaybettikten sonra önlem alınmasını bekleyemeyiz. Kamunun görevi, facia meydana geldikten sonra açıklama yapmak değil, o facianın meydana gelmesini önlemektir.”

Ses Yalıtım Şiltesi | Parke Altı Konfor – AkustikSilte.com

Katlı yapılarda ayak sesi, sandalye sürtünmesi ve çocuk oyunları; komşuluk ilişkilerini zorlayan başlıca gürültü kaynakları arasında. Tadilat yapan birçok aile zemin kaplamasını yenilerken desene odaklanır, altlık katmanını ise “standart bir rulo” sanır. Oysa doğru şilte seçimi, darbe sesinin alt kata iletimini ciddi ölçüde azaltabilir. Uzmanlar, şiltenin yalnızca yumuşak basış hissi vermediğini; zemin ömrünü ve nem dengesini de etkilediğini belirtiyor.

Darbe Sesi ile Hava Kaynaklı Gürültü Farkı

Darbe sesi, zemin yüzeyine çarpan enerjinin yapıya iletilmesidir. Hava kaynaklı gürültü ise konuşma, müzik veya televizyon sesinin havadan taşınmasıdır. Şilte özellikle darbe sesinde etkilidir; konuşma sesini tek başına çözmesi beklenmemelidir. Gerçekçi beklenti, ölçülebilir darbe yalıtımı iyileşmesidir.

Akustik Şilte ürünleri, bu darbe enerjisini sönümlemek için belirli yoğunluk ve kalınlık değerleriyle üretilir. Konutlarda alt kat şikâyetlerini azaltmak, ofislerde koridor trafiğini yumuşatmak başlıca kullanım amaçlarıdır. Site yönetimleri teslim şartnamelerinde şilte kalınlığını yazılı hale getirdiğinde sonradan doğan anlaşmazlıklar azalır.

Ses Yalıtımında Şiltenin Rolü

Zemin kaplaması ile şap arasında yastıklama katmanı yoksa darbe sesi daha sert iletilir. Şilte bu katmanı oluşturur. Kalınlık arttıkça yastıklama artabilir; ancak aşırı yumuşak veya çok kalın ürünler laminat kilit sistemini zorlayabilir. Bu yüzden “ne kadar kalın o kadar iyi” yaklaşımı her zaman doğru değildir.

Ses Yalıtım Şiltesi seçilirken kaplama üreticisinin önerdiği aralık esas alınmalıdır. Teknik föyde yer alan darbe sesi azaltım değerleri (varsa) karşılaştırma için faydalıdır. Aynı kalınlıkta farklı yoğunluklar farklı sonuç verir; bu nedenle yalnızca milimetre bilgisiyle karar vermek eksik kalır.

Kauçuk İçerikli Ürünler

Yüksek trafikli alanlarda dayanım ve esneklik arayanlar kauçuk bazlı şiltelere yönelir. Kauçuk, yürüme konforunu artırırken darbe sönümlemede de avantaj sağlayabilir. Ticari koridorlar, ofisler ve yoğun kullanılan konutlarda tercih edilir.

Kauçuk Şilte seriminde şap düzgünlüğü kritiktir. Bozuk yüzey, kaplamada dalgalanma hissi yaratır. Ek yerleri dikkatle birleştirilmeli, gerekirse bantlanmalıdır. Isıtmalı zeminlerde ürünün ısı iletim özelliklerine bakılmalıdır.

Laminat Uygulamalarında Standart

Laminat parke, uygun maliyet ve hızlı montaj nedeniyle yaygındır. Sert yapısı nedeniyle altlık kalitesi ses performansını doğrudan etkiler. Nem riski olan alanlarda bariyerli modeller öne çıkar.

Laminat Parke Şiltesi seçiminde üretici talimatı, kalınlık aralığı ve nem bariyeri bilgisi birlikte değerlendirilmelidir. Bindirme payı bırakılmadan yapılan serim, nem geçişine açık noktalar bırakabilir. Metrajda fire payı, uygulama günü eksik malzeme riskini azaltır.

