Marmaraereğlisi Temizlik Şirketi ile Tanışın

Marmara Ereğlisi’nde temizlik hizmeti arayışında olanlar için Marmaraereğlisi temizlik şirketi olarak Temizlik Paketi, kaliteli ve profesyonel çözümler sunuyor. Ev, ofis ve villa temizliğinde uzun yıllara dayanan tecrübemizle, alanınıza özel hijyen planları hazırlıyoruz. Amacımız, sadece temiz bir alan bırakmak değil aynı zamanda ferah ve sağlıklı bir yaşam alanı yaratmaktır.

Her mekanın farklı bir temizlik ihtiyacı vardır. Biz, alanınızı inceleyerek, gerekli malzeme ve ekipmanı belirliyor, iş planını buna göre oluşturuyoruz. Böylece zamandan tasarruf ederken, temizlikten maksimum verimi alabilirsiniz.

Ekibimiz, temizlik öncesi alanınızı detaylı olarak inceler ve ihtiyacınıza uygun temizlik malzemelerini, ekipmanları planlar. Böylece temizlik süreci daha verimli ve hızlı ilerler. Marmara Ereğlisi’nde hizmet veren temizlik şirketimiz, çevre dostu ürünler kullanarak hem sağlığınızı hem de doğayı korumayı önceliği olarak belirler.

Evleriniz Bizimle Güvende

Evler, yaşam alanlarımızın en önemli bölümleridir. Temizlik Paketi olarak Marmara Ereğlisi ev temizliği hizmetimizle, evinizin her köşesini titizlikle temizliyoruz. Mutfak, banyo, salon ve yatak odası gibi alanlarda hijyen standartlarına uygun temizlik sağlıyoruz.

Alanında uzman ekibimiz, özellikle zemin temizliği, mobilya silme ve toz alma gibi detayları atlamadan çalışır. Kullanılan temizlik malzemeleri çevre ve sağlığa uygun olup, evinizde kimyasal kalıntı bırakmaz. Böylece hem hijyenik hem de güvenli bir ortam sağlanır. Zeminden tavana her köşe, hijyen standartlarına uygun malzemelerle özenle temizlenir.

Lüks Alanlarda Profesyonel Çözümler

Villalar, geniş alanları ve farklı yüzeyleri nedeniyle özel temizlik yaklaşımı gerektirir. Temizlik Paketi olarak, Marmara Ereğlisi villa temizliği hizmetinde en ince detaylara kadar çalışıyoruz. Pencerelerden balkonlara, iç ve dış mekan yüzeylerinden bahçeye kadar titiz bir temizlik sunuyoruz.

Villalarda temizlik sadece hijyen değil, aynı zamanda yaşam konforunu artırmak anlamına gelir. Biz, bu farkı hissedebilmeniz için özel ekipmanlarımız ve güçlü temizlik malzemelerimizle villanızı eksiksiz teslim ediyoruz. Marmara Ereğlisi’nde villa sahiplerinin güvenle tercih ettiği firmamız, zamandan tasarruf etmenizi ve ferah bir yaşam alanına kavuşmanızı sağlar.

Profesyonel Temizlikte Temizlik Paketi Farkı

Temizlik Paketi olarak, Marmara Ereğlisi’ndeki tüm temizlik ihtiyaçlarınızı profesyonel bir şekilde karşılıyoruz. Ev, villa veya ofis fark etmeksizin, alanınıza özel temizlik planları hazırlıyor ve işimizi söz verdiğimiz sürede tamamlıyoruz.

Hijyenik ve sağlıklı yaşam alanları yaratmak için güçlü ekipmanlarımız ve uzman ekibimizle yanınızdayız. Marmara Ereğlisi’nde güvenle tercih edilen temizlik şirketimiz, her zaman müşteri memnuniyetini öncelikli tutar.

