TÜ’den Edirne’de yüzey araştırması

Trakya Üniversitesi’nin Edirne ve çevresinde tarihi ve kültürel mirasa yönelik çalışmaları devam ediyor. Bu kapsamda, Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü tarafından Edirne merkez ve bazı ilçelerinde yüzey araştırması gerçekleştirildi.

Doç. Dr. Ergün Karaca başkanlığında yürütülen çalışmalara, bölümün öğretim elemanları ile lisans ve doktora öğrencileri de katılım sağladı.

2023 yılından itibaren Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün izinleriyle, Trakya Üniversitesi Rektörlüğü’nün proje ve araç desteğiyle yürütülen araştırmalar; Edirne Merkez, Lalapaşa, Süloğlu ve Havsa ilçelerini kapsıyor. Üçüncü sezonunu oluşturan 2025 yılı çalışmaları, ylül ayında tamamlandı.

Çalışmalar sonucunda, Erken Demir Çağı’ndan Osmanlı dönemine kadar uzanan farklı buluntular tespit edilirken, birçok yeni yerleşim alanı da belirlendi. Edirne’nin arkeolojik ve tarihi zenginliğine ışık tutan yüzey araştırmalarının önümüzdeki yıllarda da devam etmesi planlanıyor.

SOL Parti’den Lüleburgaz’da yürüyüş

SOL Parti Edirne İl Sözcüsü Nazım Türkoğlu, “Gerici rejimi değiştireceğiz, eşit, özgür, demokratik bir ülke kuracağız!” diyerek, tüm halkı 27 Eylül Cumartesi günü saat 15.00’te Eylül partisince Lüleburgaz’da gerçekleşecek yürüyüşe davet etti.
SOL Parti İl Sözcüsü Nazım Türkoğlu, yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti:
“Türkiye, Siyasal İslamcılık temelinde etnik ve dinsel ayrımlara dayanan yeni bir rejim inşasıyla karşı karşıyadır.
Laiklik ve demokrasi tümüyle ortadan kaldırılmak, seçimler göstermelik hale getirilmek istenmektedir. Bu girişim, Cumhuriyet’in sonunu ilan etme girişimidir!
İktidardakiler, emperyalistlerin bu rejim değiştirme planlarına dört elle sarılmakta; AKP ve MHP iktidarı, Anayasa oyunlarıyla Erdoğan’a ömür boyu başkanlık yolunu açmayı ve kendi
iktidarlarını sürdürmeyi hedeflemektedir.
Ekonomik krizin pençesinde emekçiler ve emekliler adeta ölüme terk edilmiştir. Sağlık ve eğitim başta olmak üzere kamu hizmetleri, özelleştirmeler yoluyla yalnızca kâr için çalışan alanlara dönüştürülmüştür.
Ormanlarımız, nehirlerimiz ve denizlerimiz aç gözlü bir rant hırsının pençesinde yok edil-mektedir. Ülkemiz; sahte diploma satıcılarından yargı borsasına, çetelerin, mafyanın ve tarikatların her alanda cirit attığı bir çürümenin içine sürüklenmiştir.
Güçler ayrılığı yok edilmiş; tek adamın ağzından çıkan her söz yasa haline gelmiştir.
Kadınların ve gençlerin hayatları çalınmış; adalet, eşitlik ve özgürlük ortadan kaldırılmıştır.
Bizler bu adaletsiz, eşitsiz, gerici düzeni değiştireceğiz!
Çağrımızdır:
Tek adam rejimine son vermek için omuz omuza mücadeleye, Emperyalistlerin ve gerici-faşist ortaklarının ülkemizi sürüklediği felaket senaryolarını boşa çıkarmaya, Türkiye’nin devrimci yeniden kuruluşu için birleşmeye çağırıyoruz.
27 Eylül’de Lüleburgaz’da buluşuyoruz!
Sol Parti olarak tüm halkımızı 27 Eylül Cumartesi günü saat 15.00’te Lüleburgaz’da gerçekleşecek yürüyüşümüze davet ediyoruz.
Gel, sesimizi birlikte yükseltelim! Eşit, özgür ve demokratik bir Türkiye’yi birlikte kuracağız!”