Uygulama Adımları

Şap kuruluğu ve düzgünlüğü kontrol edilir. Gerekirse tesviye yapılır. Şilte serilir, ekler bantlanır. Laminat veya parke, duvar diplerinde genleşme boşluğu bırakılarak döşenir. Kapı eşikleri ve radyatör çevreleri hassas kesim gerektirir.

Montaj sonrası ağır mobilyalar sürüklenerek taşınmamalıdır. Ayaklara keçe yapıştırmak, lokal darbe sesini azaltan tamamlayıcı bir önlemdir. Halı runner kullanımı da koridorlarda ek katkı sağlar.

Fiyat ve Teklif

Şilte fiyatları malzeme tipi, kalınlık ve rulo enine göre değişir. En ucuz ürün her zaman en ekonomik çözüm değildir. Teklifte teknik değerler, nem bariyeri ve metraj açık yazılmalıdır. Büyük projelerde toptan alım avantajı oluşabilir.

Sık Hatalar

Nemli şapa serim, bindirmesiz ek, üreticinin önermediği kalınlık ve şiltesiz “tasarruf” yaklaşımı sık hatalardır. Sonradan sök-tak maliyeti, baştan doğru ürün almaktan genellikle daha yüksektir.

Bakım

Şilte gömülü katmandır; değiştirmek zordur. Zemin temizliğinde aşırı su birikiminden kaçınılmalıdır. Özellikle laminatta şişme riski yüksektir.

Sektörden Değerlendirme

Zemin yalıtım üreticileri, tadilat ve kentsel dönüşüm dönemlerinde şilte talebinin arttığını belirtiyor. Doğru ürün seçimi ve şap kontrolü, akustik şikâyetleri azaltıyor.

Sonuç

Ses yalıtım şiltesi, katlı yaşamda konforun görünmeyen parçasıdır. Doğru kalınlık, uygun malzeme ve talimata uygun montaj bir araya geldiğinde darbe sesinde ölçülebilir iyileşme sağlanır. Teknik föy ve keşif, başarılı uygulamanın temelidir.

Backlinkler Yapay Zeka Sonuçlarında Neden Daha Değerli Hale Geliyor?

Yapay zeka çağında güçlü backlink profili, markaların dijital güvenini ve görünürlüğünü yeniden şekillendiriyor.

Arama Motorlarından Yapay Zeka Cevaplarına: Güven Sinyalleri Değişiyor mu?

Dijital pazarlamada uzun zamandır konuşulan bir gerçek var: İnternette görünür olmak, sadece iyi içerik üretmekle sınırlı değil. İçeriğin kimler tarafından referans gösterildiği, hangi kaynaklardan beslendiği ve web ekosisteminde nasıl bir iz bıraktığı da en az içerik kadar önemli.

Bugün bu konuya yeni bir başlık daha eklendi: Yapay zeka sonuçları. Artık kullanıcılar sadece klasik arama sonuçlarına bakmıyor; yapay zeka destekli özetler, öneriler ve cevap motorları üzerinden de bilgiye ulaşıyor. İşte tam bu noktada backlinklerin etkisi yeniden tartışmaya açılıyor. Bizce bu tartışma, “backlink öldü mü?” sorusundan çok daha ciddi bir yere gidiyor.

Çünkü açıkçası gördüğümüz tablo şu: Yapay zeka sistemleri de güvenilir, sık referans verilen, otoritesi yüksek kaynakları anlamaya çalışıyor. Bir markanın farklı sitelerde doğal biçimde anılması, güvenilir yayınlarda yer alması ve sektörel bağlam içinde bağlantılarla desteklenmesi; artık sadece SEO için değil, yapay zeka görünürlüğü için de önemli bir zemin oluşturuyor.

Backlinkler Sadece Sıralama Meselesi Değil, Dijital İtibar Meselesi

Eskiden backlink denildiğinde çoğu kişinin aklına doğrudan Google sıralamaları gelirdi. Elbette bu hâlâ önemli. Ancak bugünün dijital dünyasında backlink, daha geniş bir anlama sahip. Bir web sitesine verilen bağlantı, aynı zamanda “bu kaynak dikkate değer” mesajı taşır.

