Trakya Belediyeler Birliği, Trakya Kalkınma Ajansı ile bölge belediyelerinin Avrupa Birliği hibe ve destek programlarından daha etkin yararlanmasına katkı sağlayacak iş birliği protokolü imzaladı.
Trakya Belediyeler Birliği’nin Haziran Ayı Encümen Toplantısı Birlik ve Trakya Büyükşehir Belediye Başkanı Dr.Candar Yüceer’in başkanlığında gerçekleştirildi. Encümen üyesi Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan yapılan toplantıda bölge belediyelerini ilgilendiren çalışmalar ile önümüzdeki döneme ilişkin gündem maddelerini değerlendiklerini söyledi.
TKA İLE İŞBİRLİĞİ PROTOKOLÜ Başkan Gencan, “Ayrıca Trakya Kalkınma Ajansı ile imzalanan iş birliği protokolüyle, belediyelerimizin Avrupa Birliği hibe ve destek programlarından daha etkin yararlanmasına katkı sağlayacak önemli bir adım atıldı. Trakya’nın ortak geleceği için bölgesel iş birliğini güçlendirmeye devam edeceğiz” dedi.
Trakya Üniversitesi ile Kazakistan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu arasındaki iş birliği protokolü kapsamında, Kazakistan’dan gelen 11 uzman hekim Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesinde eğitim programına katılacak.
Nöroloji, Göğüs Hastalıkları, Vasküler Cerrahi, Göz Hastalıkları, Romatoloji, Genel Cerrahi ve Kardiyoloji alanlarında görev yapan uzman hekimler, bilgi ve mesleki deneyimlerini geliştirmek amacıyla 10 gün süreyle Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezinde eğitim alacak.
Program kapsamında konuk hekim heyetini kabul eden Rektör Prof. Dr. Mustafa Hatipler, ziyaretin Türkiye ile Kazakistan arasındaki sağlık alanındaki iş birliğinin güçlenmesine önemli katkılar sağlayacağını belirtti.
İş birliğinin sürdürülebilirliğine büyük önem verdiklerini ifade eden Hatipler, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezinin eğitim, araştırma ve sağlık hizmetleri alanlarında ulaştığı birikimi uluslararası paydaşlarla paylaşmaktan memnuniyet duyduklarını söyledi.
Eğitim programı boyunca hekimler, kendi uzmanlık alanlarında teorik ve uygulamalı çalışmalara katılarak güncel tıbbi yaklaşımlar ve klinik uygulamalar hakkında deneyim kazanacak.
Konuk heyeti kabul törenine Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mustafa Tan ve Prof. Dr. Eylem Bayır, Genel Sekreter Hüseyin Türkel, Genel Sekreter Yardımcıları Doç. Dr. Ali İhsan Meşe ve Nurdan Cankaya ile daire başkanları ve hastane yöneticileri katıldı.
Lalapaşa Belediye Başkanı Zafer Sezgin Geldi, Sosyal Demokrat Belediyeler Derneği (SODEM) yöneticileri ile birlikte CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı Özgün Özel’i ziyaret etti.
Lalapaşa Belediye Başkanı Zafer Sezgin Geldi, sosyal medya hesabından gerçekleştirdiği paylaşımında, Sosyal Demokrat Belediyeler Derneği (SODEM) Olağan Genel Kurulu’na katılım sağladıklarını belirterek, şunları aktardı:.
“Genel Kurul’da Kadıköy Belediye Başkanımız Mesut Kösedağı yeniden Dernek Başkanlığı’na seçilerek güven tazeledi. Kendisine yeni döneminde başarılar diliyorum.
Programın ardından heyetimizle birlikte Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’i Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki makamında ziyaret ettik. Görüşmemizde gündemdeki siyasi gelişmeler, ülkemizin içinde bulunduğu süreç ve yerel yönetimlere ilişkin konular üzerine değerlendirmelerde bulunduk.