Gülden’in katiline 20 yıl!

Olgay GÜLER

Edirne’de E.A.’nın lise bahçesinde Gülden Coni’yi (16) 30 bıçak darbesiyle öldürmesiyle ilgili davada karar çıktı.

Olay, 5 Nisan’da Çavuşbey Mahallesi Horozlu Bayır Sokak’taki Edirne Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin bahçesinde meydana geldi. Okul bahçesinde bir kız çocuğunun hareketsiz yattığını görenler, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine adrese polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Sağlık görevlilerinin kontrolünde, Gülden Coni olduğu tespit edilen çocuğun bıçaklanarak öldürüldüğü belirlendi. Olaya ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında cinayet şüphelisi E.A. yakalanıp gözaltına alındı. E.A. daha sonra sevk edildiği adliyede çıkarıldığı nöbetçi hakimlik tarafından tutuklandı.

Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı’nın cinayete ilişkin soruşturmasını tamamlayıp hazırladığı 4 sayfalık iddianame, Edirne 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edildi. İddianamede E.A. hakkında, ‘Tasarlayarak, canavarca hisle, eziyet çektirerek, çocuğa beden ve ruh bakımından kendini savunamayacak kişiye karşı kadını kasten öldürmek’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. İddianamede ayrıca E.A.’nın 15 yaşında olması nedeniyle TCK’nın 31/3 maddesi uyarınca indirime gidilmesi talep edilip 18 yıldan, 24 yıla kadar hapisle en üst sınırdan cezalandırılması talep edildi.

KARAR DURUŞMASI GÖRÜLDÜ

Davanın Edirne 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün karar duruşması görüldü. E.A., tutuklu bulunduğu Samsun’daki Kavak Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan SEGBİS ile duruşmaya katılırken, Gülden Coni’nin babası Sami Coni, annesi Zehra Coni, ablası Nurhan Alüzrek ve tarafların avukatları da hazır bulundu. Sanık E.A.’nın 18 yaşından küçük olması nedeniyle kapalı görülen duruşmada taraflar dinlendi.

‘PİŞMANIM’ DEDİ

Tutuklu bulunduğu cezaevinden SEGBİS bağlantısı ile duruşmaya katılan zanlı E.A., pişman olduğunu söyledi. Olayın zanlısının son sözlerinin sorulmasının ardından duruşma savcısı mütalaasını açıkladı. Savcı, zanlının tasarlayarak canavarca hisle kadın ve çocuğu öldürme suçundan cezalandırılmasını talep etti.

20 YIL HAPİS CEZASI VERİLDİ

Mahkeme heyeti verilen kısa aranın ardından, E.A. hakkında önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verirken, 15 yaşında olması sebebiyle bu cezayı en üst sınır olan 20 yıl hapse döndürdü. Mahkeme E.A. hakkında haksız tahrik ve iyi hal indirimi uygulamadı.

‘MAHKEME VEREBİLECEĞİ EN ÜST SINIRDAN CEZA VERDİ’

Duruşmanın ardından Coni ailesi ve avukatları Oğuzhan Özcan Altıner açıklama yaptı. Altıner, mahkemenin verilebilecek en üst sınırdan ceza verdiğini belirterek, “Mahkeme verilebilecek en üst hadden ceza verdi. Şahıs 15 yaşında olduğu için verebileceği en yüksek ceza 20 seneydi. Herhangi bir haksız tahrik veya iyi hal indirimi uygulanmadı. Dosyada ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildikten sonra şahıs 15 yaşında olduğu için en üst sınır olan 20 seneye döndürüldü. Mahkeme heyetinin verebileceği en büyük ceza buydu, onun dışında herhangi bir indirim uygulamaması bizi mutlu etti. Bizim tek isteğimiz bu saatten sonra, kanun maddelerinin değişerek şahısların 15 ya da 16 yaşlarında olmaları sebebiyle indirim olmaması” diye konuştu. 