Yapay zeka sonuçları da web üzerindeki bu güven ağından tamamen bağımsız düşünülemez. Çünkü internetin hafızasında ne kadar güçlü, tutarlı ve anlamlı iz bırakırsanız; algoritmaların sizi tanıması, sınıflandırması ve doğru bağlamda değerlendirmesi de o kadar kolaylaşır.

Burada mesele sadece çok sayıda bağlantı almak değil. Nitelikli, konu ile uyumlu, doğal ve editoryal açıdan mantıklı bağlantılar kurabilmek. Yani backlink artık yalnızca teknik bir SEO hamlesi değil; markanın dijital dünyadaki itibar haritasını çizen stratejik bir araç.

Yapay Zeka Cevaplarında Marka Hafızası Nasıl Oluşuyor?

Yapay zeka destekli arama deneyimlerinde markalar için yeni bir rekabet alanı doğuyor. Kullanıcı bir hizmet, ürün ya da uzmanlık alanı hakkında soru sorduğunda, sistemin hangi kaynakları güvenilir bulduğu önem kazanıyor. Bu güvenin oluşmasında içerik kalitesi kadar, o içeriğin web genelinde nasıl yankılandığı da etkili.

Bir markadan farklı haber sitelerinde, bloglarda, sektörel platformlarda ve otoriter sayfalarda bahsediliyorsa, bu durum arama motorlarının ve yapay zeka sistemlerinin marka hakkında daha net bir bağlam oluşturmasına yardımcı olabilir. Bize göre backlinkin yeni değeri tam olarak burada yatıyor.

Kısacası backlink, yalnızca bir bağlantı değildir. Bazen bir referans, bazen bir tavsiye, bazen de markanın dijital dünyada bıraktığı ayak izidir. Yapay zeka çağında bu ayak izleri daha da görünür hale geliyor.

Backlinkmatik Kurucusu Aykut Özdemir ile Backlink ve Yapay Zeka Üzerine

Bu yeni dönemi daha iyi anlamak için sektörün yakından tanıdığı isimlerden Aykut Özdemir ile backlinklerin yapay zeka sonuçlarına etkisini konu alan bir değerlendirme yaptık. Backlink stratejilerinin yalnızca arama motoru sıralamalarına değil, markaların dijital güven algısına da katkı sunduğunu vurgulayan Özdemir’e göre, önümüzdeki süreçte kaliteli bağlantıların önemi daha da artacak.

“Yapay zeka, internetteki güven ilişkilerini daha görünür hale getiriyor”

Aykut Özdemir, backlinklerin yeni dönemdeki rolünü şöyle yorumluyor:

“Bugün yapay zeka destekli arama deneyimlerinde en kritik konulardan biri güven. Bir marka hakkında internette ne kadar tutarlı, kaliteli ve konuya uygun referans varsa, o markanın dijital kimliği de o kadar netleşiyor. Backlinkler burada hâlâ çok güçlü bir sinyal. Hatta bana göre eskisinden daha stratejik bir konuma geliyor.”

Özdemir’e göre backlink çalışmalarının yapay zeka sonuçlarına etkisi doğrudan “bir bağlantı aldım, hemen görünür oldum” şeklinde basite indirgenmemeli. Burada daha geniş bir denklem var. İçerik kalitesi, yayın yapılan sitenin itibarı, bağlantının doğal akışı, marka adının kullanım biçimi ve sektörel bağlam birlikte çalışıyor.

“Kalitesiz bağlantı değil, editoryal değer kazandıran bağlantı önemli”

Sektördeki en büyük yanılgılardan biri, backlinki sadece sayı olarak görmek. Oysa Aykut Özdemir’e göre yapay zeka çağında bağlantının kalitesi, niceliğin çok daha önüne geçiyor:

“Eskiden bazı markalar çok bağlantı almanın tek başına yeterli olduğunu düşünüyordu. Artık bu bakış açısı eksik kalıyor. Yapay zeka sistemleri bağlamı anlamaya çalışıyor. Bir bağlantı gerçekten konu ile ilişkili mi, içerik içinde doğal mı duruyor, kullanıcıya bilgi değeri sunuyor mu? Bunlar daha fazla önem kazanacak.”