Temizlikte Hız ve Güven

Temizlik Paketi, Marmara Ereğlisi’ndeki müşterilerine hızlı ve güvenli hizmet sunar. Alanınıza özel planlanan temizlik süreci, belirlenen zamanda tamamlanır ve hiçbir detay atlanmaz. Profesyonel ekibimiz, hijyen standartlarından ödün vermeden çalışır.

Müşteri memnuniyeti, firmamızın en önemli önceliğidir. Ev, villa veya iş yeriniz fark etmeksizin, Temizlik Paketi ile güvenilir bir temizlik deneyimi yaşayabilirsiniz.

Osmanlı ordusunun konumu gravürle bulundu!

Olgay GÜLER

Osmanlı İmparatorluğu’na 88 yıl başkentlik yapan, önemli merkezlerden Edirne’de, 18’inci yüzyılda ordunun saray çevresindeki konuşlanmasını net şekilde gösteren gravür Avusturya Milli Kütüphanesi arşivlerinde bulundu.

Osmanlı’ya 88 yıl başkentlik yapan Edirne’de, uzun yıllar bu dönemlere ait araştırmalar yapan uzman sanat tarihçisi Altay Bayatlı, Osmanlı İmparatorluğu ordusunun Edirne’de nerede konakladığına dair son çalışma sonuçlarını paylaştı. Devletin de bir dönem yönetildiği Edirne Sarayı çevresinde ordunun konuşlandığını tam kanıtlayan bir kaynağa bugüne kadar rastlayamadıklarını belirten Bayatlı, Avusturya Milli Kütüphanesi arşivlerinde bunu gösteren gravür bulduklarını söyledi.

‘1740’DA ÇİZİLMİŞ’

Osmanlı’nın fetihlerini Edirne Sarayı’ndan başlattığını, geçmişteki kaynaklardan bildiklerini anlatan Bayatlı, “Bu araştırmalarda ordugahın nerede olduğunu ve sarayı nasıl koruduğunu hep merak etmiştik. Bununla ilgili birçok arşivde görsel kanıtlara ihtiyacımız vardı. Tabii ki yazılı kanıtlarda birçok bilgi elimize geçiyor ama görsel olarak bulduğumuz eserler bizler için, özellikle sanat tarihçileri için çok önem arz etmektedir. Bunlardan bir tanesine Avusturya Milli Kütüphanesi’nde rastladık. Baron Philipp Franz von Gudenus’un 1700’lü yıllarda çizdiği bir gravür, Edirne’ye doğu tarafından girişte çok ciddi bir alanı bize göstermektedir. Gravür çok özel bir gravür, tam 1740’lı yıllarda çizilmiş ama arşivde 1740 geçmesine rağmen biz ordugahın kurulması, Bostancıbaşı’nın sarayın etrafında yer almasından ve Belgrad Seferi’nin olduğu döneme rastlamasından dolayı gravürün 1739 yılında veya biraz daha öncesinde çizildiğini düşünmekteyiz” dedi.

‘BELGRAD SEFERİ DÖNEMİNE DENK GELMEKTEDİR’

Gravürün Edirne’nin doğu cephesini net şekilde gösterdiğini kaydeden Bayatlı, “Bu gravürün en büyük özelliği Edirne’yi doğu cephesinden, daha doğrusu tam olarak kuzeydoğu cephesinden net şekilde, geniş bir ekran gibi bize iletmesidir. Bu ilettiği bilgilerde sarayın konumu, Selimiye’nin konumu ve en önemlisi Osmanlı ordusunun sarayı koruyan Bostancıbaşıların ve Çuhadarların nerede olduğuna dair çok önemli bilgiler vermektedir. Tarihini incelediğimizde Edirne doğumlu olan Sultan 1’inci Mahmud Han’ın burada konuşlandığını ve sarayı koruduklarını bu gravürden görmekteyiz. Döneme baktığımızda tam Belgrad Seferi dönemine gelmektedir. Ve bu gravürle Belgrad Seferi’nde ordunun burada yerleştiğini, sarayı koruduğunu ve o anlaşmanın burada görüşüldüğünü düşünmekteyiz” diye konuştu.

