Karma Kullanımlı Yerleşkeler Konut Talebinde Payını Artırıyor

Konut, ofis, otel ve ticari işlevlerin tek arazide çözüldüğü projeler, büyükşehirlerde giderek daha fazla tercih ediliyor. Modelin arkasında değişen çalışma ve ulaşım alışkanlıkları bulunuyor.

Türkiye’nin büyük şehirlerinde gayrimenkul geliştirme anlayışı, tek işlevli konut adalarından karma kullanımlı yerleşkelere doğru kayıyor. Aynı arazi içinde konutun yanı sıra ofis, otel ve ticari alanların planlanmasına dayanan bu model, kullanıcının gün içindeki ihtiyaçlarının önemli bölümünü yerleşke sınırları içinde karşılamayı hedefliyor.

Modelin yaygınlaşmasında birden fazla etkenin rol oynadığı belirtiliyor. Bunların başında ulaşım süreleri geliyor. Metropollerde günlük yol süresinin artması, konut tercihlerinde iş yerine ve sosyal alanlara yakınlığı belirleyici hale getirdi. Salgın sonrası kalıcılaşan hibrit çalışma düzeni ise ikinci etken olarak gösteriliyor; evden çalışan kullanıcıların yerleşke içindeki ortak ofis ve sosyal alanlara yönelmesi, projelerin program kurgusunu doğrudan etkiliyor.

Uzmanlar, karma kullanımlı projelerin işletme boyutuna da dikkat çekiyor. Bu tür yerleşkelerde ticari alanların ve otelin sürekli işletiliyor olması, sitenin yıl boyu canlı kalmasını sağlarken ortak alanların bakım standardının korunmasına da katkıda bulunuyor. Buna karşılık uzmanlar, planlamanın doğru yapılmaması durumunda konut sakinlerinin mahremiyetinin zedelenebileceğine işaret ediyor. Konut girişlerinin ticari sirkülasyondan ayrılması ve otopark çözümlerinin ayrıştırılması, bu riski azaltan başlıca yöntemler arasında sayılıyor.

İzmir yeni ev projeleri içinde bu modeli uygulayan örneklerden biri, Bayraklı Turan sahilinde geliştirilen Neva Yalı İzmir. REV Konut ve Otel Geliştirme tarafından hayata geçirilen projede üç rezidans kulesi, ofis katları, restoran caddesi ve 177 odalı bir Marriott MOXY oteli aynı yerleşke içinde konumlanıyor. Projede araç trafiğinin yer altına alındığı, zemin kotunun ise yaya kullanımına ve peyzaj alanlarına ayrıldığı belirtiliyor.

Uluslararası otel markalarının konut projelerine dahil edilmesi de son dönemde öne çıkan bir uygulama olarak değerlendiriliyor. Sektör temsilcileri, bu iş birliklerinin projelere kurumsal bir işletme standardı kazandırdığını ve özellikle yatırım amaçlı alımlarda kiralama sürecini kolaylaştırdığını ifade ediyor.

Karma kullanımlı yerleşkelerin gelecekteki seyri konusunda ise arazi büyüklüğünün belirleyici olacağı vurgulanıyor. Bu modelin işlevlerin birbirini rahatsız etmeden çözülebileceği geniş parseller gerektirdiği, kent merkezlerinde bu ölçekte arazi bulunmasının giderek zorlaştığı belirtiliyor.

Aramızdan ayrılanlar

SALİH KÜÇÜKARDALI VEFAT ETTİ
Serhat Birlik eski minibüsçülerinden, taksici ve Musabeyli Köyü sakinlerinden Salih Küçükardalı vefat etti. Ayten Küçükardalı’nın eşi, Rahman Küçükardalı ve Figen Arpat’ın babaları, Emine Şen Küçükardalı ve Tuncay Arpat’ın kayınpederleri olan merhum dün Musabeyli Köyü Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Köy Mezarlığında toprağa verildi.

