Edirne merkezde en yoğun nüfusun yer aldığı Şükrüpaşa, Fatih ve Koca Sinan mahallelerinde 7 Ekim Çarşamba günü 8 saat süreyle elektrik kesintisi uygulanacak.
TREDAŞ’ın açıklamasına göre yapılacak çalışmalar nedeniyle uygulanacak planlı kesinti kapsamında saat 09.00’dan 17.00’ye kadar Fatih ve Koca Sinan mahallelerine 8 saat süreyle elektrik verilemeyecek..
Eğitim Sen Edirne Şube Başkanı Ahmet Acet, 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü nedeniyle Keşan’da düzenlenen gecede yaptığı konuşmada, “5 Ekim’i Ağırlaşan Sorunlarla Karşılıyoruz! Haklarımız, Mesleğimiz ve Geleceğimiz İçin Mücadeleyi Büyüteceğiz” dedi.
Eğitim Sen Keşan Temsilcisi Asalet Koç
Eğitim Sen, 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nü Keşan’da yoğun katılımın olduğu bir etkinlikle kutladı. Üye öğretmenlerin katılım sağladığı gece de Eğitim Sen Edirne Şube Başkanı Ahmet Acet ve Eğitim Sen Keşan Temsilcisi Asalet Koç konuşma yaparak mesleğin sorunlarını dile getirdiler. Konuşmaların ardından öğretmenler eğlenerek stres attı.
ACET: MÜCADELEMİZİ BÜYÜTECEĞİZ Eğitim Sen Edirne Şube Başkanı Ahmet Acet,”5 Ekim’i Ağırlaşan Sorunlarla Karşılıyoruz! Haklarımız, Mesleğimiz ve Geleceğimiz İçin Mücadeleyi Büyüteceğiz” diyerek konuşmasında şunlara yer verdi: 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü, öğretmenlerin ekonomik, sosyal ve mesleki haklarının uluslararası düzeyde güvence altına alınması mücadelesinin simge günlerinden biridir. Bu tarih, 1966 yılında UNESCO ve Uluslararası Çalışma Örgütü’nün kabul ettiği Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı’na dayanmaktadır. Söz konusu karar; öğretmenlerin çalışma koşullarından mesleki özerkliklerine, ücretlerinden iş güvencelerine, örgütlenme haklarından eğitim politikalarına katılımlarına kadar öğretmenlik mesleğinin temel standartlarını belirleyen tarihsel bir belgedir. Eğitim Sen olarak yıllardır savunduğumuz temel yaklaşım nettir: Öğretmenlik, mesleki özerkliği olan kamusal bir meslektir. Öğretmenin özgür olmadığı bir okulda öğrencinin özgürleşmesi, öğretmenin söz sahibi olmadığı bir eğitim sisteminde demokratik eğitimden söz edilmesi mümkün değildir. Öğretmenin yoksullaştırıldığı, güvencesizleştirildiği ve sürekli baskı altında tutulduğu bir ülkede nitelikli kamusal eğitim kurulamaz.
ÖĞRETMENLERİN MESLEKİ ÖZERKLİĞİ DARALTILIYOR
Son yıllarda müfredatın, eğitim programlarının ve okul işleyişinin giderek daha merkezi hale gelmesi, öğretmenlerin mesleki karar alanlarını daraltmıştır. Öğretmenlerden bilimsel ve pedagojik değerlendirme yapan eğitimciler olmaktan çok, kendilerine verilen programı eksiksiz uygulayan personel olmaları beklenmektedir.
ÖĞRETMENLİĞİN GELECEĞİ, TOPLUMUN GELECEĞİDİR
Tek tip önlük gibi şekilsel düzenlemelerin öne çıkarılması da bu anlayışın bir yansımasıdır. Eğitim Sen açısından tartışılması gereken öğretmenin ne giydiği değil, öğretmenin ne kadar özgür olduğu, eğitim sürecinde ne kadar söz sahibi olduğu ve öğrencisinin ihtiyaçlarına göre ne kadar pedagojik karar alabildiğidir.
5 Ekim’in 60. yılında bir kez daha vurguluyoruz: Öğretmenin yoksullaştığı, söz hakkının daraldığı, mesleki özerkliğinin ortadan kaldırıldığı ve öğretmen adaylarının geleceğe kaygıyla baktığı bir ülkede nitelikli ve demokratik bir eğitim sistemi kurulamaz.