‘SEYYAHLAR GRAVÜRLER ÇİZEREK ÜLKELERDEKİ YÖNETİCİLERİNE TANITIYORLAR’

Gravürün Baron Philipp Franz von Gudenus tarafından çizildiğini anlatan Bayatlı, “Bunlar Avusturyalı seyyahlardır, o dönemde ‘Turcia Europea’ adında bir atlas tasavvur ediyorlar ve bu görevlendirmelerle seyyahları aynı bizim Evliya Çelebi gibi imparatorluğun içine gönderiyorlar. Bunlar gezerek gittikleri bölgelerde araştırmalar yapıp haritalandırmalar yapıp aynı zamanda böyle gravürler çizerek o bölgeleri, bulundukları ülkelerdeki yöneticilere tanıtıyorlar ve böyle atlaslar yayınlıyorlar. Bu yönüyle çok önemli bir belgedir. Gelen seyyah, görselde görüldüğü şekilde hakim bir tepenin üzerinde Edirne’yi çok güzel resmediyor ve kendisini de oraya ekleyerek, ‘Bu görsel buradan çizildi’ diye not düşüyor. Bunlar daha sonra imparatorluklarda belli akademiler tarafından bastırılıyor, atlasa konuluyor. Yazmalar imparatorlara sunuluyor, ayrıca akademiler tarafından da belli kişilere satılıyor. Bu yolla da günümüze kadar arşivlerden ulaşabiliyor” ifadelerini kullandı.

‘ORDUNUN NEREDE DURDUĞU AÇIKLANMIŞ’

Bayatlı, gravürde en dikkat çekici kısmın ordunun konuşlanma şekli olduğunu belirterek, “Gravürde bizi en çok ilgilendiren kısım, ordunun nerede konuşlandığıydı. Özellikle çizen kişi bundan etkilenmiş ki ordunun, Bostancıbaşı’nın, süvari ağalarının konumlarını vermiş ve nerede durduklarını görselin altında iki ayrı maddeyle açıklamış. Edirne gibi bir yerde birçok özel cami ve mimari eser varken bu detaya odaklanması, aslında kendi ülkesiyle olan savaşla ilgili de olduğunu düşündürmektedir. Yazılı kaynaklarda sarayın etrafında olduğuna dair ya da obalarda, menzil adı verilen bölgelerde bulunduğuna dair bilgilerimiz vardı. Fakat çadırların nereye kurulduğunu görsel olarak ispatlayan bu belge, bizim için çok önemli bir kanıt oldu. Arka planda görülen tarlaların bulunduğu bölümler, büyük bir ordunun yerleşebileceği alanı kapsıyor. Bu bölgeye de “Saray Ovası” denmektedir. Çuhadarlar padişahla ilgilenen özel birim, Bostancıbaşılar ise dış korumaları üstlenen birimlerdi. Gravürde bu ayrım da Fransızca olarak belirtilmiş” dedi.

‘ORDUNUN BÜYÜKLÜĞÜNÜ KANITLAYAN ÖNEMLİ BİR BELGE’

1’inci Mahmud’un Edirne doğumlu olduğuna da dikkat çeken Bayatlı, “Gravürün çizildiği yıllarda Sultan 1’inci Mahmud Han saltanattaydı. Çocukluk yılları burada geçtiği için orduya moral olsun diye Belgrad Seferi’ni Edirne’den kontrol ettiğini düşünüyoruz. Gravür de bunu kanıtlıyor. Yaklaşık 1740 tarihli görünse de Belgrad Anlaşması’nın 1739 yılında yapıldığını biliyoruz. Seferin son dönemlerinde ya da hemen sonrasında çizilmiş olabileceğini değerlendiriyoruz. Osmanlı ordusunun nerede konakladığı uzun süredir merak edilen bir konuydu. Bu gravür, sarayın etrafında konuşlandıklarını ve ordunun büyüklüğünü kanıtlayan önemli bir belge niteliğinde” diye konuştu.