MERAL YALABIK VEFAT ETTİ
Merhum Cemal ve merhume Nesibe Özavcı’nın kızları, Celal Özavcı’nın ablası, Haşim Yalabık’ın eşi, Muhterem ve Yalçın Yalabık’ın anneleri. Merhum İbrahim ve merhume Fethiye Yalabık’ın gelinleri, Nurdan Yalabık’ın kayınvalidesi, Sezai Yalabık’ın yengesi olan Meral Yalabık 75 yaşında vefat etti, Merhume dün Karaağaç Yeni Camide öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Karaağaç Mezarlığında toprağa verildi.

Tucer 1’nci Murat için büyük kayıp

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1996 yılında mezun olan ve asistanlığını da bu hastanede tamamlayan, ardından Edirne’de 30 yıldan bu yana  hekimlik görevini sürdüren Sultan 1’nci Murat Devlet Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Dilek Tucer, resmi hekimlik görevinden ayrıldığını duyurdu.

Adı Türkiye’nin en başarılı uzmanları arasında anılan ve binlerce hastanın teşhis ve tedavisini gerçekleştiren, endoskopi ve kolonoskopi işlemlerinin en güvenilir isimlerinden olan Tucer, bundan sonraki meslek yaşamına ilişkin rotasını da çizdi. Aldığı kararın “artık çalışmak istemesi”  olarak algılanmamasını isteyen Tucer, “1997 yılında başlayan devlet memuriyeti ve hekimlik yolculuğumda bir dönem kapandı. Belki benim seçtiğim zamanda değil… Ama bundan sonraki yolu, kendi irademle seçiyorum” ifadesini kullanarak duygu ve düşüncelerini şu sözlerle dile getirdi.

VEDA MESAJI BİLE NAİF VE ANLAYANA

“Yıllar boyu kapımdan giren hiçbir hastayı geri çevirmemeye, bilgim ve gücüm yettiğince mesleğimin gerektirdiğinden fazlasını yapmaya çalıştım. Poliklinik odam, endoskopi ünitem, birlikte çalıştığım ekipler…Yıllar içinde hepsi hayatımın bir parçasına dönüştü. Çalışmayı hiçbir zaman bir yük olarak görmedim; birlikte çalıştığım insanları ailem, görev yaptığım yeri de çoğu zaman ikinci evim bildim. Bu yüzden emeklilik kararım, ‘artık çalışmak istemiyorum’ dediğim bir noktada alınmış bir karar değildir.

Ne yazık ki son dönemde çalışma düzenimin, mesleki huzurumun ve yıllar içinde emekle kurduğum çalışma ortamının benim için sürdürülebilir olmaktan çıkması, beni hiç planlamadığım bir zamanda bu kararı almaya yöneltti.

Bazı ayrılıkların nedeni yorgunluk değil, insanın emeğine ve mesleki varlığına duyduğu saygıyı koruma isteğidir. Bu nedenle devlet hizmetinden beklediğimden daha erken ayrılmış olsam da, bunu bir son değil, kendi yolumu yeniden seçme hakkım olarak görüyorum. Çünkü bazı kapılar insan istediği için değil, artık içeride kalmak kendine haksızlık olmaya başladığı için kapanır. Sessiz kalmayı seçmek, yaşananları yok saymak değildir. Her şeyi anlatmamak da unutmak değildir.

Bugün devlet hizmetinden emekliyim; ama hekimlikten değil…Bunca yılın emeğini, tecrübesini ve en önemlisi insanlara faydalı olma isteğimi şimdi kendi muayenehanemde sürdürmeye hazırlanıyorum. Beni yıllar boyunca hekimleri olarak kabul eden hastalarıma, birlikte omuz omuza çalıştığım mesai arkadaşlarıma, dostlarıma ve yoluma iyi niyetle eşlik eden herkese gönülden teşekkür ederim.

Bir kapı, beklediğimden daha erken kapandı belki…Geride bıraktığım özverili ekibimin, ünitemin, çalışma arkadaşlarımın, hastalarımın her daim hissedeceğim özlemiyle…

Ama bazen insan, yoluna devam edebilmek için önce kendi emeğine, onuruna ve iç huzuruna sahip çıkmak zorundadır… Şimdi yeni bir kapı açılıyor…Aynı hekimlik anlayışıyla, aynı vicdanla, aynı özenle… Yeni adresimde yeniden görüşmek üzere.”