Öğretmenlik mesleğinin yaşadığı sorunlar yalnızca öğretmenlerin sorunu değildir. Öğretmenin çalışma koşulları öğrencinin eğitim koşullarıdır; öğretmenin mesleki özerkliği öğrencinin nitelikli eğitim hakkıdır; öğretmenin güvencesi kamusal eğitimin güvencesidir. Bu nedenle öğretmenlerin hakları için mücadele etmek, aynı zamanda çocukların eğitim hakkı ve toplumun geleceği için mücadele etmektir.
Eğitim Sen olarak öğretmenlerin yalnızca sorunlarının konuşulduğu değil, haklarının güvence altında olduğu; ekonomik kaygı yaşamadan çalışabildiği; mesleki ve pedagojik özerkliğinin korunduğu; eğitim politikalarının oluşturulmasında söz ve karar sahibi olduğu bir eğitim sistemi için mücadelemizi sürdüreceğiz.
HAKLARIMIZA, MESLEĞİMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKACAĞIZ!
Edirne’de sahipsiz hayvanların bakım, tedavi ve yaşam koşullarını iyileştirmek amacıyla Valilik, İl Özel İdaresi ve 4 belediyenin iş birliğiyle Süloğlu ilçesinde kurulan 42 dönümlük Sahipsiz Hayvan Doğal Yaşam Alanı törenle hizmete açıldı. Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, ‘Burada canlarımız gayet güvenli, gayet sağlıklı’ dedi.
Edirne’de sahipsiz hayvanların bakım, tedavi ve yaşam koşullarını iyileştirmek amacıyla Edirne Valiliği, Edirne Belediyesi, Edirne İl Özel İdaresi ile Süloğlu, Havsa ve Lalapaşa belediyeleri iş birliğiyle Süloğlu ilçesinde kurulan Sahipsiz Hayvan Doğal Yaşam Alanı hizmete girdi. Açılış törenine Edirne Vali Vekili Önder Coşğun, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Edirne Vali Yardımcısı ve İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Eyyüp Batuhan Ciğerci, Baro Başkanı Av. Gökhan Karakoç, Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan, Havsa Belediye Başkanı Hüseyin Özden, Süloğlu Belediye Başkanı Mehmet Ormankıran, kurum müdürleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile öğrenciler ve davetliler katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende, 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü dolayısıyla ilkokul öğrencileri arasında düzenlenen resim yarışmasında dereceye girenlere ödülleri verildi.
42 DÖNÜM ALANDA 26 PADOK VE KAPSAMLI HİZMET
Süloğlu’nda 42 dönümlük arazi üzerine kurulan tesiste 26 padok, evcil hayvan mezarlığı, ameliyathane ve idari birimler yer alıyor. Hayvanların cinsiyet ve boyutlarına göre padoklara yerleştirileceği tesiste düzenli beslenme, sağlık kontrolleri, kısırlaştırma ve tedavi süreçleri tek çatı altında yürütülecek.
VALİ VEKİLİ COŞĞUN: ‘SATIN ALMAK YERİNE SAHİPLENELİM’
Törende konuşan Edirne Vali Vekili Önder Coşğun, tesisin bölge ilçelerine hayırlı olmasını dileyerek, “Edirne’mize bu açık hava hayvan barınağımızın tekrar hayırlı olmasını diliyorum. Vatandaşlarımız dışarıda hayvan satın alacaklarına buraya gelip sahiplenebilirler. Hem böylece buradaki bir canımızı evlerine misafir etmiş olurlar. Ben tekrar bu barınağımızın Edirne’mize, Lalapaşa ilçemize, Süloğlu ilçemize ve Havsa ilçemize hayırlı olmasını diliyorum” dedi.
GENCAN: ‘BUNDAN SONRA SORUMLULUĞUMUZ DAHA BÜYÜK’
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan ise kurumlar arası iş birliğinin önemine dikkat çektiği konuşmasında, ”Evet, bizim bugün çok önemsediğimiz, gerçekten büyük bir iş birliğiyle hayata koyduğumuz bu alan için öncelikle tekrar Sayın Valimiz Yunus Sezer’e, çok kıymetli bugün yanımızda olan Sayın Valimize, İl Özel İdaresi Genel Sekremiz Batuhan Bey’e, diğer taraftan Lalapaşa, Süloğlu ve Havsa Belediye Başkanlarımıza çok teşekkür ediyorum” dedi.