Bu yaklaşım aslında SEO’nun özüne de oldukça yakın. Çünkü iyi bir backlink, okuyucunun ilgisini bölmeden ona yeni bir kaynak sunar. İçeriğin anlamını destekler. Markayı yapay biçimde öne itmek yerine, onu konu içinde doğal bir referans haline getirir.

Backlinkmatik’in Yaklaşımı: Bağlantıdan Önce Bağlam

Backlink hizmetleri denildiğinde piyasada çok farklı yöntemler ve kalite seviyeleriyle karşılaşmak mümkün. Ancak Backlinkmatik, bu noktada bağlantının yalnızca teknik bir unsur olmadığını; içerik, yayın kalitesi ve marka konumlandırmasıyla birlikte ele alınması gerektiğini savunuyor.

Bu yaklaşım özellikle yapay zeka sonuçları açısından dikkat çekici. Çünkü yapay zeka sistemleri yalnızca bağlantının varlığına değil, bağlantının içinde bulunduğu anlam dünyasına da odaklanıyor. En azından dijital pazarlama tarafında gözlemlediğimiz güçlü eğilim bu yönde.

Bir haber sitesinde, sektörel analiz yazısında veya uzman görüşü içeren bir içerikte markadan bahsedilmesi; markanın internet üzerindeki varlığını daha anlaşılır hale getirir. Hele ki bu bağlantılar doğru anahtar kelimeler, doğal cümleler ve gerçek okuyucu niyetiyle destekleniyorsa, ortaya daha güçlü bir dijital sinyal çıkar.

Google’ın Faydalı İçerik Vurgusu Backlink Stratejilerine Ne Söylüyor?

Google, içerik üreticilerine uzun süredir kullanıcıya fayda sağlayan, özgün ve güvenilir içerikler üretmeleri gerektiğini hatırlatıyor. Bu konuda Google’ın resmi dokümanlarında yer alan faydalı içerik oluşturma rehberi, SEO çalışmalarının yalnızca teknik hamlelerden ibaret olmadığını açık biçimde ortaya koyuyor.

Bu noktada backlink stratejilerini de aynı çerçevede düşünmek gerekiyor. Eğer bağlantı verilen içerik kullanıcıya gerçekten değer sunmuyorsa, yayın yapılan metin zayıfsa veya bağlantı konuya iliştirilmiş gibi duruyorsa, bu çalışmanın uzun vadede marka güvenine katkı sağlaması zorlaşır.

Fakat iyi hazırlanmış bir tanıtım yazısı, haber içeriği ya da sektörel analiz; hem okuyucuya bilgi verir hem de markanın dijital otoritesini destekler. Bizce backlinklerin yapay zeka sonuçlarındaki asıl gücü de burada başlıyor.

Yapay Zeka Sonuçlarında Backlinklerin Olası Etki Alanları

Backlinklerin yapay zeka sonuçlarına etkisi henüz herkes için tamamen şeffaf bir alan değil. Ancak dijital pazarlama gözlemleri, arama motoru mantığı ve içerik ekosistemi birlikte değerlendirildiğinde bazı güçlü çıkarımlar yapmak mümkün.

  • Marka bilinirliğini artırır: Farklı güvenilir kaynaklarda adı geçen markalar, web genelinde daha görünür bir profil oluşturur.
  • Konu otoritesini destekler: Aynı sektör içinde alınan bağlantılar, markanın belirli bir alanda uzmanlık algısını güçlendirebilir.
  • Yapay zeka sistemlerine bağlam sağlar: Marka, ürün veya hizmetin hangi konularla ilişkili olduğu daha net anlaşılır.
  • Güven sinyali oluşturur: Editoryal değeri olan bağlantılar, markanın internette dikkate alınan bir kaynak olduğunu gösterir.
  • Organik görünürlüğü besler: Klasik SEO performansı güçlendikçe, yapay zeka destekli arama alanlarında da dolaylı avantajlar doğabilir.

Her Backlink Aynı Değerde Değil

Burada önemli bir ayrımı kaçırmamak gerekiyor. Her backlink faydalı değildir. Hatta yanlış yerden, ilgisiz içerikten veya kalitesiz sayfalardan gelen bağlantılar, marka algısına beklenen katkıyı sağlamaz. Bazen tam tersi, markanın dijital görünümünü bulanıklaştırır.