15 metrekarede 49 yıllık anı!


Olgay GÜLER
Edirne’de otel müdürü Cengiz Bulut (61), 49 yıldan bu yana biriktirdiği yaklaşık 4 bin parça antika ve eski eşya koleksiyonunu, 15 metrekare dükkanında sergiliyor.
Edirne’de bir otelde müdür olarak çalışan evli ve iki kız babası Cengiz Bulut, dedesinin kendisine hediye ettiği kemik saplı çakıdan etkilenerek, 12 yaşından itibaren antika değeri taşıyan objeler toplamaya başladı. İlk başlarda Edirne’ye ait tapu, fotoğraf ve haritalar biriktiren Bulut, daha sonra bu hobisini genişletip, kullanılmayan eski eşyaları da almaya başladı. Geride kalan 49 yılda yaklaşık 10 bin parça antika ve eski eşya biriktiren Bu-lut, bunları açtığı dükkanda sergilemeye karar verdi. Kent merkezindeki tarihi Bedesten Çarşısında, 15 metrekarelik dükkanda koleksiyonundan 4 bin parçayı sergileyen Bulut, amacının para kazanmak olmadığını söyledi.


’12 YAŞIMDA DEDEMİN HEDİYESİYLE BAŞLADIM’
Bulut, çocukluğumdan beri Edirne tarihine meraklı olduğunu söyleyerek, “12 yaşında dedemin bana kemik saplı bir çakıyı hediye etmesiyle başladı bu merak. Halen saklarım o çakıyı. Babaannem de bakır maşrapa hediye etmişti. Bir de aile tarihini çok anlatırlardı. Bizim ailemiz 93 harbi dediğimiz Osmanlı-Rus savaşı sırasında Edirne’ye göç etmiş. Bu hikayelerle büyüdüğümüz için haliyle tarihe olan merakımız gün geçtikçe arttı. Mesela İtalya’da Edirne’yle ilgili belge bulduğumda buna 25 avro para ödüyoruz ama kargosuna 50 avro ödüyoruz. Bu bedellere bakmadan Edirne için önemliyse bu tür şeyler alıyoruz. Mesela Edirne fotoğrafları konusunda çok geniş bir arşivim var. Türkiye’deki bütün Edirne’yle ilgili çalışma yapan profesörler olsun, yazarlar olsun bize başvuruyorlar, bilgi belge desteği istiyorlar, fotoğraf desteği istiyorlar. Bunlara katkı yapmaya çalışıyoruz” dedi.


‘BURADA AĞLAYAN İNSANLARI DA GÖRÜYORUM’
Dükkanında, antikaların yanı sıra, eski objelerin de çokça bulunduğunu belirten Bulut, “Burada genelde ‘Vintage’ dediğimiz insanların geçmişte kullandığı ürünleri toparlıyoruz. Tabelamız antikacı olmasına rağmen bunlar çok var. Bunlar eski kullandığımız, hepimizin elinde eskiden kullandığı ürünler. Gelen müşteriler çok güzel tepkiler veriyorlar. Daha önceki dükkanımız taşınmadan önce daha büyüktü, 45 metrekareydi. Daha geniş alana sergiliyorduk ve insanlar müze gibi ziyaret ediyordular. Devlet kademesindeki insanlarımız da ziyaret ediyorlardı. Geçmişe bir yolculuk yapıyor sanki. Burada ben mesela ağlayan insanları da görüyorum. Çocukluğunda kullandığı bir oyuncağı görüyor. Evde kullandığı babaannesinin bir benzer eşyasını görüyor” diye konuştu.