’20 SENE ÇOK AZ’

Gülden Coni’nin ablası Nurhan Alüzrek de 5 buçuk aydır kardeşi için mücadele ettiğini söyleyerek, “5 buçuk aydır kardeşim için mücadele ettim, 5 buçuk aydır kardeşimin çığlıklarını attım. Benim kardeşimin katili 20 seneyi hak etmedi, çok az” dedi.

Anne Zehra Coni de, “Kanunlar gereğini yaptı ama benim içim soğumadı. 20 sene çok az, kanunlar değişsin artık” diye konuştu.

İki mahallede elektrik kesintisi

Edirne merkez Nişancıpaşa ve Barutluk Mahallesi’nin bazı kesimlerine 27 Eylül Cumartesi, Pazartesi ve Salı günleri 7 saat 45 dakika süreyle elektrik kesintisi uygulanacak.
27 Eylül 2025 Cumartesi
TREDAŞ’ın açıklamasına göre, Cumartesi günü 09.15-17.00 saatleri arasında yapılacak şehir şebekesi tesis çalışması nedeniyle.Nişancıpaşa Mahallesi’nin Kıyık Ana Caddesi’nin Atlar Çeşme Sokağı ile Buçuktepe Yeni Yol Sokak arasında kalan bölümü, Yeni Yol Sokak, Hüseyin Civangil Sokak, Dibek Bakkal Sokak, Sirkeci Sokak ve Çokalca Cami Sokağın Kıyık Caddesi ile Sirkeci Sokak arasında kalan bölümü çalışma süresince 7 saat 45 dakika enerjisiz kalacak.
Yarın 09.15-17.00 saatleri arasında yapılacak şehir şebekesi tesis çalışması nedeniyle Barutluk Mahallesi’nin Kıyık Ana Caddesi’nin Büyük Fırın Sokak İle Nalbur Sokak arasında kalan bölümü, Mumhane Sokak, Kuru Çeşme Sokak, Tavşanbaba Türbe Sokak, Büyük Fırın Sokak, Kız Cellat Sokak, Karabulut Aralığı Sokak, ve Kırkpınar Sokak çalışma süresince 7 saat 45 dakika enerjisiz kalacak.
29 Eylül 2025 Pazartesi
Pazartesi günü 09.15-17.00 saatleri arasında yapılacak şehir şebekesi tesis çalışması nedeniyle Barutluk Mahallesi’nin Tavşanbaba Türbe sokağı, Kuru Çeşme Sokağı ve Kısmi olarak Hatip Cami Sokağı çalışma süresince 7 saat 45 dakika enerjisiz kalacak.
30 Eylül 2025 Salı
Salı günü 09.15-17.00 saatleri arasında yapılacak şehir şebekesi tesis çalışması nedeniyle Edirne Şehir Barutluk Mahallesi’nin Büyük Fırın Sokak,, Kız Cellat Sokak, Karabulut Aralığı Sokak ve Kırkpınar Sokak çalışma süresince 7 saat 45 dakika enerjisiz kalacak.

‘Ulus’ kilidini mahkeme açtı!

Olgay GÜLER

Edirne Belediyesi’nin yönetmeliğe aykırı süreçler olduğu gerekçesiyle Ulus Pazarı için aldığı kapatma kararı, Pazar yönetiminin başvurduğu Edirne Bölge İdare Mahkemesi tarafından iptal edilerek 30 günlük geçici yürütmeyi durdurma kararı verildi.

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, kentte her cuma günü açılan ve hem yerli halkın hem de turistlerin uğrak noktası olan Ulus Pazarı’nın, yönetmeliğe uygun olmayan süreçler nedeniyle kapatılacağını duyurdu. Belediye ekipleri tarafından alınan kararla pazarın kapısına kilit vurulup, önlem amaçlı önüne kamyon çekildi. Ulus Pazarı Esnaf Kooperatifi yönetimi belediyenin aldığı karara itiraz amaçlı Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurdu. Başvuruyu değerlendiren mahkeme, pazarın açıldığı Cuma gününe saatler kala 30 günlük geçici yürütmeyi durdurma kararı verdi. Kararın ardından Ulus Pazarı yeniden kurularak, erken saatlerden itibaren ziyaretçilerini ağırlamaya başladı.