Başkan Gencan, Biz doğal yaşam alanında bir çok şeyi aynı anda hedefliyoruz. Biliyorsunuz, beraber de gezdik. Burada canlarımız gayet güvenli, gayet sağlıklı. Hem bir taraftan onların burada barınma ihtiyacını karşılarken mama üretim tesislerinde mamayı üretiyoruz. Aynı zamanda tedavi merkezlerimiz var. Ve buradaki mesai arkadaşlarıma da çok teşekkür etmek istiyorum. Hepsi evlatlarıymışçasına sahip çıkıyorlar buradaki can dostlarımıza. O yüzden çok kıymetli bir iş. Burada dört belediye olarak iş birliği içerisindeyiz. Bu çok önemli. Hem canlarımızı koruyoruz ama az önce konuşmamda da ifade ettim, bizim sorumluluğumuzun başladığı yer burası. Bundan sonra sorumluluğumuz daha büyük. Bunun da farkındayız” şeklinde konuştu.
Gencan, “Bu alanın her zaman can dostlarımız için hem elverişli hem güvenli hem sağlıklı ve temiz olması için de mücadele etmeye devam edeceğiz. Biraz önce gördünüz. Bizim seçim vaatlerimiz arasında da vardı. Can dostlarımız için bir mezarlık sözümüz de vardı. Ben biliyorum ki her can dostumuz, aileleri için, hayvanseverlerimiz için gerçekten birer evlatları gibi. Dolayısıyla onların burada manevi olarak da rahat olmaları bizim için çok kıymetliydi. Bu alanı da hayata koyduk. Ben buradan tüm hemşerilerime tekrar seslenmek istiyorum. Lütfen satın almayalım, sahiplenelim. Bu anlamda destek olunmasını hayvanseverlerimize buradan seslenmek istiyorum. Burası açık. Her zaman hayvanseverlerimizin samimi fikir ve görüşlerini biz dikkate alıyoruz. Bunu da dikkate almaya devam edeceğiz. Çünkü nihayetinde hepimizin arzusu ve isteği can dostlarının daha güvenli, daha emin ellerde olması. Bir veteriner hekim, iki veteriner teknisyeni, bir şoför ve bir binici. Şu anda mevcut sayımızda bin 186 adet köpek var. Şu anki personelimizin herhangi bir eksikliği söz konusu değil. Ama tabii ki ilerleyen dönemlerde buranın daha yoğunlaşmasıyla beraber ihtiyaç hâsıl olursa burada tabii ki takviyeler yapılacak” dedi.
Edirne’de hizmete açılan Sahipsiz Hayvan Doğal Yaşam Alanı’ndaki evcil hayvan mezarlığının ilk sakini 9 yaşındaki ‘Robin’ olurken, Belediye Başkanı Filiz Gencan acılı Kayahan çiftini “Robin artık bize emanet” diyerek teselli etti.
Edirne’de bugün açılışı gerçekleştirilen Sahipsiz Hayvan Doğal Yaşam Alanı, bünyesinde yer alan evcil hayvan mezarlığıyla da vatandaşların önemli bir ihtiyacına yanıt veriyor. Tesis içerisindeki mezarlığın ilk sakini ise 23 Haziran 2026 tarihinde yaşamını yitiren 9 yaşındaki kedisi “Robin” olan Kayahan çiftinin can dostu oldu.
Edirne’de sahipsiz hayvanların daha güvenli ve sağlıklı koşullarda yaşamlarını sürdürebilmesi amacıyla Süloğlu’nda hizmete açılan dev tesiste, kaybettikleri can dostlarını sonsuzluğa uğurlamak isteyen hayvanseverler için özel bir evcil hayvan mezarlığı oluşturuldu.
Açılış günü duygusal anların yaşandığı alanda, Filiz Kayahan ve Batur Kayahan çiftinin 9 yaşındaki can dostları Robin ebedi istirahatgahına uğurlandı. Seçim vaatleri arasında yer alan projeyi hayata geçirmenin yanı sıra açılışta üzüntülü çiftin yanına giderek acılarını paylaşan Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, “Robin artık bize emanet” diyerek aileye destek oldu ve tesellide bulundu.