Sayın Genel Başkanımızın Lalapaşa’mıza ve kıymetli hemşehrilerimize ilettiği selamları paylaşmaktan mutluluk duyuyorum.”
Edirne’de, İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen TÜBİTAK 4006-C Edirne Bilim Festivali’nin açılışı yapıldı.
İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün düzenlediği festival, trafiğe kapalı Saraçlar Caddesi’nde kapılarını açtı. Açılış törenine İl Milli Eğitim Müdürlüğü Geliştirme Birimi Şube Müdürü Halil Karadaş, TÜBİTAK İl Koordinatörü Tülay Bilgin, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Festival alanında kent genelindeki 11 okuldan 101 öğretmen ve 296 öğrencinin hazırladığı 102 proje, kurulan stantlarda sergilendi.
‘ÖĞRENCİLERİMİZ BİLGİ ÜRETEN BİREYLER OLMA FIRSATI BULUYORLAR’
Açılışta konuşan TÜBİTAK İl Koordinatörü Tülay Bilgin, programın öğrencilerin bilimsel gelişimine büyük katkı sağladığını belirterek, “TÜBİTAK 4006 Bilim Fuarları Destekleme Programı; öğrencilerimizin bilimsel düşünme becerilerini geliştiren, araştıran, sorgulayan, problem çözen ve üreten bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlayan, ülkemizin en yaygın bilim iletişimi projelerinden biridir. Bu program sayesinde öğrencilerimiz yalnızca bilgiyi öğrenen değil, aynı zamanda bilgi üreten bireyler olma fırsatı da bulmaktadır. Bu yıl Edirne’mizde desteklenmeye hak kazanan 13 bilim fuarı, okullarımızda büyük bir heyecan ve özveriyle gerçekleştirilmiştir. Bugün festivalimizde 11 okulumuzun hazırladığı 102 proje, 296 öğrencimiz ve 101 öğretmenimizin emeğiyle vatandaşlarımızla buluşmaktadır” dedi.
‘GELECEĞİN GÜÇLÜ TÜRKİYE’Sİ GENÇLERİMİZİN OMUZLARINDA YÜKSELECEK’
İl Milli Eğitim Müdürlüğü Geliştirme Birimi Şube Müdürü Halil Karadaş da Edirne’nin tarih boyunca bilim ve sanata ev sahipliği yaptığını hatırlatarak, “Selimiye’nin gölgesinde yükselen bu şehir, asırlardır ilmin, sanatın ve medeniyetin buluşma noktası olmuştur. Bugün de aynı ruhla; araştıran, sorgulayan, üreten ve geleceğe yön verecek fikirler geliştiren gençlerimizin çalışmalarına ev sahipliği yapmanın gururunu yaşıyoruz. TÜBİTAK 4006 Bilim Fuarları Destekleme Programı, öğrencilerimizin bilimsel düşünme, araştırma yapma, problem çözme ve proje geliştirme becerilerini destekleyen önemli bir eğitim programıdır. Bu program sayesinde öğrencilerimiz yalnızca bilgi edinmekle kalmamakta; merak ettikleri konuları bilimsel yöntemlerle araştırmayı, elde ettikleri sonuçları değerlendirmeyi ve ortaya koydukları ürünleri toplumla paylaşmayı öğrenmektedir. Bilim fuarları; öğrencilerimizin yaratıcılıklarını ortaya koydukları, ekip çalışmasını deneyimledikleri, özgüven kazandıkları ve bilimsel süreç becerilerini uygulamalı olarak geliştirdikleri çok değerli öğrenme ortamlarıdır. Bu yönüyle fuarlar, eğitim-öğretim süreçlerimizin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Geleceğin güçlü Türkiye’si, bugün bilimle, teknolojiyle ve bilgiyle yetişen gençlerimizin omuzlarında yükselecektir” diye konuştu.