’21 YILDIR EDİRNE’YE HİZMET VERİYORUZ’

Ulus Pazarı Esnaf Kooperatifi Başkanı Yüksel Barış Atkoşan, Ulus Pazarı’nın 2004 yılından bu yana Edirne halkına en iyi şekilde hizmet ettiğini belirterek, “Edirne Ulus Pazarı, hepinizin bildiği üzere 2004 yılından bu yana, 21 yıldır Edirne halkına en iyi şekilde hizmet etmektedir. Özellikle Bulgaristan, Yunanistan ve Romanya’dan gelen turistlerin ciddi anlamda ilk durakları olmayı başarmıştır. Bu itibarla hem Edirne ekonomisine hem de ülke ekonomisine çok ciddi katkıları söz konusudur. Ulus Pazarı sayesinde Edirne’ye gelen turistlerin, Saraçlar Caddesi başta olmak üzere, tüm Edirneli esnafımıza katkıları göz ardı edilmemelidir. Lokantalardan kafelere, otellerden eczanelere, berberlerden nalburlara ve daha sayamayacağımız birçok sektöre çok ciddi katkısı vardır. Ulus Pazarı, kaliteli ve uygun fiyatlı ürünleriyle bölgenin cazibe merkezi konumundadır” dedi.

‘BELEDİYE BAŞKANINA YANLIŞ VE HATALI BİLGİLER VERİLDİ’

Edirne Belediye Başkanı Gencan’a yanlış yönlendirmeler yapıldığını düşündüklerini söyleyen Atkoşan, “Yönetim olarak, Belediye Başkanımıza Ulus Pazarı ile ilgili bazı çevreler tarafından yanlış ve hatalı bilgiler verildiğini düşünmekteyiz. Aniden gelişen bu sürecin başka bir açıklaması yoktur. Belediye Başkanımızla en kısa zamanda bir araya geleceğiz ve birlikte mutlaka bir çözüm üreteceğiz. Bizim de bir yerde eksiğimiz varsa gidereceğiz. Belediyemizle 21 yıldır uyum içinde çalıştık ve çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

‘YÖNETMELİĞE AYKIRI BİR DURUM YOK’

Ulus Pazarı’nda yönetmeliğe aykırı bir durum olmadığını belirten Atkoşan, “Ulus Pazarı, bir tekstil ve giyim pazarıdır. 5957 sayılı Pazar Yerleri Yönetmeliği, sadece sebze, meyve ve gıda ürünlerinin satıldığı pazarları kapsamaktadır. Dolayısıyla Ulus Pazarı’nın yönetmeliğe aykırı bir durumu yoktur. Bununla ilgili elimizde Edirne İdare Mahkemesi kararları, Danıştay kararları ve Ticaret Bakanlığı’nın görüş yazıları mevcuttur” şeklinde konuştu.

‘4 BİN KİŞİNİN EKMEK TEKNESİ’

Ulus Pazarı’nın 4 bin kişinin geçim kaynağı olduğunu kaydeden Kooperatif Başkanı Atkoşan, “Edirne Ulus Pazarı, 21 yıldır bu Edirne’ye mal olmuş, Edirne’nin en önemli değeri ve markasıdır. 400 pazarcı esnafımızın aileleri ve çalışanlarıyla birlikte yaklaşık 4 bin kişinin geçim kaynağıdır, ekmek teknesidir. İçinde bulunduğumuz bu sıkıntılı ekonomik süreçte, birçok esnafımızın borç içerisinde olduğunu ve kış sezonu için ciddi hazırlıklar yaparak mal aldığın biliyoruz. Belediye Başkanımızın da bu durumu göz önünde bulundurarak esnafımızı mağdur etmeyeceğine inancımız tamdır” diye konuştu.