Başkan Gencan, projeye ilişkin yaptığı açıklamada ise, “Seçim vaadimiz olan evcil dostlarımızın mezarlığını da açmış bulunmaktayız. Buraya defnedilen o canlar artık bize emanet” ifadelerini kullandı.
Yeni mezarlıkla birlikte Edirne’de hayatını kaybeden evcil hayvanların, sahiplerinin talebi doğrultusunda huzur ve güven içinde defnedilebileceği özel bir alan kente kazandırılmış oldu. Robin’in mezarı da dâhil olmak üzere alandaki tüm definlerin bakımı bundan böyle Edirne Belediyesi sorumluluğunda yürütülecek.
Trakya Üniversitesi’nin Türkçenin uluslararası düzeyde öğretimi ve yaygınlaştırılması faaliyetlerini sürdürdüğü bildirildi.
Trakya Üniversitesi’nin paylaşımına göre, üniversite bünyesinde faaliyet gösteren Dil Eğitimi ve Öğretimi Araştırma ve Uygulama Merkezi (DİLMER), yabancı dil olarak Türkçe öğretiminin yanı sıra Türk kültürünün tanıtılmasına yönelik faaliyetler yürütüyor. Balkanlar’dan Afrika’ya, Avrupa’dan Orta Asya’ya farklı coğrafyalardan gelen öğrencileri ağırlayan merkez, uluslararası öğrencilerin akademik yaşamlarına hazırlanmasına katkı sağlıyor.
DİLMER Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Rifat Gürgendereli, öğrencilerin A1’den C1’e kadar farklı seviyelerde Türkçe eğitimi aldığını, akademik Türkçe eğitimlerinin de program kapsamında yer aldığını belirtti. Gürgendereli, uluslararası geçerliliğe sahip sertifikalarla öğrencilerin eğitim görecekleri bölümlere geçiş süreçlerinin desteklendiğini ifade etti.
Dil Öğretiminin Ötesinde Kültürel Aktarım
Dil öğretiminin kültürel aktarım boyutuna dikkat çeken Gürgendereli, “Dil öğretimi sadece bir beceri aktarımı değildir; aynı zamanda Türk kültür coğrafyasındaki tüm unsurların aktarımıdır. Bu sebeple uluslararası öğrencileri heyecanla ve mutlulukla bekliyoruz.” dedi.
DİLMER’deki eğitimler, öğrencilerin Türkçeyi etkin kullanmalarının yanı sıra Türkiye’nin sosyal ve kültürel yaşamını yakından tanımalarına da imkan sağlıyor.
Uzmanlaşmaya Yönelik Sertifika Programları
DİLMER, Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi alanında uzmanlaşmak isteyen öğretmen adayları, mezunlar ve öğrencilere yönelik sertifika programları da düzenliyor. Merkez, dil eğitimi ve kültürel aktarımı bir araya getirerek Türkçenin uluslararası düzeyde yaygınlaştırılmasına ve Trakya Üniversitesinin uluslararasılaşma çalışmalarına katkı sunuyor
HAMİYET ÖZTÜRK VEFAT ETTİ Merhum emekli Öğretmen Ali Öztürk’ün eşi, Müzeyyen Aktaş, Gülten Ballı ve Ayfer Saltık’ın anneleri Hamiyet Öztürk 96 yaşında vefat etti. Merhume dün Yavuz Sultan Selim Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.
NAZMİ VATAN VEFAT ETTİ Büyükdoğanca Köyü sakinlerinden merhum Mustafa ve merhume Zeliha Vatan’ın oğulları, Remziye Vatan’ın eşi, Neşe Takas, Aydın ve AkIn Vatan’ın babaları, Ercan Takas ve Dilek Vatan’ın kayınpederleri, Atakan Takas’ın dedesi Nazmi Vatan 78 yaşında vefat etti. Merhum dün Budakdoğanca Köyü Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Köy Mezarlığında toprağa verildi.
BEYHAN NURLU VEFAT ETTİ Sabahattin Nurlu ve Seher Eren’in babaları Beyhan Nurlu vefat etti. Merhum dün Yolüstü Köyü Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Köy Mezarlığında toprağa verildi.
HASAN BASRİ GÜRGEN VEFAT ETTİ Fedai Gürel, Müesser Uçar, Mehmet ve Ersin Gürel, Mübeccel Temel, Nilüfer Gürel İkizce, Ayfer Akgün, Ercan Gürel’in dayıları Hasan Basri Gürgen 83 yaşında vefat etti. Merhum dün Tuğlalık Köyü Camisinde namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Köy Mezarlığında toprağa verildi.