Açılışın ardından protokol, öğretmenler ve öğrenciler tarafından açılış kurdelesi kesildi. Katılımcılar daha sonra caddede kurulan stantları gezerek öğrencilerden projeler hakkında bilgi aldı.
Edirne Ziraat Odası Başkanlığı, üreticileri TMO randevu sistemine cep telefonu numaralarını kaydettirmeleri konusunda uyardı. Yayınlanan videoda çiftçilerin cep telefonu numaralarını nasıl kaydedecekleri konusunda aydınlatıcı bilgilere yer verildi.
Edirne Ziraat Odası Başkanlığı’nın çiftçilere uyarısında şunlara yer verildi: Değerli Üreticilerimiz, TMO randevu sistemi açılmadan önce yaşanabilecek yoğunluk ve olası sistem aksaklıklarından etkilenmemek adına, tüm çiftçilerimizin TMO Randevu Sistemi’ne giriş yaparak şahsi cep telefonu numaralarını önceden kaydetmeleri önem arz etmektedir. Sisteme telefon numarası kaydedildikten sonra yapılacak tüm işlemlerde cep telefonunuza bir onay SMS’i gönderilecek ve işlemler bu doğrulama ile gerçekleştirilecektir. Cep telefonu numarası sisteme kaydedilmeden randevu alma işlemi yapılamayacaktır. Herhangi bir mağduriyet yaşanmaması için şahsi cep telefonu bilgilerinizin önceden sisteme tanımlanmasını önemle rica ederiz.
Uzunköprü Belediye Başkanı Ediz Martin, belediye olarak ortak oldukları Uzunköprü Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nin ilçenin gelişmesine ve büyümesine büyük katkı sağlayacağını söyledi. Başkan Martin, “Yıllardır en büyük hayallerimizden biri olan üreten, büyüyen ve gençlerine kendi memleketlerinde gelecek sunan bir Uzunköprü hedefi, Uzunköprü Atatürk Organize Sanayi Bölgesi ile gerçeğe dönüşüyor” dedi.
“Uzunköprü Belediyesi olarak %26,4 hisseyle ortağı olduğumuz Uzunköprü Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’ni, ilçemizin geleceğine yapılan en önemli yatırımlardan biri olarak görüyoruz” diye konuşan Belediye Başkanı Ediz Martin açıklamasında şunlara yer verdi:
İşsizlik nedeniyle doğup büyüdüğü topraklardan ayrılmak zorunda kalan vatandaşlarımız için yeni bir umut kapısı açılıyor. Uzunköprü Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nin faaliyete geçmesiyle birlikte yüzlerce vatandaşımıza istihdam imkânı sağlanacak, gençlerimiz kendi şehirlerinde çalışma ve üretme fırsatı bulacak. Böylece Uzunköprü’nün yıllardır yaşadığı göç sorununun önüne geçilerek, ilçemizin sosyal ve ekonomik yapısı daha da güçlenecek.
Bölgemize yatırım yapan köklü ve güçlü firmalar sayesinde yalnızca yeni iş alanları oluşturulmayacak; aynı zamanda ticaret, hizmet sektörü ve yerel ekonomi de önemli ölçüde canlanacak. Esnafımız kazanacak, üretim artacak, Uzunköprü büyüyecek.
Bu proje yalnızca bir sanayi yatırımı değil; gençlerimizin geleceği, ailelerimizin refahı ve Uzunköprü’nün kalkınma vizyonudur. Üreten, istihdam sağlayan, büyüyen ve geleceğe güvenle bakan bir Uzunköprü için çalışmaya devam edeceğiz.
Uzunköprü Atatürk Organize Sanayi Bölgesi ile ilçemiz yeni bir döneme giriyor; Uzunköprü’nün yarınları bugünden inşa ediliyor.
Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuvarı öğrencisi Duru Akdeniz, Uluslararası Little Mozart’s Müzik Yarışması’na damgasını vurdu.