‘KAPAMA KARARI 1 AY SÜREYLE ERTELENDİ’

Atkoşan, Edirne Belediyesi’nin aldığı idari karara karşı Edirne İdare Mahkemesi’ne yürütmeyi durdurma talepli başvuru yaptıklarını hatırlatarak, “Belediyemizin aldığı idari karara karşı, Edirne İdare Mahkemesi’ne yürütmeyi durdurma talepli bir başvurumuz oldu. Mahkeme, geçici olarak yürütmeyi durdurma kararı verdi. Bu konuyla ilgili herhangi bir eksiklik varsa, biz bunu gidermeye hazırız. Şu an için karar yaklaşık bir ay süreyle ertelenmiş durumda. Bu süreçte mutlaka ortak akılla bir çözüm üreteceğimize inanıyoruz. Belediye Başkanımıza randevu talebimizi ilettik. En kısa sürede kendisiyle görüşerek hem elimizdeki belgeleri sunacağız hem de çözüm için iş birliği yapacağız” ifadelerini kullandı.

Umut hep vardır!

İsmail DEMİRAY

Edirne’nin Saros bölgesindeki Enez ilçesine bağlı Büyükevren Köyü’nde 11 Ağustos’ta başlayan ve rüzgârın etkisiyle Gülçavuş Köyü’ne kadar uzanarak yüzlerce dönümlük alanı etkileyen orman yangınından 45 gün sonra kül olmuş çam fidanlarının arasında yeşermeye çalışan bir meşe fidesi felaketin karanlık izleri arasında bir umut ışığı sundu.

Faciada tek teselli can kaybının yaşanmaması olurken, orman ekosistemi ve içinde barınan canlılar büyük zarar gördü. Yaklaşık 45 gün sonra yangın sahasında çekilen bir kare ise felaketin karanlık izleri arasında bir umut ışığı olarak belirdi.

Fotoğrafta, kül olmuş çam fidanlarının arasında yeşermeye çalışan bir meşe fidesi görülüyor. Yanmış ağaçların gölgesinde yeniden hayat bulan bu küçük fidan, doğanın kendini onarma gücünü ve umudun hiç tükenmediğini hatırlatıyor.

Uzmanlar ne diyor?

Orman mühendisleri, yangın sonrası doğanın kendini toparlamasının uzun yıllar alabileceğini vurgulasa da, toprağın bağrından çıkan yeni filizlerin bu sürecin başladığını gösterdiğini söylüyor. Meşe türleri, yangına karşı dirençli yapısıyla bilinirken, yeniden ormanlaşma sürecinde önemli bir rol oynuyor.

 “Umut Hep Vardır”

Kül olmuş bir arazinin ortasında filizlenen bu meşe, felaketin ardından doğanın yeniden doğabileceğini ve insanlara “umudun hep var olduğunu” hatırlatıyor.

‘Selimiye’de tarihi soykırım!’

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan Mimar Sinan’ın başyapıtı Selimiye Camii’nin kubbesindeki tartışmalara yol açan restorasyon çalışmalarına “Tarihi keyfinize göre değiştiremezsiniz!  Bu tarih soykırımına izin verilmemelidir” diyerek tepki gösterirken, bir süre önce aynı konudaki eleştirilerini dile getiren ünlü tarihçi İlber Ortaylı, sosyal medya hesabından bu tavrını bir kez daha ortaya koydu.

ÜMİT ÖZDAĞ

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ sosyal medya hesabından gerçekleştirdiği paylaşımında şunlara yer verdi:

“Selimiye Cami kubbesinin orijinal tarihi desenleri silinip kubbeye yeni bir tasarım uygulanacakmış. Bu kararı verenlerin birkaç kişi olduğu söyleniyor. Sanat tarihçileri, tarihçiler, ilahiyatçılar ve aydınlar haklı olarak isyan ediyorlar. Tarihi keyfinize göre değiştiremezsiniz!  Bu tarih soykırımına izin verilmemelidir.”

İLBER ORTAYLI

Selimiye Camii’nin kubbesinde yürütülen restorasyon çalışmalarına bir süre önce tepki gösteren ünlü tarihçi İlber Ortaylı, bunu uzman hattatların ortak bildirisinden yola çıkarak ikinci kez şöyle yineledi:

“Edirne Selimiye Camii Kubbe Yazılan Restorasyonu: İhya mı, İmha mı?