‘AMACIMIZ PARA KAZANMAK DEĞİL’
Amacının para kazanmak olmadığını dile getiren Bulut, “Biz burada aslında satıştan ziyade bu eşyaları sergiliyoruz. Beğenen, satın alan insanlar da var. Bir maddi beklentim yok. Dört yıldır, beş yıldır bu işi yapıyoruz. Bu iş aslında insanlarımız şu gözle bakmıyor. Biz bir kültür işi yapıyoruz. Yani Edirne tarihini olsun, kültürünü olsun katkı yapıyoruz. Beş yıldır kirasıyla, vergisiyle, muhasebecisiyle, suyu bunlar hep benim desteğimle gidiyor. Yani dükkan kendini kurtarıyor mu? Para kazandırıyor mu? Derseniz, bu işte bu böyle bir şey yok. Her şehirde bu tür bir yer olmalı. Geçmişle geleceğin arasında bir köprübaşı yaptığının bilinciyle bu işi yapıyoruz. Amacımız para kazanmak değil” şeklinde konuştu.


‘GELECEĞE MİRAS …’GELECEĞE MİRAS BIRAKMAK İSTİYORUM’
Dükkanı, pandemi döneminde açmaya karar verdiğini anlatan Bulut, “Aslında dükkanı açma sebebim, bu pandemi döneminde biliyorsunuz insanlar dışarı çıkamadı, edemedi. Benim de o kadar çok birikimim vardı. Çok samimi çevremden üç dört arkadaşım vefat etti. Eşim dedi ki; “Bak ölüm var, bir gün sen ölür gidersen bunların biz kıymetini bilmiyoruz, dükkan aç sat” dedi. Zaten dükkan açmayı hep düşünüyordum. Açma sebebim para kazanmak değil. Bunları halkla buluşturmak. Topladığınızda yine şehrimize katkı bulunmak ve geleceğe miras bırakmak. Bu amaçla açtık. İnsanlar geliyor, görüyor, beğendiğini alıyor” ifadelerini kullandı.

Seyirtepe’den Edirne’ye Kuşbakışı

Gülseven OKALANER
Eski Edirne Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi’nin gönlünde yatan büyük projesi “Dönen Seyir Kulesi” yapmayı hedeflediği Hıdırlık bölgesinde, bugün bir seyir kulesi yok, ama genç bir çiftin arazileri üzerinde bir ‘Seyirtepe Kafe’ var. Edirne’yi kuşbakışı gören bu kafe özellikle serinlemek ve geçe Edirne’nin doyumsuz manzarasını izlemek isteyenlerin uğrak yeri oldu.


Seyirtepe Kafe, Hıdırlık Tabya’nın ziyaretçi sayının her geçen gün artması ve sıcak cay, kahve; soğuk su. meşrubat veya lavabo ihtiyaçları için önemli bir gereksinimi de karşılıyor. Tamamı prefabrik olan ve kısa bir süreden bu yana hizmet veren Seyirtepe’nin müdavimleri bile oluşmuş durumda. Eski Kapıkule yolunda Yıldırımspor tesisleri sapağından çıkılarak mezarlıktan sonra sola dönülüyor ve Hıdırlık Tepesi’ne ulaşılıyor.

Kafe genç bir çift tarafından işletiliyor


VAHŞİ YAPILAŞMA VE RANTİYECİLERE DİKKAT
Çevresindeki arazilerde günden güne apartman ve villa tarzı yapıların yükselmeye başladığı Hıdırlık Tepe’nin bu gidişle bu tür yapılarla dolması semt sakinleri ve çevreye duyarlı insanları tedirgin ediyor. Adını bölgeden alan Hıdırlık Tabya’nın da yer aldığı Yıldırım semti sakinleri bu mevkiinin de vahşi yapılaşmaya kurban gitmemesini, bölgenin tarihi ve turistik alan olarak düzenlenip korunmasını istiyor.

TÜ’den Kosova’da bir işbirliği adımı daha

Trakya Üniversitesi’nin Balkan vizyonu doğrultusunda hayata geçirdiği “Kardeşlik Köprüleri Projesi” kapsamında çeşitli temaslarda bulunmak üzere Kosova’ya giden Rektör Prof. Dr. Mustafa Hatipler başkanlığındaki heyet, Prizren “Ukshin Hoti” Üniversitesi’ni ziyaret etti.