Üreticiye ithalat darbesi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) önceki dönem Edirne Milletvekili Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, iktidarın gıda enflasyonunu düşürememesi nedeniyle aklına kuraklıktan, düşük verim ve düşük fiyattan perişan olan ayçiçeği üreticisini desteklemek yerine ithalatın geldiğini, buna ilişkin yayınlanan kararname ile Toprak Mahsulleri Ofisi’nce 12 Eylül Cuma günü 18 bin ton ham yağ ithalat edileceğine dikkat çekerek tepki gösterdi. 

Gaytancıoğlu, bununla ilgili sosyal medya hesabından dikkat çeken bir paylaşım yaptı. Gaytancıoğlu, “Ayçiçeği üreticisine darbeler bitmiyor” başlığı altında gerçekleştirdiği paylaşımında şunlara yazdı:

“Ayçiçeği hasadı birçok yerde bitti, bazı tarlalarda devam ediyor. Kuraklık verimi çok düşürdü, üretici piyasadaki düşük fiyatlarla mücadele ederken yani daha ürün satılırken birde adı üreticinin kara gün dostu olan Toprak Mahsulleri Ofisi üreticinin bu kara günlerinde 12 Eylül Cuma günü 18 bin hamyağ ithal edecek. Çiftçimiz kuraklık desteği beklerken ithalat kararnamesi yayınlandı. Söyleyecek bir şey yok.”

Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, söz konusu paylaşımına eklediği videodaki konuşmasında da şunları kaydetti:

“Ayçiçeğinde sona yaklaşıyoruz. Hasat çoğu yerde bitti. Böyle tarlalar hasat edildi. Bazıları da duruyor Ama anlayamadığımız bir konu var. Kuraklıktan üretici perişan.oldu. Düşük verimden perişan oldu. Düşük fiyattan perişan oldu. Ama akıllarına üreticiyi desteklemek gelmiyor. İthalat geliyor. Şimdi 12 Eylül Cuma günü 18 bin ton hem yağ ithalatı var. Kim yapıyor? Toprak Mahsulleri Ofisi. Ya üretici daha tarlada. Yani daha hasat bitmemiş. Ürününü depoya götüren var. Tüccarın önünde sıra bekleyen var. Borsaya götüren var. Trakya Birlik’e borcu karşılığı ödemek isteyen var. Ama niye ithalat yapıyorsunuz ya? Bunu birkaç ay sonra yapmayı planlasanız ya. Şu anda niye yapmak istediğinizi çok iyi biliyorum. Çünkü gıda enflasyonunu düşüremiyorsunuz. Gıda enflasyonunu düşürmenin çaresi ithalat değil. Üretici ve üretimi desteklemek. Biz seneye ne yapacağız peki? Ayçiçeği üretimini nasıl arttıracağız. Sulama kaynaklarını nasıl iyileştireceğiz? Bunları konuşmamız gerekirken üreticiyi mağdur ettiğiniz o üreticiyi kuraklık desteği ile nasıl destekleyeceksiniz. Böyle bir çalışmanız var mı? Yok. Ne var? En kolay yol ithalat yapalım. Dünyada ucuz oradan getirelim. Bırakalım artık başka ülkelerin çiftçilerini desteklemeyi. Kendi çitçimizi destekleyelim. Yanlış üstüne yanlış yapmayalım.

Misafir gitti denizde boğuldu

Gülseven OKALANER

Enez Büyükevren Köyü sahilinde denize giren 53 yaşındaki Koah hastası olduğu öğrenilen şahıs boğularak yaşamını kaybetti. Sahilde bulunan vatandaşlar durumu farkedip adamın yardımına koştu ve denizden çıkardı. İlk yardım bilen vatandaşların boğulan adama yaptığı müdahalenin yanı sıra 112 Acil’e haber verildi.