Dünya kültür mirasının en önemli eserlerinden sayılan ve Mimar Sinan’ın yüksek sanat anlayışıyla Türk-Islam mimarisine damgasını vurmuş olan Edirne Selimiye Camii’nin kubbesine, çinilerine, taş ve mermerlere işlenmiş bulunan yazılar aslen 16. yüzyılın meşhur hattatı Ahmed Şemseddin Karahisari’nin (ö. 1566) talebesi Hattat Hasan Çelebi (5.1594) tarafindan yazılmıştır.

Bu kapsamda;

1. Edirne Selimiye Camii’ndeki Hasan Çelebi’ye ait Karahisari ekolündeki yazılar kesinlikle muhafaza edilmelidir.

2. Edirne Selimiye Camii’nin hiçbir yerine günümüz hattatlarından herhangi birisinin yazısı kesinlikle yazılmamalı, 450 yıllık bu tarihi mirasta, yaşayan bir hattatın imzasına yer verilmemelidir.

3. Tarihi camilerimizin dönemine ait yazıları konusunda uzman hattatlar ve hat sanatı akademisyenleri, restorasyon için oluşturulan bilim kurullarında yer almalı, bu konuda ayrıca danışma heyeti oluşturulmalıdır.

4. Selimiye Camii’ndeki yazılarda tespit edilen imlå hataları varsa bunlar tashih edilmeli ve âyetlerin yanlış yazılması sebebiyle çoğu zaman anlam bütünlüğünü bile ortadan kaldıran bu tür sehivleri de muhafaza etmeye yönelik aşırı korumacı bir tutumdan vazgeçilmelidir.

5. Hat ve tezyinat konulanında da birden fazla uzmandan teşekkül eden heyetler oluşturulmalı, bilim kurulundaki mimar, sanat tarihçi vs. branşlardaki uzmanlar yerine, doğrudan hat ve tezyinat uzmanı olan heyet üyelerinin ortak kanaatiyle hat ve tezyinata müdahale karan alınmalıdır. Hat veya tezyinat hususunda özel bir ihtisası olmayan bilim kurulu üyelerinin sadece kendi ihtisas alanlarıyla ilgili konulardaki görüşleri dikkate alınmalıdır. Kültürel varlıklarımızın korunması, gelecek nesillere aktarılması ‘aslımı bozmadan onarmak’ esasına bağlı kalınarak restore edilmektedir. Aslı bozularak yapılan restorasyon ihya edilecek eserin imha edilmesidir.

Konu hakkında yetkili mercileri Edime Selimiye Camii’nin aslının korunması için acil müdahaleye davet ediyor, üst kurul tarafından verilen kararın iptalini talep ediyoruz.

Türk Dil Bayramı 93 yaşında

Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi,  Türk Dil Bayramı’nın 93. yılını Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve dava arkadaşlarını bir kez daha saygı, minnet ve özlemle anarak kutladı.

Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Yönetim Kurulu yaptığı açıklamada, 26 Eylül 1932 tarihinde toplanan 1. Türk Dil Kurultayı ile yüzyıllar boyunca Türk diline giren yabancı kelimelerin Türkçe’den arındırılarak Dil Bayramı’nın ilk kez kutlandığını anımsattığı açıklamasında şunları kaydetti .

“Türk Dili Tetkik Cemiyeti 12 Temmuz 1932’de kuruldu. Amacı, ”Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek” diye belirlenen Cemiyet, 26 Eylül-5 Ekim 1932’de Dolmabahçe Sarayı’nda Birinci Türk Dili Kurultayı’nı topladı.

26 Eylül1932’de Dolmabahçe Sarayı’nda toplanan Birinci Türk Dili Kurultayı’nın son gününde oybirliği ile kabul edilen 26 Eylül Dil Bayramı, aynı zamanda “Dil Devrimi”nin da coşkuyla kutlandığı bir gündür. Bilindiği gibi “Dil ve Alfabe Devrimi” 1 Kasım 1928 yılında gerçekleşti ve dört yıl sonra ilk defa 26 Eylül 1932 günü “Birinci Türk Dili Kurultayı” toplandı. Birinci Türk Dil Kurultayının toplandığı Eylül ayının 26. gününü de içine alan son hafta “Dil Bayramı” olarak kutlanmaktadır.