Devlet Konservatuvarı Dr. Öğr. Üyesi Hande Günalan Fagot sınıfı öğrencisi Duru Akdeniz, yarışmada gösterdiği performanstan dolayı jüri tarafından C kategorisinde 1.’lik ve “Barok Dönemi Eseri Yorumlama Başarı” ödülü ile takdir edilmeye uygun görüldü.
Duru Akdeniz ve hocasını kutluyor, başarılarının devamını diliyoruz.
DİSK Trakya Bölge Temsilcisi Caner Makasçı, 15-16 Haziran’ın işçi sınıfının onur, demokrasi ve iradesine sahip çıkma mücadelesi olduğunu belirterek, “Bugün de işçi sınıfı ekmeğine, haklarına, iradesine, demokrasiye ve Cumhuriyet’e sahip çıkarak örgütlü mücadeleyi büyütmek zorundadır” dedi.
DİSK Trakya Temsilcisi Makasçı, yaptığı açıklamada, Türkiye işçi sınıfı tarihinin en büyük direnişlerinden biri olan 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nin 56’ncı yıldönümünde bir araya geldiklerini belirterek şunları söyledi:
“15-16 Haziran sadece bir tarih değildir. 15-16 Haziran ortak irademizdir. 15-16 Haziran ortak hafızamızdır. 15-16 Haziran, işçi sınıfının ‘Gücümüz birliğimizden gelir’ dediği gündür.
Ve aradan geçen 56 yıla rağmen, o büyük direnişin ana fikri hala milyonların dilinde: Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz!
Bundan tam 56 yıl önce ülkeyi yönetenler bir karar verdi:
Dediler ki ‘DİSK’i yok etmezsek işçiler daha yüksek ücret alacak’. Dediler ki ‘DİSK’i yok etmezsek işçiler söz ve karar hakkı kazanacak’.
Ve DİSK’i zayıflatacak, hatta ortadan kaldıraca bir yasa için harekete geçtiler.
Ama bu ülkenin işçileri de bir karar verdi. DİSK’in öncülüğünde direnmeye karar verdi. DİSK, bütün işyeri temsilcileri ve yöneticilerini 14 Haziran 1970’te toplayarak eylem kararı aldı. Kurucu Genel Başkanımız Kemal Türkler, bu toplantıda yaptığı tarihi konuşmasında şunları söyledi:
‘Biz işçiyiz, dünyada her şeyi yapan işçiler amma işçiler durduğu zaman, dünyada her şeyi yapan işçiler durdukça dünya durur arkadaşlar, uçak durur, gemi durur, fabrikalar durur, bütün vasıtalar durur. Çünkü biz işçiler buna hâkim olduğumuz müddetçe her şey de o zaman kendiliğinden halledilmiş olur.’
Ve bu çağrı üzerine sadece DİSK’li işçiler değil, sendikalı sendikasız tüm işçiler harekete geçti. Yüz binler ayağa kalktı. Fabrikalar boşaldı; İzmit’ten İstanbul’a kadar yollar işçilerle doldu taştı. İnsan selini önlemek için barikatlar kuruldu; köprüler kaldırıldı. Kurşunlar sıkıldı.Üç işçi kardeşimiz; Yaşar Yıldırım, Mustafa Bayram ve Mehmet Gıdak yaşamını yitirdi.
Ama hiçbir güç işçilerin örgütlü mücadelesini durdurmadı. Vurulduk, kırıldık ama yürüyüş durmadı! En sonunda, işçiler kazandı, direnenler kazandı, DİSK kazandı!
15-16 Haziran şanlı işçi direnişi bize bir şey öğretti: Biz durursak hayat durur. Biz yürürsek yol olur! Yeter ki örgütlü olalım, yeter ki örgütlü mücadeleyi büyütelim.
15-16 Haziran bizim hakkımızda her türlü kararı alma hakkını kendinde görenlere karşı; ‘sendikanızı bile biz belirleriz’ diyenlere karşı işçi sınıfının iradesini gösterdiği gündür.