Boğulan vatandaşın Martı Sitesi’nde bulunan akrabalarına misafir olarak geldiği ve Eylül ayının sıcak geçmesi nedeniyle serinlemek amacıyla denize girdiği belirtildi. Boğulma olayı. sonbahar mevsiminin ilk günlerine karşın, öğrencisi olmayan ailelerin yazlıklarını terk etmemiş olmaları nedeniyle hayli kalabalık olan sahilde büyük üzüntü yarattı. Denize giren gençler adamın durumunda bir olağanüstülük fark etti ve yüzerek yakınına gitti.

Boğulan adamı suyun üstünde tutarak sahile taşıyan gençler bir yandan da “ambülans isteyin” diye bağırdı. Sahilde adamı yaşatmak için çalışan gençler gelen ambülansa vatandaşı teslim etti. Adamın hastalığının etkisiyle yüzüp karaya çıkamadığı öğrenildi.

Selimiye’ye ilginç öneri!

Olgay GÜLER
Tarihçi Prof.Dr. İlber Ortaylı, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ndeki Selimiye Camisi’nde ana kubbedeki 18’inci yüzyıla ait kalemişlerinin kaldırılıp yeniden yorumlanmasını öngören yeni uygulamayla ilgili açıklama paylaştı.


Mimar Sinan’ın ‘ustalık eserim’ dediği Selimiye Camisi’nde, 2023 yılının Haziran ayında Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu onayıyla başlatılan ana kubbe kalemişleri uygulaması 2024’te tamamlandı. Geçtiğimiz Ocak ayında Yüksek Kurul tarafından tamamlanmış uygulamanın sökülmesine karar verilip, yeni proje hazırlığı süreci başlatıldı. Tarihi yapıda yeni kalem işleri çalışması halen devam ederken, geçtiğimiz aylarda Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi (ICOMOS)Türkiye Milli Komitesi de yeni çalışmanın bilimsel verilerden uzak olduğuna dikkat çekti. Söz konusu sürece bir eleştiri de önceki gün Tarihçi Prof.Dr. İlber Ortaylı’dan geldi.


‘ARADAKİ FARKI ÇIPLAK GÖZLE BAKSA GÖRÜR’
Ortaylı, resmi sosyal medya hesabından konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Türkiye’deki restorasyon işlerine ehil olmayan restoratörlerin karıştığına dikkat çekerek, “Kimler ehil diyeceksiniz? Akademik unvan taşıyanların bile felaket işleri var. UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi uzun zamandır restorasyondaydı. Şimdi kubbedeki tezyinatın (kalemişi ve hatlar) tamamen kazınıp yerine yeni bir kubbe tezyinatı yapılması kararı tartışılıyor. Burada da grup işbirliği kokusu geliyor. Eski mevcut strüktür ile yeni arasındaki zevk farkını kim çıplak gözle baksa görür. Anlaşılan bu iş ya ehliyetsizce karar altına alınıyor yahut da takım kayırmasıyla. Bu yaklaşımı zamanında İstanbul Büyükşehir Belediyesi binasında da gördük. Berbat bir bina yıkım tehlikesi de geçirdiği halde arkadaşlar tarafından ‘milli eser’ olarak tescil edildi” dedi.


TEHLİKE ALTINDAKİ DÜNYA MİRASINA ‘YABANCI UZMAN’ ÖNERİSİ
Futbolda, yabancı hakem uygulamasından örnek veren Ortaylı, “Nasıl futbolda milli hakeme güvenmeyip uluslararası hakem çağırıyorsak tehlike altındaki dünya mirası milli eserlerimizi de aynı işleme tabii tutmalıyız. UNESCO ile ihtilaflı değerlendirme varsa 72 milletin uzman restoratörlerini bir araya getirirsiniz ona göre işler yürütülür. 3-5 kişiyle, hatırla teşekkül ettirilen anıtlar kurullarıyla çözülecek bir mesele olmadığı ortada” diye konuştu.
‘SİNAN’IN ESERLERİ TEKELE ALINACAK MİRAS DEĞİL’
Mimar Sinan’ın imparatorluk coğrafyasına, imparatorluğun sanatına kendi üslûbunu ve merkezî Osmanlı havasını veren dâhi olduğunu belirten Ortaylı, “Lütfen herkes 16. Asır Türk mimarisine, büyük ustanın en büyük eserine sahip çıkmayı öğrensin. Sinan’ın eserleri her kulun hatta her toplumun kendi tekeline alıp harcayacağı miras değil. Koca Sinan’ın örneğinin mevcut olmadığını dünya biliyor, söylüyor. Dedelerin büyük mirasına karşı bu uyuşuk halimizden kurtulalım. İşi yürütenlerin, yönetenlerin kontrolü, denetimi şart. Varşova yeniden inşa edilirken her gün referandum yapılıyordu ve insanlar ilgileniyordu. Biz neden uyuyoruz? Bu ilgisizlik uygarlık seviyemizi göstermez mi?” şeklinde konuştu.