Dilcilerin yanı sıra yazarların, her meslekten aydınların, halk temsilcilerinin katıldığı Kurultayda çalışma kolları kuruldu. Cemiyet, 1934’te yapılan kurultayda ”Türk Dili Araştırma Kurumu” adını aldı; 1936’daki kurultayda ise adı, bugünkü ”Türk Dil Kurumu” (TDK) olarak değiştirildi. Atatürk, ölümünden kısa süre önce yazdığı vasiyetname ile mal varlığını Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumuna (TTK) bıraktı. Bu iki kurumun bütçesi bugün de Atatürk’ün mirasından karşılanmaktadır. TDK ve TTK, 1982 Anayasası ile oluşturulan ”Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu”na bağlandı.

Türk Dil Kurumunun yapısıyla ilgili ilk önemli değişiklik 1951 yılındaki olağanüstü kurultayda yapılmıştır. Atatürk’ün sağlığında Millî Eğitim Bakanının Kurum başkanı olmasını sağlayan tüzük maddesi 1951’de değiştirilmiş; böylece Kurumun devletle bağlantısı koparılmıştır. Söz konusu Kurultay’da yapılan tüzük değişikliği ile Cumhurbaşkanlarının Kurumu koruyuculuk özellikleri, Millî Eğitim Bakanlarının doğal Kurum başkanlıkları hükümleri kaldırılmış, Yönetim Kurulunun kendi içinde başkan seçmesi kuralı getirilmiştir. Böylece Kurumun 1951 yılına kadar süren devlet himayesindeki dernek statüsüne son verilmiştir. Bu tarihten sonra bir dernek yapısındaki TDK’nin Başkanı, hemen her meslekten kişilerin bulunduğu üyeler tarafından seçilen Yönetim Kurulu içerisinden seçilecektir. Bu hüküm, izleyen kurultaylarda kabul edilen tüzüklerde yer almıştır.

Yeni dönemde Türk Dil Kurumu başkanı ne yazık ki artık atama yoluyla göreve getirilmektedir. Türk Dil Kurumu teşkilat yapısında yapılan son değişiklik 02.11.2011 tarihinde 664 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yapılmıştır.

Türk Dil Kurumunun üç süreli yayını bulunmaktadır. Güncel dil ve edebiyat konuları ve geniş kitlenin anlayacağı dilde yazılmış araştırmaları içine alan Türk Dili dergisi ayda bir yayımlanmaktadır. Altı ayda bir yayımlanan Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi; Kazak, Kırgız, Özbek, Türkmen, Azeri, Tatar vb. Türk topluluklarının dil ve edebiyatlarıyla ilgili araştırmalara yer verir. Türk Dili Araştırmaları Yıllığı-Belleten ise bilimsel araştırmaları içine alır ve yılda bir sayı yayımlanır.

Türk Dil Kurumu kuruluşundan bugüne içinde bilim sanat terimleri sözlükleri, ağız araştırmaları, Türk dünyası destanları ve edebi metinlerinin bulunduğu geniş bir yelpazede 1163’ü geçen eseri yayımlayarak bilim de kültür dünyasına sunmuştur.

Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Yönetim Kurulu olarak, ‘Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması milli hissin inkışafında başlıca müessirdir. Türk Dili, dillerin en zenginlerindendir, yeter ki bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek istiklalini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır’ diyen büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve dava arkadaşlarını saygı, minnet ve özlemle anıyoruz.

Türk Dil Bayramı’nın 93. yılı kutlu olsun!”

Prof. Dr. Öztora’ya büyük gurur


Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serdar Öztora, Avrupa Aile Hekimliği Birliği (WONCA Avrupa) Yönetim Kurulu üyeliğine 3 yıl süreyle yeniden seçildi.


Avrupa’daki aile hekimlerinin akademik ve bilimsel topluluğu olan WONCA Avrupa, 47 üye ülke ve 90 bini aşkın aile hekimini temsil ediyor. Yönetim Kurulu ise üyelerini temsil etmek üzere seçilen 10 kişiden oluşuyor.