İşte bu yüzden 15-16 Haziran işçi sınıfının onur mücadelesidir; demokrasi mücadelesidir; iradesine sahip çıkma mücadelesidir. ihtiyacımız olan pusulamızdır!
Bugün de işçi sınıfı ekmeğine, haklarına, iradesine, demokrasiye ve Cumhuriyet’e sahip çıkarak örgütlü mücadeleyi büyütmek zorundadır.
Bugün soframızdaki ekmek her gün küçülüyor. Ücretlerimiz her geçen gün eriyor. Milyonlarca işçi, emekçi ve emekli yüksek enflasyon altında eziliyor. Gençler geleceğinden endişe duyuyor. Kadınlar güvencesizliğe ve eşitsizliğe karşı mücadele ediyor.
Ama ülkeyi yönetenlerin kitabında işçi yok. Emekçi, emekli yok. Gençler, kadınlar yok. Halk yok. Onların gündeminde bizim hayatlarımız yok.
Onların gündeminde bizi enflasyona karşı korumak yok. Onların gündeminde gelirde, vergide adalet yok. Ülkede adalet yok.
Türkiye’de düzenin bütün çarkları emeği ucuzlatmak için dönüyor. Bu düzenin çarkları fakirden alıp zengine veriyor. Bu düzen emekten çalıp sermayeye kaynak aktarıyor.
Bugün yalnızca ekmeğimize değil, haklarımıza da göz dikiliyor. Ücretlerimiz eriyor çünkü sendikal haklarımız engelleniyor. Sendikacılar hapse atılıyor, sendikalı olan işçiler işten atılıyor, patronlar TİS yetki süreçlerini keyfi biçimde uzatabiliyor, grevler yasaklanıyor.
Ülkemizde sadece sendikal haklarımız engellenmiyor. Aynı zamanda itiraz etme hakkımız, seçme ve seçilme hakkımız, memleketin geleceğine karar verme hakkımız da baskı altına alınıyor.
Enflasyon verilerini baskı altına aldıkları gibi halkın iradesini de baskı altına almak istiyorlar. Yargı eliyle siyaseti dizayn etmeye çalışıyorlar. Seçilenlerin yerine kayyumlar atıyorlar. Muhalefeti dahi yargı kararlarıyla şekillendirmeye çalışıyorlar.
Ama bilmiyorlar ki bu ülkenin gerçek sahibi işçilerdir. Bu ülkenin gerçek sahibi emekçilerdir. Bu ülkenin gerçek sahibi halktır. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ve bu ülkenin geleceğine de biz karar vereceğiz.
Arkadaşlar; Bu nedenle bugün bize düşen görev açıktır. Ekmeğimize, emeğimize, haklarımıza sahip çıkacağız. Memlekete, demokrasiye, Cumhuriyet’e sahip çıkacağız.
Çünkü Cumhuriyet ve demokrasi işçi sınıfının ekmeğidir. Cumhuriyet ve demokrasi işçi sınıfının kırmızı çizgisidir.
Bugün gerçek anlamda demokratik bir Cumhuriyet için mücadele etmek, aynı zamanda ekmek mücadelesidir.
15-16 Haziran’ın bize bıraktığı miras budur. 56 yıl önce işçiler ayağa kalktı ve tarihin akışını değiştirdi. Bugün de bunu yapabilecek olan yine işçi sınıfıdır.
İşte bu nedenle, 15-16 Haziran’ın 56. yılında bir kez daha hep beraber haykırıyoruz: Gelirde, vergide, ülkede adalet için yaşasın 15-16 Haziran! Sendikal haklarımız için, demokratik haklarımız için yaşasın 15-16 Haziran! Ekmek, adalet, hürriyet ve Cumhuriyet için yaşasın 15-16 Haziran!
Kurtuluş yok tek başına; Ya hep beraber, ya hiçbirimiz! Yaşasın DİSK!Yaşasın işçilerin birliği! Yaşasın örgütlü mücadelemiz!”