Bu da soğutucu gaz kaçakçılığı

Kapıkule’nin karşısında yer alan Bulgaristan’ın Kapitan Andreevo Sınır Kapısı’nda Türkiye’den gelen  bir TIR’da 4 bin kilo kaçak soğutucu gaz ele geçirildi.

Kapitan Andreevo sınır kapısına gelen, Türk plakalı çekici ve yarı römorktan oluşan TIRr, gümrük kontrolünde şüpheli görülerek x-ray cihazına yönlendirildi. Almanya’ya gönderilmek üzere Türkiye’den yüklenen grupaj mal taşıdığını beyan eden aracın evrakları incelendi.

TIR’ın taramasında olağandışı yoğunluklar tespit edilince detaylı arama yapıldı. İncelemelerde beyan edilen yüklerin arasına gizlenmiş, toplam 4000 kilo ağırlığında 400 adet şişe halinde soğutucu gaz “R125” bulundu.

Gümrük yetkilileri, söz konusu gazların Avrupa Parlamentosu ve Konseyi’nin (AB) 573/2024 sayılı Tüzüğü uyarınca ithalat ve transit işlemleri için gerekli bilgilerin sağlanmadığını bildirdi.

Kaçak ürünlere el konulurken, TIR şoförü hakkında Bulgaristan Gümrük Kanunu kapsamında idari yaptırım uygulandı.

Devlet Konservatuvarı öğrencilerinden uluslararası başarı

Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuvarı, öğrencilerinin uluslararası alanda elde ettiği başarılarla adından söz ettirmeye devam ediyor. Bulgaristan’ın Dobrich kentinde düzenlenen 28. Uluslararası Gençlik Müzik Yarışması, Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuvarı “Hopes, Talents, Masters” öğrencilerinin başarısına sahne oldu.

Genç viyolonsel sanatçısı Asya Araboğlu, kendi kategorisinde birincilik ödülüne layık görülerek Türkiye’yi ve Trakya Üniversitesi’ni gururlandırdı. Eğitimine Prof. Tanju Araboğlu ile devam eden Araboğlu’na, sahne performansında piyanist Eser Akansu Eray eşlik etti.

Piyano kategorisinde yarışan Alya Karen Alan ise üçüncülük ödülü kazanarak önemli bir başarıya imza attı. Alan, müzik eğitimini Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Işıl Dağlar ile sürdürüyor.

Yarışma kapsamında dünyanın dört bir yanından gelen genç yetenekler, aynı zamanda Bulgaristan’ın seçkin müzisyenlerinden oluşan jüri üyeleriyle birebir ustalık sınıflarına (masterclass) katılma şansı yakaladı.

Elde edilen bu önemli dereceler, öğrencilerin sanat kariyerlerine değerli katkılar sağlarken, Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuvarının uluslararası platformdaki güçlü duruşunu da bir kez daha ortaya koydu.

Plakasız motosiklet sürücüsüne 10 bin 260 TL ceza!

Olgay GÜLER

Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde polisin durduğu plakasız ve çekme belgeli motosikletin sürücüsüne 10 bin 260 TL ceza uygulandı.

İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Motosiklet Yunus Timleri’nin motosikletlere yönelik uygulamasında, M.Ö.’nün kullandığı plakasız motosiklet durduruldu. Motosikletle ilgili yapılan sorguda, plakasının bulunmadığı ve çekme belgeli olduğu tespit edildi.

M.Ö.’ye 10 bin 260 TL para cezası uygulanırken, motosiklet trafikten men edilerek yediemin otoparkına çekildi.

Kış turizmine ‘ekonomik’ çıkmaz!

Olgay GÜLER
Edirneli Turizm Acentesi Sahibi Özkan Akgül, enflasyonla birlikte artan hayat pahalılığı ve iklim değişiklikleri nedeniyle, kış turizmine ilginin her yıl azaldığını belirtti.
Ülke genelinde çalışan ve emeklilerin maaşlarına yapılan zamların, hayat pahalılığının çok altında kalması nedeniyle, gider kalemlerini kısa vatandaşlar, en çok da turizme ayırdıkları payı düşürdü. Özellikle yaz aylarında fiyat olarak daha ucuz bölgeleri tercih eden vatandaşlar, kış turizmineyse hiç yanaşmamaya başladı. Edirneli Turizm Acentesi Sahibi Özcan Akgül, ekonomik zorluklar ve iklim şartları nedeniyle kış turizmine olan ilginin her sene azaldığını kaydetti.
‘KIŞ İÇİN BU SENE HİÇ ÖN REZERVASYON YOK’
Kış sezonu için henüz bir ön rezervasyon almadıklarını söyleyen Akgül, “Kış sezonu için şu an hiçbir ön rezervasyon almadık. Özellikle Uludağ’dır, Kartepe’dir bu gibi yerlere henüz yer ayırma olmadı. Bunun bir nedeni ekonomik sıkıntılar. Bir de bizim Türk milletinin en çok yaptığı şey, her şeyi son anda yapması. Son anı da bekleyen vardır mutlaka. Önceki yıllarda erken rezervasyonlar hep oluyordu ama bu sene maalesef ki yok. Her sene daha da düşüyor. Yere bir kar düşmeden, ya da havalar soğumadan kış sezonu başlamamış oluyor” dedi.
‘SEBEP MALİYETLERİN ARTMASI’
İlginin azalmasındaki en önemli nedenin maliyetlerin artması olduğuna dikkat çeken Akgül, “Kış turizmine ilginin azalmasının en önemli nedeni maliyetlerin artması. Yani insanlar bazı şeylere öncelik veriyor ve bu gezilerini erteliyorlar. Bir de Uludağ’a artık kar her sene daha da geç geliyor. Kışlar artık geç geldiği için bazı zamanlar Uludağ’a yılbaşına kadar hiç kar yağmadığını biliyoruz. En çok başta ekonomik sebepler, ikincisi iklim diyebiliriz” diye konuştu.
‘PAVLİ’YE HER GÜN ARAC KALDIRILACAK’
Kırklareli’nin Pehlivanköy ilçesinde 11-14 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek Pavli Panayırı için de turlarının olacağını dile getiren Akgül, “Bölgemizde bir de yapılacak olan Pavli Panayırı var, bu sene 115. yılı ve Türkiye’nin en eski panayırı. Abdülhamit Han zamanında kurulmuş ve halen aktif olan bir panayırdır. Bölgemizin en meşhur panayırıdır. Festival boyunca oraya her gün akşam saat 18.00’da Selimiye Camisi’nin yanındaki Halk Eğitim Merkezi’nden araçlarımız kalkıyor, etkinlik bölgesine gidiyor ve gece saat 12.00’de tekrar geri dönüş yapıyor. Gidiş – dönüş 500 TL gibi bir rakam sunduk müşterilerimize. Orada etkinliği, görsel şölenleri yaşayıp tekrar geri geliyorlar. Bunun yanında Çanakkale Şehitlik gezileri aktif durumda. İğneada, Dupnisa Mağarası, Kıyıköy gibi yerlere turlar da Ekim’e kadar devam eder. Ekim’den sonra da oralar da biter” şeklinde konuştu.