Yapay zeka çağında başarılı backlink stratejisi için şu soruları sormak gerekiyor:

  • Bağlantı alınan site gerçekten güvenilir mi?
  • İçerik, okuyucunun arama niyetine cevap veriyor mu?
  • Marka adı ve bağlantı doğal bir akış içinde mi kullanılmış?
  • Yayın yapılan konu, markanın faaliyet alanıyla uyumlu mu?
  • Bu içerik sadece link almak için mi yazılmış, yoksa gerçekten okunabilir mi?

Bu sorulara verilen cevaplar, backlinkin gerçek değerini ortaya koyar. Açıkçası iyi backlink ile sıradan backlink arasındaki fark da burada belirginleşiyor.

Aykut Özdemir: “Markalar artık sadece Google’da değil, yapay zeka hafızasında da yer almak istiyor”

Röportajın en dikkat çekici bölümlerinden biri, markaların yeni hedefleri üzerineydi. Aykut Özdemir’e göre şirketler artık yalnızca arama sonuçlarında üst sıralarda görünmeyi değil, yapay zeka destekli cevaplarda da doğru biçimde temsil edilmeyi önemsiyor.

“Önümüzdeki dönemde markalar şunu daha çok soracak: Yapay zeka benim markamı nasıl görüyor? Hangi konularla ilişkilendiriyor? Beni güvenilir bir kaynak olarak algılıyor mu? Backlink çalışmaları, bu algının oluşmasında ciddi rol oynayabilir. Ama bunun için rastgele değil, planlı ve kaliteli ilerlemek şart.”

Bu sözler aslında sektörün geldiği noktayı iyi özetliyor. Artık SEO, yalnızca sıralama kazanma mücadelesi değil. Marka kimliğini, uzmanlık alanını ve güvenilirliğini dijital ekosisteme doğru anlatma süreci.

Haber Siteleri ve Tanıtım Yazıları Neden Daha Stratejik Hale Geldi?

Haber siteleri, dijital görünürlük açısından uzun süredir önemli bir rol oynuyor. Ancak yapay zeka sonuçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte bu rol daha stratejik bir hale geldi. Çünkü haber formatındaki içerikler, markaların daha doğal ve güvenilir bir bağlam içinde anlatılmasına olanak tanıyor.

Bir köşe yazısı, röportaj, sektör analizi ya da bilgilendirici haber metni; klasik reklam dilinden uzak durduğu sürece okuyucuda daha güçlü bir etki bırakır. Backlink de bu yapının içine doğal biçimde yerleştiğinde, sadece teknik bir bağlantı olmaktan çıkar. Bir referans noktasına dönüşür.

Bize göre başarılı tanıtım yazısı, okura “burada sadece reklam var” dedirtmemeli. Tam tersine, okuyucu yazıyı bitirdiğinde konu hakkında bir fikir edinmeli, markayı da bu fikrin doğal bir parçası olarak görmeli.

Sonuç: Backlinkler Yapay Zeka Çağında Yeniden Değer Kazanıyor

Backlinklerin değeri bitmedi; aksine şekil değiştirerek daha stratejik bir alana taşındı. Klasik SEO’da olduğu gibi yapay zeka destekli arama deneyimlerinde de güven, bağlam ve otorite ön plana çıkıyor.

Bugün güçlü bir backlink profili oluşturmak, sadece arama motorlarında daha iyi konumlanmak için değil; markanın web üzerindeki kimliğini doğru inşa etmek için de önemli. Hele ki yapay zeka sistemlerinin internetten topladığı sinyallerle cevaplar oluşturduğu bir dönemde, bu sinyallerin kalitesi daha fazla önem kazanıyor.

Aykut Özdemir’in de altını çizdiği gibi, önümüzdeki dönemde kazananlar rastgele bağlantı peşinde koşanlar değil; içerik, bağlam, güven ve marka otoritesini birlikte düşünenler olacak. Backlinkler bu yeni dönemde hâlâ oyunun içinde. Hatta bizce, eskisinden daha merkezde.