Altın, Edirne’de hem yatırım hem de geleneksel hediye alışkanlığı açısından önemini koruyan araçlardan biri. Düğün, nişan ve özel günlerde çeyrek altın öne çıkarken, birikim yapmak isteyenler daha çok gram altına yöneliyor.
Ancak altın alırken yalnızca ekranda görünen fiyata bakmak çoğu zaman yeterli olmuyor. Kuyumcularda oluşan alış-satış farkı, ürünün türü, işçilik maliyeti ve piyasanın o günkü hareketi fiyatları doğrudan etkileyebiliyor. Bu nedenle Edirne’de altın alacak vatandaşların işlem yapmadan önce güncel Edirne altın fiyatları verilerini kontrol etmesi, kuyumcuya gitmeden önce yaklaşık fiyat aralığı hakkında fikir sahibi olmasını sağlar.
Edirne’de altın talebi: Merkez ve ilçeler arasındaki fark
Edirne merkez, Keşan, Uzunköprü, İpsala ve Havsa ilçelerinde kuyumcu fiyatları birbirinden küçük de olsa farklılaşabiliyor. Bu farkın temel nedeni; kuyumcuların tedarik maliyetleri, nakit ihtiyaçları ve günlük işlem hacimlerindeki değişkenlik.
Düşük tutarlı alımlarda bu fark göz ardı edilebilir düzeyde kalsa da yüksek gramajlı işlemlerde toplam maliyeti belirgin biçimde etkileyebiliyor. Özellikle Kapalı Çarşı ve çevre kuyumcular arasında bile aynı gün için gram başına kayda değer fiyat farkları oluşabiliyor. Bu yüzden birden fazla kuyumcudan fiyat almak, önemsiz görünen ama toplam maliyeti doğrudan etkileyen bir adımdır.
Kuyumcu Fiyatı ile Ekran Fiyatı Neden Farklı?
Altın fiyatları internet sitelerinde anlık olarak takip edilebiliyor; ancak kuyumcuya gidildiğinde gördüğünüz rakam ekrandakiyle birebir örtüşmeyebilir. Bu aslında son derece doğal: kuyumcu bu işten geçimini sağlamak zorunda. Düşük fiyattan alıp daha yüksek fiyattan satmak, yani alış-satış makası, zaten kuyumculuğun temel çalışma biçimi. Makas kuyumcudan kuyumcuya değiştiği gibi aynı kuyumcuda bile günden güne farklılık gösterebilir.
O anki koşullar da fiyatı doğrudan etkiliyor. Kuyumcunun elinde fazla altın varsa ve nakde ihtiyacı varsa alış fiyatını biraz yukarı çekebilir; tam tersi durumda, yani stoğu azsa ve satmak istemiyorsa, daha düşük bir teklif gelebilir. Bu dinamik her zaman ekrana yansımaz.
Piyasanın oynak olduğu dönemlerde makas genellikle daha da açılır. Kuyumcu yüklü miktarda altın aldığında fiyat tersine dönerse ciddi zarar edebilir. Bu riski dengelemek için volatilitenin yüksek olduğu zamanlarda alış ile satış arasındaki farkı genişletmek, kuyumcunun kendini güvence altına alma yoludur.
Sonuç olarak ekrandaki fiyat bir referans noktasıdır, asıl karar kuyumcudan aldığınız net fiyata göre verilmelidir. Mümkünse birkaç farklı kuyumcudan teklif alıp karşılaştırmak en sağlıklı yöntem.
Gram altın mı, çeyrek altın mı daha mantıklı?
Bu sorunun cevabı tamamen alım amacına göre değişir.
Gram altın: Küçük tutarlarla düzenli birikim yapacaklar için daha esnek bir seçenek. İşçilik maliyeti genellikle daha düşük olduğundan yatırım amaçlı alımlarda öne çıkar.