Prizren “Ukshin Hoti” Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mentor Alishani ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Serdan Kervan ile gerçekleştirilen görüşmede, iki kurum arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine yönelik iş birliği imkânları ele alındı. Bu kapsamda akademik değişim programları, ortak projeler, çift diploma ile ortak yüksek lisans ve doktora programlarının hayata geçirilmesi değerlendirildi.

Görüşmenin bir diğer önemli başlığını ise Balkan Üniversiteler Birliği’nin (BUA) Prizren’de gerçekleştirilecek bir sonraki toplantısı oluşturdu. Birliğin sekretaryasını yürüten Trakya Üniversitesi ile ev sahibi Prizren “Ukshin Hoti” Üniversitesi arasında toplantının hazırlık ve organizasyon sürecine ilişkin yapılabilecek çalışmalar görüşüldü.

Rektör Prof. Dr. Mustafa Hatipler, Prizren “Ukshin Hoti” Üniversitesi ile geliştirilecek iş birliklerinin iki kurum arasındaki bağları güçlendireceğini belirterek, Balkan vizyonu doğrultusunda yürüttükleri temasları kalıcı ve sürdürülebilir ortaklıklara dönüştürmeyi hedeflediklerini söyledi.

Rektör Prof. Dr. Mentor Alishani ise Trakya Üniversitesi ile yürütülecek ortak çalışmaların akademisyen ve öğrencilere yeni fırsatlar sunacağını ifade etti.

Ziyaret, hediye takdimi ve hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.

Trakya Üniversitesi heyetinde Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ, Hastane Başhekimi Prof. Dr. Alkin Çolak, Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı ve Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Ali Yılmaz, Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanı Prof. Dr. Cenk Mısırlı, Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Çelik ile Rektör Danışmanı ve Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Ali İhsan Meşe yer aldı.

Üniversite kayıtlarında son gün

Trakya Üniversitesi’ne 2026 YKS yerleştirme sonuçlarına göre yerleşmeye hak kazanan öğrencilerin Balkan Kongre Merkezi’nde 24 Ağustos Pazartesi günü başlayan Yüz Yüze Kayıtları bugün sona erecek.

Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı tarafından yürütülen kayıt işlemleri kapsamında üniversiteye ilk adımlarını atan öğrenciler, kayıtlarını gerçekleştirirken Trakya Üniversitesi’nin sunduğu hizmetler hakkında da bilgi alma fırsatı buluyor.

Kayıt sürecinde öğrenciler; Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı, Dış İlişkiler Uygulama ve Araştırma Merkezi, Kurumsal İletişim Koordinatörlüğü, Yabancı Diller Yüksekokulu, Engelsiz Üniversite Birimi ve Trakya Store stantlarını ziyaret ederek birimlerin faaliyetleri ve sunduğu hizmetler hakkında bilgi alıyor.

Yeni öğrencilerin üniversite yaşamına uyum sağlamalarını kolaylaştırmak amacıyla gerçekleştirilen bilgilendirmeler kapsamında, öğrencilerin akademik, sosyal, kültürel ve destek hizmetlerinden etkin şekilde yararlanmalarına yönelik bilgiler paylaşılıyor.

Havsa, Uzunköprü, Keşan ve İpsala ilçelerindeki Yüksekokul veya Meslek Yüksekokullarına yerleşen adayların ilçelerdeki okul binalarında oluşturulan kayıt alanlarında 24 Ağustos Pazartesi günü başlayan yüz yüze kayıt işlemleri de bugün sona erecek.

Kenevirleri sularken, suçüstü yakalandı!

Olgay GÜLER

Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde M.G. (41), kamu arazisinde yetiştirdiği Hint kenevirlerini sularken jandarma tarafından suçüstü yakalanarak, gözaltına alındı.

İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Uzunköprü İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, yaptığı çalışmada S.G.’nin ilçeye bağlı Sığırcılı köyündeki kamu arazisinde Hint keneviri yetiştirdiğini tespit etti. Ekipler, S.G.’yi ektiği kenevirleri sularken suçüstü yakalayarak, gözaltına alındı. Arazide, 52 kök Hint keneviri ve 1 kilo 310 gram kubar esrar ele geçirildi.

S.G.’nin jandarmadaki işlemlerinin sürdüğü bildirildi.