Tüm Emeklilerin Sendikası, TÜİK’in Eylül ayı enflasyonunu aylık %1,84, yıllık %29,73 olarak açıkladığını, ENAG’a göre ise yıllık enflasyonun %46,61 olduğuna dikkat çekerek, iktidarın enflasyonun yüzde 30’un altına düşmesini başarı olarak anlattığını, ancak sokaktaki gerçeğin değişmediğini bildirdi. Enflasyonun düşmesinin fiyatların düştüğü anlamına gelmediğini belirten sendika, “Emeklinin, işçinin yıllardır kaybettiği alım gücü geri gelmiyor. İnsanlar hayat pahalılığını TÜİK’in rakamlarından değil; pazardan, marketten, kiradan, faturadan görüyor” ifadelerini kullandı.
Tüm Emeklilerin Sendikası, Rakamların arkasında bir ülke: Geçinemiyoruz, güvenmiyoruz, itiraz ediyoruz” başlıklı yazılı açıklamasında, emeklinin geçinemediğini, işçinin emeğinin karşılığını alamadığını, madencinin can güvenliği istediğini, çiftçinin ürettiğinden kazanamadığını, yüz binlerce küçük yatırımcının birikiminin hesabını sorduğuna dikkat çekerek şunları kaydetti:
“İktidar enflasyonun yüzde 30’un altına düşmesini başarı olarak anlatıyor. Ama sokaktaki gerçek değişmiyor. Enflasyonun düşmesi fiyatların düştüğü anlamına gelmiyor. Emeklinin, işçinin yıllardır kaybettiği alım gücü geri gelmiyor. İnsanlar hayat pahalılığını TÜİK’in rakamlarından değil; pazardan, marketten, kiradan, faturadan görüyor.
Bunun en acı örneklerinden birini 25 Eylül’de Ankara’da yaşadık. Anayasa Mahkemesi önünde emekliler seyyanen zam hakkı için eylem yaparken emekli polis Ali Şekeroğlu yaşamına son verdi. Elindeki dövizde ‘Para için değil, onurumuz için’ yazıyordu.
Bu söz bugün geçinemeyen milyonlarca emeklinin ortak çığlığıdır. Yıllarca çalışmış, üretmiş, prim ödemiş insanlar sadaka istemiyor. İnsanca yaşayabilecekleri bir aylık ve onurlu bir yaşam istiyor.
Soma’da ise beş madenci daha evine dönemedi. İmbat Madencilik ocağındaki göçükte Halit Ersay, Kerim Ören, Ramazan İnce, İsa Olcay ve Ömer Karakaya yaşamını yitirdi. 301 madencinin hayatını kaybettiği büyük Soma faciasının üzerinden on iki yıl geçti. Hälä aynı soruyu soruyoruz: Ne değişti? İşçinin sağ salim evine dönebilmesi bir maliyet değil, yaşam hakkıdır. İş cinayetleri kader değildir. Bir başka büyük güven krizi sermaye piyasalarında yaşanıyor. Tasfiye kararı verilen fonlarda 455 bin 758 yatırımcı bulunuyor. Şimdi iktidar bu tabloyu kendi kurumlarıyla soruşturacağını söylüyor. Oysa mesele birkaç kişinin ‘nefsine yenik düşmesi’ diye geçiştirilemez. Bu kadroları atayan, kurumları yöneten ve denetlemekle sorumlu olan siyasi iradenin de hesabı sorulmalıdır. Yetki kimdeyse sorumluluk da ondadır.
Çiftçi de ayakta. Bafra’da çeltik üreticileri mazot, gübre, ilaç ve işçilik maliyetlerine karşı traktörleriyle yola çıktı. Üreten insan ürettiğinden kazanamıyor. Toprağını, suyunu ve ormanını savunan yurttaşların mücadelesi de Türkiye’nin dört bir yanında devam ediyor. Bütün bunları birbirinden kopuk olaylar olarak göremeyiz.
Emekli geçinemiyor. İşçi emeğinin karşılığını alamıyor. Madenci can güvenliği istiyor. Çiftçi ürettiğinden kazanamıyor. Yüz binlerce küçük yatırımcı birikiminin hesabını soruyor. İnsanlar toprağına, suyuna ve yaşam alanlarına sahip çıkıyor.