Çeyrek altın: Türkiye’de hediye kültürünün en bilinen parçası. Düğün, nişan ve özel günlerde kolay alınıp satılabildiği için piyasası canlı. Ancak alırken eski-yeni ayrımına dikkat etmek gerekir: eski cumhuriyet ve eski çeyrek altınlar, yeni basımlara göre genellikle biraz daha düşük fiyatla işlem görür. Bunun nedeni yeni ürünlere duyulan talep farkı ve kuyumcuların stok tercihleri. Makasta da bu ayrım kendini gösterebilir.
Takı alırken işçilik maliyeti göz ardı edilmemeli
Bilezik, kolye, yüzük ve benzeri ziynet ürünlerinde fiyatı belirleyen yalnızca gramaj değildir. İşçilik maliyeti, tasarım ve kullanılan tekniğe göre önemli ölçüde değişebilir.
Yatırım amacıyla altın alanların bu noktada dikkatli olması gerekir: takı alırken ödenen işçilik bedelinin tamamı bozdurma sırasında geri dönmez. Bu nedenle yatırım için altın alacakların gram altın, Cumhuriyet altını veya işçiliği daha düşük ürünleri değerlendirmesi daha doğru olabilir.
Hediye veya kullanım amacıyla alınan ürünlerde ise tasarım ve model tercihi daha fazla öne çıkar. Bu ayrımı baştan yapmak, alım kararını daha sağlıklı hale getirir.
Günlük fiyatı bilmek yetmez: Piyasa bağlamına bakın
Altın piyasasında günlük fiyatı bilmek önemlidir, ancak tek başına yeterli değildir. Fiyatın son günler, haftalar ve aylarda nasıl hareket ettiği de karar sürecinde belirleyici olabilir.
Altın kısa sürede hızlı yükselmişse bazı yatırımcılar geri çekilme bekleyebilir; düşüş dönemlerinde ise fırsat arayanların sayısı artar. Kesin yön tahmini yapmak mümkün olmasa da genel trendin farkında olmak daha bilinçli karar vermeyi sağlar.
Döviz kuru, petrol, borsa ve küresel ekonomi haberleri de altın fiyatlarının yönü üzerinde etkili. Tüm bu gelişmeleri ve güncel piyasa analizlerini takip etmek isteyenler PiyasaDetay üzerinden finans piyasalarına ilişkin güncel verilere ulaşabilir.
Edirne’de altın alırken nelere dikkat edilmeli?
Aşağıdaki adımları alım öncesinde kontrol listesi olarak kullanabilirsiniz:
Güvenilir kuyumcu: Esnaf odası kayıtlı, uzun süredir Edirne’de faaliyet gösteren kuyumcuları tercih edin.
Gramaj ve ayar: Aldığınız ürünün gramını, ayarını (14 veya 22 ayar) ve satış fiyatını net olarak öğrenin.
Fiyat karşılaştırması: Mümkünse 2–3 farklı kuyumcudan teklif alın; alış-satış makasını da kıyaslayın.
Satış belgesi: Fatura veya satış belgesi mutlaka talep edin. Bu belge ileride yaşanabilecek anlaşmazlıklara karşı en temel güvencedir.
Yüksek tutarlı alımlarda: Küçük görünen gram başı fiyat farkları toplam maliyeti önemli ölçüde artırabilir. 100 gram üzeri alımlarda 50 TL/gram fark, 5.000 TL ek maliyete dönüşür.
Son olarak
Altın alırken yalnızca ekrandaki rakama bakmak çoğu zaman yeterli olmuyor. Makas, ürün türü, eski-yeni ayrımı, işçilik maliyeti ve kuyumcular arasındaki fiyat farkı hepsi bir arada değerlendirildiğinde tablo daha net ortaya çıkıyor. Kuyumcuya gitmeden önce fiyatları karşılaştırmak, küçük bir adım gibi görünse de özellikle yüksek tutarlı alımlarda fark yaratıyor.