Türkiye’nin farklı yerlerinden yükselen itirazın ortak nedeni giderek daha görünür hale geliyor. Halktan sürekli sabır ve fedakârlık isteyen, ekonomik krizin faturasını emekliye, işçiye, çiftçiye ve dar gelirliye ödeten; halkın sorunlarını çözemeyen ve kamu kurumlarına güveni aşındıran siyasi iktidar halk nezdinde toplumsal ve siyasal meşruiyetini kaybetmiştir.
Şimdi mesele bu itirazların birbirini görmesidir.
Emeklinin mücadelesi işçinin, çiftçinin, madencinin; ekmeğini, hakkını, toprağını ve geleceğini savunan herkesin mücadelesiyle buluşmalıdır.
Ali Şekeroğlu’nun bıraktığı söz tam da bunun için unutulmamalıdır: ‘Para için değil, onurumuz için!
Çünkü mesele yalnızca para değil. Mesele ekmek. Mesele hak. Mesele adalet. Mesele onurlu bir yaşam.Geçinemiyoruz!”
BİR ŞEYLER BU HESABA SIĞMIYOR!
Sendika tarafından sosyal medya hesabından “Bir şeyler bu hesaba sığmıyor!” başlığı altında gerçekleştirilen paylaşımda da “Manipülasyon sadece borsada değil. TÜİK de manipülasyon yapıyor” denilerek şunlara yer verildi:
“Bir şeyler bu hesaba sığmıyor! Pazarcı TÜİK’in enflasyonunu sormuyor. Ev sahibi TÜİK’in ortalamasına göre kira belirlemiyor.
Eczanede, markette, kasapta açıklanan oranlar değil, etiketler önümüze geliyor. Eylül tablosuna bakın.
Temel ihtiyaçların önemli bir bölümünde yıllık artışlar %40’ları, %50’leri, %60’ları geçmiş. Bazı kalemlerde artış %100’ün üzerinde.
Sonra dönüp bize ‘gıda enflasyonu %27,6’ deniliyor, İşte milyonlarca emeklinin itirazı tam da burada başlıyor.
Çünkü açıklanan her düşük enflasyon oranı yalnızca bir istatistik değildir. Emeklinin gelecek maaş artışını da doğrudan etkileyen bir sonuçtur.
Rakam küçüldükçe emeklinin payına düşen de küçülüyor. Fatura ise küçülmüyor. Kira düşmüyor. Pazar ucuzlamıyor. Sofra büyümüyor. Bize hangi enflasyonu yaşadığımızı anlatmayın. Biz onu her gün ödüyoruz.”
Kapıkule’den Bulgaristan’a geçen Türk plakalı otobüste, bir yolcunun yeleğinin astarına gizlenmiş 912,45 gram altın bulundu. Altınların değerinin 100 bin 369 avro olduğu açıklandı.
Bulgaristan’ın Türkiye sınırındaki Kapitan Andreevo Gümrük Kapısı’nda, Türkiye’den Bulgaristan’a giriş yapan Türk plakalı bir otobüste yaklaşık 1 kilogram altın ele geçirildi.
Bulgaristan Gümrük Ajansı’nın açıklamasına göre olay, 2 Ekim 2026 tarihinde saat 00.30 sıralarında meydana geldi. Türkiye’den Bulgaristan üzerinden Romanya’ya giden ve 23 yolcusu bulunan otobüs, risk analizi sonucunda detaylı gümrük kontrolüne alındı.
Yelekteki kabarıklık dikkat çekti
Kontrol sırasında gümrük görevlileri, Romanya vatandaşı kadın yolcunun üzerinde bulunan yelekte doğal olmayan bir kabarıklık olduğunu fark etti.
Yapılan üst aramasında, yeleğin astarının altına dikilmiş 20 polietilen paket bulundu. Paketlerin içerisinde yüzük, madalyon, zincir, küpe ve bileziklerden oluşan çeşitli altın takılar ele geçirildi.
Uzman incelemesinde takıların 912,45 gram ağırlığında ve toplam 100 bin 369,60 avro değerinde altın olduğu belirlendi.
Soruşturma başlatıldı
Olayla ilgili Haskovo Bölge Savcılığı’nın gözetiminde, Bulgaristan Gümrük İdaresi soruşturma görevlisi tarafından adli soruşturma başlatıldığı bildirildi.